'Yanlış harita' Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse krize neden oluyordu

Mısır'da askeri akademide bir derste bir öğretim görevlisi, Kuveyt Devleti'nin yer almadığı bir Arap dünyası haritası sundu. Kahire özür diledi

Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
TT

'Yanlış harita' Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse krize neden oluyordu

Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya
Mısır ile Kuveyt arasında, son yıllarda iki ülke arasındaki resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen bazı gerginlikler yaşandı / Fotoğraf: Sosyal medya

İbrahim Mustafa

Mısır Askeri Akademisi'nde öğretim görevlilerinden birinin kasıtsız bir hatası, Kahire'nin hatayı düzeltmemesi ve özür dilememesi durumunda neredeyse Kuveyt ile Mısır arasında bir krize yol açacaktı.

Hikaye, Harp Akademisi'nin lisansüstü eğitim kurslarından birindeki bir öğretim görevlisinin, Kuveyt Devleti'nin uluslararası sınırlarını içermeyen bir Arap dünyası haritası sunmasıyla başladı.

Haritada Kuveyt, Irak sınırları içerisine yerleştirildi. Bazı Kuveytli subaylar bu pozisyona itiraz etti. Aralarında Irak'ın da bulunduğu Arap ülkelerinden 500'e yakın öğrenci dersten ayrıldı.

 
Parlamenter öfke

Bu olay Kuveyt'te parlamentoda öfkeye yol açtı. Kuveyt Ulusal Meclisi üyesi Hamad el-Matar yaşananları kınadı:

Fakülte özür dilemeli ve böyle bir hatayı tekrarlamayacağına dair söz vermeli. Kuveyt kırmızı çizgimizdir.

El-Matar ayrıca Kuveyt Savunma ve Dışişleri Bakanlarına "Kuveyt'in egemenliği ve varlığı" konusunda sağlam ve kararlı bir duruş sergileme çağrısında bulundu.

El-Matar sözlerini şöyle sürdürdü:

Öğretim görevlisi herkesin önünde derhal özür dilemeli ve Kuveyt'in de dahil olduğu Arap dünyasının gerçek haritasını yeniden sunmalı. Özür dilememeleri halinde tüm Kuveytli burslu öğrenciler Mısır'dan çekilip Ürdün'de eğitime gönderilir!

Milletvekili Saud el-Usfur da yaşananları eleştirip olayın özür gerektirdiğini belirterek, Kuveyt Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarına pozisyon alma ve açıklama yapma çağrısında bulundu.

Ayrıca Usfur bu fotoğrafı protesto eden ve öğretim görevlisinin özür dilememesi halinde derse katılmayacaklarını açıklayan Kuveytli subayların tutumunu takdir etti.

 
Acil özür

Olayın ortaya çıkmasından saatler sonra, Kuveyt'in Kahire Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, Kahire'deki askeri ofisle temasa geçtiğini duyurdu.

Askeri ofis olayın nedenlerini öğrenmek için hızla Mısır Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle ve bu dersi düzenleyen tarafla iletişim kurdu.

Mısırlı yetkililer, söz konusu haritanın sergilenmesinin "öğretim görevlisi tarafından yapılan kasıtsız bir hata olduğunu" açıkladılar.

Mısırlı yetkililerin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

Bu dersin organizatörleri, hiçbir şekilde Kuveyt Devleti'ne hakaret etme amacı taşımayan bu hatadan dolayı katılımcılardan özür diledi. İki kardeş ülkenin hükümetleri ve halkları arasındaki tarihi ve yakın ilişkilerin zarar görmemesi veya etkilenmemesi gerektiğini vurguluyoruz.

Kuveyt'teki Mısır Büyükelçiliği konuya ilişkin resmi bir açıklama yayımladı:

Mısır'daki Kuveytli subayların katıldığı derslerin birinde, Arap dünyasının hatalı bir haritasının gösterilmesiyle ilgili dolaşan iddialar araştırılıp incelendi. Olayın öğretim elemanlarından birinin kişisel, kasıtsız bir hatasından kaynaklandığı ortaya çıktı. Ders sırasında öğrencilere açıklama yapıldı, Kuveyt'in ilgili resmi makamlarındaki kardeşlerimize de durum izah edildi.

Büyükelçilik, "iki ülkenin hükümetlerini ve halklarını birbirine bağlayan, dokunulamayacak veya etkilenemeyecek tarihi ve yakın ilişkilerin ortak takdirinin" altını çizdi.

