Yeni çıkacak kitap: Biden özel konuşmalarında ara sıra yorgun hissettiğini itiraf ediyordu

ABD Başkanı Joe Biden (AP)
ABD Başkanı Joe Biden (AP)
TT

Yeni çıkacak kitap: Biden özel konuşmalarında ara sıra yorgun hissettiğini itiraf ediyordu

ABD Başkanı Joe Biden (AP)
ABD Başkanı Joe Biden (AP)

80 yaşındaki ABD Başkanı Joe Biden’ın etkili bir ikinci dönemi tamamlamak için çok yaşlı olup olmadığı konusunda süren tartışmanın ortasında, başkanın Beyaz Saray’da geçirdiği süreyi anlatan bir kitapta, Biden’ın ‘yorgun’ hissettiğini itiraf ettiği öne sürüldü.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian gazetesinden aktardığı habere göre, Franklin Foer isimli yazarın The Last Politician: Inside Joe Biden’s White House and the Struggle for America’s Future adlı kitabı merakla bekleniyor.

Söz konusu kitapta Biden’ın tartışma konusu olan yaşına ilişkin şu ifadelere de yer verildi:

“Biden’ın ileri yaşı, onu kamuoyunda güçlü bir varlık gösterme enerjisinden veya isimleri kolayca hatırlama yeteneğinden mahrum bırakan bir engeldi. Saat 10’dan önce az sayıda sabah toplantısına katılması ya da halka açık etkinliklerde çok az yer alması dikkat çekiciydi. Genel davranışı, hiçbir ilaç veya egzersizin üstesinden gelemeyeceği fiziksel gerilemeyi ve zihinsel yeteneklerinin zamanla körelmesini yansıtıyordu. Özel konuşmalarında ara sıra yorgun hissettiğini itiraf ediyordu.”

Foer, Biden’ın yorulduğunu itiraf ettiği bölümde, başkanın Rus ordusuna karşı mücadelesinde Ukrayna’yı destekleme konusundaki ‘savaş zamanı liderliğinin’, ‘onun yıpranmış içgüdüleri ve güçlü özgüveninden kaynaklandığını’ da ekledi.

Foer, bu konuda kitabında ayrıca şunları yazdı:

“Daha yaşlı bir başkana sahip olmanın avantajları ortadaydı. O sadece koalisyonun lideri değildi, aynı zamanda yabancı liderlerin tavsiye ve güvence için arayabileceği Batı’nın baba figürüydü.”

Kitabın yayıncısı Penguin Random House’a göre, Foer, Biden’a atfedilen özel açıklamaları için bir kaynak belirtmiyor ancak onlarca yıldır Biden’ın yakınındaki danışmanları içeren kaynaklara dayanıyor.

Yeni kitabın, önümüzdeki hafta ABD’de piyasaya çıkması bekleniyor.

Demokrat ve bağımsız seçmenlerle yapılan anketlerde, Biden’ın yaşı, yaptığı gaflar ve ikinci dönemde başkanlık görevini yerine getirebilecek fiziksel ve zihinsel yeteneği hakkındaki endişeler dile getirildi.

NBC News tarafından bu ay yapılan bir ankete katılanların yüzde 68’i Biden’ın başkan olarak görev yapmak için gerekli zihinsel ve fiziksel sağlığa sahip olmamasından endişe ederken, yüzde 55’i bu konuda büyük endişeleri olduğunu söyledi.

USA TODAY/Suffolk University tarafından yapılan bir diğer ankette ise, Demokratlar ve bağımsız seçmenlerin yüzde 37’si, 80 yaşındaki başkanın ileri yaşının ona oy verme olasılığını azalttığını ifade etti.

The Economist ve YouGov tarafından yapılan bir başka ankette de, bağımsızların yüzde 45’i Biden’ın sağlığı ve ileri yaşının ‘iş yapma yeteneğini ciddi şekilde sınırladığını’ söyledi.



Liberman safını seçti, Eisenkot'un hükümet yolu açıldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
TT

Liberman safını seçti, Eisenkot'un hükümet yolu açıldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu destekleyen sağcı İsrailli aktivistler, Pazar akşamı İsrail'in Hayfa kentinde yeni seçimler yapılması talebiyle gösteri düzenledi (EPA)

İsrail'de seçim sonuçlarının kesin bir tablo ortaya koymamasının ardından yaşanan siyasi tıkanıklıkta dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un hükümeti kurmakla görevlendirilmesi artık büyük ölçüde kesinleşti. Rus Yahudilerinin partisi İsrail Evimiz'in lideri Avigdor Liberman, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceğini duyurdu.

