Nijer’in sisli siyaset sahnesi, diplomatik çabaları zorlaştırıyor

Burkina Faso, Fransız büyükelçisinin atanmasını onaylamayı reddediyor. Çin, Macron’un BRICS zirvesine katılımını kabul etmiyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
TT

Nijer’in sisli siyaset sahnesi, diplomatik çabaları zorlaştırıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 28 Ağustos Pazartesi günü dünya genelindeki Fransız büyükelçilerinin  3 gün sürecek yıllık konferansının açılışını yapacak. Macron, her yıl olduğu gibi bu fırsattan yararlanarak ülkesinin dış politikasının ve önceliklerinin, özellikle de karşılaştığı zorlukların ana hatlarını çizecek.

Nijer meselesinin, özel bir yer tutacağına şüphe yok, çünkü bu mesele, Fransa’nın Sahel ülkelerindeki nüfuzunun azaldığını yansıtıyor. Çünkü bu durum, çoğu Sahel ülkesinin eski sömürge olduğu ve onlara ekonomik, ticari, savunma, güvenlik ve mali anlaşmalarla bağlı kaldığı göz önüne alındığında, yakın zamana kadar aynı standartta kalan bir bölgede Paris için ek bir aksilik teşkil ettiği ediyor.

Paris’in 2021’deki askeri darbe nedeniyle Mali’yi ve 2022’de benzer bir nedenle Burkina Faso’yu kaybetmesinin ardından Fransa, askerlerini sınır dışı etmek zorunda kaldı. 2014’ten bu yana Mali’de konuşlu olan Barkhane kuvvetinin bir kısmı Nijer’e nakledildi. Kendisi, bugün Niamey’de de zor bir durumla karşı karşıya. Öyle görünüyor ki Paris açısından, darbecilerin iktidarda kalması halinde personelinin çoğunluğu başkent havaalanının askeri bölümünde konuşlanmış olan bin 500 kişilik askeri gücünün hayatta kalmasının artık garantisi yok. 

Paris’in meşruiyetini tanımadığı Askeri Konsey ise Fransa’ya güçlerini çekmesi için bir aylık süre verdi. Buna, büyüyen güçlü düşmanlık duygusu da ekli. Ayrıca eski sömürge ülkesi, Nijer kamuoyunun bir kısmı tarafından ülkenin tüm sorunlarından sorumlu olarak görülüyor.

İşler burada bitmedi. Vagadugu’da iktidardaki Askeri Konsey’in Fransız diplomat Muhammed Bouabdullah’ın Burkina Faso’ya yeni Fransız büyükelçisi olarak atanmasını onaylamayı reddetmesi nedeniyle Paris’i yeni bir diplomatik- siyasi gerileme vurdu. Burkina Faso Askeri Konseyi, geçen yıl ‘Burkina Faso’daki güvenlik durumunun kötüleştiğine ve ülkede cihatçı ve terör örgütlerinin güçlendiğine’ değinen açıklamalarını protesto etmek amacıyla daha önce de eski büyükelçi Luke Halad’ın sınır dışı edilmesini talep etmişti.

Fransa, daha önce Vatikan’a eşcinsel bir büyükelçi atadığında bu durumdan acı çekmişti. Zira bu durum, Vatikan’ı memnun etmemişti. Bu nedenle atamayı kabul etmeyi ve itimatname almayı reddetmiş, Paris de onu başka bir büyükelçiyle değiştirmek zorunda kalmıştı.

Bu kez Burkina Faso Askeri Konseyi’nin atamayı reddetmesine yol açan nedenler bilinmiyor. Öte yandan Paris’ten tepki gelmedi. Bağımsız ‘Le Monde’ gazetesi, diplomatik çevrelerinin yorum yapmayı veya gerekçelerini açıklamayı reddettiğini aktardı ve sorgulayıcı tarafları Vagadugu’daki yetkililere yönlendirdi. Diplomat Muhammed Bouabdullah, ilk kez büyükelçiliğe terfi etmesi, daha önce dışişleri bakanlığında siyasi işler müdür yardımcısı olarak çalışmış olması, öncesinde de Kahire’deki Fransız Büyükelçiliği’nde Kültür Danışmanı ve oradaki Fransız Enstitüsü Müdürü olarak görev yapmış olması nedeniyle tanınmıyor. Paris ile Vagadugu arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginliğe rağmen iki taraf arasındaki diplomatik ilişkiler kopmadı, ancak aralarındaki işbirliği oldukça sınırlı hale geldi. Aralarındaki anlaşmazlığı artıran şey, Nijer’deki güncel gelişmelere ilişkin çelişkili tutumlar ve Paris’in ‘son çare’ olarak askeri çözüme başvurmayı göz ardı etmemesi de dahil olmak üzere Fransa’nın sert ECOWAS kararlarının arkasında durması. Burkina Faso Askeri Konseyi ise Nijer darbesine destek veriyor. Mali’deki Askeri Konsey için de aynı durum geçerli.