Kuveyt'in Irak sınırları içerisine dahil edilmesi tarihi bir hassasiyet taşıyor.

Bağdat, 1961'deki bağımsızlığından sonra Kuveyt topraklarının ilhakını talep etti. Irak kuvvetleri, 1990 yılında Kuveyt'i işgal etti.

Ertesi yıl işgale diplomatik ve askeri açıdan güçlü bir şekilde karşı çıkan Mısır liderliğindeki Arap ve yabancı ülkelerin ordularının katılımıyla Kuveyt kurtarıldı.

 
Gerginlikler

İki ülke arasında resmi düzeydeki yakın ilişkilere rağmen son yıllarda bazı gerginlikler yaşandı.

Kuveyt'te polis güçleri, 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle işlerini kaybettikleri halde ülkelerine dönemeyen Mısırlı işçilerle karşı karşıya geldi.

Yetkililerin kaçak işçileri sınır dışı etme yoluna gitmesiyle birlikte, Kuveyt'in ikamet yasalarını ihlal edenlerin tutulduğu bir barınakta bazı Mısırlı işçiler, yetkililerin "isyan" olarak adlandırdığı bir eylem gerçekleştirdiler.

Güvenlik güçleri bu eyleme müdahale etti. Bu durum Mısır halkının öfkesini ateşledi. Mısırlı bir işçinin bir mağazada dövülmesiyle öfke daha da arttı.

Geçen ocak ayında, İskenderiye Valiliği (Kuzey Mısır) yakınlarında bir yerde Kuveytli gençler ile idari güvenlik personeli arasında yaşanan kavgayı gösteren görüntüler internette dolaşmıştı.

Bu durum Kuveyt'te halkın ve parlamentonun öfkesine yol açtı. Mısır'daki Kuveyt büyükelçiliği daha sonra videoda görünenin Kuveytli öğrenciler arasındaki anlaşmazlığı çözmeye yönelik bir güvenlik müdahalesi olduğunu açıkladı.

Temmuz ayının başlarında, uydurma bir görüntü Mısır ile Kuveyt arasında neredeyse diplomatik bir krize neden oluyordu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, videoda Kuveyt bayrağını yakan Mısır vatandaşı hakkında yasal işlem başlatılması talebiyle Mısır büyükelçisine bir muhtıra sundu.

Daha sonra dolaşan görüntülerin eski olduğu ve Mısır'da çekilmediği ortaya çıktı.

Kardeşlik ilişkileri

Kuveyt'in Mısır Büyükelçisi Ganem Sakr el-Ganim geçen mart ayında basına verdiği röportajda şunları söylemişti:

Sosyal medyada zaman zaman öne çıkan sesler çoğunluğun sesleri değil bireysel seslerdir. Bunlar Arap halkları arasında kardeşlik, ortak değerler ve amaç ve kader birliği ile birbirine bağlanan köklü ve yerleşik kardeşlik ilişkilerini yansıtmamaktadır.

Resmi Kuveyt rakamlarına göre, Kuveyt'teki Mısırlı işçi sayısı 486 binden fazla kişiye ulaştı.

Bu rakam ülkenin işgücünün yüzde 17'sini Mısırlıların oluşturduğunu toplam Kuveyt işgücü piyasasında Hintlilerden sonra ikinci sırayı Mısırlıların aldığını ortaya koyuyor.

Kuveytli yetkililer, geçen yıl, resmî olarak istihdamı düzenlemeye ve komisyoncular ve ikamet bayileri ile yüzleşmeye yönelik tedbirlerin bir parçası olarak açıklanan bir adımla, Mısır'la yapılan iş gücü anlaşmasını iptal etti ve Mısırlılara çalışma izni vermeyi durdurdu.

Bu adımın belirli bir gruba yönelik olmadığını söyleyen Kuveytli yetkililer Mısırlı işçileri işten çıkarma niyetinde oldukları iddialarını yalanladılar.

Kuveyt'in Kahire büyükelçisinin daha önce yaptığı açıklamalara göre, Kuveyt'in Mısır'daki yatırımları yaklaşık 15 milyar doları buluyor.

