Sudan: İç savaşta çatışmalar Hartum’da yoğunlaştı

Burhan, Darfur Valisi ile ‘barış anlaşmasını’ görüşüyor

Hartum'un kuzeyindeki merkez pazardaki arabalar ve binalar tahrip edildi (Reuters)
Hartum'un kuzeyindeki merkez pazardaki arabalar ve binalar tahrip edildi (Reuters)
TT

Sudan: İç savaşta çatışmalar Hartum’da yoğunlaştı

Hartum'un kuzeyindeki merkez pazardaki arabalar ve binalar tahrip edildi (Reuters)
Hartum'un kuzeyindeki merkez pazardaki arabalar ve binalar tahrip edildi (Reuters)

Sudan ordusu topçu birlikleri, ülkenin en büyük şehri olan  Omdurman’daki çeşitli cephelerde Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) birliklerinin mevzilerine yönelik bombardımanını yoğunlaştırdı. Top saldırısı Hartum'un doğusu ve güneyinde çeşitli bölgelerde savaş uçakları ve dronlarla yapılan hava saldırıları ile eş zamanlı gerçekleşti. Şarku’l Avsat’a konuşan mahalle sakinleri, tankları da içeren ağır ve orta silahlarla donatılmış büyük bir ordu gücünün,  Omdurman'daki HDK birliklerini kuşatmak için konuşlandırıldığını aktardı. Bu durum, iki taraf arasında şiddetli çatışmaların patlak vereceği beklentisini arttırdı.

csdfv
Hartum'un güneyindeki el-Ezher mahallesinde bir eve top mermisi isabet etti (AFP)

Öte yandan HDK, daha fazla asker ve zırhlı aracı harekete geçirerek sahadaki konumlarını güçlendirmeye başladı. Yerel bir kaynak Şarku'l Avsat'a, ordunun Pazar sabahından itibaren Umbada mahallesindeki bazı hatlarda HDK’nin mevcudiyetine karşı topçu ateşi açmaya başladığını söyledi. Kaynak, “Umbada mahallesinin bitişiğindeki es-Sevrat mahallesinde çatışmalar yaşandı ve şiddetli patlamalar duyuldu” dedi.

Hendek kazma

Görgü tanıklarının ifadesine göre, ordu askerleri bu kalabalık mahallelerde hendek kazmaya ve bölgedeki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni çeşitli yönlerden kuşatmak için bazı ana yolları toprak yığınlarla kapatmaya başladı. Görgü tanıkları, ordunun son günlerde Omdurman'ın çeşitli bölgelerine düzenlediği yoğun hava ve topçu bombardımanının, her an başlaması beklenen geniş çaplı bir kara saldırısının başlangıcı olabileceğini öne sürdü.

bgrhn
Hava saldırıları Hartum'un merkezindeki evleri ve binaları yok etti (Bir Video Klipten)

Görgü tanıkları, ordu, çatışmaların yoğunlaştığı mahallelerde ilerleme kaydetti ve bazı mevziler kurdu. Ancak, HDK birliklerinin kontrolündeki bölgelere henüz girmedi. Bu, ordunun ilerleyişinin önümüzdeki dönemde devam etmesi bekleniyor. Umbada mahallelerinde üst üste bir haftadan fazla bir süredir iki partinin güçleri arasında yerleşim mahallelerinin ortasında sürekli çatışmalara ve vur-kaç operasyonlarına tanık olunduğunu da eklediler.

Coğrafi harita

Saha durumunun coğrafi haritası başkent Hartum iline bağlı üç önemli şehir olan Hartum, Bahri ve Omdurman'da çatışmaların yoğunlaştığını gösteriyor. Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF), bu şehirlerin geniş bir bölümünde kontrolü elinde tutuyor. Ayrıca, HDK, daha önce ele geçirdiği bazı askeri bölgeler ve devlet kurumlarında da hakim durumda. Ordunun ve HDK’nın Umbada şeritleri etrafındaki topçu bombardımanı ve karşı seferberliği, son birkaç gün içinde çok sayıda vatandaşın zorla yerinden edilmesine yol açtı.