Dün (23 Ağustos Çarşamba) yaz tatilinin ardından yapılan ilk kabine toplantısıyla Fransız diplomasisi yeniden canlandı. Ancak Paris, kesinlikle bunun başka koşullar altında gerçekleşmesini tercih ederdi. Öte yandan Burkina Faso ile yaşanan hayal kırıklığının yanı sıra, çok daha önemli bir hayal kırıklığı daha var; Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un şu anda Güney Afrika’da düzenlenen BRICS zirvesine katılımına ilişkin Çin’den gelen veto. Pazartesi günü Intelligence Online internet sitesi, Macron’un varlığını reddedenin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping olduğunu ortaya koydu. Geçtiğimiz Haziran ayında Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, Macron’un on beşinci zirveye katılma arzusuna ve Pretorya ve Yeni Delhi ile aynı fikirde olduğuna dikkati çekmişti. Ancak küçük ve alt düzey bir heyetin varlığını kabul eden Pekin, bu talebi reddetti.

Bu gelişmelerin önemine rağmen dikkatler, geleceğin belirsiz göründüğü ve diplomatik çabalarla savaş hazırlıkları arasında gidip geldiği Nijer’de yaşananlara odaklanmış durumda. Resmi Cezayir radyosu, Fransa’nın ‘Nijer darbesine karşı askeri operasyon kapsamında savaş uçaklarının Cezayir hava sahasını kullanmasına izin verme talebi’ karşısında bir tartışmayı alevlendirdi. Daha sonra Al-Habar gazetesi, dünkü sayısında darbeyi ters yüz etmek ve anayasal düzeni yeniden tesis etme çerçevesinde Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum’u yeniden iktidara getirmek için beklenen askeri operasyonun ayrıntılarını yayınladı.

Gazeteye göre edinilen bilgiler, ECOWAS’ın hazırlamakta olduğu yaklaşan ve beklenen askeri operasyonun, Afrika ülkelerinden (Nijerya, Senegal, Fildişi Sahili, Benin ve belki de Gana) gelen kuvvetlerin doksanların başındaki Ruanda savaşından bu yana gerçekleştireceği en büyük operasyon olacağını gösteriyor. Bununla ilgili hazırlıklar ise ilgili orduların komutanları tarafından tüm hızıyla devam ediyor.

Ancak Paris’teki kaynaklar, Afrika ve uluslararası arabuluculukların sonucuna bağlı olarak askeri seçeneğe yönelik hareketin hala ‘beklemede’ olduğunu vurguladı. Kaynaklar, Afrika Birliği’nin ECOWAS’ın Nijer’de anayasal düzeni diplomatik yollarla yeniden tesis etme çabalarını desteklemek için ortaya koyduğu tavrın önemine de dikkati çekti. Afrika Birliği, Nijer’in tüm kurumlarındaki üyeliğini askıya almış ve üyelerinden ECOWAS’ın uyguladığı yaptırımlara göre hareket etmelerini istemişti.

Diplomatik çabalar çerçevesinde Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed el-Ataf’ın Nijerya, Benin ve Gana’yı kapsayan turu, krize barışçıl çözüm arıyor. Cezayir, herhangi bir askeri çözüme karşı çıkıyor ve 6 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun tarafından da doğrulandığı gibi bunu ‘Cezayir’e doğrudan bir tehdit’ olarak görüyor. Öte yandan ECOWAS misyonu, Niamey’de temaslarını sürdürüyor. Paris’te mevcut olan raporlara göre şu andaki temasların içeriği, Nijer’de iktidarın sivillere dönüşünden önce geçiş dönemi olarak kabul edilebilecek dönem etrafında dönüyor.

Askeri Konsey başkanı ve darbenin diktatörü General Abdurrahman Tiani, cumartesi günü bu aşamanın 3 yıl süreceğini ve ardından anayasa değişiklikleriyle ilgili bir ay sürecek diyaloğun başlayacağını duyurdu. Ancak ECOWAS, bu öneriyi reddetti ve resmi olarak Cumhurbaşkanı Bazoum ve hükümetinin gecikmeden ülke yönetimine dönmesi ve ordunun kışlalarına dönmesi konusunda ısrarcı oldu. Ancak Nijer’in Rusya ve Wagner milislerinden uzak kalacağının garanti edilmesinin yanı sıra, iki tarafın taleplerini uzlaştıracak geçiş dönemi için bir çıkış yolu bulunmasına yönelik arayışların sürdüğünü doğrulayanlar da var.

Buna paralel olarak insani durumun kötüleşmesine ilişkin korkular da artıyor. UNICEF, iki gün önce çocuklar, tehdit altındakilerin sayısındaki artış (yaklaşık iki milyon) ve yetersiz beslenme hususunda haykırıda bulundu. Ayrıca Nijer’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, ECOWAS’ın Nijer’e karadan ve havadan uyguladığı çok yönlü abluka nedeniyle insani ve tıbbi yardımların ulaştırılmasını engelleyen zorluklara karşı alarm veriyor ve uyarılarda bulunuyor.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.