İsrail, Kassam Tugayları liderlerini ve Heniyye'nin yakınlarını hedef aldı

İkinci aşama öncesi yaşanan tüm savaşlardan daha fazla yıkım: 3 bin ölü, 13 bin yaralı

İsrail’in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından çöken bir binanın enkazı altında hayatta kalanları arayan Filistinliler, 17 Ekim 2023 (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından çöken bir binanın enkazı altında hayatta kalanları arayan Filistinliler, 17 Ekim 2023 (AFP)
TT

İsrail, Kassam Tugayları liderlerini ve Heniyye'nin yakınlarını hedef aldı

İsrail’in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından çöken bir binanın enkazı altında hayatta kalanları arayan Filistinliler, 17 Ekim 2023 (AFP)
İsrail’in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a düzenlediği hava saldırısının ardından çöken bir binanın enkazı altında hayatta kalanları arayan Filistinliler, 17 Ekim 2023 (AFP)

İsrail, Hamas Hareketi’nin askeri kolu İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın liderlerinden birini ve Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin akrabalarını öldürdü. Gazze Şeridi'ndeki savaşın 11’inci gününe gelinirken geride 3 binden fazla ölü, 12 bin 500'den fazla yaralı bıraktı, bir milyondan fazla kişinin yerinden edildi. Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas üyelerinin ya bulundukları yerde ölme ya da teslim olma şeklinde sadece iki seçenekleri olduğunu söyledi.

Gallant, dün yaptığı açıklama, “Hamas üyelerinin iki seçeneği var; ya bulundukları yerde ölecekler ya da kayıtsız şartsız teslim olacaklar. Üçüncü bir seçenek yok. Hamas'ı yok edeceğiz ve tüm yeteneklerini ortadan kaldıracağız” ifadelerini kullandı. İsrail'in güneyindeki Nevatim Hava Üssü'ne yaptığı ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Gallant, “Uçaklarımız her yere ulaşacak. Her füzenin bir adresi var. Biz de her Hamas üyesine ulaşacağız” dedi.

Gallant’ın açıklamasıyla İsrail tarafından Hamas’a ilk kez teslim olma seçeneği sunuldu. Hamas Hareketi, 7 Ekim’de Gazze Şeridi yakınlarındaki İsrail askeri üslerine ve yerleşim birimlerine ‘Aksa Tufanı’ adlı bir saldırı düzenlemiş, saldırıda bin 400 İsraillinin öldüğü açıklanmıştı. Bunun üzerine İsrail, Gazze Şeridi’ne yoğun hava saldırıları düzenleyeme başladı. Özellikle Hamas Hareketi yetkililerinin evlerinin hedef alındığı hava saldırıları geniş bir alanı hedef aldı.

İsrail uçakları Gazze Şeridi'nin çoğu bölgesine yoğun ve şiddetli saldırılar düzenledi. İsrail, Gazzelilerin gitmelerini istediği Gazze Şeridi’nin güney bölgelerini de hedef alarak bir gün içinde çok sayıda sivili öldürdü, daha fazla sivilin yaralanmasına neden oldu.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre Gazze’nin kuzeyindeki ez-Zeytun, Refah, Cebeliye, Han Yunus ve Deyr el-Belah mahallelerinde askeri unsurların komuta merkezleri ve Hamas üyelerinin saklandığı binalar olduğu öne sürülen hedeflere onlarca hava saldırısı düzenlendi.

İsrail, Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı Heniyye'nin kardeşinin Gazze'nin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki evini de hedef aldı.

İsrail Yayın Kurumu'na bağlı Arapça yayın yapan Mekan Radyosu'na göre saldırıda aralarında İsmail Heniyye'nin oğlu Hazım Heniyye'nin de bulunduğu 14 kişi öldürüldü. Ancak haber Hamas tarafından teyit edilmedi.

FVG
Gazze Şeridi Sınır Kapıları Kurumu Başkanı Tümgeneral Fuad Ali Butihan (Sosyal medya platformları)

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Bureij Mülteci Kampı’nı hedef alan saldırısında Hamas’ın askeri kanadı izzeddin el-Kassam Tugayları liderlerinden, Genel Askeri Konsey üyesi ve Kassam Tugayları Merkez Tugayı Komutanı Eyman Nofal (Ebu Ahmed) ve Gazze Şeridi Sınır Kapıları Kurumu Başkanı Tümgeneral Fuad Ali Butihan öldürüldü.

Yine Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlenen saldırıda evi isabet alan Hamas Hareketi Yargı Başkanı Dr. Tayser İbrahim öldürüldü. Tüm bu isimler Hamas Hareketi’nin önde gelenleri arasında yer alıyordu.

FG
Hamas Hareketi Yargı Başkanı Dr. Tayser İbrahim (Sosyal medya platformları)

Hamas liderleri, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanlarının ilk gününden bu yana hedef alınıyor. Ancak bombardımanlarda aynı zamanda çoğunluğunu kadınların ve çocukların oluşturduğu üç binden fazla sivil katledildi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, dün akşam itibarıyla İsrail'in Gazze'de 3 bine yakın Filistinliyi öldürdüğünü, yaralı sayısının ise 12 bin 500’e ulaştığını açıkladı. Çok sayıda kişinin yıkılan binaların enkazı altında olduğundan ve İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını sürdürmesinden dolayı bu sayının her dakika artması bekleniyor.

