Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
TT

Hindistan-Kanada ilişkilerinde ayrılıkçı Sih örgütü gerilimi

Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Kanada ile Hindistan arasındaki diplomatik ilişkiler, ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın geçtiğimiz pazartesi günü Kanada'da vurularak öldürülmesinden sonra gerildi. İki ülke, ilişkilerini son yılların en düşük seviyesine indirirken karşılıklı olarak diplomatlarını sınır dışı etti. Ottawa hükümeti, Yeni Delhi'yi suikastın arkasında olmakla suçladı. Yeni Delhi ise suçlamayı reddetti.

Son gelişmeler

Associated Press’in (AP) haberine göre, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, pazartesi günü Kanada Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, Kanada'nın British Columbia eyaletinde Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın öldürülmesi hakkında açıklamalarda bulundu. Trudeau, suikastin arkasında Hindistan hükümetinin olabileceğine dair ‘ikna edici’ iddiaları araştırdıklarını söyledi.

Başbakan Trudeau’nun sözlerinin ardından Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, üst düzey bir Hint diplomatın ülkeden sınır dışı edildiğini açıkladı.

Öte yandan Hindistan hükümeti, salı günü kendisine yöneltilen suçlamayı reddeden bir açıklama yaparak Kanadalı diplomatları ‘iç işlerine’ müdahale etmekle suçladı. Bununla yetinmeyen Yeni Delhi, Ottawa’yı dikkatleri Hindistan'ın kuzeyindeki Pencap eyaletinde faaliyet gösteren ayrılıkçı Sih hareketi KLF üyelerine çekmeye çalışmakla da suçladı. KLF 1980'li yıllarda bağımsızlık amacıyla Yeni Delhi hükümetine karşı silahlı isyan başlatmıştı. Hindistan hükümeti bu isyanı bastırmıştı.

csdfvg
Sih lider Hardeep Singh Nijjar’ın cenaze töreninde tabutunu taşıyan sevenleri, 25 Haziran 2023, Kanada, British Columbia, Surrey (AP)

İki ülke arasındaki ilişkiler kötüleşirken Hindistan, dün, Kanada'daki vatandaşlarını ve Kanada’ya gitmeyi planlayanları dikkatli olmaya çağırdı. Kanada, başta öğrenciler olmak üzere Hindistan vatandaşları için en cazip seyahat destinasyonu olarak görülüyor. 2022 yılı verilerine göre yaklaşık 300 bin Hint öğrenci Kanada'da yüksek öğrenim görüyor.

Diplomatik anlaşmazlığın işaretleri

Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik anlaşmazlığın ilk işaretleri, bu ayın başlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin katıldığı G20 zirvesinde görüldü.

Kanada Başbakanı Trudeau, G20 liderlerinin katıldığı resmi akşam yemeğine katılmadı. AP'in Hindistan basınından derlediği habere göre, Trudeau’nun Hindistan Başbakanı Modi ile ikili görüşme yapmak yerine kısa bir konuşmayla yetinmesinin onu ‘küçük düşürmesine’ neden olduğu belirtildi.

gth
Kanada Başbakanı Trudeau, başkent Ottawa’daki Kanada Avam Kamarası'nda konuşuyorken, 19 Eylül 2023 (Reuters)

Hindistan tarafından yapılan resmi bir açıklamaya göre Modi, Trudeau ile yaptığı kısa görüşmede, Kanada hükümetinin ayrılıkçı Sihlere karşı hoşgörülü davranmasından duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Trudeau’nun Hindistan ziyareti, uçağının arızalanması ve Yeni Delhi’de planlanandan 36 saat daha kalmak zorunda kalması nedeniyle can sıkıcı bir şekilde sona erdi.

Trudeau, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Modi ile ilişkilerindeki soğukluğun, Hindistan Başbakanı’nın G20 zirvesinde Kanada'nın suikast şüphesiyle yüz yüze gelmesinden kaynaklandığını söyledi.

Kanada, Hardeep Singh Nijjar’ın British Columbia eyaletinde, maskeli silahlı kişilerce öldürülmesinde Hindistan hükümetinin parmağı olduğuna dair henüz herhangi bir kanıt sunmadı.

dfegr
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 10 Eylül 2023 pazar günü Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen G20 zirvesinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile bir araya geldi (AP)

Anlaşmazlık Batı için utanç kaynağı

AP’in haberine göre uzmanlar, Ottawa ile Yeni Delhi arasındaki diplomatik gerilimin ABD’nin iki müttefiki arasındaki ilişkilerde kalıcı bir çatlak yaratıp yaratmayacağını takip ediyor. Zira böyle bir çatlak, Asya'da Çin'e karşı bir denge unsuru olarak Hindistan'ı kazanmak ve Ukrayna'daki savaşta destek isteyen Batı ülkeleri için işleri kritik hale getirecektir.