Liberman'ın partisi, geçen hafta yapılan İsrail parlamento (Knesset) seçimlerinde yarışılan 120 sandalyeden yalnızca 7'sini kazanmıştı. Ancak mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ ittifak, Eisenkot'a yönelik sert eleştirileri nedeniyle Liberman'ı kendi saflarına çekmeyi ve muhalefetin 48 sandalyelik bloğundan iktidar ittifakına geçmesini sağlamayı umuyordu.

İsrail seçimleri, iki ana rakip olan Netanyahu ve Eisenkot'tan hiçbirine 61 sandalyelik çoğunluğu kazandıramadı. Oy sayımının kesinleşen sonuçlarına göre Netanyahu'nun bloku 53 sandalyeyle ilk sırada yer alırken, Liberman'ın partisini de içeren Eisenkot liderliğindeki blok 48 sandalye elde etti. Arap partileri ise 19 sandalye kazanarak "tarihi" olarak nitelendirilen bir başarıya imza attı.

gthyjukı
İsrail vatandaşı Filistinli bir kadın, Umm el-Fahm kentindeki seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)

Liberman, pazartesi günü yaptığı açıklamada Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını kesin bir dille ifade etti. Herzog'un çarşamba günü başlatacağı istişarelerde, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot'un yeni hükümeti kurmakla görevlendirilmesini tavsiye edeceğini bildirdi.

Liberman'ın Netanyahu ile ittifak kurmayacağını açıklamasıyla Eisenkot, muhalefetin 48 sandalyesine Arap partilerinin 19 sandalyesinden gelen desteğin eklenmesiyle toplam 67 milletvekilinin tavsiyesini almayı garantiledi. Böylece Herzog'un hükümeti kurma görevini Netanyahu'ya değil, Eisenkot'a vermesi neredeyse kesinleşti.

Ancak iki devletli çözüm seçeneğini reddeden Eisenkot ve Demokratlar Partisi (8 sandalye) dışındaki muhalefet partileri, Siyonist destekçi blokları kışkırtmamak amacıyla Arap partileriyle ittifak kurmayacaklarını taahhüt etti.

Arap partileri ise ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceklerini duyurdu. Ancak bu partilerin hükümete katılıp katılmaması konusunda kendi içlerinde görüş ayrılığı bulunuyor. Siyasi İslam çizgisine yakın Mansur Abbas'ın liderliğindeki parti daha önce hükümette yer alırken, sol ve Arap milliyetçisi çizgideki Ortak Liste partileri hükümete katılmayı kesin biçimde reddediyor.

Netanyahu ekibinden yayılan söylentiler

Liberman, Netanyahu'nun yardımcıları tarafından ortaya atılan, kendisini sağ koalisyona katmak için müzakereler yürütüldüğü ve Netanyahu'nun hükümetin dört yıllık görev süresinin ilk iki yılında başbakanlığı Liberman'a bırakmayı kabul ettiği yönündeki söylentilere son verdi.

Liberman, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, başbakanlığın dönüşümlü olarak paylaşılması, hatta Netanyahu'nun ilk iki yıl için başbakanlık görevini kendisine bırakması durumunda bile Netanyahu liderliğindeki bir hükümete katılmayacağını söyledi.

Liberman, muhalefet bloğunda Knesset'in yeni başkanının seçilmesi konusunda varılan adımlara bağlı olduğunu da belirtti. Bu makamın kendi partisine verilmesini istemediğini, Yair Lapid'in Birlikte Listesi'nin adayını destekleyeceğini açıkladı.

Liberman ayrıca hükümet sistemi ve yargı düzenini değiştirmeyi amaçlayan yasaların iptal edilmesi başta olmak üzere muhalefetin üzerinde uzlaştığı diğer adımları da destekleyeceğini belirterek muhalefet cephesine bir ölçüde güvence verdi.

dvfgbhyj
İsrail'in eski Maliye Bakanı Avigdor Liberman (X hesabı)

Liberman, Eisenkot'a yönelik eleştirilerinden ise vazgeçmedi. Eisenkot'tan da seçim sonuçlarından da memnun olmadığını belirten Liberman, sonuçların Siyonist muhalefet partileri açısından "büyük bir başarısızlık" olduğunu söyledi.

Liberman, "Birlikte 41 sandalye kazandık. İki devletli çözümü destekleyen sol Demokratlar Partisi'ni bu hesaba dahil etmedik. 48 sandalyeden daha fazlasını elde etmeyi beklediğimizi kabul etmeliyiz" dedi.

Seçim başarısızlığının en büyük sorumluluğunu doğrudan Eisenkot'a yükleyen Liberman, onun "bencil bir seçim kampanyası yürüttüğünü ve bu nedenle 7-8 sandalye kaybettiklerini" savundu.

