Japonya Dışişleri Bakanı, Şarku’l Avsat’a konuştu: Arap ve İslam dünyasında oynadığı öncü rol nedeniyle Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığa büyük önem veriyoruz

Dışişleri Bakanı, Şarku’l Avsat’a Riyad ziyaretinin 3 amacını açıkladı.

Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi (Reuters)
TT

Japonya Dışişleri Bakanı, Şarku’l Avsat’a konuştu: Arap ve İslam dünyasında oynadığı öncü rol nedeniyle Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığa büyük önem veriyoruz

Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi (Reuters)
Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi (Reuters)

Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi, bölgeye yaptığı mevcut ziyaretin üç hedefi olduğunu açıklarken, ikili ilişkileri derinleştirme kapsamında Riyad ile Tokyo arasındaki ilişkilere yönelik stratejiye dikkati çekti. Ayrıca Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı görüşmelerin, iki ülkeyi bir araya getiren tarihi dostluk ilişkilerini güçlendirmeyi, yeni alanlarda iş birliğini geliştirmeyi ve ikili stratejik diyalog çerçevesinde bölgesel ve küresel güvenlik sorunlarına ilişkin koordinasyonu artırmayı amaçladığını açıkladı.

Japonya ve Körfez İşbirliği Konseyi toplantısı

Hayashi, Japonya ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri dışişleri bakanlarının ilk toplantısının, bölgesel ve küresel meselelere ilişkin stratejik görüş alışverişinde bulunmak için önemli bir fırsat sağlamanın yanı sıra, Japonya ile bölge ülkeleri arasında gelişen ekonomik ilişkilere ışık tutacağını vurguladı. Ayrıca ortak öneme sahip meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunmak için sabırsızlandığını dile getirdi.

Japon Bakan, Başbakan Fumiyo Kişida ve Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin Temmuz ayında iki taraf arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin 2024 yılında yeniden başlatılması ve bununla ilgili ön görüşmelerin yapılması konusunda mutabakata vardığına dikkati çekti. Ayrıca anlaşmanın, ülkesi ile bölge ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımı artıracak yasal bir çerçeve oluşturmasını beklediğini dile getirirken, müzakerelerin kısa sürede tamamlanmasını sabırsızlıkla beklediğini söyledi.

Hayashi, Şarku’l Avsat’a verdiği bir röportajda, “Başbakan Kişida’nın Temmuz ayında Ortadoğu’ya yaptığı ziyaretin sonuçlarını takip edeceğim. Ziyaret sırasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın düzenlediği toplantıda, siyasi ve ekonomik işbirliğini geliştirmek ve uluslararası sahnedeki çabaları koordine etmek amacıyla iki ülkenin dışişleri bakanları arasında stratejik diyalog kurulması konusunda mutabakata varıldı” dedi. Suudi Arabistan’ın enerji sektöründe ülkesi için önemli bir ortak olduğuna dikkati çeken Bakan, ikili işbirliğinin sektör dışında hızla genişleyerek finans sektörü, turizm, insan kaynaklarının geliştirilmesi, spor, kültür ve eğlence gibi yeni alanları da kapsadığını belirtti.

Yoshimasa Hayashi, “İkili işbirliğinin en önemli yeni alanlarından biri, Ortadoğu bölgesini temiz enerji kaynakları ve hayati mineraller için küresel bir merkeze dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir girişimin çerçevesinde, yeşil bir ekonomiye geçişi ve karbon emisyonlarının ortadan kaldırılmasını teşvik etmektir. Başbakan Fumiyo Kişida’nın ziyareti sırasında başlatılan Suudi- Japon Manar girişimi aracılığıyla Japonya, hidrojen ve amonyağın güvenli kullanımına yönelik teknolojiler ve yüksek verimli enerji iletimi ve dağıtımı araçlarına ilişkin iki ülke arasında ortak projeler geliştirmeyi hedefliyor” dedi.

Hayashi’ye göre Japonya, özgür ve açık Hint-Pasifik vizyonunu desteklemeye çalışıyor. İki ülkenin hukukun üstünlüğü konusunda ortak bir görüşe sahip olduğuna dikkati çeken Bakan, “Bu amaca ulaşmak için uluslararası alanda Suudi Arabistan’la daha yakın şekilde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” şeklinde konuştu. Japon Bakan, dünya genelinde 42’den fazla ülkeden danışmanların katılımıyla son Cidde toplantısı aracılığıyla Krallığın Ukrayna krizini kontrol altına alma çabalarını ele aldıklarına, ayrıca Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın nasıl sağlanacağını tartışmak için önemli bir fırsat sağlandığına dikkati çekti.

