Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde dördüncü operasyonu başlatabilir

PKK saldırıları Ankara'nın 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgeyi tamamlama adımlarına hız vermesine neden oldu.

TBMM, ordunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisini iki yıl süreyle uzattı. (Independent Arabian)
TBMM, ordunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisini iki yıl süreyle uzattı. (Independent Arabian)
TT

Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde dördüncü operasyonu başlatabilir

TBMM, ordunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisini iki yıl süreyle uzattı. (Independent Arabian)
TBMM, ordunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisini iki yıl süreyle uzattı. (Independent Arabian)

Mustafa Rüstem

Gazze’de savaş devam ederken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, PKK’nın Suriye ve Irak'taki hedeflerine ve karargahlarına yönelik hava harekatları sürüyor. Ankara Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yönelik yeniden hava operasyonları gerçekleştiriyor. Askeri uzmanlara göre Ankara, uzun süredir terörist saldırıların gerçekleştiği, Kuzey Irak ve Suriye'den gelen sınır tehditleri durdurmaya yönelik bir savaş yürütüyor.

Diğer yandan Suriye Cezire Bölgesi ve Fırat Bölgesi halkının bir savaş çıkacağına dair endişeleri artıyor. Ankara'nın defalarca ima ettiği, bölge halkının ise endişe ettiği ve çıkması durumunda ‘yarım kalmaz’ olarak tanımladığı kara operasyonunun bu sefer YPG ile Türk ordusu arasındaki çatışma ile sınırlı kalmayacağı aksine, uluslararası tarafların müdahalesine kadar genişleyeceği tahmin ediliyor. Gözlemcilerin tahminlerine göre savaşın karmaşık bir operasyonel haritaya bağlı olması bu durumu açıklıyor.

TBMM, önceki gün ordunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisini iki yıl daha uzattı. Gözlemciler bunu Türkiye'nin kuzeyde başlattığı askeri operasyonun devamı olarak değerlendirdi. Bu yetki, daha önce yapılan üç kara operasyonundan sonra yeni bir yeşil ışığı temsil ediyor. Türkiye, Ağustos 2016'dan bu yana iki sınır bölgesi olan Halep kırsalındaki Azez ve Cerablus şehirlerinin kontrolünü ele geçirdi.

Ankara, Türkiye ve diğer Batılı ülkeler tarafından ‘terörist’ olarak sınıflandırılan PKK tehdidi nedeniyle Suriye topraklarına operasyonlar gerçekleştirdi. Türkiye Ocak 2018'de Suriye silahlı muhalefetinin askeri koluyla birlikte, Halep'in kuzey kırsalındaki nüfusunun çoğunluğu Kürt grupların yer aldığı Afrin şehrine Zeytin Dalı Operasyonu’nu gerçekleştirdi. Türkiye ayrıca YPG’yi sınırlarından uzaklaştırmak ve güvenli bölge oluşturmak amacıyla son kara harekâtı olan Barış Pınarı’nı başlatmıştı.

Savaş tehdidi

Askeri analistlere göre Türkiye bir güvenlik sorununa işaret ediyor ve SDG güçlerinin ve YPG’nin Münbiç ve diğer sınır bölgelerinden çıkarılmasının son derece önemli olduğunu vurguluyor. Hele ki 1 Ekim'de iki PKK’lı teröristin Ankara’daki İçişleri Bakanlığı'na düzenlediği saldırının ardından bu tutum güçlendi. Ankara daha sonra bu saldırıya Suriye sınırındaki 500 kilometrelik çok sayıda sahaya operasyonlar düzenleyerek karşılık verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, güvenlik ve istihbarat bilgilerine göre iki teröristin Suriye topraklarından girdiğini açıkladı. SDG lideri Mazlum Abdi ise saldırıyı gerçekleştirenlerin kendi güçlerinin kontrolü altındaki bölgelerden geçtikleri iddiasını yalanladı. Abdi, X (eski adıyla Twitter) platformundaki resmi hesabında yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin yeni bir askeri operasyon başlatmaya yönelik gerekçe aradığını öne sürdü.

