Muhammed el-Fayed'in servetinin akıbeti ne olacak?

Mısırlı milyarderin dört oğlu arasında iki milyar doları aşan servet için veraset savaşının çıkması bekleniyor

Muhammed el-Fayed (Independent Arabia)
Muhammed el-Fayed (Independent Arabia)
TT

Muhammed el-Fayed'in servetinin akıbeti ne olacak?

Muhammed el-Fayed (Independent Arabia)
Muhammed el-Fayed (Independent Arabia)

Mısır'ın gecekondu mahallelerinde Coca-Cola satarak büyüyen Muhammed el-Fayed, kendi kendini yetiştirmiş bir milyarder olarak 94 yaşında yaşamını yitirdi.

Film yapımcısı oğlu Dodi ve o zamanki sevgilisi Galler Prensesi Diana, ikisinin de ölümüne neden olan araba kazasından önce, onun Paris'teki Ritz Oteli'nden ayrılmışlardı.

El-Fayed, kazanın şokunu asla atlatamadı ve ölümlerle ilgili spekülasyonlara takıntılı hale geldi.

El-Fayed'in ölümünden sonra, iş insanının 68 yaşındaki ikinci eşi Henny Wathen'den olan dört oğlunun, 1,7 milyar sterlinlik (yaklaşık 2,1 milyar dolar) imparatorluğunu devralması için ortam hazırlandı.

Birleşik Krallık'ın başkenti Londra'nın en ünlü alışveriş merkezi Harrods'ın ve İngiliz Futbol Kulübü Fulham'ın eski sahibi Muhammed el-Fayed, geçen cuma günü Regents Park Camii'nde düzenlenen cenaze törenin ardından çok sevdiği en büyük oğlu Dodi'nin yanına defnedildi.

Akıllarda kurnaz bir iş insanı olarak kalan el-Fayed, uzun ve renkli yaşamının farklı aşamalarında Londra'da Park Lane'de ve New York'ta Manhattan'da lüks dairelere, Surrey'de lüks bir eve, 65 bin dönüm arazi üzerinde kurulu bir İskoç kalesine, 9 Rolls-Royce arabaya ve bir zamanlar sahibi olduğu Fulham'ın Craven Cottage Stadı'nın hemen dışında Michael Jackson'ın heykelini de içeren bir sanat koleksiyonuna sahipti.

Ölümünden sonra çocuklarına, aralarında Ritz Paris Oteli'nin de bulunduğu milyarlarca pound değerindeki varlık miras kalacak.

Aynı zamanda bu varlıkların bir kısmı Finlandiyalı sosyete ve eski model olan eşi Wathen'e de geçecek.

Muhammed el-Fayed, 1986 yılında Paris'in eteklerinde, bir zamanlar Windsor Dükü ve Amerikalı eşi Wallis Simpson'a ev sahipliği yapan bir malikaneyi 50 yıllığına kiraladı / Fotoğraf: AFP
Muhammed el-Fayed, 1986 yılında Paris'in eteklerinde, bir zamanlar Windsor Dükü ve Amerikalı eşi Wallis Simpson'a ev sahipliği yapan bir malikaneyi 50 yıllığına kiraladı (AFP)

Vakıf fonları ve vergi cennetleri

Sunday Times gazetesinin de teyit ettiği üzere, Muhammed el-Fayed'in dört çocuğu, Yasemin (42 yaşında), Kerim (39 yaşında), Kâmile (38 yaşında) ve Ömer (35 yaşında) arasındaki ilişkiler zaten gergin durumda.

Ömer, 2021 yılında Yüksek Mahkeme'de görülen bir duruşmada Kâmile'nin korumaları tarafından saldırıya uğradığını cep telefonu yoluyla bildirdi.

Kâmile ise o esnada "Ömer'in uyuşturucu kullandığını" iddia etti. Yargıç da çatışma içerisindeki kardeşlere konuyu kendi aralarında çözmelerini emretti. 

