İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

Tel Aviv, sınır bölgeleri üzerindeki egemenliğini yeniden kazanmak için mücadele ederken Netanyahu, Ortadoğu'yu değiştirme sözü verdi

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
TT

İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)

Emel Şehade 

Kaos, kafa karışıklığı ve halkın İsrail hükümetine, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya ve orduya yönelik öfkesi…

Bu, birden fazla siyasi ve güvenlik görevlisinin yanı sıra, İsrail medyasının da üzerinde hemfikir olduğu bir tanımlama haline geldi.

İsrail basınında"İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde egemenliği yeniden sağlamak için savaşıyor" ve "Ordu, güneydeki kasabaları kontrol edemiyor" gibi ifadeler de yer alıyor.

İsraillilerin uzun yıllardır duymadığı bu sözler, sadece halk arasında değil, siyasi güçler ve güvenlik güçleri arasında da korku ve endişeyi artırıyor.

Gazze Şeridi'nden atılan roketler, "Demir Kubbe" onları durduramadan İsrail yerleşimlerine, Tel Aviv'e ve Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'na düşmeye devam ediyor.

Ayrıca güneydeki kasabalara füze saldırıları yapıldı ve bu da birçok yerde çok sayıda yangının çıkmasına neden oldu.

Yaşanan hadiselerle birlikte İsrail kamuoyunun Gazze'deki esirlerin sayısı ve durumu, hatta ölü sayısı konusunda bilgi eksikliği göz önüne alındığında, mesele daha da karmaşık hale geliyor.

9 Ekim Pazartesi sabahı ölü sayısının bine yaklaştığı açıklanırken, öğle saatlerinde sayı düzeltilerek 700'e düşürüldü.

Tam kapasiteye ulaşan güneydeki hastaneler artık ölü ve yaralıları alamıyor.

Art arda füze saldırılarına maruz kalan; ölüm ve yaralanmaların yaşandığı Tel Aviv'deki durum da daha iyi değil.

Söz konusu durum, yaralı insanlarla dolu olan Hayfa'daki Rambam Hastanesi'nin otoparkını acil servis odalarına dönüştürmeye zorladı.

Filistinli savaşçılar kontrol altına alınamadı

İsrail ordu yetkililerinden edinilen bilgilere göre, ülkenin güneyinde konuşlanan askeri güçler Filistinli savaşçılarla çatışmalara odaklanıyor.

Halen Gazze Şeridi çevresindeki 25 yerleşim birimine yayılmış onlarca Filistinli savaşçı İsrail ordusu tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

İsrail ordusu, pazartesi günü öğleden sonraya kadar sınır bölgesini kontrol etmeyi başaramadı.

Çünkü Gazze'den bir insansız hava aracı (İHA) nereye indiği bilinmeden sınırdan içeri girdi.

Gazze Şeridi'nde konuşlanan Filistinli savaşçılar da kontrol altına alınamadı.

İsrail, güneydeki yerleşim yerlerinde yüzlerce Filistinli ölü bulunduğunu duyurdu.

Bunların arasında, Filistinli savaşçıların saklandığı yerlere girme girişimleri esnasında İsrail güçlerinin yıktığı binaların enkazı altında kalan İsrailli esirler de bulunuyor.

İki gün içinde 300 bin yedek asker göreve alındı

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, kara operasyonunun ne zaman yapılacağı konusunda henüz bir karar verilmediğini açıklayarak, iki gün içinde 300 bin yedek askerin askere alındığını duyurdu.

Hagari, mevcut askeri planın, "Gazze'nin her dört saatte bir, Hamas'a, liderlerine ve altyapısına yönelik yüzlerce hedefi vuran büyük bir füze dalgasıyla bombalanması" şeklinde hava bombardımanına odaklandığına dikkat çekti.

Gazze'nin elektriğinin, suyunun ve doğalgazının kesildiğini belirten Hagari, bir bölgeye yapılan her bombalamada bir ton patlayıcı kullanıldığını söyledi.

Öte yandan İsrail, Hamas'ın elindeki esirlerle nasıl başa çıkılacağı konusunda fırtınalı bir tartışmaya tanık oldu.