Çin ile Tayvan arasındaki mevcut gerginlik ve Japonya’nın Güneydoğu Çin Denizi’ndeki durumu kontrol altına alma vizyonu hakkında ise Hayashi, “Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrar, Japonya dahil tüm uluslararası toplumun istikrarı için çok önemlidir. Tokyo kararlı tavrını sürdürüyor ve Tayvan’la ilgili sorunların diyalog yoluyla barışçıl bir şekilde çözülmesini bekliyor. Bu açıdan Tayvan Boğazı üzerinden Çin’e doğrudan ulaşan barış ve istikrarın önemini defalarca vurguladım. Aynı zamanda aynı konumda bulunan ülkelerdeki ortaklarla yakın işbirliği içinde çalışarak ortak konumumuzu Çin’e net bir şekilde aktaracağım” ifadelerini kullandı.

Güneydoğu Çin Denizi meselesine de değinen Yoshimasa Hayashi, “Çin’in, Japonya’nın Senkaku Adaları’nı çevreleyen sular da dahil olmak üzere Doğu ve Güney Çin denizlerindeki statükoyu güçlü bir şekilde değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimleri ve Çin’in Japonya çevresindeki askeri faaliyetlerini genişletmesi, bölge ve uluslararası toplum için güçlü bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Aynı tutumu paylaşan ülkelerle yakın çalışmaya, Çin’den gerekli önlemleri sorumlu bir şekilde almasını istemeye ve ortak öneme sahip konularda ikili işbirliği gerçekleştirmeye devam edeceğim. Hem Çin’in hem de Japonya’nın aralarında güçlü ve istikrarlı bir ilişki kurmak için büyük çaba sarf etmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum” açıklamasında bulundu.

Riyad ve Tokyo arasındaki ilişkilere yönelik strateji

İşte Hayashi’nin Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajın ayrıntıları;

  • Suudi Arabistan ziyaretinizin amaçları nelerdir?

Bugünkü Suudi Arabistan ziyaretim, Başbakan Kişida’nın geçtiğimiz Temmuz ayında Ortadoğu bölgesine yaptığı resmi ziyaretin sonuçlarını takip etmeyi amaçlıyor. Başbakan Kişida ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, siyasi ve ekonomik düzeyde ikili iş birliğini geliştirmek ve uluslararası arenadaki çabaları koordine etmek için iki ülkenin dışişleri bakanları arasında stratejik diyalog kurulması konusunda anlaştıkları bir toplantı yaptı. Dışişleri Bakanları Arasında Stratejik Diyalog kapsamında Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile iki ülkeyi bir araya getiren tarihi dostluk ilişkilerini güçlendirmenin, bölgesel ve küresel güvenlik sorunlarına ilişkin koordinasyonu artırmanın ve yeni alanlarda iş birliğini geliştirmenin yollarını ele alacağım.

Krallığı ziyaretimin ikinci hedefi ise, Başbakan Kişida ile Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin bir araya geldiği toplantıda periyodik olarak yapılması kararlaştırılan, Japonya ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin dışişleri bakanlarının ilk toplantısını gerçekleştirmek. Bu toplantının bölgesel ve küresel meselelere ilişkin stratejik görüş alışverişinde bulunmanın yanı sıra Japonya ile KİK ülkeleri arasında büyüyen ekonomik ilişkilere ışık tutmak için önemli bir fırsat olacağına inanıyorum. Öyle ki aralarındaki ticaret hacmi geçen yıl 100 milyar doları aştı. KİK ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla bu konularda görüş alışverişinde bulunmayı sabırsızlıkla bekliyorum.

frg
Japonya Dışişleri Bakanı Yoshimasa Hayashi (AP)

Bu bağlamda Başbakan Kişida ve KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin Temmuz ayında yaptıkları toplantıda, Japonya ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında serbest ticaret anlaşmasına ilişkin müzakerelerin 2024 yılında yeniden başlatılması ve bununla ilgili ön görüşmelerin yapılması konusunda mutabakata vardıkları belirtilmelidir. Ayrıca anlaşmanın, ülkesi ile bölge ülkeleri arasındaki ticaret ve yatırımı artıracak yasal bir çerçeve oluşturması bekleniyor. Umuyorum ki Japonya Dışişleri Bakanı ve Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları olarak birlikte çalışarak bu müzakerelerin kısa sürede tamamlanmasını sağlayacağız.

