Azerbaycan ve Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar müzakereleri sürdürmeye hazır

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Erivan, Bakü ve Moskova arasında ateşkes ihlalleri izleniyor

Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
TT

Azerbaycan ve Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar müzakereleri sürdürmeye hazır

Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)
Rus barış güçleri Dağlık Karabağ'da bulunan Hankendi yakınlarındaki Ermeni sakinlere yardım ediyor (AP)

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev, ülkesinin Karabağ'da silahlarını bırakan Ermeni savaşçılara af çıkarmayı planladığını, ancak oradaki bazı askeri birimlerin direnişi sürdüreceğini söyledi.

"Eski askerler ve savaşçılar için bir af öngörüyoruz" diyen Hacıyev, Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin insani yardım talebinde bulunduğunu ve dün (22 Eylül) bölgeye üç sevkiyatın ulaştırılacağını belirtti.

Hacıyev, Azerbaycan'ın isteğinin Ermenilerin Dağlık Karabağ'a barışçıl bir şekilde yeniden entegrasyonu olduğunu söyledi.

Rus haber ajansları, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, Ermenilerin Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde kalabilmelerini umduğunu söylediğini aktardı.

Paşinyan, hükümet toplantısında Erivan'ın bölgeden gelenleri kabul edeceğini, ancak toplu yerleşimin ancak Karabağ Ermenilerinin orada kalmasının imkânsız hale gelmesi durumunda gerçekleşeceğini söyledi.

Mirzoyan ve Bayramov

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ dosyası zemininde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi önünde karşı karşıya gelmiş, bu tartışmalı bölgedeki durumun kötüleşmesinden Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov sorumlu tutulmuştu.

Mirzoyan, "bu çatışmada iki taraf olmadığını, saldırgan ve mağdurun olduğunu" söyledi.

Bakü'nün, Dağlık Karabağ'daki 'etnik temizlik' sürecini tamamlamaya yönelik 'planlı' bir saldırı başlattığını söyleyen Mirzoyan, Bakü'yü "yoğun ve ayrım gözetmeyen bombardımanlar başlatmak ve misket bombaları kullanımı da dahil olmak üzere ağır toplara başvurmakla" suçladı.

Ayrıca Azerbaycanlı mevkidaşı Bayramov, Dağlık Karabağ'da ayrılıkçılara mühimmat sağlamak ve onları desteklemekle suçlanan Erivan'ın başlattığı 'yanlış bilgilendirme kampanyasını' kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'ni 'tarafsızlığa' çağırdı.

Ateşkes

Azerbaycan'ın başlattığı hızlı askeri operasyon karşısında Ermeni ayrılıkçıların teslim olmasının ardından, birtakım ihlallerin gözlemlenmesine rağmen 23 Eylül Cuma günü bölgede ateşkes devam ediyor.

Rusya 21 Eylül Perşembe günü Azerbaycan'ın sürpriz saldırısının ardından Ermeni ayrılıkçıların 'teslim olması' kapsamında ilan edilen ateşkesin ertesi günü Dağlık Karabağ'da beş ateşkes ihlali gözlemlediğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Düşmanlıkları durdurma anlaşmasının imzalanmasından bu yana Şuşa (iki ihlal) ve Mardkert (üç ihlal) bölgelerinde beş ateşkes ihlali gözlemlendi" ifadeleri yer aldı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 21 Eylül Perşembe akşamı, 'münferit ihlallere' rağmen, çarşamba günü yürürlüğe giren ateşkese 'genel olarak' saygı gösterildiğini doğruladı.

Hankendili bir iş adamı olan Arutyun Gasparyan, "Biz evimizde oturup müzakerelerin sonucunu bekliyoruz. Bütün kent sakinleri evlerinde veya bahçelerinde oturup bekliyorlar" dedi.

Moskova ateşkes ihlallerini takip ediyor (AP)
Moskova ateşkes ihlallerini takip ediyor (AP)

Görüşmelere devam ediliyor

Hem Azerbaycan hem de Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar, Bakü'nün tartışmalı bölgede başlattığı askeri operasyonda zaferini ilan etmesinin ertesi günü (21 Eylül Perşembe) başlayan müzakereleri sürdürmeye hazır olduklarını ifade etti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı, başkent Bakü'nün 295 kilometre batısındaki Yevlah şehrinde yaklaşık iki saat süren görüşmeleri 'yapıcı' olarak nitelendirdi ve yeni bir toplantının 'en kısa sürede' yapılacağını belirtti.

