Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Lübnan’da parlamentonun gözetimi olmadan harcanan IMF fonları için hesap verebilirlik çağrısında bulunuldu

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
TT

Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)

Lübnan Merkez Bankası Başkan Vekili Vesim Mansuri'nin, yasal güvencesi olmadığı takdirde büyük hükümet masraflarını karşılamak için fon aktarmayı reddetmesinin ardından Necib Mikati başkanlığındaki hükümet, Bakanlar Kurulu tarafından dağıtılan Uluslararası Para Fonu (IMF) fonlarının tükenmesiyle yeni bir finansal krizle karşı karşıya kaldı.

Temsilci Mark Dav, Temsilciler Meclisi Genel Sekreterliği aracılığıyla hükümete bu konuyla ilgili bir soru yönelterek, hükümetin “Lübnan'ın Eylül 2021'de IMF'den aldığı 1.139 milyar dolarlık tutarı harcadığını” açıkladı. Uzmanlar ise devletin “kamu maaşlarını ödeyemez hale geleceği ve iki seçenekle (ya sokaktaki insanlarla yüzleşileceği ya da IMF'nin şartlarına boyun eğerek reformlara başlanılacağı) karşı karşıya kalacağı” uyarısında bulundu.

Lübnan Maliye Bakanlığı, IMF fonlarının ödenmesini devletin bu fonlara olan ihtiyacının gerektirdiği zorunluluklar nedeniyle gerekçelendirdi. Maliye Bakanlığı'ndan resmi bir kaynak Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Bakanlığın özel para çekme fonlarından harcadığı her şey belgelerle belgeleniyor. Bakanlık bu fonları kanser ilaçları, tedavi edilemeyen rahatsızlıklar, kronik hastalıklar, böbrek diyalizi ve buğday alımına destek, Lübnan'ın elektriğini ve yakıt alımını desteklemek ve Dünya Bankası ve diğerlerine olan borçları geri ödemek için kullandı. Geriye kalan tutar ise yaklaşık 70 milyon ABD doları.”

Diğer yandan Maliye ve Bütçe Komisyonu Başkanı Temsilci İbrahim Kenan, “Hükümet ve cumhurbaşkanının bu fonları yürürlükteki mali kanunlara aykırı olarak ve Meclis'e sundukları taahhütleri ihlal ederek harcadığı” değerlendirmesinde bulundu. Finans ve Ekonomi Uzmanı Sami Nadir, “Özel fonların harcanması, devletin dış dünya nezdindeki güven eksikliğini devam ettiriyor” ifadesini kullandı.

Dünya Bankasına göre Lübnan, modern tarihinin en derin ekonomik krizine sahne oluyor. Krize müdahale edecek etkin bir hükümetin olmaması, siyasi partiler arasındaki çekişmeler ve herhangi bir mali kaynağın bulunmaması nedeniyle ülkenin sorunlarına da bir çözüm sunulamıyor.

Lübnan ekonomisi ne durumda?

Lübnan özellikle 2019’dan bu yana ciddi bir ekonomik krizle mücadele ediyor. Lübnan Merkez Bankasındaki dolar likidite sorunu ve döviz rezervlerinin erimesi, ülkede başka ciddi krizlerin de patlak vermesine yol açtı.

Ekonomik krizden önce yaklaşık 440 dolar civarında olan asgari ücret, Lübnan lirasındaki değer kaybı nedeniyle 30 doların altına kadar düştü.

Akdeniz'in küçük ülkesi Lübnan'ın resmi olmayan verilere göre nüfusu Suriye ve Filistinli mültecilerle birlikte yaklaşık 7 milyon. Lübnan özellikle 2019'dan bu yana her geçen gün kötüleşen ekonomik krizle mücadele ediyor.

Dünya Bankasının Ağustos 2022'de yayımlanan Lübnan'a ilişkin son raporunda, söz konusu ekonomik daralmanın ancak savaşa sahne olan ülkelerde yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Rapora göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası, 2018'de yaklaşık 55 milyar dolarken, 2021'de 20,5 milyar dolara kadar düştü.

