Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin: Kalkınma Yolu Projesi, çok stratejik bir proje

Fuad Hüseyin, Türkiye-Irak ilişkilerinde işbirliğini vurgulayarak, "Türkiye'yle çok taraflı ilişkilerimiz bulunuyor. Proje (Kalkınma Yolu Projesi) ise çok stratejik bir proje" dedirak'ın güneyini, Basra'yla ve Tür

Fuad Hüseyin (AA)
Fuad Hüseyin (AA)
TT

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin: Kalkınma Yolu Projesi, çok stratejik bir proje

Fuad Hüseyin (AA)
Fuad Hüseyin (AA)

Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu için New York'ta bulunan Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Kalkınma Yolu Projesi, terör örgütü PKK'yla mücadele ve enerji ile güvenlik işbirliği hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Hüseyin, Türkiye-Irak Kalkınma Yolu Projesi'ne değinerek, "Türkiye'yle çok taraflı ilişkilerimiz bulunuyor. Proje ise çok stratejik bir proje. Irak'ın güneyini, Basra'yla ve Türkiye'yle, buradan Avrupa'yla bağlamayı hedefliyor. Hem Irak için hem de tüm bölge için çok önemli bir proje" ifadesini kullandı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bağdat'a ve genel olarak Irak'a gelmesini hevesle bekliyoruz" diyen Hüseyin, halihazırda iki ülke arasındaki ilişkilerin iyi düzeyde olduğunu ve Erdoğan'ın ziyaretinin ilişkilere ilave ivme katacağını, bağları güçlendireceğini kaydetti.

Hüseyin, düzenlenmesi planlanan ziyarete ilişkin büyük beklentilerin olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin çok boyutlu olduğunu dile getirdik. İşbirliği yaptığımız alanları geliştirmeyi umuyoruz. Birlikte çözmemiz gereken bazı sorunlar da mevcut. Bu alanlarda daha fazla işbirliği yapmalıyız. Özellikle güvenlik alanında. Bu çerçevede ilişkilerimizi etkileyen bir sorun bulunduğunu dile getirebilirim ancak müzakere ve diyalogla bunu çözme konusunda kararlıyız. İki temel husus var. Birincisi; Irak, Ceyhan'dan geçen petrol boru hattından halihazırda ihracat yapamıyor. İkincisi ise Paris'teki tahkim süreciyle ilgili. Türkiye, bu süreci tatmin edici bulmuyor.

Neticede, oturup söz konusu sorunlara birlikte çare bulmalıyız. Bir seçenek, iki hususu birbirinden ayıracağız ve Paris süreci ile boru hattı arasında bağlantı kurulmayacak. Eğer boru hattının açılması ile Irak Kürdistanı'nın petrol ihracatı ve Paris süreci arasında bağlantı kurulmaya devam edilecekse de görüşüp bir yol bulmalıyız. Boru hattının kapanması Irak için büyük güçlük teşkil ediyor. Irak Kürdistan bölgesi, bu nedenle günde yaklaşık 400 bin varil ihracatı yapamıyor, özellikle petrol fiyatlarının çok yüksek seyrettiği bu günlerde, bu durum Irak ve Irak Kürdistanı'na mali kayıp anlamına geliyor.

(AA)

"(İran rejimi karşıtı) Gruplar, inşa edilen 5 mülteci kampına yerleştirildi"

Hüseyin, İran'ın Irak topraklarındaki bazı örgütlerin yerinin değiştirilmesi için verilen sürenin 19 Eylül'de dolarken, son duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