Dağlık Karabağ'daki Ermeni ayrılıkçılar ise yaptıkları açıklamada, "İki taraf, mevcut tüm sorunların barışçıl bir ortamda tartışılması gerektiğini özellikle vurguladı ve toplantılara devam etmeye hazır olduklarını söyledi" ifadelerini kullandı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in dış politika danışmanı Hikmet Hacıyev, görüşmeler öncesinde Bakü'nün "Ermenilerin Karabağ'da barışçıl bir şekilde yeniden entegrasyonunu istediğini ve aynı zamanda Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki normalleşme sürecini desteklediğini" doğruladı.

Aç ve korkmuş insanlar

Dağlık Karabağ'daki İnsan Hakları Ombudsmanı Gegham Stepanyan21 Eylül Perşembe günü, bölgenin başkenti Hankendi'nin sokaklarının "aç ve korkmuş, yerinden edilmiş insanlarla dolu olduğunu" duyurdu. Bu, Ermeni çoğunluğun yaşadığı bölgenin 24 saat süren çatışmaların ardından Azerbaycan'a teslim olmasının ertesi günüydü.

Stepanyan, X platformu (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, "İnsanlar çaresizce birbirlerini arıyor ve yakınları hakkında haber almak için telefon görüşmeleri yapıyor" ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycanlı mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Bakü'den Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin "haklarını ve güvenliklerini" garanti altına almasını talep etti.

Aynı bağlamda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın Karabağ sakinlerinin haklarına ve güvenliğine saygı gösterme çağrılarındaki kararlılığını doğrulayarak, "Fransa'nın sivil halka insani yardımı hiçbir engel olmadan ulaştırmak için çalışma kararlılığını" yineledi.

Dağlık Karabağ'daki Rus barış güçleri (AP)
Dağlık Karabağ'daki Rus barış güçleri (AP)

Kitlesel göç korkusu

Azerbaycan'ın askeri zaferi, 120 bin nüfuslu olduğu tahmin edilen bu yerleşim bölgesinden kitlesel göç korkusunu artırıyor.

Şu anda Ermenistan bölgeden toplu tahliye planlamadığını doğruladı.

Ancak 21 Eylül Perşembe günü Ermenistan Başbakanı bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada ülkesinin 40 bin mülteci aileyi kabul etmeye hazır olduğunu duyurdu ve bunun yerel nüfusa yönelik 'doğrudan bir tehdit' olmadığını vurguladı.

Nikol Paşinyan ayrıca, 2020'deki son savaştan bu yana Dağlık Karabağ'da bir tabur konuşlandıran Rusya'yı, söz konusu Ermeni çoğunluğunun bulunduğu bölgedeki barışı koruma misyonunda başarısız olmakla suçladı.

Barışı koruma taburunun 'başarısızlığı'

Paşinyan, "Dağlık Karabağ'daki barışı koruma taburunun başarısızlığını görmezden gelmemiz gerektiğini düşünmüyorum" dedi.

Ermenistan, 21 Eylül Perşembe günü BM İnsan Hakları Konseyi önünde Azerbaycan'ı, Bakü güçlerinin başlattığı askeri operasyonun ardından Dağlık Karabağ'da 'etnik temizlik' ve 'insanlığa karşı suç' işlemekle suçlamıştı.

Stepanyan çarşamba akşamı, Dağlık Karabağ'da kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere "10 binden fazla kişinin asıl ikamet yerlerinden tahliye edildiğini" söyledi.

Bu bölgede görev yapan Rus barış gücü, bu kişilerin yaklaşık 5 binine bakım hizmeti verdi.

Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ'da başlattığı 24 saat süren ve çarşamba günü öğle saatlerinde sona eren askeri operasyonda en az 200 kişinin öldüğü, 400'den fazla kişinin de yaralandığı ifade edildi.

Azerbaycan 21 Eylül Perşembe günü Karabağ'daki saldırıda Rus barış gücünden altı askerin öldüğünü bildirdi.

Aliyev Putin'den özür diledi

Kremlin'den 21 Eylül Perşembe günü yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, askerlerin vurularak öldürülmesi nedeniyle Rusya Devlet Başkan Vladimir Putin'den özür diledi.