Gazete, Muhammed el-Fayed'in kendisi hakkında anlatmaktan hoşlandığı hikayeler gibi, Mısır doğumlu iş adamının mal varlığının dünyanın dört bir yanına yayılmış olduğundan bahsetti.

Ayrıca gazetede, e-Fayed'in servetinin vakıf fonları aracılığıyla Bermuda, Lüksemburg ve Lihtenştayn gibi vergi cennetlerinde muhafaza edilmesi nedeniyle, savurgan alışverişlerinin çoğunun ardındaki hakikatin ortaya çıkarılmasının zor olduğu belirtildi.

El-Fayed, 1985 yılında ikinci eşi olan Wathen ile birlikte yaşadığı Oxted/Surrey yakınlarındaki sarayının anıtmezarına defnedildi. Bu mekânı yetmişli yıllarda satın almıştı.

220 dönümden fazla ağaçlı araziyle çevrili olan, yüzme havuzu, tenis kortu, ahırlar ve bahçeler ile bir helikopter pisti içeren geniş mülkün değeri 100 milyon sterline (yaklaşık 125,8 milyon dolar) kadar çıkıyor.

Ritz Paris Otel, el-Fayed'in varlıklarının en büyüğü

Ritz Paris Otel, kesinlikle el-Fayed'in en büyük varlığı. El-Fayed, 1979 yılında bu göz alıcı mülk için yaklaşık 10 milyon sterlin (yaklaşık 12,5 milyon dolar) ödedi.

Dört yıl süren yenileme çalışmalarının ardından binanın en az 200 milyon sterline (yaklaşık 251,7 milyon dolar) mâl olduğu söyleniyor.

Şu an ise binanın değeri en az 500 milyon sterlin (yaklaşık 629,3 milyon dolar) civarında.

El-Fayed otel için alışılmadık bir mülkiyet yapısı oluşturdu. Bu otel biri Jersey'de diğeri Lüksemburg'da bulunan iki ayrı şirket tarafından ortaklaşa kontrol edildi.

El-Fayed, bu oteli uzun süre boyunca imparatorluğunun mücevheri olarak gördü.

Gazeteye göre, el-Fayed'in en küçük oğlu Ömer, babasının Highlands'deki Balnagoon adlı malikanesiyle bağlantılı bir şirketin yöneticisi olarak kayıtlara geçmiş.

İskoçya'daki bu tatil köyü Inverness'in kuzeyine arabayla 40 dakikalık mesafede 65 bin dönümlük bir alanda yer alıyor.

El-Fayed, burayı 1972 yılında satın aldıktan sonra yavaş yavaş bu taşınmazı merkeze alarak çevresindeki arazileri de satın aldı.

Bu yapı şu anda tatilcilerin kiralayabileceği bir dizi dağ evi, misafirhane ve kır evi içeriyor. Ömer, İskoçya'da 'Muhammed Glen' ya da 'Vadinin Muhammed'i' olarak tanınırdı.

Evinde İskoç eteği giyer, hatta viskisini kendi yapardı.

Muhammed el-Fayed, oğlu Dodi'nin Galler Prensesi Diana ile birlikte geçirdiği trafik kazasındaki ölümünden kraliyet ailesini sorumlu tuttu / Fotoğraf: Reuters
Muhammed el-Fayed, oğlu Dodi'nin Galler Prensesi Diana ile birlikte geçirdiği trafik kazasındaki ölümünden kraliyet ailesini sorumlu tuttu (Reuters)

Lüks emlaklar

Balangoon Malikanesi nihai olarak, Fayed ailesi için vergi cenneti Lihtenştayn'da kurulmuş bir tröst olan Ocarina'ya aittir.

Offshore tröstler, ailelerin veraset vergisine maruz kalmadan varlıkları nesiller arasında transfer etmelerine olanak sağlayabiliyor.

Öyle ki normal şartlarda mülkün 325 bin poundu (yaklaşık 409 bin dolar) aşan değeri üzerinden yüzde 40'a kadar vergiler çıkabiliyor.

