Gazze’de ‘uzun bir savaş’ ve İsrail kuşatması hazırlıkları

Filistinli grupların talepleri arasında esirler ve Aksa…

Reuters
Reuters
TT

Gazze’de ‘uzun bir savaş’ ve İsrail kuşatması hazırlıkları

Reuters
Reuters

Salim Al-Rayes

İsrail ordusunun Gazze’ye karşı ve altyapıyı hedef alan saldırıları artarken Filistinli gruplar, Gazze Şeridi’ne yönelik bir İsrail kuşatması çerçevesinde ‘uzun bir savaşa’ hazırlanıyor.

Bombalama, 600’den fazla konut içeren 72 binanın ve kulenin tamamen yıkılmasına yol açtı. 5 binden fazla konut ise kısmen zarar gördü. Ayrıca camiler, bankalar ve hizmet binaları da hedef alındı.

İsrail’in gerilimi tırmandırması ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki vatandaşlara Gazze Şeridi’nde yer alan çeşitli kasaba ve mahallelerdeki evlerini boşaltmaları yönünde uyarı yapması neticesinde 80 binden fazla kişi, BM Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Gazze genelindeki okullarında hazırladığı 71 barınma merkezine taşındı.

İsrailli işgal güçleri, evlerini hedef almadan önce tüm vatandaşları uyarmadı. Nitekim bir ön uyarı yapmaksızın onlarca evi kasten bombalayarak, sakinlerinin başına yıktı. Bu durum, çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere Filistinli sivil kayıpların sayısının 510’a yükselmesine, 2 bin 750’den fazla kişinin de yaralanmasına yol açtı.

FOTO: 9 Ekim’de Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail bombalarıyla yıkılan bir binanın enkazı üzerinde duran Filistinliler (Reuters)
9 Ekim’de Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail bombalarıyla yıkılan bir binanın enkazı üzerinde duran Filistinliler (Reuters)

Al Majalla’ya konuşan Filistinli siyasi analist ve yazar Şurahbil el-Garib’e göre İsrail’in gerilimi tırmandırması ve masum sivillerin hedef alınması, işgal güçlerinin izlediği politikanın bir parçası ve bu politikayı ilk kez uygulamıyor. İşgal güçleri, Filistinlilere en fazla kaybı verdirmeyi hedefleyerek içinden geçtikleri krizi ihraç etmeye çalışıyor. Bu daha önce de kullanılan bir yöntem.

Analist Garib, İsrail’in sivillerin hedef alınmasını yoğunlaştırma yöntemi izlemesini, Filistinli gruplara mensup unsurların Gazze Şeridi’nin doğu sınırlarındaki ayrım duvarından sızma operasyonu sırasında 48 saat içerisinde verdiği kayıplara bağladı. Ayrıca işgal ordusunun ifadesine göre çatışmalarda 800’den fazla asker ve yerleşimci öldürüldü ve onlarca kişi de yakalanıp Gazze Şeridi’ne götürüldü. Bununla birlikte Hamas bir sayı açıklaması yapmadı.

“Çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere Filistinli sivil kayıpların sayısı 510’a yükselirken, 2 bin 750 kişi de yaralandı”

İsrail’in tepkisinin öngörülür olduğunu belirten Garib, “İsrail, baygınlıktan ve uğradığı şoktan ayılmaya başladı. Dolayısıyla bence Filistin iç cephesine saldırmak ve Filistin direnişinin halk kucağını sarsmak suretiyle Filistin direnişine baskı uygulamayı hedefleyerek bu boyutta bir tepki vermesi beklenen bir şeydi” değerlendirmesini yaptı.

Hamas hareketinin askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, hareketin daha önce rehin alıp Gazze Şeridi’ne götürdüğü 4 İsrailli askerin İsrail’in Gazze’yi bombalaması sırasında öldüğünü açıkladı ve işgal ordusunun, bombalama operasyonları sırasında esir askerlerini öldürdüğünü belirtti. Ayrıca direnişçileri desteklemek ve çatışmaları sürdürmek için pazartesi sabahı Gazze Şeridi’nin kuzey sınırlarından yeni savaşçıların girdiğini de doğruladı. Bu gelişme, işgal ordusunu, Gazze Şeridi’nin en kuzey sınırında yer alan Beyt Hanun kasabasına yönelik saldırılarını yoğunlaştırmaya sevk etti.

 FOTO: 9 Ekim’de Gazze’de bir ambulansta oturan iki yaşlı Filistinli (Reuters)
9 Ekim’de Gazze’de bir ambulansta oturan iki yaşlı Filistinli (Reuters)

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve sivillerin hedef alınması devam ederken Filistinli grupların elinde bulunan seçeneklere dair de yorum yapan Garib’e göre İsrail’in direnişe baskı uygulamak amacıyla sivillere yönelik tepkilerine ve davranışlarına bir baskı ve kafa karışıklığı halinin hâkim olduğu açık. Yazar, Filistinli grupların şimdiki gibi durumlara kendilerini iyi hazırladıklarını ve İsrail’in 2014 yılındaki saldırılarına karşı koyma yeteneklerine kıyasla saldırı ve savunma yetenekleriyle araçlarını ikiye katladıklarını düşünüyor.  Bilindiği üzere gruplar 2014 yılında saldırılara 51 gün dayanabilmişti.

Garib’in değerlendirmesine göre İşgal güçleriyle mevcut çatışmaya girmeye karar verdikleri ilk andan itibaren grupların talepleri açık: Gazze Şeridi’ne yönelik kuşatmanın kaldırılması, esirlerin serbest bırakılması, Mescid-i Aksa’ya dokunulmaması ve yerleşimci baskınların engellenmesi, Batı Şeria’nın şehirleri ve köylerinde Filistinlilere yönelik tekrarlanan saldırıların durdurulması. Bu, Kassam Tugayları Başkomutanı Muhammed ed-Dayf’ın cumartesi günü, Kassam Tugayları’nın işgal edilmiş topraklara yüzlerce roket fırlatmasından kısa bir süre sonra ve Hamas hareketi savaşçılarının sınır çitlerine baskın düzenlemesiyle eşzamanlı olarak yayınlanan kayıtlı açıklamasında da teyit edildi.

“İşgal güçleriyle mevcut çatışmaya girmeye karar verdikleri ilk andan itibaren grupların talepleri açık: Gazze Şeridi’ne yönelik kuşatmanın kaldırılması, esirlerin serbest bırakılması, Mescid-i Aksa’ya dokunulmaması ve yerleşimci baskınların engellenmesi, Batı Şeria’nın şehirleri ve köylerinde Filistinlilere yönelik tekrarlanan saldırıların durdurulması”   

Filistinli siyasi analist Şurahbil el-Garib

Garib, Çin haber ajansı Xinhua’nın pazar akşamı, Katar’ın acil bir esir değişimi anlaşması için Hamas ile İsrail hükümeti arasındaki arabuluculuğuna dair yayınladığı bilgilere de değinerek, “Hamas’ın son iki günde rehin aldığı kadın esirlerin, işgal güçlerinin hapishanelerinde bulunan ve Filistinli Mahkûmlar Derneği belgelerine göre sayıları 250’yi aşan tüm kadın, çocuk ve yaşlı esirlerle takas edilmesi konuşuluyor. Bu acil esir değişimi senaryosu İsrail, saldırılarını durdurma konusunda ciddiyse gerçekleşebilir. Acil değişim belki de Filistin direnişinin taleplerinin ve tüm meselelerin tartışıldığı bir geçici ateşkes ya da insani bir ateşkes imkânı verir.”

Foto: 9 Ekim’de Sderot yakınlarında İsrail’e ait kundağı motorlu bir topçu (DPA)  
9 Ekim’de Sderot yakınlarında İsrail’e ait kundağı motorlu bir topçu (DPA)

“Özellikle Filistinli direnişçilerin 1948 yılından beri işgal edilen İsrail tarafında İsrailli güçlerle olan çatışmalarının üçüncü gününde devam ettiği göz önüne alındığında yaşanan hadiseler, istihbarat servislerinin başarısız olduğu ortaya çıkan Tel Aviv’in beklentilerinin üstünde. Şurası açık ki Filistinli gruplar ellerindeki seçeneklere tutunuyor, esirler ve Mescid-i Aksa baskınları konusunda herhangi bir başarı elde etmeden geri adım atmayı veya taviz vermeyi reddediyorlar” diyen Garib’e göre işgal altındaki topraklarda çatışmaların devam etmesi, mücadelenin devam ettiğini gösteriyor. Mevcut durumu sonlandıracak senaryolardan bahsetmek de ancak, mevcut tutumu ve İsrail’in tansiyonunu kontrol altına almaya çalışan uluslararası arabulucuların müdahalesi ve İsrail hükümetinin Batı Şeria’ya, Gazze’ye ve Kudüs’e yönelik tüm işgal uygulamalarından vazgeçmesiyle mümkün. Aksi takdirde işler, daha da karışacak ve işgal güçleriyle askerî çatışmalara dönüşecek.

Filistinli grupların, çatışmaları yöneten Kassam Tugayları liderliğindeki askerî kolları, İsrail’le uzun süreli bir çatışma için önceden hazırlandıklarını ve araçlarını da hazırladıklarını duyurdu. Siyasi analist bunu, “Olup bitenin, bölgede Filistin direnişini destekleyen iki büyük güç İran ve Lübnanlı Hizbullah’la koordinasyon içinde yapıldığına dair önemli göstergeler var” diyerek yorumladı.

“Filistinli gruplar kendi seçeneklerine tutunuyor, esirler ve Mescid-i Aksa konusunda herhangi bir başarı elde etmeden geri adım atmayı veya taviz vermeyi reddediyorlar”

İsrail’in ordusunun pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre 3 savaşçı, Lübnan’ın güneyinden işgal edilmiş İsrail topraklarının kuzeyine sızma operasyonu düzenledi. Savaşçıların tespit edilmesinden sonra ise işgal ordusuyla çatışmalar yaşandı ve savaşçılardan ikisi öldürülürken diğeri geri çekilmeyi başardı. Daha sonra başka savaşçılar tarafından ikinci bir sızma operasyonu gerçekleşti. Çatışma sırasında savaşçılar, üç işgal askerini orta derecede yaralayınca işgal ordusu Hizbullah’ın çeşitli mevzilerini bombaladı. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze Şeridi’ne yönelik ‘mutlak bir kuşatma’ uygulanması emri verdi ve yaptığı açıklamada, “Gazze’ye tam bir abluka uyguluyoruz. Ne elektrik var ne yiyecek ne su ne de gaz. Her şey kapalı” dedi.

İsrail, 16 yılı aşkın bir süredir kuşatma uyguluyor ve mevcut askerî operasyonun ilk gününde Kassam Tugayları Başkomutanının dile getirdiği talepleri ve operasyonları ile Filistin direnişi de bu kuşatmayı sona erdirmeyi hedefliyor.

*Bu çeviri Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden yapılmıştır.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.