El-Ubeyd yeniden çatışmalara dahil olurken Hartum'da ise sükûnet hakim

Savaşı sona erdirmenin yollarını tartışmak için Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri tarafından bir yurtdışı gezisi düzenlendi.

Sudanlı bir vatandaş, Hartum'un güneyinde kalan el-Ezheri mahallesinde yıkılan bir evin enkazını inceliyor. (AFP)
Sudanlı bir vatandaş, Hartum'un güneyinde kalan el-Ezheri mahallesinde yıkılan bir evin enkazını inceliyor. (AFP)
TT

El-Ubeyd yeniden çatışmalara dahil olurken Hartum'da ise sükûnet hakim

Sudanlı bir vatandaş, Hartum'un güneyinde kalan el-Ezheri mahallesinde yıkılan bir evin enkazını inceliyor. (AFP)
Sudanlı bir vatandaş, Hartum'un güneyinde kalan el-Ezheri mahallesinde yıkılan bir evin enkazını inceliyor. (AFP)

Sudan'ın batısında yer alan el-Ubeyd şehri, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından yeniden şiddet sarmalına girdi.

Görgü tanıkları, kentin bazı mahallelerine düşen top mermileri nedeniyle pazar yerlerinin tamamen kapandığını söylediler. Başkent Hartum'da ise mermilerin ve savaş uçaklarının sustuğu bir sükûnet ortamının hâkim olduğunu dile getirdiler. Aynı zamanda HDK’nin, Zırhlı Kolordu Karargâhı çevresinde önemli bir askeri alanda gerçekleştirdiği sınırlı saldırılar haricinde diğer çatışmaların saatler içinde durduğunu ifade ettiler.

Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti el-Ubeyd kenti şiddetli çatışmalara sahne olurken, kentin birçok yerinde ağır silah sesleri duyuldu, marketler ve hizmet merkezleri kapılarını kapattı. Bu olay, savaşın patlak vermesinden bu yana ordu ile HDK arasında meydana gelen birçok çatışmanın devamıdır. 

Şarkul Avsat’a konuşan görgü tanıklarının ifadeleri, pazar yerleri de dahil olmak üzere kentte geniş çaplı çatışmaların meydana geldiği ve çatışmaların sadece kentin batısında yaşandığı yönünde değişiklik gösterdi. Gazeteye konuşan bir görgü tanığı, vatandaşların ve arabaların şehrin doğusuna doğru gittiğini, dükkanların kapılarını kapattığını ve şehir merkezindeki iş yerlerinin faaliyetlerin durduğunu söyleyerek durumu açıkladı. Ayrıca, kentin bazı mahallelerine top mermilerinin düştüğünü belirtti.

HDK’nin kontrolü 

HDK, eyaletin çoğu bölgesini ve ana yolları kontrol ettiklerini ve kontrollerinin Umm Ruwaba şehrine kadar uzandığını beyan etti. Aynı zamanda HDK, er-Rahad şehrinin güneyinden geçerek bu şehre saldırıp hükümet tesislerinin kontrolünü ele geçirdiklerini ifade etti. HDK, Kuzey Darfur’u el-Faşir şehrine bağlayan ana yolun geçtiği doğudaki Bara şehrine de saldırdı ki bu yol, ordunun kapatacağını ve üzerindeki her türlü hareketi ‘askeri hedef’ olarak değerlendireceğini açıkladığı yoldur. Bu yol aynı zamanda HDK’nin lojistik destek sağladığı yol olmakla beraber kendisine bağlı birliklerin ülkenin batısından Hartum’a geçtiği yoldur.

FOTO: Hartum'un güneyinde bulunan Zırhlı Kolordu Birliği’nin yakınlarında HDK tarafından kayda alınıp üyelerine dağıtılan videodan bir ekran görüntüsü (Şarku’l Avsat) 
Hartum'un güneyinde bulunan Zırhlı Kolordu Birliği’nin yakınlarında HDK tarafından kayda alınıp üyelerine dağıtılan videodan bir ekran görüntüsü (Şarku’l Avsat)

Eyaletlerin büyük bir bölümü, er-Rahad kentinin batı bölgesindeki köylerin çoğu da dahil olmak üzere, araçların ve tarım makinelerinin yağmalanmasına ve talan edilmesine tanık oldu. Görgü tanıkları, HDK’nin kontrol noktalarının el-Ubeyd’e sebze ve meyve taşıyan kamyonlara gümrük ücreti uyguladığını söylediler. Ayrıca HDK üniforması giyen bir dizi yerel unsurun köylerdeki vatandaşlara saldırdığını ve tarım aletlerine el koyduğunu açıkladılar. Dolayısıyla çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini devam ettiremediğini ve tarım sektörünün tehdit edildiğini ifade ettiler. 

Temkinli sükûnet

Görgü tanıklarına göre, Sudan'ın başkenti Hartum'da dün (çarşamba) sükûnet hâkim oldu. Ordu ile HDK arasında şehrin çeşitli bölgelerinde günlerce süren şiddetli çatışmaların ardından hava ve top mermilerinin sesi kesildi. Temkinli sükûnet, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın, geçtiğimiz Nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana bölgedeki diğer ülkelere yapması beklenen ziyaret programının ilk durağı olan Mısır'a gerçekleştirdiği bir günlük ziyaretten dönmesinden saatler sonra geldi.

