İsrail, Filistin ders kitaplarını taşıyan bir araca Kudüs’te operasyon düzenledi

Sessiz savaş, anlatıyı ve kimliği hedef alıyor ve daha geniş bir egemenlik savaşının parçası olarak ön plana çıkıyor.

Özel Filistin İbrahim Koleji’nin grevi, Doğu Kudüs okullarını da kapsayan geniş çaplı eylemler kapsamında gerçekleşiyor. (AFP)
Özel Filistin İbrahim Koleji’nin grevi, Doğu Kudüs okullarını da kapsayan geniş çaplı eylemler kapsamında gerçekleşiyor. (AFP)
TT

İsrail, Filistin ders kitaplarını taşıyan bir araca Kudüs’te operasyon düzenledi

Özel Filistin İbrahim Koleji’nin grevi, Doğu Kudüs okullarını da kapsayan geniş çaplı eylemler kapsamında gerçekleşiyor. (AFP)
Özel Filistin İbrahim Koleji’nin grevi, Doğu Kudüs okullarını da kapsayan geniş çaplı eylemler kapsamında gerçekleşiyor. (AFP)

İsrail, resmi olarak önümüzdeki pazar günü başlaması beklenen yeni okul yılı öncesinde Kudüs okullarındaki Filistin müfredatına karşı ‘önleyici’ bir savaş başlattı.

İsrailli güvenlik görevlileri dün, Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki bir okula giden bir arabanın yolunu kesti. Güvenlik görevlileri, ders kitaplarına el koydu ve ardından şoför ve okul çalışanlarından birini tutukladı. Operasyon adeta silah, uyuşturucu veya diğer kaçak mallar için yürütülen baskınlara benzetildi.

Kudüs’ten bir medya sözcüsü, İsrail istihbaratçılarının Filistinlilere ait kitapları bir okula taşıyan bir aracı durdurduğunu, hepsine el koyduğunu ve ardından yolcuları tutukladığını söyledi.

Sözcü, yaşananları Filistinlilerin eğitim ve kendi müfredatlarını seçme hakkına yönelik bir saldırı olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Filistin Yönetimini temsil eden ve Kudüs’te faaliyet göstermesine izin verilmeyen Kudüs Valiliği, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine Kudüs’teki eğitime karşı işlenen bu ırkçı suçlara çözüm bulma çağrısında bulundu. Valilik ayrıca Kudüslüleri bu suçlarla mücadeleye ve işgalci yetkililerin ulusal okullardaki çocuklara dayatmaya çalıştığı sahte ve çarpıtılmış müfredatı kabul etmeye karşı çıkmaya çağırdı.

Valilik, Kudüs’teki Arap müfredatlarını ve okullarını Yahudileştirmeye çalışan işgalci güce karşı uyarı yaparken, buna izin vermeyeceğini vurguladı.

Filistin Yönetimi ayrıca Kudüs’te Filistin müfredatının öğretilmesini destekliyor, ancak müdahalesi çok sınırlı.

Kitaplara baskın

İsrail’in Filistin okul kitaplarını taşıyan araca yaptığı baskın, aşırı sağcı İsrail hükümetinin yapısı göz önüne alındığında, sıcak bir çatışmanın yaşanmasının beklendiği akademik yılın şekli hakkında bir izlenim veriyor. Öyle ki İsrail, Kutsal Şehre üzerindeki egemenliğini güçlendirmeye yönelik devasa bir planı başlattı.

Filistin eğitim müfredatı, Kudüs’teki iki taraf arasında sahada siyasi, ekonomik, güvenlik ve çeşitli biçimlerde ortaya çıkan büyük çatışmanın merkezinde yer alıyor.

Filistin Esir İşleri Kurumu’yla ilgili protesto

İsrail, Doğu Kudüs’teki eğitim sistemini kontrol etmek için mümkün olan tüm araçları kullandı. Buradaki okullar (yaklaşık 150 tane), Filistinli, özel, belediye, eğitim ve UNRWA olmak üzere çeşitli yönetimlere bağlı çeşitli okullarda okuyan yaklaşık 110 bin öğrenci için Filistin müfredatını benimsiyor.

Her ne kadar İsrailli yetkililer Doğu Kudüs’ün 1967’de işgal edilmesinden bu yana o dönemde şehirdeki okullara İsrail müfredatının getirilmesine karşı Kudüs ayaklanması karşısında teslim olmuş olsa da daha sonra Kudüs’ü köleleştirme girişimlerini durdurmadılar.

Geçen yıl İsrailli yetkililer, Kudüs’teki okulları Filistin müfredatının öğretilmesini iptal etmeye zorladı. Kudüs’teki altı okulun kalıcı ruhsatının iptalini de içeren çatışmalardan sonra değiştirilmiş bir müfredat uyguladı.

