Lübnan’da ‘Amik’ sulak alanı, iklim değişikliğine rağmen doğasını koruyor

Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıklarının 24 Ağustos 2023’te alınan görüntüsü. (Reuters)
Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıklarının 24 Ağustos 2023’te alınan görüntüsü. (Reuters)
TT

Lübnan’da ‘Amik’ sulak alanı, iklim değişikliğine rağmen doğasını koruyor

Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıklarının 24 Ağustos 2023’te alınan görüntüsü. (Reuters)
Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıklarının 24 Ağustos 2023’te alınan görüntüsü. (Reuters)

Parıldayan su bataklıklarında ördeklerin, rengarenk kelebeklerin ve göçmen kuş sürülerinin bulunduğu, arı sürüleri, çeşitli amfibiler ve sürüngenlerin yaşamını sürdürdüğü Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi’ndeki ovada, kuru iklime ve küresel ısınmaya rağmen sulaklığın korunduğu doğal bir rezerv bulunuyor.

Ortadoğu bölgesinin son birkaç yılda yüksek sıcaklıklara ve düzenli olarak yağış sıkıntısına yol açan iklim değişikliğinden etkilenmesinin ardından Amik sulak alanı, diğer bölgelerin doğal ‘savaşlarından’ farklı olarak çevresel zenginliğini korumayı başarıyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Bekaa Vadisi ve komşusu Suriye, sıcak hava dalgası ve kuraklıktan dolayı sıkıntı çekiyor. Bu durum orman yangınlarına ve bitkisel üretimin bozulmasına neden oluyor.

Amik bataklıkları Lübnan’ın en büyük sulak alanları olarak biliniyor ve Bekaa Vadisi'nde bulunan bataklık ve göl kalıntılarını içeriyor. 1994 yılında Dünya Kuş Birliği tarafından Ortadoğu’daki kuşlar açısından nadir bir bölge olarak sınıflandırıldı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2005 yılında bu bölgeyi ‘Al Shouf Cedar’ rezerviyle birlikte ‘biyosfer rezervi’ olarak ilan etti.

Fotoğraf Altı: Lübnan’ın Bekaa bölgesindeki Amik bataklıkları. (Reuters)
Lübnan’ın Bekaa bölgesindeki Amik bataklıkları. (Reuters)

Amik bataklıklarından sorumlu ziraat mühendisi ve yetkilisi Abdullah Hanna, bu bölge hakkında şu açıklamalarda bulundu:

“Biyolojik çeşitliliği çekiyor, kuşların sık ve düzenli geçiş yapıyor. Bölgenin sulak kalması ve yeşil örtüsünün korunması amacıyla su tasarrufu sağlamak ve kaybetmemek için daha fazla çalışabiliriz.Yazın suyu daha uzun süre muhafaza etmek için baraj inşa etmek önemli. Baraj projesine 2014 yılında başlandı, 2016’da sona erdi. Dört ila beş milyon metreküp su tasarrufu yapabildik. Bu durum, bu yıl küresel ısınma, iklim değişikliği ve dünyadaki kuraklık açısından sadece Lübnan için değil, tüm dünya için en kötü yıl olsa da bu bölgede su görmemizi sağladı” ifadelerini de sözlerine ekledi.

Mühendis, iç su kaynaklarının bataklıkları zenginleştirdiğini aktardı. Aynı zamanda barajların su tasarrufuna da yardımcı olarak manda sürüsüne her gün ferahlatıcı bir yüzme olanağı sağlığını belirtti. “Eylül ayına yaklaşıyoruz ve bölge hâlâ yeşil, su hâlâ yeterli miktarda mevcut” dedi.

Hanna, karbondioksiti emme özelliği açısından her beş kilometrekarelik ormanın 1 kilometrelik sulak alana eşdeğer olduğunu söyledi.

Amik’te 260’tan fazla kuş türü bulunuyor ve avcıların saldırılarına uğramamaları için koyucular devriye geziyor.

Amik rezervi yüzlerce bitki ve ağaç türünün bulunduğu dağları, su kaynaklarını ve nehirleri içeriyor ve memelilere, amfibilere ve sürüngenlere ev sahipliği yapıyor.

Lübnan, her baharda sürü halinde Afrika’dan Avrupa ve Asya’ya seyahat eden yüz milyonlarca göçmen kuşların dünyadaki en önemli rotalarından birini teşkil ediyor. Rüzgar ve sıcaklık koşulları yolculuk için mükemmel olana kadar bazı kuş türleri saatlerce, bazıları ise haftalarca burada kalıyor.

Rezervdeki yeşil örtü 27 milyon metrekarelik bir alana yayılıyor ve Lübnanlı Skaf ailesinin özel mülkiyetinde bulunuyor.

Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıkları. (Reuters)
Lübnan’ın Beka bölgesindeki Amik bataklıkları. (Reuters)

Toprak sahiplerinden Miryam Skaf, 100 yıl önce Amik’in ‘ataların mülkü’ olduğunu ve bu miras kendisine emanet edildiğini belirterek “Bunun yok olmasına izin vermeyeceğim, çünkü biz bu doğal yapının koruyucularıyız” dedi.

Skaf, Reuters’a yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Ekonomik koşulların kötü olması nedeniyle devlet ilgisizliği, dünyanın ziyaret ettiği, muhteşem manzaraların fotoğraflandığı bir yaşam alanı haline gelen alanı koruma görevimizden bizi alıkoymuyor. Bu ülkenin bir vatandaşı göç ederse, burada yaşayan kuşlar bize toprağımızın, gökyüzümüzün, suyumuzun nadide hazineler olduğunu hatırlatacaktır.”

Bölgede görülen kuş türleri arasında büyük orman kartalı, şah kartal ve kerkenez de bulunuyor.

Kayıtlı hayvanlar arasında büyük su çulluğu, pasbaş patka ve bir yırtıcı kuş türü olan bozkır tuygunu gibi nesli tükenmekte olan kuş türleri de yer alıyor. Ayrıca beş amfibi türü ve 12 sürüngen türü de mevcut.

İki yıllık araştırma sonucunda bölgede 50’den fazla kelebek türü tespit edildi.

Fotoğraf Altı: Amik bataklıkları. (Reuters)
Amik bataklıkları. (Reuters)

Sulak alan, Lübnan Dağı’nın doğu ucunda, Kab Elias şehrinin yedi kilometre güneybatısında yer alıyor. Sazlık ve açık göletlerden oluşan ana alan 253 hektarlık bir alanı kaplıyor ve doğuya doğru, uzun bir şerit halinde Litani Nehri’ne kadar uzanıyor.

Batıdaki Barouk dağının tepesine yağan yağmur ve kar, bölgeye su sağlıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.