Raytheon: “Suudiler, küresel çapta savunma sanayisine tedarik sağlama kapasitesine sahip”

Şirket, Suudi Arabistan’a yeni teknolojiler tanıtmayı ve askeri sanayinin yerelleşmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Thomas Laliberte, Raytheon’da kara savaşı ve hava savunma şefi (Şarku’l Avsat)
Thomas Laliberte, Raytheon’da kara savaşı ve hava savunma şefi (Şarku’l Avsat)
TT

Raytheon: “Suudiler, küresel çapta savunma sanayisine tedarik sağlama kapasitesine sahip”

Thomas Laliberte, Raytheon’da kara savaşı ve hava savunma şefi (Şarku’l Avsat)
Thomas Laliberte, Raytheon’da kara savaşı ve hava savunma şefi (Şarku’l Avsat)

Raytheon Kara Savaşı ve Hava Savunma Departmanı Başkanı Thomas Laliberte, “Şirket, Hava Savunma Kuvvetleri için güvenilir bir ortak olarak hareket etme planlarının ve Patriot hava ve füze savunma sistemlerini modernize etme ve sürdürme yönündeki sürekli çabalarının bir parçası olarak, Suudi Arabistan Hava Savunma Kuvvetleri ile Riyad’a artı kapasite sunma olasılığı üzerinde çalışıyor” dedi.

Bu kapasite arttırımı arasında Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemi (NASAMS) ve Küçük, Yavaş, Düşük Entegre İnsansız Uçak Sistemi (LIDS) yer alıyor.

Laliberte, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Bu yetenekleri mevcut Patriot sistemlerine entegre etmeyi ve esas olarak koruma katmanları sağlamamızı sağlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Küçük, Yavaş, Alçak Entegre İnsansız Hava Aracı Bozma Sistemi (LIDS) gibi kısa menzilli karşı drone sistemlerine ek olarak Patriot sistemi kapsamında, uzun menzilli sistemler, Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemi (NASAMS) ile orta menzilli sistemler bulunmaktadır. Tüm bunların genelinde entegrasyon sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Yetkili, “Bu tür projeler üzerinde Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri ile birlikte çalışıyoruz. Bu planlar, kuvvetlerin üzerinde çalışmamız için uygun zamanlamayı tanımlaması ve ayarlaması için mevcut” ifadelerini kullandı.

Güvenilir ortak

Şirketin Suudi Arabistan’daki planlarının bir parçası olarak, “Önceliğimiz, özellikle yürüttüğüm iş ve Patriot hava ve füze savunma sistemini modernize etme ve sürdürme çabalarımız açısından, Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri’ne güvenilir bir ortak olarak hizmet etmeye devam etmektir” diyen Laliberte, Suudi Arabistan’ın askeri sanayi sektörünü yerelleştirme planlarına katılımın devam ettiğini vurguladı. Thomas Laliberte, “Geçtiğimiz yıl Uluslararası Savunma Fuarı etkinlikleri sırasında gelişmiş Patriot sistemi için geliştirilmiş güdümlü füzelerin (G-T) önemli parçalarının üretildiğini duyurmuştuk. Yakın gelecekte bu tip füzelerle ilgili bazı hususları duyurmayı amaçlıyoruz. Bununla ilgili yerelleştirmeleri genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

Laliberte, “Özellikle Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri ile ve daha da önemlisi Suudi sanayi sistemiyle bu konu üzerinde hâlâ çalışıyoruz. Yaklaşımın, öncelikle bu işi Suudi sanayi üssünün üyelerinin yapmasını içermesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Askeri sanayinin yerelleştirilmesi

Suudi Arabistan’ın sektörü yerelleştirmesine yardımcı olan faktörlerle ilgili olarak ise yetkili, “Her şeyden önce bunu yapacak bir vizyona sahip olmanın önemli olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ortaya koyduğu Vizyon 2030, Krallık için yalnızca savunmaya değil, çok çeşitli sektörlere odaklanan uzun vadeli bir planın yolunu açtı. Daha sonra Krallık, bu vizyona ulaşmak için çalışan bir altyapı oluşturdu. Örneğin, Askeri Endüstriler Genel Otoritesi, yurtlaştırma fırsatları sağlamak için yakın işbirliği içinde çalıştığımız kuruluşlardan biridir. Aynı şekilde kaynaklara, yani sektörümüzün ihtiyaç duyduğu işi yapabilecek insanlara da büyük önem veriyoruz. Ülkede mevcut operasyonlarında teknik yeteneklere sahip olan veya yetenekleri geliştirmek için sermaye ve bilgi aktarımına yatırım yapmak isteyen şirketler de var. Hiç şüphe yok ki liderlik, bağlılık ve arzu sonuçta bu işin başarısına yol açacaktır” dedi.

