Fidye yazılımı saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 150 oranında arttı

Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
TT

Fidye yazılımı saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 150 oranında arttı

Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.

Fidye yazılımı saldırıları 2023 yılında giderek daha fazla kişi veya kurumu hedef alırken bilgisayar korsanları, saldırılarını hiç hız kesmeden, kurbanları başlarına gelecek felaketi henüz anlamadan önce dahi yıkıcı hasara yol açacak şekilde tasarlamayı sürdürüyor.

İngiltere merkezli siber güvenlik şirketi NCC Group tarafından yürütülen ve 23 Ağustos'ta yayımlanan bir rapora göre geçtiğimiz temmuz ayında yaklaşık 502 şirkete ait veriler sızdırılarak bu tür sızıntıların yer aldığı siteler tarafından internette yayımlandı. Raporda, veri sızdırma saldırılarında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 150 oranında artış görüldüğü vurgulandı. Bilgisyar korsanı gruplarının çifte şantaj yapmak için benimsediği ortak bir taktik olarak sitelerde yayınlanan verilerin sayısı 2022 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 79'luk bir artışa işaret ederken bu sayı giderek yükseliyor.

NCC Group Siber Tehdit İstihbarat Yöneticisi Matt Hull, Dark Reading dergisine verdiği röportajda şunları söyledi:

“Saldırılardaki artışın nedeni, özellikle ‘Move It’ gibi dosya aktarımı ve paylaşımı yapan programlardaki ve ilk girişin yapılmasından sonra tekrar girişe izin veren hizmet sağlayıcılarındaki güvenlik açıklarıdır. Bu yıl başka bir yazılım hatası ya da benzeri bir şey meydana gelirse ve yayılırsa fidye yazılımı saldırılarındaki büyük bir artışla birlikte, bu açıkları kullanmak için harekete geçecek bilgisayar korsanı gruplar göreceğimize şüphe yok.”

Siber güvenlik konusunda uzman bir şirket olan Sophos tarafından yapılan ve 80 ayrı siber saldırının incelendiği araştırma, fidye yazılımı kullanan bilgisayar korsanlarının, şirketlerin elektronik cihazlarına sızma fırsatı buldukları anda hızla saldırıya geçtiklerini ve saldırı süresinin 2022 yılında ortalama olarak dokuz günken beş güne kadar gerilediğini ortaya koydu.

Buna karşın Sophos tarafından yayımlanan ‘Active Advisory’ yıl ortası raporuna göre diğer siber saldırı türlerinde gerileme gözlemlendi. Fidye yazılımı kullanılmayan siber saldırılarda 2022 yılında 11 güne ihtiyaç duyulurken bu yıl yaklaşık 13 gün gibi daha uzun bir süre ihtiyaç duyuluyor.

Sophos güvenlik araştırmacısı Chester Wisniewski, bilgisayar korsanlarının, veri hırsızlığı ve şifreleme süreçlerini iyileştirerek yaptıkları işte daha iyi hale geldiklerini söyledi.

Wisniewski, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fidye yazılımı kullanılan siber saldırı için ihtiyaç duyulan beş günlük süreye baktığımızda bunun mantıklı olduğunu görüyoruz. Çünkü fidye yazılımı kullanarak modern ve eksiksiz bir siber saldırının tamamlanması için bu süreye ihtiyaç var. İçeri girmenin bir yolunu bulmak, ardından aktif dizine girmek ve kendinizi yönetici olarak tanıtmakla başlar. Bunu yaparken antivirüs programlarını da devre dışı bırakmalısınız. Bu süreç büyük olasılıkla dört günü geçmeyecektir. Çünkü bir bilgisayar korsanının tüm bunları yapması için yeterli bir süre.”

Çifte şantaj stratejisi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre yakın tarihli bu iki ayrı rapor da C10P gibi bazı bilgisayar korsanı gruplarının veri şifrelemeyi bırakıp artık hırsızlık ve şantaja yönelmelerine rağmen, şifreli fidye yazılımların oluşturduğu tehdidin devam ettiğini vurguluyor. Diğer yandan bu grupların çoğu, şirketi istedikleri fidyeyi ödemek zorunda bırakmak için verileri çalmaya ve şifrelemeye dayanan çifte şantaj stratejisini sürdürmeye devam ediyorlar.