HDK, başkent ülkenin en büyük şehri olan Umdurman'ın eski mahallelerinin yanı sıra, şehrin batı ve güney bölgelerini, ordunun kontrolündeki Mühendisler Birliği'nin çevresindeki mahalleleri, Hartum-Sudan otoyolunun güneyinde yer alan Bahri şehri ve  Umdurman'ın kuzeyindeki Vadi Sayedna Hava Üssü'nü kontrol ediyor.  Umdurman'ın eski mahallelerinden sakinler, RSF birliklerinin, ordunun kontrolündeki Mühendisler Birliği'nin merkezini hedef alan topçu ateşi açtığını söyledi. Mahalle sakinleri, düşen mermilerin, Pazar sabahından bu yana, bölgeye ve ordunun karargahına, içinde subay lojmanlarının da bulunduğu bölgeye ve Mühendisler Birliği'nin yanındaki tıbbi tesislere isabet ettiğini söyledi. Görgü tanıkları, 50'den fazla mermi atıldığını söyledi.

bfgt
Hızlı Destek Kuvvetleri tarafından ordunun Hartum'un güneyindeki zırhlı araç kampının yakınındaki üyelerine dağıtılan videodan bir ekran görüntüsü (Şarku'l Avsat)

Öte yandan, başkent Hartum'un doğusunda yer alan ve HDK birliklerinin yoğun olarak bulunduğu Manşiya, Riyad ve Buri mahalleleri, ordunun yoğun topçu ateşine maruz kaldı. Mahalle sakinleri, topçu atışlarının aynı zamanda başkentin güneyinde, Spor Şehri'ne güneyden komşu olan en-Nahda, el-İnkas ve el-Ezheri mahallelerini de hedef aldığını belirtti.

Zırhlı Birlikler

Öte yandan ordu güçlerinin Hartum'un güneyindeki eş-Şecera bölgesinde ‘Zırhlı Birlikler Karargahı’nın çevresini güvenlik altına aldığı ve HDK ile komşu mahallelerde kapsamlı tarama operasyonları yürütüldüğü yönünde haberler dolaşıyor. Hızlı Destek Güçleri tarafından çevre mahallelerde kapsamlı tarama operasyonları yürütülüyor. Ancak HDK, bir basın açıklamasıyla Zırhlı Birlikler Karargahı’nın geniş alanlarının kontrolünü ele geçirdiklerini ve geri kalan bölgeleri sıkı bir kuşatma altına aldıklarını doğruladı. Açıklamada "Eski rejimin medya borazanları yanıltma ve sahte zaferler yaratma yoluyla morallerini yükseltmek için çabalıyor” ifadelerine yer verildi.

fvgrbt
Savaşlar nedeniyle sağlık tesislerinin çökmesinin ardından Hartum'dan binlerce kişinin kaçtığı Vad Medani kentindeki bir hastane (AFP)

Geçtiğimiz Cumartesi günü Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan, ‘HDK’nın isyanı’ sona erene kadar savaşmaya devam edeceği taahhüdünde bulundu. Zırhlı Birlikler askerleri dün, karargahın batısında yer alan el-Lamab mahallesini taradıklarını söyledikleri bir video klip yayınladılar.

Çatışmalar Omdurman'da yoğunlaştı

Sudan Ordusu ile HDK arasındaki çatışmalar, Ağustos ayının başından bu yana başkent Hartum'un merkezinde yoğunlaştı. Çatışmalar, son iki günde, şehrin batısındaki Umbada mahallelerine doğru genişledi. Ordunun amacı, HDK'nın batıdan gelen ikmal hattını kesmek ve şehirdeki üç şehri birbirine bağlayan önemli bir geçiş noktası olan Şumbat köprüsünü kontrol altına almak.

HDK, Sudan'ın başkenti Hartum'un geniş bir bölümünü kontrol ediyor. Ordu, Nil'in her iki yakasındaki başkenti oluşturan Omdurman, Bahri ve Hartum kentlerini birbirine bağlayan köprülerdeki ikmal yollarını kesmeyi amaçlıyor.

fegrth
Burhan, Port Sudan'daki deniz üssünün askerleri arasında (AFP)

Öte yandan görgü tanıkları, orduya ait savaş uçaklarının, Hartum'un güneydoğusunda, el-Cezire iline bağlanan yol üzerindeki Bakir bölgesinde bulunan HDK karargâhına hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Görgü tanıklarına göre ordu, doğu Nil bölgesindeki HDK’nin yoğunlaşmasını hedef alan insansız hava araçlarıyla da hava saldırıları düzenledi. Bölge sakinleri ayrıca Hartum'un güneyindeki el-Lamab ve er-Rumeyla mahallelerinde iki taraf arasında çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Burhan ve Menavi

