FBI, 20 yıl önce kaçırılan çocuğun peşinde: Yaşlandırılmış fotoğraf yayımlayıp ödülü artırdılarhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/4490331-fbi-20-y%C4%B1l-%C3%B6nce-ka%C3%A7%C4%B1r%C4%B1lan-%C3%A7ocu%C4%9Fun-pe%C5%9Finde-ya%C5%9Fland%C4%B1r%C4%B1lm%C4%B1%C5%9F-foto%C4%9Fraf-yay%C4%B1mlay%C4%B1p-%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC
FBI, 20 yıl önce kaçırılan çocuğun peşinde: Yaşlandırılmış fotoğraf yayımlayıp ödülü artırdılar
Meksika'da üç yaşına girmesine 4 ay kala (sağda) kaçırılan Joshua Garcia'nın yaşlandırılmış görüntüsü (solda) (Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi)
FBI, 20 yıl önce kaçırılan çocuğun peşinde: Yaşlandırılmış fotoğraf yayımlayıp ödülü artırdılar
Meksika'da üç yaşına girmesine 4 ay kala (sağda) kaçırılan Joshua Garcia'nın yaşlandırılmış görüntüsü (solda) (Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi)
FBI, 20 yıllık faili meçhul çocuk kaçırma vakasında bilgi için verilecek ödülü arttırdı.
Joshua Keshaba Sierra Garcia, 12 Ağustos 2003'te Meksiko'da kaçırıldığında üç yaşına basmasına 4 ay kalmıştı.
Küçük çocuk akrabalarıyla birlikte ülkeyi ziyaret ediyordu ve burada vaftiz edilmesi planlanıyordu. Ancak kaçırma sırasındaki saldırı sonucu Joshua'nın 14 yaşındaki bakıcısı ölürken aradan 20 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen ailesi halen cevap arıyor.
Daha önce fidye bırakma girişimi sonrası bir gözaltı yapıldıysa da halihazırda kolluk kuvvetleri Garcia'nın nerede olduğuna dair bir bilgiye sahip değil.
FBI artık Joshua'nın "sağ ya da ölü" bulunmasını sağlayacak bilgi veren herkese 20 bin dolar ödül vaat ediyor.
Ödül miktarı geçen hafta, Joshua'nın kaçırılışının 20. yıldönümünde iki katına çıkarıldı. Ödül duyurusuyla birlikte Joshua'nın yaşlandırıldığı bir fotoğrafı da paylaşıldı.
FBI'ın Los Angeles Saha Bürosu'ndan Sorumlu Müdür Yardımcısı Donald Always, NBC News'e, "Yıllar boyunca Joshua'yı bulmak için hem ABD'de hem de Meksika'da birçok soruşturma adımı atılırken onu bulma ve 20 yıl önce ona ne olduğunu anlama umudumuzu asla yitirmedik" dedi.
Always sözlerine şunları ekledi:
Ödül teklifinin, yeni fotoğrafın ve ilave soruşturma tekniklerinin Joshua'ya ulaşmamızı sağlayacak ve ailesi için bu davayı çözmemize yardımcı olacak bilgiye sahip birini ortaya çıkaracağını umuyorum.
Joshua kaybolduğunda 91 cm boyunda ve yaklaşık 11 ila 13 kilo ağırlığındaydı. Joshua'nın gözleri kahverengi ve saçları siyah.
Vance’in başkanlık hedefleri... 2028 seçim yarışına hazırlık için kendi siyasi yolunu mu çiziyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338634-vance%E2%80%99-ba%C5%9Fkanl%C4%B1k-hedefleri-2028-se%C3%A7im-yar%C4%B1%C5%9F%C4%B1na-haz%C4%B1rl%C4%B1k-i%C3%A7in-kendi-siyasi-yolunu-mu
Vance’in başkanlık hedefleri... 2028 seçim yarışına hazırlık için kendi siyasi yolunu mu çiziyor?
ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ile konuşuyor (AFP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumhuriyetçilerin Kongre ara seçimlerindeki şansını kurtarmak amacıyla yürüttüğü yoğun kampanya sürecinde strateji değişikliğine gitti. Vance, Başkan Donald Trump'tan daha az söz ederken, kendi siyasi kimliğini şekillendiren meselelere daha fazla ağırlık vermeye başladı.
Reuters'ın, eylül ayında düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansından sonra yaptığı yaklaşık 12 konuşmayı incelemesi, Vance'in salı günü yapılan seçimlerde Kongre'deki çoğunluğunu kaybeden Cumhuriyetçileri neredeyse tamamen kendi siyasi politikaları üzerinden savunduğunu ortaya koydu.
Vance, kamuoyu yoklamalarının Trump'ın popülaritesinde düşüşe işaret ettiği ve bunun Cumhuriyetçi adayların seçim şansını zayıflattığı bir dönemde, İran savaşı ve sınır dışı operasyonları gibi Trump'ın öne çıkan politikalarına değinmekten kaçındı.
Stratejiye yakın iki kaynak, bu değişikliğin bilinçli olarak yapıldığını belirtti. Kaynaklara göre Vance ve danışmanları, ekonomik milliyetçilik, dış politikada ihtiyatlı yaklaşım ve kamu güvenliği gibi savundukları konuların siyasi açıdan güçlü bir etkiye sahip olduğunu ve Vance'in bu başlıklarda kendinden emin şekilde konuşabildiğini düşünüyor.
Trump da bu politikaları "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" (MAGA) hareketi kapsamında benimsemiş olsa da Vance'in bu hareketin liderlerinden biri olarak öne çıktığı değerlendiriliyor.
Bu değişim, Cumhuriyetçilerin Trump sonrası dönemi düşünmeye başladığı bir süreçte, 42 yaşındaki Vance'in kendi siyasi rotasını nasıl çizebileceğine ilişkin erken bir tablo sundu.
Vance, 2028'de başkanlığa aday olup olmayacağına ilişkin henüz açıklama yapmadı. Trump da Vance'e veya başka bir isme desteğini ilan etmiş değil. Ancak Vance, olası başkan adayları arasında öne çıkan isimlerden biri olarak görülüyor. Bazı Cumhuriyetçi yetkililere göre Vance'in, kendi siyasi geleceğini şekillendirirken Trump'ın mirasından belirli ölçüde uzaklaşması ve Trump seçmenlerinin önemli bir bölümünün desteğini kazanması gerekecek.
Vance, seçim sonuçlarının ardından çarşamba günü sosyal medya hesabından yaptığı ve alışılmadık ölçüde açık ifadeler içeren paylaşımla siyasi imajını güçlendirme yönünde daha görünür bir adım attı. Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki yenilgisinden İran savaşını sorumlu tutan Vance, partinin siyasi konumunu güçlendirmeye yönelik bir yol haritası da ortaya koydu.,
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (AP)
Vance, çatışmanın hızla sona erdirilmesi çağrısında bulunurken, Cumhuriyetçileri hayat pahalılığı krizine odaklanmaya, dış ilişkileri yeniden değerlendirmeye ve ABD'nin İsrail ile ilişkilerinde değişikliğe gitmeye davet etti.
Trump, Amerikalıların geçim maliyetlerine ilişkin kaygılarını daha önce Demokratların ortaya attığı bir "aldatmaca" olarak nitelendirmişti. ABD Başkanı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun uzun süreli baskısının ardından İran'a karşı savaşı başlatmış, daha sonra İsrail seçimlerinde Netanyahu'ya desteğini açıklamıştı.
Vance savaş konusunda endişeli
Vance'in söz konusu paylaşımı, ilk kez savaşın sona erdirilmesi yönünde açık tutum ortaya koyduğu bir açıklama oldu.
