Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri: Sudan Ordu Komutanı’nın konuşması ‘hayal kırıklığı’ yarattı

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı: Darfur'daki ihlallere ilişkin soruşturmalara Burhan da dahil olacak.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
TT

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri: Sudan Ordu Komutanı’nın konuşması ‘hayal kırıklığı’ yarattı

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmasını, savaşın nasıl sona erdirileceği, barışın nasıl sağlanacağı konularına değinmeden ve Sudan halkının savaşın bir sonucu olarak yaşadığı trajediyi ele alan net bir vaatte bulunmadığı için ‘hayal kırıklığı’ olarak nitelendirdi.

Sudan'daki en büyük siyasi koalisyon olan ÖDBG, 19 Aralık 2018 devriminden sonra ülkeyi yönetti ve Dr. Abdullah Hamduk hükümeti döneminde kayda değer başarılar elde etti. ÖDBG tarafından yapılan açıklamada, “Ordu Komutanı’nın BM'de yaptığı konuşma, Sudan’da binlerce kişinin ölümüne, 5 milyon kişinin yerinden edilerek iltica etmesine neden olan ve ülke nüfusunun yarısından fazlasını acil insani yardıma ihtiyaç duyanlar kategorisine sokan böylesine acımasız bir savaş yaşadığı dönemde geldi” ifadeleri yer aldı.

(foto altı) Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) liderlerinden Halid Ömer Yusuf (X platformu)
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) liderlerinden Halid Ömer Yusuf (X platformu)

Açıklamada konuşmanın, savaşın nasıl sona erdirileceği ve barışın nasıl sağlanacağına odaklanmasının beklendiği, ancak konuşmanın ‘hayal kırıklığı’ yaratan bir şekilde gerçekleştiği ve Sudan halkının şu anda yaşadığı trajediden kurtulması için net bir vaat içermediği ifade edildi. Savaşın her iki tarafını da sağduyulu davranmaya ve silahlı çatışmalar yerine barışçıl, müzakere edilmiş çözümlere başvurmaya çağıran ÖDBG, bu savaşın uzamasının sadece iktidarı elinde tutmak isteyen eski rejim unsurlarının çıkarına olduğunu belirtti.

Görüşmelere geri dönüş

ÖDBG, Burhan’ın ülkenin doğusunda silahlı kuvvetlerin koruması altında dolaşan ve savaşı sürdürmek için harekete geçme ve seferber olma imkanlarını kullanan, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından aranan, feshedilmiş Ulusal Kongre Partisi rejiminin liderlerinin kaçışı konusuna değinmesinin dikkat çekici olduğunu ifade etti. ÖDBG, savaşan iki tarafı, krizin köklerine inen kapsamlı bir siyasi süreç yoluyla müzakere masasına dönmeye çağırdı.

Burhan, BM ve uluslararası toplumu, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve onlarla ittifak halindeki milisleri ‘terörist gruplar’ olarak sınıflandırmaya ve aynı şekilde onları destekleyenlerle kararlı bir şekilde mücadele etmeye çağırdı. Burhan, sebep oldukları savaşın yıkıcı etkileri ve Sudan halkına karşı işledikleri suçlar nedeniyle kınanmaları çağrısında da bulundu.

Burhan, perşembe gecesi yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kardeşlerimiz ve dostlarımız tarafından sunulan her girişime yanıt verdik. Suudi Arabistan ve ABD'nin girişimiyle Cidde'de görüştük. İsyancılar uzlaşmazlık çıkarıp yerleşim bölgelerini terk etmeyi reddetmeselerdi, daha iyi bir ilerleme kaydederdik.”

Burhan, “Türkiye ve Güney Sudan tarafından sunulan girişimlere ilave olarak Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) girişimini ve Mısır'daki komşu ülkelerin girişimini kabul ettik. Ancak bunların hepsi isyancıların barışçıl çözümlerini reddetmesi, devleti yıkma, halkını yerinden etme konusundaki ısrarlarıyla karşı karşıya geldi” ifadelerini kullandı.

Burhan, Silahlı kuvvetlerin siyasi faaliyetlerden kalıcı olarak çekileceği geniş bir mutabakat ve ulusal rıza ile iktidarı Sudan halkına devretme sözünü yeniledi.