Aileler tüm fertleriyle birlikte hedef alınıyor

Gazze Şeridi'ndeki Hamas'a bağlı hükümetin Basın Ofisi, İsrail'in aileleri tüm üyeleriyle birlikte katlettiğini ve son 11 gün içinde 47'den fazla ailenin nüfus kayıtlarından silindiğini açıkladı.

Basın Ofisi Başkanı Selame Maruf, dün düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in son 11 günde Gazze'ye gerçekleştirdiği saldırılarda, 2008, 2009, 2012, 2014 ve 2021 yıllarında neredeyse yüz gün süren tüm savaşlardaki can kaybının üzerinde can kaybı ve yıkım yaşandığını söyledi. Bu tablonun ‘işgalci İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki sivilleri hedef alan saldırılarının başlangıcından bu yana gerçekleştirdiği insani katliamın boyutunu yansıttığını’ vurgulayan Maruf, “Önceki savaşlarda dahi eşi ve benzeri görülmemiş insani gerçekliğin yanı sıra tüm temel ihtiyaçları ve gerekli tıbbi malzemelerin Gazze Şeridi’ne girişi de engelleniyor” dedi.

BFG
İsrail'in dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısının ardından, bir binanın enkazı altında kalan kurbanları kurtarmaya çalışanlar ve olanlar karşısında feryat eden Filistinli bir kadın (AFP)

Gazze’deki Filistinliler elektriksiz, susuz, ilaçsız ve yakıtsız hayatta kalmaya çalışırken hastane gibi kritik tesislerdeki yakıt rezervleri tükenmeye başlaması büyük bir felakete kapıyı aralıyor. Bu trajik durum yerinden edilen herkesi etkiliyor.

Şu ana kadar bir milyondan fazla Filistinli Gazze Şeridi'nde yerlerinden edildi. Yerinden edilenlerin bir kısmı Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) okullarına, bir kısmı da İsrail’in tehditleri sonrasında Gazze'nin güneyine yerleştirildi. İsrail, görünüşe göre Şeridi karadan işgal etme hazırlığı içinde, kuzey ve orta Gazze Şeridi'nden çıkarmak istediği yarım milyondan fazla insanı hedef alıyor.

Yer değiştirme planlarına itiraz

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Tzachi Hanegbi, Filistinlilerin Gazze Şeridi'nin kuzeyini boşaltması gerektiğini, yardımlarla Gazze Şeridi’nin güneyinde kendilerine korunaklı bir bölge belirleneceğini söyledi.

Filistin Yönetimi, Hamas Hareketi, BM ve Arap ülkeleri, Filistinlilerin yerlerinden edilmesini reddederken bunun İsrail'in Filistinlileri daha sonra Gazze Şeridi'nden Mısır'ın Sina Çölü'ne sürme planının bir parçası olduğunu vurguluyorlar.

Mısır'ın tıpkı diğer Arap ülkeleri gibi her türlü yerinden edilmeye karşı katı duruşuna rağmen, İsrailli yetkililer bu fikri bir kez daha gündeme getirdi.

Evimiz İsrail (Yisrael Beiteinu) Partisi lideri Avigdor Lieberman, yaptığı bir açıklamada şunları söyledi:

İsrail Devleti, Sina Çölü’nde bir mülteci şehri kurarak, gerekirse tek insani çözümün Gazze Şeridi sınırlarının dışında olduğunu uluslararası topluma açıkça anlatmalı.  Hem uluslararası toplum hem de bizim tarafımızdan Mısır'a baskı yapmanın tam zamanı.

Lieberman’ın açıklamaları öncesinde Ürdün Kralı 2. Abdullah, Gazze Şeridi'nden mülteci dalgasına izin vermeyeceklerini, bunun Amman ve Kahire için kırmızı çizgisi olduğunu vurgulamıştı.

Buna karşın İsrail, Filistinlileri güneye kaydırmaya kararlı görünürken Gazze Şeridi'nde yeni bir gerçeklikten bahsediyor. İsrail ordu sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, savaş bittikten sonra Gazze'nin statüsünün ‘uluslararası tartışmaya açık küresel bir konu’ olacağını söyledi.

Öte yandan İsrail ordusu dün, çeşitli saldırılara hazırlık amacıyla yüz binlerce mühimmat ve teçhizat takviyesinin tamamlandığını duyurdu. Ancak İsrail basını, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun kara saldırısını erteleme kararı aldığını aktardı.

Diğer taraftan İzzeddin el-Kassam Tugayları, Tel Aviv'i ve İsrail'in diğer şehirlerini bombalamaya devam etti. Teslim Askeri Üssü’ndeki ve Bad Mordechai'deki askeri takviyelerin hedef alındığını açıklayan Kassam Tugayları, İsrail’in sivilleri hedef almaya devam etmesine misilleme olarak başkent Tel Aviv, Aşkelon kenti, el-Ayn es-Salise bölgesi, Re'im Askeri Üssü ve Netivot kentini hedef aldığını defalarca kez duyurdu.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.