Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Lübnan’da parlamentonun gözetimi olmadan harcanan IMF fonları için hesap verebilirlik çağrısında bulunuldu

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
TT

Lübnan hükümeti, IMF fonlarının bitmesinin ardından finansal krizde

Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)
Fransa Cumhurbaşkanlığı Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Cuma günü Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri'yi ziyaret etti. (Lübnan Temsilciler Meclisi)

Lübnan Merkez Bankası Başkan Vekili Vesim Mansuri'nin, yasal güvencesi olmadığı takdirde büyük hükümet masraflarını karşılamak için fon aktarmayı reddetmesinin ardından Necib Mikati başkanlığındaki hükümet, Bakanlar Kurulu tarafından dağıtılan Uluslararası Para Fonu (IMF) fonlarının tükenmesiyle yeni bir finansal krizle karşı karşıya kaldı.

Temsilci Mark Dav, Temsilciler Meclisi Genel Sekreterliği aracılığıyla hükümete bu konuyla ilgili bir soru yönelterek, hükümetin “Lübnan'ın Eylül 2021'de IMF'den aldığı 1.139 milyar dolarlık tutarı harcadığını” açıkladı. Uzmanlar ise devletin “kamu maaşlarını ödeyemez hale geleceği ve iki seçenekle (ya sokaktaki insanlarla yüzleşileceği ya da IMF'nin şartlarına boyun eğerek reformlara başlanılacağı) karşı karşıya kalacağı” uyarısında bulundu.

Lübnan Maliye Bakanlığı, IMF fonlarının ödenmesini devletin bu fonlara olan ihtiyacının gerektirdiği zorunluluklar nedeniyle gerekçelendirdi. Maliye Bakanlığı'ndan resmi bir kaynak Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Bakanlığın özel para çekme fonlarından harcadığı her şey belgelerle belgeleniyor. Bakanlık bu fonları kanser ilaçları, tedavi edilemeyen rahatsızlıklar, kronik hastalıklar, böbrek diyalizi ve buğday alımına destek, Lübnan'ın elektriğini ve yakıt alımını desteklemek ve Dünya Bankası ve diğerlerine olan borçları geri ödemek için kullandı. Geriye kalan tutar ise yaklaşık 70 milyon ABD doları.”

Diğer yandan Maliye ve Bütçe Komisyonu Başkanı Temsilci İbrahim Kenan, “Hükümet ve cumhurbaşkanının bu fonları yürürlükteki mali kanunlara aykırı olarak ve Meclis'e sundukları taahhütleri ihlal ederek harcadığı” değerlendirmesinde bulundu. Finans ve Ekonomi Uzmanı Sami Nadir, “Özel fonların harcanması, devletin dış dünya nezdindeki güven eksikliğini devam ettiriyor” ifadesini kullandı.

Dünya Bankasına göre Lübnan, modern tarihinin en derin ekonomik krizine sahne oluyor. Krize müdahale edecek etkin bir hükümetin olmaması, siyasi partiler arasındaki çekişmeler ve herhangi bir mali kaynağın bulunmaması nedeniyle ülkenin sorunlarına da bir çözüm sunulamıyor.

Lübnan ekonomisi ne durumda?

Lübnan özellikle 2019’dan bu yana ciddi bir ekonomik krizle mücadele ediyor. Lübnan Merkez Bankasındaki dolar likidite sorunu ve döviz rezervlerinin erimesi, ülkede başka ciddi krizlerin de patlak vermesine yol açtı.

Ekonomik krizden önce yaklaşık 440 dolar civarında olan asgari ücret, Lübnan lirasındaki değer kaybı nedeniyle 30 doların altına kadar düştü.

Akdeniz'in küçük ülkesi Lübnan'ın resmi olmayan verilere göre nüfusu Suriye ve Filistinli mültecilerle birlikte yaklaşık 7 milyon. Lübnan özellikle 2019'dan bu yana her geçen gün kötüleşen ekonomik krizle mücadele ediyor.

Dünya Bankasının Ağustos 2022'de yayımlanan Lübnan'a ilişkin son raporunda, söz konusu ekonomik daralmanın ancak savaşa sahne olan ülkelerde yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Rapora göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası, 2018'de yaklaşık 55 milyar dolarken, 2021'de 20,5 milyar dolara kadar düştü.

Lübnan lirası dolar karşısında son 3 yılda yüzde 95'e varan değer kaybı yaşadı. 1 ABD doları, Ağustos 2019'da 1500 Lübnan lirasıyken, şu anda 40 bin Lübnan lirasına yaklaşmış durumda.

Yerel para birimindeki değer kaybı halkın alım gücünü büyük oranda zayıflattı. Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonuna (ESCWA) göre Lübnan para birimi değer kaybetmeden önce en düşük rütbeli ordu mensubu 900 dolar kazanırken halihazırda eline 50 dolardan daha az bir maaş geçiyor.

ESCWA ve Lübnan Başbakanı Necib Mikati'ye göre halkın yüzde 80'i de yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi veriyor. Dünya Bankasına göre ülkenin önemli mali kaynakları son 30 yılda yanlış para politikası nedeniyle heba edildi.

Lübnan hükümetine göre ülkedeki finansal kayıp 70 milyar dolar civarında ve bunun daha da artmasından endişe ediliyor.

Hükümet neden tedbir alamıyor?

Krizin patlak verdiği 2019'dan bu yana ülkede sorunun üzerine gidebilecek güçlü bir siyasi irade mevcut değil.

Lübnanlı siyasi partiler, mali kaynakların heba edilmesi ve yolsuzluk nedeniyle sadece birbirini suçluyor. Geçmiş dönemlerin aksine siyasi partiler arasındaki kutuplaşma her geçen gün artıyor.

