Rus savaş gemisi Karadeniz’de kuru yük gemisine uyarı ateşi açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rus savaş gemisi Karadeniz’de kuru yük gemisine uyarı ateşi açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya Savunma Bakanlığı, Karadeniz’de Ukrayna limanına doğru hareket eden kuru yük gemisine uyarı ateşi açıldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Rus devriye gemisi “Vasiliy Bıkov”un Karadeniz’in güneybatısında Palau bayraklı “Sukru Okan” adlı kuru yük gemisini tespit ettiği belirtildi.

Geminin Ukrayna’nın İzmail Limanı'na doğru hareket ettiği bilgisine yer verilen açıklamada, “Kuru yük gemisinin kaptanı, yasaklı yüklerin sevkiyatına yönelik denetim için durması talebine yanıt vermedi. Rus savaş gemisi, gemiyi zorla durdurmak için otomatik hafif silahla uyarı ateşi açtı.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, geminin denetimi için Rus askerlerini taşıyan "Ka-29" tipi helikopterin havalandığı kaydedilerek, “Telsiz görüşmelerinin ardından gemi durdu ve denetim ekibi kuru yük gemisine bindi. Denetim ekibinin çalışmaları tamamlandıktan sonra Sukru Okan gemisi, İzmail Limanı'na doğru yoluna devam etti.” bilgisi paylaşıldı.

Rusya Savunma Bakanlığından 19 Temmuz’da yapılan açıklamada, Ukrayna limanlarına giden tüm gemilerin “potansiyel askeri yük taşıyıcısı” olarak değerlendirileceği bildirilmişti.



Moskova'ya doğru fırlatılan 46 İHA önlendi

15 Mayıs 2026'da Moskova'nın merkezindeki Kremlin yakınlarında, makineli tüfekle donatılmış bir kamyonetin yanındaki Rus güvenlik görevlisi, (Reuters)
15 Mayıs 2026'da Moskova'nın merkezindeki Kremlin yakınlarında, makineli tüfekle donatılmış bir kamyonetin yanındaki Rus güvenlik görevlisi, (Reuters)
TT

Moskova'ya doğru fırlatılan 46 İHA önlendi

15 Mayıs 2026'da Moskova'nın merkezindeki Kremlin yakınlarında, makineli tüfekle donatılmış bir kamyonetin yanındaki Rus güvenlik görevlisi, (Reuters)
15 Mayıs 2026'da Moskova'nın merkezindeki Kremlin yakınlarında, makineli tüfekle donatılmış bir kamyonetin yanındaki Rus güvenlik görevlisi, (Reuters)

Moskova Belediye Başkanı, bugün erken saatlerde başkent Moskova'ya doğru fırlatılan 46 insansız hava aracının (İHA) engellendiğini duyurdu. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi.

Telegram üzerinden peş peşe mesajlar paylaşan Sergey Sobyanin, hava savunma sistemlerinin şehre yönelen dokuz ayrı İHA dalgasını etkisiz hale getirdiğini belirtti. Sobyanin, İHA enkazlarının düştüğü bölgelere kurtarma ekiplerinin sevk edildiğini ifade etti, ancak detaylı bilgi vermedi.

Ukrayna, son aylarda Rusya topraklarına, zaman zaman sınırdan oldukça uzak bölgelere düzenlediği saldırıları yoğunlaştırdı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre özellikle enerji kaynaklarını ve ulaşım altyapısını hedef alan bu saldırılar, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı saldırılarını finanse etme kapasitesini zayıflatmayı amaçlıyor. Rusya ise Ukrayna'ya yönelik bombardımanlarını neredeyse günlük olarak sürdürüyor.


Azınlıklar, BM’de “kültürel silinmeyi” amaçlayan yeni bir Çin yasası konusunda uyardı

Tibet'in manevi lideri Dalai Lama (Reuters)
Tibet'in manevi lideri Dalai Lama (Reuters)
TT

Azınlıklar, BM’de “kültürel silinmeyi” amaçlayan yeni bir Çin yasası konusunda uyardı

Tibet'in manevi lideri Dalai Lama (Reuters)
Tibet'in manevi lideri Dalai Lama (Reuters)

Tibet halkını ve Uygur azınlığını temsil edenler, Birleşmiş Milletler’in (BM) geçtiğimiz hafta düzenlediği bir toplantıda, azınlıkları yok etmeyi amaçladığını söyledikleri yeni bir yasanın iptal edilmesi için Çin'e uluslararası baskı uygulanması çağrısında bulundu.

Yarın yürürlüğe girmesi beklenen ‘Etnik Birlik ve İlerlemenin Pekiştirilmesi Yasası’, etnik gruplar arasında ‘ortak’ bir ulusal kimlik oluşturmayı ve Çin toplumunda ‘uyumun pekiştirilmesini’ amaçlıyor.

İnsan hakları savunucuları ise yetkilileri, yasayı ‘ülke nüfusunu çoğunluğunu oluşturan Hanlar ile zorla bütünleşmeyi hedefleyen uzun süredir uygulanan politikaların sürdürülmesi için Pekin'e hukuki kılıf sağlamak amacıyla çıkarmakla’ suçluyor.

Yasa, ‘şiddet içeren terör faaliyetleri, etnik ayrılıkçı faaliyetler veya dini aşırılık faaliyetlerine’ katılımı suç sayıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, bu ayın başlarında Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi'nde yaptığı konuşmada yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunarak yasanın ‘dil, eğitim, dini ve kültürel uygulama, ifade ve toplanma özgürlüklerine yönelik kısıtlamaları derinleştirme’ riski taşıdığı uyarısında bulunmuştu.

Konseyin cuma günü düzenlediği yan etkinlikte Tibet halkını ve Uygur azınlığını temsil edenler, kültürel, dini ve dilsel kimliklerinin nasıl suç sayıldığına dair açıklamalarda bulundu.

Dalai Lama'nın ve Orta ile Doğu Avrupa'daki Tibet Merkezi İdaresi'nin temsilcisi Thinlay Chukki, etkinlikte yaptığı konuşmada bu yasa uyarınca Tibetlilerin ‘artık yasal olarak var olmalarına izin verilmediğini’ söyleyerek bunun bir halkın maruz kaldığı ‘kültürel soykırım’ olduğu uyarısında bulundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Chukki, yasanın ‘Tibetlileri kimlik, kültür ve dil olarak silmeye yönelik bir mevzuat’ niteliği taşıdığını belirtti.

Kimlik, kültür ve dil

Çin, sınırları içinde yüzlerce dil ve lehçe konuşan 55 etnik azınlığı resmi olarak tanıyor. Bununla birlikte hükümet politikaları, Tibet dahil azınlık nüfusunun yoğun olduğu bazı bölgelerde Mandarin Çincesinin eğitim dili olarak benimsenmesi konusunda girişimlerde bulundu.

Chukki, yasanın aslen Tibetli çocukların yatılı okullara zorla gönderilmesini öngören mevcut sistemi yasal bir kılıfa kavuşturduğuna işaret ederek bu çocukların ‘Mandarin dilini ve Han Çin kültürünü öğrenmeye zorlandığını’ belirtti.

Aktivistler, benzer bir yatılı okul sisteminin Müslüman çoğunluklu Uygur azınlığını hedef aldığı ve BM'nin insanlığa karşı suçlar işlenmiş olabileceği uyarısında bulunduğu Şincan bölgesinde de mevcut olduğunu söylüyorlar. Ancak Çin, bu iddiaları kesin biçimde reddediyor.

Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, Pekin'in ‘kimliklerini zayıflatmaya ve nesiller arası bağları koparmaya’ çalıştığını söyledi. Arkin, yeni yasanın ‘Uygurların kimliğini, mirasını ve dinini tamamen ortadan kaldıracağı ve halkı Çin (Han) kimliğini benimsemeye zorlayacağı’ uyarısında bulundu.

Cuma günkü oturumda katılımcılar arasında bulunan Çinli bir temsilci yasayı savunarak ‘insan haklarını Çin'in itibarını sürekli zedelemek için siyasi bir araç olarak kullanan ülke ve kuruluşlara’ yüklendi.

Tibet ve Uygur temsilciler, diğer diplomatları ve BM'yi yasanın iptal edilmesi için Çin'e baskı uygulamaya çağırarak özellikle yurt dışındaki kişi ve kuruluşları yeni yasanın ihlalinden hukuki sorumlu tutabilecek bir maddeye dikkati çektiler.


Karşılıklı saldırıların durması Washington-Tahran müzakerelerine ivme kazandırdı

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağı, Orta Doğu semalarında devriye sırasında (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağı, Orta Doğu semalarında devriye sırasında (CENTCOM)
TT

Karşılıklı saldırıların durması Washington-Tahran müzakerelerine ivme kazandırdı

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağı, Orta Doğu semalarında devriye sırasında (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir F-16 savaş uçağı, Orta Doğu semalarında devriye sırasında (CENTCOM)

ABD ile İran arasında karşılıklı saldırıların durdurulması müzakerelere yeniden ivme kazandırırken ABD Başkanı Donald Trump bugün, Doha'da bir görüşme yapılacağını açıkladı. Beyaz Saray ise Steve Witkoff ile Jared Kushner'ın mutabakat muhtırasının uygulanmasına dair teknik müzakerelerle eş zamanlı olarak üst düzey toplantılara katılacağını duyurdu.

Trump, görüşme talebinin İran'dan geldiğini belirtirken Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı kaynak, görüşmelerin İsviçre'deki önceki teknik tur müzakerelerinden farklı olarak Hürmüz Boğazı'nın yönetimi ve gerginliğin azaltılması konularına odaklanacağını bildirdi. Bu gelişme yaşanırken İran Dışişleri Bakanlığı Hukuki İşler ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, dört çalışma grubunun resmi toplantılarının bu hafta planlandığını yalanladı ve tarih ve mekânın henüz kesinleşmediğini belirtti. Görüşmenin duyurulmasından önce ABD ve İran, gemilerin serbestçe hareket etmesine olanak tanımak ve kırılgan anlaşmayı tehdit eden son karşılıklı saldırıların ardından muharebe operasyonlarını geçici olarak durdurmak konusunda mutabakata vardı.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezişkiyan, Katar'ın İran’a ait dondurulmuş 12 milyar dolarlık varlığın 6 milyar dolarlık kısmını serbest bırakacağını söyledi. İranlı bir kaynak, transfer düzenlemelerinin nihai aşamaya girdiğini ve işlemin iki taksitte gerçekleştirileceğini bildirirken ABD’li yetkililer paranın henüz fiilen serbest bırakılmadığını vurguladı.

Diğer taraftan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Paris'teki görüşmelerinin ardından Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının önemini vurgulayarak boğazda herhangi bir şart ya da kısıtlama olmaksızın seyrüsefer serbestisine bağlılıklarını yinelediler ve mayın temizleme operasyonlarını ortak biçimde yürütme konusunda anlaştılar.