Bathiliy'nin müzakereleri Libya'daki seçim krizini "çözebilir" mi?

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye (Abdullah) Bathiliy geçen Ağustos ayında BMGK’ye verdiği son brifinginde (UNSMIL)
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye (Abdullah) Bathiliy geçen Ağustos ayında BMGK’ye verdiği son brifinginde (UNSMIL)
TT

Bathiliy'nin müzakereleri Libya'daki seçim krizini "çözebilir" mi?

Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye (Abdullah) Bathiliy geçen Ağustos ayında BMGK’ye verdiği son brifinginde (UNSMIL)
Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye (Abdullah) Bathiliy geçen Ağustos ayında BMGK’ye verdiği son brifinginde (UNSMIL)

Libya’da Temsilciler Meclisi ile Yüksek Devlet Konseyi arasında Libya seçim yasaları konusunda yeniden ortaya çıkan anlaşmazlıklarla bağlantılı olarak, Birleşmiş Milletler Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye (Abdullah) Bathiliy'nin seçim krizini “çözmek” için yapacağı müzakerelerin başarı şansı ile ilgili sorular gündeme geldi.

ABD’nin Libya Özel Temsilcisi Richard Norland geçtiğimiz günlerde Bathiliy’nin Libyalı liderler veya onların temsilcileriyle seçim yasaları konusundaki anlaşmazlığı çözmek ve ülkeyi seçimlere götürecek teknokratik bir hükümetin kurulmasına yönelik hazırlıkları görüşmek üzere toplantı yapma niyetini duyurdu. Uzmanların görüşleri, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi’nin “Bathiliy’nin himayesinde yeni bir müzakere yoluna girmeyi” kabul etme olasılığı konusunda farklılaştı.

Libya Yüksek Devlet Konseyi İkinci Başkan Yardımcısı Ömer Halid el-Ubeydi, seçim yasalarını belirleme görevini üstlenecek yeni bir oluşumun kurulmasını reddetti. Ubeydi, Şarku’l Avsat’a şunları söyledi: “Şu ana kadar Yüksek Devlet Konseyi’nden herhangi bir yeni oluşum veya müzakereye başlaması resmi olarak talep edilmedi. Ancak BM elçisi ile daha önce yaptığımız görüşmelerde, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi’nin temsil ettiği meşru organların dışına çıkmaya yönelik her türlü girişimi ve diğer güçlerin veya tarafların katılımını reddettiğimizi sıklıkla vurgulamıştık.” 

Görsel kaldırıldı.
Temsilciler Meclisi'nin oturumundan bir kare (Temsilciler Meclisi)

Libya Parlamentosu, geçtiğimiz Pazartesi günü cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri için kanun çıkardı ve bu kanunun Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu’na gönderilmesi talimatını verdi. Kanun Hazırlama Komisyonu'ndaki (6+6) ortağı Yüksek Devlet Konseyi ise bu adımı reddetti. Konsey, parlamentonun geçen Haziran ayında Fas'ta komitenin onayladığı “ilk nüshada değişiklikler” yapmasından dolayı bu yönde karar aldığını açıkladı. Konseye göre söz konusu değişiklikler Anayasa Bildirgesi'nin 13. Değişikliğinin ihlali anlamına geliyor.

Ubeydi, BM misyonunun gayri resmi de olsa önerdiği şeyin "Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi temsilcilerinin katılım oranının yüzde 50'yi geçmeyeceği genişletilmiş bir müzakere komitesi oluşturulması" olduğunu açıkladı. Libya Yüksek Devlet Konseyi İkinci Başkan Yardımcısına göre bu, tam mutabakat halinde dahi, seçilmemiş diğer tarafların yasama görevine katılacağı anlamına geliyor. Ubeydi, "Başkanlık Konseyi ve Abdülhamid Dibeybe başkanlığındaki Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin yanı sıra parti ve kuruluş temsilcilerinin de müzakerelere katılımından bahsedildiğini" söyledi.

Ubeydi sözlerini şöyle sürdürdü: “Temelde hiç kimse bu müzakerelerin yapılacağı tarihi, hatta yaklaşık bir tarihi ya da katılımcıların seçileceği mekanizmayı bile bilmiyor. Bu yaklaşan müzakereleri Batıli’den ziyade Norland destekledi. Öte yandan Konsey ile Meclis arasında hâlâ uzlaşma şansı var. Eğer meclis yeni çıkardığı kanunların resmi bir nüshasını, incelenmek ve ilk nüshaya uygun hale getirilmek üzere Yüksek Devlet Konseyi’ne göndermek için acele ederse uzlaşı sağlanabilir. Bazı milletvekillerinin Konseyin bağlı kaldığı ilk nüshada herhangi bir değişiklik yapılmadığı yönündeki açıklamalar doğruysa kriz yaşanmaz.”