NCC Group tarafından yayınlanan Siber Tehdit İstihbarat Raporu'na (Cyber Threat Intelligence Report) göre temmuz ayında verileri çalınan mağdurlar listesinde en üst sırada yine sanayi sektörü yer aldı. İkinci ve üçüncü sırada ise süreli yayınlar ve teknoloji sektörü yer aldı. Bunun yanında bilgisayar korsanlığı vakalarının yalnızca yarısı rapor ediliyor.

NCC Group Siber Tehdit İstihbarat Yöneticisi Hull, geçtiğimiz birkaç yıl içinde sektörlerin siber güvenlik alanında daha az önlem aldığını ve daha küçük bütçeler ayırdığını gözlemlediklerini belirterek şunları söyledi:

“Fidye yazılımı saldırılarının ve bilgisayar korsanlığı gruplarının yaklaşık 5-10 yıldır başlıca hedefi olan finansal hizmetler gibi başka bir alanla karşılaştırıldığında, fidye yazılımı kullanarak bilgisayar korsanlığı yapanların hesaplarında artık ikinci bir hedefin olmadığını hissediyoruz.”

Bilgisayar korsanları, bir yandan da ‘Active Directory’ sunucularında bir açık bulmak için çabalıyor. Çünkü böylece iç ağdaki çoğu kaynağa erişebilirler. Sophos raporuna göre bir Active Directory sunucusuna sızmak ortalama 16 saat sürüyor.

Raporda, Active Directory sunucusuna erişimin, neredeyse ağın en güçlü kısmı ve bir şirketin tüm bilgilerini ve politikalarını kontrol eden bölümü olmasından dolayı bilgisayar korsanına daha büyük bir hareket alanı kazandırdığı vurgulandı. Bu sayede değerli hesapları çalmasına, yeni hesaplar oluşturmasına ya da istediği hesapları kapatmasına olanak sağladığına işaret edildi.

Sophos raporunda son olarak siber saldırıların çoğunun hafta ortasında, ancak çalışma saatleri dışında gerçekleşmesi nedeniyle bilgisayar korsanlarının zaman farklarını kendi avantajlarına kullandığının altını çizdi.

Siber saldırı grubu

Fidye yazılımı saldırılarında görülen artışta aslan payını, iki farklı dosya aktarım platformundaki güvenlik açıklarından sızmak için oldukça hızlı hareket ederek dikkatleri üzerine C10p adlı bilgisayar korsanlığı grubu aldı. Grup, mayıs ayı sonlarında dosya aktarım platformu Move It’e ve ocak ayı başlarında GoAnywhere MFT'ye başarılı siber saldırılar gerçekleştirdi. Siber saldırılarını fidye yazılımı kullanarak gerçekleştiren C10p grubu, doğrudan hırsızlık ve şantaj yapıyor. Yani verileri çalıyor ve kurbanın istenen fidyeyi ödemeyi reddetmesi halinde bunları yayınlamakla tehdit ediyor.

Hull, söz konusu bilgisayar korsanlığı gruplarından bazılarının, veri şifrelemesi olmadığı için fidye yazılımı kullanmadıklarının bilindiğini belirterek, “Bazı gruplar ise veri şifrelemeden veri sızdırma ve yaymaya yönelik genel bir eğilime gösterdiler. Henüz tamamlanmasa da böyle bir dönüşüm söz konusu” şeklinde konuştu.

NCC Group verilerine göre C10p, sızdırılan verilerin yayımlandığı sitelerde ‘Lockbit 3.0’ adlı ikinci en güçlü bilgisayar korsanı grubundan üç kat daha fazla veri yayınladı. C10p’nin bu başarısı, sızdırılan verilerin yayımlandığı sitelerdeki paylaşımlarda büyük bir artışa katkıda bulunurken NCC Group’un fidye yazılımı izleme endeksinde artışa yol açtı.

C10p’nin çalışmaları tam olarak incelenmeye alınmasa bile fidye yazılımı faaliyetinin yükselişte olduğunu belirten Hull, sızdırılan verilerin yayınlandığı sitelerdeki C10p’nin yaptıklarının dışındaki paylaşımların bir yılda yüzde 57 oranında arttığının altını çizdi.

2022 yılı fidye yazılımı saldırıları endeksinde düşüş kaydedilmişti. Ancak Hull’a göre bu yıl için aynı durum geçerli değil. Çünkü bilgisayar korsanları küresel ekonomik durgunluktan kaynaklanan kayıplarını telafi etmek için daha fazla para kazanmaya çalışıyorlar.