Buna rağmen Netanyahu'nun istediği gibi ülkenin yeniden seçime gitmesini önlemek için muhalefet bloğunun yanında duracağını belirten Liberman, "İran'la savaş çıksa bile Netanyahu hükümetine katılmayacağız ancak elbette dışarıdan destek vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Mevcut siyasi tablonun görünümü

Beyahad / B'Yachad  (Birlikte Partisi) lideri Naftali Bennett ile Arap partilerinin temsilcileri, çarşamba gününden itibaren Herzog ile yapacakları görüşmelerde hükümeti kurma görevinin Eisenkot'a verilmesini tavsiye edeceklerini resmen açıklamıştı.

Liberman'ın da bu karara katılmasıyla Eisenkot'un toplam 67 milletvekilinin desteğini alması kesinleşti. Bu destek; kendi partisinden 21, Bennett-Lapid ittifakından 12, Demokratlar Partisi'nden 8, Arap partilerinden 19 ve Liberman'ın partisinden 7 milletvekilinden oluşuyor.

Netanyahu'nun hükümeti kurmasını tavsiye edecek milletvekillerinin sayısı ise Aşkenaz Haredi partisi Birleşik Tevrat Yahudiliği'nin (7 milletvekili) adaylardan hiçbirini desteklememe kararı almasının ardından 53'ten 46'ya geriledi.

Muhalefet liderlerine yakın kaynaklara göre, muhalefet cephesinin öncelikli hedefi Knesset'te yönetim değişikliğini sağlayacak bir hükümet kurmak. Bu kapsamda Netanyahu'nun partisi Likud'dan mevcut Meclis Başkanı Amir Ohana'nın değiştirilmesi ve komisyon başkanlıklarının yeniden düzenlenmesi planlanıyor.

Yeni yönetimin öncelikli ve acil görevleri arasında 7 Ekim 2023'teki başarısızlıkları soruşturacak bir komisyon kurulması ve Knesset'in yönetim sisteminde köklü değişiklikler öngören düzenlemelerinin iptal edilmesi bulunuyor. Söz konusu yasaların 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu nedenle düzenlemelerin bu tarihten önce kaldırılması gerekiyor.

İsrail'de hükümet kurma sürecinin bundan sonraki aşamasında Cumhurbaşkanı Herzog'un, 11 Kasım'da hükümeti kurmakla görevlendireceği kişinin adını açıklaması gerekiyor. Knesset'in ilk oturumunun ise bu ayın 10'unda yapılması bekleniyor.

Hükümeti kurmakla görevlendirilecek başbakana kabineyi oluşturması için 28 gün süre verilecek. Bu süre 14 gün daha uzatılabilecek. Eisenkot'un başarısız olması halinde Herzog, görevi başka bir milletvekiline verebilecek. Netanyahu ise Liberman'a ortaklık teklif etmeyi planlıyordu.

İran savaşı ve "Nazi söylemi" yeniden gündemde

Eisenkot'un Netanyahu yönetimini sona erdirme konusundaki kararlılığı ve kamuoyunun geniş kesimleriyle devletin bazı kurumlarından aldığı destek karşısında Netanyahu'nun Likud Partisi, "kıyamet silahı" olarak nitelendirilen İran savaşı ve diğer cephelerdeki çatışmaları yeniden gündeme taşımaya çalışıyor.

Netanyahu, bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump'ı en güçlü destekçisi haline getirmeyi hedefliyor. Savaşın İsrail'de bir ulusal birlik hükümetini zorunlu kılacağını savunan Netanyahu, Washington'dan ortak ya da tek taraflı bir askeri operasyon düzenlemesini istiyor. Eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot'un da böyle bir durumda savaşın gerekliliklerine uymak zorunda kalacağı değerlendiriliyor.

Bu arada Likud, Eisenkot'u Arap partileriyle hükümet kurmaktan vazgeçirmek ve korkutmak amacıyla baskılarını sürdürüyor.

Pazar akşamı Eisenkot'un evinin önünde düzenlenen sağcı gösteride bir protestocu, mikrofon aracılığıyla Eisenkot'un eşine yönelik ağır ifadeler kullandı.

Gösterici, "Kocan bir katil, acımasız bir cani. Oğlunu öldüren de o (Eisenkot'un Gazze'deki çatışmalarda hayatını kaybeden oğluna atıfta bulunuyor). Kardeşlerinin iki oğlunu da o öldürdü (onlar da Gazze savaşında hayatını kaybetmişti). Oğlunun katiliyle, bütün çocuklarımızın katiliyle ve devleti terörist Araplara satan biriyle aynı yatakta nasıl yaşayabiliyorsun?" diye bağırdı.

xhjk
Kudüs'te Likud Partisi'nin seçim afişinde Netanyahu ve Trump, İbranice "Kazanmak için tek bir şansımız var" sloganıyla birlikte yer alıyor (AP).

Bu provokatif gösteriden önce, cumartesi akşamı onlarca protestocuyla birlikte Eisenkot'un evinin önüne gelen başka bir sağcı aktivist de mikrofon aracılığıyla Nazi söylemi kullandı.

