İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

Tel Aviv, sınır bölgeleri üzerindeki egemenliğini yeniden kazanmak için mücadele ederken Netanyahu, Ortadoğu'yu değiştirme sözü verdi

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
TT

İsrail çok cepheli bir savaşa mı yöneliyor?

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırısının ardından Gazze'deki Es-Susi Cami de yıkıldı (Mahmud Hams-AFP)

Emel Şehade 

Kaos, kafa karışıklığı ve halkın İsrail hükümetine, Başbakan Binyamin Netanyahu'ya ve orduya yönelik öfkesi…

Bu, birden fazla siyasi ve güvenlik görevlisinin yanı sıra, İsrail medyasının da üzerinde hemfikir olduğu bir tanımlama haline geldi.

İsrail basınında"İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde egemenliği yeniden sağlamak için savaşıyor" ve "Ordu, güneydeki kasabaları kontrol edemiyor" gibi ifadeler de yer alıyor.

İsraillilerin uzun yıllardır duymadığı bu sözler, sadece halk arasında değil, siyasi güçler ve güvenlik güçleri arasında da korku ve endişeyi artırıyor.

Gazze Şeridi'nden atılan roketler, "Demir Kubbe" onları durduramadan İsrail yerleşimlerine, Tel Aviv'e ve Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'na düşmeye devam ediyor.

Ayrıca güneydeki kasabalara füze saldırıları yapıldı ve bu da birçok yerde çok sayıda yangının çıkmasına neden oldu.

Yaşanan hadiselerle birlikte İsrail kamuoyunun Gazze'deki esirlerin sayısı ve durumu, hatta ölü sayısı konusunda bilgi eksikliği göz önüne alındığında, mesele daha da karmaşık hale geliyor.

9 Ekim Pazartesi sabahı ölü sayısının bine yaklaştığı açıklanırken, öğle saatlerinde sayı düzeltilerek 700'e düşürüldü.

Tam kapasiteye ulaşan güneydeki hastaneler artık ölü ve yaralıları alamıyor.

Art arda füze saldırılarına maruz kalan; ölüm ve yaralanmaların yaşandığı Tel Aviv'deki durum da daha iyi değil.

Söz konusu durum, yaralı insanlarla dolu olan Hayfa'daki Rambam Hastanesi'nin otoparkını acil servis odalarına dönüştürmeye zorladı.

Filistinli savaşçılar kontrol altına alınamadı

İsrail ordu yetkililerinden edinilen bilgilere göre, ülkenin güneyinde konuşlanan askeri güçler Filistinli savaşçılarla çatışmalara odaklanıyor.

Halen Gazze Şeridi çevresindeki 25 yerleşim birimine yayılmış onlarca Filistinli savaşçı İsrail ordusu tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

İsrail ordusu, pazartesi günü öğleden sonraya kadar sınır bölgesini kontrol etmeyi başaramadı.

Çünkü Gazze'den bir insansız hava aracı (İHA) nereye indiği bilinmeden sınırdan içeri girdi.

Gazze Şeridi'nde konuşlanan Filistinli savaşçılar da kontrol altına alınamadı.

İsrail, güneydeki yerleşim yerlerinde yüzlerce Filistinli ölü bulunduğunu duyurdu.

Bunların arasında, Filistinli savaşçıların saklandığı yerlere girme girişimleri esnasında İsrail güçlerinin yıktığı binaların enkazı altında kalan İsrailli esirler de bulunuyor.

İki gün içinde 300 bin yedek asker göreve alındı

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, kara operasyonunun ne zaman yapılacağı konusunda henüz bir karar verilmediğini açıklayarak, iki gün içinde 300 bin yedek askerin askere alındığını duyurdu.

Hagari, mevcut askeri planın, "Gazze'nin her dört saatte bir, Hamas'a, liderlerine ve altyapısına yönelik yüzlerce hedefi vuran büyük bir füze dalgasıyla bombalanması" şeklinde hava bombardımanına odaklandığına dikkat çekti.

Gazze'nin elektriğinin, suyunun ve doğalgazının kesildiğini belirten Hagari, bir bölgeye yapılan her bombalamada bir ton patlayıcı kullanıldığını söyledi.

Öte yandan İsrail, Hamas'ın elindeki esirlerle nasıl başa çıkılacağı konusunda fırtınalı bir tartışmaya tanık oldu.