Öte yandan, Sudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, doğudaki Port Sudan şehrinde, Sudan’ın batısında 5 eyaletten oluşan Darfur Bölgesi Başkanı ve Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Mini Arko Minavi ile bir araya geldi ve güvenlik ve insani durum hakkında konuştu. Minavi, gazetecilere verdiği demeçte, görüşmede savaşın ardından yaşanan insani sorunları ve vatandaşların üzerindeki olumsuz etkileri ele aldıklarını söyledi. Minavi, Darfurluların barınma ve yardım malzemelerine acilen ihtiyaç duyduklarını ve bu ihtiyaçların karşılanması için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Sudan Sivil Yönetim Konseyi'nin açıklamasına göre, Minavi görüşmede Cuba Barış Anlaşması'nın uygulanmasının ele alındığını söyledi. Minavi, anlaşmanın özellikle güvenlik düzenlemeleri dosyasının uygulanmasının önemini vurguladı ve bu sayede ülkede barış ve istikrarın sürdürülmesinin sağlanacağını söyledi. Minavi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri olarak, 15 Nisan'dan beri ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri arasında devam eden savaşta tarafsız bir tutum aldı.

Burhan, geçtiğimiz Cumartesi günü, birliklerine hitaben yaptığı konuşmada, "Ordu ve halk, isyanı bastırma konusunda hemfikir" dedi. Burhan, ordunun yüksek profesyonelliğine övgüde bulunarak askeri akademilerin bu profesyonelliği artırması için çabalamasını istedi. Burhan, kardeş ülkelerden ve dostlardan gelen yeniden inşa desteğini memnuniyetle karşıladığını, ancak herhangi bir dikteyi kabul etmeyeceğini söyledi.

Burhan, Kesla şehrinde bulunan askeri bölgede yaptığı konuşmada, "Hartum'daki kardeşlerimiz, güçlerinin azaldığını bildiğimiz isyanı ortadan kaldırmak için savaşıyor. Tek bir saf halinde savaşıyoruz. Ordu, istihbarat ve polis savaşıyor ve zafer bizim yanımızda" ifadelerini kullandı.



Cezayir ile doğu komşusu Tunus’un arasını kim bozmaya çalışıyor?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
TT

Cezayir ile doğu komşusu Tunus’un arasını kim bozmaya çalışıyor?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)

Rabia Abdusselam

Bugünlerde sosyal medya platformları, kamuoyunu manipüle etmeyi ve Tunus ile Cezayir’in arasını bozmayı amaçlayan yanıltıcı çıkarımlar ve sahte veya hileli hesaplarla dolup taşmış durumda. Bazı Tunuslu analistler ile eleştirel seslerin, Cezayir'den İtalya'ya gönderilen ve Tunus topraklardan geçen doğalgazın transit ücretlerine ilişkin imzalanan anlaşmaların “yeniden gözden geçirilmesini” talep etmesi, tamamen beklenmedik bir gelişmeydi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Cezayir'e yaptığı son ziyaretin ardından gelen bu talepler, mali ve lojistik transit ücretlerinin “gözden geçirilmesi”ne odaklanıyor.

Bu hikaye, Tunus'taki hükümet karşıtı ve mevcut otoriteye muhalif tutum sergileyen partilerin çoğunun, Tunus-Cezayir anlaşmasıyla ilgili uydurma bir belge etrafında yürüttüğü dezenformasyon ve yalan kampanyasından farklı değil. Cezayir ve Tunus muhalefetine bağlı sosyal medya ve internet sitelerinde yayınlanan ve “çok gizli” ibaresi taşıyan bu uydurma belge, “Cezayir ordusuna ciddi iç karışıklık, isyan, darbe girişimi veya kurumsal istikrarı ve mevcut anayasal düzenin devamlılığını tehdit edebilecek herhangi bir durumda Cumhurbaşkanı Kays Said rejimini korumak için müdahale etmesi yetkisi verildiğini” iddia eden bir belge. Söz konusu belge, önceden koordinasyon sağlanmadan bu anlaşmanın hükümleriyle ilgili güvenlik veya savunma alanlarında yabancı bir tarafla herhangi bir anlaşma veya ortaklık kurulmasını da yasaklıyor. Bir diğer maddesi ise, “birinci tarafın askeri ve güvenlik birimlerinin, ikinci tarafın yetkili makamlarıyla önceden koordinasyon sağladıktan sonra, tehlikeli terörist unsurları takip etmek ve etkisiz hale getirmek amacıyla sınır hattından 50 kilometreyi geçmeyecek bir mesafeye kadar ikinci tarafın topraklarına girebileceğini” öngörüyor.

