İran’dan bölge ülkelerine askeri iş birliği çağrısı

İran Silahlı Kuvvetleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), 1980'li yıllarda Irak'la yapılan savaşın yıl dönümünde füze ve İHA’larını sergiledi.

Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Fettah hipersonik balistik füzesi sergilendi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Fettah hipersonik balistik füzesi sergilendi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran’dan bölge ülkelerine askeri iş birliği çağrısı

Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Fettah hipersonik balistik füzesi sergilendi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Fettah hipersonik balistik füzesi sergilendi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Silahlı Kuvvetleri dün (Cuma), 1980'li yıllarda Irak'la yapılan savaşın yıl dönümünde balistik ve hipersonik seyir füzeleri, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarını (İHA) sergiledi. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran'ın askeri gücünün büyümesine ilişkin çeşitli mesajlar göndererek, bunların İran'ın büyük güçlerle müzakere pozisyonunu güçlendirmek için önemli olduğunu belirtti. Bölgede ve dünyada ‘stratejik genişleme’ konusundaki kararlılığını ifade eden Reisi, bölge ülkelerine askeri iş birliği çağrısı yaptı. Karabağ bölgesindeki herhangi bir sınır değişikliği konusunda güçlü bir uyarıda bulunan Reisi ayrıca, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) muhalif partilerin silahsızlandırılması konusunda ısrar etti.

Şarku’l Avsat’In edindiği bilgilere göre Reisi, İran halkının İran'ın askeri anlamda genişlemesine verdiği desteği anlatarak İran'ın yaklaşımının devam ettiğini yinelediği açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Düşmanları geri çekilmeye zorlayan şey teslimiyet ve taviz değil, kararlılık ve direniştir. Körfez'de ve bölgede güçlerimizin varlığı, bölge halkı için endişe yaratan yabancı güçlerin varlığının aksine emniyet ortamı yaratmaktadır.”

Yabancı güçlerin varlığının ‘bölge için en büyük sorun’ olduğunu söyleyen Reisi, Batılı ülkelere yönelik mesajında ise “Yaptırımların bizi durduracağını düşündüler. Ama silahlı kuvvetlerimiz tehditleri fırsata dönüştürmenin en önemli örneğidir” ifadelerini kullandı.

Stratejik genişleme

Reisi, ‘Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile Besic arasında birlik, Besic ile kolluk kuvvetleri (polis) arasında birlik, İslam Cumhuriyeti'nin bölge ve dünyadaki stratejik uzantısı ile silahlı kuvvetler ve İran halkı arasında birlik sloganını’ yükseltti.

Reisi silahlı kuvvetlere övgüde bulundu ve onları bölgesel ve uluslararası müzakereler ve denklemlerde İran, halkı ve hükümeti için ‘büyük bir sermaye’ olarak tanımladı. Reisi ‘silahlı kuvvetlerin ve teçhizatının varlığının, İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırı planına karşı caydırıcı bir güç içerdiğini’ ifade etti.

Fotoğraf Altı: İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde konuşma yaptı. (İran Cumhurbaşkanlığı)
 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde konuşma yaptı. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Reisi, “Silahlı kuvvetlerin ve halkın varlığından dolayı artık İran'a saldırmaktan söz edilmiyor. Bu seçenek düşman literatüründen çıkarıldı” dedi. Bu açıklamalar, İran liderinin geçen ay ortasında DMO liderleriyle yaptığı toplantıda ‘askeri seçenek masada’ ifadesinin artık anlamsız hale geldiğini söylemesinin tekrarıydı.

Ancak Reisi, ‘sürdürülebilir güvenlik ve caydırıcılık için savunmacı bir yaklaşımın kalıcı ve pratik bir politika olduğunu’ belirterek askeri hazırlığın sürdürülmesi gerektiği konusunda ısrar etti. “Düşmanın İran İslam Cumhuriyeti'ni izole etme ve İran halkını hayal kırıklığına uğratma projesi başarısız oldu” diyen Reisi, bunu ‘silahlı kuvvetlerin gücüne’ bağladı. Reisi ayrıca hükümetinin silahlı kuvvet birimlerini desteklemek ve donatmak zorunda olduğunu söyledi.

Reisi ayrıca ‘ülkesinin dini siyasetle birleştirebilen veya insanların gönüllerinde yer edinebilen ve düşmanlara karşı güçlü durabilen İslam Cumhuriyeti’ni dünyaya bir yönetim modeli olarak sunduğunu’ ifade etti.

Komşuluk politikası

Reisi, hükümetinin benimsediği ‘komşuluk’ politikasına işaretle şunları söyledi:

“Komşuluk politikasını bir kez daha yineliyoruz. Ekonomi, ticaret, bilim ve diğer alanların yanı sıra komşuluk politikasının tezahürlerinden biri de askeri ve güvenlik iş birliğidir. Silahlı kuvvetlerimiz güven inşa etmek için bölgedeki tüm ülkelerle iş birliği yapmaya hazırdır. Bölgedeki askeri birlikleri güçlendirecek bu iş birliğiyle Körfez ve tüm bölge dış güçlerin varlığından arındırılabilir, bölgenin güvenliği bütünüyle sağlanabilir. Bölgedeki yabancıların varlığı sorunlara neden oluyor ve bu sorunları çözülmüyor.”