Batı ülkeleri, Soğuk Savaş döneminde, özellikle Ukrayna savaşı sırasında, Moskova’yı tecrit etme çabalarında Hindistan’ı müttefiki Rusya'dan uzaklaştırmaya çalıştı.

İngiltere ve ABD gibi Hindistan’ın müttefiki olan ülkeler, cinayetten duydukları endişeleri dile getirse de Hindistan'ın suikastta parmağı olduğuyla ilgili iddiayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

xdfg
Şih lider Hardeep Singh Nijjar’ın Kanada'da öldürülmesinden sonra Pakistan'ın Peşaver kentinde düzenlenen yürüyüşten bir kare, 20 Eylül 2023 (AFP)

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, salı günü yaptığı açıklamada, Kanada’nın iddialarının ‘kaygı verici’ olduğunu ve Canberra'nın gelişmeleri yakından takip ettiğini, meselenin Hindistan ile gündeme getirildiğini söyledi.

ABD merkezli RAND Corporation isimli düşünce kuruluşunun kıdemli savunma analisti Derek Grossman, Hindistan sorunun çözülmesini bekliyor.

Yeni Delhi'nin endişeleri ikili ilişkiler üzerinde baskıya yol açtı

AP’in haberine göre Yeni Delhi'nin Kanada’daki ayrılıkçı Sih gruplarla ilgili endişeleri iki ülke arasındaki ilişkiler üzerinde uzun süredir baskıya neden oluyordu. Ancak iki ülke, aralarındaki güçlü savunma ve ticaret ilişkilerini sürdürdü. Bunun yanında Çin'in küresel hedeflerine karşı aynı stratejik çıkarları paylaşıyorlar.

Hindistan, Kanada'yı yıllardır, bağımsızlık isteyen ayrılıkçı Sih örgütü KLF’nin lideri Hardeep Singh Nijjar da dahil olmak üzere Sih ayrılıkçılara özgürlük sağlamakla suçluyor.

KLF’nin isyan hareketi onlarca yıl önce sona ererken Modi hükümeti, Sih ayrılıkçıların geri dönemeye çalıştıkları konusunda uyardı. Modi hükümeti, Sihlerin nüfusun yüzde 2'sinden fazlasını oluşturduğu Kanada gibi ülkelere, Sih ayrılıkçıların durdurulmaları için daha fazlasını yapmaları konusunda baskı uygulamaya devam etti.

cdsv
Sih örgütü sözcüsü Moninder Singh, Surrey'deki Sih tapınağı Guru Nanak önünde gazetecilerle konuşmak için beklerken geçen bir kuş sürüsü, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, geçtiğimiz haziran ayında Kanada’yı eleştirmişti. Kanada, Hindistan'ın en kutsal Sih tapınaklarını yakmasına misilleme olarak Başbakan Indira Gandhi'ye düzenlenen suikastı tasvir eden bir geçit töreni düzenlenmesine izin vermişti. Reuters’ın haberine göre Hindistan, bu geçit törenini Sih ayrılıkçıların isyan hareketine yapılan bir güzelleme olarak değerlendirdi.

sxdcf
Hindistan'daki ayrılıkçı Sih örgütü Halistan Kurtuluş Gücü'nün (KLF) lideri Hardeep Singh Nijjar’ın vurularak öldürüldüğü Kanada'nın British Columbia eyaletine bağlı Surrey kentindeki Sih tapınağı Guru Nanak dışında asılı Halistan bayrakları, 18 Eylül 2023 (AP)

Hindistan, Sih ayrılıkçıların ve destekçilerinin Kanada, İngiltere, ABD ve Avustralya'da diplomatik misyonları önünde düzenledikleri gösterilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Söz konusu ülkelerin yerel yönetimlerinden diplomatik misyonlar önünde daha iyi güvenlik önlemleri alınmasını talep etti.

Washington Post gazetesinin haberine göre, 24 milyonu Hindistan’da olmak üzere dünyada yaklaşık 26 milyon Sih nüfusu var. Sihler, Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 1,7’sini oluşturuyor. Sihliğin ilk kez 15’inci yüzyılda ortaya çıktığı Pencap’ta nüfusun çoğunluğu Sihlerden oluşuyor. Bugün, Yeni Delhi'deki Sih ayrılıkçı hareketi KLF, Hindistan'daki Sihlerden bir miktar destek görürken Kanada başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki Sih diasporası arasında popüler hale geldi.