Fayed ayrıca vergi cenneti Bermuda'da AIT Leisure adlı bir şirket kurdu. New York'ta lüks dairelere sahip olmasının yanı sıra Manhattan'ın Yukarı Doğu Yakası'nda bulunan beş yıldızlı The Pierre Oteli'nden de iki daire satın aldı.

Bir zamanlar Hollywood oyuncusu Elizabeth Taylor ve moda tasarımcısı Yves Saint Laurent'e ev sahipliği yapan bu binanın üç katlı çatı katı dairesi 2017 yılında 44 milyon dolara satıldı.

Rolls-Royce otomobil satın alma tutkusu

El-Fayed aynı zamanda otomobil tutkunuydu ve Rolls-Royce otomobillere düşkünlüğü vardı. Bilinene göre bu marka tarafından üretilen araçlardan dokuz tane satın aldı.

Gazetenin söylediği gibi, el-Fayed ardında büyük bir nakit yığını bıraktı. Fayed ailesi 2010 yılında 1,5 milyar sterlin (yaklaşık 1,8 milyon dolar) karşılığında satmadan önce Harrods'dan 368 milyon pounddan (yaklaşık 463,2 milyon dolar) daha fazla kâr elde etti.

İngiliz futbol kulübü Fulham'ı da üç sene sonra 150 milyon sterlin (yaklaşık 188,8 milyon dolar) ile 200 milyon sterlin (251,7 milyon dolar) arasında bir fiyata sattı.

Netflix dizisi The Crown'un beşinci sezonunda gösterildiği gibi, bazı arzu edilen varlıkları elde etmek daha zor olabilir.

El-Fayed, 1986 yılında daha önce Windsor Dükü ve Amerikalı eşi Wallis Simpson'a ev sahipliği yapan Paris'in eteklerindeki bir malikaneyi 50 yıllığına kiraladı.

Simpson'ın 1986'daki ölümünden sonra Dük ve Düşes'in eşyalarını barındıran mülk, kraliyet ailesi için gösterişli bir müze olarak tutulurken, Fayed ailesi sadece üst katı kullandı ve 1997'de çiftin eşyalarının çoğunu New York'ta bir açık artırmada sattı.

El-Fayed'in çocukları ve kendi servetlerini inşa mücadelesi

El-Fayed'in çocukları kendi servetlerini inşa etmek için uzun süre mücadele etti. El-Fayed'in Watheen'den olan dört çocuğundan en büyüğü olan Yasemin, 2016 yılında 'Yasmine De Mello' adında bir moda markası kurdu.

Her ne kadar kıyafetleri Gwyneth Paltrow, Sienna Miller, Rihanna ve Daisy Lowe gibi ünlüler tarafından giyilse de şirket, yaklaşık dokuz milyon pound (yaklaşık 11,3 milyon dolar) tutarında zarara uğradıktan dört yıl sonra iflas etti.

Kâmile el-Fayed ise Batı Londra'daki vegan restoranı Farmacy'i açmadan önce moda sahasında girişimlerde bulundu.

Gazetenin haberi, şirketin borçlarının geçen yılın Mart ayı itibarıyla yaklaşık 4,8 milyon sterline (yaklaşık 6 milyon dolar) ulaştığını gösteriyor.

Restoranın çok popüler olduğu söylense de Farmacy'deki müşterilerin tamamı ücretlerden memnun değildi.

2016 yılında Guardian'da yer alan sert bir incelemede restoranla ilgili şu ifadeler kullanıldı:

Güzel bir restoran, sevimli personel ve berbat yemekler.

Ritz Paris Otel, kesinlikle Muhammed el-Fayed'in en büyük varlığı (Reuters)
Ritz Paris Otel, kesinlikle Muhammed el-Fayed'in en büyük varlığı (Reuters)

Kâmile aynı zamanda eğitim sistemi bozulan çocuklara eğitim sağlayan Sevenoaks yardım kuruluşunun da arkasında yer alıyor.