Cezayir'e karşı keskin bir düşmanlık

Yukarıda zikredilen maddeler, Cezayir'in bağımsızlığından bu yana dış politikasını yöneten en önemli ilke olan komşu ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesiyle tamamen çelişiyor. Ayrıca, mevcut anayasanın 31. maddesi, ordunun ülke sınırları dışında herhangi bir operasyona katılmasını yasaklamaktadır. Madde şu şekildedir: “Cezayir, diğer halkların meşru egemenliğini ve özgürlüğünü ihlal etmemek için savaşa başvurmaktan kaçınır ve uluslararası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek için çaba gösterir. Cezayir ayrıca, Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Birliği çerçevesinde ve bunların ilke ve amaçlarına tam uyum içinde, yurtdışı barış koruma operasyonlarına katılabilir.”

En sıradan okuyucu bile belgenin geçersizliğini ve aleyhindeki güçlü kanıtları teyit edebilir. Son maddedeki BM'ye bir kopyasının teslim edilmesini öngören yazılı ifade de bunun kanıtı

Cezayirli gazeteci Osman Lahyani

Bu “sahte” belge, anlaşmanın özünü gizlemesine rağmen, Tunus muhalefeti için değerli bir kaynak olmaya devam ediyor. Bu durum, jeopolitik konulara ve Cezayir'in uluslararası ilişkilerine (özellikle Fransa ile Tunus ve Libya gibi komşu ülkelerle) odaklanan yazılarıyla tanınan Cezayirli gazeteci ve yazar Osman Lahyani tarafından da doğrulandı. Yerel “el-Haber TV” kanalında yayınlanan “Sağ ve Sol” programına konuk olarak katıldığında, “Ekim 2025'te imzalanan askeri anlaşma, 2002'de imzalanan önceki anlaşmanın bir güncellemesidir. Bu güncelleme, elbette, terör tehditlerinin yeni biçim ve yöntemleri, kontrolsüz silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ve insan kaçakçılığı ile ilgili güvenlik ve askeri değişikliklerden kaynaklanmaktadır” açıklamasını yaptı. “Bu tehditler, sadece Cezayir ve Tunus değil, tüm komşu ülkelerin ortak sınırlarını güvence altına almak için askeri anlaşmalarını güncellemesini gerektiriyor. Bunu Suudi Arabistan ve Pakistan örneğinde de gördük; 17 Eylül'de, yakın güvenlik ittifakı kurmak için ortak bir stratejik savunma anlaşması imzalandı ve taraflardan birine yönelik herhangi saldırının diğerine de yönelik saldırı olarak kabul edileceği belirtildi” diye ekledi. Lahyani sözlerine şöyle devam etti: “En sıradan okuyucu bile belgenin sahte olduğunu teyit edebilir. Son maddedeki BM’ye bir kopyasının teslim edilmesini öngören ifade bunun inkar edilemez bir kanıtıdır.”

fdvbdf
Tunus askerleri, Batı Tunus'taki Cebel-i Şambi bölgesinden görüldüğü üzere, Cezayir sınırına yakın bir yerde devriye geziyor, 11 Haziran 2013 (Reuters)

Zaman zaman, bazı Tunuslu elitlerden sert eleştiriler geliyor. Eski Tunus Cumhurbaşkanı Munsif Marzuki'nin, kuruluşundan beri Arap Mağrip Birliği'ne egemen olan donukluk ve tıkanmadan sürekli olarak Cezayir'i sorumlu tutması buna bir örnek teşkil ediyor. Muhalif siyasi aktivist ve eski cumhurbaşkanı adayı Safi Said'in pozisyonları ve her zaman tartışma yaratan eski Tunus Dışişleri Bakanı Ahmed Venis'in “iddiaları” da önemli.

Cezayir ve Tunus cumhurbaşkanları, Tunus'taki muhalefet grubuna büyük bir şüphe, kaygı ve gerilim ile karışık güvensizlikle bakıyorlar

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un  30 Aralık 2025'te iki kanadı ile parlamentoya yaptığı konuşma, Tunuslular için normal ya da geçici değildi. Görünüşte sıradan olan konuşması, hem doğrudan hem de dolaylı mesajlar içeriyordu. Nitekim “Cezayir ve Tunus arasında parayla satın alınmış kişiler kullanılarak anlaşmazlık yaratma girişimleri olduğunu” vurguladı. “İki ülke arasındaki ilişkileri bozmayı amaçlayan tehlikeli bir komplo” konusunda uyardı. Anlaşmanın şartlarına atıfta bulunarak, “Cezayir ordusunun Tunus topraklarına ayak basmadığını ve basmayacağını” vurguladı. Ayrıca, bu provokasyonların nihai amacının “iki taraf arasında siyasi çekişme çıkarmak olduğunu ve asıl hedefin Tunus Cumhuriyeti olduğunu” belirtti. Sonra da, “Tunus'a zarar vermek isteyen herkes önce Cezayir'i aşmak zorundadır” diye etti. Bu, Cezayir'in Libya, Mali ve Burkina Faso gibi komşu ülkelerde meydana gelen ve özellikle düzensiz göçmen akını nedeniyle sosyal düzeyde ciddi sonuçlar doğuran darbe senaryolarının tekrarlanmasından duyduğu korkuyu açıkça yansıtıyor.

Düşmanlığın arka planı ve sırları

Cumhurbaşkanının konuşmasında ilettiği mesajlar arasında, “Tunus çok güçlü ve bazıları onu kolay av olarak göstermeye çalışıyor, ancak Cezayir'in komşusu olduğu için bunda yanılıyorlar. Cumhurbaşkanı Kays Said ne İsrail ile ilişkileri normalleştirenlerden ne de bunun peşinde koşanlardandır” vurgusu da yer alıyordu. İşte meselenin özü de burada yatıyor. Cezayir Cumhurbaşkanı Tunuslulara, ülkelerini ve Cezayir ile ilişkilerini hedef alan, Batılı güçler tarafından organize edilen ve temel amacı bölgeyi parçalamak ve İsrail ile “normalleşmeyi” pekiştirmek olan bir komplodan açık ve net olarak bahsetti. Cezayir'in güneydoğusundaki Biskra Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Nur Sabah Aknuş yaptığı değerlendirmede, “Cezayir ve Tunus arasındaki organik bağı ve sistematik entegrasyonu koparmak ve her ikisini de zayıflatmak için çalışan kilit ülkeler var. Böylece Cezayir, jeopolitik derinliği olan kardeş ve müttefik Tunus'tan izole edilirken, diğer yandan Tunus, içine sızmayı kolaylaştırmak için zayıflatılmak isteniyor” dedi. Ona göre, iki ülkenin sürekli ve tekrarlanan bir şekilde hedef alınmalarının temel nedeni: “İsrail'i tanımayı ve ilişkileri normalleştirmeyi reddeden tutumları, dünya çapındaki haklı davalara verdikleri destek ve neo-kolonyal güçlere karşı duruşlarıdır. Ne Tunus ne de Cezayir, resmi veya halk düzeyinde, iç krizlerini kullanarak onları normalleşme yönünde tavizler vermeye iten dış baskılara rağmen, Filistin davasını destekleyici tutumlarından vazgeçmediler.”

Cezayir ve Tunus cumhurbaşkanları, Tunus'taki muhalefet grubuna büyük bir şüphe, kaygı ve gerilim ile karışık bir güvensizlikle bakıyorlar. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre stratejik ve güvenlik çalışmaları konusunda uzman Cezayirli araştırmacı Zenasni Muhammed, konuyu şöyle açıkladı: “Cezayir, bazı Tunuslu grupların, özellikle de muhalefet bloğuna bağlı olanların, dış güçlerden destek arayışında olmalarından endişe ediyor. Cumhurbaşkanı Tebbun daha önce Tunuslu güçleri, diğer ülkelerde gördüğümüz gibi, çoğu zaman kötü niyetli olan ve ülkeyi istikrarsızlaştıran dış baskılara boyun eğmemeleri konusunda uyarmıştı.”