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Alpler'de çığ kabusu: Üç günde 4 can kaybı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Alpler'de çığ kabusu: Üç günde 4 can kaybı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Pazartesi günü Fransız Alpleri'nde meydana gelen çığlarda iki kayakçı hayatını kaybetti ve böylece üç günde toplam 4 kişi öldü.

Polis, Grenoble yakınlarındaki Saint-Agnes'te, Belledonne sıradağlarında pist dışında kayak yapan 38 yaşında bir adamın öğleden sonra saat 4'ten kısa bir süre önce öldüğünü bildirdi. Yanında bulunan diğer kayakçıysa yara almadı.

Savcı Marion Lozac'hmeur, İtalyan sınırındaki Montgenevre yakınlarında pist dışında kayak yaparken "çok büyük bir çığ" altında kalan 30'lu yaşlarının başlarında başka bir adamın da öldüğünü söyledi.

Ona da bir başka kayakçı eşlik ediyordu ve o da yara almadı.

Lozac'hmeur daha önce, cumartesi günü Fransa'nın güneydoğusundaki Saint-Veran köyü yakınlarında bir çığ tetiklenmesi sonucu iki kayakçının öldüğünü bildirmişti.

30'lu yaşlarındaki iki kurban, Tete de Longet dağ zirvesinin kuzey yamacından aşağıya doğru büyük bir çığ altında kalan 4 kişilik bir grubun parçasıydı. Diğer iki kayakçı yara almadan kurtuldu.

Ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılacak.

Son günlerde Alpler'de yoğun kar yağışı birkaç çığa neden oldu. Aralıkla şubat arası kuzey yarımkürede en yoğun sezon.

Alp kurtarma servisi, cumartesi günü Milano Cortina Kış Oyunları'nın bazı pistlerine ev sahipliği yapan Trentino Alto Adige ve Lombardiya bölgelerinde kayak yapan üç kişinin öldüğünü bildirdi.

fdvgth
Avrupa Çığ Uyarı Servisi'nin tahminine göre Alpler'de çığ riski yüksek (Avrupa Çığ Uyarı Servisi)

Kadınlar Alp disiplini kayak müsabakalarının düzenlendiği Cortina d'Ampezzo'ya yakın Dolomit Dağları'ndaki Marmolada bölgesinde iki çığ meydana geldi.

Geçen ay,  Fransız Alpleri'ndeki çığda Britanyalı bir adam hayatını kaybetmişti. Yapılan açıklamaya göre, 50'li yaşlarında olduğu tahmin edilen kurban, La Plagne'de pist dışında bir grupla kayak yapıyordu.

Kurtarma ekipleri, 12 Ocak'ta yerel saatle öğleden sonra 2'den kısa süre önce çığ ihbarı almış ve hemen bölgeye sevk edilmişti.

Kimliği açıklanmayan adam, 50 dakikalık bir arama sonucunda yaklaşık 2,5 metre karın altında bulunmuştu.

Avrupa Çığ Uyarı Servisi'ne göre, Avrupa'da bu kayak sezonunda çığlarda en az 66 kişi hayatını kaybetti.

Risk tahminleri yapan kuruluş, kar çığlarının Avrupa'da her yıl ortalama 100 can aldığını belirtiyor.

Independent Türkçe 


Suriye ordusu, SDG ile varılan anlaşma uyarınca Haseke çevresinden çekilmeye başladığını duyurdu

SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG ile varılan anlaşma uyarınca Haseke çevresinden çekilmeye başladığını duyurdu

SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)
SDG’ye bağlı bir grubun Haseke’de ön cephe hatlarından çekildiği an. (Reuters)

Suriye ordusu Operasyonlar Heyeti, bugün (salı) yaptığı açıklamada, kuzeydoğudaki Haseke kenti çevresinden çekilme sürecinin başlatıldığını duyurdu. Açıklamada, söz konusu adımın hükümet ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan anlaşma kapsamında atıldığı belirtildi.

Heyet, Suriye el-İhbariye televizyonunda yayımlanan açıklamasında, ordunun çekildiği bölgelerde İç Güvenlik Güçleri’nin konuşlandırıldığını bildirdi.

Açıklamada, SDG’nin anlaşmayı uygulama konusunda taahhütlerine bağlı kaldığı ve olumlu adımlar attığı ifade edilerek, “Bir sonraki adımı belirlemek üzere izleme ve değerlendirme yapıyoruz” denildi.