Cidde Fabrikası ve Patriot Sistemi

Laliberte, Zahid Sanayi Şirketi ile işbirliği içinde Cidde şehrinde (Suudi Arabistan’ın batısı) açılan füze savunma radarlarına yönelik ana güç üniteleri fabrikasının, sadece Suudi Arabistan için değil, Raytheon için de küresel bir tedarikçi olacağına inanıyor. Ülkenin savunma sanayii tedarik zincirinin bir parçası olabilecek geniş imkanlara sahip olduğuna dikkati çeken Laliberte, “Hava savunma yeteneklerine büyük bir talep var. Dolayısıyla bu talebi karşılamaya çalıştığımızda, yalnızca ABD’deki tedarikçilere ve diğer ülkelerdeki geleneksel tedarikçilerimize güvenmemek için tedarik zincirimizi çeşitlendirmemiz gerektiğini biliyoruz. Dolayısıyla Suudi Arabistan gibi bu talebi karşılayacak sanayi üssünü kuran ülkeleri bulmamız gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Raytheon’da hava savunma radarı (Şarku’l Avsat)
Raytheon’da hava savunma radarı (Şarku’l Avsat)

Thomas Laliberte, “Zahid Sanayi Şirketi ile ana güç üniteleri imalatında şu ana kadar edindiğimiz deneyim oldukça olumlu. Sadece Suudi Arabistan’da değil, küresel tedarik zincirimizde de kullanılacak bir ürün üretmek için çalışılacak. Patriot sistemi üzerinde yaptığımız çalışmalar, daha önce duyurduğumuz ve yakında duyuracağımız şeyler de tedarik zincirinin bir parçası olacak. Bu, bizim hedefimiz” dedi. Laliberte, sözlerinin devamında ise “Suudi Arabistan’daki endüstriyel ortakların, yalnızca ülkenin ihtiyaçlarına hizmet etmek istemediğinin tamamen bilincindeyiz. Her ne kadar büyük ihtiyaçları olmasına rağmen bu, Krallık ile sınırlı olması durumunda uygun türde bir yatırım getirisi sağlamayacaktır. Dolayısıyla bu ortakların yapacağı yatırım türlerini haklı çıkaracak ihracat pazarlarına ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

Bölgenin tehditleri

Bölgenin son yıllarda maruz kaldığı tehditler hakkında Laliberte, “Son zamanlarda gördüğümüz şey, sanırım rakibin saldırılarını daha fazla koordine etmesi. Balistik füzelerin ve seyir füzelerinin yanı sıra çok sayıda drone sisteminin, 360 derecelik saldırı açısıyla aynı anda savunulan bir varlığa doğru geldiğini görüyoruz. Raytheon, katmanlar halinde kullanılabilecek sistemlere sahip” dedi.

“Suudi Arabistan, Patriot füze sisteminin yanı sıra uzun menzilli balistik füzelerin dış savunmasını sağlayan THAAD sistemine de sahip. Taktik balistik füzelere, her türlü düşman uçağına, seyir füzelerine ve büyük insansız hava araçlarına karşı hava ve füze savunma yeteneklerinin bir kombinasyonudur” diyen Laliberte, sözlerinin devamında ise “Raytheon, krallıkla bahsettiğimiz Ulusal Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemi’ne (NASAMS), seyir füzeleri, büyük uçaklar ve dronlarla mücadele etme kapasitesine sahip. Son olarak temel olarak Hassas Hedefleme Radarı ve Coyote Önleme Sistemi olan Küçük, Yavaş, Düşük Entegre İnsansız Hava Aracı Sistemine (LIDS) de sahibiz. LIDS, küçük ve orta boy dronelar için özel olarak tasarlanmış bir anti- drone sistemidir” açıklamasında bulundu.

Uzun menzilli, yüksek irtifa hava savunma sistemi Patriot (Şarku’ Avsat)
Uzun menzilli, yüksek irtifa hava savunma sistemi Patriot (Şarku’ Avsat)

Raytheon’un ayrıca 50 kilowatta ulaşan ve küçük ve orta boy dronlarla ilgilenen yüksek enerjili bir lazer sistemine sahip olduğunu belirten Laliberte, “Lazer sistemi roketlere ve havan toplarına karşı çok etkilidir. Çünkü bu, bir düşmanın bizim uğraştığımız ülkelere karşı kullanabileceği daha kısa menzilli tehditlere benziyor. Dolayısıyla tüm bunlar, farklı katmanları entegre edebilmenin yanı sıra çok önemlidir” dedi.

Raytheon’daki Kara Savaşı ve Hava Savunma Dairesi Başkanı ayrıca, “Savaş alanındaki komutanların tehditleri olabildiğince çabuk tespit etme yeteneği, onlara tehditlerin ne olduğunu ve onlarla nasıl başa çıkacaklarını belirlemeleri için en fazla zamanı verir. Örneğin bir insansız hava aracıyla mücadelede Patriot sistemine değil, özellikle maliyeti Patriot füzesinin maliyetinden çok daha düşük olduğundan, önleme sistemine (Coyote) güveniliyor. Patriot ise ileri teknolojiye dayanan ve baş edilmesi zor balistik füzelere karşı kullanılıyor” ifadelerini kullandı.

