Uluslararası güç mücadelesi Nijer’e olası bir askeri müdahaleyi engelleyecek mi?

Paris, hızlı bir çözüm için baskı yaparken Washington barışçıl bir çözümü destekliyor.

ECOWAS ülkelerinin liderleri perşembe günü Abuja’daki toplantıda bir araya geldiler. (AP)
ECOWAS ülkelerinin liderleri perşembe günü Abuja’daki toplantıda bir araya geldiler. (AP)
TT

Uluslararası güç mücadelesi Nijer’e olası bir askeri müdahaleyi engelleyecek mi?

ECOWAS ülkelerinin liderleri perşembe günü Abuja’daki toplantıda bir araya geldiler. (AP)
ECOWAS ülkelerinin liderleri perşembe günü Abuja’daki toplantıda bir araya geldiler. (AP)

ABD ve Fransa’nın Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) zirvesinin perşembe günkü toplantılarında örgütün ‘yedek kuvvet konuşlandırılmasına’ ilişkin aldığı kararlara verdiği desteğe rağmen, Washington ve Paris arasında pozisyon farklılığı var. ECOWAS’ın söz konusu kararı, devrik Nijerya Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’u göreve geri getirmek için bir askeri müdahalenin yolunu açıyor. Öyle ki Fransa, tüm kararlara tam desteğini ifade etti. Ancak ABD Dışişleri Bakanı ise anayasal düzeni yeniden tesis etmek için askeri müdahale kararını açıkça desteklemeden, ülkesinin krize barışçıl bir çözüme bir kez daha bağlı olduğunu söyleyerek, ECOWAS’ın Nijer ile ilgili çabalarına desteğini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Afrikalı uzmanlar, Nijer’de askeri güç kullanımına ilişkin Fransız ve Amerikan pozisyonlarının uyumsuzluğunun, bu adımın başarı şansını sınırlayacağını veya yok edeceğini belirttiler. Uzmanlar, ABD’nin tavrının ‘daha güçlü’ olduğuna ve Fransa’nın ‘ancak ABD onayıyla askeri müdahalede bulunabileceğine’ dikkat çektiler.

Yedek kuvvet konuşlandırma

ECOWAS, Nijerya’nın başkenti Abuja’daki olağanüstü zirvesinde, Cumhurbaşkanı Bazoum’u göreve geri getirmek için örgütün yedek kuvvetini konuşlandırma kararı aldı. ECOWAS Başkanı Ömer Turay da bu kararı doğrularken, barışçıl yollarla anayasal düzeni yeniden tesis etme taahhüdünün ise devam ettiğine dikkat çekti.

Nijerya Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu, zirvede başkanlığını yaptığı grubun Nijer’deki durumla ilgili olarak son çare güç kullanımı da dahil olmak üzere hiçbir seçeneği uzak görmediğini vurguladı. Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı Alassane Ouattara ise ECOWAS liderlerinin askeri operasyona bir an önce başlaması için yeşil ışık yaktığını duyurdu. Ouattara, yaptığı açıklamada “Genelkurmay başkanları, ayrıntıları düzenlemek için başka konferanslar düzenleyecek” dedi.

Diğere yandan Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı, “ECOWAS, geçmişte Liberya, Sierra Leone, Gambiya ve Gine-Bissau’ya anayasal düzeni tehdit altındayken müdahale etmişti. Nijer bugün de benzer bir durumda ve ECOWAS, bunu kabul edemiyor” açıklamasında bulundu.

Fransa perşembe akşamı, anayasal düzeni yeniden sağlamak için örgütün yedek kuvvetinin konuşlandırılması dahil, ECOWAS liderlerinin Nijer zirvesinde alınan tüm kararlara tam desteğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Nijer’de devam eden darbe girişimini şiddetle kınıyoruz” ifadeleri kullanıldı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da ‘kriz için barışçıl bir çözüm’ çağrısında bulundu ve “ABD, ECOWAS’ın krize barışçıl bir çözüm için tüm seçenekleri değerlendirme kararlılığını takdir ediyor” dedi.

Ardışık başarısızlıklar

ABD’deki Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nde Afrika meseleleri araştırmacısı olan Coleman Afule, Amerikan ve Fransız vizyonlarındaki tutarsızlığın artık bir tartışma konusu olmadığına dikkat çekti. Afule, Fransa’nın son yıllarda Afrika’daki jeopolitik gerilemelerden mustarip olduğunu ve iki ülkedeki yeni liderliklerle yaşanan gerginliklerden ardından kuvvetlerini Burkina Faso ve Mali’den çekmek zorunda kaldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Afule, ABD’nin ‘Afrika’daki terörist grupları yenemediğini, Rusya ve akımların istismar ettiğini ve eski sömürgeciliğin güçlerine karşı milli duyguları körüklemeye dayalı bir yaklaşımı sürdüğünü’ gördüğü Fransa’nın hatalarından ders aldığını söylerken, bunun Washington’ı Paris’in aldığından daha esnek pozisyonlar almaya sevk ettiğine vurgu yaptı.