Suriye hükümeti ile SDG, geçen ayın sonlarında kapsamlı bir ateşkes, güçlerin ve Kürt idari yapılarının kademeli olarak devlet kurumlarına entegre edilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.

Söz konusu anlaşma; Suriye hükümet güçlerinin, daha önce SDG’nin kontrolünde bulunan kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda yeniden hâkimiyet sağlamasının ardından hayata geçirildi. Anlaşma kapsamında, İçişleri Bakanlığı’na bağlı iç güvenlik güçlerinin, daha önce SDG kontrolünde olan Haseke ve Kamışlı kentlerine girmesi öngörülüyor.

Edinilen bilgilere göre, Haseke–Rakka ve Haseke–Deyrizor yollarının; otobüs, yolcu ve ticari konvoy trafiğine açılması için hazırlıklar yapılıyor. Bu adımın, son güvenlik gerilimleri nedeniyle yaklaşık bir aydır kopuk olan ilin, Suriye’nin diğer vilayetleriyle yeniden bağlantısının kurulmasına zemin hazırlaması bekleniyor.

Ayrıca, güven artırıcı önlemler çerçevesinde 48 saat içinde her iki taraftan bir grup esirin serbest bırakılabileceği, Kamışlı Havalimanı ile petrol sahalarının en geç bir hafta içinde Suriye hükümetine devrine yönelik işlemlerin tamamlanmasının öngörüldüğü belirtildi.

Bu gelişmeler, anlaşmanın ikinci aşamasını oluşturuyor. Bu aşama; petrol kuyuları ile Kamışlı Havalimanı’nın devrini kapsarken, üçüncü aşamada ise devletin sınır kapıları üzerindeki denetimi üstlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda özellikle Türkiye ile Nusaybin Sınır Kapısı ile Irak Kürdistan Bölgesi’ne açılan Semalka Kapısı öne çıkıyor.


Suriye ve captagon ile mücadele: Bir yılda neler değişti?

İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
TT

Suriye ve captagon ile mücadele: Bir yılda neler değişti?

İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)
İçişleri Bakanlığı, son operasyonların güney bölgelerdeki Uyuşturucu ile Mücadele Departmanı tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı (AFP)

İsmail Derviş

İngiliz gazetesi The Guardian, 2021 yılının mayıs ayı ortalarında, Suriye muhalefetinin Baas rejimine karşı ayaklanmasının patlak vermesinden yaklaşık 10 yıl sonra, “Captagon, Suriye'yi bir uyuşturucu devletine dönüştürdü” başlıklı kapsamlı bir rapor yayınladı.

Raporda, Beşşar Esed'in eski Suriye rejiminin çeşitli uyuşturucu türlerinin imalatı, üretimi ve kaçakçılığına sağladığı resmi destek ele alınıyor. Mahir Esed liderliğindeki 4. Tümen'in subayları tarafından denetlenen laboratuvarlar ve fabrikalar, Suriye'nin güney, orta ve doğu bölgelerine, özellikle de aynı sektörde faaliyet gösteren İran bağlantılı grupların yaygın olduğu bölgelere dağılıyordu.

Ürdün toprakları, eski rejim ve müttefikleri tarafından, öncelikle Arap Körfez ülkeleri ve Mısır'ı hedef alan ‘zehirli maddelerin’ bölgeye kaçak olarak sokulması için kullanıldı. Daha sonra bu ticaret, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılan ihracatı da kapsayacak şekilde genişledi.

Ürdün ordusu Suriye sınırında kaçakçılarla mücadele ederken, kaçakçılığı durdurmak umuduyla rejimle yakınlaşma temelli başka bir siyasi yol izledi, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı.

Eski Suriye rejimi ile Amman arasında 2023 ve 2024 yıllarında resmi ilişkiler kurulmasına rağmen, Ürdün, ‘Suriye ordusu içindeki unsurların Ürdün'e uyuşturucu kaçakçılığını kolaylaştırdığı’ suçlamasının yapıldığı birkaç resmi açıklamada bulundu.

Sonuç olarak Suriye, on yılı aşkın bir süredir uluslararası güvenlik kurumları ve sınır kontrol kurumlarının zihninde, özellikle captagon gibi büyük miktarlarda üretilip piyasalara kaçak olarak sokulan ve Suriye'nin modern tarihini değiştiren ‘Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu’ başlatılmadan önce uyuşturucu maddelerin yasadışı akışında büyük rakamlara ulaşan küresel bir uyuşturucu üretim ve kaçakçılığı merkezi olarak anılmaya devam etti.