Modi'nin Batı'daki imajının zedelenmesi

AP'in haberine göre bazı uzmanlar, Sih isyanı meselesinin Hindistan ile Kanada arasındaki ilişkilerde önemli bir yer kaplamasa da bu durumun değişebileceğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center Güney Asya Enstitüsü Müdürü Michael Kugelman, ne Kanada ne de Hindistan’ın ilişkilerin zarar görmesini istemediklerini belirtti. Kugelman, son birkaç gündür yaşananların ardından bunun olmasını engellemekte zorlanacaklarını sözlerine ekledi.

Gerginliklerin Kanada’yı Hindistan ile yeni bir ticaret anlaşmasına ilişkin müzakereleri durdurmaya itmiş olabileceğini söyleyen Kugelman, ‘iki ülkenin ilişkilerinin pek çok kişinin istediği kadar esnek ve güvenli olmadığının’ altını çizdi. Kugelman, iki ülkenin de birbirleri için nispeten küçük ticaret ortağı olduklarını, ancak ticaret anlaşmasının destekçilerinin bunun her ikisi için de istihdamı ve gayri safi yurtiçi hasılayı (GSYİH) artırabileceğini savundu.

fgefbhe
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, başkent Yeni Delhi'deki Hindistan Parlamentosu'nda yapılacak beş günlük özel oturuma katılmak üzere geldiği sırada orada bekleyen basın mensuplarını selamladı, 18 Eylül 2023 (Reuters)

Kugelman, Kanada'nın suikastta Hindistan hükümetinin parmağı olduğu iddialarının, Modi'nin Batı'da büyüyen yumuşak gücüne de zarar verebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, ahlaki değerlerin dış ilişkilere yön veremediğinin altını çizdi.

Kugelman, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Batılı demokrasiler, özellikle Çin ile mücadele noktasında Hindistan’ı stratejik hesaplarının dışında tutmaya çalışmayacaklar. Stratejiye dayalı yakınlaşmalar daha ağır basacaktır.

Modi, Hindistan’ı yükselen bir küresel güç olarak göstermeye çalışarak bir yanda gelişmekte olan ülkeler ve Rusya, diğer yanda Batı ile ilişkileri bir arada tutmaya özen gösterdi.

Yeni Delhi Merkezli Politika Araştırmaları Merkezi'nden Sushant Singh, son gelişmelerin Hindistan üzerinde baskı oluşturacağını, Yeni Delhi’nin bunun yansımalarını kontrol altına almak için çok çalışması gerekeceğini söyledi.

Suikasta kurban giden Hardeep Singh Nijjar kimdir?

ABD merkezli CNN tarafından dün yayınlanan bir habere göre, Hardeep Singh Nijjar, ‘Halistan’ adıyla biliniyor. Nijjar, Hindistan'ın Pencap eyaletinin bazı kısımlarını da kapsayacak şekilde Hindistan'dan bağımsız bir Sih devletinin kurulmasını isteyenlerin öncülerinden biriydi.

Najjar’ın lideri olduğu ayrılıkçı Sih hareketi KFL, Hindistan’da yasaklandı. Çünkü Yeni Delhi, KLF’yi ülkenin güvenliğine karşı bir tehdit olarak görüyor. KLF ile ilişkili bazı gruplar, Hindistan'ın 1967 tarihli Yasadışı Faaliyetleri Önleme Yasası (UAPA) kapsamında ‘terör örgütleri’ olarak sınıflandırıldı.

rth

CNN, Nijjar’ın 2020 yılında Hindistan Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından bağımsız Halistan’ı kurmak için dünyanın dört bir yanındaki Sih topluluğunu radikalleştirmeye çalışmakla suçlandığını hatırlattı. Ayrıca, Nijjar’ın adının Hindistan İçişleri Bakanlığı'nın teröristler listesinde yer aldığını bildirdi. NIA’ya göre Nijjar, Sihleri ​​referandumda ayrılma lehine oy kullanmaya, Hindistan Hükümeti'ne karşı kışkırtmaya ve şiddet eylemlerine katılmaya teşvik etmeye çalıştı.

Nijjar’ın arkadaşı ve Hindistan’ın en çok arananlar listesinde yer alan eski avukatı Gurpatwant Singh Pannun, Nijjar’ın kendisine yöneltilen ölüm tehditleriyle ilgili Kanada Kraliyet Atlı Polisi de dahil olmak üzere Kanadalı yetkililer tarafından en az üç kez uyarıldığını söyledi.

Pannun, CNN'e yaptığı açıklamada, Nijjar'a dikkatli olması ve ‘büyük sözler söylemekten kaçınması gerektiği’, aksi takdirde suikasta kurban gidebileceğinin söylendiğini de sözlerine ekledi.