Lübnan lirası dolar karşısında son 3 yılda yüzde 95'e varan değer kaybı yaşadı. 1 ABD doları, Ağustos 2019'da 1500 Lübnan lirasıyken, şu anda 40 bin Lübnan lirasına yaklaşmış durumda.

Yerel para birimindeki değer kaybı halkın alım gücünü büyük oranda zayıflattı. Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonuna (ESCWA) göre Lübnan para birimi değer kaybetmeden önce en düşük rütbeli ordu mensubu 900 dolar kazanırken halihazırda eline 50 dolardan daha az bir maaş geçiyor.

ESCWA ve Lübnan Başbakanı Necib Mikati'ye göre halkın yüzde 80'i de yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Dünya Bankasına göre ülkenin önemli mali kaynakları son 30 yılda yanlış para politikası nedeniyle heba edildi.

Lübnan hükümetine göre ülkedeki finansal kayıp 70 milyar dolar civarında ve bunun daha da artmasından endişe ediliyor.

Hükümet neden tedbir alamıyor?

Krizin patlak verdiği 2019'dan bu yana ülkede sorunun üzerine gidebilecek güçlü bir siyasi irade mevcut değil.

Lübnanlı siyasi partiler, mali kaynakların heba edilmesi ve yolsuzluk nedeniyle sadece birbirini suçluyor. Geçmiş dönemlerin aksine siyasi partiler arasındaki kutuplaşma her geçen gün artıyor.

15 Mayıs 2022'de yapılan son seçimlerin üzerinden yaklaşık 5 ay geçmesine rağmen henüz hükümet kurulamadı. Mecliste parçalı bir siyasi dağılım var ve hiçbir taraf tek başına hükümeti kurma gücüne sahip değil.

Ülkede ekonominin iyileştirilmesi için hükümet ve Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında 3 yıldır görüşmeler devam ediyor. IMF ve Lübnan arasında 3 milyar dolarlık kredi için Nisan 2022'de ön anlaşmaya varılmıştı. Ancak IMF, kredi vermek için hükümete birtakım şartlar sundu.

IMF'nin yerine getirilmesini istediği şartlar ise "2022 bütçesinin Meclis tarafından onaylanması, Merkez Bankası kayıtlarının adli denetime tabi tutulması, finansal suçlara karşın banka yasasında düzenlemeye gidilmesi, şeffaflığın artırılması ve banka sektörünün yeniden şekillendirilmesi" olarak biliniyor.

Devlet memurları ne durumda?

Memur maaşlarında dolar cinsinden yüzde 90'a varan değer kaybı yaşanırken şu ana kadar hükümet nezdinde maaşların iyileştirilmesi için somut bir adım atılmadı.

Alım gücünün düşmesi ve maaşların iyileştirilmemesi nedeniyle Lübnan'da ağustos ayından bu yana neredeyse tüm devlet dairelerinde grev var. Memurların bazıları haftanın sadece birkaç günü mesai yapıp, başka bir işte çalışarak geçimini sağlıyor.

Lübnan Araştırma Merkezi ve Lübnan Amerikan Üniversitesinin bu ay yayımladığı ortak rapora göre devlette çalışan öğretmenlerin yüzde 75'i mesleği bırakmayı düşünüyor.

Raporda, ekonomik kriz nedeniyle öğretmenlerin yüzde 66'sının ek işte çalışmak zorunda olduğu, aynı zamanda yüzde 65'inin yine geçimini sağlamak için borçlandığına yer verildi.

Dünya Sağlık Örgütüne göre ülkedeki hastaneler de neredeyse yüzde 50 kapasiteyle çalışıyor.

Lübnan Doktorlar Sendikası Başkanı Şeref Ebu Şeref, Kasım 2021'de AA muhabirine yaptığı açıklamada ülkedeki doktorların dörtte birinin Lübnan'ı terk ettiğini söylemişti.