Hartum'un çeşitli bölgelerindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a hava bombardımanının durduğunu ve hafif silahlardan aralıklı olarak açılan ateş dışında top ve ağır silah seslerinin duyulmadığını bildirdiler.

FOTO: Son günlerde başkent Hartum'u sarsan patlamalardan kaynaklanan duman bulutları
Son günlerde başkent Hartum'u sarsan patlamalardan kaynaklanan duman bulutları

Doğu Nil bölgesindeki el-Nasr mahallesi sakinlerinden Safiye Osman, “Alışılmadık derecede sessiz bir atmosfer var. Böyle zamanlarda askeri uçaklar başımızın üzerinden uçuyor ve bombalama seslerini duyuyoruz” dedi.

Hartum, Omdurman ve Kuzey Hartum’da geçtiğimiz günlerde iki taraf arasındaki askeri operasyonların hızı artarken, orduya ait savaş uçakları, karadan uçaksavarlarla karşılık veren HDK’nin birçok mevzisine yoğun hava saldırıları düzenledi.

HDK, dün (çarşamba) Hartum'un güneyinde eş-Şecera bölgesindeki Zırhlı Kuvvetler Komutanlığı’na saldırdı. Ordu da onlara karşılık verdi. Sudan ordusuna bağlı olan bu bölgede iki taraf arasında 10 günden fazla bir süredir devam eden çatışmalarla sükûnet bozuldu.

Yaklaşık 5 ay önce ilk kıvılcımın patlak verdiği ülkenin başkenti, geçtiğimiz mayıs ayında çatışmanın iki tarafının Cidde kentinde, Suudi Arabistan-ABD arabuluculuğuyla, çatışma bölgelerinde sıkışıp kalanlara yardım sağlamak amacıyla kısa süreliğine ateşkes imzaladığı birkaç gün dışında böyle bir sükûnete tanık olmamıştı. Ancak söz konusu ateşkes anlaşması da taraflarca ihlal edildi.

Başkentten kaçış 

Yerleşim bölgelerindeki çatışmaların yoğunlaşması nedeniyle Hartum ve Omdurman şehirlerinin farklı bölgelerinden çok sayıda sivilin kaçışına tanık olundu. Geçtiğimiz iki gün boyunca, ordu ve HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne olan Zırhlı Kuvvetler Komutanlığı’nın bitişiğindeki el-Hamadab mahallesindeki binlerce kişi evlerini terk etti.

Sudanlı kadınlar, Çad'ın Adre kentinde Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) yardım almak için sırada bekliyor. (Reuters) 
Sudanlı kadınlar, Çad'ın Adre kentinde Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) yardım almak için sırada bekliyor. (Reuters)

Bu hafta başında bölge halkı, gıda ve ilaç eksikliği ile üç ay üst üste elektrik ve su kesintisinin ardından kendilerine yardım edilmesi için acil durum çağrısı başlattı.

Kaynaklar, Omdurman kentinin Umbada bölgesindeki mahallelerde yaşayan onlarca ailenin, bölgenin her gün tanık olduğu çatışmalar, yağmalar ve hırsızlık olayları nedeniyle evlerini terk ettiğini bildirdi. 

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, Hartum'daki komuta merkezinden ayrıldıktan sonra ülkenin doğu Kızıldeniz kıyısındaki bir askeri üste yaptığı ilk konuşmada, ordunun tüm zamanını savaşa ve HDK isyanını sona erdirmeye ayırdığını yineledi.

ÖDBG’nin yurtdışı gezisi 

Öte yandan, savaşı reddeden ve durdurmak için bölgesel ve uluslararası desteği harekete geçirmeye çalışan eski iktidar koalisyonu Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), 30 Ağustos'tan itibaren Katar, Kuveyt ve Güney Sudan'a bir dizi ziyaret yapılacağını duyurdu. Bu ziyaretlerin Katar'ın başkenti Doha'dan başlayarak 6 Eylül’e kadar devam edeceği bildirildi.

FOTO: ÖDBG liderlerinden Halid Ömer Yusuf (X sosyal medya hesabı) 
ÖDBG liderlerinden Halid Ömer Yusuf (X sosyal medya hesabı)

ÖDBG tarafından dün (çarşamba) yapılan basın açıklamasında, planlanan ziyaretlerin ‘savaşı sona erdirmenin yollarını bulmayı, halkın mustarip olduğu feci insani durumu sona erdirmeyi ve sivil demokratik yolu yeniden tesis etmeyi, son olarak da koalisyonun bu hedeflere ulaşma vizyonunu değerlendirmeyi’ amaçladığı belirtildi. ÖDBG heyetlerinin, gerçekleştirdikleri yurtdışı ziyaretlerinin bir devamı olarak bu ülkelerin liderleriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Bu ülkeler arasında Kenya, Mısır, Etiyopya ve Uganda da bulunuyor.

ÖDBG, gelecek ziyaretlerin, savaşın sona erdirilmesi, barış, istikrar ve demokratik geçişin yeniden tesis edilmesine yönelik düzenlemelerin tamamlanmasını amaçlayan bir dizi komşu ve kardeş ülkeye yönelik olacağını belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.