Eisenkot'u destekleyen Yahudi göstericilere seslenen aktivist, "Sizi yeniden Auschwitz'in barakalarına göndermeliyiz" dedi. İsrail anlatısına göre İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya'daki Nazi imha kampında 1,5 milyon Yahudi öldürülmüştü.

Aktivist sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir Filistin devleti kurmadan önce sizi ezeceğiz. Tamamen sağcı bir hükümet kuracağız. Size Auschwitz'dekiler gibi mezbahalar kuracağımıza söz veriyorum. Çünkü bizim en büyük düşmanlarımız sizsiniz."

Yashar Partisi, bu kanlı kışkırtıcı söylemin 1995 yılına, yani Netanyahu'nun dönemin Başbakanı İzak Rabin'e karşı gösterilere öncülük ettiği döneme dönüş anlamına geldiğini belirtti.

O dönemde Rabin'in Nazi subayı üniformasıyla gösterildiği fotoğraflar yayımlanmış, göstericiler "Hain, hain" sloganları atmıştı. Bu kışkırtıcı atmosferin ardından aşırı sağcı Yahudi bir öğrenci, Rabin'e suikast düzenleyerek onu öldürmüştü.


Tahran diplomatik temasları yoğunlaştırırken savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı hazırlık yapıyor

İranlılar, cumartesi günü Tahran sokaklarından birinde eski İran lideri Ali Hamaney'in duvar resminin önünden geçerken (AP)
İranlılar, cumartesi günü Tahran sokaklarından birinde eski İran lideri Ali Hamaney'in duvar resminin önünden geçerken (AP)
TT

Tahran diplomatik temasları yoğunlaştırırken savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı hazırlık yapıyor

İranlılar, cumartesi günü Tahran sokaklarından birinde eski İran lideri Ali Hamaney'in duvar resminin önünden geçerken (AP)
İranlılar, cumartesi günü Tahran sokaklarından birinde eski İran lideri Ali Hamaney'in duvar resminin önünden geçerken (AP)

İran, yeni bir savaşın önüne geçmek amacıyla arabulucular üzerinden yürüttüğü temasları yoğunlaştırırken, taraflar arasında bir anlaşma taslağı da dolaşıma girdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın hem diplomasiye hem de askeri karşılaşmaya hazır olduğunu belirterek, bu kez her iki senaryoya da geçmiştekinden çok daha güçlü şekilde hazırlandıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise dini liderin hükümete müzakere konusunda yetki verdiğini açıkladı.

Arakçi, Türkmenistan ziyaretinin sonunda başkent Aşkabat'ta resmi haber ajansı IRNA'ya verdiği röportajda, mevcut koşulların hassasiyeti ve taşıdığı riskler nedeniyle arabulucular üzerinden yürütülen istişarelerin son derece yoğunlaştığını belirtti. Arakçi, bundan sonraki sürecin tamamen ABD'nin tutumuna bağlı olduğunu ifade etti.

Katar ve Pakistan'ın arabulucu olarak son derece aktif bir rol üstlendiğini kaydeden Arakçi, "Heyetlerin ziyaretleri açıkça görülüyor. Bunun yanı sıra taraflar arasında onlarca telefon görüşmesi yapılıyor ve çok sayıda mesaj karşılıklı olarak iletiliyor" dedi.

İran'ın hem kendisini güçlü biçimde savunmaya hem de diplomasi masasına oturarak adil bir müzakere çözümüne ulaşmaya hazır olduğunu defalarca açıkladığını belirten Arakçi, şöyle konuştu:

"Belirli şartlarımızı açıkladık ve yazılı planımızı sunduk. Artık her şey ABD tarafına, oradaki siyasi aklın ne ölçüde hâkim olduğuna ve diplomasi yolunu tercih etme iradesine sahip olup olmadıklarına bağlı. Yoksa önceki örneklerde olduğu gibi süreci yeniden saldırılara ve askeri operasyonlara mı sürüklemek istiyorlar?"

Arakçi, İran'ın her iki senaryoya da geçmiştekinden çok daha güçlü biçimde hazırlandığını vurgulayarak, "Bizi bir kez daha sınamak isterlerse, öncekinden çok daha acı ve ağır bir sonuçla karşılaşacaklarını biliyorlar. Diplomasi yoluna samimiyetle girerlerse biz de hazırız" ifadelerini kullandı.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda İran'ın şartlarının tamamen açık ve şeffaf olduğunu söyleyen Arakçi, "Bu şartlar kabul edilirse boğaz açılır ve müzakereler yeniden başlar. Kabul edilmezse durum gördüğünüz şekilde devam eder" dedi.