TBMM’nin verdiği yeni yetki ile birlikte kuzeyde savaş kıvılcımlarının alevlenme ihtimali artıyor. Belki de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talebi üzerine iki hafta önce Meclis'e gelen talimat, ‘sıfır saat’ kara savaşının yakında başlayacağına ve dördüncü operasyona girileceğine işaret ediyor. Bakanlar Kurulu'nun son oturumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan operasyonun ilk aşamasının sona erdiğini, örgütün genel merkezinin belirli yerleri ile gelir ve finansman kaynaklarının bulunduğu 194 hedefin imha edildiğini ve 162 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Türk araştırmacılar Türk ordusunun Suriye ve Irak'ta sınır ötesi operasyon başlatma yetkisinin iki yıl süreyle uzatılması kararının zaten beklendiğine dikkat çektiler. Türk ordusunun Suriye topraklarındaki operasyonlara katılmasına olanak tanıyan ilk yetki DEAŞ'e karşı uluslararası operasyonu desteklemek amacıyla 2013 yılında verilmişti. Parlamento, 2021 yılında ordunun görev süresinin iki yıl daha uzatılmasına karar verdi. Bu yıl da ordunun görev süresi meclis kararıyla iki yıl daha uzatıldı.

Independent Arabia'ya konuşan Türk siyasi analisti Firas Rıdvanoğlu, Türkiye'nin herhangi bir askeri harekat başlatma ihtimalini reddetti. Türk ordusunun sınır ötesinde görev süresinin uzatılmasının mutlaka savaş davullarının çalması anlamına gelmediğini söyleyen Rıdvanoğlu değerlendirmesinde şunları söyledi:

 “Ordunun herhangi bir acil durum karşısında hazırlıklı olması için görev süresinin uzatılması gerekir. Sonuçta Suriye topraklarında Türkiye var ve parlamentonun onayı dahilinde Türk ordusunun Suriye’deki görev süresinin uzatılması bu stratejinin bir parçası olacaktır. Dolayısıyla bu, PKK ve SDG'ye Türkiye'nin gerekirse her türlü askeri operasyona girmeye hazır olduğu mesajıdır.”

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Türk araştırmacı Rıdvanoğlu'nun bakış açısına göre kara operasyonu pek olası olmasa da bunun ortaya çıkma ihtimali halen mevcut ve bu, bölgede meydana gelen bölgesel gelişmelerle bağlı.  Rıdvanoğlu, “Herhangi bir askeri operasyon Türkiye'nin hem Avrupalılarla hem de ABD'lilerle sorun yaşamasına neden olacaktır. Bu halihazırda kaçınılmaz. ABD'nin İsrail-Gazze savaşı ile meşgul olması nedeniyle, bazılarının inandığı gibi mevcut koşullar herhangi bir Türk askeri operasyonuna uygun değil. Çünkü ABD'nin bölgeye uçak gemisi göndermesi Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgedeki pozisyonuna bir nevi destek anlamına geliyor.”

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Türk kuvvetlerine ait 30 zırhlı araç ile lojistik malzeme ve personel taşıyıcılarla dolu bir kamyondan oluşan askeri konvoyun İdlib'in batı kırsalındaki Hirbet el-Cevz geçiş noktasından girişini gözlemlediğini açıkladı. Bu takviye birlikleri, 5 Ekim'de El-Gab Ovası'ndaki gerilimi azaltma bölgesine ve batı İdlib kırsalına konuşlandırılan askeri noktalara yöneldi.

En güçlü olanın hayatta kalması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt silahlı gruplara yönelik operasyonlarında ‘en büyük sorun’ olarak tanımladığı şeyi gizlemedi. Bakanlar toplantısında yaptığı açıklamaya göre bu sorun, müttefik olarak tanımladığı ABD tarafından temsil ediliyor. Erdoğan bölgedeki ülkelerden askeri ve istihbarat unsurlarının, örgütün üyelerinden ve karargâhlarından uzak tutulması talebini vurguladı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Suriye'deki güçlerinin yakınında uçan Türkiye’ye ait silahlı insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurdu. Washington ilk kez NATO'daki müttefiki Türkiye'ye ait bir SİHA’yı düşürdü. Açıklamada, çatışmasızlık mekanizmalarının sahadaki işleyişinin iyileştirilmesi için sahadaki ilgili taraflarla birlikte çalışıldığı ifade edildi.  Pentagon, uçağın düşürülmesinin Ankara'nın bölgedeki askeri operasyonlarını etkilemeyeceğini kaydetti.

Türk siyasi alanında uzman isimler, bu gelişmeyi de göz önünde bulundurarak Washington'ın herhangi bir Türkiye operasyonu durumunda Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki Kürt bileşenini desteklemekten çekinmeyeceği görüşünde. Azerbaycan-Ermenistan savaşında Türkiye'nin tutumuyla uyumlu görünen Rusya'nın tutumu dalgalı bir seyir izlerken, diğer yandan Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Beyaz Saray ile Kremlin arasında artan bir rekabet söz konusu.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.