Afrika meseleleri araştırmacısı, son Afro- Amerikan zirvesinde teyit edilen, kıta ülkelerine yönelik yeni ABD stratejisi tarafından onaylanan değişikliklere dikkat çekti. Söz konusu zirve, ‘Afrika’da karşılıklı saygı temelinde ortaklıklar kurma çabasını’ içermişti. Afule ayrıca, “Washington, iktidarı silah zoruyla ele geçirmeyi reddetmesine rağmen, Nijer’de askeri bir maceraya izin vermiyor” dedi.

Amerikan stratejisi

Geçen yılın ağustos ayında ABD, başta Sahra altı ülkeler olmak üzere kıtadaki ülkelerde varlığını güçlendirmek için yeni bir strateji açıkladı. Bu strateji, bu ülkelerin küresel öncelikleri Afrikalılar ve Amerikalılar lehine ilerletmede belirleyici bir rol oynayacaklarını ortaya koydu. Aynı şekilde geçen aralık ayında Washington, 49 Afrikalı liderin katıldığı bir zirveye ev sahipliği yaptı. Bu dönemde ABD yönetimi, kıta ülkelerine üç yıl boyunca 55 milyar dolar ayırma sözü verdi. Aynı şekilde Çin ve Rusya’nın Afrika’daki etkisinin istikrarı bozabileceği konusunda uyardı.

Kahire Üniversitesi Afrika Çalışmaları Enstitüsü'nde siyaset bilimi yardımcı doçenti olan Dr. Ahmed Amal, “Nijer’e askeri müdahaleyi hoş karşılamayan ABD’nin tavrı, tüm olası askeri müdahaleyi ortadan kaldırıyor” dedi. Amal, krizin başından beri Washington’un ‘açık bir diplomatik rotası’ olduğuna dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Amal, başlangıcından bu yana krize müdahil olan ABD yönetiminin, aralarında ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland’ın da bulunduğu önde gelen yetkilileri, birçok askeri liderin bir araya geldiği Nijer’e gönderdiğini söyledi. Dr. Ahmed Amal sözleirni şöyle sürdürdü:

“Fransa zayıf bir konumda. Tek başına bir askeri müdahaleye öncülük edemez. Bölgedeki en güçlü varlığa sahip olan Washington, bu müdahaleyi onaylamazsa ECOWAS ülkelerinin desteğiyle bile gerçekleşmez.”

ECOWAS’ın verdiği süre başarısız oldu

Afrika meselelerinde uzmanlaşan akademisyen, Fransa ve ECOWAS ülkelerinin Nijer’de yeni otorite için belirlenen sürenin dolmasının ardından askeri müdahale tehdidini gerçekleştirmediğine dikkat çekti. Askeri müdahalenin tüm taraflar için yararlı olmadığını ve Liberya gibi ülkelerde daha önceki ECOWAS müdahalesi vakalarını hatırlatan Amal, bu durumun Nijer örneği için geçerli olmadığını dile getirdi. Dr. Ahmed Amal’a göre bu müdahale, başkentin isyancı kontrolüne karşıydı ve siyasi meşruiyeti olmasa bile ulusal bir orduya karşı değildi.

Amal, ABD’nin Nijer’deki iktidar kaymalarının Afrika ülkesindeki siyasi kurumların kırılganlığını yansıttığının farkında olduğunu ve Cumhurbaşkanı Bazoum’un otoritesini devirmeye yönelik tek darbe girişimi olmadığını belirtirken, “Bu nedenle Washington, krize müdahalede suskunken Paris, bölgedeki yıpranan etkisinden geriye kalanları korumak için daha kararlı bir çözüm istiyor” ifadesini kullandı.

Nijer topraklarında yaklaşık bin 100 kişilik bir askeri güce sahip olan ABD’nin, Nijer’de askeri gücün ele geçirilmesini henüz resmi şekilde ‘darbe’ olarak sınıflandırmadı. Ayrıca geçen hafta ABD yönetimi, Nijer’e yönelik bazı dış yardım programlarını askıya almakla yetindi.

Nijer’deki askeri konsey, 26 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’un görevden alınmasının ardından Fransa ile askeri iş birliği anlaşmalarını iptal ederken, Washington’a buradaki güçleriyle ilgili benzer bir bildirim ise ulaşmadı.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.