Ancak diğer kardeş Kerim'in ilgi düzeyi daha düşüktü. İki yaşındayken menenjite yakalandıktan sonra ciddi şekilde işitme sorunu yaşayan Kerim, işitme cihazı satan bir şirket kurdu.

Ömer, bir zamanlar babasının imparatorluğunun varisi olarak yetiştirildi. Yirmili yaşlarının başında Harrods ve diğer şirketlerin yönetim kurullarına katıldı.

Son zamanlarda, Ay'ın kolonizasyonunu çevre dostu bir şekilde araştıran bir proje olan Dünya Uzay Teknik Ekosistem İşletmeleri'ni (Earth Space Technical Ecosystems Enterprises) kurdu.

2020'deki ilk tecrit sırasında Ömer, Wathen ve Kâmile ile tartıştığı söylendiğinde babasının Surrey'deki mülkündeki spor salonunu kullanıyordu.

Yüksek Mahkeme'ye sunulan belgelere göre Ömer, Kâmile'nin korumaları tarafından zapt edilmeden önce Ömer ile Kâmile'nin kocası Muhammed Isrib arasında arbede yaşandı.

Muhammed el-Fayed yolculuklarından birinde (Reuters)
Muhammed el-Fayed yolculuklarından birinde (Reuters)

El-Fayed'in eski sözcüsü ve Harrods'un Halkla İlişkiler Müdürü Cole, gazeteye yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Muhammed'i 37 yıldır tanıyorum. En çalkantılı ve nihayetinde en korkunç yıllardan birinde, en büyük oğlu Dodi ve sevgilisi Galler Prensesi Diana'nın trajik kaybıyla sonuçlanan dönemde onunla birlikte çalıştım.

Cole, sözlerini şöyle sürdürdü:

O korkunç günler boyunca büyük bir cesaret, güç ve metanet sergiledi. Pek çok açıdan dikkate değer bir adamdı. Bu dünyada, kendisini kibirli diye eleştirenlerin hepsinin toplamından daha fazla iyilik yaptı.

İngiliz gazeteci Piers Morgan, "Prenses Diana'nın da hayatını kaybettiği kazada sevgili oğlu Dodi'nin ölümünü unutamayan Muhammed el-Fayed, herkes arasında popüler değildi, karmaşık ve kusurlu bir kişiliğe sahipti ama ben onu sevdim" ifadelerini kullandı.

Dodi'nin ölümüyle ilgili soruşturmada el-Fayed'i temsil eden Avukat Michael Mansfield KC şunları söyledi:

O, oğlu için, adalet için yorulmadan mücadele eden çok cömert ve cesur bir adamdı. O ve sevgili eşi bu görevde sonsuz zorluklara göğüs gerdiler ve dirençli kaldılar.

El-Fayed'in İngiliz toplumu üzerinde büyük bir etki yarattığına şüphe yok ve onun soyundan gelenlerin, zorlukla kazandıkları milyarlarca doları kendi izlerini bırakmak için kullanıp kullanamayacaklarını zaman gösterecek.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Netflix rekortmen Fransız filminin devamı için düğmeye bastı

49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
TT

Netflix rekortmen Fransız filminin devamı için düğmeye bastı

49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)
49 yaşındaki Arjantin asıllı Fransız aktris Bérénice Bejo, Paris'in Altında'da cesur bir okyanus bilimciyi oynuyor (Netflix)

Netflix, 2024'ün hit Fransız filmi Paris'in Altında'nın (Sous la Seine) devam projesi için nihayet harekete geçti. Platform, yeni filmi yönetmesi için korku türünün tanınmış isimlerinden Fransız yönetmen Alexandre Aja'yla anlaştı.

İlk filmin yönetmen koltuğunda Xavier Gens oturuyordu.

Mutant köpekbalığı dehşeti

Bérénice Bejo'nun bir deniz araştırmacısını canlandırdığı filmde karakter, hem travmatik geçmişiyle yüzleşmek hem de Paris'i, tatlı suda yaşayabilen "mutant" bir köpekbalığı ve yavrularından kurtarmak zorunda kalıyordu. Üstelik şehir, belediye başkanının iptal etmeyi reddettiği bir triatlona hazırlanan vatandaşlarla birlikte paniğe sürükleniyordu. 

Gens'in yönettiği ilk film, Netflix'te İngilizce olmayan filmler arasında 102,3 milyondan fazla izlenmeyle platformun rekor kıran yapımlarından biri olmuştu. Köpekbalığı saldırısı temalı bu korku filminin şoke edici finali de devam hikayesi için merak uyandıran bir kapı aralamıştı.

Film, absürt eğlence dozuyla kısa sürede viral hale gelip o yıl platformda dünya genelinde en çok izlenen yapımlardan biri haline gelmişti.

Bejo'nun devam filminde de rolünü yeniden canlandırması bekleniyor. Yapımcı Vincent Roget de projeye yeniden dönüyor.

İlk filmin ortak senaristlerinden biri olan Gens'in ise neden geri dönmediği net değil. Devam filminin senaryosunu kimin kaleme aldığı şu aşamada bilinmiyor. 

Korku türünün tecrübeli ismi

2003 tarihli Fransız yapımı korku filmi Yüksek Tansiyon'la (Haute Tension) çıkış yapan yönetmen, ardından ABD'de Wes Craven klasiği Tepenin Gözleri'nin (The Hills Have Eyes) yeniden çevrimine imza atmıştı.

Aja ayrıca, 2010'da kana susamış tropik balıkların Arizona'daki küçük bir kasabayı dehşete düşürdüğü Piranha 3D'yi çekmişti. 2019 yapımı Ölümcül Sular'da (Crawl) ise Kategori 5 kasırga sırasında su altında kalan Florida'daki evlerinde kapana kısılan bir baba-kızın, aç timsahlardan kaçma mücadelesini anlatmıştı. Eleştirmenlerden büyük ölçüde olumlu yorumlar alan filmde Kaya Scodelario ve Barry Pepper rol almıştı.

Aja'nın son yönetmenlik çalışması ise Oscarlı yıldız Halle Berry'nin başrolünde yer aldığı, hayatta kalma temalı Asla Bırakma (Never Let Go) olmuştu.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Bloody Disgusting


İzleyiciler sevilen dizinin yeni sezonunu tek oturuşta bitiriyor

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
TT

İzleyiciler sevilen dizinin yeni sezonunu tek oturuşta bitiriyor

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)

Netflix'in sevilen hukuk draması Güneşin Karanlığında'nın (The Lincoln Lawyer) takipçileri, 4. sezonuyla Netflix'e dönen dizinin yeni bölümlerini bu hafta sonu "tek oturuşta" bitiriyor..

Yeni bölümler, üçüncü sezon finalinin bıraktığı yerden devam ediyor. Michael Connelly romanlarından uyarlanan dizide Manuel García-Rulfo'nun canlandırdığı savunma avukatı Mickey Haller, bu sezon bir cinayet davasında sanık koltuğunda.

Hikaye, serinin 6. kitabı The Law of Innocence'tan (Masumiyet Yasası) uyarlanıyor: Mickey, eski bir müvekkilini öldürmekle suçlanınca adını temize çıkarmak için zamanla yarışıyor.

Geçen yıl hayranlar, iptal halinde "isyan edeceklerini" söylemişti. Dizinin geleceğiyle ilgili endişeler de şimdilik rafa kalktı. Yayın devi, yapımın 5. sezonuna onay verdiğini geçen ay duyurmuştu.

Önceki sezonlardan tanıdık yüzler de geri dönüyor: Lorna Crane rolünde Becki Newton, Izzy Letts'i canlandıran Jazz Raycole ve Cisco'ya hayat veren Angus Sampson bu sezonda da kadroda.

Çığlık (Scream) serisinin yıldızı Neve Campbell da Mickey'nin eski eşi ve eski savcı Maggie McPherson rolüyle diziye geri dönüyor.

Güneşin Karanlığında'nın 4. sezonundaki 10 bölümün tamamının 5 Şubat'ta yayımlanmasının ardından izleyiciler X'te diziye övgü yağdırdı. 

Bir izleyici, "Güneşin Karanlığında, Netflix'in çıkardığı en iyi dizilerden biri" diye yazarken, bir diğeri ekledi: 

Güneşin Karanlığında son dönemde izlediğim en iyi hukuk dizilerinden biri; Suits ve Boston Legal'la aynı seviyede.

Başka bir hayran da "Güneşin Karanlığında'nın 5. sezonuna bugün ihtiyacım var. Yeni sezonun tamamını dün gece bitirdim" ifadelerini kullandı. 

5. sezon Connelly'nin Resurrection Walk (Diriliş Yürüyüşü) adlı romanını temel alacak ve 10 bölümden oluşacak.

Güneşin Karanlığında, Netflix için istikrarlı biçimde güçlü performans sergileyen yapımlardan biri. Nielsen verilerine göre dizi, 2024'te 12 milyar dakikayı aşan izlenme süresiyle ABD'de en çok seyredilen 4. orijinal dizi olmuştu.

Diziyi televizyona uyarlayan David E. Kelley aynı zamanda yürütücü yapımcı olarak görev yapıyor. Yapımı geliştiren Ted Humphrey de yürütücü yapımcı ve Rodriguez'le birlikte ortak yapım sorumlusu görevlerini üstleniyor.

Independent Türkçe, Metro, HELLO!


Yasaklı gişe hattını aşan film izlenme listelerinde zirvede

Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
TT

Yasaklı gişe hattını aşan film izlenme listelerinde zirvede

Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)

Ranveer Singh'in başrolünü üstlendiği, Hindistanlı bir gizli ajanın Karaçi'nin suç dünyasına sızmasını konu alan casus filmi Dava Adamı (Dhurandhar), Netflix'in küresel İngilizce dışı filmler listesinde zirveye yerleşti. Film ayrıca hem Hindistan'da hem de Pakistan'da bir numara oldu.

Netflix'in haftalık Tudum listesine göre Dava Adamı, İngilizce olmayan filmler arasında dünya genelinde 7,6 milyon izlenmeyle zirveye çıktı. Yapımın Güney Asya genelindeki performansı da dikkat çekici: Film, Bangladeş ve Sri Lanka gibi pazarlarda da üst sıralara tırmanarak bölgeye yayılan bir çekim gücüne sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Pakistan'daki başarı ise ayrı bir ağırlık taşıyor çünkü Hint filmleri yıllardır Pakistan sinemalarında yer bulamıyor. Bu durum, iki ülkenin artan ikili gerilimler nedeniyle son yıllarda karşılıklı olarak filmleri sinema salonlarında engellemesiyle daha da sertleşti. Başka bir deyişle, Hindistan'ın Pakistan içindeki istihbarat varlığını merkeze alan bu hikaye, normal koşullarda sınırın öte yanında izleyiciyle buluşmayabilirdi. Netflix sayesinde film, Pakistan'da geniş bir izleyici kitlesine ulaşmış görünüyor.

Yönetmen koltuğunda Aditya Dhar'ın oturduğu filmin Ranveer Singh'in başı çektiği oyuncu kadrosunda kötü karakteri canlandıran Akshaye Khanna da yer alıyor. 

Dhurandhar iki bölüm halinde anlatılıyor: İlk film, bir gizli ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızdığı, 10 yıla yayılan bir Hint istihbarat operasyonunu izliyor. Dhurandhar: The Revenge adlı ikinci bölümünse 19 Mart'ta ülke sinemalarında gösterime girmesi bekleniyor. Devam filminin hem hikayeyi sürdürmesi hem de Singh'in canlandırdığı karakterin geçmişine ışık tutması öngörülüyor.

Serinin ilk bölümü, Hindistan'da en yüksek hasılata ulaşan Hintçe film konumuna yükselmişti. Yapım, ülkede 116 milyon dolar, uluslararası pazarlarda ise 32 milyon dolar gişe hasılatı elde etmişti.

Independent Türkçe, Variety, Mashable