Ekonomik çöküş toplumu nasıl etkiliyor?

Birikimlerini tamamen kaybettiklerine inanan birçok Lübnanlı yasal veya yasal olmayan yollardan ülkeyi terk etmeyi planlıyor.

ABD merkezli Gallup anket şirketi tarafından 2021'de yapılan bir saha araştırmasına göre Lübnanlıların yüzde 63'ü kötü yaşam koşulları nedeniyle ülkeyi kalıcı bir şekilde terk etmek istiyor. Araştırmaya göre bu oran krizden önce sadece yüzde 26 idi.

Ülkenin en fakir ve hükümet tarafından ihmal edildiği düşünülen kentleri Trablusşam ve Akkar.

Dünya Bankasının 2017'de yayınladığı bir raporda, 500 bin nüfusa sahip Trablusşam, Akdeniz'in en fakir liman kenti olarak tanımlanmıştı.

Trablusşam'dan hemen her gün onlarca kişi daha iyi bir yaşam hayaliyle "ölüm tekneleri" olarak nitelenen düzensiz göçmen teknelerine binerek ülkeden ayrılmaya çalışıyor. Son olarak 24 Eylül'de Trablusşam'dan yola çıkan teknenin batması sonucu 94 kişi hayatını kaybetmişti.

Ekonomik kriz ülke altyapısını nasıl etkiledi?

Krizin vurduğu sektörlerin başında elektrik geldi. Lübnan dışarıdan ithal ettiği akaryakıt ve doğal gazla "çok yüksek maliyetli" bir şekilde elektrik üretiyordu.

Ancak Lübnan Merkez Bankasının döviz rezervlerinin erimeye başlaması nedeniyle Banka, yakıta verilen devlet desteğini kaldırdı. Ardından altyapısı güçlendirilmeyen elektrik santralleri yarı kapasiteli çalışmaya başladı.

Yakıt bulamayan santraller elektrik üretemeyince tüm ülke karanlığa gömüldü. Şu anda sadece günlük bir saat devlet elektriği bulunurken, çok maliyetli olan özel jeneratörlerle evler aydınlatılmaya çalışılıyor.

Lübnan Jeneratörler Birliği Başkanı Abdo Saad, 7 Ocak'ta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki 7 bine yakın jeneratörün elektrik üretebilmek için günlük yaklaşık 4 milyon litre mazot harcadığını belirtmişti.

Çöken elektrik altyapısı nedeniyle Lübnan genelinde tüketilen mazot da ciddi hava kirliliği oluşturdu.

Banka sektörü de ekonomik çöküşten ciddi zarar gördü. Hükümet döviz rezervlerinin erimesinin önüne geçmek için tüm bankalardaki mevduat hesaplarını dondurdu. Bankalardaki paralarını çekemeyen bazı Lübnanlılar, bankalara baskın düzenlemeye başladı. Yol, tünel ve birçok altyapı projesi kriz nedeniyle askıda kalırken, yenileme ve bakım çalışmaları da yapılamıyor.

Lübnan'daki yollar bakımsızlıktan dolayı her geçen gün daha kötü bir hal alıyor. Ülkedeki tüneller de elektrik sorunu nedeniyle ışıklandırılamıyor.



Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu
TT

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazlum Abdi, SDG ve Özerk Yönetimin feshedildiğini ve bunların Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu

Mazh­lum Abdi, bugün (Salı) Şam’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yaptığı açıklamada, liderliğini yürüttüğü Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) “görevini tamamlamasının” ardından feshedildiğini ve bağımsız bir askeri güç olarak faaliyetlerine son verdiğini duyurdu. Bu adım, savaş yıllarında ABD’nin desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden Kürtlerin tarihinde önemli bir dönemin kapanması anlamına geliyor.

Abdi, devlet televizyonunda yayımlanan basın açıklamasında, “Bugün Suriye Demokratik Güçleri’nin görevini tamamladığını ve sorumlu bir şekilde bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiğini ilan ediyoruz” dedi.

Abdi, hedeflerinin Araplar, Kürtler, Türkmenler ve Süryaniler de dahil olmak üzere Suriye’de yaşayan herkes için yeni bir ülke inşa etmek olduğunu belirtti. Suriye’nin birlik içinde kalması, vatandaşlarının geleceğini güvence altına alması ve çocuklara onurlu bir yaşam sunması gerektiğini vurgulayan Abdi, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın ana dilde eğitim hakkına ilişkin yaklaşımının olumlu olduğunu söyledi.

Resmi kaynaklar daha önce El-İhbariye kanalına yaptıkları açıklamada, Mazlum Abdi’nin bu gece SDG’nin feshedildiğini duyuracağını bildirmişti.

Resmi olarak doğrulanmayan iddialara göre Abdi’nin Kürt İşlerinden Sorumlu Danışman görevine atanması, Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) ise İçişleri Bakanlığı bünyesine dahil edilmesi konusunda da anlaşmaya varıldı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, 4 Ağustos’ta SDG lideri Mazlum Abdi’yi Şam’daki Halk Sarayı’nda kabul etmişti. Görüşmede Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad eş-Şeybani ile Deyrizor Valisi Ziyad el-Ayiş de hazır bulunmuştu.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığına göre görüşmede, SDG ile 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın uygulanmasının tamamlanması ve SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin takip edilmesi ele alınmıştı.


Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.


Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün, Sudan halkına, ‘düşmanlar ve art niyetliler’ olarak nitelendirdiği kesimlerin, ülkeye bir hava ambargosu uygulanması konusunda yaydığı söylentilere aldırış etmemeleri çağrısında bulunarak, ‘isyancıların kirlettiği her karış Sudan toprağı kurtarılana dek Onur Savaşı'nda ilerlemeye devam edeceklerini’ vurguladı.

Egemenlik Konseyi'nin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre Orgeneral Burhan, başkent Hartum'da düzenlenen polis kuvvetleri subaylarının 22. dönem mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, “Sudan'a yaptırımlar uygulanabileceğine dair konuşulanlar bizi etkilemez. Canımız ve kaderimiz Allah'ın elinde” ifadelerini kullandı.

Washington, dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

hyju
New York’ta düzenlenen BMGK oturumundan bir kare (BM)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre yirmi yılı aşkın bir süredir Darfur'a uygulanan silah ambargosunun, hakkında yeni bir karara varılmaması halinde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor. Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi ise BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bir oylama yapılmasını gerektiriyor.

Rusya'nın veto hakkı

Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos, toplantı sırasında, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmaya sürükleme tehlikesi yarattığı göz önüne alındığında, BMGK’nın çatışmanın körüklenmesini sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.

Orgeneral Burhan, ulusal diyaloğa katılmayan sivil siyasi güçleri eleştirdi

Öte yandan Orgeneral Burhan, ülke içindeki ulusal diyalog çağrısına olumlu yanıt vermeyi reddeden siyasi ve sivil güçleri eleştirerek, “Yurtdışındaki otellerde kalıp Sudan halkına boyun eğdirmek amacıyla uygulanan yaptırımları alkışlayanlara mesajımız şu: ‘Bu halk asla boyun eğmeyecek, asıl hüsrana uğrayan siz olacaksınız’” dedi.

Orgeneral Burhan sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar halkı bir daha asla yönetemeyecekler. Zira halk, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) ve şu anda Sumud İttifakı olarak bilinen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'ni bir daha siyaset sahnesinde görmek istemiyor.”

Eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı’nın da aralarında bulunduğu savaş karşıtı Sudanlı siyasi ve sivil güçler, bu adımın Sudan'ın fiilen bölünmesini kalıcı hale getirdiğini savunarak Burhan'ın diyalog çağrısını reddettiklerini duyurmuştu.