Deepfake tespiti mümkün olacak mı?

Yapılan birkaç deneme etkinliğini tespit edemedi. C2PA geliştirilmiş bir teknik standart

Günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak (Unsplash)
Günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak (Unsplash)
TT

Deepfake tespiti mümkün olacak mı?

Günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak (Unsplash)
Günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak (Unsplash)

Nermin Ali

Yapay zeka öncelikle görseller, videolar ve bir bütün olarak bakıldığında oldukça ikna edici görünen büyük miktarda metin oluşturmak için gerekli araçların sağlanmasında kullanılıyor.

Bu tür üretken yapay zekadaki patlamanın ışığında uyarılar gelmeye devam ediyor. Yapay zekaya eşlik eden olgular daha önce yaygın değildi.

Günümüzde ise yapay olarak oluşturulan içeriğin yalnızca varlığı bile herhangi bir görselin, videonun veya metin parçasının gerçekliği konusunda şüphe uyandırabilir.

Bu içeriğin miktarı arttıkça ve modelleri geliştikçe bu şüphenin giderek artacağı kesin.

Kimi insanlar bu şüphe dalgalarını istismar ediyor; örneğin dijital belgelerle desteklenen bir davadaki sanıklardan biri, kendisine yönelik iddiaların doğru olmasına rağmen, insanların kalplerinde şüphe uyandırmak isteyebiliyor.

Bütün meseleyi yapay zekaya ve onun hilelerine bağlamak, aslında dünyanın pek çok bölgesinde çeşitli siyasi, ekonomik ve toplumsal olaylarda yaşanan bir durum.

Buradan hareketle birçok sektör, yapay zekanın yarattığı metinler ve sanat eserleriyle ilgili alarma geçti.

Özellikle öğrencilerin, ödevlerini yazmak için tamamen ChatGPT’yi kullanacaklarından korkan eğitim sektörü alarma geçti.

Zamanla yapay zeka tarafından üretilen bilgiler, çeşitli çalışmaların, yapay olarak oluşturulan metinlerin insanlar tarafından yazılanlardan daha ikna edici göründüğünü göstermesinin ardından gerçek bir endişe kaynağı haline geldi.

Gerçek şu ki hiç kimsenin, hatta lansmanına yardımcı olan şirketin bile olup biten her şeyle nasıl başa çıkılacağına dair bir yanıtı yok.

Yapay içeriğin belirlenmesi

Tüm bunlara rağmen hükümetler henüz yapay zekayı dizginlemenin net ve etkili bir yolunu bulamadılar.

Çevrimiçi yanlış bilgileri ortadan kaldırmak amacıyla kendi kurallarını ve politikalarını belirlemek ve kendi koruma önlemlerini geliştirmek hâlâ bireysel grup ve kuruluşlara kalmış durumda.

Avrupa Komisyonu, yasaların yürürlüğe girmesini beklemek yerine insanların gerçeği kurgudan ayırt etmesini kolaylaştırmak için Google, Facebook ve TikTok gibi büyük teknoloji şirketlerinden yapay zeka tarafından oluşturulan içerikleri net bir şekilde sınıflandırmaya başlamasını istedi.

Bu şekilde büyük platformlar ve arama motorları Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, "deepfake" olarak bilinen, yapay olarak oluşturulan veya manipüle edilen içeriği tanımlamak zorunda kalacak, aksi takdirde ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalacak.

Dolayısıyla günümüzün zorlu görevi yapay zekanın sahtecilikte kullanımını önleyecek etkili bir araç tasarlamak.

Özellikle önerilen hiçbir teknolojinin şu ana kadar etkili olduğu kanıtlanmadığı için bu araç, içeriğin doğru bir şekilde tespit edilmesini sağlamak için güçlü teknik mekanizmalar geliştirmeyi de içeriyor.

Denemeler

Watermark teknolojisi, haber ajansları ve görsel üretiminde uzmanlaşmış şirketler tarafından (görsellerinin izinsiz kullanılmasını önlemek amacıyla) yaygın olarak kullanılırken, yapay zekanın birçok modelle üretebildiği içerik çeşitliliği, işleri daha da karmaşık hale getiriyor.