Yapay zeka

Kendisine yapay zeka sorulduğunda Laliberte, bunun onlarca yıldır var olan bir endüstri olduğunu söylerken, bazı Raytheon ürünlerinin yapay zeka algoritmalarına sahip olduğunu ve bunların çoğunlukla belirli bir amaç için tasarlandığını vurguladı. Yetkili, “Füze savunma senaryolarındaki zorluklardan biri, ayrımcılık adı verilen tehdidi tanımlamaya çalışmaktır. Dolayısıyla yapay zekadan kullanılabilecek tekniklerden birine makine öğrenimi adı verilir. Esasen bu, her türlü örneği sağlayarak onu eğiten bir algoritmaya sahip olmak anlamına gelir. Yani bunu radar görüntüleri şeklinde sunuyoruz ve sonra onu neyin olumlu olduğunu anlaması için eğitiyoruz. Aranan şey de bu ve bu durumda bu şey, olumsuz oldu. Bunu yaptıktan sonra sonuç, algoritmayı milyonlarca örnek üzerinde eğiterek doğru ayrımcılığı yapabilmesidir” ifadelerini kullandı. Laliberte, “Bu, yalnızca Raytheon’un değil, bir bütün olarak endüstrinin uzun süredir kullandığı, görüntü işleme ve radar sinyali işlemede kullanılan yaygın bir teknolojidir. Raytheon’un hava savunma sistemlerinde buna yardımcı olacak bazı otomatik özellikleri zaten mevcut. Ama bence geleceğin yattığı yer burası. Komutanlar, savaşları daha iyi organize etmelerine yardımcı olmak için yapay zekayı gerçek bir karar verme asistanı olarak kullanıyor” dedi.

Suudi Arabistan’daki Küresel Savunma Fuarı

Laliberte, şirketin gelecek yıl Küresel Savunma Fuarı’na, yakın zamanda üç şirket Raytheon, Collins Aerospace ve Pratt & Whitney aracılığıyla duyurduğu yeni markası RTX aracılığıyla katılacağını belirtirken, “Geçtiğimiz yıl geniş bir katılımımız olduğu için fuara katılmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Savunma sistemlerinde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki koordinasyon hakkında ise Laliberte, “KİK üyelerinin ihtiyaç duydukları sistemler ve yetenekler hakkında diyalog kurmasını görmenin, gerçekten harika bir şey diye düşünüyorum. Sadece birlikte çalışabilirlik kavramına odaklanmamanın onların çıkarına olduğunu düşünüyorum. Ancak son zamanlarda duyduğum bir tabir var; karşılıklılık yani ihtiyaç halinde sistem değişimi kavramı. Bu da ancak ülkelerin aynı sistemlere sahip olmasıyla gerçekleşebilir. Hiç şüphe yok ki bugün Körfez ülkeleri arasında aktif bir iş birliği görüyoruz ve buna acil bir ihtiyaç olduğu kanaatindeyim” dedi.

Suudilerin kendi kendine yeterliliğe doğru eğilimi

Geçen Eylül ayında Suudi Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın askeri sanayiyi geliştirmeye yönelik planları ve çabaları sayesinde, askeri sanayinin kendi kendine yeterliliğinin yüzde 2’den yüzde 15’e yükseldiğini ve yüzde 50’ye ulaşmasını umduğunu söyledi.

Vizyon 2030’da önce Suudi askeri sanayi sektörü açısından durum şimdiki gibi değildi. Vizyon, uygun altyapının bulunmasından başlayarak, kendi kendine yeterliliğe ulaşabilen ve hatta ihracat için bunun ötesine geçebilecek Suudi askeri ürünlerine kadar entegre bir sektör kurmayı başardı. Bu da vizyon, askeri teçhizatın hazırlığını artıran, kendi kendine yeterliliği artıran ve ulusal ekonomiye etkin bir şekilde katkıda bulunan sürdürülebilir bir askeri sanayi sektörü geliştirmek olduğu için, sektördeki hareketi açık hale getirdi.

Suudi Arabistan’ın perspektifi, askeri teçhizat üreticisi ile tüketicisi arasındaki basit bir satın alma sürecinden, sürecin tüm tarafları için ortaklık ve kazanç kavramına dönüştü. Savunma Bakanı genç Prens Halid bin Selman bin Abdülaziz liderliğindeki Savunma Bakanlığı, iddialı yurtlandırma sürecini desteklemeye devam etmek için Askeri Endüstriler Kamu Otoritesi ile birlikte çalışıyor.

Ayrıca Kamu Yatırım Fonu’na bağlı Suudi Askeri Sanayi Şirketi (SAMI), 2030 yılına kadar dünyada savunma sanayinde uzmanlaşmış ilk 25 şirket arasında yer almak için çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Şirket, uluslararası spesifikasyonlarda savunma ürün ve hizmetleri geliştirmek ve Suudi Arabistan’ın savunma sanayii alanında kendi kendine yeterliliğini sağlamak için en son teknolojilere ve en iyi yetkinliklere güveniyor.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.