İsrail: Artık seçim sandığında kazanmaya ihtiyaç duymayan azınlık

 İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Halil şehrindeki haftalık bir tura katılıyor, 11 Temmuz 2026 (Reuters)
İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Halil şehrindeki haftalık bir tura katılıyor, 11 Temmuz 2026 (Reuters)
TT

İsrail: Artık seçim sandığında kazanmaya ihtiyaç duymayan azınlık

 İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Halil şehrindeki haftalık bir tura katılıyor, 11 Temmuz 2026 (Reuters)
İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Halil şehrindeki haftalık bir tura katılıyor, 11 Temmuz 2026 (Reuters)

Ahmed Mahir

Haham Zvi Yehuda Kook 1982'de öldüğünde, hiçbir siyasi görevde bulunmamış, bir partiye liderlik etmemiş veya Knesset'te sandalye kazanmamıştı. Yine de İsrail siyaseti üzerinde ondan daha derin etkiye sahip olan çok az kişi olmuştur.

Hayatının büyük bir bölümünü Kudüs'te bir dini akademiyi yöneterek geçirdi ve burada küçük bir öğrenci grubuna babasından miras aldığı fikri aşıladı: İsrail'in kuruluşu sadece siyasi bir olay değil, “ilahi bir yolun” aşamasıdır ve “İsrail Toprakları” olarak tanımladığı topraklar üzerinde Yahudi egemenliği, müzakere konusu değil, dini bir görevdir.

On yıllarca, o sınıfın dışında neredeyse hiç kimse ona kulak vermedi. Sonra İsrail 1967 yılındaki savaşı kazandıktan sonra, öğrencileri ve takipçileri o sınıftan çıkarak öğrendikleri her şeyi uygulamaya koymak için harekete geçtiler. Yerleşim hareketini kurdular ve daha sonra aşırı dindar ve radikal Siyonist harekete mensup olacak nesillere öğretmen oldular.

Radikal öğretileri, kurucularının ölümünden sonra da varlığını sürdürdü ve bir nesil sonra kabine masasına kadar ulaştı.

Bugün, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich sadece bütçeyi kontrol etmekle kalmıyor, aynı zamanda işgal altındaki Batı Şeria'da Sivil Yönetimin yetkilerini de elinde bulunduruyor; bu yetkiler, yerleşimci ideolojinin rutin bürokratik prosedürler kılıfı altında uygulanmasına imkân tanıyor. Smotrich ve radikal meslektaşları, ilhakın siyasi çıkarlar tarafından dikte edilen bir seçim değil, “Tevrat hükmüyle emredilen bir hak” olduğunu savunuyorlar.

Fkkfk
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria'da, Kudüs dışında, Ma'ale Adumim yerleşim yeri yakınlarındaki E1 olarak bilinen kara koridorunun haritasını tutuyor, 14 Ağustos (AFP)

Radikal öğretileri, kurucularının ölümünden sonra da varlığını sürdürdü ve bir nesil sonra kabine masasına kadar ulaştı

Kültür Bakanı Amichai Eliyahu, hahamlar arasında üst düzey statüye sahip bir aileden geliyor. Büyükbabası, eski bir Sefarad baş hahamı ve 2005 yılında Gazze'den çekilmeye açıkça karşı çıkan önde gelen aşırılıkçı dini otoriteydi. Babası ise İsrail'in Arap vatandaşlarına yönelik ırkçı açıklamaları nedeniyle tekrar tekrar eleştirilen görevdeki bir baş hahamdır.

Eliyahu, belirli bir yönelimi değil, dini otoritelerin devletin nereden çekilip nereden çekilemeyeceğini belirlemede bağlayıcı söz hakkına sahip olduğu varsayımına dayanan kararlı bir pozisyonu miras aldı.

İşte mevcut anı farklı kılan şey de bu. Aşırılıkçı pozisyonlar artık işgal altındaki Batı Şeria'da  tepede bulunan bir yerde, radikal yerleşimcilerden yükselen bir çığlık değil; şimdi Binyamin Netanyahu liderliğindeki mevcut hükümet tarafından formüle ediliyor, finanse ediliyor ve uygulanıyor.

Eğer uzlaşmanın bir “günah” olduğuna inanıyorsanız, hiçbir argüman fikrinizi değiştiremez. Bakanlıklar bu şekilde düşünen insanlar tarafından yönetildiğinde, demokrasinin olağan denge ve denetleme mekanizmaları -yargı kararları, seçim sonuçları ve kabine içindeki oylamalar- denge ve denetleme işlevlerini kaybederek engellere dönüşür.