  • Suudi Arabistan- Japonya ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Japonya, Suudi Arabistan’ın Arap ve İslam dünyasında oynadığı öncü rol nedeniyle Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığa büyük önem veriyor. İki ülke arasında uzun yıllar boyunca gelişen dostane ilişkilere dayanan ortaklık, özellikle son yıllarda ‘Suudi- Japon Vizyonu 2030’ çerçevesinde önemli ölçüde genişledi. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’la çeşitli toplantılarda veya telefon görüşmelerinde yaptığım görüşmelerde, Japonya ve Suudi Arabistan’ın ikili ilişkilerini derinleştirme ve genişletme konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu doğrulayabilirim.

  • Suudi Arabistan- Japonya ortaklığının niteliği nedir?

Her şeyden önce Suudi Arabistan, özellikle uzun yıllar boyunca Japonya’ya istikrarlı petrol tedariki sağlama taahhüdü yoluyla enerji güvenliğinin sağlanmasında her zaman rol oynamıştır. Bu rol ışığında Japonya için enerji sektöründe önemli bir ortak olmuştur ve bu, hala öyledir. Ancak iki ülke arasındaki ortaklığın tek yönü bu değil. Krallık şu anda Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman liderliğindeki 2030 Vizyonu çerçevesinde endüstriyel çeşitliliği sağlamanın ve karbon emisyonlarından kurtulmanın yollarını arıyor. Japonya, 2017’den bu yana Japonya-Suudi Arabistan 2030 Vizyonu aracılığıyla Krallık tarafından benimsenen sosyal ve ekonomik reformlara tam desteğini ifade ediyor. Ben de iki ülke arasındaki işbirliğinin son yıllarda hızla enerjinin ötesine geçerek finans sektörü, turizm, insan kaynaklarının geliştirilmesi, spor, kültür ve eğlence gibi yeni alanları da kapsamasından memnuniyet duyuyorum.

  • İkili işbirliğinin en önemli alanları nelerdir?

Suudi Arabistan ile Japonya arasındaki en önemli yeni işbirliği alanlarından biri yeşil ekonomiye geçişi ve karbon emisyonlarının ortadan kaldırılmasını teşvik etmektir. Japonya Başbakanı Kişida, geçtiğimiz Temmuz ayında Krallığa yaptığı resmi ziyarette, Ortadoğu’yu temiz enerji kaynakları ve hayati madenler için küresel bir merkeze dönüştürmeyi amaçlayan ikili işbirliği için yeni bir girişim önerdi. Ziyaret sırasında başlatılan Suudi- Japon Manar girişimi aracılığıyla Japonya, iki ülke arasında, özellikle hidrojen ve amonyağın güvenli kullanımına yönelik teknolojiler ve yüksek verimli enerji iletimi ve dağıtımı araçlarına ilişkin iki ülke arasında ortak projeler geliştirmeyi hedefliyor.

Hiç şüphe yok ki iki ülke arasındaki iş birliği bölgede ve dünyada barış ve istikrarın korunmasına katkı sağlıyor. Ortadoğu’daki ülkeler arasındaki ilişkilerin iyileşmesine ve aralarındaki işbirliğinin güçlenmesine rağmen, hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık uluslararası düzen dünya genelinde hâlâ tehditlere maruz kalıyor. Bu uluslararası düzeni sürdürmek ve mümkün kılmak, bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refah için Japonya, ‘özgür ve açık Hint- Pasifik’ vizyonunu güçlü bir şekilde desteklemektedir. Suudi Arabistan ve Japonya, hukukun üstünlüğünün önemi konusunda ortak bir görüşü paylaştığı için bu amaçla uluslararası alanda Krallıkla daha yakın çalışmayı dört gözle bekliyorum.

