Gabon'dan ders… Afrika'daki darbelerin diğer yüzü

Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
TT

Gabon'dan ders… Afrika'daki darbelerin diğer yüzü

Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP
Afrikalı yurtseverlerin sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen sömürgecilik, onlar aracılığıyla varlığını sürdürdü / Fotoğraf: AFP

Haşim Ali Hamid Muhammed

Uluslararası toplum ve bölgesel arena, Mali, Burkina Faso ve son olarak Nijer'de daha önceki darbeleri takiben baş gösteren askeri darbelere karşı olumsuz tepkiler gösterdi.

Bu tepkilere rağmen Gabon darbesi ve başkent Librevil'de ordunun yönetimi ele geçirmesi, bazı gözlemciler tarafından bölgedeki geleneksel sömürgecilik sonrası rejimlerin reddedilmesinin yolunu açıyor olarak görülüyor.

Peki Gabon darbesi geçici bir olguyu mu, yoksa Batı Afrika ülkelerinin yeni bir gerçekliği empoze etmeye çalıştığı bir uygulamayı mı temsil ediyor?

Batı ve Orta Afrika'da birbirini izleyen askeri darbeler, Afrika'daki sömürgecilik sonrası rejimlerin yaşadığı politika yaklaşımının gerçek anlamda reddedilmesini temsil ediyor.

Sömürge dönemi, bu ülkelerin çoğunun özgürlük arayışına girmesine yol açan siyasi ve ahlaki baskıyı oluşturdu.

Afrikalı yurtseverlerin ülkelerinin özgürlüklerini elde etme ve sömürgecileri kovmadaki başarısına rağmen, sömürgecilik gerçekliği, devletin ulusal emellerini gerçekleştiremeyen ulusal sistemler üzerinden varlığını sürdürdü.

Aynı şekilde sömürgeciliğin egemenliği, birçok toplumun yaşadığı yoksulluk, etnik sorunlar ve istikrarsızlık karşısında Afrika'nın zenginliğinin tükenmesi şeklinde temsil edildi.

Dikkate değer bir olgu

Gözlemciler, Afrika ordusunun siyasi değişim yaratma ve iktidara gelme konusundaki ısrarını, Batı ve Orta Afrika ülkelerinde tekrarlanmasının yanı sıra, bölgesel ve uluslararası aktörlerin uyguladığı yaptırımlara kayıtsız kalması nedeniyle dikkati hak eden bir olgu olarak görüyor.

Gabon'daki askeri darbe, Batı ve Orta Afrika ülkelerinin tanık olduğu darbeler arasında sekizinci oldu.

Bundan önce Mali, Gine, Burkina Faso, Çad ve son olarak Nijer'deki askeri darbeler yaşandı.

Dikkat edilmesi gereken paradokslardan biri de bu olayın, üzerinden henüz bir aydan az zaman geçmiş olan Nijer darbesinin hâlâ maruz kaldığı yaptırım ve tehdit koşullarıyla örtüşmesidir.

Nijer ordusu, henüz uluslararası ya da bölgesel olarak tanınmadı.

Aynı zamanda Gabon askeri isyanının liderliğinde, ülkedeki tüm güvenlik ve savunma güçlerini temsil eden Cumhuriyet Muhafızları, ordu ve polis üyelerinin katılımına da dikkat çekiliyor.

Darbecilerle bağlantılı Kurumları Geçişi ve Restorasyonu Komitesi'nin (CTRI) belirttiğine göre eski yönetim, ülkeyi kaosa sürükleyebilecek şekilde toplumsal uyumun bozulmasına neden olmakla suçlanıyor.

Ayrıca Gabon Cumhurbaşkanı Ali Bongo, ev hapsine alındı, oğullarından biri vatana ihanet suçlamasıyla tutuklandı. Tüm bunlar, Nijer'deki durumla benzerlik izlenimi veriyor.

Başta Fransa ve ABD olmak üzere Avrupa ülkeleri, daha önceki darbe vakalarında olduğu gibi darbeyi reddederek, geçen günlerde yapılan genel seçimleri kazanmanın sevincini tam olarak yaşamayan Cumhurbaşkanı Bongo'nun serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Bongo, oyların yüzde 64,37'sini alarak, yüzde 30,77'ini alan rakibi Albert Ondo Ossa'yı geride bıraktı. 