Birkaç gün önce Tahran'daydım. Uzun ve verimli görüşmeler gerçekleştirdim. Hem mevkidaşımla hem de İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile verimli bir görüşme yaptım. Görüşmelerin bir kısmı, söz konusu verilen süre ve Irak Kürdistanı'nda bu gruplara nasıl muamele ettiğimizle ilgiliydi. Bağdat ve Tahran arasında bir güvenlik anlaşması bulunuyor. Aynı zamanda Bağdat ve Erbil arasında da bu gruplara nasıl davranılacağı yönünde işbirliği mevcut. Kürt Bölgesel Yönetimi, Irak federal hükümetiyle işbirliği yaparak sınırda askeri faaliyet gösteren bazı grupları ikna edebildi. Söz konusu gruplar, inşa edilen 5 mülteci kampına yerleştirildi. Onlara mülteci muamelesi yapıyoruz. Irak Anayasa'sına bağlıyız. Anayasamız, hiçbir örgüt ya da grubun Irak topraklarından komşu ülkelere saldırı düzenlemesine izin vermiyor. Bu gruplarla, Anayasamız çerçevesinde mücadele ediyoruz. Ancak çok şükür İran tarafıyla yürüttüğümüz olumlu diyalog sonucunda da saldırıları durdurabildik.

"Türkiye'nin PKK mevcudiyetinden duyduğu rahatsızlığı anlıyoruz"

Türkiye ile Irak arasında güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi için çalışmalar yürütülürken, terör örgütü PKK'yı etkisiz hale getirme çabaları hakkında konuşan Hüseyin, "Anayasa, hiçbir grup ya da örgütün başka bir ülke hilafına Irak topraklarında faaliyet göstermesine izin vermez. PKK'nın Irak topraklarındaki faaliyetleri konusunda tutumumuz net" diye konuştu.

Hüseyin, "Türkiye'nin sınıra yakın yerlerde PKK mevcudiyetinden duyduğu rahatsızlığı anlıyoruz" diyerek, Irak federal hükümetinin, bölgesel yönetimin ve Türkiye'nin birlikte oturarak bir plan tasarlaması gerektiğinin altını çizdi.

Konunun iki taraf için de çözüme kavuşmasını istediklerine işaret eden Hüseyin, çözümün Türkiye ve Irak arasında barışçıl müzakereler yürütmekten geçtiğini dile getirdi.

Hüseyin, PKK'yı neden terör örgütü ilan etmediğine ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:

Biz, Türk hükümetinin görüşlerini dikkate alıyoruz ve endişelerini gidermeye çalışıyoruz. Asıl mesele, nasıl işbirliği yapabiliriz? Bu sorunu çözmek için Irak federal hükümeti, bölgesel yönetim ve Türkiye nasıl işbirliği yürütebilir ve ortak plan tasarlayabilir? Farklı yöntemler mevcut. Örneğin; İran'la bir güvenlik anlaşması üzerinde anlaştık. Türk tarafıyla da bu seçeneği görüşebiliriz. Hem Türkiye'nin güvenliğini sağlayıp hem de Irak'ın egemenliğini korumak için ne yapabiliriz? Müzakerelerle bu sorunu çözmek için anlaşmaya varacağımıza inanıyorum.

"Kerkük, tüm kesimlerin birlikte yaşadığı bir şehir olmalı"

Hüseyin, Kerkük'te yaşanan olaylardan kimin fayda sağladığını tespit etmeye çalışmadığını ancak genel anlamda demokrasiye, toplumun farklı kesimlerinin birlikte yaşamına karşı çıkanların ön plana çıktığını belirtti.

Kerkük'ün, Irak'ın bir parçası olarak barış şehri olmaya devam etmesi gerektiğini vurgulayan Hüseyin, "Tüm Irak toplumunun kesimlerinin birlikte yaşadığı bir şehir olmalı. Bu sorunları yaratanlar, demokrasi ve barışa karşı çıkanlar" ifadelerini kullandı.

Hüseyin, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ABD Başkanı Joe Biden'la yakın zamanda bir görüşmesi olup olmayacağına ilişkin "Halihazırda ikili arasında planlanmış resmi bir görüşme bulunmuyor. Ancak ben, mevkidaşım Antony Blinken'la bir görüşme gerçekleştireceğim" dedi.



Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
TT

Bill Clinton, Epstein soruşturmalarında kamuya açık duruşma yapılmasını talep etti

 ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)
ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi Başkanı James Comer'ın, Bill ve Hillary Clinton'ın Epstein skandalıyla ilgili komite soruşturmasında ifade vermeyi reddetmeleri nedeniyle kongre emirlerini ihlal edip etmeyecekleri konusunda oylama yapılacak toplantıdaki konuşması sırasında, (Reuters)

ABD eski Başkanı Bill Clinton, cinsel suçlardan hüküm giymiş iş insanı Jeffrey Epstein ile olan ilişkisi hakkında ifade vermek üzere ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi önüne çıkacak. Oturum kapalı yapılacak olsa da Clinton, görüşmenin video kaydına alınması planına itiraz ediyor.

Clinton, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu düzenlemeden kim fayda sağlıyor? Epstein’ın adaleti hak eden mağdurları değil, gerçeği hak eden kamuoyu da değil. Bu yalnızca partizan çıkarlara hizmet ediyor. Bu, gerçekleri ortaya çıkarma çabası değil, düpedüz siyasettir” ifadelerini kullandı.

Komite Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci James Comer ise Bill Clinton ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın ifadelerinin kapalı kapılar ardında alınmasında, video ile kaydedilmesinde ve yazılı tutanağa dökülmesinde ısrarını sürdürüyor. AP’nin haberine göre Clinton’ın dün yaptığı açıklamalar, Comer üzerinde baskı kurmayı amaçlayan ve kendisi ile eşinin ifadelerinin kamuoyuna açık şekilde alınmasını talep eden süregelen kampanyanın bir parçası.

Demokratlar, söz konusu soruşturmanın meşru bir denetim aracı olarak kullanılmak yerine, Başkan Donald Trump’ın siyasi rakiplerine saldırmak için silaha dönüştürüldüğünü savunuyor. Demokratlar ayrıca, Epstein ile yakın ilişkisi olduğu bilinen Trump’ın ifadeye çağrılmamış olmasına dikkat çekiyor.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler daha önce, Bill ve Hillary Clinton’ın ifadeye gelmemeleri halinde “mahkemeye saygısızlık” oylaması yapılabileceği tehdidinde bulunmuştu. Çift,sonradan ifade vermeyi kabul etti.

Dışişleri Eski Bakanı Hillary Clinton, kendisinin ve eşinin Cumhuriyetçilerin liderliğindeki Denetim Komitesi’ne “bildikleri her şeyi” ilettiklerini söyledi. Clinton perşembe günü yaptığı açıklamada, “Eğer bu mücadeleyi istiyorsanız… gelin bunu açıkça yapalım” ifadelerini kullandı.

Jeffrey Epstein (Reuters)Jeffrey Epstein (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, geçen hafta Epstein dosyaları olarak bilinen belgelerin son bölümünü yayımladı. Bu belgeler, 2019 yılında cezaevindeyken intihar ettiği açıklanan Epstein’a ilişkin soruşturma kapsamında 3 milyondan fazla belge, fotoğraf ve videodan oluşuyor.

Bu dosyalarda Bill Clinton’ın adı sıkça gemesine rağmen, Clinton ailesinden herhangi birinin suç teşkil eden bir faaliyete karıştığını gösteren delil bulunmuyor. Eski başkan, 2000’li yılların başında Clinton Vakfı’yla bağlantılı insani çalışmalar kapsamında Epstein’ın uçağıyla seyahat ettiğini kabul etmiş, ancak Epstein’ın özel adasını ziyaret ettiğini reddetmişti.

2016 yılında Trump’a karşı başkan adayı olan Hillary Clinton ise Epstein ile anlamlı bir etkileşimi olmadığını, uçağıyla hiç seyahat etmediğini ve adasını asla ziyaret etmediğini ifade etti.


Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.