İran'ın temel ilkelerinden hiçbir şekilde geri adım atmayacağını ve hiçbir gücün karşısında başını eğmeyeceğini belirten Arakçi, buna karşın Tahran'ın akıl, diyalog ve mantık çerçevesinde hareket ettiğini söyledi.

Arakçi, karşı tarafın da aynı yaklaşımı benimsemesi halinde İran'ın olumlu bir etkileşime hazır olduğunu kaydederek, "Ancak aldatma, askeri operasyonlar ve saldırganlık niyetindelerse biz de aynı ölçüde hazırlıklıyız. Kararlı karşılıklarımızı görecekler" diye konuştu.

Reuters'a konuşan konuya yakın bir yetkili, İranlı müzakerecilerin Katar arabulucularıyla üç gün süren görüşmelerin ardından pazar günü Doha'dan ayrıldığını ve anlaşma taslağının görüş ve değerlendirmelerin alınması amacıyla taraflar arasında dolaşıma sokulduğunu bildirdi.

Yetkili, heyetin ayrılmasının müzakerelerde yaşanan sorunlardan kaynaklanmadığını, süreci takip etmek amacıyla yeni bir toplantının düzenlenebileceğini söyledi.

Arakçi de pazar günü Tahran'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Doha'daki görüşmelere katılan yardımcısının aynı gün başkente döneceğini belirtmişti.

"Süreç karmaşık"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında görüşmelerin sürdüğünü ancak sürecin karmaşık olduğunu söyledi.

Tarafların arabulucular üzerinden mesaj alışverişinde bulunduğunu belirten Bekayi, "Top artık ABD'nin sahasında" dedi.

Bekayi, ABD'nin deniz ablukası sona erdirilmeden ve İran'ın meşru talepleri yerine getirilmeden herhangi bir anlaşmaya varılamayacağını, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının veya güvenliğinin sağlanmasının da mümkün olmayacağını vurguladı.

Washington ile yürütülen diyaloğun temelini İran'ın yedi aşamalı teklifinin oluşturduğunu belirten Bekayi, planın uygulanma süresinin iki güne indirildiğini söyledi.

xcdvfgbh
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, basın toplantısında (Arşiv – İran Dışişleri Bakanlığı)

Bekayi, "Bu planın iki gün içinde uygulanabilecek olması İran'ın iyi niyetinin bir başka göstergesidir. Masadaki tek gerçek girişim budur" ifadelerini kullandı.

Planın uygulanma süresinin kısaltılmasının İran'ın temel tutumunu değiştirmediğini kaydeden Bekayi, nükleer müzakerelere dönülmesinin ancak Tahran'ın talep ve şartlarının karşılanmasının ardından mümkün olabileceğini belirtti.

Bekayi, görüşmelerde İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun başka bir ülkeye nakledilmesi konusunun gündeme gelip gelmediği ve Tahran'ın böyle bir seçeneği kabul edip etmeyeceği yönündeki soruya ise olumsuz yanıt verdi.

İran'ın yedi aşamalı planı, ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sona erdirmesini, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açmasını, Washington'ın Tahran'a petrol satışına ilişkin kısıtlamalarda muafiyet tanımasını ve yeni yaptırımları kaldırmasını öngörüyor. Bu adımların ardından diğer konularda müzakerelerin başlatılması planlanıyor.

Tahran ayrıca bölgedeki tüm cephelerde ateşkes sağlanmasını ve dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasını şart koşuyor. Söz konusu taleplerin, nisan ayında 40 günlük bombardımanı sona erdiren ateşkesin ardından haziran ayında imzalanan mutabakat zaptında da yer aldığı belirtiliyor.

Arakçi, pazar günü yaptığı açıklamada Washington'ın İran ile Umman arasında üzerinde uzlaşılan yeni bir gemi geçiş güzergâhını kabul etmesi, son aylarda uygulamaya koyduğu yaptırımları kaldırması ve bölgedeki ABD askerlerinin sayısını azaltması gerektiğini söylemişti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai'ye gönderdiği mesajla ilgili soruyu yanıtlayan Bekayi, mesajın yeni bir girişim içermediğini ve buna verilecek yanıt konusunda kararın Rızai'ye ait olduğunu belirtti.

Rızai, cumartesi akşamı devlet televizyonunda yayımlanan bir röportajında, mesajı okuduğunu ancak henüz yanıt vermediğini söylemişti. Rızai, "Üslupları tamamen değişti" diyerek bu değişimi olumlu bir işaret olarak değerlendirmiş, ancak mesajın içeriğine ilişkin ayrıntı vermemişti.

Şarku’l Avsat’ın İran'ın Mehr Haber Ajansı'ndan aktardığı habere göre Bekayi, yazışmalardaki üslup farklılıklarının olağan olduğunu ancak Tahran açısından asıl önemli olanın ABD'nin uygulamaları ve sahadaki tutumu olduğunu ifade etti.