Zaman zaman görülen sert tutumlara rağmen, iki ülke arasındaki resmi ilişkiler eşitlik, iç işlerine karışmama ve egemenliğe karşılıklı saygı temelinde güçlü kalmaya devam ediyor

Tunus'taki siyasi sisteme yönelik artan muhalefetle birlikte, bir siyasi analist şu gözlemde bulunuyor: “Cezayir kendisini zor bir güvenlik ikileminin içinde buldu. Özellikle Tunus, diğer komşularına kıyasla Cezayir'in en güvenli sınırını oluşturduğu için doğu komşusuyla iyi komşuluk ilişkilerini sürdürmek zorunda. Aynı zamanda Cezayir, Tunus'un iç işlerine karışmama ile her iki ülkenin karşı karşıya kaldığı ortak baskılar ve meydan okumalar ile mücadelede dış ittifakların gereklilikleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bu durum, Tunus muhalefetine Cezayir'in Tunus'taki mevcut rejimin tarafını tutuyor gibi görünebilir.”

f
Tunus'un güneyindeki Gabes şehrinde bulunan devlete ait fosfat işleme tesisinin (gübre fabrikası) bacasından tüten duman, 31 Ekim 2025 (AFP)

Zaman zaman görülen sert tutumlara rağmen, iki ülke arasındaki resmi ilişkiler eşitlik, iç işlerine karışmama, egemenliğe karşılıklı saygı ve ortak çıkarları güvence altına almak için yapılan üst düzey ziyaretler temelinde güçlü kalmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki stratejik ortaklık, derin tarihi ve ekonomik bağlarla da karakterize ediliyor. Cezayir, Tunus'a yılda yaklaşık 2 milyar metreküp doğalgaz tedarik ederek enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılıyor.

Şubat 2025'te yayınlanan son raporlar, Cezayir'den yapılan elektrik ithalatının ulusal tüketimin yaklaşık yüzde 14'ünü karşıladığını ortaya koyuyor. Diğer rakamlar, Cezayir'in Tunus'un elektriğinin yüzde 94 ila 96'sını üretmek için kullandığı doğalgazın tedarikinde oynadığı hayati rolü teyit ediyor ki, bu da iki ülke arasındaki enerji entegrasyonunu stratejik hale getiriyor. İki ülke arasındaki anlaşmalar ayrıca Cezayir'in, Tunus toprakları üzerinden İtalya'ya yaptığı doğal gaz ihracatı için Tunus'a yıllık yaklaşık 420 milyon dolar transit ücreti ödediğini de ortaya koyuyor. Bütün bunlar, iki ülke arasındaki ilişkinin ekonomik ve endüstriyel entegrasyonu hedefleyen karşılıklı faydaya dayalı olduğunu açıkça teyit ediyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
TT

YouTube'tan canlı yayında reklama kısıtlama

YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)
YouTube'un bir dizi yenilikle canlı yayın yapan kullanıcıları desteklemeyi amaçladığı anlaşılıyor (Reuters)

YouTube, canlı yayınlarda sohbet etkileşimi arttığı zaman bütün izleyiciler için reklamları durduracağını açıkladı.

Google'a ait video platformunda reklamlardan tamamen kaçınmanın yolu ücretli abonelikten geçiyor. Ayrıca bazı kullanıcılar reklam engelleyici eklentilerle de kesintisiz video izleme deneyimi yaşamaya çalışıyor.

YouTube, 13 Nisan Pazartesi günü yayımladığı blog yazısında canlı yayınlarda reklam gösterimine getireceği istisnaları paylaştı.

Blog yazısında "Tüm sohbetin enerjiyle dolup taştığı anlar var. Bu kolektif enerjiyi korumak için sistemimiz artık Canlı Sohbet etkileşiminin en yüksek olduğu anları algılayarak reklamları herkes için otomatik olarak engelliyor" ifadelerine yer verildi.

Bu sayede içerik üreticilerinin, reklam kesintisi olmadan yayındaki ivmeyi koruması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra Süper Chat, Süper Etiketler ve hediyeler gibi yollarla yayıncıya destek olan izleyiciler, satın alma işleminden hemen sonra kendilerine özel reklamsız bir pencereyle ödüllendirilecek.

