Abbas’tan iki devletli çözümün kurtarılması çağrısı

Filistin lideri, Nekbe’nin inkarının suç sayılmasını istedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
TT

Abbas’tan iki devletli çözümün kurtarılması çağrısı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün BM Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (AFP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nu uluslararası bir barış konferansı düzenlemeye çağırdı. Abbas, bunun iki devletli çözümü kurtarmak ve bölge ve tüm dünyanın güvenlik ve istikrarını tehdit eden koşulların daha da kötüleşmesini önlemek için son şans olabileceğini vurguladı.

Genel Kurul’un 78’inci oturumunda konuşan Mahmud Abbas, İsrail’in iki devletli çözümü sistematik olarak yok ettiğini belirterek, BM’ye yükümlülüklerini yerine getirene kadar kendisine karşı caydırıcı tedbirler alması çağrısında bulundu. Ortadoğu’da barışın sağlanmasını Filistin halkının tüm haklarını elde etmesi şartına bağlayan Abbas, ülkesinin, devam eden suçları nedeniyle İsrail’e karşı ilgili uluslararası kurumlara şikayette bulunma niyetinde olduğuna dikkat çekti. Abbas, önceki konuşmalarına benzer şekilde ülkelere Filistin Devleti’ni tanımaları ve BM’ye tam üye olmasını kabul etmeleri yönündeki çağrısını yineledi.

Nekbe’yi anma

Abbas, Filistin Nekbe’sinin inkarının suç sayılması ve her yıl 15 Mayıs'ın, bu olayı ve öldürülen, köyleri yıkılan veya yerinden edilen yüz binlerce Filistinliyi anmak için uluslararası bir gün olarak kabul edilmesi çağrısında bulundu.

Fotoğraf Altı: Filistin lideri Mahmud Abbas dün Birleşmiş Milletler Genel Kurul’una hitap etti. (AFP)
Filistin lideri Mahmud Abbas dün Birleşmiş Milletler Genel Kurul’una hitap etti. (AFP)

Abbas, BM üyesi devletlere, ilgili uluslararası meşruiyet kararları ve uluslararası hukuk temelinde pratik adımlar atmaları, Filistin Devleti’ni henüz tanımamış olan devletlerin de tanıdıklarını ilan etmeleri ve Filistin Devleti’nin BM’ye tam üye olmasını kabul etmeleri çağrısı yaptı. Filistin Devlet Başkanı ayrıca, dönemin Dışişleri Bakanı Moşe Şaret tarafından yazılı beyanla sunulan yükümlülükler yerine getirilene kadar, 181 ve 194 sayılı kararların uygulanması da dahil olmak üzere BM’ye katılım koşullarına uymayan İsrail’e karşı caydırıcı önlemler alması gerektiğini vurguladı.

Yemen uyarısı

Filistin Devlet Başkanı’nın konuşmasının yanı sıra BM Genel Kurulu’nun New York’taki 78’inci yıllık oturumu öncesinde devlet liderlerinin resmi konuşmalarının üçüncü gününde Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Raşid Muhammed el-Alimi, uluslararası toplumdaki herhangi bir gevşekliğe veya devletin hukuki statüsünün ihmal edilmesine, hatta milislerle fiili bir otorite olarak ilgilenmeye karşı uyardı. Alimi, bunun, baskı uygulamasını ve kamu özgürlüklerinin ihlalini hiçbir koşulda ortadan kaldırılamayacak bir davranış haline getireceğini vurguladı.

Fotoğraf Altı: Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuşma yaptı. (Reuters)

Uluslararası toplumun Yemen meselesiyle ilgili ortak tutumuna dikkat çeken Alimi, Suudi Arabistan Krallığı ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) liderliğindeki, meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’ndaki kardeşlerin dayanışmasını övdü. Alimi, bu ülkelerin pozisyonlarının Yemen devlet kurumlarının çöküşünü önlemek için güçlü bir çit teşkil ettiğini ve İran’daki Velayet-i Fakih rejimi tarafından desteklenen Husi milisleri ve onlarla ittifak kuran terör örgütleri karşısında Yemen Devleti’nin kararlılığını güçlendirdiğini vurguladı.

Lübnan’ın zorlukları

Genel Kurul’un çalışmaları, geçen çarşamba gecesi geç saatlere kadar devam etti. Lübnan Başbakanı Necib Mikati, yaptığı konuşmada Lübnan parlamentosunun ‘Lübnanlıların etrafında birleşeceği bir cumhurbaşkanı seçerek’ egemenlik rolünü yerine getireceği yönündeki umudunu dile getirdi. Mikati, Lübnan’ın zayıflamış uluslararası sistem, gerilim ve zorluklarla dolu bölgesel iklim ortasında birbiriyle örtüşen birçok krizle mücadele etmeye çabaladığına dikkat çekti.

lü

Lübnan’daki birincil zorlukların ‘cumhurbaşkanlığı boşluğu, yeni bir cumhurbaşkanı seçilememesi, bunun sonucunda ortaya çıkan kurumsal ve siyasi istikrarsızlık, ekonomik ve mali krizin şiddetlenmesi ve reform ve toparlanma planlarının başlatılmasındaki zorluklar’ olduğunu söyledi. İkinci zorluğun ise Suriye savaşından 12 yıl sonra Lübnan’ın ‘arka arkaya gelen yerinden edilme dalgaları altında halen acı çekiyor olması’ olduğunu belirten Mikati, Lübnan’daki krizleri derinleştiren yerinden edilmenin olumsuz yansımaları konusunda uyardı. Necib Mikati ayrıca, Suriye’deki yerinden edilme krizine, etkileri kontrolden daha da kötüleşmeden önce çözüm bulmak için uluslararası toplumdaki tüm ilgililerle işbirliği içinde bir yol haritası geliştirilmesi çağrısını yineledi. Lübnan Başbakanı, üçüncü bir meseleye daha değinerek, “İsrail’in güneydeki topraklarımızı işgal etmeye devam etmesi, günlük saldırılarını sürdürmesi ve Lübnan egemenliğine yönelik ihlalleri, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararını ihlal etmektedir” dedi.