Bekayi ayrıca Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin, Katar arabuluculuğuyla Washington'a mesajların iletilmesini kolaylaştırmak amacıyla Doha'da bulunduğunu belirtti.

Hükümete müzakere yetkisi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi için çaba gösterdiklerini belirterek, "Bu konuda devrim lideri hükümete yetkiler verdi" dedi. Pezeşkiyan, söz konusu yetkilerin kapsamına ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

Yeni dini lider Mücteba Hamaney, mart ayında göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önünde görünmedi. Hamaney'in faaliyetleri, ofisi tarafından duyurulan yazılı açıklamalar ve kapalı toplantılarla sınırlı kalıyor.

İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali Abdullahî, parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu toplantısına katılarak silahlı kuvvetlerin savaş hazırlıklarına ilişkin kapsamlı bir rapor sundu.

Komisyon Sözcüsü Milletvekili Hasan Kaşkevi'nin açıklamasına göre Abdullahî, dini liderin Genelkurmay Başkanlığına verdiği son talimatların uygulanmak üzere bütün komutanlara ve askeri birliklere iletildiğini bildirdi.

Dini lider, cumartesi günü verdiği talimatta, her türlü tehdide "coğrafi sınır gözetmeksizin" karşılık verilmesini ve ABD ile İsrail'e ait varlıkları da kapsayacak şekilde "hedef bankasının" güncellenmesini istemişti.

Abdullahî'nin toplantıda dini liderle gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmeler, kendisiyle yapılan yazışmalar ve bu yazışmalara verilen yanıtlar hakkında da bilgi sunduğu belirtildi.

Kaşkevi, bu bilgilerin dini liderin ülke meselelerine, özellikle askeri ve savunma alanlarına ilişkin gelişmeleri eksiksiz biçimde takip ettiğini gösterdiğini söyledi.

Abdullahî'nin, "Düşmanın vaatlerine güvenmiyoruz ve bunlara hiçbir şekilde bel bağlamıyoruz. Ciddi biçimde çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dediğini aktaran Kaşkevi, silahlı kuvvetlerin ihtiyaçlarının karşılanması, savunma bütçesinin güçlendirilmesi ve askeri personelin yaşam koşullarının iyileştirilmesinin öncelikler arasında bulunduğunu kaydetti.

Umutlar ve endişeler

Diplomatik arabuluculuğun bir çözüme ulaşabileceğine yönelik beklentilerle petrol fiyatları pazartesi günü yaklaşık yüzde 4 geriledi. Ancak İranlı kaynaklar Reuters'a yaptıkları açıklamada, bir anlaşmaya varılmasından ziyade ABD'nin yeni bir saldırı düzenlemesinin hâlâ daha olası görüldüğünü belirtti.

Katar merkezli Nakilat şirketi, pazar günü yaptığı açıklamada, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerlerinden birinin cuma günü Körfez bölgesinde kimliği belirsiz mühimmatın hedefi olduğunu duyurdu.

Diplomatik temaslar, ABD'de salı günü yapılacak ara seçimlerin arifesinde sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerden önce İran'a yönelik yeni saldırılar düzenlemeyeceklerini defalarca açıklamıştı.

sdcfgthyj
Bir Devrim Muhafızları mensubu, Tahran'ın kuzeyindeki Tecriş Meydanı'nda halk seferberlik güçlerine yönelik "Fedaiyyun" eğitim kampının açılışı sırasında silahları incelerken (AP)

Trump, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada müzakerelerin "iyi gittiğini" söyledi. Bununla birlikte İran'a güvenmediğini belirterek, "Bildiğiniz gibi, pek güvenilir değiller. Bir anlaşma yapıyorlar, ardından bundan geri adım atıyorlar. Ben bir anlaşma yapmak istiyorum. Bakalım anlaşmaya varacaklar mı?" ifadelerini kullandı.

Trump, Natanz yakınlarındaki "Balta Dağı"na işaret ederek, "Hâlâ ilgilenmemiz gereken bir ya da iki nokta var ancak bunu 10 dakika içinde halledebiliriz" dedi.

Pazar günü Iowa eyaletinde düzenlenen bir seçim mitinginde konuşan Trump, Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) aktardığına göre, "İran'la işimizi henüz bitirmemiş olmamın tek nedeni nazik davranmak istemem. Mümkünse bütün bu hayatları kurtarmaya çalışmak istiyorum. Ancak bir noktada onlara ezici bir darbe indirmek zorunda kalacağız" diye konuştu.

Axios haber sitesi, ABD'li ve İsrailli iki yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun cumartesi günü yaptığı telefon görüşmesinde Trump'a seçimlerin hemen ardından İran'ı vurması çağrısında bulunduğunu yazdı. Trump'ın ise müzakerelere fırsat verilmesinden yana olduğu belirtildi.

