Deyrizor’da aşiretler SDG unsurlarını idam etmekle SDG ise sert misillemede bulunmakla tehdit etti… Aşiretler 12 saat süre tanıdı

SDG, Ebu Havle’yi Deyrizor Askeri Konseyi komutanlığından azletti

SDG unsurları (arşiv - Reuters)
SDG unsurları (arşiv - Reuters)
TT

Deyrizor’da aşiretler SDG unsurlarını idam etmekle SDG ise sert misillemede bulunmakla tehdit etti… Aşiretler 12 saat süre tanıdı

SDG unsurları (arşiv - Reuters)
SDG unsurları (arşiv - Reuters)

Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında salıyı çarşambaya bağlayan gece Deyrizor Askeri Konseyi üyeleri ile ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yoğun çatışmalar yaşandı. Bunun ardından SDG Genel Komutanlığı, Deyrizor Askeri Konseyi Komutanı Ahmed el-Habil Ebu Havle’yi görevinden azletme kararı alırken bölgedeki SDG’ye ait karargâh ve askeri noktalara yönelik bu saldırıların devam etmesi durumunda ‘sert bir misillemede’ bulunacağını açıkladı.

Deyrizor'un doğu kırsalında çeşitli bölgelerden yerel halk, bölgenin üç gündür hafif ve orta silahların kullanıldığı çatışmalara tanık olduğunu ve askeri bir gerginliğin yaşandığını aktardı. Askeri açıdan yerel ve uluslararası taraflar arasında bölünmüş olan ve DEAŞ’a bağlı terör hücrelerinin eylemlerde bulunduğu bu bölgelerdeki gerginlik daha önce görülmemiş bir gelişme olarak nitelendirildi.

Ahmed el-Habil Ebu Havle (Sosyal medya siteleri)
Ahmed el-Habil Ebu Havle (Sosyal medya siteleri)

SDG ile Deyrizor Askeri Konseyi üyeleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalardan sonra SDG, Deyrizor Askeri Konseyi Komutanı Ahmed el-Habil Ebu Havle’yi geçtiğimiz pazar akşamı tutukladı ve ardından görevden aldı. Bu gelişmeden sonra Ebu Havle’nin kardeşi Celal el-Habil, sosyal medya platformlarında SDG’yi tehdit ettiği bir video yayımladı. Celal el-Habil videoda, SDG’nin Ebu Havle’yi Uluslararası Koalisyon güçleri ve SDG ile bir toplantı yapmak üzere Deyrizor’un batı kırsalındaki El-Vezir Askeri Üssü’ne gitmeye ikna ettikten sonra Haseke’de etrafını sarıp tutukladığını söyledi. Celal El-Habil, bölgenin en büyük aşiretlerinden el-Akidat'ın üyelerine ve diğer aşiretlere, Ebu Havle serbest bırakılıncaya kadar Deyrizor kırsalındaki SDG üyelerini ablukaya alma çağrısında bulundu.

Ertesi gün, Ebu Havle’nin diğer kardeşi Ethem el-Habil, sosyal medyadan yayımladığı bir videoda, Deyrizor kırsalında olduğunu ve SDG tarafından tutuklanan kardeşi Ebu Havle ile Deyrizor Askeri Konseyi’nin diğer üst düzey isimlerinin serbest bırakılmaması halinde ‘Kralın yeniden doğuşu ve prangaların kırılması’ başlıklı ‘büyük bir savaş’ ilan edeceklerini söyledi. Ethem el-Kabil, ellerinde esir tuttukları Kürt savaşçıları idam etmekle tehdit etti. Ardından çatışma genişledi ve bölge sakinleri başka bölgelere gitmek zorunda kaldı.

Ebu Havle’nin mensubu olduğu el-Bukeyyir aşireti, Uluslararası Koalisyona SDG tarafından tutuklananların serbest bırakılmasında arabuluculuk yapması ve daha fazla kan dökülmemesi çağrısında bulundu. Aşiret, taleplerinin en fazla 12 saat içinde yerine getirilmemesi halinde genel seferberlik ilan etme ve SDG’yi hedef alma tehdidinde bulundu. Bu arada SDG Genel Komutanlığı, silahlı gruplara silahlarını bırakmaları ve teslim olmaları için 48 saat süre verdi.

ABD askerleri ve SDG güçleri arasındaki ortak tatbikattan bir kare (Şarku’l Avsat)
ABD askerleri ve SDG güçleri arasındaki ortak tatbikattan bir kare (Şarku’l Avsat)

Yerel sayfalara ve haber sitelerine göre iki gün süren çatışmalarda, biri kadın üç sivilin de aralarında olduğu en az 28 kişinin ölümüne neden oldu. SDG’nin resmi internet sitesinde yayınlanan açıklamaya göre onlarca kişi de ağır yaralandı.