Esirlerin aileleri, Tel Aviv yönetiminin esirlerin akıbeti konusunda ve onları geri getirmek için ne yapacağını öğrenmek amacıyla kapsamlı protestolar düzenledi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, üç güne kadar, yani en geç 12 Ekim Perşembe günü, Hamas'ın elindeki esirlerin sayısının öğrenilebileceği bildirildi.

Ancak esrilerin isimlerinin açıklanmayacağı, sadece sayılarının bildirileceği duyuruldu.

Ordu ya da herhangi bir yetkili, İsrail'in esirlerle olan ilişkilerine ya da Hamas'la müzakerelere değinmedi.

Şu anki hararetli tartışma "Gazze'ye karşı hava, kara ve denizden düzenlenecek bir savaş planı yapılırsa sayıları 130'u aşan İsrailli esirlerin varlığının hesaba katılıp katılmayacağı" meselesi üzerinde yapılıyor.

Esirlerin serbest bırakılması mı, yoksa Gazze'nin her anlamda kuşatılması mı?

İsrail'in henüz kara operasyonu başlatmaması, böyle bir operasyonun tehlikesiyle ya da bu savaşın ilk aşaması olan Gazze Şeridi içinde yaşanan çatışmaları sonlandırmadan önce gerçekleştirilmesinin imkansızlığıyla sınırlı değil.

İsrail'de büyük bir kesim, yaşananların bedelinin ağır bir biçimde ödetilmesi, Gazze'nin her anlamda kuşatılması, Hamas'ın ortadan kaldırılması ve ardından esirler meselesinin gündeme getirilmesi çağrısında bulunuyor.

General Temir Haymen, esir dosyasına değinilmeden önce stratejik açıdan uygulanması gereken üç yol olduğuna inanıyor:

Bunlardan ilki, Hamas'ın ortadan kaldırılması.

İkincisi, Hamas'ın askeri kolu olan İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın tamamen yok edilmesi.

Üçüncü yol ise, esirlerin özgürleşmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılması.

İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)
İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)

Haymen'a göre, hava saldırılarını yoğunlaştırmaya devam etmek ve ardından Hamas'la ateşkes yapmak, Hamas'ın yönetimini değiştirecek bir başarıya yol açmayacak.

Gazze Şeridi'nin tamamen işgal edilmesi ve temizlenmesi, hareketin askeri kolunun imhasını sağlamak için uzun bir zaman ve çaba gerektiriyor.

Haymen ayrıca, "İsrail'in bu savaştaki amaçlarından birinin, Gazze'ye yönelik operasyonu dağıtacak ve zayıflatacak çok cepheli bir savaşa sürüklenmemek olduğunu, bu nedenle kuzey cephesine yönelik atılacak her adımın dikkatle düşünülmesi gerektiğini" ifade etti.

"Hamas'la yaşanan çatışmanın çok cepheli bir savaşa dönüşmemesi için kuzeyden gelecek herhangi bir ateşe histerik bir şekilde müdahale etmemiz uygun olmaz" şeklinde konuşan Haymen, "Savunmamızı geliştirmek ve bölgede kalıcı bir caydırıcı varlık oluşturmak için hazırlanmalıyız" dedi.

Gazze ile Mısır arasındaki iletişimin kesilmesi

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı emekli General Giora Eiland ise Hamas operasyonunun ortaya çıkardığı başarısızlıkların, askeri liderlik sisteminin çöktüğüne dair şüpheye yer bırakmayacak bir duruma işaret ettiğine inanıyor.

Eiland, "Hamas yönetimi güçlü bir şekilde çalışmalı ve savaşı durdurmamalı. Daha sonra İsrailli esirlerin geri dönmesi için küçük de olsa bir olasılık oluşturmalı. Yakıt, elektrik, su, doğalgaz ve Gazze Şeridi'ne geçişler Tel Aviv yönetiminin kontrolü altında. İsrail, bu ihtiyaçların Gazze'ye ulaşmasını engellemeli. Gazze'ye her türlü dış desteği keserek Gazze ile Mısır arasındaki iletişimi koparmak için çalışmalı" ifadelerini kullandı.

Bununla da yetinmeyerek Gazze'deki su arıtma tesislerinin hedef alınması çağrısında bulunan Eiland, "Gazze'de en hassas nokta sudur. Gazze'nin suyu tuzlu su kuyularından geliyor ve içmeye uygun değil. Bu nedenle su arıtma tesisleri var. Dolayısıyla İsrail'in bu tesislerin hepsini vurması gerekiyor" dedi.

Bölgesel savaş

Emekli Tümgeneral Yitzhak Brick ise şunları söyledi:

Mevcut durum, çok cepheli bölgesel bir savaş olasılığını gösteriyor. Ancak ben daha önce yaptığım bir açıklamada, ordunun hazırlıksız olduğu konusunda uyarmıştım. Eğer buna hazırlıklı olmazsak bugün karşılaştığımızdan daha tehlikeli bir duruma düşeceğiz. İsrail'in ihtiyacı, Gazze Şeridi'ndeki savaşın beş cephede kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşmesi olasılığını düşünerek plan yapıp saldırı başlatmaktır.

Brick, savaşın bir sonraki aşamasına ilişkin tahminlerinde "bunun tehlikeli ve acımasız bir savaş olacağını, çünkü İsrail şehirlerinin her gün binlerce füzeye maruz kalacağını ve Hamas unsurlarının sınırları defalarca ihlal edeceğini" söyleyerek "Çeşitli cephelerden yüzlerce sızma ve sınırları aşma girişimi göreceğiz" dedi.

Brick, yedek kuvvetlerin sadece çok cepheli bir savaş için hazırlıksız olmaması değil, aynı zamanda yedek ordudaki unsurların paralel olarak birkaç cephede aynı anda savaşa karşı koyacak sayı ve güce sahip olmadığı konusunda uyarıda bulundu.

İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)
İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)

Brick, İsrail'in pervasızca atacağı herhangi bir adımın Hizbullah'a karşı caydırıcı bir saldırı başlatmakla bağlantılı olacağını belirterek, "Böyle bir saldırı istenen başarıyı sağlamayacaktır. Ancak tüm bölgeyi İran ve ona bağlı milislerin de katılabileceği bir savaşa sürükleyecektir. Bu ise son derece tehlikeli bir durumdur" dedi.

Netanyahu güneye güvence veriyor

İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ateşlenen roketlerin İsrail yerleşimlerine düşmeye devam etmesi ve Gazze Şeridi'ni çevreleyen yerleşimlere daha fazla Filistinli savaşçının sızdığının duyurulması, İsrail İçişleri Bakanlığı'nın çatışmaya yakın bölgelerde yaşayanlara barınak ve güvenli alanlarda kalmaları, kimliği bilinmeyen kişilere kapıyı açmamaları yönünde çağrıda bulunmasına sebep oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise güneydeki yerel yetkililerle görüştü. Ülkesinin savaş durumuna girdiğini doğrulayan Netanyahu, durumun bu şekilde devam etmeyeceği ve hükümet ile ordunun halkın güvenliğini korumak için gece gündüz çalıştığı konusunda onlara güvence vermeye çalıştı.

Netanyahu, "Yaşadığımız süreç kolay değil. Bu süreçte halkın dayanışma içinde olması gerekiyor. İsrail eşi benzeri olmayan bir savaşa giriyor ama Ortadoğu'nun çehresini değiştirecek" dedi.

Müzakere etmeyi reddetme

Katar'ın, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirleri serbest bırakmaya yönelik arabuluculuğuna ilişkin İsrail, onlarla müzakere yapmayacağını duyurdu.

Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, Tel Aviv'in ne Katar ne de başka bir ülke aracılığıyla esirler hakkında pazarlık yapmayacağını söyledi.

İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın mahkumların serbest bırakılması karşılığında Hamas'ın elinde bulunan İsrailli kadın esirlerin iade edilmesi önerisinin ardından konuşan Zohar, "Hükümetin bugünkü temel hedefi Hamas ve İslami Cihad Hareketi'ne karşı zafer kazanmaktır. Bu uzun zaman alacak" dedi.

Zohar'ın tutumu, Tel Aviv'in statüleri ve sayıları ne olursa olsun esirlerle ilgili her türlü müzakereyi kesinlikle reddettiğini doğrulayan İsrail hükümeti ve güvenlik servislerindeki diğer yetkililerin tutumlarıyla aynı çizgide görünüyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Hizbullah, savaşın yeniden başlama ihtimaline karşı İsrail hava savunma sistemlerini hedef alıyor

 Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
TT

Hizbullah, savaşın yeniden başlama ihtimaline karşı İsrail hava savunma sistemlerini hedef alıyor

 Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Deyr Kanun en-Nehr kasabasını hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden babası için ağlayan bir çocuk (Reuters)

Hizbullah, son günlerde İsrail toprakları içindeki Demir Kubbe hava savunma sistemi platformlarına yönelik saldırılarını artırdı. Uzmanlara göre bu hamle, İsrail ordusunun maddi kayıplarının maliyetini yükseltme ve gerek Lübnan içinde gerekse İran’da savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı ön hazırlık yapma girişimi olarak değerlendiriliyor. Bu durumun, füzelerin İsrail’in iç kesimlerine ulaşmasını kolaylaştırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Demir Kubbe platformlarının hedef alınmasına odaklanılması, askeri çatışmanın seyrinde dikkat çekici bir değişim olarak görülüyor. Zira Hizbullah, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana geçen bir aylık süreçte İsrail’e ait hava savunma sistemlerine yalnızca bir saldırı düzenlemişti. Buna karşılık örgüt, son dört gün içinde İsrail sınırındaki askeri noktalarda bulunan Demir Kubbe platformlarına yönelik 6 saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Hizbullah, söz konusu saldırılarda ‘kamikaze İHA’lar’ kullandığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı üç ayrı açıklamada, Lübnan sınırındaki Branit Kışlası ile Ramim Kışlası’nda bulunan 4 hava savunma sistemi platformunu hedef aldığını duyurdu. Branit Kışlası, İsrail’in kuzey sınırının doğu kısmının güvenliğinden sorumlu 91. Tümen’in (Celile Tümeni) ana komuta merkezi olarak biliniyor. Lübnan sınırındaki Ayta eş-Şaab beldesinin karşısında yer alan üs, sınır hattındaki en büyük ileri askeri karargâhlardan biri olması nedeniyle stratejik önem taşıyor ve Lübnan sınırındaki askeri operasyonların bir bölümünü yönetiyor. Hizbullah ayrıca, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, el-Celil Ormanları Kampı’ndaki Demir Kubbe sistemini kamikaze İHA ile hedef aldığını bildirmişti.

Siyasi, askeri ve stratejik nedenler

Emekli Tuğgeneral Said el-Kazah, söz konusu saldırıların yoğunlaşmasını siyasi, askeri ve stratejik nedenlere bağladı. Kazah’a göre Hizbullah, Lübnan devletinin İsrail ile yürüttüğü doğrudan müzakerelerden kaynaklanan hiçbir düzenlemeyi tanımadığı için askeri operasyonlarını sürdürmeye devam ediyor. Kazah, Hizbullah’ın özellikle ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin süreci kabul etmediğini belirterek, örgütün müzakere kartının Lübnan devletinin değil İran’ın elinde olmasını istediğini ifade etti. Kazah, Hizbullah’ın daha önce 2006 müzakerelerinde, deniz sınırlarının belirlenmesi sürecinde ve 2024’teki çatışmaların durdurulması anlaşmasında olduğu gibi elinde tuttuğu pazarlık gücünü kaybettiğini söyledi.

xc sdvdf
Hizbullah tarafından yayınlanan ve Lübnan sınırına yakın bir askeri üste bulunan Demir Kubbe bataryasına yönelik saldırıyı gösterdiği iddia edilen bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)

Siyasi olmayan nedenlere de değinen Kazah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın “Demir Kubbe sistemleri, tanklar, zırhlı araçlar ya da personel gibi vurabildiği her hedefi hedef almaya çalıştığını” söyledi. Kazah, örgütün şu anda başlıca saldırı aracı olarak fiber optik İHA’ları kullandığını belirterek, “Bu araçlar pistleri geçici olarak devre dışı bırakabiliyor ancak tamamen yok edemiyor. Buna karşılık Demir Kubbe sistemlerinin hedef alınmasından doğan zarar çok daha büyük oluyor… Demir Kubbe füzelerinin vurulması patlamalarına yol açarken, radar sistemlerinin vurulması ise tamamen imha edilmeleri anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. Kazah, Hizbullah’ın, İsrail ordusuna verdiği zararın maliyetini artırmaya ve özellikle hava savunma sistemlerini devre dışı bırakarak askeri, maddi ve stratejik açıdan önemli kayıplar verdirmeye çalıştığını kaydetti.

Kazah, Demir Kubbe sistemlerine yönelik saldırıların yoğunlaşmasının arkasında başka nedenlerin de bulunduğunu belirterek, bunların başında ‘İran’da savaşın yeniden başlaması ya da Lübnan’daki savaşın genişlemesi ihtimali karşısında bu sistemleri işlevsiz hale getirme girişiminin’ geldiğini söyledi. “Her iki cephede savaşın yeniden başlaması halinde füze saldırılarının tekrar başlaması beklenir” diyen Kazah, Hizbullah’ın bu nedenle hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirerek kendi füzelerinin ya da İran füzelerinin İsrail içlerine ulaşmasını sağlamayı hedeflediğini ifade etti. Kazah, İran’da savaşın yeniden başlamasının ‘Hizbullah’ın da çatışmalara dahil olması anlamına geleceğini’ savunarak, Tahran’ın ‘Hizbullah, Husiler ve Iraklı milisler dahil tüm unsurlarını İsrail’e, Arap ülkelerine ve bölgedeki yabancı çıkarlara yönelik saldırıları yoğunlaştırmak için kullanacağını’ öne sürdü. Kazah ayrıca, İran’ın üçüncü dalga saldırıların ‘sert ve yıkıcı olacağını’ bildiğini, bu saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp ekonomik tesisler ile altyapıyı da kapsayabileceğini düşündüğünü söyledi.

Fiber optik İHA’lar

Hizbullah, tespit edilmesi zor ve diğer kablosuz İHA’larda olduğu gibi elektronik karıştırma ya da savunma sistemleriyle etkisiz hale getirilmesi neredeyse imkânsız olan fiber optik İHA’ların kullanımını artırıyor. Bu durumun, söz konusu İHA’ların hedeflerine diğer modellere kıyasla daha kolay ulaşmasını sağladığı belirtiliyor. Kazah, bu tür İHA’ların 3 ila 5 kilogram arasında patlayıcı taşıma kapasitesine sahip olduğunu belirterek, “Toplu hedeflere yönelik saldırılarda can kayıplarına yol açabiliyorlar. Ayrıca tank ve zırhlı araçlarda optik nişangâh ya da gözetleme sistemlerini hedef aldıklarında ciddi hasar verebiliyorlar” dedi. Kazah, bu tür İHA’lara karşı henüz etkili bir çözüm bulunamadığını ifade ederek, “Ne Rusya-Ukrayna savaşında ne de Lübnan cephesinde bu sistemlere karşı kesin sonuç veren bir yöntem geliştirilebildi” değerlendirmesinde bulundu.

sxd
Güney Lübnan’daki el-Abbasiye kasabasında İsrail saldırısının gerçekleştiği bölgede incelemelerde bulunan sivil savunma personeli (AFP)

Öte yandan İsrail, tahliye uyarılarının kapsamını Sayda yakınlarındaki Cezzin bölgesine kadar genişletti. Sınır hattından yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki bölgeyi de kapsayan uyarılar, Güney Lübnan’daki Güney ve Nebatiye vilayetlerinde bulunan 15 kasaba ve köyü içine alan en geniş tahliye dalgası oldu. Bu gelişme, İsrail’in gece saatlerinde düzenlediği hava saldırılarında Güney Lübnan’ın Sur kentindeki bir hastanenin zarar görmesinin ardından yaşandı.

Dün yoğun hava saldırıları devam ederken, Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), ‘Sur çevresindeki Cel el-Bahr bölgesine şiddetli bir hava saldırısı düzenlendiğini’ bildirdi. Güney Lübnan’daki farklı noktalara yönelik saldırıların sürdüğü belirtilirken, bunlardan birinin Bazuriye beldesindeki narenciye bahçelerinden birini hedef aldığı, saldırıda burada çalışan çok sayıda Suriyeli işçinin yaralandığı aktarıldı.

Sur uyarıları

İsrail ordusu, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece yarısı saatlerinde, Sur bölgesindeki iki bina ve çevresinin tahliye edilmesi yönünde uyarı yayımlamış, söz konusu binaların Hizbullah’a ait hedefler olduğu gerekçesiyle vurulacağını açıklamıştı. NNA, tehdit edilen binalardan birinin Sur kentindeki Hiram Hastanesi yakınında bulunduğunu bildirdi. Haberde, İsrail’in saldırı tehdidini gerçekleştirmesinin ardından binada ağır hasar meydana geldiği belirtildi.

dsvdsv
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde İsrail’in düzenlediği saldırının yol açtığı hasarı inceleyen yerel halk (Reuters)

NNA, saldırının Hiram Hastanesi’nde, ameliyathanelerde, polikliniklerde, elektrik şebekelerinde ve hastane binasının camlarında ağır hasara yol açtığını bildirdi. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Selman Aydibi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Hastaları daha güvenli bölgelere naklettik” dedi. Aydibi, hastalardan hiçbirinin zarar görmediğini ancak yaklaşık 30 hastane çalışanının hafif şekilde yaralandığını belirtti. Hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Aydibi, acil servis bölümünün kısa süreliğine hizmet dışı kalmasına rağmen hastanenin mevcut koşullarda faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.

Aydibi ayrıca, İsrail ile Hizbullah arasında 2 Mart’ta başlayan savaşın ardından İsrail saldırılarının hastane çevresini ikinci kez hedef aldığını kaydetti. Yıkılan iki binanın, İsrail’in neredeyse her gün saldırı düzenlediği kentteki yerleşim bölgelerinde bulunduğu belirtildi. İsrail’in tahliye uyarısının ardından sivil savunma ekipleri ve belediye polisi, hoparlörler aracılığıyla halka bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Uyarı sonrası çok sayıda kişinin evlerini terk etmeye çalışması nedeniyle sokaklarda yoğun trafik oluştu.

İsrail ordusu ise dün yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ‘Sur bölgesinde Hizbullah’a ait altyapı hedeflerini’ vurduğunu duyurdu. Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde Hizbullah tarafından ‘silah üretiminde kullanıldığı’ öne sürülen yer altı tesislerinin de hava saldırılarında hedef alındığı belirtildi.


10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
TT

10 bin Kürt Suriye vatandaşlığı için başvuruda bulundu

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da 14 Mayıs 2026'da yapılan Kürt Dili Günü kutlamalarından (Reuters)

Şam yönetimi ile Kürtler arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlayacak yeni bir adım kapsamında, Suriye İçişleri Bakanlığı en az 10 bin Kürdün Suriye vatandaşlığı almak için başvuruda bulunduğunu açıkladı.

Bu gelişme, 1962 yılında yapılan nüfus sayımına bağlı olağanüstü uygulamaların kaldırılmasını öngören 13 sayılı kararname çerçevesinde gerçekleşti. Söz konusu uygulamalar, uzun yıllar boyunca geniş bir Kürt kesiminin Suriye vatandaşlığından mahrum kalmasına yol açmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 13 sayılı kararname kapsamındaki vatandaşlık başvurularının 2 bin 892 aile dosyasına ulaştığını, bunların toplamda 10 bin 516 kişinin vatandaşlığa alınması için yasal yetki içerdiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın bakanlı açıklamasından aktardığına göre başvuruların büyük bölümü ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke’den, onu Halep ve ardından Şam’ın takip ediyor.

Başvuruların kabul edildiği ilk aşamanın tamamlanmasının ardından, ikinci aşamada bilgilerin doğruluğunun inceleneceği, son aşamada ise vatandaşlık işlemlerinin sonuçlandırılacağı ifade edildi.


İsrail, Gazze’de evlere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir ortamda 5 Hamas güvenlik gücünü öldürdü

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
TT

İsrail, Gazze’de evlere yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir ortamda 5 Hamas güvenlik gücünü öldürdü

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler, 23 Mayıs 2026 (AP)

İsrail ordusunun bugün öğle saatlerinde, Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında yer alan Cibaliye Mülteci Kampı yakınlarındaki et-Tuam bölgesinde, daha önce güvenlik noktası olarak kullanılan bir alanı hedef alan hava saldırısında 6 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından düzenlenen saldırıda 5 kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, aralarında bölgede bulunan sivillerin de olduğu yaklaşık 11 kişi yaralandı. Yaralıların tamamı Şifa Hastanesi ile Filistin Kızılayı’na ait sahra hastanesine kaldırıldı. Bazı yaralıların durumunun ağır olduğu, bu nedenle can kaybının artabileceği bildirildi.

Hamas’a bağlı İçişleri Bakanlığı, hayatını kaybedenler arasında kendilerine bağlı polis müdahale gücü mensubu görevlilerin de bulunduğunu açıkladı. Bakanlık ayrıca, İsrail’i saldırıyı düzenleyerek bölgede kaos yaratmayı amaçlamakla ve daha önce de sivil polisler ile güvenlik personelini hedef alan operasyonlarını sürdürmekle suçladı.

 Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazını inceleyen Filistinliler (AFP)

Bölgedeki saha kaynaklarının Şarku’l Avsat’a aktardığı bilgilere göre, söz konusu kişiler sürekli olarak ‘17 Numaralı Nokta’ ya da ‘Rantisi’ olarak bilinen bölgede bulunuyordu. Kaynaklar, geniş alanın büyük bölümünün yerinden edilen siviller için barınma alanına dönüştüğünü, alternatif bir yer bulunamadığı için kampların burada kurulduğunu belirtti. Polis unsurlarının ise sivil yerleşim alanından ayrı bir noktada konuşlandığı ve bunun bölge sakinlerinin güvenliğini korumayı amaçladığı ifade edildi.

Kaynaklar, saldırıda ölen ve yaralanan bazı kişilerin, dün öğle saatlerinde Şucaiye bölgesinde bir polis aracına düzenlenen benzer bir saldırıya da maruz kaldığını, ancak o saldırıda fırlatılan füzenin patlamadığını, sadece küçük bir şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu bir sivilin hafif yaralandığını aktardı.

Bu gelişmeyle birlikte, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesin ardından İsrail’in öldürdüğü Hamas’a bağlı polis ve güvenlik personelinin sayısının 35’i aştığı, toplam can kaybının ise 895’in üzerine çıktığı bildirildi.

Öte yandan, bugün öğle saatlerinden önce İsrail’e ait bir İHA’nın Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde motosiklet kullanan bir Filistinliyi hedef aldığı, saldırıda söz konusu kişinin ağır yaralandığı ve yoldan geçen 3 sivilin de farklı derecelerde yaralandığı belirtildi. Saha kaynaklarına göre hedef alınan kişinin Hamas’a bağlı bir aktivist olduğu ifade edildi.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazına bakan bir Filistinli ve kızı (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda İsrail saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazına bakan bir Filistinli ve kızı (AFP)

Bu sabah, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye el-Beled bölgesinde İHA’ların Filistinlileri hedef aldığı iki ayrı olayda 3 kişi yaralandı. Aynı saatlerde İsrail güçlerinin ‘sarı hat’ olarak bilinen sınır hattının her iki tarafında, özellikle Han Yunus’ta yoğun yıkım operasyonları gerçekleştirdiği bildirildi.

Artan gerilimin, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki kamplarda oldukça zorlu bir gecenin ardından geldiği aktarıldı. İsrail ordusunun yerleşim bloklarına yönelik tahliye emirleri verdiği, ardından el-Bureyc ve Nuseyrat mülteci kamplarında iki ayrı konut bloğunun hedef alındığı, bazı binalarda ise ağır hasar meydana geldiği belirtildi.

Son günlerde İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yer alan konut bloklarına yönelik saldırılarını artırdığı, bu bölgelerin savaşın önceki aşamalarına kıyasla daha az zarar görmüş alanlar olduğu ifade edildi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaşananları ‘sivillerin evlerinin bombalanması ve insanların yerinden edilmesini içeren suçlar ve sürekli ihlaller’ olarak nitelendirerek bunun, arabulucuların gözetiminde varılan mutabakat ve anlaşmalara açık bir darbe olduğunu söyledi. Kasım, İsrail’i sahadaki eylemleriyle Gazze halkına dayatmalarda bulunmak, bombardıman, yıkım ve sivil bölgelerde ilerleyiş yoluyla baskıyı artırmakla suçladı.

Kasım ayrıca, “Yaşananlar münferit ihlaller değil, sistematik bir saldırı ve arabuluculuk süreçlerine açık bir saygısızlıktır; iki milyondan fazla insana yönelik kuşatma, aç bırakma ve öldürme politikalarının devamıdır” ifadelerini kullandı. Kasım, arabuluculara ve Şarm eş-Şeyh anlaşması sürecine dahil olan taraflara acil müdahale çağrısı yaparak, bu ihlallerin durdurulmasını ve İsrail’in yükümlülüklerine uymaya zorlanmasını talep etti.