Ukrayna krizini kontrol altına almak için Cidde toplantısı

  • Suudi Arabistan’ın Ukrayna krizine ilişkin düzenlediği Cidde zirvesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı, yalnızca Avrupa kıtasının güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda egemenlik ve toprak bütünlüğü de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Tüzüğü’nün ilkelerini ihlal eden ve tüm uluslararası toplum üzerinde olumsuz etki yaratan iğrenç bir eylemdir. Statükoyu zorla değiştirmeye yönelik bu bireysel girişimi kabul edemeyiz ve etmemeliyiz. Ayrıca yüksek gıda, gübre ve enerji fiyatları nedeniyle zayıf ülkeler de dahil olmak üzere uluslararası toplum düzeyindeki bu saldırganlığın bir sonucu olarak ortaya çıkan gıda ve enerji krizinden de büyük endişe duyduğumuzu ifade ediyoruz.

Aynı şekilde Japonya’nın başkanlığını yaptığı Hiroşima’daki son G7 zirvesi toplantısında, G7 ülkeleri ve Ukrayna dahil ev sahibi ülkelerin liderleri, dört ilkeye uymayı kabul etti. Buna göre ilki, tüm devletler Birleşmiş Milletler Tüzüğü ilkelerine uymak zorundadır. İkincisi, çatışmayı diyalog yoluyla barışçıl bir şekilde çözme ihtiyacını destekliyoruz ve uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Tüzüğü ilkelerine saygıya dayanan adil ve kalıcı bir barışı destekliyoruz. Üçüncüsü, statükoyu güç kullanarak değiştirmeye yönelik herhangi bir bireysel girişim, dünyanın hiçbir yerinde kabul edilemez. Dördüncüsü, hukukun üstünlüğüne dayanan özgür ve açık bir uluslararası düzeni desteklemeye çalışıyoruz.

Hiroşima’daki G7 zirvesine benzer şekilde Suudi Arabistan, Kopenhag’daki eski bir toplantının ardından ulusal güvenlik danışmanlarının katıldığı bu toplantıya Cidde’de ev sahipliği yaptı. Bu vesileyle, toplantıya ilk kez katılan Çin’in yanı sıra Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi Küresel Güney olarak bilinen ülkeler de dahil olmak üzere 40’tan fazla ülkenin yer aldığı bu toplantıda, Krallığın liderliğine ve çabalarına olan takdirimi ifade etmek istiyorum. Cidde toplantısına katılanların sayısı bir önceki toplantının neredeyse iki katına ulaştı. Birçoğu, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı ile uluslararası hukuka saygı dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Tüzüğü’nün ilkelerine bağlı kalmanın gerekliliğini vurguladı. Toplantı, Rusya’nın saldırganlığının en kısa sürede nasıl durdurulacağını ve Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın nasıl sağlanacağını tartışmak için önemli bir fırsat.

Uluslararası hukuka bağlı kalmak ve hukukun üstünlüğüne dayalı uluslararası düzeni korumak tüm devletlerin sorumluluğundadır ve herkesin çıkarına hizmet eder. Cidde toplantısında elde edilen verimli sonuçların ardından Japonya, Suudi Arabistan dahil uluslararası toplumdaki ortaklarıyla işbirliği içinde hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık uluslararası sistemi desteklemeye devam ediyor.

  • Size göre Suudi Arabistan ve İran’ın ikili ilişkilerin yeniden başlatılması yönünde vardığı anlaşma, bölgedeki gerilimin azaltılmasına ve Yemen krizinin çözümüne ne ölçüde katkı sağlayacak?

Japonya, Suudi Arabistan Krallığı ile İran’ın diplomatik ilişkileri sürdürme konusunda vardığı anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor ve bunu bölgesel istikrara yönelik olumlu bir adım olarak görüyor. Bu anlaşmanın, Yemen’deki durum da dahil olmak üzere Ortadoğu’daki çeşitli bölgesel sorunların çözümüne olumlu katkı sağlayacağını umuyorum.

Öte yandan Yemen’deki insani durumdan derin endişe duyuyorum. Birleşmiş Milletler’in (BM) gıda güvenliğini sağlamaya yönelik planına verdiği desteğin yanı sıra, Yemen hükümetine sağladığı mali yardım da dahil olmak üzere Krallığın Yemen’e verdiği cömert desteği takdir ediyorum. Bu hususta uluslararası toplumun aktif bir üyesi olan Japonya, 2015 yılından bu yana BM öncülüğünde yürütülen uluslararası yardım çalışmaları aracılığıyla yaklaşık 430 milyon dolar tutarında insani yardım sağlamıştır.

Ülkeye barış ve istikrarın getirilmesi için Yemen halkı arasındaki diyaloğun önemine inancım tamdır. Bu amaçla, Yemen İşlerinden Sorumlu Özel Asistanım Büyükelçi Katsuyoshi Hayashi’yi, ‘mevcut ateşkesin, çatışmayı sona erdirmek üzere Yemenliler arasında diyalog kurulmasına ve BM Özel Temsilcisi ile işbirliği yapılmasına katkı sağlaması için’ Husiler de dahil olmak üzere ilgili taraflara mesajımızı yinelemek üzere Mart ayında ve Temmuz ayı sonunda bölgeye gönderdim.

Bu platformdan Husileri, bölgedeki durumu tırmandırmaya yönelik her türlü girişimden kaçınmaya çağırıyorum. Ayrıca çatışmanın tüm taraflarını, bir bütün olarak Yemen halkının çıkarları doğrultusunda istikrarın sağlanması için yapıcı bir şekilde çalışmaya davet ediyorum.

Tayvan… Diyaloğun alternatifi yok

  • Çin ile Tayvan arasındaki gerginlik ve bunun bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerindeki etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Japonya’nın Çin Denizi’nin güneydoğusundaki durumu kontrol altına alma vizyonu nedir?

Tayvan düzeyinde, Tayvan Boğazı’ndaki barış ve istikrar, yalnızca Japonya’nın güvenliği için değil, tüm uluslararası toplumun istikrarı açısından da son derece önemlidir. Japonya, Tayvan’la ilgili meselelerin diyalog yoluyla barışçıl bir şekilde çözülmesini beklediği yönündeki kararlı tavrını sürdürüyor. Bu açıdan Tayvan Boğazı üzerinden Çin’e doğrudan ulaşan barış ve istikrarın önemini defalarca vurguladım. Aynı zamanda aynı pozisyonu paylaşan ülkelerdeki ortaklarla da yakın çalışarak ortak pozisyonumuzu Çin’e net bir şekilde aktaracağım.

Güneydoğu Çin Denizi’nde Çin’in, Japonya’nın Senkaku Adaları’nı çevreleyen sular da dahil olmak üzere Doğu ve Güney Çin denizlerindeki statükoyu zorla değiştirmeye yönelik tek taraflı girişimleri ve Çin’in Japonya çevresindeki askeri faaliyetlerini genişletmesi, Japonya dahil olmak üzere bölge ve uluslararası toplum için güçlü bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Tutarlı tavrımızı kesin bir şekilde sürdürüyoruz. Ortak öneme sahip konularda ikili işbirliğinin yanı sıra Çin tarafından gerekli önlemleri sorumlu bir şekilde ele almasını istemek için konumumuzu paylaşan ülkelerle yakın çalışmaya devam edeceğim. Hem Çin’in hem de Japonya’nın aralarında güçlü ve istikrarlı bir ilişki kurmak için büyük çaba sarf etmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum.



İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyor

İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyor
TT

İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyor

İran, NATO’yu savaşa ortak olmakla suçladı... İsviçre’de yeni müzakere turu bekleniyor

Tahran yönetimi, İran’ı hedef alan saldırıda NATO’yu “suça ortak olmakla” suçlayarak Batı’ya yönelik söylemini sertleştirdi. Bu çıkış, ABD ile İran arasında İsviçre’de gelecek hafta yeniden başlaması planlanan teknik görüşmeler öncesinde geldi. Taraflar, kısa süre önce ilan edilen geçici uzlaşıyı daha kalıcı bir müzakere sürecine dönüştürmeyi hedefliyor.

İran’ın suçlamaları, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin İran’a yönelik saldırıya verilen geniş Amerikan desteğine ilişkin açıklamalarının ardından geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, NATO’nun ABD ve İsrail’in yürüttüğünü öne sürdüğü “gayrimeşru saldırı savaşının” bir parçası olduğunu savundu.

Bu arada ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek İran’ın “önemli tavizler verdiğini” söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise görüşmelerin 29 veya 30 Haziran’da yapılmasının beklendiğini ifade etti. Ancak taraflar arasında temel başlıklarda görüş ayrılıklarının sürdüğü belirtiliyor.