SDG  tarafından çarşamba günü yazılı olarak yapılan açıklamada, Ebu Havle'nin görevinden alındığı bildirildi. Genel Komutanlığın resmi internet sitesi üzerinden de Ebu Havle ile birlikte Deyrizor Askeri Konseyi’nin üstü düzey dört isminin görevlerine son verildiği kararın metni yayınladı. Metinde “Genel Komutanlık, Ebu Havle’nin, devrime düşman olan dış mihraklarla iş birliği yaparak birçok görev ihlali yaptığı, bölge halkına karşı suç işlediği uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı, şahsi nüfuz elde etmek  adına askeri makamını kullandığı, güvenlik sorumluluğunu yerine getiremediği, olumsuz rol oynayarak DEAŞ’a bağlı terör hücrelerinin eylemlerini artırmalarının önünü açtığı ve makamını şahsının ve ailesinin çıkarları için kötüye kullandığı için iç tüzük gereği görevden alınmasına karar verdi” denildi.

Yerel kaynakların aktardığına göre bölge aşiretlerinin üyeleri ve özellikle Ebu Havle’nin mensubu olduğu bölgenin en büyük aşiretlerinden el-Akidat'a bağlı el-Bukeyyir aşiretinin üyeleri, aralarında evlilik bağı bulunan akrabalarıyla birlikte eş-Şuheyl ilçesi, Ziban beldesi, Ebrehiye ve el-Rubeyda köyleri ile Deyrizor'un kuzeyindeki el-Hüseyin ve el-İzba ilçelerindeki askeri noktalara yoğun saldırılar düzenlediler ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte çekilmeye başlamadan önce Fırat Nehri'nin kuzeyde yer alan SDG’ye ait askeri noktaları kontrol altına almayı başardılar.

SDG ve Uluslararası Koalisyon'un Haseke kırsalında DEAŞ’a karşı ortak tatbikatı (Arşiv - AFP)
SDG ve Uluslararası Koalisyon'un Haseke kırsalında DEAŞ’a karşı ortak tatbikatı (Arşiv - AFP)

SDG Genel Komutanlığı, ‘güvenlik operasyonlarını engellemeye ve suç faaliyetlerine karışanları tutuklamaya yönelik her türlü girişime sert misillemede bulunacağını’ açıkladı. SDG Medya Merkezi Müdürü Ferhad Şami, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, SDG Genel Komutanlığı’nın Deyrizor'daki suçlularla sıkı bir şekilde mücadele edildiğini söyledi. Şami, SDG’nin bu hafta başında duyurduğu ‘güvenliği artırma operasyonu’ kapsamında,

Deyrizor'un kuzey kırsalındaki el-İzba beldesinde uyuşturucu ve silah kaçakçılarının tutuklandığını açıkladı.

Öte yandan SDG, Haseke’den Deyrizor'un kuzey kırsalına aralarında ağır silahların da olduğu askeri takviyede bulundu. DEAŞ’a bağlı terör hücrelerine karşı Uluslararası Koalisyon güçlerinin hava desteğiyle askeri operasyon sürdürürken, Deyrizor kırsalındaki bölgeler taranıyor.

Deyrizor'da devriye gezen ABD kuvvetlerine ait ili askeri araç (Arşiv - ABD ordusu)
Deyrizor'da devriye gezen ABD kuvvetlerine ait ili askeri araç (Arşiv - ABD ordusu)

SDG’ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi’nde Deyrizor’un doğu kırsalındaki beldelerin ve köylerin sakinlerinden yaklaşık 5 bin yerel unsur görev yapıyor. 2017 yılı sonunda oluşturulan Deyrizor Askeri Konseyi ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon’dan askeri ve lojistik destek alıyor. Deyrizor Askeri Konseyi, DEAŞ terör örgütünün 2019 martında askeri olarak mağlup edilmesinden sonra bölgelerin güvenliğini ve yönetimini devraldı. Deyrizor Askeri Konseyi unsurları Deyrizor’u ikiye bölen Fırat Nehri'nin doğu ve kuzey kıyılarında konuşlanırken karşı tarafta Suriye rejimi güçleri ile İranlı ve Iraklı milisler konuşlu.

SDG unsurları (Şarku’l Avsat)
SDG unsurları (Şarku’l Avsat)

Suriye'deki ABD askerleri ve Uluslararası Koalisyon güçleri, DEAŞ terör örgütüne karşı yürütülen savaşta SDG'ye ve onun askeri kolu olan ve Kürtlerden oluşan Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG) destekliyorlar. 2015 yılından bu yana DEAŞ’ın yenilgiye uğratılması ve Fırat Nehri'nin doğusundaki askeri ve coğrafi kontrolüne son verilmesi için mücadele veriliyor. Irak'la sınırında yer alan Baguz DEAŞ’tan temizlenirken SDG’nin kontrolü altındaki bölgelerde, aşiretlerin liderliğindeki yerel ve askeri konseyler aracılığıyla çoğunluğu Arap olan bir sivil yönetim oluşturuldu.



Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.