Abbas’tan iki devletli çözümün kurtarılması çağrısı

Filistin lideri, Nekbe’nin inkarının suç sayılmasını istedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
TT

Abbas’tan iki devletli çözümün kurtarılması çağrısı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nu uluslararası bir barış konferansı düzenlemeye çağırdı. Abbas, bunun iki devletli çözümü kurtarmak ve bölge ve tüm dünyanın güvenlik ve istikrarını tehdit eden koşulların daha da kötüleşmesini önlemek için son şans olabileceğini vurguladı.

Genel Kurul’un 78’inci oturumunda konuşan Mahmud Abbas, İsrail’in iki devletli çözümü sistematik olarak yok ettiğini belirterek, BM’ye yükümlülüklerini yerine getirene kadar kendisine karşı caydırıcı tedbirler alması çağrısında bulundu. Ortadoğu’da barışın sağlanmasını Filistin halkının tüm haklarını elde etmesi şartına bağlayan Abbas, ülkesinin, devam eden suçları nedeniyle İsrail’e karşı ilgili uluslararası kurumlara şikayette bulunma niyetinde olduğuna dikkat çekti. Abbas, önceki konuşmalarına benzer şekilde ülkelere Filistin Devleti’ni tanımaları ve BM’ye tam üye olmasını kabul etmeleri yönündeki çağrısını yineledi.

Nekbe’yi anma

Abbas, Filistin Nekbe’sinin inkarının suç sayılması ve her yıl 15 Mayıs'ın, bu olayı ve öldürülen, köyleri yıkılan veya yerinden edilen yüz binlerce Filistinliyi anmak için uluslararası bir gün olarak kabul edilmesi çağrısında bulundu.

Fotoğraf Altı: Filistin lideri Mahmud Abbas dün Birleşmiş Milletler Genel Kurul’una hitap etti. (AFP)
Filistin lideri Mahmud Abbas dün Birleşmiş Milletler Genel Kurul’una hitap etti. (AFP)

Abbas, BM üyesi devletlere, ilgili uluslararası meşruiyet kararları ve uluslararası hukuk temelinde pratik adımlar atmaları, Filistin Devleti’ni henüz tanımamış olan devletlerin de tanıdıklarını ilan etmeleri ve Filistin Devleti’nin BM’ye tam üye olmasını kabul etmeleri çağrısı yaptı. Filistin Devlet Başkanı ayrıca, dönemin Dışişleri Bakanı Moşe Şaret tarafından yazılı beyanla sunulan yükümlülükler yerine getirilene kadar, 181 ve 194 sayılı kararların uygulanması da dahil olmak üzere BM’ye katılım koşullarına uymayan İsrail’e karşı caydırıcı önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Yemen uyarısı

Filistin Devlet Başkanı’nın konuşmasının yanı sıra BM Genel Kurulu’nun New York’taki 78’inci yıllık oturumu öncesinde devlet liderlerinin resmi konuşmalarının üçüncü gününde Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Raşid Muhammed el-Alimi, uluslararası toplumdaki herhangi bir gevşekliğe veya devletin hukuki statüsünün ihmal edilmesine, hatta milislerle fiili bir otorite olarak ilgilenmeye karşı uyardı. Alimi, bunun, baskı uygulamasını ve kamu özgürlüklerinin ihlalini hiçbir koşulda ortadan kaldırılamayacak bir davranış haline getireceğini vurguladı.

Fotoğraf Altı: Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (Reuters)

Uluslararası toplumun Yemen meselesiyle ilgili ortak tutumuna dikkat çeken Alimi, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderliğindeki, meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’ndaki kardeşlerin dayanışmasını övdü. Alimi, bu ülkelerin pozisyonlarının Yemen devlet kurumlarının çöküşünü önlemek için güçlü bir çit teşkil ettiğini ve İran’daki Velayet-i Fakih rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri ve onlarla ittifak kuran terör örgütleri karşısında Yemen Devleti’nin kararlılığını güçlendirdiğini vurguladı.

Lübnan’ın zorlukları

Genel Kurul’un çalışmaları, geçen çarşamba gecesi geç saatlere kadar devam etti. Lübnan Başbakanı Necib Mikati, yaptığı konuşmada Lübnan parlamentosunun ‘Lübnanlıların etrafında birleşeceği bir cumhurbaşkanı seçerek’ egemenlik rolünü yerine getireceği yönündeki umudunu dile getirdi. Mikati, Lübnan’ın zayıflamış uluslararası sistem, gerilim ve zorluklarla dolu bölgesel iklim ortasında birbiriyle örtüşen birçok krizle mücadele etmeye çabaladığına dikkat çekti.

lü

Lübnan’daki birincil zorlukların ‘cumhurbaşkanlığı boşluğu, yeni bir cumhurbaşkanı seçilememesi, bunun sonucunda ortaya çıkan kurumsal ve siyasi istikrarsızlık, ekonomik ve mali krizin şiddetlenmesi ve reform ve toparlanma planlarının başlatılmasındaki zorluklar’ olduğunu söyledi. İkinci zorluğun ise Suriye savaşından 12 yıl sonra Lübnan’ın ‘arka arkaya gelen yerinden edilme dalgaları altında halen acı çekiyor olması’ olduğunu belirten Mikati, Lübnan’daki krizleri derinleştiren yerinden edilmenin olumsuz yansımaları konusunda uyardı. Necib Mikati ayrıca, Suriye’deki yerinden edilme krizine, etkileri kontrolden daha da kötüleşmeden önce çözüm bulmak için uluslararası toplumdaki tüm ilgililerle işbirliği içinde bir yol haritası geliştirilmesi çağrısını yineledi. Lübnan Başbakanı, üçüncü bir meseleye daha değinerek, “İsrail’in güneydeki topraklarımızı işgal etmeye devam etmesi, günlük saldırılarını sürdürmesi ve Lübnan egemenliğine yönelik ihlalleri, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararını ihlal etmektedir” dedi.

