Sudan ordusu, Hartum'daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı’nı kontrol altına aldığını duyurdu

Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar nedeniyle dumanlar gökyüzünü kapladı. (AP)
Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar nedeniyle dumanlar gökyüzünü kapladı. (AP)
TT

Sudan ordusu, Hartum'daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı’nı kontrol altına aldığını duyurdu

Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar nedeniyle dumanlar gökyüzünü kapladı. (AP)
Sudan ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar nedeniyle dumanlar gökyüzünü kapladı. (AP)

Sudan ordusu dün yaptığı bir açıklamada, Hızlı Destek Güçleri (HDK) tarafından düzenlenen saldırının püskürtmesinin ardından Hartum'daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı’nı tamamen kontrol altına aldığını duyurdu.

Alemu’l-Arabi Haber Ajansı’nın (Arab World Press/AWP) aktardığına göre Sudan ordusu, Zırhlı Birlikler Komutanlığı’na Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) komutasındaki ‘isyancı’ HDK tarafından başarısız bir saldırı girişiminde bulunulduğunu ve HDK üyeleri ağır kayıplar verdikten sonra kaçtığını bildirdi. Açıklamada, “Ordu güçleri şu an Zırhlı Birlikler Komutanlığı’nı tamamen kontrol altına aldı ve yeni herhangi bir saldırı girişimine karşı da tamamen hazırlıklı” ifadesin kullanıldı.

HDK Komutanı Hamideti’nin ofisinden İsa el-Kuni dün sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, HDK’nın Hartum'un güneyindeki eş-Şecera bölgesinde Zırhlı Birlikler Komutanlığı’nın ‘büyük bir kısmını’ kontrolü altına aldığını belirtti. AWP’ye konuşan Kuni, komutanlığın doğu ve kuzeydoğu bölümlerinin kontrol altına alındığını ve güneybatı bölümünün kaldığını söyledi. Kuni ayrıca ‘komutanlığı tamamen kontrolü etmek için verilen mücadelenin bir gün içinde biteceğini’ kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Sudan ordusu ile HDK arasında Hartum’un güneyindeki Zırhlı Birlikler Komutanlığı ve Omdurman'ın güneyindeki Mühendisler Birliği karargahı çevresindeki şiddetli çatışmalar dün yeniden başladı.

HDK, pazartesi günü çok sayıda askeri teçhizat, silah ve mühimmat deposunun yanı sıra 34 zırhlı araç ve tank, 12 topçu ve 78 askeri araca el koyduğunu, 260 askeri öldürdüğünü ve yüzlercesini de esir aldığını duyurdu.

Fotoğraf Altı: HDK üyeleri, Hartum'daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı’na girdi. (HDK tarafından paylaşılan bir videodan alınan ekran görüntüsü)
HDK üyeleri, Hartum'daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı’na girdi. (HDK tarafından paylaşılan bir videodan alınan ekran görüntüsü)

Buna karşın ordu, HDK'nın eş-Şecera’daki Zırhlı Birlikler Komutanlığı ve mühimmat kompleksine yeniden saldırı girişiminde bulunduğunu ancak saldırının püskürtülerek HDK’ya ağır kayıplar verdirdiğini açıkladı.

Zırhlı Birlikler Komutanlığı, haziran ayında Yermuk Askeri Kampı ve Merkezi Polis Yedek Birlikleri Karargahı'nın düşmesinden sonra ordunun Hartum'un güneyindeki son kalesi haline geldi.

AWP’ye konuşan Hartum sakinleri, dün sabah şehrin güney mahallelerinin büyük bölümünde ağır topçu bombardımanlarının, savaş uçaklarının, patlamaların ve uçaksavar silahlarının seslerini duyduklarını aktardılar.

Umdurman ve Nyala'da yaşanan çatışmalar

Umdurman sakinleri de dün sabah şehrin güneyindeki Mühendisler Birliği karargahı çevresinde ve şehrin orta kesimlerindeki bazı mahallelerde şiddetli çatışmaların yeniden başladığını bildirdiler.

Bölge sakinlerinden Mustafa Said, AWP’ye Omdurman'ın orta kesimlerinde top ve şiddetli çatışma sesleri duyulduğunu açıkladı.

Said, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ailemin bazı ihtiyaçlarını karşılamalıydım fakat çatışmalar devam ettiği için yapamadım. Çatışmalar her saat o kadar yoğunlaşıyor ki serseri bir kurşuna kurban gitme korkusuyla yatakların altına saklanıyoruz.”

Omdurman’ın çeşitli mahalleleri, ağustos ayının başlarından bu yana hemen hemen her gün Ordu ile HDK arasındaki çatışmalara sahne oluyor. Çatışmaların amacı, Omdurman şehrini Hartum'un kuzeyine bağlayan ve HDK’nın ülkenin batısından Hartum, Bahri ve Umdurman olmak üzere 3 ana bölgeden oluşan başkentine ikmal hattı olarak hayati önem taşıyan Şambat Köprüsü'nü kontrol altına almak.

HDK, Hartum’un büyük bir kısmını kontrol ederken ordu, Nil Nehri’nin her iki yakasında yer alan ve başkenti oluşturan Omdurman, Bahri ve Hartum bölgelerini birbirine bağlayan köprüler üzerindeki ikmal hatlarını kesmeye çalışıyor.

AWP’ye konuşan Nyala’daki görgü tanıkları, Güney Darfur’un yönetim merkezi olan Nyala’da çatışmaların dün sabah yeniden başladığını ve HDK’nın, 16'ncı Piyade Tümeni Komutanlığı’nı insansız hava araçlarıyla (İHA) vurduğunu aktardı.

Diğer yandan Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, pazartesi günü ‘vatanı savunmak için kutsal görevini yerine getirirken öldürüldüğünü’ söylediği Nyala'daki 16’ncı Piyade Tümeni Komutanı Tümgeneral Yaser Fadlallah el-Hazar için taziyede bulundu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.