Trump, pazar günü Netanyahu ile yaptığı görüşmeye ilişkin yalnızca "Çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik" demekle yetindi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Trump'ın saldırıların yeniden başlatılması konusunda henüz karar vermediğini açıkladı. Rubio, Trump'ın çatışmayı diplomatik yollarla sona erdirmeyi tercih ettiğini ancak askeri seçeneğin de masada tutulduğunu belirtti.

Bekayi, İran'a yönelik herhangi bir saldırgan eylemin veya hangi yöntemle gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin askeri saldırının güçlü, derhal ve kapsamlı bir karşılıkla karşılanacağı uyarısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Pekin'de İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri Keni ile yaptığı görüşmenin ardından çatışmanın taraflarına yeniden silaha başvurmak yerine siyasi çözümlere odaklanma çağrısı yaptı.

Wang, Çin'in İran'ın egemenliğini ve güvenliğini koruma çabalarını desteklediğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon düzenlenebileceğine ilişkin haberlerden "derin endişe" duyulduğunu açıkladı ve diplomatik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.


Trump: İran'a saldırmak için acelem yok, ekonomisini felç ediyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü başkanlık helikopterinden indikten sonra Beyaz Saray'ın Güney Çimliği'nden geçerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü başkanlık helikopterinden indikten sonra Beyaz Saray'ın Güney Çimliği'nden geçerken (AP)
TT

Trump: İran'a saldırmak için acelem yok, ekonomisini felç ediyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü başkanlık helikopterinden indikten sonra Beyaz Saray'ın Güney Çimliği'nden geçerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü başkanlık helikopterinden indikten sonra Beyaz Saray'ın Güney Çimliği'nden geçerken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran'a yönelik savaşı yeniden başlatmak için acele etmediğini söyledi. ABD'nin İran ekonomisini felç ettiğini belirten Trump, Tahran'ın savaşın başlamasından bu yana hiç olmadığı kadar anlaşma yapmak istediğini ifade etti. Ancak İran yönetiminde kararları kimin aldığı konusunda şüpheleri bulunduğunu dile getirdi.

Trump, İsrail'in Kanal 12 televizyonuna ve Axios haber sitesine yaptığı açıklamada, "Acele etmiyorum. Onların ekonomisini felç ediyoruz" dedi.

İran yönetiminin beklediği ölçüde bir aciliyet duygusu içinde olmadığını belirten Trump, buna rağmen Tahran'ın savaşın başlangıcından bu yana hiç olmadığı kadar anlaşma istediğini söyledi. İranlıların paralarının ve yakıtlarının kalmadığını kaydeden Trump, halkın mevcut durumdan bıktığını ifade etti.

Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelere ilişkin konuşan Trump, "Onlarla görüşüyoruz. Süreç iyi ilerliyor. Sorun, kararları kimin aldığından emin olmamamız. Bizi yeniden oyalamaya çalışmalarını istemiyoruz" diye konuştu.

Trump'ın açıklamaları, Başkan Yardımcısı JD Vance'in İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'ye bir mesaj göndermesinin ardından geldi.

Üç seçenek

Trump, danışmanlarından gelen farklı yönlerdeki baskılarla karşı karşıya. Danışmanlarının bir bölümü, yeni bir saldırının farklı bir sonuç getirmeyeceği gerekçesiyle Trump'ın anlaşmaya yönelmesi gerektiğini düşünüyor. Kanal 12'ye göre Körfez ülkelerinin liderlerinin çoğu da bu görüşü destekliyor.

Diğer bazı danışmanlar ise Trump'ın "görevi tamamlamak" için savaşı yeniden başlatması gerektiğini savunuyor. Habere göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bu seçeneği destekliyor ve Trump'a bu yönde baskı yapıyor.

Üçüncü bir danışman grubu ise abluka ve yaptırımların sürdürülmesini, İran yönetiminin ekonomik açıdan "boğulmasını" öneriyor.

Trump ile Netanyahu arasında İran konusunda doğrudan ve sert bir telefon görüşmesi yapıldığı bildirildi.

Kanal 12, pazar günü İsrailli ve Amerikalı iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Trump ile Netanyahu arasında "doğrudan ve sert" bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiğini bildirmişti.

Görüşmenin ayrıntılarına vakıf kaynaklara göre Trump, bu aşamada müzakerelere sonuçlanması için fırsat tanımak ve İsrail'in sürece müdahale etmesini önlemek istiyor. Kaynaklar, müzakerelerin başarısız olması durumunda bu tutumun köklü biçimde değişebileceğini ve Netanyahu'nun müzakerelerin gidişatından endişe duyduğunu aktardı.

Axios ise Amerikalı ve İsrailli iki yetkiliye dayandırdığı haberinde, Netanyahu'nun cumartesi günü gerçekleşen telefon görüşmesinde Trump'ı ABD'deki ara seçimlerin salı günü tamamlanmasının hemen ardından İran'a saldırmaya çağırdığını yazdı.