Radikal dini Siyonizm artık konumunu korumak için bakanlıklara ihtiyaç duymuyor. Varsayımları daha geniş çaplı bir kültüre, okullarda öğretilenlere, askerlere savundukları şeyin ne olduğuna dair söylenenlere, İsrail toplumunun giderek büyüyen bir kesiminin bugün açıkça söyleyebileceğini hissettiği şeylere yerleşmiş durumda. 7 Ekim saldırılarından bu yana geçen üç yıldaki değişim çarpıcı. Daha önce dini olarak nitelendirilen pozisyonlar, artık laik veya solcu Siyonist kamptaki destekçileri tarafından da basitçe “ulusal” olarak kabul ediliyor ve bunlara itiraz etmek, muhalefetten ziyade sadakatsizlik olarak yorumlanıyor.

Mcmdk
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus’un eski şehir bölümündeki pazarın bir bölümündeki bir ara sokakta devriye geziyor, 9 Ağustos 2026 (AFP)

"Breaking the Silence" (Sessizliği Bozma) örgütünün Genel Müdürü Nadav Weimann, örgütle ilgiili yaptığı bir söyleşide, İsrail ordusundaki askerlik hizmetiyle ilgili tanıklıklarını kaydetti. Sessizliği Bozma örgütü, İkinci Filistin İntifadası'nın başlamasından bu yana görev yapmış eski İsrail askerlerinden oluşuyor. Genç askerlerin her gün sivil nüfusla karşı karşıya gelmek zorunda kaldığı ve savaş suçlarına varan uygulamalara karıştığı bir gerçeklikte ödenen ağır bedel hakkındaki tanıklıklarını açıklayarak, kamuoyunda tartışılmasını teşvik ederek, işgal altındaki topraklardaki Filistinlilerin yaşamlarının sert gerçeklerini ifşa etmeyi kendilerine görev edinmişler.

Weimann “Son kırk yıldır radikal yerleşimci hareket, ilhak projesini gerçekleştirmek için devlet kurumlarını kontrol altına almaya çalışıyor. Bu hareket, siyasi alana sızmayı ve Eğitim Bakanlığı da dahil olmak üzere birçok bakanlığın kontrolünü ele geçirmeyi başardı. Ancak, yerleşimcilerin izole yaşam tarzı ve üst düzeylere erişimlerinin sınırlı olması nedeniyle İsrail ordusu içinde varlık kurmakta zorluklarla karşılaştı” diyor.

Weimann şöyle devam ediyor: “Bunun üstesinden gelmek için yerleşimciler, gençleri orduda komuta rollerine hazırlamak amacıyla askeri hizmet öncesi akademiler kurdular. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bugün, çoğu aşırı sağcı eğilimli yaklaşık 150 akademi bulunuyor. Haberler, yerleşimcilerin nüfusun yüzde 10'undan azını oluşturmalarına rağmen, İsrail ordusundaki yeni muharip subayların yüzde 50'sinden fazlasının bu akademilerden mezun olduğuna işaret ediyor. Bu eğilimin, hassas pozisyonlarda bulunan birçok üst düzey subay arasında da yansımaları oluyor ve bu da askeri kurum içinde derin bir ideolojik değişime işaret ediyor.”

Daha önce dini olarak nitelendirilen pozisyonlar, artık laik veya solcu Siyonist kamptan destekçileri tarafından da basitçe “ulusal” olarak kabul ediliyor ve bunlara itiraz etmek, muhalefetten ziyade sadakatsizlik olarak yorumlanıyor

Bar-Ilan Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü ve İsrail'in din ve siyaset üzerine önde gelen araştırmacılarından Eliezer Don-Yehiya bir bilimsel araştırmasında, küçük bir ultra-Ortodoks Yahudi grubunun çok daha büyük bir topluluğu nasıl temsil etmeye başladığından bahsediyor.

Don-Yehiya, dini Siyonizm içinde “milliyetçi Harediler” olarak adlandırdığı, yani milliyetçi bir yönelime sahip, dini açıdan daha katı ve siyasi olarak daha radikal bir grubun ortaya çıktığını belirtiyor. “Dini Siyonist topluluk içinde bir azınlık olsalar da eğitim alanındaki çalışmalarıyla bu topluluk içinde etkili bir konum elde ettiklerini” yazıyor.

Don-Yehiya, eğitim yoluyla etkisini marjinal kesimlerden yayan bir azınlıktan bahsediyor. Ancak gerçeklik, en azından son üç yıl boyunca bu tanımın ötesine geçti.

Bu azınlığın bugün kontrol ettiği şeylere bakın. Maliye Bakanlığı bütçeyi belirliyor ve ardından para yerleşim yerlerine, aşırı dindar Siyonist okullara ve onları destekleyen ideolojik ağlara akıyor. Polisten sorumlu bakanlık, yerleşimci İtamar Ben-Gvir'in de mensubu olduğu aynı kampın elinde. Ulusal Güvenlik Bakanı olan Ben-Gvir, Arap karşıtı Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisinin lideri ve siyasi kariyeri boyunca terör örgütü kurmak ve şiddeti kışkırtmak da dahil olmak üzere onlarca suçlamayla karşı karşıya kaldı.