Lübnan cephesinde ise güneydeki durumun geleceğine ilişkin farklı sinyaller gelmeye devam ediyor. İsrail, kuzeydeki yerleşim birimlerinin güvenliğini gerekçe göstererek askerlerinin konuşlandığı bölgelerden çekilmeyi düşünmediğini açıkladı. Böylece Lübnan dosyası da Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerle bağlantılı başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun açıklamaları:

  • Hürmüz Boğazı hiçbir ülkenin mülkü değildir.
  • Deniz geçitleri uluslararası seyrüsefere açık tutulmalıdır.
  • Uluslararası su yollarında seyrüsefer özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.
  • Hedefimiz bölgede istikrarı sağlamak ve barış için çalışmaktır.
  • İran ile bir anlaşma istiyoruz ancak herhangi bir bedel karşılığında değil.

İstismarla yargılanan öğretmene, öğrencilerden OnlyFans şantajı

Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)
Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)
TT

İstismarla yargılanan öğretmene, öğrencilerden OnlyFans şantajı

Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)
Georgia eyaletinin Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde biyoloji öğretmeni olan Maris Nichols, birden fazla cinsel saldırı suçlamasıyla yargılanıyor (Douglas County Şerif Bürosu)

ABD'nin Georgia eyaletindeki bir lisenin eski biyoloji öğretmeninin, iddiaya göre öğrencilerle cinsel ilişkiye girdikten sonra, daha yüksek not almak isteyen öğrenciler tarafından şantaja uğramış olabileceği bildirildi.

11Alive ve Atlanta News First'ün aktardığı ilk gözaltı kararlarına göre, Georgia'nın Douglasville kentindeki Alexander Lisesi'nde öğretmenlik yapan 25 yaşındaki Maris Nichols'ın, 23 Nisan'da bir sınıf dolabında ve 2 Mayıs'ta da bir arabanın içinde bir öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiği iddia ediliyor.

Ancak Atlanta News First'ün elde ettiği yeni arama emirlerinde, Nichols'ın 3 Mayıs'ta ikinci bir öğrenciyle de cinsel ilişkiye girdiği ve birden fazla öğrenciye uygunsuz fotoğraf ve videolar gönderdiği öne sürülüyor.

Atlanta News First'ün haberine göre polis, bu olayların görüntüleri öğrenciler arasında yayılmaya başlayınca bazı öğrencilerin daha yüksek notlar almak için Nichols'a şantaj yapmaya çalıştığını ve onu, OnlyFans hesabındaki videoları sızdırmakla tehdit ettiğini söylüyor. Haberde dedektiflerin, Nichols'ın telefonunda bir öğrenciyle cinsel ilişkiye girdiğini gösteren video da dahil uygunsuz içerikler bulunduğu da ekleniyor.

İddia edilen şantaj nedeniyle herhangi bir öğrenciye yasal suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceği belirsizliğini koruyor. The Independent daha fazla bilgi almak için Douglas County Şerif Bürosu'yla iletişime geçti.

CBS News'un haberine göre bu gelişmeler, savcıların cuma günü hakime Nichols'ın kefaletinin iptal edilmesini talep eden bir dilekçe sunmasıyla aynı zamanda ortaya çıktı.

Savcılar, durum raporuna göre Nichols'ın sokağa çıkma kısıtlamasını 38 kez, perakende mağazalara ve fast-food restoranlarına gidip belirlenen izinli bölge sınırlarını da 47 kez ihlal ederek 27 günlük süre içinde kefalet koşullarını 85 kez çiğnediğini söylüyor.

The Independent'ın bildirdiği üzere Nichols ilk olarak 8 Mayıs'ta gözaltına alınıp 40 bin dolarlık kefaletle serbest bırakılmış ve o dönem Douglas County Okul Sistemi, durumdan "derin endişe duyduğunu" ve kolluk kuvvetleriyle tamamen işbirliği içinde olduğunu açıklamıştı.

Daha kapsamlı bir soruşturmanın ardından yetkililer, Nichols'ı 20 Mayıs'ta yeniden tutuklamıştı. Nichols halihazırda çocuk istismarından iki, çalışan tarafından uygunsuz cinsel temastan 4, reşit olmayan kişiyi istismara hazırlamadan 4 ve delil karartmadan bir suçlamayla yargılanıyor.

