Kerrubi İran parlamento seçimleriyle ilgili umutsuzluğunu dile getirdi

Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma başarısızlığı nedeniyle 100 milyar dolarlık kayıptan bahsetti.

Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hasan Humeyni ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün (Cuma) Tahran'da bir araya geldi. (Jamaran)
Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hasan Humeyni ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün (Cuma) Tahran'da bir araya geldi. (Jamaran)
TT

Kerrubi İran parlamento seçimleriyle ilgili umutsuzluğunu dile getirdi

Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hasan Humeyni ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün (Cuma) Tahran'da bir araya geldi. (Jamaran)
Eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hasan Humeyni ve eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün (Cuma) Tahran'da bir araya geldi. (Jamaran)

Reformist lider Mehdi Kerrubi, siyasi partilerin seçimlere katılmaya davet edildiği iddialarına rağmen, yetkililerin mevcut parlamentoyu kopyalamaya çalıştığını söyledi. Kerrubi’nin açıklamaları, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, hükümetinin nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma çabalarını engelleyerek, ülkeyi yaklaşık 100 milyar dolarlık petrol ihracatından mahrum bıraktığını söylemesinden birkaç gün sonra gerçekleşti.

13 yıldır ev hapsinde tutulan Kerrubi, reformist İtimad-i Milli Partisi konferansında yaptığı açıklamada “İktidarın parlamento seçimlerine katılım davetine ilişkin iddialarına rağmen, seçimlere katılım için tüm yollar kapatıldı” dedi.

Reformist çizgideki İtimad gazetesine konuşan Kerrubi, “Mevcut parlamentoyu kopyalamaya çalışıyorlar” dedi. Yıllar önce Meclis Başkanı olan Kerrubi, “Muhalefet partilerinin bulunmadığı meclisin gölgesindeki yöneticilerin, her türlü yasa dışı eyleme meşruiyet kazandırdığını” belirterek, “komplonun açığa çıkarılması ve engellenmesi” çağrısında bulundu.

Kerrubi, Anayasa Koruma Konseyi'nin ‘denetimini’ eleştirdi ve bunun, adayların uygunluklarını belirleme sürecinde adayları seçimlerin dışında tutmak için geniş yetkiler verdiğini belirtti.

İtimad-i Milli Partisi’nin kuruluşundaki rolüne de değinen Kerrubi: “Yıllık konferansın ülkenin en kötü siyasi ve sosyal koşullarında düzenlenmesi, yoldaşların ve dostların kararlılığını teyit etmektedir. Siyasi oluşumdan pişman değilim. Şüphesiz bu ülkedeki siyasi kalkınmaya yönelik bir adımdır. İran'da cumhuriyet olmadan devrimin temeli anlamsızdır, partiler olmadan da cumhuriyetin hiçbir anlamı yoktur.” ifadelerini kullandı.

“Partilerin yokluğunun sokağın önünü açtığına ve insanların protestodan başka yol bulamadığına” inandığını belirten Kerrubi, “Partilerin yokluğunda ülkeyi birkaç kişiden oluşan bir çete kontrol ediyor” dedi.

Kerrubi, 2009 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldı ve o sırada diğer aday olan eski Başbakan Mir Hüseyin Musavi ile birlikte yaygın yolsuzlukları kınayarak, dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın yeniden seçilmesini protesto etmede başı çekti.

Kerrubi açıklamasında, 2009 yılındaki sloganını “Benim sloganım değişimdi, başka yolu yok. Halkın güveni yeniden tesis edilmeli” diyerek savundu. “Siyasi seçkinleri atlatan insanlarla dürüst konuşmak" için reformların yeniden denenmesi gerektiğini vurgulayan Kerrubi, İran'ın yok edilmesini önlemek için halkın taleplerinin tanınması çağrısında bulundu.

Yeni seçim yasasını sert bir şekilde eleştiren eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, çarşamba günü eski hükümet üyeleriyle yaptığı toplantıda şunları söyledi: “Yeni yasayı çıkararak halkın katılımının önünü kapattılar. 85 milyon İranlının karar alma yetkisini, toplam oyu birkaç yüz bini bulmayan az sayıda insana emanet ettiler.”

Ruhani, ülkesinin son iki buçuk yılda nükleer anlaşmayı canlandırma ve ABD yaptırımlarını kaldırma fırsatını değerlendirememesinden duyduğu üzüntüyü de dile getirdi. İran'ın füze programı ve insansız hava araçlarına (İHA) yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını öngören nükleer anlaşma maddesinin çözümlerine de değinen Ruhani, “Ekim 2023 nükleer anlaşmanın taahhütlerinde çok önemli bir tarih olacak. Nükleer anlaşmada maruz kalınan tüm çarpıklıkların nedeni eskisinden daha net ortaya çıktı” dedi.

Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz çarşamba günü Tahran'da eski hükümet üyeleriyle bir görüşme gerçekleştirdi. (Ruhani'nin web sitesi)
Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçtiğimiz çarşamba günü Tahran'da eski hükümet üyeleriyle bir görüşme gerçekleştirdi. (Ruhani'nin web sitesi)

Ruhani, sözlerini şöyle sürdürdü: “18 Ekim, anlaşmanın kabul edilmesinin üzerinden 8 yıl geçtikten sonra nükleer anlaşmanın dördüncü önemli tarihi olacak. Nükleer anlaşmaya göre tüm füze yaptırımları ve ilgili teknoloji ve cihazlar kaldırılacak. Avrupa Birliği (AB), füze alanında faaliyet gösteren çok sayıda cihaz ve şirkete yönelik yaptırımları kaldırmalıdır.”

Ruhani, Avrupalıların kısıtlamaları sürdürme olasılığı konusunda üstü kapalı bir karamsarlık içinde olduğunu ifade ederek, bugünkü küresel durumun, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasının özellikle Avrupalılar arasında küresel destek aldığı dönemden farklı olduğuna dikkat çekti.

Eski Meclis Başkanı Ali Laricani'ye yakın olan Khabar Online web sitesine göre Ruhani, isimlerini belirtmediği bazı tarafları suçlayarak “Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için şartların olgunlaştığı, anlaşmanın eksenlerine ve ek tavizlere ulaşıldığı Şubat 2021 veya Mart 2022'de nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmamıza izin vermeyenler, ülkeye ne tür zararlar verdiler?! En küçük rakam son iki buçuk yılda 100 milyar doları aşan petrol gelirlerinden mahrum kalmamızdır. Sadece 6 milyar dolar değil, doğu ve batı bankalarının 80 milyar dolar tutarında dondurulan varlıklarının tamamı serbest bırakıldı” ifadelerini kullandı.

Ruhani, Tahran tarafından yıllardır gözaltında tutulan ABD’lilerin serbest bırakılması karşılığında 6 milyar dolar değerinde donmuş fonun serbest bırakılmasını öngören yakın tarihli bir anlaşmaya atıfta bulundu. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgilere göre bazı ABD’li kaynaklar bu anlaşmanın, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu yüzde 60 oranında azaltması karşılığında petrol piyasalarına erişim izni verilmesi de dahil olmak üzere gerilimi azaltma anlayışını içerdiğini söyledi.

Bu, İbrahim Reisi hükümetinin dış politika, ekonomi ve kültür alanındaki performansı konusunda hükümetin destekçileri ve muhalifleri arasındaki anlaşmazlıkların ortasında, ikinci yılını kutladığı bir zamana denk geliyor.

Uygunluk Ayırt Etme Konseyi üyesi Muhammed Rıza Bahner, ISNA haber ajansına verdiği röportajda, Reisi hükümetinin son iki yılda çeşitli kısımlarda aldığı önlemlerin, önceki hükümetlerin reddettiği sonuçlara ulaştığını söyledi. Ancak hükümetin “zararlı sosyal ve ekonomik etkileri olabilecek sorunlarla karşı karşıya olduğu” uyarısında bulunarak, hükümete bu engelleri aşmak için ‘daha doğru ve etkili’ bir plan geliştirmesi çağrısında bulundu.

Bahner, ISNA’ya verdiği röportajda mevcut hükümetin “önceki hükümetlerin takip etmediği 5 temel adıma sahip olduğunu” söyledi. Finansal hareketin şeffaflığını hükümetin attığı adımlardan biri olarak değerlendiren Bahner'e göre hükümet, vergi mükellefleri üzerinde baskı yaratmadan vergi gelirlerini ikiye katladı. Bu da gizli mali hareketin, gizli ekonominin ve vergi kaçakçılığının keşfedilmesine yol açtı.

Bahner, Şangay ve BRICS ekonomik gruplarına katılmayı ve başta Suudi Arabistan olmak üzere komşu ülkelerle ilişkiler kurmayı mevcut hükümetin ‘olumlu adımları’ arasında saydı.

Ancak Bahner, Reisi hükümetinin birçok meseledeki başarısızlığına da dikkat çekti. Aynı bağlamda, “Adaylardan biri başkanlığı kazanırsa borsa sorununu bir haftada çözeceğini söylüyordu ama üzerinden 700 gün geçti sorun çözülmedi” dedi.

Bahner, hükümete veya özel sektöre yanıt vermeyen büyük yatırım firmalarının ve özel şirketlerin rolünü eleştirdi. Bu şirketlerin elde ettiği büyük gelirlere değinen Bahner, “Söz konusu şirketler, devlet kurumlarının arka bahçesidir” dedi. Bahner ayrıca, İranlı otomobil üreticilerinin iflasla karşı karşıya olduğu ve çoğu bankanın dengesinin bozulduğu konusunda da uyarıda bulundu.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.