İran nükleer programı

Diğer yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, Başkan Joe Biden yönetiminin resmi olarak 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen nükleer anlaşmaya geri dönme arzusu göstermesi halinde ABD ile ilişkilerin ilerleyebileceğini dile getirdi. Reisi, ilk adımın yaptırımları hafifletmek olduğuna dikkat çekti.

iran

ABD’lilerin çeşitli kanallar aracılığıyla iletişim kurduğunu ve diyalog kurmak istediklerini belirten Reisi “Ancak biz buna eylemlerin de eşlik etmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi. İran Cumhurbaşkanı, yaptırımlara ilişkin çalışmanın devam eden tartışmalar için sağlam bir temel olabileceğini kaydeden Reisi “Müzakere masasından ayrılmadık” şeklinde konuştu. İbrahim Reisi, ülkesinin, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesinin yaptırımlar da dahil olmak üzere yükümlülüklerinin ihlali anlamına geldiği yönündeki tutumunu hatırlatarak, İran nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlara yönelik olduğunu ve tarım ile petrol ve gaz altyapısında kullanıldığını yineledi. Reisi, İran’ın zenginleştirme düzeylerini artırdığına dair raporları da yalanlarken, “Bunlar asılsızdır” dedi.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile görüşüp görüşmediği sorulduğunda ise Reisi, Mart ayı başında Tahran’da kendisiyle görüştüğü cevabını verdi. İran’ın UAEA ile çok iyi bir iş birliğine sahip olduğunu belirten İbrahim Reisi ayrıca, geçen hafta İngiltere, Fransa ve Almanya’nın, 2015 nükleer anlaşması kapsamında İran’a uygulanan ve Ekim ayında sona ermesi planlanan yaptırımları sürdüreceklerine dair açıklamasını eleştirdi.

Yasa dışı göç

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, sağcı hükümetinin göçmen akınına ilişkin endişelerini dile getirdi. Meloni, BM’ye yasadışı göçmenleri taşıyan teknelerin İtalya’nın Akdeniz’deki Lampedusa adasına yeniden yanaşmasının ardından, yasadışı göçmen ticaretine karşı küresel savaş çağrısında bulundu.

italya

Meloni, Genel Kurul önünde konuşma yaptı. Diğer yandan İtalya merkezli haber ajansı ANSA’ya göre İtalyan yetkililer, Afrika’dan gelen teknelerle birkaç saat içinde Lampedusa’ya 700’den fazla kişinin ulaştığını duyurdu. Aktarılana göre çarşamba gününden bu yana çoğu Tunus’tan olmak üzere 20’den fazla yeni tekne geldi.

Libya’nın durumu

Libya Gençlik Bakanı Fethullah ez-Zani, Daniel Kasırgası ve beraberinde gelen selle birlikte Libya’nın doğusunu vuran felaket nedeniyle toplantıda bulunmayan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi adına bir konuşma yaptı. Zani, “10 Eylül Pazar sabahı Libyalılar ve tüm dünya, Derne şehrini vuran korkunç bir manzaraya ve büyük bir felakete uyandı” ifadelerini kullandı. “Sellerin şehrin dörtte birinden fazlasını süpürmesi sonrasında binlerce kişi öldü veya kayboldu” diyen Bakan, felaketin ölçeğinin tüm yerel standartları ve yetenekleri aştığını vurguladı.

gt

Fethullah ez-Zani, Yasemin Şehri olarak anılan Derne faciasından sonra Libya halkının, geçmişin yaralarını sarmak ve geleceğin özelliklerini politikacılar ve savaş tüccarlarının gözleriyle değil, kendi ve gelecek nesillerin gözleriyle ortaya koymak için siyasi bölünme ve iç savaş birikimlerinden kurtulma gerekliliğine dikkat çekti.

Moritanya

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani de hükümetinin bir dizi sürdürülebilir kalkınma hedefinin göstergelerini iyileştirmeyi başardığını söyledi. Şeyh Gazvani konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“En savunmasız vatandaşların dayanıklılığını güçlendiren, satın alma güçlerini destekleyen ve sosyal sağlık sigortasını kademeli olarak kapsamlı sağlık sigortasına olanak sağlayacak şekilde genişleten geniş bir sosyal güvenlik ağı oluşturarak yoksulluk, kırılganlık ve dışlanmayla mücadele ettik.”

Fotoğraf Altı: Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuştu. (Reuters)
Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh Gazvani, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda konuştu. (Reuters)

Şeyh Gazvani, ülkesinin hükümetinin ‘Moritanya’nın dönem başkanlığını yürüttüğü Beşli Sahel Grubu ülkeleri genelinde güvenlik ve istikrarın yeniden tesis edilmesine katkıda bulunan entegre bir güvenlik stratejisini’ benimsediğine dikkat çekti. Moritanya Cumhurbaşkanı, ülkesinin Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki BM barışı koruma güçlerine katıldığını da hatırlattı.

Yapılan açıklamalar Moritanya’nın yüz bin Malili mülteciye ev sahipliği yaptığı yönünde.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.