Ordunun subay kadrosu, bu aşırılıkçı ideolojinin etkisi altında yavaş yavaş yeniden şekilleniyor. Yüksek Mahkeme'de, aşırılıkçı dini Siyonist hareketin içinden bir yargıç, baş yargıç yardımcısı olarak görev yapıyor. Bunlar sadece politika üzerinde etki sağlayan pozisyonlar değil; devletin mekanizmalarının ta kendisi haline geldiler.

İsrail’deki kamuoyu yoklamaları onları azınlık olarak göstermeye devam edebilir. Ancak bütçeyi, polisi, mahkemeleri ve önemli siyasi söylemi kontrol eden bir azınlık, hiçbir şekilde gerçek anlamda marjinalleştirilmiş değildir.

Daha önce dini olarak nitelendirilen pozisyonlar, artık laik veya solcu Siyonist kamptan destekçileri tarafından da basitçe “ulusal” olarak kabul ediliyor ve bunlara itiraz etmek, muhalefetten ziyade sadakatsizlik olarak yorumlanıyor

Bu tür siyasetin müzakereye bu kadar dirençli olmasının psikolojik bir boyutu var ve sosyal psikolog Philip Tetlock bunu doğru bir şekilde tanımlıyor. “Trends in Cognitive Sciences” dergisinde Tetlock kutsal değerleri, bir grubun “karşılaştırmaları, takasları ve hatta seküler değerlerle herhangi bir karışımı engelleyen aşkın bir öneme sahip” olduğunu düşündüğü değerler şeklinde tanımlıyor.

Kendisine bu şekilde bakılan bir topraktan vazgeçmek, bir gayrimenkul maliyeti meselesi olmaktan çıkar; aksine, ondan vazgeçme düşüncesi bile tasavvur edilemez hale gelir. Tetlock'un belirttiği gibi, “Bunu sana söylediğim için yapma” ifadesi, “Bunu sana Tanrı söylediği için yapma” ifadesinden daha az etkilidir.

Seçim sonuçları yanıltıcıdır. 2022'de dini Siyonizm, Netanyahu'nun onsuz bir koalisyon kuramayacağı kadar çok sandalye kazandı. Ancak bugün İsrail'deki anketler, Smotrich'in partisinin yüzde 3,25'lik seçim barajında ​​zorlandığını gösteriyor. Hatta, özellikle Haredilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını desteklemesi nedeniyle hem sağ hem de sol laik aşırılıkçılar tarafından cezalandırıldıktan sonra, daha da zor bir durumda. Sadece seçim ölçeğinde bile, aşırı dindar Siyonist hareketin gerilediği görülüyor.

Ancak bu gerileme başka hiçbir düzeyde belirgin değil. Soykırıma dönüşen Gazze savaşının başlangıcından bu yana, bu ideolojiye destek, dindar milliyetçi kampa mensup İsrailliler arasında daha da kökleşti ve katı hale geldi.

İşte paradoks da burada yatıyor. Devleti “ilahi bir yolun” aşaması olarak gören hareket, İsrail'deki en sabırlı ve icraatlara en bağlı siyasi güç haline geldi. Takipçileri hayati karar alma pozisyonlarında yoğunlaşmış durumda ve uygulamaları, yönetim yapısında somutlaşan aşırı dindar bir eğilime dönüşmüş halde.

Bu nedenle kamuoyu yoklamaları, seçim sonuçları gibi yanıltıcıdır. Seçimler bakanları değiştirir, ancak bürokratik aygıt içinde kimin çalıştığını, yerleşim yerlerini kimin finanse ettiğini veya okul müfredatlarını kimin yazdığını değiştirmez.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Babu’l Mendeb’te bir ticari gemiye düzenlenen Husi saldırısında 3 kişi öldü

Husi saldırıları sonucu Yemen’in Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)
Husi saldırıları sonucu Yemen’in Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)
TT

Babu’l Mendeb’te bir ticari gemiye düzenlenen Husi saldırısında 3 kişi öldü

Husi saldırıları sonucu Yemen’in Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)
Husi saldırıları sonucu Yemen’in Muha Limanı’nda geniş çaplı hasar meydana geldi. (AFP)

İran destekli Husiler, Yemen’de askeri gerilimin kapsamını genişleterek bugün Babu’l Mendeb Boğazı’nda bir ticari gemiyi hedef aldı. Aynı saatlerde kıyı kenti Muha ile limanı, Marib’teki yerleşim bölgeleri ve Taiz’deki bazı bölgeler de füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vuruldu. Saldırılar, askeri mevziler, tesisler ve sivil bölgelerin iki gün boyunca aralıksız hedef alınmasının ardından geldi.

Yemenli askeri kaynaklar bugün yaptıkları açıklamada, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nda bir ticari gemiye saldırdığını bildirdi. İlk bilgilere göre saldırıda, aralarında bir Endonezyalı ve iki Pakistanlının bulunduğu gemi mürettebatından üç kişi hayatını kaybetti.

FRGTHY
Yemen’in Muha Limanı’nı hedef alan saldırılar kapsamında fırlatılan bir Husi füzesi (Reuters)

Yemen’in batı kıyısında konuşlu hükümete bağlı Ulusal Direniş Güçleri’nin askeri medyası, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nda bir gemiyi hedef aldığını duyurdu. Husilerden ise saldırı veya saldırının koşullarına ilişkin henüz herhangi bir açıklama gelmedi.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Ulusal Direniş Güçleri, Husilerin Muha kentini beş balistik füze ve çok sayıda İHA’yla hedef aldığını açıkladı. Saldırı, kentin ve limanının son iki gün içinde art arda düzenlenen saldırılara maruz kalmasının ardından gerçekleşti.

Devam eden saldırılar

Yerel kaynaklar, Husilerin bugün şafak vakti Muha kentini üç füze saldırısıyla hedef aldığını, saldırılardan birinin limana isabet ettiğini bildirdi. Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi ise kent ve limanının balistik füzelerle vurulduğunu açıkladı.

Saldırılar, İbb kentinde patlama seslerinin duyulmasının ardından gerçekleşti. Yerel kaynaklar, patlamaların Muha yönüne fırlatılan balistik füzelerden kaynaklandığını belirtirken, ilk bilgilere göre füzelerin Taiz’in doğusundaki bölgelerden ateşlendiği değerlendirildi. Haberin hazırlandığı sırada son saldırıların yol açtığı hasar ve kayıpların boyutuna ilişkin kesin bilgi bulunmuyordu.

GTHY
Husi milislerinin Muha Limanı’na düzenlediği İHA saldırısı (Reuters)

Marib’te ise Yemen ordusu, Husilerin kentteki yerleşim bölgelerini balistik füzeler ve İHA’larla hedef aldığını açıkladı. Bölge sakinleri, hava savunma sistemlerinin İHA’lara yönelik saldırıları engellemesi sırasında meydana geldiği tahmin edilen iki patlamanın duyulduğunu aktardı.

Gerilim, Taiz cephesindeki çatışmalarla da eş zamanlı gerçekleşti. Yemen ordusu, kentin doğusundaki el-Kureyfat cephesinde Husilerin sızma girişimini engellediğini ve örgüt mensuplarından bazılarının yakalandığını duyurdu. Ordudan yakalananların sayısına ilişkin bilgi verilmezken, operasyonun ayrıntıları da paylaşılmadı.


Washington Post: Trump, İran tehdidi nedeniyle Türkiye'den gizli uçuşla ayrıldı

Washington Post: Trump, İran tehdidi nedeniyle Türkiye'den gizli uçuşla ayrıldı
TT

Washington Post: Trump, İran tehdidi nedeniyle Türkiye'den gizli uçuşla ayrıldı

Washington Post: Trump, İran tehdidi nedeniyle Türkiye'den gizli uçuşla ayrıldı

ABD Başkanı Donald Trump, İran’dan gelen suikast tehdidi nedeniyle geçen ay Türkiye’den alışılmadık bir yöntemle ayrıldı. Washington Post gazetesinin dün yayımladığı habere göre Trump, Beyaz Saray’ın başkanlık uçağı Air Force One ile Türkiye’den ayrılacağını açıklamasına rağmen, gizli bir askerî uçuşla ülkeden ayrıldı.

Trump, kısa süre önce yenilenen ve Katar tarafından ABD’ye hediye edilen başkanlık uçağıyla NATO Zirvesi’ne katılmak üzere Ankara’ya gelmişti. Ancak ülkeden ayrılırken aniden daha eski bir başkanlık uçağına geçti. Bu gelişme, yeni uçağın güvenliği konusunda soru işaretlerine yol açtı.

NATO Zirvesi için gerçekleştirilen seyahat, hızlı yenileme çalışmaları maliyeti ve güvenliği konusunda tartışmalara neden olan yeni uçağın ilk uluslararası uçuşuydu. Ziyaret, Türkiye sınırında bulunan İran’la çatışmaların giderek şiddetlendiği bir dönemde gerçekleşti.

Trump, Ankara’dan ayrılmadan önce Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Ankara’dan İngiltere’deki Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Mildenhall Üssü’ne giderken eski güzel günlerin hatırına açık mavi renkli eski başkanlık uçağını kullanacağını söylemişti. Yeni uçak ise ABD’li askerlerin incelemelerde bulunabilmesi için aynı üsse gönderilmişti.

İkmal kamyonuyla gizlice daha küçük bir askerî uçağa taşındı

Washington Post, operasyona ilişkin bilgi sahibi bir ABD’li yetkiliye ve gazetenin incelediği belgeleri destekleyen bilgilere dayanarak, Trump’ın Ankara’da kameraların önünde eski Air Force One’a bindikten sonra havalimanında bir ikmal kamyonuyla gizlice daha küçük bir uçağa götürüldüğünü aktardı.

fghytju
Türkiye’deki Ankara Uluslararası Havalimanı’nda, NATO Zirvesi’nin ardından ayrılmaya hazırlanan Trump’ın konvoyunun gelişi sırasında yemek ikmal araçları (AP)

Söz konusu uçak, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait C-32A tipi bir uçaktı.

Gazeteye göre bu yanıltma operasyonu, Trump’ı hedef alan güvenilir bir tehdide karşılık olarak gerçekleştirildi.

Başkanın korunması için yem uçak

Benzer bir operasyon 2000 yılında da gerçekleştirilmişti. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Pakistan’a giderken genellikle iş insanları tarafından kullanılan ve ayırt edici işaretleri bulunmayan bir uçağa binmiş, resmî başkanlık uçağı ise hedef şaşırtmak amacıyla gönderilmişti.

Son olayda ise Trump’la birlikte seyahat ettiklerini düşünen gazetecilere, gerçekte hedef şaşırtmak amacıyla kullanılan eski Air Force One’ın basın bölümündeki pencerelerin perdelerini kapalı tutmaları talimatı verildi.

Gazete, bazı Beyaz Saray çalışanlarının da başkanın eski uçakta bulunduğuna inandığını aktardı.

Gazeteciler daha sonra uçuş sırasında neden pencere perdelerini kapalı tutmak zorunda olduklarını Trump’a sorduklarında, Trump bunun nedeninin «muhtemelen tehlikeli bir uçuşta» olmaları olduğunu söyledi.

Trump, "Ama ben gidersem siz de gideceksiniz. Öyle değil mi?" ifadelerini kullandı.

Gizli uçak Air Force One’dan önce İngiltere’ye ulaştı

Gazeteye göre Trump’ın bindiği C-32A tipi uçak İngiltere’ye uçtu ve yaklaşık saat 22.20’de varış yaptı. Başkanlık uçağı ve basın mensupları ise birkaç dakika sonra ulaştı.

Gazete, Trump’ın C-32A’dan eski Air Force One’a nasıl geri geçirildiğinin netlik kazanmadığını belirtti.

Trump’a eşlik eden gazeteci ekibi, başkanın İngiltere yerel saatiyle 22.56’da eski başkanlık uçağının merdivenlerinden indiğini bildirdi. Trump gazetecilere el sallayarak zafer işareti yaptı ancak onlarla konuşmadı.

Trump daha sonra bir süre silahlı kuvvetler mensuplarını selamladı ve ardından Katar tarafından ABD’ye verilen yeni uçağa geçti.

Beyaz Saray’dan Trump’ın üçüncü bir uçakla gizli bir uçuş gerçekleştirdiğinin ortaya çıkmasına ilişkin açıklama istendiğinde, İletişim Direktörü Steven Cheung tarafından yapılan bir açıklama sunuldu.

Cheung, Katar tarafından verilen uçağın başkanın ve personelinin güvenliğini sağlamak amacıyla üst düzey güvenlik protokolleriyle donatıldığını belirtti.

Cheung, "Başkanın yakın zamanda söylediği gibi, Amerika’yı hedef alan çok sayıda düşman var ve biz bu tehditlerle mücadele etmek için elimizdeki tüm araçları kullanıyoruz" dedi.

Beyaz Saray, Washington Post'a da aynı açıklamayı sunmuştu.

Katar’ın hediye ettiği Boeing 747 geçici başkanlık uçağı olarak kullanılıyor

Trump’ın kırmızı, beyaz, lacivert ve altın renklerinde olmasını tercih ettiği yeni uçak, Katar’ın geçen yıl ABD’ye hediye ettiği Boeing 747 tipi bir uçak.

Uçak, savunma sanayii şirketi L3Harris Technologies tarafından yeniden donatıldı.

Söz konusu uçağın, Boeing’in yeni nesil iki Air Force One uçağını teslim etmekte yaşadığı ve programın ciddi şekilde gecikmesine yol açan sorunlar nedeniyle geçici bir alternatif olarak kullanılması planlanıyor.