Gazze'deki hastane saldırısına birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepki geldi

(AA)
(AA)
TT

Gazze'deki hastane saldırısına birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepki geldi

(AA)
(AA)

İsrail'in, Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği saldırıya birçok ülke ve uluslararası kuruluştan kınama geldi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'deki hastaneye yönelik saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "Gazze'de bir hastanenin hedef alınması sonucunda yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesinden ve bir o kadarının da yaralanmasından derin bir infial duyuyor, bu barbarca saldırıları en şiddetli biçimde kınıyoruz. Saldırılarda hayatlarını kaybeden Filistinli kardeşlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Sivilleri doğrudan hedef alan, hastaneleri, okulları vuran bir zihniyetin uluslararası hukuk önünde ve vicdanlarda hesap vermesi kaçınılmazdır." değerlendirmesine yer verildi.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve tüm uluslararası yasa ve normların açık bir ihlali olan "vahşi saldırısının" tamamen reddedildiği belirtildi.

Açıklamada, İsrail'in tüm uluslararası çağrılara rağmen sivillere yönelik saldırılarını sürdürmesinin ve Gazze'deki hastaneyi bombalayarak işlediği "menfur suçun" en güçlü ifadelerle kınandığı kaydedildi.

İsrail'in Gazze'deki hastaneyi vurmasının uluslararası toplumu, İsrail söz konusu olduğunda uygulanan çifte standarttan vazgeçmeye zorladığı aktarılan açıklamada, Gazze'de mahsur kalan sivillere gıda ve ilaç ulaştırılması için güvenli koridorların açılması gerektiği vurgulandı.

ABD

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Sözcü Yardımcısı Sabrina Singh, basın toplantısında, İsrail'in hava saldırısıyla vurduğu Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne ilişkin soruları cevapladı.

Singh, ABD'nin İsrail'e verdiği askeri yardımlara hiçbir ön şart koşmadığına işaret ederek, "Kesinlikle İsrail'e, Gazze'deki Hamas'ı etkisiz hale getirmesi ve etkili bir şekilde geri püskürtmesi için ihtiyaç duyduğu güvenlik sistemlerini veriyoruz. Bu, masum sivillerin öldürülmesi anlamına gelmiyor." diye konuştu.

Ürdün

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ni hedef alan saldırısına tepki gösterildi.

Saldırının sert bir şekilde kınandığı açıklamada, Filistin halkı için uluslararası koruma sağlanması ve savaşın derhal sona ermesi talep edildi.

Katar

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, hastane saldırısı, "vahşice bir katliam, sivillere karşı işlenen çirkin bir suç ve uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirildi.

Uluslararası toplumun, Filistinlilere karşı işlenen, insanlığa karşı suçlara, kimi zaman sessiz kalarak, kimi zaman seçici davranarak "suç ortaklığı" yaptığı ifade edilen açıklamada, bunun daha fazla şiddet ve istikrarsızlık ortamına yol açacağı uyarısı yapıldı.

Açıklamada, "İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki saldırılarının hastane, okul ve yerleşim yerlerini de kapsayacak şekilde genişlemesi, tehlikeli bir tırmanış" olarak değerlendirilerek, bunun bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından vahim sonuçları olabileceği uyarısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca uluslararası toplumdan "üzerine düşen sorumluluğu üstlenmesi ve İsrail'i sivillere karşı daha fazla suç işlemekten caydırması" istendi.

Lübnan

Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İsrail bombardımanına maruz kalan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde yüzlerce şehit ve Filistinli sivilin yaralanmasına yol açan iğrenç savaş suçunu en güçlü şekilde kınıyoruz." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

İsrail bir kez daha uluslararası hukuku hiçe sayıp, kuşatma altındaki, katledilen ve kasten yok edilen bir halka ve insanlığa karşı savaş suçu işliyor. Lübnan, İsrail'in katliamlarını ve saldırılarını durdurmak, Gazze Şeridi'ne insani ve tıbbi yardım ulaştırmak ve yaralıları tedavi etmek için uluslararası topluma bir kez daha acil müdahale çağrısında bulunuyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri de İsrail'in hastaneye yönelik saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, "İsrail soykırım cinayeti ile insanlığın yüzüne tokat atıyor." ifadelerini kullandı.

Fransa

Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Fransa, Gazze şehrinde çok sayıda Filistinlinin hayatını kaybettiği el-Ehli Hastanesi'ne yönelik saldırıyı sert şekilde kınıyor." denildi.

Açıklamada, tüm tarafların insani hukuka riayet etmesi gerektiği belirtildi.

Uluslararası insani hukukun, sivillerin korunmasını sağlaması gerektiği vurgulanan açıklamada, Gazze Şeridi'ne insani yardım erişiminin derhal sağlanması çağrısında bulunuldu.