15 Mayıs 2022'de yapılan son seçimlerin üzerinden yaklaşık 5 ay geçmesine rağmen henüz hükümet kurulamadı. Mecliste parçalı bir siyasi dağılım var ve hiçbir taraf tek başına hükümeti kurma gücüne sahip değil.

Ülkede ekonominin iyileştirilmesi için hükümet ve Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında 3 yıldır görüşmeler devam ediyor. IMF ve Lübnan arasında 3 milyar dolarlık kredi için Nisan 2022'de ön anlaşmaya varılmıştı. Ancak IMF, kredi vermek için hükümete birtakım şartlar sundu.

IMF'nin yerine getirilmesini istediği şartlar ise "2022 bütçesinin Meclis tarafından onaylanması, Merkez Bankası kayıtlarının adli denetime tabi tutulması, finansal suçlara karşın banka yasasında düzenlemeye gidilmesi, şeffaflığın artırılması ve banka sektörünün yeniden şekillendirilmesi" olarak biliniyor.

Devlet memurları ne durumda?

Memur maaşlarında dolar cinsinden yüzde 90'a varan değer kaybı yaşanırken şu ana kadar hükümet nezdinde maaşların iyileştirilmesi için somut bir adım atılmadı.

Alım gücünün düşmesi ve maaşların iyileştirilmemesi nedeniyle Lübnan'da ağustos ayından bu yana neredeyse tüm devlet dairelerinde grev var. Memurların bazıları haftanın sadece birkaç günü mesai yapıp, başka bir işte çalışarak geçimini sağlıyor.

Lübnan Araştırma Merkezi ve Lübnan Amerikan Üniversitesinin bu ay yayımladığı ortak rapora göre devlette çalışan öğretmenlerin yüzde 75'i mesleği bırakmayı düşünüyor.

Raporda, ekonomik kriz nedeniyle öğretmenlerin yüzde 66'sının ek işte çalışmak zorunda olduğu, aynı zamanda yüzde 65'inin yine geçimini sağlamak için borçlandığına yer verildi.

Dünya Sağlık Örgütüne göre ülkedeki hastaneler de neredeyse yüzde 50 kapasiteyle çalışıyor.

Lübnan Doktorlar Sendikası Başkanı Şeref Ebu Şeref, Kasım 2021'de AA muhabirine yaptığı açıklamada ülkedeki doktorların dörtte birinin Lübnan'ı terk ettiğini söylemişti.

Ekonomik çöküş toplumu nasıl etkiliyor?

Birikimlerini tamamen kaybettiklerine inanan birçok Lübnanlı yasal veya yasal olmayan yollardan ülkeyi terk etmeyi planlıyor.

ABD merkezli Gallup anket şirketi tarafından 2021'de yapılan bir saha araştırmasına göre Lübnanlıların yüzde 63'ü kötü yaşam koşulları nedeniyle ülkeyi kalıcı bir şekilde terk etmek istiyor. Araştırmaya göre bu oran krizden önce sadece yüzde 26 idi.

Ülkenin en fakir ve hükümet tarafından ihmal edildiği düşünülen kentleri Trablusşam ve Akkar.

Dünya Bankasının 2017'de yayınladığı bir raporda, 500 bin nüfusa sahip Trablusşam, Akdeniz'in en fakir liman kenti olarak tanımlanmıştı.

Trablusşam'dan hemen her gün onlarca kişi daha iyi bir yaşam hayaliyle "ölüm tekneleri" olarak nitelenen düzensiz göçmen teknelerine binerek ülkeden ayrılmaya çalışıyor. Son olarak 24 Eylül'de Trablusşam'dan yola çıkan teknenin batması sonucu 94 kişi hayatını kaybetmişti.

Ekonomik kriz ülke altyapısını nasıl etkiledi?

Krizin vurduğu sektörlerin başında elektrik geldi. Lübnan dışarıdan ithal ettiği akaryakıt ve doğal gazla "çok yüksek maliyetli" bir şekilde elektrik üretiyordu.

Ancak Lübnan Merkez Bankasının döviz rezervlerinin erimeye başlaması nedeniyle Banka, yakıta verilen devlet desteğini kaldırdı. Ardından altyapısı güçlendirilmeyen elektrik santralleri yarı kapasiteli çalışmaya başladı.

Yakıt bulamayan santraller elektrik üretemeyince tüm ülke karanlığa gömüldü. Şu anda sadece günlük bir saat devlet elektriği bulunurken, çok maliyetli olan özel jeneratörlerle evler aydınlatılmaya çalışılıyor.

Lübnan Jeneratörler Birliği Başkanı Abdo Saad, 7 Ocak'ta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki 7 bine yakın jeneratörün elektrik üretebilmek için günlük yaklaşık 4 milyon litre mazot harcadığını belirtmişti.

Çöken elektrik altyapısı nedeniyle Lübnan genelinde tüketilen mazot da ciddi hava kirliliği oluşturdu.

Banka sektörü de ekonomik çöküşten ciddi zarar gördü. Hükümet döviz rezervlerinin erimesinin önüne geçmek için tüm bankalardaki mevduat hesaplarını dondurdu. Bankalardaki paralarını çekemeyen bazı Lübnanlılar, bankalara baskın düzenlemeye başladı. Yol, tünel ve birçok altyapı projesi kriz nedeniyle askıda kalırken, yenileme ve bakım çalışmaları da yapılamıyor.

Lübnan'daki yollar bakımsızlıktan dolayı her geçen gün daha kötü bir hal alıyor. Ülkedeki tüneller de elektrik sorunu nedeniyle ışıklandırılamıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.