Özellikle birçok uzman, watermark teknolojisinin atlatılabileceği çeşitli yolların olduğunu ortaya koyduktan sonra bu karmaşıklık artıyor.

Ayrıca, örneğin görüntü boyutunu değiştirmek gibi içeriğin kendisinde değişiklik yaparken bazı teknolojilerin bunları tespitte etkili olmaması da mümkün.

Üstelik geçen temmuz ayında OpenEye, yapay zeka tarafından yazılan metinleri tespit etmesi gereken bir aracı, doğruluk oranının düşük olması nedeniyle kapatmıştı.

Daha sonra bu aracın yapay zeka tarafından oluşturulan metni yakalamada yeterince iyi olmadığını kabul etti ve yanlış sonuçlar ortaya koyabileceği konusunda uyardı.

Ayrıca OpenEye kullanıcıların işitsel mi yoksa görsel içeriğin mi yapay zeka tarafından oluşturulduğunu bilmesini sağlayacak teknolojiler geliştirmeyi ve uygulamayı planladığını duyurdu.

Geliştirilmiş teknik standart

Bugün yeniden kendini gösteren teknolojilerden biri de iki yıl önce Adobe, Microsoft, Intel, ARM ve Tropic ortaklığıyla başlatılan proje.

Daha sonra British Broadcasting Corporation (BBC), Nikon ve Sony gibi diğer şirketler de bu gruba katıldı.

Bu koalisyona Coalition for Content Provenance and Authenticity (C2PA) adı veriliyor.

C2PA, yayıncılara, üreticilere ve tüketicilere farklı medya türlerinin kökenini takip etme imkanı sağlamak amacıyla dijital olarak üretilen medyanın kaynağını ve geçmişini ortaya koymak için geliştirilmiş bir teknik standart.

Ocak 2022'de C2PA, politika yapıcıların, akademisyenlerin ve sektör liderlerinin güvenilir dijital medya oluşturma, yayınlama ve paylaşmanın geleceğini tartıştığı bir etkinlik düzenledi.

Etkinlik sonunda yayınlanan metne göre koalisyon, medya türlerinin kökenini takip etme sorununu çözecek, içeriğin kaynağını ve orijinalliğini belirlemek için teknik özellikler geliştirecek ve üreticilerin, yayıncıların ve tüketicilerin gizlilik ve veri kaygılarını ele alacak.

Ayrıca burada, dijital ürünün oluşturulduğu andan yayınlanıp tüketicilere sunulduğu ana kadar olan süre boyunca kaynağa ilişkin bilgi sağlayarak ve işleyerek içeriğe erişimin dijital kaynak teknolojilerinden olumsuz etkilenmemesini sağlamak amaçlanıyor.

Görüntünün hikayesi

Koalisyonun internet sitesinde yayınladığı ve bir fotoğrafın C2PA uygulamasını destekleyen bir kamerayla çekildiği andan itibaren hayat hikayesini anlatan videoda anlatılan da bu.

Tüm görüntü kaynağı bilgilerini kaydetme ve şifreli imza içeren bir görüntüyle birbirine bağlama süreci başlatılır.

Daha sonra görsel bir editöre ulaşır ve editör, internette yayınlamadan önce üzerinde bazı küçük değişiklikler yapar.

Burada önceki seriye yeni bilgiler eklenir ve ardından görseli indiren herkes görselin sol üst köşesinde yer alan bilgi simgesine tıklayarak, kaynağına, üzerinde yapılan değişikliklere ilişkin tüm bilgileri öğrenebiliyor ve yolculuğunun her bölümünü inceleyebilir.

Eğer C2PA tarafından desteklenmeyen bir sistemdeki görüntüde değişiklikler yapılırsa eksik bir mesajın içerik kimlik bilgilerinde bununla ilgili bilgi verilecek.