Lodos devam edecek mi?

Gözlemciler, darbecilerin Cumhurbaşkanı Bongo'nun göreve başlamasını ve bu zaferi engellemelerinin, geçersiz olarak tanımladıkları seçim sürecinin tamamını reddetmekle aynı anlama geldiğine dikkat çekiyor.

Darbeyi düzenlemek ve iktidarı ele geçirmek için onun koşullarından yararlanmak, aynı zamanda darbenin halihazırda askeri yanlısı konvoylar halinde ortaya çıkan muhalefet partilerinin desteğini kazandığı bir zamana denk geliyor.

Ancak sonuçlarının önümüzdeki günlerde ortaya çıkması beklenen halk desteğinin gidişatına dair yeterli bir ölçü veya gösterge olarak bu şu anda doğru değil.

Birçok ülkedeki bağımsızlık sonrası rejimlerin ülkeleri için gerçek bir kalkınma sağlamadaki başarısızlığı, bazı gözlemciler tarafından bu rejimler tarafından önemsenmeyen Afrikalı bir kişiye atfediliyor.

Eski sömürge ülkelerin bu gerçeği kendi çıkarları doğrultusunda istismar edebilmeleri için zenginlikler yağmalanıyor, iç çatışmalar alevleniyor.

Dolayısıyla darbeler, gerçekleşme gerekçesini zorunlu bir oldu bitti olarak görülüyor. 

Afrika meseleleri araştırmacısı Abbas Muhammed Salih, yaptığı açıklamada "Afrika kıtasındaki mevcut darbe dalgası, ulusal hareket ve bağımsızlık hareketlerinin yeni nesil elitlerinin önderlik ettiği sömürgecilik sonrası rejimlere karşı yeni hareketlerdir. Aynı durum, köklü yolsuzluk ve kurumsal yağma nedeniyle Gabon halkını başta petrol olmak üzere doğal kaynaklarının getirisinden mahrum bırakan Ömer Bongo rejimi için de geçerli" ifadelerini kullandı. 

Muhammed Salih, "Daha önceki darbelerde de gördüğümüz gibi, iktidardaki rejimler ve onları destekleyen Batılı ülkelere yönelik hayal kırıklığı, darbe ve iktidarın askeri kontrol altına alınması fikrinin yaygın biçimde kabul görmesine yol açtı. Öyle ki bu dalga domino taşı gibi oldu. Yıpranmış rejimlerin yolsuzluk, kötü yönetim, ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanamaması ve dışa bağımlılık nedeniyle yıkıldığını gördük" dedi. 

Korku ve çıkar

Salih, "Aynı ve tekrarlanan uluslararası tepkiler, endişelerini dile getiren ve anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi çağrısı yapanlar vb., darbeler sonucunda ortaya çıkan yeni gerçeklikle başa çıkmak için reddettiği veya çekince duyduğu değişikliği yakında kabul edecek" açıklamasında bulundu. 

Araştırmcı, "Nihayetinde askeri darbeler sonucu yıkılan rejimler, her ne kadar Bongo rejiminde gördüğümüz gibi, bir kısmı anlamından arındırılmış resmi demokrasiler olsa da, gerçek demokrasiler değildi" dedi. 

Abbas Muhammed Salih, "Uluslararası toplumun ve onun ana aktörlerinin, Batılı ülkeler tarafından temsil edilen küresel demokrasi kampı ile Rusya ve Çin gibi uluslararası otokrasi arasındaki bölünmüşlüğü, Afrika kıtasındaki mevcut darbe dalgasına karşı uluslararası ve belki de bölgesel pozisyonları tasvir ediyor. Dış tarafların pozisyonları bir değer ya da ilke niteliğinde değil, daha ziyade Sahel ve Orta Afrika'daki darbe kuşağının genişlemesi nedeniyle tehdit altındaki büyük çıkarlarına ilişkin korkuları yansıtıyor" ifadelerini kullandı. 

Independent Arabia, Independent Türkçe



YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
TT

YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)

YouTube, canlı yayınlarda sohbet etkileşimi arttığı zaman bütün izleyiciler için reklamları durduracağını açıkladı.