Hull açıklamalarını şöyle sonlandırdı:

“Geçtiğimiz yıl küresel ekonomide yaşanan gerilemeyle birlikte bu suç gruplarının da para kazanmanın bir yolunu bulmaları gerekiyordu. Çünkü kârlarını yeniden yükseltmeliydiler ve bu amaç doğrultusunda harekete geçtikleri açıkça görülüyor.”



Google, kodlamanın yüzde 75'ini artık yapay zekanın yaptığını açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Google, kodlamanın yüzde 75'ini artık yapay zekanın yaptığını açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Google CEO'suna göre şirkette yazılan yeni bilgisayar kodlarının çoğunu artık yapay zeka üretiyor.

Las Vegas'ta düzenlenen Google Cloud Next 2026 konferansında konuşan Sundar Pichai, kodların yaklaşık yüzde 75’inin yapay zeka tarafından üretilerek mühendisler tarafından onaylandığını açıkladı.

Bu rakam, 2024'teki yüzde 25 ve 2025'teki yüzde 50'ye kıyasla artışa işaret ediyor.

Pichai "Bir süredir Google'da şirket içi kod oluşturmak için yapay zeka kullanıyoruz" dedi.

Şimdi tamamen ajan tabanlı iş akışlarına geçiyoruz. Mühendislerimiz tamamen otonom dijital görev güçlerini koordine ediyor, ajanları devreye sokuyor ve inanılmaz şeyler başarıyor.

Google patronu, yapay zeka ajanlarının karmaşık bir kod taşıma görevini insan mühendislerden 6 kat daha hızlı tamamlayabilmesi örneğini verdi.

Bu gelişme, teknoloji şirketlerinin yapay zekayı iş akışlarına muazzam ölçekte entegre etmeye yönelik daha geniş bir eğilimin parçası.

Bu hafta yayımlanan bir habere göre Meta, yeni yapay zeka sistemlerini çalışanların işlerini yapmak üzere eğitmek amacıyla, personelin fare hareketlerini, tıklamalarını ve klavye vuruşlarını kaydetmek için bir takip yazılımı kullanmaya başlıyor.

Facebook ve Instagram'ın sahibi şirkette paylaşılan kurum içi yazışmada, insanların bilgisayarlarla etkileşim kurma biçimini taklit etmeyi amaçlayan Model Capability Initiative (Model Yetenek Girişimi / MCI) adlı yeni bir araç seti anlatılıyor.

Reuters'ın aktardığı üzere Meta Teknoloji Direktörü Andrew Bosworth ayrı bir yazışmada çalışanlara, "Hedeflediğimiz vizyon, işlerin esasen ajanlarımız tarafından yapıldığı, bizim rolümüzün ise onlara yön vermek, onları denetlemek ve gelişmelerine yardım etmek olduğu bir vizyon" demişti.

Meta, çalışanlarını günlük işlerinde de mümkün olduğunca fazla yapay zeka kullanmaya teşvik eden birkaç büyük teknoloji şirketinden biri.

Meta ve ChatGPT'nin yaratıcısı OpenAI'daki şirket içi sıralama tablolarının, çalışanları aylık token (jeton) tüketimlerine göre sıraladığı öne sürülüyor; bu, kullandıkları yapay zeka işlem gücü miktarını ifade ediyor.

"Tokenmaxxing" denen bu eğilim, bu kadar yoğun yapay zeka kullanımının finansal ve çevresel maliyetinin yanı sıra performans ölçütü olarak gerçek değerinden dolayı da eleştirilere maruz kalıyor.

Linear Baş İşletme Görevlisi Christina Cordova, X'te "Mühendisleri token harcamalarına göre sıralamak, benim pazarlama ekibimi en çok para harcayanlara göre sıralamam gibi bir şey" diye yazdı. 

Yüksek tüketim oranını yüksek başarı oranıyla karıştırmayın.