Libya Yüksek Devlet Konseyi İkinci Başkan Yardımcısı Ömer Halid el-Ubeydi, Temsilciler Meclisi ile Yüksek Devlet Konseyi arasındaki anlaşmazlığın tırmanması tehlikesine ve Batıli'nin hazırlamakta olduğu ve ülkenin yeni bir geçiş aşamasına girmesinin önünü açabilecek müzakere yoluna fiili geçiş tehlikesine karşı uyardı.

Görsel kaldırıldı.
Yüksek Devlet Konseyi toplantılarından bir kare (Yüksek Devlet Konseyi)

Ubeydi sözlerini şöyle sonlandırdı: “Müzakereler döneminde, Dibeybe hükümetinin iktidarda kalmaya devam etmesi bekleniyor. Tüm uluslararası müzakereler, seçimle değil yalnızca yeni bir hükümetin ve yeni bir başkanlık konseyinin kurulmasıyla sonuçlandı. Yasama kısmını biz yürütsek bile, iki konseyin yasalar ve ülkeyi seçimlere yönlendirecek bir mini hükümet konusunda anlaşmaya varması Libyalılar için en iyisi olacaktır.”

Libya Ulusal Koalisyon Güçleri Yüksek Otoritesi Başkanı Tevfik eş-Şehibi ise Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi’nin "bu uluslararası müzakerelere katılma davetini" ilk etapta reddedeceğini, ardından hızla pozisyonlarını geri çekerek katılmayı kabul edeceğini düşünüyor. Şehibi meclis ve konseyin “askeri personelin ve çift uyrukluların cumhurbaşkanlığına adaylığıyla ilgili aynı tartışmalı noktalarda” çözüme ulaşamadan kendi içindeki görüş ayrılıklarını yenileyeceklerini söyledi.

Şehibi, Norland'ın Temsilciler Meclisi, Yüksek Devlet Konseyi ve Başkanlık Konseyi'ne paralel olarak Dibeybe’nin ana taraflardan biri olarak müzakerelere katılmasını sağlama konusundaki istekliliğini eleştirdi. Şehibi Şarku'l-Avsat'a şu açıklamayı yaptı: “Dibeybe, yasalar ve hükümetle ilgili siyasi müzakerelere davet edilecek bir siyasi hareketi temsil etmiyor.”

Libyalı siyasi analist Abdullah el-Kebir, Batıli'nin "müzakerelere katılım tabanını Libya'daki çeşitli kurumları temsil edecek şekilde genişleteceğini" öngörüyor. Kebir, “Batıli, Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi’nin seçilmemiş tarafların müzakerelere katılımına tepkilerini dindirmek için BM Güvenlik Konseyi'ne başvurarak destek talep edecektir” dedi.

Libyalı siyasi analist Şarku'l Avsat'a şunları söyledi:

Katılımın genişletilmesi, Libya meselesine dahil olan uluslararası ve bölgesel güçlerin, başka yerlerdeki çatışmalara rağmen, fikir birliğine varmalarına olanak tanıyacak. Her partinin tanınmış temsilcileri olacak. Ama elbette Libya güçlerinin ulusal çıkarları ilerletmek için kendi aralarında taviz verme durumu ortadan kalkmayacak, bu da müdahalelerin sınırlanmasını sağlayacaktır.



Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
TT

Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)

Yemen’de yürütülen Fecir el-Yemen (Yemen Şafağı)  askeri operasyonu cuma günü beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ve stratejik öneme sahip Meyun Adası’ndaki temizleme faaliyetlerini tamamladı. Uluslararası deniz ulaşım koridoruna hâkim yüksek kesimlerde mevzilerini sağlamlaştıran güçler, ülkenin batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirdi. Öte yandan Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken ülkenin çeşitli bölgelerinde Husilerin mevzilerine ve hareketliliğine yönelik hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Askeri kaynaklar, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle hareket eden Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin Babülmendep Boğazı, el-Ardi askeri kampı ve sahil güvenliğe bağlı gözetleme noktalarının kontrolünü tamamen sağladığını bildirdi. Kaynaklara göre güçler ayrıca Meyun Adası’nı ve boğazın çevresindeki dağlık silsileleri ele geçirdi. Bu bölgeler arasında hayati öneme sahip deniz geçiş güzergâhına hâkim noktalar da bulunuyor.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin sürpriz bir kuşatma harekâtı düzenleyerek Husilerin ön savunma hatlarını aştığını, grubun yeni kazdığı siper ve tünellere ulaştığını belirtti. Çatışmalarda onlarca Husi mensubunun öldürüldüğü, bazılarının ise teslim olduğu aktarıldı.