Aliyev 20 Eylül Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ayrılıkçıların silahlarını bırakmayı ve Bakü ile görüşme yapmayı kabul etmesini de içeren bir ateşkes anlaşması kapsamında ülkesinin bölge üzerindeki egemenliğini yeniden tesis ettiğini duyurdu.

Şiddetin yeniden alevlenmesinin tüm Kafkasya bölgesini istikrarsızlaştıracağından korkan Batı ve Karabağ meselesini Azerbaycan'ın iç meselesi olarak gören Rusya, salı günü çatışmaların derhal durdurulması çağrısında bulundu.

Azerbaycan makamları, Karabağ'da iki mayının patlaması sonucu 4 polis ve 2 sivilin öldürülmesinin ardından Salı günü 'terörle mücadele' operasyonu başlattı.

Azerbaycan bu 'terör' eylemlerinden Ermeni ayrılıkçıları sorumlu tutuyor.

Ayrılıkçıların yenilgisi, Paşinyan karşısında iç eleştirileri yeniden canlandırdı.

Göstericiler 20 Eylül Çarşamba günü Başbakanlık binası önünde toplandı ve polisle aralarında çatışmalar yaşandı.

Türkiye: Azerbaycan operasyonunda doğrudan rol oynamadık

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili 21 Eylül Perşembe günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yakın müttefiki Azerbaycan'ı desteklemek için orduyu eğitmek ve modernize etmek de dahil olmak üzere 'tüm araçları' kullandığını, ancak Dağlık Karabağ bölgesindeki Bakü askeri operasyonunda doğrudan bir rol oynamadığını söyledi.

NATO üyesi Türkiye, çarşamba günü, Bakü'nün 'toprak bütünlüğünü koruma adımlarına' açık destek verdiğini duyurdu.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı'ndan bir yetkili gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu sadece Azerbaycan ordusunun bir operasyonuydu. Türkiye doğrudan müdahale etmedi" dedi.

Yetkili, "Türkiye'nin Azerbaycan'la askeri eğitim ve ordu modernizasyonu alanındaki iş birliği uzun süredir devam ediyor. Azerbaycan ordusunun son operasyondaki başarısı ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Yetkili, Türk-Rus ortak izleme merkezinin halen faaliyette olduğunu ve ateşkesin ihlal edilmesi durumunda her türlü durumun rapor edildiğini de sözlerine ekledi.

Yetkili ayrıca, Azerbaycan'la dilsel, kültürel ve ekonomik bağları bulunan Türkiye'nin, Bakü ve Erivan'ın barışçıl ilişkiler kurma çabalarını desteklediğini sözlerine ekledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu sonrasında New York'taki gazetecilere Azerbaycan'ın Karabağ'da düzenlediği antiterör operasyonuna ilişkin olarak yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

Azerbaycan'ın operasyonu Ermenistan Devletiyle değil, Karabağ'daki çapulcu Ermeni takımıyla alakalı bir konu.

Erdoğan, "Bu son olay (Ermenistan Başbakanı) Paşinyan'la, Ermenistan Devletiyle de alakalı değildir. Bu bir yerde Karabağ'daki çapulcu Ermeni takımıyla alakalı bir konudur. Uyarılar yapıldı, ama bütün bu uyarılara rağmen bunlar kendilerine çekidüzen vermediler, Azerbaycan da adımını attı" ifadelerini kullandı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
TT

İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)

İran genelinde geçen ay patlak veren protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinde hayatını kaybedenlerin sayısının en az 7 bin 2’ye yükseldiği bildirildi. Aktivistler, ölü sayısının artmaya devam ettiğini ve gerçek bilançonun daha da ağır olabileceğini belirtti.

Gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının kademeli olarak yükselmesi, İran’ın hem iç cephede hem de uluslararası alanda karşı karşıya bulunduğu baskıyı derinleştiriyor. Tahran, nükleer dosya kapsamında ABD ile yürütülen müzakereleri sürdürmeye çalışsa da ikinci tur temasların ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı belirsizliğini koruyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran’a yönelik taleplerin daha da sıkılaştırılması gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, görüşmede bağlayıcı bir karar alınmadığını belirterek, İran’la müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi. Olası bir anlaşmanın tercihleri olacağını İsrail Başbakanı’na ilettiğini kaydeden Trump, diplomatik sürecin sonuç vermesi halinde bunun Washington açısından öncelikli seçenek olacağını ifade etti.