İsrail Eğitim Bakanlığı, Kudüs’teki tüm okullara katı bir mesaj göndererek onlara Filistin müfredatını düzeltmek veya kapatmak arasında seçim yapma şansı verdi. Ayrıca İsrail’in Filistin’in yüzde 77’sini işgal ettiği Filistinlilere karşı katliam yaptığı, 531 Filistin köyünü yok ettiği, 1 milyon Filistinlinin göçüne ve 1967’deki gerilemeye neden olduğu 1948 felaketiyle ilgili bazı derslerin yanı sıra Filistinli mahkumlar hakkında dersler, İsrail ordusunun Filistin ambulanslarının işlerini yapmasını engellemesi ve İsrail’in Filistin su kaynakları üzerindeki kontrolünün neden olduğu su krizi hakkındakiler gibi ‘kışkırtıcı’ kitapların kopyalarını da okullara teslim etti.

Şiirleri ve ayetleri silme

Filistin müfredatına yönelik savaş, eski ve yaklaşık on yıl önce Filistin Yönetimi sloganının kitaplardan silinmesiyle başladı. Daha sonra Yahudi akademik takvimi uygulanmadan önce, Kudüs belediyesinin ‘kışkırtıcı materyaller’ olarak tanımladığı, merhum Filistinli şair Mahmud Derviş’in şiirlerini de içeren bazı yazılı metinleri, şiirleri ve ayetleri sildi.

Eğitim Bakanlığı ve işgal belediyesi bir yıl içerisinde, okul müdürlerine resmi bir yazı göndererek, ‘Ulusal ve Toplumsal Terbiye’ kitabının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerine okutulmamasını ve derslerden kaldırılmasını talep etti. Daha sonra kitaba itirazın, öğrencilere Filistin milli marşının öğretilmesi, Filistin’in başkenti Kudüs şehri hakkında bilgiler ve bağımsızlık bildirgesinin ayrıntılarının öğretilmesini içeren ‘Vatanım Filistin’i Seviyorum’ başlıklı bir çalışma ünitesinden kaynaklandığı anlaşıldı.

‘Sessiz Savaş’, İsrail’in Kudüs’teki Filistin müfredatında yaptığı değişiklikleri izleyen ebeveynler tarafından ortaya koyulan bir kitabın adı.

El-İman Okulları Veli Komitesi yetkilisi Tarık el-Akkaş, “Burada eğitime yönelik sessiz savaş, kimlik ve farkındalığı hedef alıyor” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Akkaş, “Bu, farkındalığa karşı bir savaştır” derken, “Kudüslüleri eşit olmaktan köleye, kimliğiyle gurur duyan bir halktan köleleştirilmiş bir halka çevirmek istiyorlar” ifadelerini kullandı. ‘Sessiz Savaş’ ayrıca birkaç gün önce inanç okullarındaki ebeveynler tarafından başlatılan ve İsrail’in Kudüs’teki Filistin müfredatında ‘farkındalığı’ amaçlayan değişiklikleri takip eden bir kitabın adı. Akkaş’ın da belirttiği gibi; “Savaş devam ediyor ve sonrasında da devam edecek ama biz teslim olmayı kabul etmeyeceğiz.”

İsrail, savaşını okullara da dayatıyor. Şehri kontrol eden taraf olmanın yanı sıra, şehirdeki her türlü okulun maddi destek, tadilat, yardım, öğretmen alımı ihtiyacına odaklandı ve pazarlık yapıyor. Okulların yüzde 70’i İsrail kuruluşunun kontrolü altında, yüzde 45’i ona bağlı ve yüzde 25'i İsrail bilgisiyle finanse ediliyor.

Kudüs’te beş tür okul bulunuyor. Belediyeye bağlı okullar, özel okullar, vakıf okulları olarak bilinen Filistin Yönetimine bağlı okullar, tamamı bilgiyle finanse edilen sözleşmeli okullar ve UNRWA okulları. İsrail, bu okulların tamamının kendi şartlarına uymasını istiyor.

Geçtiğimiz yıl okullar, baskılara direnmişti. Ayrıca Kudüs’te öğretmenler, öğrenciler ve aileleri, İsrail’e meydan okuyarak ‘Çocuklarımıza Filistin müfredatından başka bir şey öğretmeyeceğiz’ başlığı altında birçok broşür düzenleyerek öğrencilere dağıtmıştı. Ancak İsrail, okulları kapatma, baskın yapma ve öğrencilerin çantalarını arama tehdidine de başvurdu.

Filistin müfredatına karşı savaş Kudüs’le sınırlı değil, aynı zamanda ‘kışkırtıcı’ olduğu için Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde de sürüyor.

Birzeit Üniversitesi’nde uluslararası çalışmalar profesörü olan Dr. Gassan el-Hatib, konunun esas olarak anlatıyla ilgili olduğuna inanıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Hatib, “Bu, anlatı üzerinde bir mücadele. Bizim anlatımızı inkâr ediyorlar ve onların çatışma anlatısını benimsememizi istiyorlar” dedi.

Geçtiğimiz yıllarda İsrail, ülkelere ve Birleşmiş Milletler’e (BM) İsrail buldozerinin zeytin ağacını sökerken çekilmiş fotoğraflarını göndermiş, ‘şehit’ sayılarına ilişkin matematik sorularını ve İsrail’in adının geçmediği haritaları takip etmişti. Yıllar boyunca İsrailli araştırmacılar ve uluslararası kuruluşlar, bu resmi İsrail anlatısını desteklemek için çeşitli çalışmalar sundular.

İsrailli merkezler, farklı zamanlarda Filistinli ‘şehitlerin’ isimlerini taşıyan okulların inşaatına fon sağlanmasının durdurulması için Avrupa Birliği’ne (AB) şikâyette bulundu. İsrail’in ABD’lileri ve Avrupalıları Filistin müfredatını gözden geçirmeye ve Filistin Yönetimi’ne bu konuda baskı yapmaya zorlamayı birçok kez başardığı da biliniyor. Aynı şekilde onlar aracılığıyla UNRWA’ya Batı Şeria ve Gazze’deki kamplardaki okullarında bu müfredatı değiştirmesi için de baskı yaptı.

Filistinlilerin birden fazla kez müfredatlarını değiştirdikleri ve bu nedenle yardım kesintilerine maruz kaldıkları doğru. Ancak Filistin müfredatının, hatta yeni müfredatların bile mükemmel bir egemenlik meselesi olduğunu ve öyle kalacağını söylüyorlar. Çünkü bu müfredat, Filistin kimliğiyle ve ulusal anlatıyla yakından bağlantılı.

Şarku’l Avsat’a konuşan öğretmenler, “Sonuçta müfredat her şey demek değildir. Sabah toplantısında, okul derslerinde öğrencilere Filistin’le ilgili her şeyi öğretiyoruz. Onlara müfredatın söyleyemediklerini söylüyoruz” açıklamasında bulundular.



Lübnan ve İsrail ateşkeste anlaştı... ABD Temsilciler Meclisi Trump'ın hareket alanını daralttı

Lübnan ve İsrail ateşkeste anlaştı... ABD Temsilciler Meclisi Trump'ın hareket alanını daralttı
TT

Lübnan ve İsrail ateşkeste anlaştı... ABD Temsilciler Meclisi Trump'ın hareket alanını daralttı

Lübnan ve İsrail ateşkeste anlaştı... ABD Temsilciler Meclisi Trump'ın hareket alanını daralttı

 

İsrail ve Lübnan, ateşkesin uygulanması konusunda anlaşmaya vardı. Ancak taraflar, bunun için İran destekli Hizbullah'ın da "ateşi tamamen durdurması" gerektiğini belirtti. Söz konusu açıklama, Washington'da taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından yayımlanan ortak bildiride yer aldı.

Ortak bildiride ayrıca, Lübnan ordusunun bölgede "tek yetkili güç" olarak görev yapacağı ve devlet dışı silahlı unsurların faaliyet göstermesine izin verilmeyeceği "pilot bölgeler" oluşturulması konusunda mutabakata varıldığı ifade edildi.

Taraflar, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla siyasi ve güvenlik başlıklarındaki görüşmelerin, 22 Haziran'da başlayacak hafta içinde yeniden başlatılması konusunda da anlaştı.

Diğer yandan, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonları sürdürmesini engelleyen bir kararı kabul etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre karar, yaklaşık üç aydır devam eden çatışmalara ilişkin Cumhuriyetçi Parti içinde artan endişeleri ortaya çıkardı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran ile Washington arasındaki temasların kesilmediğini ancak müzakerelerde henüz ilerleme sağlanamadığını söyledi. Arakçi, tarafların karşılıklı olarak paylaşılan metinler üzerinde değerlendirmelerini sürdürdüğünü kaydetti.


Trump'a ağır darbe: ABD Temsilciler Meclisi İran savaşını bitirebilecek bir adımı destekledi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı, oturum başlamadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunurken (AP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı, oturum başlamadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunurken (AP)
TT

Trump'a ağır darbe: ABD Temsilciler Meclisi İran savaşını bitirebilecek bir adımı destekledi

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı, oturum başlamadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunurken (AP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı, oturum başlamadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunurken (AP)

ABD Temsilciler Meclisi dün, Demokratların önerdiği ve Kongre'nin savaş yetki kararnamesi çıkarmasına kadar İran ile savaşı durdurmayı amaçlayan bir karar tasarısını destekledi. Bu sonuç, Başkan Donald Trump'ın partisi Cumhuriyetçiler içinde bile söz konusu savaşa yönelik kaygıların arttığını gözler önüne serdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, artan muhalefetin açığa çıkmasını önlemek amacıyla iki hafta önce savaş yetkileri kararı oylaması yaklaşırken meclis çalışmalarını aniden askıya almıştı. Ancak savaşın sürmesi ve Trump'ın hızlı bir çözüm için müzakere etmekte güçlük çekmesiyle birlikte hoşnutsuzluk giderek büyüdü. Oylama 215'e karşı 208 oyla sonuçlandı. Temsilciler Meclisi genel kurulunda alkış sesleri yükseldi.

New Yorklu Demokrat Meclis Grubu Lideri Hakeem Jeffries daha önce yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Bu pervasız, maliyetli ve tercihle girilen savaş bugün sona ermeli. Tek ihtiyacımız birkaç Cumhuriyetçinin bize katılması. Bu savaş Amerikalı vergi mükelleflerine 100 milyar dolardan fazlaya mal oldu; bu devasa bir rakam. Üstelik ülkemizi İran karşısında daha zayıf bir konuma düşürdü."

Savaşa yönelik muhalefet giderek güçleniyor. Temsilciler Meclisi'nin İran'a karşı savaşı kısıtlama girişimi dördüncü kez olmakla birlikte, tasarının geçirilmesinde başarıya ulaşılan ilk oylama oldu. Senato ise geçtiğimiz ay, az sayıda Cumhuriyetçi senatörün Başkan Trump’la ters düşmesi sonucu kendi savaş yetkileri kararını kabul etmişti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Başkan Trump’ın kendi partisinden gördüğü bu türden bir muhalefete oldukça nadir rastlanıyor.


ABD Dışişleri Bakanlığı: Lübnan ile İsrail ateşkes anlaşmasına vardı

Soldan sağa doğru, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Trump'ın yardımcısı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Michael Needham ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, salı günü gerçekleştirilen müzakere oturumuna katıldı (AP)
Soldan sağa doğru, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Trump'ın yardımcısı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Michael Needham ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, salı günü gerçekleştirilen müzakere oturumuna katıldı (AP)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı: Lübnan ile İsrail ateşkes anlaşmasına vardı

Soldan sağa doğru, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Trump'ın yardımcısı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Michael Needham ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, salı günü gerçekleştirilen müzakere oturumuna katıldı (AP)
Soldan sağa doğru, ABD'nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee, Başkan Trump'ın yardımcısı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Yardımcısı Michael Needham ve ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, salı günü gerçekleştirilen müzakere oturumuna katıldı (AP)

 

 

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, Lübnan ve İsrail’in Washington'da yürütülen müzakerelerin ardından ateşkes konusunda anlaştığı bildirildi.

İki ülke, kırılgan ateşkesin yenilenmesi ve Hizbullah'ın dışarıda bırakılacağı Lübnan güvenlik bölgelerinin oluşturulması üzerinde mutabık kaldı. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın arabuluculuğuyla gerçekleştirilen dördüncü müzakere turunun ardından duyurulan ortak bildiride iki taraf, ateşkesin ‘Hizbullah'ın tam anlamıyla silah bırakması ve tüm üyelerinin Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelerden çekilmesi’ koşuluna bağlı olduğunu ifade etti. Güvenlik bölgelerinin nasıl oluşturulacağı henüz netlik kazanmamış olsa da anlaşma, söz konusu bölgelerin Lübnan ordusu tarafından tam kontrolünün sağlanmasını öngörüyor.

Açıklamada, “Bu adımlar, kapsamlı bir barış ve güvenlik anlaşmasına doğru ilerleme kaydedilmesini mümkün kılacak” denildi. Ayrıca “Tüm ülkeler, İsrail ile Lübnan arasındaki ilişkinin geleceğinin iki egemen hükümet tarafından belirlenmesi gerektiğini teyit etti ve herhangi bir ülkenin ya da devlet dışı aktörün Lübnan'ın geleceğini rehin almasına yönelik her türlü girişimi reddetti” ifadelerine yer verildi.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bildirinin bu son bölümü, Hizbullah'ı destekleyen ve İran ile ABD arasındaki savaşı sona erdirecek kapsamlı bir anlaşmanın parçası olarak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulması şartını öne süren İran'a atıfta bulunuyor. Hizbullah ise İsrail-Lübnan görüşmelerine katılmıyor.