Uyarılar

Reisi, İran askeri güçlerinin bölgedeki her türlü jeostratejik değişime karşı koymaya ve sınırları değiştirmeye hazır olduğunu söylerken üslubunu daha da yükseltti ve özellikle İran'ın kuzey komşuları Azerbaycan ve Ermenistan'a değindi. Reisi, “Karabağ'ın Azerbaycan'a iadesi konusunda bir tartışma yok ama Ermenilerin haklarının korunmasının bir zorunluluk olduğunu vurguluyoruz. Sınır koşulları korunurken onların bölgedeki güvenliği ve hakları da korunmalıdır” dedi.

İranlı Kürt muhalif partilerin silahsızlandırılması konusunda İran'ın Bağdat ve IKBY'ye uyguladığı baskıya da dikkat çeken Reisi, “Irak hükümetinin olumlu bir adım attığını” söyledi. Reisi, İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri'ye ‘ayrılıkçı’ Kürt partilerinin silahsızlandırılmasını sağlamak için IKBY’ye heyetler göndermesi çağrısında bulundu.

Fotoğraf Altı: Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Paveh seyir füzesi modelleri sergilendi. (IRNA)
Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Paveh seyir füzesi modelleri sergilendi. (IRNA)

Füzeler ve İHA’lar

Reisi’nin açılış konuşmasının sona ermesinin ardından İran Silahlı Kuvvetleri, balistik füzeler, seyir füzeleri, İHA’lar ve savunma sistemlerini sergiledi. Cumhurbaşkanı ve silahlı kuvvetler komutanlarının bulunduğu platformun önünden geçen kamyonların taşıdığı füzeler arasında, İran'ın geçtiğimiz haziran ayında üretimini duyurduğu ve ilk hipersonik balistik füze olarak tanımlanan Fettah füzesi de vardı. Füzenin menzili bin 400 kilometre civarında. Ayrıca bin 650 kilometre menzile sahip olan ve geçtiğimiz şubat ayında tanıtılan Paveh adlı seyir füzesini de sergiledi.

DMO, Fettah balistik füzeleri ve Paveh seyir füzelerinin hizmete girmesi için bir tarih belirtmedi. DMO’ya bağlı Tasnim haber ajansı, İran ordu birlikleri ve DMO bünyesindeki paralel birimler tarafından incelenen silahların uzun bir listesini yayınladı.

İran geçtiğimiz ay, menzili ve uçuş süresi iyileştirilmiş, daha büyük bir yük taşıma kabiliyetine sahip Muhacir 10 adlı gelişmiş bir İHA ürettiğini duyurdu. Resmi medya, o dönemde uçağın menzilinin iki bin kilometreye kadar çıktığını ve 24 saate kadar uçabildiğini bildirmiş, yükünün de 300 kilograma ulaşarak Muhacir 6 İHA’nın taşıyabildiği yükün iki katına çıktığını da eklemişti.

Geçit öreninde sergilenen İHA’lar arasında Şahid-136 kamikaze İHA’ları da yer aldı. İran, bu araçların menzilinin 2 bin kilometreye kadar olduğunu ve ağırlığının 200 kilograma ulaştığını belirtti. Uzunluğunun 3,5 metre ve kanat açıklığının da 2,5 metre civarında olduğu ifade edildi.

Fotoğraf Altı: Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Şahid-136 kamikaze İHA’ları sergilendi. (Tasnim)
 Tahran'da düzenlenen askeri geçit töreninde Şahid-136 kamikaze İHA’ları sergilendi. (Tasnim)

ABD, İran'ı Rusya'ya Şahid-136 ve Muhacir-6 İHA’lar sağlamakla suçluyor. Kanıtlara rağmen İran, Ukrayna'daki savaşta kullanılmak üzere Rusya'ya İHA sağladığını reddediyor.

Reisi, Tahran'da düzenlenen askerî geçit töreninde şunları söyledi:

“Güçlerimiz bölgenin ve Körfez'in güvenliğini garanti ediyor. Bugünün yolunun kararlılık olduğunu bölge halklarına öğretebiliriz. Düşmanı geri çekilmeye zorlayan şey teslimiyet ve tereddüt değil, direniştir.”

İran-Irak savaşı, Eylül 1980'de, dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin yönetimindeki güçlerin, iki ülke arasında aylarca süren aralıklı sınır çatışmalarından sonra İran'ı işgal girişimiyle patlak verdi. Ekonomik açıdan yıkıcı olan ve en az 500 bin kişinin ölümüne yol açan savaş, Ağustos 1988'de sona erdi.



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe