İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

Tel Aviv, sınır bölgeleri üzerindeki egemenliğini yeniden kazanmak için mücadele ederken Netanyahu, Ortadoğu'yu değiştirme sözü verdi

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
TT

İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)

Emel Şehade 

Kaos, kafa karışıklığı ve halkın İsrail hükümetine, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya ve orduya yönelik öfkesi…

Bu, birden fazla siyasi ve güvenlik görevlisinin yanı sıra, İsrail medyasının da üzerinde hemfikir olduğu bir tanımlama haline geldi.

İsrail basınında"İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde egemenliği yeniden sağlamak için savaşıyor" ve "Ordu, güneydeki kasabaları kontrol edemiyor" gibi ifadeler de yer alıyor.

İsraillilerin uzun yıllardır duymadığı bu sözler, sadece halk arasında değil, siyasi güçler ve güvenlik güçleri arasında da korku ve endişeyi artırıyor.

Gazze Şeridi'nden atılan roketler, "Demir Kubbe" onları durduramadan İsrail yerleşimlerine, Tel Aviv'e ve Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'na düşmeye devam ediyor.

Ayrıca güneydeki kasabalara füze saldırıları yapıldı ve bu da birçok yerde çok sayıda yangının çıkmasına neden oldu.

Yaşanan hadiselerle birlikte İsrail kamuoyunun Gazze'deki esirlerin sayısı ve durumu, hatta ölü sayısı konusunda bilgi eksikliği göz önüne alındığında, mesele daha da karmaşık hale geliyor.

9 Ekim Pazartesi sabahı ölü sayısının bine yaklaştığı açıklanırken, öğle saatlerinde sayı düzeltilerek 700'e düşürüldü.

Tam kapasiteye ulaşan güneydeki hastaneler artık ölü ve yaralıları alamıyor.

Art arda füze saldırılarına maruz kalan; ölüm ve yaralanmaların yaşandığı Tel Aviv'deki durum da daha iyi değil.

Söz konusu durum, yaralı insanlarla dolu olan Hayfa'daki Rambam Hastanesi'nin otoparkını acil servis odalarına dönüştürmeye zorladı.

Filistinli savaşçılar kontrol altına alınamadı

İsrail ordu yetkililerinden edinilen bilgilere göre, ülkenin güneyinde konuşlanan askeri güçler Filistinli savaşçılarla çatışmalara odaklanıyor.

Halen Gazze Şeridi çevresindeki 25 yerleşim birimine yayılmış onlarca Filistinli savaşçı İsrail ordusu tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

İsrail ordusu, pazartesi günü öğleden sonraya kadar sınır bölgesini kontrol etmeyi başaramadı.

Çünkü Gazze'den bir insansız hava aracı (İHA) nereye indiği bilinmeden sınırdan içeri girdi.

Gazze Şeridi'nde konuşlanan Filistinli savaşçılar da kontrol altına alınamadı.

İsrail, güneydeki yerleşim yerlerinde yüzlerce Filistinli ölü bulunduğunu duyurdu.

Bunların arasında, Filistinli savaşçıların saklandığı yerlere girme girişimleri esnasında İsrail güçlerinin yıktığı binaların enkazı altında kalan İsrailli esirler de bulunuyor.

İki gün içinde 300 bin yedek asker göreve alındı

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, kara operasyonunun ne zaman yapılacağı konusunda henüz bir karar verilmediğini açıklayarak, iki gün içinde 300 bin yedek askerin askere alındığını duyurdu.

Hagari, mevcut askeri planın, "Gazze'nin her dört saatte bir, Hamas'a, liderlerine ve altyapısına yönelik yüzlerce hedefi vuran büyük bir füze dalgasıyla bombalanması" şeklinde hava bombardımanına odaklandığına dikkat çekti.

Gazze'nin elektriğinin, suyunun ve doğalgazının kesildiğini belirten Hagari, bir bölgeye yapılan her bombalamada bir ton patlayıcı kullanıldığını söyledi.

Öte yandan İsrail, Hamas'ın elindeki esirlerle nasıl başa çıkılacağı konusunda fırtınalı bir tartışmaya tanık oldu.

Esirlerin aileleri, Tel Aviv yönetiminin esirlerin akıbeti konusunda ve onları geri getirmek için ne yapacağını öğrenmek amacıyla kapsamlı protestolar düzenledi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, üç güne kadar, yani en geç 12 Ekim Perşembe günü, Hamas'ın elindeki esirlerin sayısının öğrenilebileceği bildirildi.

Ancak esrilerin isimlerinin açıklanmayacağı, sadece sayılarının bildirileceği duyuruldu.

Ordu ya da herhangi bir yetkili, İsrail'in esirlerle olan ilişkilerine ya da Hamas'la müzakerelere değinmedi.

Şu anki hararetli tartışma "Gazze'ye karşı hava, kara ve denizden düzenlenecek bir savaş planı yapılırsa sayıları 130'u aşan İsrailli esirlerin varlığının hesaba katılıp katılmayacağı" meselesi üzerinde yapılıyor.

Esirlerin serbest bırakılması mı, yoksa Gazze'nin her anlamda kuşatılması mı?

İsrail'in henüz kara operasyonu başlatmaması, böyle bir operasyonun tehlikesiyle ya da bu savaşın ilk aşaması olan Gazze Şeridi içinde yaşanan çatışmaları sonlandırmadan önce gerçekleştirilmesinin imkansızlığıyla sınırlı değil.

İsrail'de büyük bir kesim, yaşananların bedelinin ağır bir biçimde ödetilmesi, Gazze'nin her anlamda kuşatılması, Hamas'ın ortadan kaldırılması ve ardından esirler meselesinin gündeme getirilmesi çağrısında bulunuyor.

General Temir Haymen, esir dosyasına değinilmeden önce stratejik açıdan uygulanması gereken üç yol olduğuna inanıyor:

Bunlardan ilki, Hamas'ın ortadan kaldırılması.

İkincisi, Hamas'ın askeri kolu olan İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın tamamen yok edilmesi.

Üçüncü yol ise, esirlerin özgürleşmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılması.

İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)
İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)

Haymen'a göre, hava saldırılarını yoğunlaştırmaya devam etmek ve ardından Hamas'la ateşkes yapmak, Hamas'ın yönetimini değiştirecek bir başarıya yol açmayacak.

Gazze Şeridi'nin tamamen işgal edilmesi ve temizlenmesi, hareketin askeri kolunun imhasını sağlamak için uzun bir zaman ve çaba gerektiriyor.

Haymen ayrıca, "İsrail'in bu savaştaki amaçlarından birinin, Gazze'ye yönelik operasyonu dağıtacak ve zayıflatacak çok cepheli bir savaşa sürüklenmemek olduğunu, bu nedenle kuzey cephesine yönelik atılacak her adımın dikkatle düşünülmesi gerektiğini" ifade etti.

"Hamas'la yaşanan çatışmanın çok cepheli bir savaşa dönüşmemesi için kuzeyden gelecek herhangi bir ateşe histerik bir şekilde müdahale etmemiz uygun olmaz" şeklinde konuşan Haymen, "Savunmamızı geliştirmek ve bölgede kalıcı bir caydırıcı varlık oluşturmak için hazırlanmalıyız" dedi.

Gazze ile Mısır arasındaki iletişimin kesilmesi

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı emekli General Giora Eiland ise Hamas operasyonunun ortaya çıkardığı başarısızlıkların, askeri liderlik sisteminin çöktüğüne dair şüpheye yer bırakmayacak bir duruma işaret ettiğine inanıyor.

Eiland, "Hamas yönetimi güçlü bir şekilde çalışmalı ve savaşı durdurmamalı. Daha sonra İsrailli esirlerin geri dönmesi için küçük de olsa bir olasılık oluşturmalı. Yakıt, elektrik, su, doğalgaz ve Gazze Şeridi'ne geçişler Tel Aviv yönetiminin kontrolü altında. İsrail, bu ihtiyaçların Gazze'ye ulaşmasını engellemeli. Gazze'ye her türlü dış desteği keserek Gazze ile Mısır arasındaki iletişimi koparmak için çalışmalı" ifadelerini kullandı.

Bununla da yetinmeyerek Gazze'deki su arıtma tesislerinin hedef alınması çağrısında bulunan Eiland, "Gazze'de en hassas nokta sudur. Gazze'nin suyu tuzlu su kuyularından geliyor ve içmeye uygun değil. Bu nedenle su arıtma tesisleri var. Dolayısıyla İsrail'in bu tesislerin hepsini vurması gerekiyor" dedi.

Bölgesel savaş

Emekli Tümgeneral Yitzhak Brick ise şunları söyledi:

Mevcut durum, çok cepheli bölgesel bir savaş olasılığını gösteriyor. Ancak ben daha önce yaptığım bir açıklamada, ordunun hazırlıksız olduğu konusunda uyarmıştım. Eğer buna hazırlıklı olmazsak bugün karşılaştığımızdan daha tehlikeli bir duruma düşeceğiz. İsrail'in ihtiyacı, Gazze Şeridi'ndeki savaşın beş cephede kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşmesi olasılığını düşünerek plan yapıp saldırı başlatmaktır.

Brick, savaşın bir sonraki aşamasına ilişkin tahminlerinde "bunun tehlikeli ve acımasız bir savaş olacağını, çünkü İsrail şehirlerinin her gün binlerce füzeye maruz kalacağını ve Hamas unsurlarının sınırları defalarca ihlal edeceğini" söyleyerek "Çeşitli cephelerden yüzlerce sızma ve sınırları aşma girişimi göreceğiz" dedi.

Brick, yedek kuvvetlerin sadece çok cepheli bir savaş için hazırlıksız olmaması değil, aynı zamanda yedek ordudaki unsurların paralel olarak birkaç cephede aynı anda savaşa karşı koyacak sayı ve güce sahip olmadığı konusunda uyarıda bulundu.

İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)
İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)

Brick, İsrail'in pervasızca atacağı herhangi bir adımın Hizbullah'a karşı caydırıcı bir saldırı başlatmakla bağlantılı olacağını belirterek, "Böyle bir saldırı istenen başarıyı sağlamayacaktır. Ancak tüm bölgeyi İran ve ona bağlı milislerin de katılabileceği bir savaşa sürükleyecektir. Bu ise son derece tehlikeli bir durumdur" dedi.

Netanyahu güneye güvence veriyor

İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ateşlenen roketlerin İsrail yerleşimlerine düşmeye devam etmesi ve Gazze Şeridi'ni çevreleyen yerleşimlere daha fazla Filistinli savaşçının sızdığının duyurulması, İsrail İçişleri Bakanlığı'nın çatışmaya yakın bölgelerde yaşayanlara barınak ve güvenli alanlarda kalmaları, kimliği bilinmeyen kişilere kapıyı açmamaları yönünde çağrıda bulunmasına sebep oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise güneydeki yerel yetkililerle görüştü. Ülkesinin savaş durumuna girdiğini doğrulayan Netanyahu, durumun bu şekilde devam etmeyeceği ve hükümet ile ordunun halkın güvenliğini korumak için gece gündüz çalıştığı konusunda onlara güvence vermeye çalıştı.

Netanyahu, "Yaşadığımız süreç kolay değil. Bu süreçte halkın dayanışma içinde olması gerekiyor. İsrail eşi benzeri olmayan bir savaşa giriyor ama Ortadoğu'nun çehresini değiştirecek" dedi.

Müzakere etmeyi reddetme

Katar'ın, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirleri serbest bırakmaya yönelik arabuluculuğuna ilişkin İsrail, onlarla müzakere yapmayacağını duyurdu.

Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, Tel Aviv'in ne Katar ne de başka bir ülke aracılığıyla esirler hakkında pazarlık yapmayacağını söyledi.

İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın mahkumların serbest bırakılması karşılığında Hamas'ın elinde bulunan İsrailli kadın esirlerin iade edilmesi önerisinin ardından konuşan Zohar, "Hükümetin bugünkü temel hedefi Hamas ve İslami Cihad Hareketi'ne karşı zafer kazanmaktır. Bu uzun zaman alacak" dedi.

Zohar'ın tutumu, Tel Aviv'in statüleri ve sayıları ne olursa olsun esirlerle ilgili her türlü müzakereyi kesinlikle reddettiğini doğrulayan İsrail hükümeti ve güvenlik servislerindeki diğer yetkililerin tutumlarıyla aynı çizgide görünüyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.