Mısır

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İsrail'in Gazze'de yüzlerce masum Filistinli vatandaşın ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan el-Ehli Baptist Hastanesi'ni bombalamasını derin üzüntüyle takip ettim." ifadesini kullandı.

Mısır devleti ve halkının, sivillere yönelik saldırıları reddettiğini belirten Sisi, uluslararası hukukun, uluslararası meşruiyet ve insani kararların açık bir ihlali olan bu kasıtlı bombalamayı en güçlü ifadelerle kınadığını bildirdi.

KKTC

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İsrail'in Gazze'deki hastaneyi hedef alan saldırısına tepki göstererek, "İsrail'in sivilleri hedef alan saldırılarını endişe ile izliyorum. Bu saldırılar kabul edilemez. Hastaneye yapılan saldırıyı kınıyorum." dedi.

Slovenya

Slovenya Dış ve Avrupa İşleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Gazze'de aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yüzlerce sivilin ölüm haberi karşısında şok olduk, dehşete düştük. Hastane ve okullar asla saldırıların hedefi olmamalı. Slovenya, uluslararası insani hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulunmakta. Siviller hedef alınmamalı, rehine veya kalkan olarak kullanılmamalı." ifadelerine yer verildi.

Norveç

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıdan dolayı derin endişe duyduklarını belirtti.

Eide, "Hastaneler, uluslararası insani hukuk kapsamında korunmaktadır ve buralara yönelik saldırılar hukuka aykırıdır. Siviller ve sağlık kuruluşları korunmalıdır." ifadelerini kullandı.

Almanya

Almanya Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Sivil hedefler, özellikle de hastalar ve sağlık personelinin bulunduğu tam teşekküllü bir hastane, hiçbir koşul altında hiç kimse tarafından saldırıya uğramamalıdır. Çatışmalarda siviller korunmalıdır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, "Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nde yüzlerce kişinin öldüğüne dair haberler karşısında derinden sarsıldık." ifadesi kullanıldı.

Afrika Birliği

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, X hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'deki hastaneyi bombalayarak yüzlerce insanın can vermesine neden olduğunu belirtti.

Muhammed, "Uluslararası insan hakları hukuku tarafından güvenli alan olarak kabul edilen bir hastaneyi hedef almak insanlık suçudur." ifadesini kullandı.

Musa Faki Muhammed, uluslararası topluma, İsrail'e karşı derhal harekete geçme çağrısı yaptı.

İran

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in hastane saldırısını "vahşi bir savaş suçu" ve "soykırım" olarak nitelendirdi.

Kenani, İsrail'in uluslararası hukukun ilke ve kurallarına en ufak bir bağlılığının olmadığını bir kez daha dünyaya ilan ettiğini belirtti.

İran'ın saldırıyı en güçlü şekilde kınadığını aktaran Kenani, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplumdan, Gazze'de işlenen savaş suçunun boyutlarının hızla araştırılması ve olayın sorumlusu İsrailli yetkililerin yargılanması konusunda, sorumluluğunu yerine getirmesini beklediklerini vurguladı.

Pakistan

Pakistan Dışişleri Bakanlığından, AA muhabirinin sorusu üzerine yapılan açıklamada, sivillerin barınma ve acil tedavi arayışında olduğu bir hastaneye saldırmanın "insanlık dışı ve savunulamaz" olduğu belirtildi.

İsrail'in Gazze'de el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği ve yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırının en güçlü şekilde kınandığı açıklamada, sivil nüfusun ve tesislerin ayrım gözetmeksizin hedef alınmasının uluslararası hukukun ağır bir ihlali olduğu ve savaş suçu teşkil ettiği vurgulandı.

Açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik bombardıman ve kuşatmasına derhal son verilmesi için uluslararası topluma acil önlemler alması çağırısında bulunuldu.

BM kurumlarından kınamalar

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze'de bir okula ve el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlenen saldırılarla ilgili, "Yüzlerce insan öldürüldü. Gazze zor durumda. Sağlık, su ve hijyen sistemleri çöküyor. İnsanların onurları ellerinden alınıyor." ifadesini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "İlk haberler yüzlerce ölü ve yaralı olduğuna işaret ediyor. Sivillerin ve sağlık hizmetlerinin derhal korunması için çağrıda bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Direktör Ghebreyesus, Gazze'nin kuzeyindeki hastanelerin tahliye talebinin (İsrail tarafından yapılan) geri alınmasını talep ettiklerini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun (UNFPA) sosyal medya hesabından paylaşılan mesajda, "UNFPA, yüzlerce insanın ölümüne neden olan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor." ifadesi kullanıldı.

Siviller ve sivil altyapılara yönelik saldırıların sonlandırılması gerektiğinin altı çizilen mesajda, "Sağlık tesisleri hiçbir zaman hedef olmamalıdır." vurgusu yapıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "UNICEF, yüzlerce sivilin ölümüne yol açan Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesine yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor." denildi.