İsrailli kaynak görüşmeyi "zor", Amerikalı kaynak ise "doğrudan" olarak nitelendirdi. Beyaz Saray ve Netanyahu'nun ofisi konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Trump ise pazar günü Netanyahu ile "çok iyi bir görüşme" yaptığını söylemekle yetindi.

"Ezici bir darbe"

Trump, cumartesi akşamı gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın askeri kapasitesinin büyük bölümünü imha ettikleri için Washington'ın saldırıları yeniden başlatmakta acele etmediğini söylemişti.

İranlıların güvenilir olmadığını belirten Trump, "Bir anlaşma yapıyorlar, sonra anlaşmadan geri dönüyorlar. Ben anlaşma yapmak istiyorum. Bakalım anlaşma yapacaklar mı?" ifadelerini kullanmıştı.

Trump, "Hâlâ ilgilenmemiz gereken bir veya iki nokta var ancak bunu 10 dakika içinde halledebiliriz" diye konuşmuş ve Natanz yakınlarındaki "Kuh-i Aks" bölgesine işaret etmişti.

dfghyj
Trump, pazar günü Kansas eyaletinin Salina kentindeki havaalanında düzenlenen seçim mitinginde yaptığı konuşmanın ardından kürsüden ayrılırken (AP)

Trump, pazar günü Iowa eyaletinde düzenlenen bir seçim mitinginde ise AFP'ye yaptığı açıklamada, "İran'la işimi henüz bitirmemiş olmamın tek nedeni nazik davranmak istemem. Yapabilirsem bütün bu hayatları kurtarmaya çalışmak istiyorum. Ancak bir noktada onlara ezici bir darbe indirmek zorunda kalacağız" dedi.

Trump daha önce de ABD'nin seçimlerden önce İran'a yeni saldırılar düzenlemeyeceğini defalarca açıklamıştı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Trump'ın saldırıları yeniden başlatma konusunda henüz karar vermediğini belirtmişti. Rubio, Trump'ın çatışmayı diplomatik yollarla sona erdirmeyi tercih ettiğini ancak Washington'ın askeri seçeneği de masada tuttuğunu söylemişti.

Tahran hazırlık yapıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazartesi günü Tahran'da yaptığı açıklamada, ülkesinin diplomasi veya askeri çatışma olmak üzere "her iki senaryoya da" hazır olduğunu ve bu hazırlığın önceki dönemlere kıyasla çok daha kapsamlı olduğunu söyledi.

Katar ve Pakistanlı arabulucular üzerinden yürütülen temasların "son derece yoğun" olduğunu belirten Arakçi, "Her şey ABD tarafına bağlı" dedi.

Reuters'a konuşan konu hakkında bilgi sahibi bir yetkili, İranlı müzakerecilerin pazar günü Doha'dan ayrıldığını ve üzerinde görüş bildirilmesi amacıyla bir anlaşma taslağının taraflar arasında dolaşıma sokulduğunu aktardı. Yetkili, takip toplantısı yapılmasının da ihtimaller arasında bulunduğunu belirtti.

İranlı müzakerecilerin Doha'dan ayrılmasının müzakerelerde yaşanan sorunlardan kaynaklanmadığını da kaydetti.

cddsvfth
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, 26 Ekim'de Tahran'da Suudi Savunma Bakanı, Pakistan Genelkurmay Başkanı ve Türkiye İstihbarat Başkanı ile yapılan toplantıda (İran Cumhurbaşkanlığı – AFP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasını ve Tahran'ın taleplerini yerine getirmesini şart koştu.

İran'ın yedi aşamadan oluşan önerisinin temasların temelini oluşturmaya devam ettiğini belirten Bekayi, Tahran'ın bu öneriyi "iki gün içinde" uygulamaya hazır olduğunu söyledi.

Bekayi, Reuters'a göre, İran'ın talepleri karşılanmadan nükleer müzakerelere dönülmesinin mümkün olmadığını da ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkenin dini liderinin hükümete müzakereler konusunda "yetkiler" verdiğini açıkladı. Ancak bu yetkilerin kapsamına ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif de pazartesi günü yaptığı açıklamada, arabulucular üzerinden iletilen ABD mesajlarının Washington'ın İran'ın "zaferini" kabul ettiğini gösterdiğini söyledi.

Resmi IRNA haber ajansının aktardığına göre Arif, "Son iki savaşta düşmanımız hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı" dedi.

Arif, "ABD bugün de kendi hedefleri ve iç kamuoyuna ilişkin kaygıları doğrultusunda farklı manevralar yapıyor. Ancak arabulucular aracılığıyla İran'a iletilen mesajlar, zaferimizin kabul edildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.