İzleyici ayrıca dilediği zaman orijinal görüntü ile mevcut görüntü arasında karşılaştırma da yapabilecek.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Microsoft Suudi Arabistan Başkanı: Krallık, yapay zekânın fiili uygulama aşamasına giriyor

Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
TT

Microsoft Suudi Arabistan Başkanı: Krallık, yapay zekânın fiili uygulama aşamasına giriyor

Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)
Suudi Arabistan, yapay zekâ deneme aşamasından hayati sektörlerdeki gerçek üretim ortamlarına geçiyor. (Shutterstock)

Suudi Arabistan’da bu hafta düzenlenen Microsoft Yapay Zekâ Turu’nda öne çıkan duyuru netti: Şirket, müşterilerin 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren Azure veri merkezi bölgesinden bulut iş yüklerini çalıştırabileceğini teyit etti.

Ancak bu teknik başarı, daha derin bir anlam da taşıyor. Suudi Arabistan artık yapay zekâyı test etme aşamasını geride bırakmış durumda ve altyapı, yönetişim, beceri geliştirme ve kurumsal benimseme süreçlerinin kesiştiği bir uygulama aşamasına giriyor. Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris’e göre bu zamanlama tesadüf değil; yıllarca süren hazırlığın bir sonucu.

Badhris, etkinlik sırasında “Ortaya çıkan netlik ve güven, kurumlara dijital dönüşüm ve yapay zekâ yolculuklarını planlarken önemli bir rehberlik sağlıyor” dedi.

‘Netlik ve güven’ ifadeleri teknik birer terim gibi görünse de, aslında stratejik öneme sahip değişkenler. Devlet kurumları ve büyük şirketler, yapay zekâya geçişi yalnızca deneylere dayanarak yapmıyor; altyapının yerel olarak hazır olduğunu, düzenleyici gerekliliklerle uyumlu olduğunu ve uzun vadeli işletim sürekliliğinin sağlandığını gördüklerinde adım atıyorlar. Yeni Azure veri merkezi bölgesinin duyurulması, altyapının artık sadece geleceğe dönük bir plan değil, belirlenmiş takvimli ve yakın zamanda uygulanacak bir taahhüt olduğunu gösteriyor.

Deneylerden üretim ortamlarına

Suudi Arabistan’da yapay zekâ hikâyesi ardışık aşamalardan geçti. İlk aşama, dijital altyapının genişletilmesi, düzenleyici çerçevelerin geliştirilmesi ve bulut bilişimin güçlendirilmesine odaklandı. Bu aşama, temel kapasitenin oluşturulmasını sağladı. Mevcut aşama ise artık uygulama ve kullanım aşaması. Badhris, sürecin gerçekten değiştiğini belirterek, “Krallık genelinde devlet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın çalışıyoruz; veri güncellemelerinden yönetişime, beceri geliştirmeden müşterilerin deney aşamasından üretim aşamasına güvenle geçmesine kadar tüm hazırlıkları destekliyoruz” dedi. ‘Deneme’ ile ‘üretim’ arasındaki fark kritik önemde: Denemeler potansiyeli test ederken, üretim ortamları iş akışını yeniden şekillendiriyor.

csdcvds
Microsoft Suudi Arabistan Başkanı Turki Badhris, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda

Bu dönüşümü şirketler de somutlaştırıyor. Örneğin Qiddiya Investment Company ve ACWA Power, yapay zekâyı ayrı deneme girişimleri olarak kullanmak yerine günlük operasyonlarına entegre ediyor.

ACWA Power, Azure Yapay Zekâ hizmetleri ve akıllı veri platformunu kullanarak küresel çapta enerji ve su operasyonlarını iyileştiriyor; sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uyguluyor.

Qiddiya ise Microsoft 365 Copilot kullanımını genişleterek çalışanların iletişim özetlemesi, veri analizi ve yüzlerce varlık ile yükleniciye ait panolarla etkileşimde bulunmalarını sağlıyor. Yapay zekâ artık kurumun kenarında değil, operasyonel yapısının bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu, gerçek bir olgunluk aşamasını yansıtıyor; yapay zekâ gösteriş amaçlı bir araç olmaktan çıkıp üretken bir araç haline geliyor.