Google'a ait video platformunda reklamlardan tamamen kaçınmanın yolu ücretli abonelikten geçiyor. Ayrıca bazı kullanıcılar reklam engelleyici eklentilerle de kesintisiz video izleme deneyimi yaşamaya çalışıyor.

YouTube, 13 Nisan Pazartesi günü yayımladığı blog yazısında canlı yayınlarda reklam gösterimine getireceği istisnaları paylaştı.

Blog yazısında "Tüm sohbetin enerjiyle dolup taştığı anlar var. Bu kolektif enerjiyi korumak için sistemimiz artık Canlı Sohbet etkileşiminin en yüksek olduğu anları algılayarak reklamları herkes için otomatik olarak engelliyor" ifadelerine yer verildi.

Bu sayede içerik üreticilerinin, reklam kesintisi olmadan yayındaki ivmeyi koruması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra Süper Chat, Süper Etiketler ve hediyeler gibi yollarla yayıncıya destek olan izleyiciler, satın alma işleminden hemen sonra kendilerine özel reklamsız bir pencereyle ödüllendirilecek.

Süper Chat ve Süper Etiketler, kullanıcıların sohbetteki mesajlarının öne çıkması için satın aldığı özellikler.

Şirket artık daha fazla ülkedeki içerik üreticisinin canlı yayınlarda hediye alabileceğini belirtirken, listeye Kanada, Güney Kore, Endonezya, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda eklendi. Bu uygulama Türkiye'de henüz mevcut değil.

Canlı yayınları öne çıkarmayı amaçladığı anlaşılan YouTube'un bir diğer yeniliği de içerik üreticilerinin, artık aynı anda hem dikey hem de yatay formatlarda yayın yapma imkanı olması.

Platform, 2025'te ABD'deki canlı yayın izleme süresinin yüzde 30'undan fazlasının televizyonlardan geldiğini ve bu nedenle yayıncılara içeriklerini her türlü ekrana göre ayarlama imkanı vermek istediğini belirtiyor.

YouTube içerik üreticilerine daha fazla yaratıcı kontrol kazandıracak canlı yayın özelliklerini gelecek aylarda çıkarmayı planladığını ifade ediyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Gizmodo, YouTube


Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) ve Fransa önderliğinde Avrupa ülkeleri, savaş sonrası dönemde ABD olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmak için plan yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, planda ABD, İsrail ve İran'ın yer almayacağını söylüyor.

Hürmüz'ün açılmasına yönelik plana BK'nin yanı sıra Almanya'nın da katılabileceğini ifade ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BK Başbakanı Keir Starmer, savaş sonrası dönemde Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin planları Paris'te cuma günü düzenleyecekleri toplantıda görüşecek. Diğer ülkelerin de videokonferans yoluyla katılacağı etkinlik için Çin ve Hindistan'a da davet gönderildiği fakat bu ülkelerin katılımının henüz kesinleşmediği aktarılıyor.

Kaynaklara göre Fransa yönetimi, Tahran'ın plana yanaşmamasına yol açacağı için ABD'nin sürece dahil edilmesini istemiyor. BK yönetimiyse Washington'ın planda yer almamasının operasyonun kapsamını sınırlandırabileceğini savunuyor.

Avrupa'nın üzerinde çalıştığı planın üç genel hedefi var. Birincisi, halihazırda Hürmüz'de mahsur kalmış yüzlerce geminin bölgeden ayrılmasını sağlamak için gerekli lojistik altyapıyı oluşturmak. Ardından gemilerin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için mayın temizleme çalışması yürütülmesi öngörülüyor. Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Hürmüz'ün bazı bölgelerine mayın döşemişti.

Analistlere göre Avrupa, mayın temizleme operasyonları için ABD'den çok daha fazla kaynağa sahip. ABD mayın temizleme filosunu büyük ölçüde hizmet dışı bırakmışken, Avrupa güçlerinin 150'den fazla gemisi var.

Planın nihai amacıysa nakliye şirketlerine Hürmüz'den geçmenin güvenli olduğuna dair teminat vermek. Bunun için fırkateyn ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlanması öngörülüyor.