İkinci tutuklamanın ardından Nichols için 74 bin dolarlık kefalet belirlendi. Bu kefalet şartları kapsamında internet kullanımı, sosyal medya ve 6 yaşındaki kızı dışındaki reşit olmayan kişilerle teması yasaklandı.

CBS News'un haberine göre savcılar bu kefaleti iptal etme talebinde, Nichols'ın aktif elektronik izleme altında tekrarladığı ihlallerin, topluma ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve tekrar suç işleme veya tanıkları korkutma riski taşıdığını savunuyor.

Talebe ilişkin duruşma gelecek hafta yapılacak.

Independent Türkçe


ABD'de Donald adı dibi gördü

Donald hâlâ ilk binde yer alsa da tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar az sayıda ebeveyn, bebeklerine bu adı veriyor (Reuters)
Donald hâlâ ilk binde yer alsa da tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar az sayıda ebeveyn, bebeklerine bu adı veriyor (Reuters)
TT

ABD'de Donald adı dibi gördü

Donald hâlâ ilk binde yer alsa da tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar az sayıda ebeveyn, bebeklerine bu adı veriyor (Reuters)
Donald hâlâ ilk binde yer alsa da tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar az sayıda ebeveyn, bebeklerine bu adı veriyor (Reuters)

Çocuklarına "Donald" adını veren Amerikalıların sayısı, başkanın ikinci döneminde yeni bir dip noktasına ulaşarak her zamankinden daha düşük seviyelere indi.

NOTUS'un salı günü bildirdiğine göre Sosyal Güvenlik İdaresi verileri, 2025'in Donald adının kayıtlara geçen en düşük popülarite seviyesine ulaştığı yıl olduğunu gösterdi. Donald, ABD'de en popüler adlar arasında 690. sırayı aldı.

2025'te en popüler 690. Amerikan kız ismi ise, HBO dizisi Game of Thrones'ta Dothraki dilinde "kraliçe" anlamına gelen Khaleesi oldu.

Sosyal Güvenlik İdaresi verilerine göre 2025'te erkek bebeklerde en popüler ad Liam, kız bebeklerde ise Olivia'ydı.

Başkan Trump, adının popülaritesinin zirveye ulaşmasından 12 yıl sonra, 1946'da doğdu. Donald adı 1990'lara kadar en popüler 100 bebek ismi arasında kaldı.

Yayın organı, Donald adının popülaritesi Trump siyasete girmeden önce azalmaya başlamış ve 2004'te, The Apprentice programının yayına başladığı yıl, listede 263. sıraya gerilemişti.

Bu ad, Trump'ın ilk kez başkan seçildiği 2016'da 489. sıraya düşmüş ve ikinci döneminde daha da gerilemişti.

Melania ise, Trump'ın ilk başkanlığına başladığı 2017'de en popüler kız isimleri arasında ilk bine girmişti. Ancak o zamandan beri First Lady'nin adı sıralamalarda yer almadı.

Trump'ın selefi Barack Obama'ya bakıldığındaysa, göreve geldiğinden beri ne Barack ne de Obama popüler bir bebek adı olmadı ve en popüler bin bebek ismi arasına hiç giremedi.

Joseph ismi, 2025'te en popüler 29. erkek adı oldu. Joseph, ABD genelinde sürekli yüksek bir tercih olmayı sürdürse de Joe Biden'ın görevden ayrıldığı 2024'te 2000'den bu yana en düşük sıralamasına geriledi.

Trump, yeniden göreve geldikten sonra adını Washington'daki anıtlara yazdırma çabasında. Ancak yakın zamanda bir yargıcın, Kongre'nin izni olmadan yasadışı bir şekilde yerleştirildiğine karar vermesinin ardından adının Kennedy Center'dan kaldırılması emredildi.

2026'nın başlarında yapılan bir oylamada, Florida'daki Palm Beach havalimanının Donald J. Trump Uluslararası Havalimanı olarak yeniden adlandırılmasına karar verilmiş ve mevcut federal yasa yaşayan bir kişinin yüzünün para üzerinde kullanılmasını yasaklamasına rağmen başkanın yüzünün hatıra amaçlı 250 dolarlık bir banknota konulmasını öneren yasa tasarısı Kongre'de bekliyor.

Başkan olmadan önce Trump, soyadını binalarına ve golf sahalarına altın harflerle yazdırmıştı.

Independent Türkçe