Çocuklar, siviller ve onların kullandığı altyapıların korunması çağrısı yapılan mesajda, "Acilen ateşkes ve insani yardım erişimine ihtiyacımız var." ifadesi kullanıldı.

Arap Birliği

Arap Birliği Genel Sekreteri Ebul Gayt, X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in el-Ehli Baptist Hastanesi'ne saldırısını kınayarak, "Hangi akıl hastası, savunmasız insanların olduğu bir hastaneyi kasten bombalar?" değerlendirmesinde bulundu.

"Arap kurumlarının savaş suçlarını belgelediğini ve suçluların yaptıklarının yanına kar kalmayacağını" vurgulayan Ebul Gayt, "Batı bu trajediyi derhal durdurmalı."ifadesine yer verdi.

AB

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, AB liderlerinin İsrail-Filistin çatışması gündemiyle yaptığı olağanüstü toplantı sonrasında AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile ortak basın toplantısı düzenledi.

AB liderlerinin İsrail'in kendini uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk çerçevesinde savunma hakkını teyit ettiğini belirten Michel, AB'nin iki devletli çözüme bağlılığını, Filistin yönetimini desteklemeye devam edeceğini söyledi.

Michel, Gazze'deki hastane saldırısıyla ilgili bilgiyi toplantıdayken aldıklarını belirterek "Çok fazla ölü var. Bu, orada yaşayan insanlar için sahadaki dramatik durumu gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin hastane saldırısının "uluslararası hukuka uygun olup olmadığı" sorusu üzerine Michel, toplantı sırasında aldıkları bilginin doğrulandığını ifade ederek, "Sivil altyapıya saldırı uluslararası hukuka uygun değil." yanıtını verdi.

Aynı sorunun yöneltildiği AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ise, "Olay hakkında henüz bilgilendirildim. Teyide ihtiyacım var. Şu aşamada yorum yapamam." yanıtını verdi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, X hesabından yaptığı açıklamada, "Gazze'deki el-Ehli Baptist Hastanesi'nden gelen haberler, günlerdir gözlerimizin önünde gerçekleşen trajediye korku ekledi. Bir kez daha masum siviller en yüksek bedeli ödedi." ifadelerini kullanan Borrell, "Bu suçun sorumlusu ortaya çıkarılmalı. Failler hesap vermeli." değerlendirmesinde bulundu.

Libya

Libya Ulusal Birlik Hükümetine bağlı "Hukumetuna" adlı platformun sosyal medya hesabından Başbakan Abdulhamid Dibeybe'nin İsrail'in Gazze'deki El-Ehli Baptist Hastanesi'ni vurmasına tepki açıklaması paylaşıldı.

Açıklamasında, "İşgalci İsrail güçlerinin Gazze'deki El-Ehli Baptist Hastanesi'ni vurması vahşi bir suç. Her türlü sınırı aşan bu suçu kınıyoruz. Tıbbi ve sivillere ait tesislerin vurulması bir savaş suçudur ve bu saldırganlığa son verilmesi gerekir" ifadelerini kullanan Dibeybe, hastane saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Dibeybe ayrıca, başta büyük devletler olmak üzere tüm devletlere İsrail'in suçlarını durdurma ve abluka altındaki Gazze'ye insani yardımların ulaşması için koridor açma çağrısında bulundu.

IKBY

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Hükümet Sözcülüğünden yapılan açıklamada, "Kürdistan Bölgesi Hükümeti, Gazze'de 500'den fazla kişinin öldüğü el-Ehli Baptist Hastanesi'ne yapılan saldırıyı kınıyor. Kurbanların ekseriyetini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor." ifadelerine yer verildi.

Savaş ve askeri saldırıların çözüm olmadığı vurgulanan açıklamada, "Masum ve sivil vatandaşların tehlikelerden korunması için uluslararası kamuoyuna daha fazla çaba göstermesi çağrısında bulunuyoruz." denildi.

Cezayir

Cezayir Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, "Cezayir, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki bir hastaneye yönelik kasıtlı saldırısını şiddetle kınıyor." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, İsrail'in açık bir şekilde uluslararası hukuku ve insani normları hiçe saydığına vurgu yapılarak, uluslararası topluma ve uluslararası kuruluşlara İsrail'in bu saldırılarını durdurmak için müdahale etme çağrısı yapıldı.

Sınır Tanımayan Doktorlar

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından X sosyal medya platformundan yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'de hastaları tedavi eden ve yerinden edilmiş Gazzelilere ev sahipliği yapan hastaneyi bombalaması karşısında dehşete düşüldüğü belirtilerek, "Bu bir katliamdır. Kesinlikle kabul edilemez." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, hiçbir şeyin bir hastaneye, oradaki çok sayıda hastaya, sağlık çalışanına ve oraya sığınanlara yönelik bu şok edici saldırıyı haklı çıkaramayacağının altı çizilerek, "Hastaneler hedef değildir. Bu kanın durması gerekiyor. Artık yeter." ifadelerine yer verildi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.