Independent Türkçe


Cook’un mirası ile Ternus’un hırsı arasında... Apple’ın geleceğini belirleyecek 7 kritik konu

 Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
TT

Cook’un mirası ile Ternus’un hırsı arasında... Apple’ın geleceğini belirleyecek 7 kritik konu

 Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)

Küresel teknoloji sektörünün dengelerini değiştirebilecek kritik bir gelişmede, Apple bugün yaptığı resmî açıklamayla, Tim Cook’un yıl içinde CEO görevinden ayrılacağını duyurdu. Cook’un, yönetimden tamamen çekilmek yerine şirket içinde İcra Kurulu Başkanı görevine geçeceği belirtildi. Şirketin yeni CEO’su ise son yıllarda Apple’ın ürün mühendisliğindeki dönüşümünde kilit rol oynayan John Ternus olacak. Ternus’un, 1 Eylül itibarıyla görevi devralacağı açıklandı. Bu değişimle birlikte Apple, trilyonlarca dolarlık piyasa değerini yöneten yeni bir liderlik dönemine girerken, şirketin özellikle yapay zekâ, donanım rekabeti ve küresel regülasyon baskıları gibi alanlarda ciddi stratejik sınamalarla karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor.

grtbgb
Tim Cook, ocak ayında Los Angeles’ta düzenlenen Amerikan Film Enstitüsü Ödülleri etkinliğine katıldı. (Reuters)

Tim Cook’un mirası ve ‘sahneye çıkışının’ zamanlaması

Wall Street’teki analistler, Tim Cook’un bu dönemde görevden ayrılmasını ‘hesaplanmış bir dönüşüm’ olarak değerlendiriyor. Cook’un on yılı aşkın liderliği boyunca şirketi dünyanın en büyük finansal teknoloji devine dönüştürdüğüne dikkat çeken uzmanlar, Apple’ın aynı zamanda yapay zekâ stratejisi açısından kritik bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiğini vurguladı. Analistlere göre Cook’un ayrılığı, şirketin bu zorlu dönüşüm döneminde yeni bir vizyon ve ivme arayışının parçası. Artan rekabet ve yapay zekâ alanında net bir stratejik çerçeve sunma baskısının, yönetimde ‘yeni kan’ ihtiyacını hızlandıran temel etken olduğu ifade ediliyor.

gbgb
John Ternus, Apple’ın her yıl düzenlediği Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda konuşuyor. (Arşiv – Reuters)

Ternus’un tahtı kurtarmak için izlediği yol haritası

Ternus’un piyasalardaki şüpheleri giderebilmesi ve hızlı bir şekilde güven inşa edebilmesi için, kısa sürede çözmesi gereken yedi kritik ve tartışmalı başlık bulunduğu ifade ediliyor:

1- Yapay zekâ ikilemi: ‘Takip eden’ konumdan ‘egemenlik’ aşamasına geçiş

En acil ve öncelikli görev, Apple Intelligence sistemini kullanıcıların satın alma kararlarında belirleyici bir faktör haline getirmek olarak görülüyor. Ternus, Apple ile Google arasında yürütülen stratejik iş birliği kapsamında Gemini modelinin Apple sistemlerine entegre edilmesi için yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık anlaşmayı sürdürürken, şirketin aynı zamanda kendi yapay zekâ altyapısını geliştirmek zorunda olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre Ternus’tan beklenen asıl dönüşüm, dışa bağımlılığı azaltarak ‘sistem egemenliği’ oluşturması ve Siri’yi yalnızca bir sesli asistan olmaktan çıkarıp, yüz milyonlarca kullanıcının günlük yaşamında aktif rol oynayan kapsamlı bir dijital merkez haline getirmesi.

2- ‘Geleceğin cihazı’ inovasyonu… iPhone dönemi sona mı eriyor?

Ternus, ‘bir sonraki büyük ürünü’ ortaya koyma konusunda ciddi bir baskı altında bulunuyor. Apple için özellikle, eski tasarımcısı Jonathan Ive ile bağlantılı ekiplerin OpenAI bünyesinde yeni donanım girişimlerine yönelmesi, rekabeti daha da görünür hale getiriyor. Bu tablo, Ternus’u klasik akıllı telefon konseptini aşan, tamamen yeni bir cihaz geliştirme zorunluluğuyla karşı karşıya bırakıyor. Sektörde beklentiler, yalnızca katlanabilir bir iPhone’un ötesine geçen, kullanıcı alışkanlıklarını yeniden tanımlayacak radikal bir ürün üzerinde yoğunlaşıyor.

3- İş gücünde yeniden yapılanma

Teknoloji devlerinde görülen yeniden yapılanma dalgasına paralel olarak, Ternus’un Apple içinde de kapsamlı bir organizasyon değişikliğine gitmesi bekleniyor. Amazon, Meta ve Oracle gibi şirketlerin uyguladığı iş gücü azaltma politikalarına benzer şekilde, Apple’ın da 160 binden fazla çalışanı arasında özellikle geleneksel departmanlarda küçülmeye gidebileceği değerlendiriliyor. Bu tür bir yeniden yapılandırmanın, kaynakların yapay zekâ ve büyüme odaklı alanlara kaydırılması amacı taşıdığı ve yatırımcılar tarafından kârlılığı artıracak bir adım olarak görüldüğü ifade ediliyor.

4- Apple TV+ için stratejik karar aşaması

Apple TV+, 2019’dan bu yana içerik üretimine yaklaşık 30 milyar dolar yatırım yaptı. Buna rağmen platformun, büyük ses getiren yapımlar üretme konusunda sınırlı başarı elde ettiği değerlendiriliyor. Yeni yönetimin önündeki kritik soru ise net: Apple, Netflix ve Amazon ile rekabet etmek için büyük içerik satın almaları ve agresif büyüme stratejileri mi izleyecek, yoksa bu alandan kademeli olarak çekilerek maliyetleri mi azaltacak?

5- ‘Üst yönetim mutfağının’ yeniden kurulması

Ternus’un, göreve gelmesinin ardından kendi yönetim ekibini oluşturması bekleniyor. Apple’da CEO değişiklikleri genellikle üst düzey departman başkanlıklarında da zincirleme değişimleri beraberinde getiriyor. Yatırımcılar, yeni ekipte genç, yenilikçi ve özellikle yazılım ile yapay zekâ odaklı isimlerin öne çıkmasını bekliyor. Bu beklenti, şirketin uzun yıllardır sürdürdüğü donanım ve tasarım merkezli yaklaşımın yerini daha teknoloji ve algoritma ağırlıklı bir stratejiye bırakacağı yönündeki öngörülerle de örtüşüyor.

6- Beyaz Saray diplomasisi

Tim Cook, Washington’daki siyasi dalgalanmalarla başa çıkma konusunda güçlü bir diplomasi geliştirmiş ve Donald Trump ile yakın ilişkiler kurarak Apple’ı gümrük vergileri gibi risklerden korumayı başarmıştı. Ancak Ternus için bu alanda benzer bir deneyim bulunmuyor. Bu nedenle yeni CEO’nun, ABD yönetimiyle hızlı şekilde doğrudan ilişkiler kurarak şirketin küresel tedarik zincirlerini etkileyebilecek siyasi riskleri en aza indirmesi gerektiği ifade ediliyor.

frbfgrb
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz ağustos ayında Beyaz Saray’da Tim Cook ile tokalaşıyor. (AFP)

7- ‘Omaha’nın bilge yatırımcılarının’ güvenini kazanmak

Berkshire Hathaway, yaklaşık 62 milyar dolarlık payıyla Apple’ın en büyük hissedarı konumunda bulunuyor. Şirketin yönetiminde Warren Buffett’ın ardından Greg Abel’in öne çıkmasıyla birlikte, yeni dönemde Ternus’un bu yatırım çevresiyle güçlü bir ilişki kurması kritik görülüyor. Analistlere göre bu ilişki, Apple hisselerinin kriz dönemlerinde tarihsel olarak sahip olduğu istikrarın korunması açısından önemli bir unsur olacak. Yatırımcı güveninin sürdürülebilmesi için Ternus’un hem finansal çevrelerle hem de şirketin uzun vadeli stratejik ortaklarıyla uyumlu bir iletişim geliştirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Sonuç olarak Ternus, yalnızca bir donanım mühendisi olarak yükselen bir isim değil; aynı zamanda yoğun bir teknolojik dönüşüm sürecinde küresel ölçekte dev bir şirketi yönetecek lider konumunda bulunuyor. Başarısı, Apple’ın tasarım geleneğini yazılım ve yapay zekâ devrimiyle birleştirme kapasitesine bağlı görülürken, piyasanın bu dönüşüm için fazla zaman tanımayacağı değerlendiriliyor.


Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program
TT

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Geçmişte bulanık görüntüler, kötü aydınlatma ve arka plandaki rastgele unsurlar tek bir anlama geliyordu: kötü fotoğraflar. Bugün ise yapay zekâ destekli fotoğraf düzenleme araçları bu gerçeği değiştirdi. Tek bir tıklamayla (hatta basit bir metin komutuyla) ışığı ayarlamak, yüz netliğini artırmak, dikkat dağıtan unsurları kaldırmak ve hatta fotoğrafın eksik kısımlarını yeniden oluşturmak mümkün.