Hamideti, yangını durdurmak için hazır olduklarını söyledi

HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), Burhan'ın BM Genel Kurulu'na hitaben yaptığı konuşmasında, insani yardımların geçişine izin vermek ve güvenli koridorlar sağlamak için ülke genelinde ateşkese tam olarak hazır olduklarını ifade etmesini bekliyordu.

Hamideti, perşembe gecesi sosyal medya platformlarında yayınlanan bir video kaydında, devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejiminin yöneticileriyle ittifak halinde olan silahlı kuvvetler liderliğini, savaşı ateşlemek ve ülkedeki değişim ve demokratik dönüşüme düşman olmakla suçladı. Hamideti, “Silahlı kuvvetlerin liderleri ve devrik rejim tarafından bize dayatılan savaşı sona erdirmek için siyasi sürece olan bağlılığımızı yineliyoruz” dedi.

Sudan'ın Afrika kıtasında uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden terörist grupların faaliyetleri için yeni bir tiyatroya dönüşeceği uyarısında bulunan Hamideti, silahlı kuvvetlerin sivillere savaşa katılma çağrısı yapmasının Sudan'daki aşırılık yanlısı DEAŞ ve El Nusra Cephesi ile bağlantılı el-Bera bin Malik Tugayı destekçileri için bir kılıf haline geldiğini de belirtti.

Burhan'ın New York görüşmeleri

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün (Cuma) New York'ta Orta Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Faustin Archange Touadera ile bir araya geldi. Burhan ayrıca, Suudi Arabistan ve Rusya Dışişleri Bakanları ile ayrı ayrı görüştü. Sudan Egemenlik Konseyi medya ofisine göre BM Genel Kurul toplantıları çerçevesinde gerçekleştirilen görüşmelerde Sudan ile bu ülkeler arasındaki ikili ilişkiler, iş birliği meseleleri ve bunları geliştirme yolları ele alındı.

Burhan, Orta Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, kardeş ve dost ülkelerin Sudan'daki krizin çözümüne yönelik çabalarını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Burhan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile görüşmesi sırasında, HDK isyanı nedeniyle patlak veren Sudan krizinin çözümlenmesinde Suudi Arabistan tarafından sarf edilen çabalara değindi.

Burhan, iki kutsal caminin hamisi Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Sudan'ı destekleme çabalarını, Sudan'da emniyet ve istikrarın tekrardan tesis edilmesine gösterdikleri ilgiyi övdü. Yapılan açıklamada toplantıda, Sudan-Suudi Arabistan arasındaki ikili ilişkilerin ve bu ilişkilerin iki ülke halklarının ortak yararına hizmet edecek şekilde desteklenmesi ile geliştirilmesinin yollarının ele alındığı belirtildi. Burhan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ikili ilişkileri ve iki ülke arasındaki ortak iş birliğinin yeniden canlandırılmasını ele aldı. Egemenlik Konseyi tarafından yapılan açıklamada, Burhan'ın Lavrov'a, HDK’nin devlete karşı başlattığı isyan ve sivillere karşı işlediği ihlaller karşısında Sudan'daki durumla ilgili gelişmeler hakkında bilgi verdiği belirtildi.

UCM soruşturmaları

Öte yandan UCM Başsavcısı Kerim Han, Darfur olaylarındaki ihlallerle ilgili soruşturmaların Burhan'ı da kapsayacağını açıkladı. Han, Al Arabiyya kanalına yaptığı açıklamada, kanıt bulunmadığı sürece herhangi bir tarafa karşı suçlamada bulunulmayacağını belirtti. “Darfur'daki olayları Burhan da dahil olmak üzere tüm taraflarla birlikte soruşturma yetkisine sahibiz” diyen Han, BM Güvenlik Konseyi'nin kendilerine “Darfur'daki olayları soruşturma hakkı verdiğine” dikkat çekti.

(foto altı) Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han (Reuters)
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han (Reuters)

Han'ın 13 Temmuz tarihli açıklamasına göre UCM, Sudan'ın Darfur bölgesinde Nisan ayının ortalarından beri devam eden çatışmalarla ilgili olarak cinayet, tecavüz, kundaklama, sivillerin yerlerinden edilmesi ve çocuklara yönelik suçlar da dahil olmak üzere soruşturma başlattı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.