Stratejik bir sinyal olarak altyapı

Suudi Arabistan’ın doğusunda yer alan Azure veri merkezi bölgesi, yalnızca yanıt süresini kısaltmakla kalmıyor; aynı zamanda verilerin yerel olarak saklanmasını destekliyor, uyumluluk gereksinimlerini güçlendiriyor ve dijital egemenlik çerçevelerini pekiştiriyor.

Finans, sağlık, enerji ve kamu hizmetleri gibi sıkı şekilde düzenlenen sektörlerde, verilerin düzenleyici gerekliliklerle uyumlu hale getirilmesi bir tercih değil, zorunluluk olarak görülüyor.

sdcvdsv
Suudi Arabistan’ın Azure veri merkezi bölgesinin 2026’nın dördüncü çeyreğinde faaliyete geçeceği teyit edildi. Bu durum, kurumlara planlama ve genişleme konusunda netlik ve güven sağlıyor. (Getty Images)

Badhris, bu başarının uzun vadeli bir bağlılığı yansıttığını belirterek, “Bu adım, Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektör için gerçek ve ölçeklendirilebilir bir etki yaratma konusundaki uzun süreli bağlılığımızın önemli bir dönüm noktası” dedi.

‘Ölçeklendirilebilir etki’ vurgusu, altyapının kendi başına değer yaratmadığını, ancak değer oluşturmak için gerekli koşulları sağladığını gösteriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâyı enerji ve ulaştırma ağlarına benzer şekilde temel bir ekonomik yapı olarak ele alıyor ve üretkenliği artıracak bir zemin olarak konumlandırıyor.

Hızın katalizörü olarak yönetişim

Küresel ölçekte yapay zekâ düzenlemeleri genellikle sınırlayıcı bir unsur olarak görülür. Ancak Suudi Arabistan örneğinde, yönetişim, hızlandırma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak entegre edilmiş durumda. Hassas sektörlerde yapay zekânın benimsenmesi, net bir güven çerçevesi gerektiriyor. Uyumluluk ise sonradan eklenen bir unsur değil; tasarımın başından itibaren yerleşik olmalı. Ayrıca, bulut hizmetlerinin ulusal dijital egemenlik gereklilikleriyle uyumlu hale getirilmesi, genişleme aşamasında olası sürtüşmeleri azaltıyor. Kurumlar, uyumluluğun platformun kendisine gömülü olduğunu gördüğünde, genişleme kararlarını çok daha hızlı alabiliyor. Bu anlamda, yönetişim bir sınırlayıcı olmaktan çıkarak etkin bir güçlendirici unsur haline geliyor.

Görünmez engel

Üretken yapay zekâ teknolojileri gündemde ön planda olsa da, kurumlar için en büyük zorluk genellikle veri altyapısında yatıyor. Parçalanmış veri sistemleri, kurumsal veri siloları ve birleşik bir yönetişim eksikliği, genişlemeyi ciddi şekilde engelleyebiliyor.

Suudi Arabistan stratejisi, etkili yapay zekâ kullanımı için veri altyapısını güncellemeyi temel öncelik olarak belirliyor. Düzenli ve entegre bir veri ortamı olmadan yapay zekâ uygulamaları yüzeysel kalıyor ve gerçek değer üretmiyor.

vdfsvfd
Veri mimarisini güncellemek ve yönetişimi standartlaştırmak, yapay zekâyı gerçek operasyonel değere dönüştürmek için ön koşullardır. (Shutterstock)

Bunun yanında, küresel ölçekte en büyük zorluklardan biri de yetenek açığı. Suudi Arabistan, 2030’a kadar üç milyon kişiyi yapay zekâ alanında eğitmeyi taahhüt etti. Odak yalnızca farkındalık yaratmak değil; uygulama becerilerini geliştirmek. Dönüşüm, iş akışına yapay zekâyı entegre edebilecek nitelikli insan kaynağı olmadan başarıya ulaşamaz.

Badhris, bu bağlamda beceri geliştirme çalışmalarının, genel hazırlık ve uyumluluk çerçevesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Ona göre, yapay zekâ çağında rekabet gücü yalnızca modellerin yetenekleriyle değil, iş gücünün bu yetenekleri kullanabilme kapasitesiyle ölçülüyor.

Ekonomik strateji olarak sektörel dönüşüm

Riyad’daki yapay zekâ turu yalnızca teknik sunumlarla sınırlı kalmadı; enerji sektörü, büyük projeler ve kamu hizmetlerindeki uygulama örnekleri de ön plana çıktı. Bu uygulamalar sıradan veya yan projeler değil; Vizyon 2030’un temel taşlarını oluşturuyor. Enerji yönetiminde yapay zekâ sürdürülebilirliği artırırken, büyük projelerde yürütme verimliliğini yükseltiyor, kamu hizmetlerinde ise vatandaş deneyimini iyileştiriyor. Burada yapay zekâ bağımsız bir sektör değil; üretkenliği yatay olarak güçlendiren bir katalizör işlevi görüyor.

Küresel arenada konumlanma

Küresel ölçekte yapay zekâ liderliği, dört unsurla değerlendiriliyor: bilişim kapasitesi, yönetişim, sistem entegrasyonu ve beceri hazırlığı. Suudi Arabistan ise bu unsurları eşzamanlı olarak uyumlu hale getiriyor. Yeni Azure veri merkezi bölgesi hem bilişim altyapısını sağlıyor hem de düzenleyici çerçevelerle güveni güçlendiriyor; iş birlikleri entegrasyonu desteklerken, eğitim programları hazır olma seviyesini artırıyor.

Suudi Arabistan şimdi yapay zekâ yolculuğunda kritik bir aşamaya girmiş durumda. Altyapı güvenceye alındı, kurumsal kullanımlar yaygınlaşıyor, yönetişim entegre edilmiş ve beceriler gelişiyor.

Badhris, yapılan açıklamanın kurumlara ‘netlik ve güven’ sağlayarak yolculuklarını planlamada fark yaratacağını belirtiyor. Bu açıklık, hedef ile uygulama arasındaki farkı oluşturabilir. İşte Riyad’daki Microsoft turunun önemi burada ortaya çıkıyor: Altyapı artık amaç değil, dönüşümün inşa edildiği platform haline geliyor.


Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?

Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
TT

Rusya’da dijital alan daralıyor: WhatsApp yasaklanıyor mu?

Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)
Akıllı telefon ekranında görünen WhatsApp uygulaması simgesi (DPA)

Mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Rusya hükümetinin uygulamayı engellemeye yönelik girişimlerini kınadı. Amaç, kullanıcıları devlet kontrolündeki rakip bir servise yönlendirmek olarak değerlendirildi.

ABD merkezli Meta’ya bağlı uygulamanın resmi X hesabından yapılan paylaşımda, “Rusya hükümeti, WhatsApp’ı tamamen engellemeye çalıştı. Bu, insanların devlet kontrolündeki ve sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirilmesi amacı taşıyor” ifadeleri yer aldı.

Paylaşımın devamında, “100 milyondan fazla kullanıcıyı özel ve güvenli iletişimden mahrum bırakma girişimi, bir adım geri atmak anlamına gelir ve Rusya’daki insanların güvenliğini azaltmaktan başka bir sonuç doğurmaz” denildi.

WhatsApp’ın dünkü paylaşımında, “Kullanıcıların bağlantıda kalmasını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Rus hükümeti hafta başında, Telegram mesajlaşma uygulaması üzerindeki baskısını artırmaya çalışmıştı.

İnternet denetim otoritesi, uygulamaya bazı ihlaller nedeniyle kısıtlamalar getirmişti.

Moskova, internet platformlarını, Rus yasalarına uymamaları hâlinde ağır kısıtlamalar veya tamamen engelleme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

Bu yasalar, Rus kullanıcıların verilerinin ülkede saklanmasını ve Moskova’ya göre ‘suç veya terör amaçlı’ kullanılan platformlardan vazgeçilmesini zorunlu kılıyor.

Rus asıllı Fransız vatandaşı Pavel Durov tarafından kurulan Telegram, WhatsApp ile birlikte Rusya’daki en popüler mesajlaşma servislerinden biri.