İran nükleer programı

Diğer yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden yönetiminin resmi olarak 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen nükleer anlaşmaya geri dönme arzusu göstermesi halinde ABD ile ilişkilerin ilerleyebileceğini dile getirdi. Reisi, ilk adımın yaptırımları hafifletmek olduğuna dikkat çekti.

iran

ABD’lilerin çeşitli kanallar aracılığıyla iletişim kurduğunu ve diyalog kurmak istediklerini belirten Reisi “Ancak biz buna eylemlerin de eşlik etmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. İran Cumhurbaşkanı, yaptırımlara ilişkin çalışmanın devam eden tartışmalar için sağlam bir temel olabileceğini kaydeden Reisi “Müzakere masasından ayrılmadık” şeklinde konuştu. İbrahim Reisi, ülkesinin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin yaptırımlar da dahil olmak üzere yükümlülüklerinin ihlali anlamına geldiği yönündeki tutumunu hatırlatarak, İran nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlara yönelik olduğunu ve tarım ile petrol ve gaz altyapısında kullanıldığını yineledi. Reisi, İran’ın zenginleştirme düzeylerini artırdığına dair raporları da yalanlarken, “Bunlar asılsızdır” dedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile görüşüp görüşmediği sorulduğunda ise Reisi, Mart ayı başında Tahran’da kendisiyle görüştüğü cevabını verdi. İran’ın UAEA ile çok iyi bir iş birliğine sahip olduğunu belirten İbrahim Reisi ayrıca, geçen hafta İngiltere, Fransa ve Almanya’nın, 2015 nükleer anlaşması kapsamında İran’a uygulanan ve Ekim ayında sona ermesi planlanan yaptırımları sürdüreceklerine dair açıklamasını eleştirdi.

Yasa dışı göç

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, sağcı hükümetinin göçmen akınına ilişkin endişelerini dile getirdi. Meloni, BM’ye yasadışı göçmenleri taşıyan teknelerin İtalya’nın Akdeniz’deki Lampedusa adasına yeniden yanaşmasının ardından, yasadışı göçmen ticaretine karşı küresel savaş çağrısında bulundu.

italya

Meloni, Genel Kurul önünde konuşma yaptı. Diğer yandan İtalya merkezli haber ajansı ANSA’ya göre İtalyan yetkililer, Afrika’dan gelen teknelerle birkaç saat içinde Lampedusa’ya 700’den fazla kişinin ulaştığını duyurdu. Aktarılana göre çarşamba gününden bu yana çoğu Tunus’tan olmak üzere 20’den fazla yeni tekne geldi.

Libya’nın durumu

Libya Gençlik Bakanı Fethullah ez-Zani, Daniel Kasırgası ve beraberinde gelen selle birlikte Libya’nın doğusunu vuran felaket nedeniyle toplantıda bulunmayan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi adına bir konuşma yaptı. Zani, “10 Eylül Pazar sabahı Libyalılar ve tüm dünya, Derne şehrini vuran korkunç bir manzaraya ve büyük bir felakete uyandı” ifadelerini kullandı. “Sellerin şehrin dörtte birinden fazlasını süpürmesi sonrasında binlerce kişi öldü veya kayboldu” diyen Bakan, felaketin ölçeğinin tüm yerel standartları ve yetenekleri aştığını vurguladı.

gt

Fethullah ez-Zani, Yasemin Şehri olarak anılan Derne faciasından sonra Libya halkının, geçmişin yaralarını sarmak ve geleceğin özelliklerini politikacılar ve savaş tüccarlarının gözleriyle değil, kendi ve gelecek nesillerin gözleriyle ortaya koymak için siyasi bölünme ve iç savaş birikimlerinden kurtulma gerekliliğine dikkat çekti.

Moritanya

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani de hükümetinin bir dizi sürdürülebilir kalkınma hedefinin göstergelerini iyileştirmeyi başardığını söyledi. Şeyh Gazvani konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“En savunmasız vatandaşların dayanıklılığını güçlendiren, satın alma güçlerini destekleyen ve sosyal sağlık sigortasını kademeli olarak kapsamlı sağlık sigortasına olanak sağlayacak şekilde genişleten geniş bir sosyal güvenlik ağı oluşturarak yoksulluk, kırılganlık ve dışlanmayla mücadele ettik.”

Fotoğraf Altı: Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuştu. (Reuters)
Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuştu. (Reuters)

Şeyh Gazvani, ülkesinin hükümetinin ‘Moritanya’nın dönem başkanlığını yürüttüğü Beşli Sahel Grubu ülkeleri genelinde güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesine katkıda bulunan entegre bir güvenlik stratejisini’ benimsediğine dikkat çekti. Moritanya Cumhurbaşkanı, ülkesinin Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki BM barışı koruma güçlerine katıldığını da hatırlattı.

Yapılan açıklamalar Moritanya’nın yüz bin Malili mülteciye ev sahipliği yaptığı yönünde.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.