Uyuşturucu üretimi yüzde 80 azaldı

Suriye ayaklanmasının zaferinden bir yıl sonra, 2025 yılının aralık ayı sonlarında, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) Suriye'deki captagon üretiminin gerçek durumu hakkında bir rapor yayınladı.

Raporda, 2024 yılının aralık ayından bu yana yeni Suriye hükümetinin, captagon üretimi ve kaçakçılığıyla mücadele çabaları çerçevesinde captagon depolamak için kullanılan yaklaşık 15 endüstriyel laboratuvar ve 13 küçük tesisi kapatmış olduğu belirtildi.

dsfvdsv
BM verileri, bu kampanyanın daha önce Şam kırsalında ve Lübnan sınırına yakın bölgelerde aktif olan üretim zincirlerinde önemli bir kesintiye yol açtığını gösteriyor (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) ofisi, Suriye'de captagonun 2024 aralığından önce günlük üretiminin milyonlarca tablete ulaştığını, ancak siyasi değişimin ardından sadece bir yıl içinde Suriye'deki captagon üretiminin yaklaşık yüzde 80 oranında keskin bir düşüş gösterdiğini belirtti. Bu, uzun süredir yasadışı uyuşturucu ihracatında lider konumda olan bir ülkede eşi görülmemiş bir düşüştü.

BM’nin verilerine göre büyük laboratuvarların imha edilmesi, saklanma yerleri ve dağıtım ağlarını hedef alan yaygın baskınlar ve komşu ülkelerle istihbarat alanındaki iş birliği, daha önce Şam kırsalında ve Lübnan sınırına yakın bölgelerde aktif olan üretim zincirlerinin önemli ölçüde bozulmasına yol açtı.

Captagon imparatorluğunun çöküşü

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre  Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’nden yapılan açıklamada, yeni Suriye'nin artık captagon veya diğer türdeki uyuşturucuların üreticisi veya imalatçısı olmadığı vurgulandı. Son aylarda ele geçirilen miktarların, Beşşar Esed rejiminin çöküşünden önce üretilmiş ve yurt dışına kaçırılmak üzere oldukları belirtilen açıklamada, “Suriye'nin özgürleştirilmesinden sonra, en tehlikeli aşama olan üretim aşamasını sona erdirebildik. Amacımız, eski rejim tarafından kurulan captagon imparatorluğunu yıkmaktı” denildi.

İçişleri Bakanlığı, son operasyonun Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi tarafından güney bölgelerinde yürütülen, uyuşturucu maddelerin ticareti ve kaçakçılığı konusunda uzmanlaşmış bir suç şebekesini hedef alan koordineli bir çaba olduğunu belirtti.

Bu çabalar, Ürdün'e kaçakçılık amacıyla getirilen büyük miktarda uyuşturucu maddenin ve gelişmiş kaçakçılık araçlarının ele geçirilmesinin yanı sıra, bir dizi önemli uyuşturucu kaçakçısının tutuklanmasına da yol açtı. Son ele geçirilenler arasında yaklaşık 2,5 milyon captagon hapı, tahmini ağırlığı 151 kilogram olan 605 torba esrar, 10 silindir helyum gazı, 75 balon, 30 plastik havan topu mermisi, uyuşturucu ile doldurulmuş bu mermileri fırlatmak için kullanılan bir top, bir insansız hava aracı ve iletişim cihazları ele geçirildi. Ele geçirilen tüm eşyalar müsadere edildi ve tutuklananlar, haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması için yetkili adli makamlara sevk edildi.

Uyuşturucuyla mücadele için bölgesel iş birliği

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şunlar yer aldı:

“Birkaç gün önce, 2025 yılının ikinci yarısında Suriye'de uyuşturucuyla mücadele çabalarımızın sonuçlarını açıkladık. Altı aylık bir süre içinde, Suriye topraklarında uyuşturucu ile mücadele çalışmaları kapsamında yaklaşık 25,2 milyon captagon hapı ve 1.750 kilogram esrar ele geçirildi. Bu arada, uluslararası uyuşturucu ile mücadele çabaları sonucunda yaklaşık 23 milyon captagon hapı, 500 kilogram uyuşturucu üretiminde kullanılan hammadde, yaklaşık 54 kilogram kristal metamfetamin ve 229 kilogram esrar ele geçirildi. Ancak, dış veya uluslararası uyuşturucu ile mücadele çabalarına en büyük darbe Suriye ve Türkiye arasında vuruldu. Bu iki ülke, 14 milyon captagon hapına el koymayı ve kaçakçılık şebekelerinin yaklaşık 26 üyesini tutuklamayı başardı. Suriye ve Irak arasında yaklaşık 6 milyon hap ve 119 kilogram esrar ele geçirildi ve kaçakçılık şebekelerinin yaklaşık 31 üyesi tutuklandı.”

sdcfrgt
Bu çabalar, bir dizi önemli uyuşturucu kaçakçısının tutuklanmasına yol açtı (AFP)

Bakanlık Suriye ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği kapsamında Suriye ile Kuveyt arasında yaklaşık 1,2 milyon captagon hapı ve 100 bin larica hapı, Suriye ile Ürdün arasında ise Brezilya'dan gelen 1,094 milyon hap ve 153 kilogram kokain ele geçirildi. Bu çabalar sonucunda yaklaşık 230 bin captagon hapının ele geçirildiğini ve kaçakçılık ağlarıyla temas halinde olan üç kişinin tutuklandığını kaydetti.

Çözümlerin önündeki engeller

Öte yandan Suriyeli gazeteci Abdullah Muslim, tüm verilerin önceki rejim dönemine kıyasla uyuşturucu kaçakçılığında önemli bir düşüşe işaret ettiği değerlendirmesinde bulundu. Müslim’e göre bu düşüş, güvenlik kampanyaları ve daha önce üretim, depolama veya transit merkezleri olarak kullanılan belirli geçiş noktaları ve bölgelerdeki daha sıkı kontrollerle kesinlikle ilişkilendirilebilir. Ancak, bu çabalar bu tehlikeli olgunun sona erdiği anlamına gelmez. Uyuşturucu kaçakçılığının tamamen ortadan kaldırılmasını engelleyen yapısal zorlukların halen olduğunu ifade eden Müslim, “En önemlisi Lübnan sınırının net bir şekilde belirlenmemiş olması, bu da kaçakçılık ağları tarafından istismar edilen coğrafi boşluklar yaratıyor. Bunun yanında sınır kontrolündeki zayıf teknik ve teknolojik kapasite, yetkililerin özellikle de geleneksel yöntemlerle güvenliğini sağlamak zor olan dağlık ve engebeli bölgelerde sızma ve kaçakçılığı kontrol etme yeteneğini sınırlıyor” ifadelerini kullandı.

Sadece rakamlara odaklanmak yeterli mi?

Öte yandan insan hakları savunucusu ve gazeteci Büşra Salih, “Sadece rakamlara odaklanmak yeterli değil. Bu, bağımlılığın önlenmesi ve sosyal tedavisi için politikalarla dengelenmeli. Çünkü iç kaçakçılıktan etkilenen topluluklar, halk sağlığı ve aile istikrarı açısından bu yasadışı endüstrinin sonuçlarından mustarip olmaya devam ediyor” yorumunda bulundu.

Salih, “Güvenlik çabaları önemli olsa da yıllardır uyuşturucunun ve Suriye şehir ve köylerinde kaçakçılık ağlarının gayri resmi işgalinin zarar verdiği toplulukları rehabilite etmek için programlarla desteklenmesi gerekir” diye ekledi.

Çok cepheli bir savaş

Sonuç olarak, gözlemciler Suriye'nin bir yıl içinde bölgenin en büyük uyuşturucu ihracatçılığından, uyuşturucu kaçakçılığı ağlarıyla mücadelede lider konuma gelmesinin, ülkenin modern güvenlik ve ekonomi tarihindeki en dramatik değişimlerden biri olduğunu düşünüyor. BM’ye göre yeni devlet, savaş ekonomisini finansman operasyonlarına bağlayan yasadışı üretim sistemini ve modern ve sofistike üretim üslerini ortadan kaldırmayı başardı. Ancak, en acil yanıt bekleyen soru, yeni kaçakçılık yöntemleri ve geleneksel güvenlik çerçevesinin dışında uyuşturucu ile mücadele çabalarına toplumun gerçek katılımını sağlama ihtiyacı karşısında bu dönüşümün sürdürülebilirliği olmaya devam ediyor.