Telegram kurucusu Pavel Durov, salı günü kendi Telegram kanalından yaptığı paylaşımda, “Vatandaşların özgürlüğünü kısıtlamak asla doğru bir çözüm değil” dedi. Durov, Moskova’yı Telegram’a erişimi kısıtlamakla suçlayarak, bunun amacının vatandaşları devlet kontrolünde, gözetim ve siyasi sansüre tabi bir uygulamaya yönlendirmek olduğunu belirtti.

Rus yetkililer, vatandaşları halen daha az popüler olan yeni mesajlaşma uygulaması MAX’i kullanmaya teşvik ediyor.

Rusya merkezli teknoloji şirketi VK, 2025’ten bu yana MAX uygulamasını tüm devlet hizmetlerine ve çevrimiçi ticarete erişim sağlayan kapsamlı bir platform olarak tanıtıyor.

Geçtiğimiz yaz Rusya, kullanıcıların Telegram ve WhatsApp üzerinden görüşme yapmasını yasaklamıştı.

Ülkede mesajlaşma uygulamaları üzerinden dolandırıcılık vakaları yaygın bir şekilde görülüyor. Ayrıca Rus yetkililer, Kiev’i bu platformları kullanarak Rus vatandaşlarını para karşılığı sabotaj faaliyetlerine yönlendirmekle suçluyor.


Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyor

Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
TT

Bilim kurgu gerçek olur mu? Musk Ay’a mancınık kurmak istiyor

Fotoğraf: Hans Lucas/AFP
Fotoğraf: Hans Lucas/AFP

Elon Musk'ın yapay zeka şirketi xAI, kurucu ortaklarının yarısını kaybetti ve artık milyarder, şirketi mancınıkla uzaya fırlatmak istiyor.

xAI'ın kurucu ortakları Tony Wu ve Jimmy Ba, şirketten ayrıldıklarını X'te açıkladı. Böylece şirketin üç yıldan kısa süre önceki kuruluşunda mevcut olan kurucuların sadece yarısı kaldı.

Ayrılışlarının nedenini açıklamayan iki isim de Musk'a teşekkür etti. Ancak bu durum, yakın zamanda SpaceX'le birleşen ve bu yıl halka arz edilmesi beklenen şirkette yaşanan kargaşayı daha da artırıyor.

Meslektaşlarının ayrılışlarını duyurmasından kısa süre sonra Musk, yapay zeka uydularını uzaya ve Ay'a mancınıkla fırlatmak istediğini açıkladı. Bu açıklamanın, ayrılıklarla doğrudan bağlantılı olduğuna dair bir belirti yok.

Musk, çalışanlarla yapılan ve ilk kez New York Times tarafından aktarılan toplantıda, "Ay'a gitmeliyiz" dedi ve Dünya'yı terk etmenin daha güçlü yapay zekaya olanak sağlayacağını öne sürdü.

Bu ölçekte bir zekanın ne düşüneceğini hayal etmek zor ama bunun gerçekleştiğini görmek inanılmaz derecede heyecan verici olacak.

Musk, bu hedefe ulaşmak için "kütle sürücüsü" adı verilen bir mancınık inşa etmeyi umduğunu, bunun uyduları uzaya fırlatacağını ve sonunda şirketin bir ay üssü kurmasına olanak sağlayacağını söyledi. Bunun da yapay zeka sistemlerine daha fazla işlem gücü sağlamak için kullanılan bir uzay uydusu filosuna enerji temin edeceğini öne sürdü.

Musk uzun zamandır öncelikle Mars'a ve nihayetinde orada bir koloni kurmaya odaklanıyordu. SpaceX ve onun için Ay, öncelikle kızıl gezegene seyahati kolaylaştırmanın bir yoluydu.

Ancak son zamanlarda bu odağı Ay'a kaydırmış gibi görünüyor. SpaceX'in birincil amacını değiştirdiğine işaret eden bir dizi tweet de attı.

Ancak toplantıda Musk, hâlâ "Mars'ta kendi kendine yeten bir şehir" kurmayı umduğunu ve bunun da evrenin geri kalanını keşfedip uzaylı yaşam arama yolunda kendi başına bir durak olabileceğini belirtti.

Independent Türkçe