ffghyjuk
Yemen hükümet güçleri el-Vaziye’de ilerliyor, Babülmendep’i tamamen temizlemek için baskıyı artırıyor (AP)

Kontrolün kalıcı hâle getirilmesi durumunda boğazın ve Meyun Adası’nın güvence altına alınması, Kızıldeniz’in güney girişinde yer alan stratejik bölgenin konumu ve uluslararası deniz ulaşımının korunmasındaki önemi nedeniyle batı kıyısındaki askeri harekâtın seyrinde önemli bir değişim anlamına gelecek.

Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendep çevresindeki geniş bir alana hâkim olan Kahbub tepelerini kontrol altına aldıklarını duyurmasının ardından geldi.

El-Vaziye yönündeki askeri baskı sürüyor

Yeni mevzilerini sağlamlaştıran Yemen hükümet güçleri, Taiz’in batısındaki el-Vaziye cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Sahadan gelen bilgilere göre güçler, ilçenin doğusundaki yüksek kesimleri güvence altına almayı ve Zubab çevresi ile el-Umri askeri kampındaki Husi mevzilerini kuşatmayı hedefliyor. Bu adımların, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor.

Operasyonlara paralel olarak el-Vaziye, eş-Şemayiteyn ve Cebel Habşi bölgelerinde Husilerin askeri mevzilerini ve hareketliliğini hedef alan hava saldırıları düzenlendi. Saldırılar ayrıca Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki sınırda, el-Mukatira ve el-Ahkum ilçelerine hâkim Şercab, et-Turbe ve Cebel Kahham bölgelerini de kapsadı.

cdfhg
Yemen hükümet güçlerinden bir asker, Taiz’in güneyindeki cephelerde (AFP)

Sahadaki kaynaklar, Cebel Habşi ilçesindeki el-Hakl ve el-Kahaf bölgelerinde Husi araçları ile takviye birliklerinin hedef alındığını bildirdi. Hükümete bağlı Taiz Askeri Ekseni Medya Merkezi ise hava saldırılarından birinde 23 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini veya yaralandığını açıkladı.

Hava saldırılarında ayrıca Numan ve es-Seybara dağları, el-Harse bölgesi ile eş-Şemayiteyn ilçesindeki Cerdad da hedef alındı.

Öte yandan Husiler, mevzilerini korumak ve yeni ilerleme güzergâhları açmak amacıyla Taiz’in güney ve batısındaki kırsal bölgelere yönelik baskılarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklar, batı cephesindeki Cebel Habşi ilçesinde el-Mahşa, el-Adef ve el-Arme bölgelerinin Husilerin kontrolüne geçtiğini, grubun eş-Şarik bölgesine doğru ilerlediğini bildirdi. Bölgedeki köylerin de topçu ateşine tutulduğu, söz konusu kaynaklara göre el-Mahşa’da bir öğretmenin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Bu gelişmeler, Taiz vilayetinde birden fazla cephede çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hükümet güçleri batı bölgelerindeki mevzilerini sağlamlaştırmaya ve stratejik yolları güvence altına almaya çalışırken Husiler de güney ve batı kırsalında ve kent çevresinde baskı noktalarını korumayı hedefliyor.

Bin 729 askeri hedef vuruldu

Askeri operasyonların kapsamının genişlediğine işaret eden bir açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nüzeyli, perşembe günü “Fecir el-Yemen” operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde Husi askeri hedeflerine yönelik Bin 729 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Nüzeyli, operasyonlarda 1.370 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini, 300 askeri araç ve teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti. Hedef alınan noktalar arasında askeri mevziler, gözetleme noktaları, komuta ve kontrol merkezleri, silah depoları, ikmal hatları ve takviye birlikleri de yer aldı.

gfthyju
Babülmendep cephesinde Devler Tugayları’na bağlı savaşçılar (EPA)

Eş zamanlı olarak yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları Taiz, İbb, Beyda, Ebyen, Saada, Sana, Rimah ve Hudeyde olmak üzere sekiz vilayete yayıldı.

Saldırılarda Husilerin kontrolündeki başkent Sana’daki noktalar, İbb vilayetinin Yerim ilçesindeki bir Husi kampı ve aynı vilayetteki es-Siyeni bölgesindeki mevziler hedef alındı. Ayrıca Sana’nın batısındaki Beni Matar’da, Rimah vilayetindeki Kesme’de ve Beyda vilayetinin Cebel Cemil, Cercere ve en-Nisrin dağlarında bulunan noktalar vuruldu. Saldırılar, Akabet Sera ile Hudeyde ve Saada’daki diğer mevzileri de kapsadı.

Lahic vilayetinde ise hükümet güçleri, el-Mudaribe ilçesinin kuzeybatısındaki el-Ağbera, el-Muhavile ve el-Meşamira bölgelerini hedef alan Husi saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Aşiretlerden gelen takviyelerin desteğiyle Cebel Seyf’teki bazı mevzilerin de geri alındığı bildirildi.

Mareb’in güneyi ve Cevf cephelerinde ise çatışmalar, karşılıklı topçu ateşi ve insansız hava aracı operasyonları devam etti. Hava saldırılarında Mas kampı ile el-Lebenat bölgesindeki mevziler hedef alındı.


Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor
TT

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’de hükümet güçlerinin yürüttüğü Yemen’in Şafağı adlı askerî operasyon beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ile stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nın kontrolünü tamamen sağladıklarını ve uluslararası deniz geçiş güzergâhına hâkim yüksek kesimlerdeki mevzilerini tahkim ettiklerini açıkladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin ülkenin batı kıyısındaki konumunu güçlendirdi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken Yemen’in çeşitli vilayetlerinde Husilere ait mevzileri ve hareketliliği hedef alan hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Taiz vilayetinde hükümet güçleri, batıda yer alan Vaziiye cephesindeki operasyonlarını sürdürerek yüksek kesimlerin güvenliğini sağlamayı ve Zubab ile el-Umri Askerî Kampı çevresindeki Husi mevzilerini kuşatmayı amaçlıyor. Sahadan gelen bilgilere göre bu operasyonlarla, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesi hedefleniyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nüzeyli, Yemen’in Şafağı operasyonu kapsamında Husi askerî hedeflerine yönelik 1.729 saldırı düzenlendiğini açıkladı. El-Nüzeyli, operasyonlarda Husilere bağlı 1.370 kişinin etkisiz hâle getirildiğini, 300 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti.

Yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları sekiz vilayete yayıldı. Lahic, Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet eden yabancılar arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, İsrail’in dün düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise hayatını kaybedenlerden üçünün Filistinli grupların mensubu olduğunu öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, hayatını kaybeden 7 kişiden 6’sı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin farklı bölgelerinde yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü ve Şifa Hastanesi, Gazze’nin güneybatısında ‘İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması’ sonucu 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi. Kentin kuzeybatısındaki Tevvam bölgesinde ise ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırın’ benzer bir saldırıyla hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

cdfgh
 İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir sokakta yürüyen Filistinliler, 6 Ekim 2026, Gazze (AP)

İsrail ordusu, iki saldırıda da ‘terör örgütlerindeki askeri unsurların’ hedef alındığını bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde Abdullah Azzam Camisi yakınlarında bir binanın İsrail uçakları tarafından bombalanması sonucu bir kadın ve bir çocuk olmak üzere 2 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Basal ayrıca, Gazze kentinin kuzeybatısında İsrail topçu ateşi sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini aktardı.

Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinin güneydoğusunda da İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gazze Şeridi’nde savaş, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başladı.

Hamas, İsrail ordusunun çarşamba günü silahlı kişilerin ‘Kemal Advan Hastanesi’nin içinden saldırılar düzenlediğini’ açıklamasının ardından, Gazze’deki hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki İsrail suçlamalarını reddetti.

hyju
Gazze şehrinde hasar görmüş binaların arasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar, 8 Ekim 2026 (AP)

Hamas, yayımladığı açıklamada, “İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki hastanelere yönelik öne sürdüğü iddia ve suçlamalar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Bu iddialar, Gazze Şeridi’ndeki sivil altyapının, başta hastaneler olmak üzere, sistematik biçimde yok edilmesine yönelik saldırılar sırasında daha önce de kullanılmıştı. Bu durum, işgal güçlerinin vahşi suçlarını tekrarlamaya yönelik tehlikeli niyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu suç teşkil eden kışkırtma, Gazze Şeridi’nde geriye kalan hastanelerin saldırılar, ağır kuşatma ve işgal güçlerinin gerekli ekipman ve malzemelerin girişini engellemesi nedeniyle felaket koşullarında hizmet vermeye çalıştığı, hastanelerin hasta ve yaralılarla dolup taştığı bir dönemde yapılıyor” denildi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekâtında 74 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), bu rakamları güvenilir kabul ediyor.

Bakanlığın verilerine göre, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze’de en az bin 450 kişi öldürüldü.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin ve bir sivil yüklenicinin hayatını kaybettiğini açıkladı.