Şarku’l Avsat'ın AP’den aktardığına göre Beyaz Saray'daki gelişmelere ve Vance'in iletişim ekibine yakın üç kaynak ajansa yaptıkları açıklamada, Başkan Yardımcısı'nın Trump'a karşı bir tutum almadığını belirtti. Kaynaklar, Beyaz Saray Genel Sekreteri Susie Wiles'ın da Vance'in paylaşımından önceden haberdar olduğunu belirtti.
Trump, dün Beyaz Saray'ın üst düzey yönetim kadrosunda değişikliğe giderek, Wiles'ın yerine Stephen Miller'ı atadı. Bu adım, yönetimin Trump'ın daha sert politikalarından bazılarını sürdürmeye hazırlandığını gösteriyor.
Trump, İran savaşının yol açtığı akaryakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde savaşın payı olduğunu kabul etti, ancak savaşı başlatma kararını savunmayı sürdürdü. Çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, "Farklı yapacağım hiçbir şey yoktu" ifadelerini kullandı.
Başkanın büyük oğlu Donald Trump Jr. da Vance'in sosyal medya paylaşımına destek verdi. Bazı muhafazakâr müttefikler de Vance'in açıklamalarına olumlu yaklaştı.
Cumhuriyetçi analist ve eski Temsilciler Meclisi başkanları John Boehner ile Paul Ryan'ın danışmanlığını yapmış olan Michael Ritchie, yaşanan tartışmanın Vance'in Trump sonrası dönemde muhafazakâr hareketin liderliğini üstlenebilecek olası bir aday olarak konumunu güçlendirdiğini söyledi.
Başkan yardımcısının yetkileri
Ritchie, Vance'in mesajının muhafazakârlar arasında savaşın gerekliliğine ilişkin daha geniş bir tartışmayı zorunlu kıldığını ve Cumhuriyetçilerin 2028'deki başkan adaylarının benimsemesi gereken temel ilkelerin belirlenmesine katkı sağladığını ifade etti.
Ritchie, "Vance'in kendisini Trump'tan farklılaştırmanın yollarını aradığını söylemek aşırı basitleştirme olur. Burada söz konusu olan, başkan yardımcılığı makamını kullanarak tartışmanın sınırlarını ve gündemini belirlemesi" değerlendirmesinde bulundu.
Vance'in temsilcileri konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı. Beyaz Saray yetkilileri ise Trump'ın çarşamba günü gazetecilere yaptığı ve seçim sonuçlarına ilişkin Vance'in bakış açısını anladığını belirttiği açıklamalarına işaret etti.
Demokratlar, özellikle mevcut başkanın muhafazakâr adayların belirlenmesinde önemli bir rol üstlenmesi halinde, 2028 seçimlerinde Vance'i veya Cumhuriyetçi aday kim olursa olsun Trump ile ilişkilendirmeye hazırlanıyor.
Demokrat analist Igor Volsky, "Burada gerçek bir zorluk var: Ön seçimlerde kazanmak için hâlâ Trump'a bağlılık göstermek ve onun önünde eğilmek gerekirken, genel seçimlerde kazanabilecek bir aday olarak kendinizi nasıl konumlandıracaksınız?" dedi.
Vance'in siyasi itibarı da ara seçimlerden yara almadan çıkmadı. Başkan yardımcısının seçim kampanyalarına katıldığı eyaletlerde Cumhuriyetçiler kaybetti.
Cumhuriyetçilerin yaşadığı yenilgilerde, Vance'in desteklediği bazı kampanya stratejilerinin de etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. Bunlar arasında Ohio Valiliği için yarışan Vivek Ramaswamy'nin kampanyasında yayımlanan ve seçimi kazanan Demokrat Amy Acton'ın cinsel saldırıya uğrayıp uğramadığı konusunda şüphe uyandıran reklam da bulunuyor.