Öte yandan İran içinde, rejimin muhalefeti kapsamlı biçimde bastırmasına yönelik öfke dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde, hayatını kaybedenlerin ailelerinin geleneksel 40. gün yas törenlerini düzenlemesiyle gerilimin yeniden artabileceği belirtiliyor.

Aktivistlerin açıkladığı bilanço yükseliyor

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son rakamı açıklayan kuruluş oldu. Kurumun, İran’daki önceki protesto dalgalarında ölü sayısını tespit etmede isabetli olduğu ve ülke içindeki aktivist ağı aracılığıyla bilgileri doğruladığı biliniyor. İletişim kanallarının kesintiye uğraması nedeniyle verilerin çapraz kontrolünün zaman aldığı, bu nedenle bilançonun kademeli olarak güncellendiği ifade edildi.

İran hükümeti ise 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran’daki yönetimin geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda can kayıplarını eksik bildirdiği ya da hiç açıklamadığı biliniyor.

Associated Press (AP), İran’da internet erişiminin ve uluslararası telefon bağlantılarının kesintiye uğratılması nedeniyle ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi.

Can kaybındaki artış, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttüğü müzakereler sürerken yaşanıyor.

İran dosyasında diplomasi trafiği

Üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Ali Laricani, çarşamba günü Katar’da Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Katar, haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasının ardından İran’ın hedef aldığı büyük bir ABD askerî üssüne ev sahipliği yapıyor. Söz konusu saldırı, İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından gerçekleşmişti.

Laricani’nin ayrıca Katar’da Filistinli Hamas yetkilileriyle, salı günü ise Umman’da Tahran destekli Yemenli Husilerle görüştüğü bildirildi.

Laricani, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman’da ABD’den herhangi bir somut teklif almadıklarını ancak “mesaj alışverişi” yapıldığını kabul etti.

İran ile Arap Körfezi’nde dev bir doğal gaz sahasını paylaşan Katar, geçmişte de Tahran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Katar resmi haber ajansı, Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Trump ile “bölgedeki mevcut durum ve gerilimi azaltmaya, bölgesel güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalar” hakkında görüştüğünü aktardı.

ABD, İran’a baskıyı artırmak amacıyla uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, savaş gemilerini ve savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etti. Washington yönetimi, gerektiğinde İran’a yönelik askerî seçenekleri masada tutuyor.

ABD güçleri, Lincoln’e fazla yaklaştığını belirttikleri bir insansız hava aracını düşürdüklerini ve İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nda durdurmaya çalıştığı ABD bayraklı bir gemiye müdahale ettiklerini açıkladı.

Trump, Axios haber sitesine verdiği demeçte, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini belirterek, “Oraya doğru ilerleyen bir armadamız var ve bir başkası da yolda olabilir” dedi.

Nobel Ödüllü Muhammedi için endişe

Norveç Nobel Komitesi, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin gözaltına alınışı sırasında şiddete maruz kaldığı, fiziksel istismara uğradığı ve hayati risk taşıyan kötü muameleye tabi tutulduğuna dair güvenilir bilgiler aldıklarını belirterek derin endişe duyduklarını açıkladı.

Komite, Muhammedi’nin aralık ayında gözaltına alınırken darp edildiğine ve gözaltı sürecinde kötü muamelenin sürdüğüne dair bilgi aldıklarını belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Kendisine yeterli ve sürekli tıbbi takip imkânı sağlanmamakta, ağır sorgu ve baskılara maruz bırakılmaktadır. Birkaç kez bayıldığı, tehlikeli derecede yüksek tansiyon sorunu yaşadığı ve şüpheli meme tümörleri için gerekli kontrollerden mahrum bırakıldığı bildirilmektedir” denildi.

İran yargısı, 53 yaşındaki Muhammedi’yi yedi yılı aşkın ek hapis cezasına çarptırdı. Destekçileri, Aralık 2024’te sağlık gerekçesiyle geçici izinle serbest bırakılmasının ardından yeniden tutuklanma riski bulunduğu yönünde aylardır uyarıda bulunuyordu.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.