Esirlerin aileleri, Tel Aviv yönetiminin esirlerin akıbeti konusunda ve onları geri getirmek için ne yapacağını öğrenmek amacıyla kapsamlı protestolar düzenledi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, üç güne kadar, yani en geç 12 Ekim Perşembe günü, Hamas'ın elindeki esirlerin sayısının öğrenilebileceği bildirildi.

Ancak esrilerin isimlerinin açıklanmayacağı, sadece sayılarının bildirileceği duyuruldu.

Ordu ya da herhangi bir yetkili, İsrail'in esirlerle olan ilişkilerine ya da Hamas'la müzakerelere değinmedi.

Şu anki hararetli tartışma "Gazze'ye karşı hava, kara ve denizden düzenlenecek bir savaş planı yapılırsa sayıları 130'u aşan İsrailli esirlerin varlığının hesaba katılıp katılmayacağı" meselesi üzerinde yapılıyor.

Esirlerin serbest bırakılması mı, yoksa Gazze'nin her anlamda kuşatılması mı?

İsrail'in henüz kara operasyonu başlatmaması, böyle bir operasyonun tehlikesiyle ya da bu savaşın ilk aşaması olan Gazze Şeridi içinde yaşanan çatışmaları sonlandırmadan önce gerçekleştirilmesinin imkansızlığıyla sınırlı değil.

İsrail'de büyük bir kesim, yaşananların bedelinin ağır bir biçimde ödetilmesi, Gazze'nin her anlamda kuşatılması, Hamas'ın ortadan kaldırılması ve ardından esirler meselesinin gündeme getirilmesi çağrısında bulunuyor.

General Temir Haymen, esir dosyasına değinilmeden önce stratejik açıdan uygulanması gereken üç yol olduğuna inanıyor:

Bunlardan ilki, Hamas'ın ortadan kaldırılması.

İkincisi, Hamas'ın askeri kolu olan İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın tamamen yok edilmesi.

Üçüncü yol ise, esirlerin özgürleşmesine olanak sağlayacak koşulların yaratılması.

İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)
İsrail'in şiddetli bombardımanı sırasında Gazze Şeridi'ndeki çeşitli bölgelerden dumanlar yükseldi (AFP)

Haymen'a göre, hava saldırılarını yoğunlaştırmaya devam etmek ve ardından Hamas'la ateşkes yapmak, Hamas'ın yönetimini değiştirecek bir başarıya yol açmayacak.

Gazze Şeridi'nin tamamen işgal edilmesi ve temizlenmesi, hareketin askeri kolunun imhasını sağlamak için uzun bir zaman ve çaba gerektiriyor.

Haymen ayrıca, "İsrail'in bu savaştaki amaçlarından birinin, Gazze'ye yönelik operasyonu dağıtacak ve zayıflatacak çok cepheli bir savaşa sürüklenmemek olduğunu, bu nedenle kuzey cephesine yönelik atılacak her adımın dikkatle düşünülmesi gerektiğini" ifade etti.

"Hamas'la yaşanan çatışmanın çok cepheli bir savaşa dönüşmemesi için kuzeyden gelecek herhangi bir ateşe histerik bir şekilde müdahale etmemiz uygun olmaz" şeklinde konuşan Haymen, "Savunmamızı geliştirmek ve bölgede kalıcı bir caydırıcı varlık oluşturmak için hazırlanmalıyız" dedi.

Gazze ile Mısır arasındaki iletişimin kesilmesi

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski başkanı emekli General Giora Eiland ise Hamas operasyonunun ortaya çıkardığı başarısızlıkların, askeri liderlik sisteminin çöktüğüne dair şüpheye yer bırakmayacak bir duruma işaret ettiğine inanıyor.

Eiland, "Hamas yönetimi güçlü bir şekilde çalışmalı ve savaşı durdurmamalı. Daha sonra İsrailli esirlerin geri dönmesi için küçük de olsa bir olasılık oluşturmalı. Yakıt, elektrik, su, doğalgaz ve Gazze Şeridi'ne geçişler Tel Aviv yönetiminin kontrolü altında. İsrail, bu ihtiyaçların Gazze'ye ulaşmasını engellemeli. Gazze'ye her türlü dış desteği keserek Gazze ile Mısır arasındaki iletişimi koparmak için çalışmalı" ifadelerini kullandı.

Bununla da yetinmeyerek Gazze'deki su arıtma tesislerinin hedef alınması çağrısında bulunan Eiland, "Gazze'de en hassas nokta sudur. Gazze'nin suyu tuzlu su kuyularından geliyor ve içmeye uygun değil. Bu nedenle su arıtma tesisleri var. Dolayısıyla İsrail'in bu tesislerin hepsini vurması gerekiyor" dedi.

Bölgesel savaş

Emekli Tümgeneral Yitzhak Brick ise şunları söyledi:

Mevcut durum, çok cepheli bölgesel bir savaş olasılığını gösteriyor. Ancak ben daha önce yaptığım bir açıklamada, ordunun hazırlıksız olduğu konusunda uyarmıştım. Eğer buna hazırlıklı olmazsak bugün karşılaştığımızdan daha tehlikeli bir duruma düşeceğiz. İsrail'in ihtiyacı, Gazze Şeridi'ndeki savaşın beş cephede kapsamlı bir bölgesel savaşa dönüşmesi olasılığını düşünerek plan yapıp saldırı başlatmaktır.

Brick, savaşın bir sonraki aşamasına ilişkin tahminlerinde "bunun tehlikeli ve acımasız bir savaş olacağını, çünkü İsrail şehirlerinin her gün binlerce füzeye maruz kalacağını ve Hamas unsurlarının sınırları defalarca ihlal edeceğini" söyleyerek "Çeşitli cephelerden yüzlerce sızma ve sınırları aşma girişimi göreceğiz" dedi.

Brick, yedek kuvvetlerin sadece çok cepheli bir savaş için hazırlıksız olmaması değil, aynı zamanda yedek ordudaki unsurların paralel olarak birkaç cephede aynı anda savaşa karşı koyacak sayı ve güce sahip olmadığı konusunda uyarıda bulundu.

İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)
İsrail polisi, İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından atılan roketlerin düştüğü yerlerden birinde güvenlik önlemleri aldı (AFP)

Brick, İsrail'in pervasızca atacağı herhangi bir adımın Hizbullah'a karşı caydırıcı bir saldırı başlatmakla bağlantılı olacağını belirterek, "Böyle bir saldırı istenen başarıyı sağlamayacaktır. Ancak tüm bölgeyi İran ve ona bağlı milislerin de katılabileceği bir savaşa sürükleyecektir. Bu ise son derece tehlikeli bir durumdur" dedi.

Netanyahu güneye güvence veriyor

İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından ateşlenen roketlerin İsrail yerleşimlerine düşmeye devam etmesi ve Gazze Şeridi'ni çevreleyen yerleşimlere daha fazla Filistinli savaşçının sızdığının duyurulması, İsrail İçişleri Bakanlığı'nın çatışmaya yakın bölgelerde yaşayanlara barınak ve güvenli alanlarda kalmaları, kimliği bilinmeyen kişilere kapıyı açmamaları yönünde çağrıda bulunmasına sebep oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise güneydeki yerel yetkililerle görüştü. Ülkesinin savaş durumuna girdiğini doğrulayan Netanyahu, durumun bu şekilde devam etmeyeceği ve hükümet ile ordunun halkın güvenliğini korumak için gece gündüz çalıştığı konusunda onlara güvence vermeye çalıştı.

Netanyahu, "Yaşadığımız süreç kolay değil. Bu süreçte halkın dayanışma içinde olması gerekiyor. İsrail eşi benzeri olmayan bir savaşa giriyor ama Ortadoğu'nun çehresini değiştirecek" dedi.

Müzakere etmeyi reddetme

Katar'ın, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli esirleri serbest bırakmaya yönelik arabuluculuğuna ilişkin İsrail, onlarla müzakere yapmayacağını duyurdu.

Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, Tel Aviv'in ne Katar ne de başka bir ülke aracılığıyla esirler hakkında pazarlık yapmayacağını söyledi.

İsrail hapishanelerindeki Filistinli kadın mahkumların serbest bırakılması karşılığında Hamas'ın elinde bulunan İsrailli kadın esirlerin iade edilmesi önerisinin ardından konuşan Zohar, "Hükümetin bugünkü temel hedefi Hamas ve İslami Cihad Hareketi'ne karşı zafer kazanmaktır. Bu uzun zaman alacak" dedi.

Zohar'ın tutumu, Tel Aviv'in statüleri ve sayıları ne olursa olsun esirlerle ilgili her türlü müzakereyi kesinlikle reddettiğini doğrulayan İsrail hükümeti ve güvenlik servislerindeki diğer yetkililerin tutumlarıyla aynı çizgide görünüyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.