2028 başkanlık seçimleri için adı geçen diğer olası adaylar da ara seçim yenilgisinin nedenlerine ilişkin kendi değerlendirmelerini paylaştı.
Teksas Senatörü Ted Cruz, Cumhuriyetçilerin hayat pahalılığı krizini ele almak için yeterince çaba göstermediğini söyledi. Florida Valisi Ron DeSantis ise kaybeden adayların trans bireylere ilişkin konulara aşırı yoğunlaştığını, veri merkezleri ve yapay zekâ konusunda seçmenlerin duyduğu kaygıları göz ardı ettiğini savundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise sessizliğini korudu.
Vance'in siyasi tartışmanın gündemini şekillendirme çabası, seçim kampanyasının son günlerinde daha belirgin hale geldi. Konuşmalarında seçmenlere, Cumhuriyetçilere destek vermeleri çağrısında bulunan Vance, partinin federal sağlık hizmetleri programlarındaki yolsuzlukları soruşturacağını ve yoksullukla mücadele edeceğini söyledi. Bu vaatleri Beyaz Saray'ın göç politikası ve hayat pahalılığı gündemiyle ilişkilendirdi.
Vance, bu süreçte İran savaşını ve akaryakıt fiyatlarını neredeyse hiç gündeme getirmedi; Trump'ın adını da nadiren doğrudan andı.
Kuzey Carolina'da seçim kampanyasının son mitinglerinden birinde konuşan Vance, "Çocuklarımın canlı, müreffeh, özgür ve refah içinde bir ülkede aile kurmasını istiyorum. Basit şeyler istiyorum. Kendim için bunları istediğimden, sizin için de istiyorum" ifadelerini kullandı.
İran savaşı Beyaz Saray’ı iki kampa böldü… Trump’ın danışmanları, onun kararını etkilemek için yarışıyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338617-i%CC%87ran-sava%C5%9F%C4%B1-beyaz-saray%E2%80%99%C4%B1-iki-kampa-b%C3%B6ld%C3%BC%E2%80%A6-trump%E2%80%99%C4%B1n-dan%C4%B1%C5%9Fmanlar%C4%B1-onun-karar%C4%B1n%C4%B1
İran savaşı Beyaz Saray’ı iki kampa böldü… Trump’ın danışmanları, onun kararını etkilemek için yarışıyor
ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Savunma Bakanı Pete Hegseth (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanları, ara seçimlerin sona ermesinden bu yana İran’a karşı savaşın sona erdirilmesi veya yeniden başlatılması konusunda onun kararını etkilemek için yarışıyor.
Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan (WSJ) aktardığına göre, Trump yönetimi içinde savaşı sona erdirerek diplomasiye yönelme çağrısı yapanlarla geniş çaplı askerî operasyonlara yeniden başlanmasını isteyenler arasında belirgin bir görüş ayrılığı yaşanıyor.
Gazeteye göre Trump, başkanlığının geri kalan döneminin seyrini belirleyebilecek kritik bir kararla karşı karşıya. Ancak seçmenlerin sandıkta savaşa açıkça karşı çıkmasının ardından Trump bu kez ne ortak bir tutum sergileyen bir ekibe ne de elverişli bir siyasi ortama sahip.
Vance, savaşın sona erdirilmesini talep eden kampın başında yer alıyor
WSJ’nin Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre, Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşın sona erdirilmesini savunan kanadın başını çekiyor.
Vance, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarda savaşın faydasını sorgularken, daha önce Trump’a Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinden savaşı sorumlu tutmayı planladığını bildirmişti.
Özel Temsilci Steve Witkoff da Vance ile aynı safta yer alıyor. Witkoff, savaşı sona erdirecek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden gemi trafiğine açacak bir anlaşmaya yönelik diplomatik girişimlerin Trump tarafından desteklenmeye devam etmesini sağlamaya çalışıyor.
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)
Yönetim dışında görev yapan bazı danışmanlar da Trump’ı arayarak savaşın sona erdirilmesi için zamanın geldiğini iletti.
Hegseth ve Cooper, saldırılara yeniden başlama taraftarı
Buna karşılık, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’ın da aralarında bulunduğu bir başka kanat, geniş çaplı askerî operasyonlara yeniden başlanmasını destekliyor.
Ayrıca, dışarıdan görev yapan bazı şahin danışmanlar da seçim gününden bu yana Trump’la telefon görüşmeleri gerçekleştirerek savaşı sürdürmesi yönünde çağrıda bulundu. Söz konusu danışmanlar, Trump’ın siyasi mirasının İran’ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamasına bağlı olduğunu ve böylece uğradığı siyasi kayıpların haklı olduğunu savunabileceğini düşünüyor.
Peki ya Rubio, Bessent ve Netanyahu?
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent ise yaptırımların sıkılaştırılmasını ve İran ticaretine yönelik ambargonun sürdürülmesini destekliyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio,(Arşiv-AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlenmesi yönündeki çabalarını sürdürüyor. Buna karşılık Körfez ülkeleri bu seçeneğe daha şüpheci yaklaşıyor.
Katar son anda harekete geçti
Yetkililer, Katar’ın son anda ABD’nin yeni bir askerî operasyon düzenlemesini önlemek ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasına, ABD ablukasının kaldırılmasına imkân verecek şekilde iki tarafın tutumlarını birbirine yaklaştırmak için girişimlerde bulunduğunu belirtti. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, müzakere edilen anlaşmanın, geçtiğimiz haziran ayında İslamabad Mutabakat Zaptı’nda öngörülen 60 günlük ön görüşme süresini yalnızca iki güne indirdiğini ve böylece nükleer müzakerelere neredeyse derhal geçilmesini öngördüğünü aktardı.
Görüşmelere yakın bir kaynak, bu teklifin Trump’a savaşı itibarını koruyarak sona erdirebileceği bir çıkış yolu sunabileceğini belirtti. Ancak İran’ın bu teklifi kabul edip etmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığını ifade etti.
Trump kararsız...
Yetkililerin WSJ’ye verdiği bilgilere göre, bu görüş ayrılıkları ve birbiriyle çelişen tavsiyeler, seçim sonuçlarının açıklandığı salı gününden bu yana seçim mesajını küçümsemek ile sonuçlarının ağırlığını hissetmek arasında gidip gelen Trump’ın karar vermesini zorlaştırdı.
Trump henüz kesin bir karar vermiş değil. Sık sık hem diplomasiye yönelme hem de yeni saldırılar düzenleme arzusunu aynı anda dile getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump,(Reuters)
Brookings Enstitüsü Dış Politika Programı Başkan Yardımcısı ve İran uzmanı Suzanne Maloney, Demokratların ara seçimlerde elde ettiği başarının başkanın içinde bulunduğu açmazı daha da karmaşık hale getirdiğini belirtti. Maloney, Trump’ın önündeki seçeneklerin, Amerikalıların halihazırda katlandığı stratejik ve ekonomik maliyetleri daha da artırabileceğini ifade etti.
Trump’ı İran’la bir anlaşmaya yöneltmek için Arap ülkelerinden gelen girişimler
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarının söz konusu anlaşmaya varılması yönündeki gerekçeleri Trump’a iletmek amacıyla kendisiyle telefon görüşmesi ayarlamaya veya Washington’da üst düzey bir toplantı düzenlemeye çalıştığını bildirdi.
Gazete, Beyaz Saray’dan bir yetkilinin Trump’ın İran ekonomisinin kötüye gitmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının devam etmesi nedeniyle karar vermek için acele etmediğini söylediğini aktardı.
Pentagon, askeri operasyonları yeniden başlatmaya hazırlanıyor
Pentagon’dan bir yetkili ise WSJ’ye yaptığı açıklamada, bakanlığın görevinin başkana askerî seçenekler sunmak ve bunları hayata geçirmek olduğunu belirtti.
WSJ’nin Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre, Trump kendisini savaşı ‘tamamlamaya’ çağıranların tavsiyesini dikkate almaya karar verirse Pentagon emirlerini derhal uygulamaya hazır. Bununla birlikte yetkililer, askerî operasyonların yeniden başlatılması için en uygun zamanın, Ortadoğu’ya ilave askerî teçhizatın ulaşmasıyla birlikte bu ayın ilerleyen günleri olacağına işaret ediyor.
Onlarca savaş uçağı taşıyan USS Theodore Roosevelt uçak gemisi taarruz grubu, Pasifik Okyanusu’ndan bölgeye doğru ilerliyor. Amerikalı bir yetkiliye göre grubun cuma gününden itibaren birkaç günlüğüne Singapur’da durması planlanıyor. Grubun Ortadoğu’ya ulaşmasının ise en erken iki haftayı bulması bekleniyor.
İran, nükleer bomba seçeneğini yeniden gündeme getiriyor... Neden şimdi?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5338602-i%CC%87ran-n%C3%BCkleer-bomba-se%C3%A7ene%C4%9Fini-yeniden-g%C3%BCndeme-getiriyor-neden-%C5%9Fimdi
1 Şubat 2026’da çekilen uydu görüntüsü, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde daha önce yıkılan bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığını gösteriyor. (Reuters)
İran, nükleer bomba seçeneğini yeniden gündeme getiriyor... Neden şimdi?
1 Şubat 2026’da çekilen uydu görüntüsü, İran’ın İsfahan Nükleer Tesisi’nde daha önce yıkılan bir binanın üzerine yeni bir çatı yapıldığını gösteriyor. (Reuters)
Hanan Azizi
Cevad Laricani’nin İran’ın nükleer bomba üretme kapasitesine ilişkin açıklamaları, mevcut gerilim ortamında nükleer silah edinmenin ne ölçüde gerekli olduğu konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
İran Dini Lideri’nin danışmanı Laricani, 30 Ekim’de televizyonda yayımlanan açıklamalarında, “Nükleer bomba üretmek İran için çocuk oyuncağı. İran bu alanda İsrail, Pakistan ve Hindistan’dan daha üstün” ifadelerini kullandı. Laricani ayrıca, “İran nükleer bomba üretmek için ABD Başkanı Donald Trump’tan izin almayacak” dedi.
Bu açıklamalar, İran’da nükleer doktrinin değiştirilmesi konusunun gündeme gelmesinin ardından geldi. Ancak şu ana kadar Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmeye ilişkin resmî bir karar alınmış değil.
İran Dini Lideri’nin danışmanı Cevad Laricani, Haziran 2019’da İran’daki yabancı büyükelçilerle yaptığı toplantıda… Arkasında İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni’nin resmi görülüyor. (Reuters)
Tartışmalar yalnızca Laricani’nin açıklamalarıyla sınırlı kalmadı. İran’da bu günlerde nükleer bomba üretmenin gerekliliğine ilişkin yeni bir açıklama ve tutum dalgası yaşanırken, ‘nükleer doktrinin’ değiştirilmesine yönelik somut adımlar atılması çağrıları da artıyor. Bu gelişmeler, ülkeye yönelik savaşın yeniden başlaması ihtimalinin yükseldiği bir döneme denk geliyor. Söz konusu açıklama dalgasına milletvekilleri, cuma hutbesi veren din adamları ve sertlik yanlısı medya kuruluşları da katıldı.
Radikallerin eski hayali mi, yoksa İran’ın geleceği için bir kâbus mu?
“Nükleer bomba caydırıcılık ve güvenliği garanti etmez, aksine gelecekte daha fazla ve daha şiddetli saldırıların önünü açar.” Haber-analiz sitesi Rouydad24’te yayımlanan bir haberin özeti bu şekilde. Haberde, parlamentodaki bazı çevrelerden, cuma hutbesi veren din adamlarından, sertlik yanlısı olarak bilinen medya kuruluşlarından ve hatta akademik çevrelerden gelen bu açıklamaların, nükleer doktrinin değiştirilmesi ve eski Dini Lider’in nükleer bomba üretiminin ‘haram’ olduğuna ilişkin fetvasının aşılması fikrini toplum nezdinde sıradanlaştırma girişimi olduğu değerlendirildi.
Sertlik yanlısı milletvekili Mahmud Nebeviyan, nükleer bomba üretimine onay verilmesini istedi. Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, İran halkının yüzde 70’inin nükleer bomba üretilmesini talep ettiğini öne sürerken, İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Ahmed Bahşayiş Erdestani, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmeden önce nükleer bomba üretilmesi çağrısında bulundu. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai ise “Tam anlamıyla nükleer bir devlet olsaydık saldırıya uğramazdık” değerlendirmesinde bulundu.
Nükleer silahlar, saldırılardan mutlaka muafiyet anlamına gelmez. Zira nükleer güçler sınırlı saldırılara, sabotaj operasyonlarına, siber savaşa, suikastlara ve ekonomik baskıya maruz kalabilirler.
Tahran Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü İbrahim Mütteki de televizyonda katıldığı bir söyleşide bu görüşü destekleyerek, İran’ın askeri saldırıya uğradığı sırada nükleer bir güç olması halinde Trump’ın ülkeye yönelik tutumunun farklı olacağını söyledi.
Sertlik yanlısı Keyhan gazetesi, ‘nükleer şeffaflığın’ sona erdirilmesini ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmeyi talep ederken, Şii mezhebinin sekizinci imamının Meşhed kentindeki türbesini yöneten Astan Quds Rezevi Vakfı’na bağlı muhafazakâr Kuds gazetesi ise “Nükleer bomba üretme düşüncesi artık bir fantezi olmaktan çıktı” değerlendirmesinde bulundu.
Rouydad24, son dönemde belirgin biçimde artan bu açıklamaların, ülkenin temel dış ve güvenlik politikalarından birinde köklü bir değişikliğe gidilmesi için kamuoyunu siyasi açıdan hazırlama girişimi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
1 Nisan 2007’de düzenlenen bir protesto sırasında, Tahran’daki İngiliz Büyükelçiliği önünde toplanan İranlı radikal öğrenciler, nükleer programı destekleyen sloganlar attılar ve mart ayında İran sularına izinsiz girdikleri iddiasıyla gözaltına alınan 15 İngiliz denizcinin yargılanmasını talep ettiler. (AFP)
Nükleer bomba üretimini destekleyenler, bu silaha sahip bir ülkeye düşmanlarının saldırmaya cesaret edemeyeceğini, çünkü bunun bedelinin Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi son derece ağır olacağını savunuyor. Ancak diğer taraftan, yalnızca nükleer bombaya sahip olmanın caydırıcılık sağlamayacağına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyorlar: “İran’ın ilk saldırıyı caydırması, karşılıklı misilleme kapasitesini koruması, güvenilir komuta ve denetim sistemlerine sahip olması ve saldırıya uğraması halinde saldırgana ağır kayıplar verebilecek kapasitede olduğu mesajını iletmesi gerekiyor. Aksi takdirde nükleer silaha sahip olmak, düşmanı saldırıdan caydırmak yerine, ülkenin nükleer kapasitesi geliştirilip istikrara kavuşmadan önce bu kapasiteyi yok etmeye teşvik edecektir.”
İran’da yürütülen bu tartışmanın ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de nükleer silahın saldırılara karşı mutlak dokunulmazlık sağlamadığı. Nükleer güçler de sınırlı saldırılara, sabotaj eylemlerine, siber savaşlara, suikastlara ve ekonomik baskılara maruz kalabiliyor. Nitekim son savaşta nükleer bombalarına rağmen İran füzelerinin hedef almasını engelleyemeyen İsrail örneğinde de bu durum görüldü. Bu hususun dikkate alınması gerekiyor. Zira İran’ın ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlar, ülkenin bazı bölgelerinin işgal edilmesi veya kara saldırısıyla sınırlı değil. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre askerî ve nükleer tesisler ile enerji, ulaşım ve ekonomi altyapıları da hedef alınma riskiyle karşı karşıya. Ayrıca nükleer bomba tüm tehditleri ortadan kaldırmıyor, yalnızca olası bir nükleer savaşın maliyetini artırıyor.
İran’ın nükleer bombaya sahip olması, nükleer silahlanma yarışı, nükleer silahların yayılması ve yeni uluslararası yaptırımların uygulanması risklerini beraberinde getiriyor.
Haber-analiz sitesi Fararu, 31 Ekim’de yayımladığı ‘Nükleer bomba... Nasıl ulusal bir talebe dönüştü?’ başlıklı haberinde, ‘nükleer doktrinin’ değiştirilmesinin ve nükleer bomba üretimine yönelmenin son dönemde ulusal bir talep haline geldiğini değerlendirdi. Nükleer silaha sahip olmayı destekleyenlerin, iki yıldan kısa bir süre içinde ülkenin iki savaş yaşamasına dikkat çekerek atom bombası üretmenin, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmenin ve nükleer belirsizlik politikasını benimsemenin İran’ın caydırıcılık kapasitesini güçlendireceğini savunduğu belirtildi. Böylece bu talebin ulusal bir mesele haline geldiği ve yankısının cuma namazı hutbelerine kadar ulaştığı ifade edildi.
Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, Kovid-19 nedeniyle yaklaşık iki yıl süren aradan sonra Tahran’daki ilk cuma namazı sırasında konuşuyor, 22 Ekim 2021. (Reuters)
Tahran Cuma İmamı Muhammed Cevad Hac Ali Ekberi, 30 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Nükleer bombaya sahip olma meselesi, aceleyle alınmış ve üzerinde düşünülmemiş bir politika değil; İran halkının bilincinden, tarihsel deneyimlerinden ve ABD’nin verdiği sözleri yerine getirmemesinden kaynaklanıyor” dedi.
Karşı çıkan var mı?
Reformistler, Tahran Cuma İmamı’nın açıklamalarını eleştirdi. Bu isimler arasında Reform Cephesi Sözcüsü Cevad İmam da yer aldı. İmam, ‘nükleer doktrinin’ değiştirilmesinin ve nükleer bomba üretmenin gerekliliğine ilişkin tartışmaların sloganvari söylemlerle alınabilecek basit kararlar olmadığını belirterek, bu meselenin İran’ın güvenliği, ekonomisi, ulusal çıkarları ve geleceğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.
Reformist Şark gazetesi de 31 Ekim’de Keyumers Eşteryan imzasıyla yayımladığı başyazıda, bu bilimsel meselenin siyasallaştırılarak siyasi kanatlar arasında bir çatışmaya dönüştürülmesi ve konuyla ilgili araştırmacıların ve bilim insanlarının görüşlerine başvurulmaması konusunda uyarıda bulundu. Gazete, İran’ın nükleer bombaya sahip olmasının nükleer silahlanma yarışına, nükleer silahların yayılmasına ve yeni uluslararası yaptırım dalgalarının uygulanmasına yol açabileceğini değerlendirdi. Gazeteye göre nükleer silah edinmek yalnızca askerî bir karar değil; güven inşa etmek, taahhütleri yönetmek ve bu konudaki ulusal diyaloğu ve ülkenin uzmanlık birikimini sürdürmek için nükleer diplomasiyi de gerektiriyor.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة