Fidye yazılımı saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 150 oranında arttı

Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
TT

Fidye yazılımı saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 150 oranında arttı

Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.
Yazılım hataları, bilgisayar virüsleri ve çalınan verilerin sızdırılması, sonuçları her zamankinden daha büyük sıkıntılara neden olan fidye yazılımı (şantaj yazılımı, fidye virüsü, ransomware) saldırılarında büyük bir artışa yol açtı.

Fidye yazılımı saldırıları 2023 yılında giderek daha fazla kişi veya kurumu hedef alırken bilgisayar korsanları, saldırılarını hiç hız kesmeden, kurbanları başlarına gelecek felaketi henüz anlamadan önce dahi yıkıcı hasara yol açacak şekilde tasarlamayı sürdürüyor.

İngiltere merkezli siber güvenlik şirketi NCC Group tarafından yürütülen ve 23 Ağustos'ta yayımlanan bir rapora göre geçtiğimiz temmuz ayında yaklaşık 502 şirkete ait veriler sızdırılarak bu tür sızıntıların yer aldığı siteler tarafından internette yayımlandı. Raporda, veri sızdırma saldırılarında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 150 oranında artış görüldüğü vurgulandı. Bilgisyar korsanı gruplarının çifte şantaj yapmak için benimsediği ortak bir taktik olarak sitelerde yayınlanan verilerin sayısı 2022 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 79'luk bir artışa işaret ederken bu sayı giderek yükseliyor.

NCC Group Siber Tehdit İstihbarat Yöneticisi Matt Hull, Dark Reading dergisine verdiği röportajda şunları söyledi:

“Saldırılardaki artışın nedeni, özellikle ‘Move It’ gibi dosya aktarımı ve paylaşımı yapan programlardaki ve ilk girişin yapılmasından sonra tekrar girişe izin veren hizmet sağlayıcılarındaki güvenlik açıklarıdır. Bu yıl başka bir yazılım hatası ya da benzeri bir şey meydana gelirse ve yayılırsa fidye yazılımı saldırılarındaki büyük bir artışla birlikte, bu açıkları kullanmak için harekete geçecek bilgisayar korsanı gruplar göreceğimize şüphe yok.”

Siber güvenlik konusunda uzman bir şirket olan Sophos tarafından yapılan ve 80 ayrı siber saldırının incelendiği araştırma, fidye yazılımı kullanan bilgisayar korsanlarının, şirketlerin elektronik cihazlarına sızma fırsatı buldukları anda hızla saldırıya geçtiklerini ve saldırı süresinin 2022 yılında ortalama olarak dokuz günken beş güne kadar gerilediğini ortaya koydu.

Buna karşın Sophos tarafından yayımlanan ‘Active Advisory’ yıl ortası raporuna göre diğer siber saldırı türlerinde gerileme gözlemlendi. Fidye yazılımı kullanılmayan siber saldırılarda 2022 yılında 11 güne ihtiyaç duyulurken bu yıl yaklaşık 13 gün gibi daha uzun bir süre ihtiyaç duyuluyor.

Sophos güvenlik araştırmacısı Chester Wisniewski, bilgisayar korsanlarının, veri hırsızlığı ve şifreleme süreçlerini iyileştirerek yaptıkları işte daha iyi hale geldiklerini söyledi.

Wisniewski, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fidye yazılımı kullanılan siber saldırı için ihtiyaç duyulan beş günlük süreye baktığımızda bunun mantıklı olduğunu görüyoruz. Çünkü fidye yazılımı kullanarak modern ve eksiksiz bir siber saldırının tamamlanması için bu süreye ihtiyaç var. İçeri girmenin bir yolunu bulmak, ardından aktif dizine girmek ve kendinizi yönetici olarak tanıtmakla başlar. Bunu yaparken antivirüs programlarını da devre dışı bırakmalısınız. Bu süreç büyük olasılıkla dört günü geçmeyecektir. Çünkü bir bilgisayar korsanının tüm bunları yapması için yeterli bir süre.”

Çifte şantaj stratejisi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre yakın tarihli bu iki ayrı rapor da C10P gibi bazı bilgisayar korsanı gruplarının veri şifrelemeyi bırakıp artık hırsızlık ve şantaja yönelmelerine rağmen, şifreli fidye yazılımların oluşturduğu tehdidin devam ettiğini vurguluyor. Diğer yandan bu grupların çoğu, şirketi istedikleri fidyeyi ödemek zorunda bırakmak için verileri çalmaya ve şifrelemeye dayanan çifte şantaj stratejisini sürdürmeye devam ediyorlar.

NCC Group tarafından yayınlanan Siber Tehdit İstihbarat Raporu'na (Cyber Threat Intelligence Report) göre temmuz ayında verileri çalınan mağdurlar listesinde en üst sırada yine sanayi sektörü yer aldı. İkinci ve üçüncü sırada ise süreli yayınlar ve teknoloji sektörü yer aldı. Bunun yanında bilgisayar korsanlığı vakalarının yalnızca yarısı rapor ediliyor.

NCC Group Siber Tehdit İstihbarat Yöneticisi Hull, geçtiğimiz birkaç yıl içinde sektörlerin siber güvenlik alanında daha az önlem aldığını ve daha küçük bütçeler ayırdığını gözlemlediklerini belirterek şunları söyledi:

“Fidye yazılımı saldırılarının ve bilgisayar korsanlığı gruplarının yaklaşık 5-10 yıldır başlıca hedefi olan finansal hizmetler gibi başka bir alanla karşılaştırıldığında, fidye yazılımı kullanarak bilgisayar korsanlığı yapanların hesaplarında artık ikinci bir hedefin olmadığını hissediyoruz.”

Bilgisayar korsanları, bir yandan da ‘Active Directory’ sunucularında bir açık bulmak için çabalıyor. Çünkü böylece iç ağdaki çoğu kaynağa erişebilirler. Sophos raporuna göre bir Active Directory sunucusuna sızmak ortalama 16 saat sürüyor.

Raporda, Active Directory sunucusuna erişimin, neredeyse ağın en güçlü kısmı ve bir şirketin tüm bilgilerini ve politikalarını kontrol eden bölümü olmasından dolayı bilgisayar korsanına daha büyük bir hareket alanı kazandırdığı vurgulandı. Bu sayede değerli hesapları çalmasına, yeni hesaplar oluşturmasına ya da istediği hesapları kapatmasına olanak sağladığına işaret edildi.

Sophos raporunda son olarak siber saldırıların çoğunun hafta ortasında, ancak çalışma saatleri dışında gerçekleşmesi nedeniyle bilgisayar korsanlarının zaman farklarını kendi avantajlarına kullandığının altını çizdi.

Siber saldırı grubu

Fidye yazılımı saldırılarında görülen artışta aslan payını, iki farklı dosya aktarım platformundaki güvenlik açıklarından sızmak için oldukça hızlı hareket ederek dikkatleri üzerine C10p adlı bilgisayar korsanlığı grubu aldı. Grup, mayıs ayı sonlarında dosya aktarım platformu Move It’e ve ocak ayı başlarında GoAnywhere MFT'ye başarılı siber saldırılar gerçekleştirdi. Siber saldırılarını fidye yazılımı kullanarak gerçekleştiren C10p grubu, doğrudan hırsızlık ve şantaj yapıyor. Yani verileri çalıyor ve kurbanın istenen fidyeyi ödemeyi reddetmesi halinde bunları yayınlamakla tehdit ediyor.

Hull, söz konusu bilgisayar korsanlığı gruplarından bazılarının, veri şifrelemesi olmadığı için fidye yazılımı kullanmadıklarının bilindiğini belirterek, “Bazı gruplar ise veri şifrelemeden veri sızdırma ve yaymaya yönelik genel bir eğilime gösterdiler. Henüz tamamlanmasa da böyle bir dönüşüm söz konusu” şeklinde konuştu.

NCC Group verilerine göre C10p, sızdırılan verilerin yayımlandığı sitelerde ‘Lockbit 3.0’ adlı ikinci en güçlü bilgisayar korsanı grubundan üç kat daha fazla veri yayınladı. C10p’nin bu başarısı, sızdırılan verilerin yayımlandığı sitelerdeki paylaşımlarda büyük bir artışa katkıda bulunurken NCC Group’un fidye yazılımı izleme endeksinde artışa yol açtı.

C10p’nin çalışmaları tam olarak incelenmeye alınmasa bile fidye yazılımı faaliyetinin yükselişte olduğunu belirten Hull, sızdırılan verilerin yayınlandığı sitelerdeki C10p’nin yaptıklarının dışındaki paylaşımların bir yılda yüzde 57 oranında arttığının altını çizdi.

2022 yılı fidye yazılımı saldırıları endeksinde düşüş kaydedilmişti. Ancak Hull’a göre bu yıl için aynı durum geçerli değil. Çünkü bilgisayar korsanları küresel ekonomik durgunluktan kaynaklanan kayıplarını telafi etmek için daha fazla para kazanmaya çalışıyorlar.

Hull açıklamalarını şöyle sonlandırdı:

“Geçtiğimiz yıl küresel ekonomide yaşanan gerilemeyle birlikte bu suç gruplarının da para kazanmanın bir yolunu bulmaları gerekiyordu. Çünkü kârlarını yeniden yükseltmeliydiler ve bu amaç doğrultusunda harekete geçtikleri açıkça görülüyor.”



Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
TT

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)
2026 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan’da Azure bölgesinin kullanıma sunulması, geliştirme aşamasından fiili uygulamaya geçişi temsil ediyor. (Microsoft)

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor.

İnşaat aşamasından işletmeye kadar

Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı.

Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor.

scdfrgt
Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters)

Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı.

Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti.

Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor.

Yerel inovasyonu hızlandırmak

Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor.

xsdfrgt
Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. (Shutterstock)

Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek.

Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı.

Geniş stratejik ortaklık

Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor.

Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı.

Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor.

ty
Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. (Getty Images)

Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.


Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Apple'dan ucuz iPhone ve yenilenmiş Siri planı

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Nispeten daha ucuz yeni bir iPhone ve mevcut sürümün sorunlarını gideren bir Siri'nin yakında piyasaya sürüleceği bildirildi.

Şirket, geçen yıl piyasaya sürülen ve daha düşük fiyatlı bir Apple telefon modeli sunmak için eski donanımı kullanan iPhone 16e'nin ardından iPhone 17e'yi piyasaya sürmeyi planlıyor.

Bloomberg'e göre yeni model daha iyi bir işlemci (tam fiyatlı iPhone 17'yle aynı) ve Apple'ın kendi hücresel ve Wi-Fi çiplerini içerecek. Ayrıca daha ucuz modellerde ilk kez kablosuz MagSafe şarj özelliği de sunulacak.

Aynı habere göre 599 dolarlık fiyat değişmeyecek.

Aynı dönemde Apple, 2024 yazında Dünya Geliştiriciler Konferansı'nda ilk kez tanıtılan Siri özelliklerini güncelleyecek bir yazılım güncellemesi yayımlamayı planlıyor. Bu özellikler arasında soruları yanıtlamak için telefondaki başka yerlerden veri alan "kişisel bağlam" kullanma yeteneği ve Siri'nin ekranda olup bitenleri görüp kontrol etmesini sağlayacak bir özellik yer alacak.

Apple, bu özellikleri Apple Intelligence teklifinin bir parçası olarak büyük bir pazarlama ve gösterişle tanıtmıştı. Ancak daha sonra bunları telefona entegre etmekte zorlandı ve bu da aşırı vaatlerde bulunduğu veya yapay zekada geride kaldığı eleştirilerine yol açtı.

Daha sonra yapay zeka bölümünde bir dizi değişiklik yaşadı ve bu bölümden sorumlu yöneticisini kaybetti. Ayrıca asistanı geliştirmek amacıyla Google'la büyük bir iş birliği duyurdu ancak bu çalışmanın sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağı belirsiz.

Independent Türkçe


Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)
TT

Bilim insanlarından "uzayda üreme" çağrısı: "Acil işbirliği gerekli"

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

Araştırmacılar, insanların uzayda nasıl üreyebileceğini araştırmacıların acilen düşünmesi gerektiğini söylüyor.

İnsanlık Dünya'nın ötesinde yaşamayı hedeflerken, insan üremesinin gerçekte nasıl işleyeceğini anlamamız gerektiğini belirtiyorlar.

Ancak bu soru "soyut bir olasılıktan pratik bir meseleye" dönüşmesine rağmen uzayda insan doğurganlığı ve üreme sağlığını yönetmek için net standartlar hâlâ yok.

Bunlar, üreme sağlığından uzay tıbbına kadar farklı alanlardan 9 uzmanın bir araya gelerek insanların uzayda nasıl üreyebileceğini anlamak için yeni bir çerçeve önerdiği yeni bir çalışmanın sonuçları.

Uzayın insan yaşamı için "düşmanca bir ortam" sunduğu gerçeğine dayanan araştırmacılar, halihazırda bilinen bir dizi zorluk olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında yerçekimindeki değişiklikler, artan radyasyon ve uyku döngülerindeki bozulmalar yer alıyor, ki bunların hepsi üreme sağlığını etkileyebilir.

Bu soruları incelemeden uzay araştırmalarına devam etmenin tehlikeli olabileceği uyarısı yapan uzmanlar, gerçek anlamda pratik sorunlara dönüşmeden önce bu meseleleri ele almamız gerektiğini belirtiyor. Üreme teknolojileri genellikle adım adım tanıtılır ve biz çoğunlukla sonradan bunları kavrarız ama uzay araştırmalarında bundan kaçınmak gerekiyor.

NASA'nın araştırmacı bilim insanı ve çalışmanın kıdemli yazarı Fathi Karouia "İnsan uzayda daha geniş bir alana yayıldıkça üreme sağlığı artık politikanın kör noktası olmaya devam edemez" diyor. 

Kritik bilgi boşluklarını kapatmak, hem profesyonel hem de özel astronotları koruyan etik yönergeler belirlemek ve nihayetinde Dünya'nın ötesinde sürdürülebilir bir yaşantıya doğru ilerlerken insanlığı korumak için acilen uluslararası işbirliğine ihtiyaç var.

"Reproductive biomedicine in space: implications for gametogenesis, fertility and ethical considerations in the era of commercial spaceflight" (Uzayda üremenin biyotıbbı: Ticari uzay uçuşları çağında gametogenez, doğurganlık ve etik değerlendirmelerin etkileri) başlıklı rapor, hakemli dergi Reproductive BioMedicine Online'da yayımlandı.

Independent Türkçe, independent.co.uk/space