Washington ve Tahran heyetleri arasında 11-12 Nisan'da yapılan görüşmelerde sonuç elde edilememesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması talimatını vermişti.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin iki güne tekrar başlayabileceğini öne sürerken, Beyaz Saray ablukayı daha da sıkılaştırıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukayla İran'ın ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90'ının durdurulduğunu savundu.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini iddia etmişti.

Ancak başta BK ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirmişti.

Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Macron Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, DW


Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
TT

Trump’ın Hürmüz ablukası, ABD-Çin ilişkilerini nasıl etkileyecek?

ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)
ABD ve Çin arasında geçen yıl patlak veren ticaret savaşı da piyasaları sarsmıştı (AFP)

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka, Çin'le gerginliği düşürme stratejisinde sorun yaratabilir.

ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda pazartesi günü uygulamaya başladığı abluka, savaş öncesi dönemde İran petrolünün yüzde 80'inden fazlasını satın alan Çin'le ilişkilerde gerginliğe yol açabilir.

Donald Trump, nisanda yapmayı planladığı Çin ziyaretini İran savaşı nedeniyle mayısa ertelemişti. New York Times'a (NYT) konuşan kaynaklar, Hürmüz Boğazı'ndaki abluka sürse bile Trump'ın Pekin'de Çin lideri Şi Cinping'le görüşmeyi tekrar ertelemeyeceğini savunuyor.

Diğer yandan Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan pazartesi günü yapılan açıklamada, Beyaz Saray'ın abluka kararı "sorumsuzca ve tehlikeli" diye nitelenmişti.

Şi de salı günkü İspanya ziyaretinde, Pekin ve Madrid yönetimlerinin "dünyanın orman kanunlarına geri dönmesini engellemek için birlikte çalışacağını" söyledi.

ABD'nin ablukasına rağmen yaptırımlara tabi Çin menşeli "Rich Starry" gemisinin boğazdan geçmesi de dikkat çekmişti.

NYT'ye göre Trump, Şi yönetimine karşı tavrını yumuşak tutmaya çalışırken, İran savaşı Pekin'le ilişkilerinde elini zora sokuyor.

Joe Biden döneminde görev yapmış ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell, şunları söylüyor:

Başkan Trump, en önemli iki hedefinin birbiriyle doğrudan çeliştiği bir durum yarattı. Bunlardan biri, Çin'inkiler de dahil Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm yük gemilerinin takibe alınması ve kontrol edilmesi. Diğeriyse Pekin'e yapacağı ziyaretin açıkça olumlu geçmesi yönündeki isteği.

Analize göre, yaklaşık bir ay sonra gerçekleşecek toplantı öncesinde ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyip Nicolas Maduro'yu kaçırması ve Hürmüz Boğazı'nda uyguladığı abluka gibi kritik konuların nasıl bir çerçevede tartışılacağı henüz belirlenmedi.

Ayrıca iki liderin görüşmesinde büyük ihtimalle Tayvan meselesi, Çin'in nükleer silah cephaneliği ve Pekin'İn Güney Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetleri gibi başlıklar da gündeme gelecek.

Georgetown Üniversitesi'nden Rush Doshi de "İran'daki durum, ABD ve Çin arasındaki gerginliği azaltma ortamını bozabilir" diyor.

Diğer yandan ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin salı günü yayımladığı anket sonuçlarına göre 2023 itibarıyla Amerikalıların yalnızca yüzde 14'ü Çin'e olumlu bakıyordu.

Ancak bu oranın son çalışmada yüzde 27'ye çıktığı görülüyor. Özellikle Demokratlar ve gençler arasında Çin'e yönelik tutumun değiştiğine dikkat çekiliyor.

Amerikalıların yüzde 17'si, Şi'nin dünyadaki sorunlarla ilgili doğru adımlar atacağına güven duyduğunu belirtiyor. Bu oran da 2023'tekine kıyasla iki kat arttı.

Öte yandan, halkın Trump'ın Çin hakkında doğru politika kararları alacağına duyduğu inanç azalıyor. Trump'a duyulan güven oranı yüzde 39'a gerileyerek geçen yıla göre 6 puan düştü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Global Times, BBC