Süper Chat ve Süper Etiketler, kullanıcıların sohbetteki mesajlarının öne çıkması için satın aldığı özellikler.

Şirket artık daha fazla ülkedeki içerik üreticisinin canlı yayınlarda hediye alabileceğini belirtirken, listeye Kanada, Güney Kore, Endonezya, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda eklendi. Bu uygulama Türkiye'de henüz mevcut değil.

Canlı yayınları öne çıkarmayı amaçladığı anlaşılan YouTube'un bir diğer yeniliği de içerik üreticilerinin, artık aynı anda hem dikey hem de yatay formatlarda yayın yapma imkanı olması.

Platform, 2025'te ABD'deki canlı yayın izleme süresinin yüzde 30'undan fazlasının televizyonlardan geldiğini ve bu nedenle yayıncılara içeriklerini her türlü ekrana göre ayarlama imkanı vermek istediğini belirtiyor.

YouTube içerik üreticilerine daha fazla yaratıcı kontrol kazandıracak canlı yayın özelliklerini gelecek aylarda çıkarmayı planladığını ifade ediyor.

Independent Türkçe, TechCrunch, Gizmodo, YouTube


Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan ABD’siz Hürmüz Boğazı planı: Neler hedefleniyor?

Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)
Trump'ın Hürmüz'ü ablukaya alma talimatıyla petrol fiyatları yeniden fırlamıştı (Reuters)

Birleşik Krallık (BK) ve Fransa önderliğinde Avrupa ülkeleri, savaş sonrası dönemde ABD olmadan Hürmüz Boğazı'nı açmak için plan yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, planda ABD, İsrail ve İran'ın yer almayacağını söylüyor.

Hürmüz'ün açılmasına yönelik plana BK'nin yanı sıra Almanya'nın da katılabileceğini ifade ediyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BK Başbakanı Keir Starmer, savaş sonrası dönemde Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin planları Paris'te cuma günü düzenleyecekleri toplantıda görüşecek. Diğer ülkelerin de videokonferans yoluyla katılacağı etkinlik için Çin ve Hindistan'a da davet gönderildiği fakat bu ülkelerin katılımının henüz kesinleşmediği aktarılıyor.

Kaynaklara göre Fransa yönetimi, Tahran'ın plana yanaşmamasına yol açacağı için ABD'nin sürece dahil edilmesini istemiyor. BK yönetimiyse Washington'ın planda yer almamasının operasyonun kapsamını sınırlandırabileceğini savunuyor.

Avrupa'nın üzerinde çalıştığı planın üç genel hedefi var. Birincisi, halihazırda Hürmüz'de mahsur kalmış yüzlerce geminin bölgeden ayrılmasını sağlamak için gerekli lojistik altyapıyı oluşturmak. Ardından gemilerin boğazın daha geniş bir bölümünü kullanabilmesi için mayın temizleme çalışması yürütülmesi öngörülüyor. Devrim Muhafızları, ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Hürmüz'ün bazı bölgelerine mayın döşemişti.

Analistlere göre Avrupa, mayın temizleme operasyonları için ABD'den çok daha fazla kaynağa sahip. ABD mayın temizleme filosunu büyük ölçüde hizmet dışı bırakmışken, Avrupa güçlerinin 150'den fazla gemisi var.

Planın nihai amacıysa nakliye şirketlerine Hürmüz'den geçmenin güvenli olduğuna dair teminat vermek. Bunun için fırkateyn ve muhripler aracılığıyla düzenli askeri eskort ve gözetim sağlanması öngörülüyor.

Washington ve Tahran heyetleri arasında 11-12 Nisan'da yapılan görüşmelerde sonuç elde edilememesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması talimatını vermişti.

Trump, dünkü açıklamasında İran'la müzakerelerin iki güne tekrar başlayabileceğini öne sürerken, Beyaz Saray ablukayı daha da sıkılaştırıyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukayla İran'ın ekonomik faaliyetlerinin yüzde 90'ının durdurulduğunu savundu.

Trump, Amerikan donanmasının Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek vereceğini iddia etmişti.

Ancak başta BK ve Fransa olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya destek vererek çatışmalara dahil olmayacaklarını bildirmişti.

Starmer, "Ablukayı desteklemiyoruz" derken, Macron Hürmüz'deki durumun normale dönmesini sağlamak amacıyla "çok uluslu bir misyon" kurulacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, DW