“Akıllı” fotoğraf düzenleme rehberi

Şarku’l Avsat eWeek’te yayımlanan Aminu Abdullah’ın hazırladığı değerlendirme çerçevesinde kötü fotoğrafları yalnızca iyileştirmekle kalmayıp gerçekten onarabilen en iyi 10 yapay zekâ destekli aracı inceliyor. Bu araçların bazıları profesyonellere yönelikken, bazıları hızlı kullanım için tasarlandı. Bir kısmı ise artık sohbet botları gibi çalışıyor: fotoğrafı yüklüyor, sorunu tarif ediyorsunuz ve gerisini yapay zekâ hallediyor.

2026’da iyi bir yapay zekâ fotoğraf düzenleme aracı neyi ifade eder? Her “yapay zekâ destekli” olduğunu iddia eden araç buna değmez. En iyi araçlar bazı ortak özellikler taşır: Fotoğrafı düzenlemeden önce analiz eder, yüzleri, ışık koşullarını ve arka planı tanır. Tüm görüntüye aynı filtreyi uygulamak yerine hedefli düzenlemeler yapar; gölgeleri aydınlatırken parlak alanları bozmaz, cildi yapay görünmeden yumuşatır, istenmeyen nesneleri kaldırırken sahneyi doğal biçimde yeniden oluşturur.

Ayrıca bu araçlar zaman kazandırır. Arka plan kaldırma, toplu düzenleme ve gürültü azaltma gibi işlemler artık saniyeler içinde tamamlanır. Yapay zekâ, tekrarlayan işleri üstlenerek kullanıcının sonuca odaklanmasını sağlar.

1. Adobe Photoshop AI

Profesyonel düzenlemeler için en iyi seçenek

Yapay zekâ özellikleriyle Photoshop hâlâ en güçlü araçlardan biri. “Generative Fill” gibi özelliklerle istenmeyen unsurlar kaldırılabilir, eksik alanlar yeniden oluşturulabilir.

Öne çıkanlar:

Hassas pozlama ve renk dengesi

Sorunsuz nesne kaldırma

Kayıp detayları yeniden oluşturma

Dezavantajı ise öğrenme eğrisinin yüksek olmasıdır.

2. Nano Banana 2

Komut tabanlı düzenleme için en iyi araç

Metin komutlarıyla çalışır. Fotoğrafı yükleyip ne istediğinizi yazmanız yeterlidir.

Örnek: “Yüzdeki ışığı düzelt” veya “arka plandaki arabayı kaldır”.

3. ChatGPT

Etkileşimli düzenleme deneyimi için

Fotoğraf yükleyip sorunları analiz ettirebilir, ardından düzeltme isteyebilirsiniz. Basit düzenlemelerde oldukça etkilidir.

4. Luminar Neo

Hız ve manuel kontrol dengesi

Fotoğrafı analiz ederek otomatik ayarlamalar yapar.

Gökyüzü değiştirme

Nesne silme

Görüntü genişletme

5. Grok Imagine

Hızlı düzenleme ve paylaşım için

X içinde entegre çalışır. Komutla düzenleme yapıp doğrudan paylaşabilirsiniz.

6. Canva Magic Studio

Pazarlama içerikleri için ideal

Sosyal medya ve görsel içerik üretimi için güçlüdür.

7. Pixlr AI

Tarayıcı üzerinden hızlı düzenleme

Kurulum gerektirmez, hızlı çözümler sunar.

8. Topaz Photo AI

Teknik kalite sorunları için

Gürültü, bulanıklık ve düşük çözünürlük sorunlarına odaklanır.

9. Freepik AI Photo Editor

Kapsamlı düzenleme çözümü

Tek platformda birçok yapay zekâ özelliğini bir araya getirir.

10. Remini

Düşük kaliteli fotoğraflar için en iyi seçenek

Bulanık ve düşük çözünürlüklü görüntüleri netleştirme konusunda uzmanlaşmıştır.

Sonuç olarak, yapay zekâ destekli fotoğraf düzenleme araçları artık sadece iyileştirme değil, gerçek anlamda “onarım” yapabiliyor. Doğru aracı seçmek ise kullanım amacına