Gazze Savaşı ‘yıldırım harbi’ döneminin sona erdiğini bir kez daha kanıtlıyor mu?

Dünya, Filistin direnişinin de arzuladığı gibi bazı devletleri devirmeyi amaçlayan uzun süreli çatışmalara geri dönüyor.

Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
TT

Gazze Savaşı ‘yıldırım harbi’ döneminin sona erdiğini bir kez daha kanıtlıyor mu?

Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)
Gazze'nin Beyt Hanun beldesinden yoğun dumanlar yükseldi. (AA)

Tarık Fehmi

Bir yanda devletler, diğer yanda devlet dışı aktörler arasında patlak veren çatışma ve karşılaşmalarda esnek bir sınıflandırma olduğunu gösteren siyasi ve tarihi gerçekler vardır. Bu da günümüzde dünyada meydana gelen çatışmaların doğasının siyasi ve stratejik olarak gözden geçirilmesini gerektirir. Çünkü veriler aynıdır. Gerçek ya da nihai çözümler yoktur. Bu da çatışmaların neden uzun süre devam ettiğini ve patlak verdiğini açıklar. Bu savaşlar zaman zaman iç düzeydeki ikili faktörlerle bağlantılı olarak da ortaya çıkabilir. Aynı şekilde çatışmanın yoğunluğundan beslenen, onunla başa çıkmaya katılabilecek bölgesel ve uluslararası tarafların artan rolü de bu çatışmaların neden devam ettiğini gösterir. Bu durum günümüzde meydana gelen tüm bölgesel ve uluslararası çatışmalarda açıkça görülüyor.

Doğrudan açıklamalar

Dünyadaki savaşların, çatışmaların ve anlaşmazlıkların devam etmesinin en önemli sebebi çözüm senaryolarının eksikliğidir. Ayrıca her bir tarafın müzakere koşullarını iyileştirme ve en iyi sonuçları elde etme çabasını sürdürmesidir. Her zaman ‘kazan – kazan’ değil ‘kazan – kaybet’ denkleminin de göz önüne alınması gereklidir. İşte bu durum, günümüzde çatışmaların büyümesinin ve devam etmesinin ana nedenlerindendir. Her bir tarafın düzenli olarak bir oldubitti stratejisi dayatmaya çalışmasının yanı sıra, çatışmanın taraflarınca kullanılan gücün geri dönmesi gibi birçok neden başka sonuçlar ortaya çıkarır. Sonuç olarak diplomatik veya siyasi çözümden ziyade, gerçek ve mevcut bir çözüm sunulması bu problemleri çözebilir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre mevcut dönemde uluslararası sistemi yöneten Birleşmiş Milletler (BM) zayıfladı. Uluslararası ilişkilerde olduğu gibi en karmaşık çatışmalarla da başa çıkamaz hale geldi. Ülkelerin başvurabilecekleri alternatif yollar veya başka seçenekler kalmadı.

Arap-İsrail çatışması, bir yandan çatışmanın her iki tarafıyla ilgili nedenler, diğer yandan ideolojik, siyasi ve güvenlik nedenlerinin örtüşmesi, anlaşmada ciddi bir yaklaşımın bulunmaması, anlaşmada etkili olabilecek bölgesel ve uluslararası tarafların yokluğu ve çatışmanın her iki tarafının da periyodik olarak ateşlemeye yol açan bazı eğilimleri benimsemesi nedeniyle dünyadaki en karmaşık çatışma olarak kabul ediliyor. Nihai bir çözümün yokluğunda çatışmalar devam edecektir. Ukrayna'da devam eden çatışmada olan da buydu.

Askeri çatışma, düzenli çatışmalara, yani devletler arasındaki çatışmalara bağlı değildir. Aksine, sınırları aşan silahlı hareketlere veya uluslararası örgütlere kadar uzanabilir. Çatışmalar sadece devletlerle sınırlı olmayan, aynı zamanda örgütleri de kapsayan açık çatışmalar olarak da sınıflandırılabilir. Asıl amaç, (El Kaide ve dünyanın çeşitli yerlerindeki versiyonları, DEAŞ ve onun yaygın bölgesel kolları gibi) var olmak ve çatışmalarla örtüşmeye devam etmektir. Bu çatışma açık bir çatışmadır. Belirli bir bölge, konum ya da operasyon sahası ile sınırlı değildir. Aksine, bu çatışmayı genişletilmiş, kalıcı ve sürekli kılan ve asla sona ermesine müsaade etmeyen çeşitli bölgeler de vardır. Örgütlerin bulundukları konumlarda varlıklarını sürdürmeleri diğerinin inkârına bağlıdır. Çatışmaların yatıştırılması veya hafifletilmesi için herhangi bir fırsatın bulunmaması askeri seçeneği hâkim kılar. Dolayısıyla ülkeler arasında güç kullanımı ve çatışmanın hâkim olduğu mücadeleler yaşanır. Halihazırda birçok bölgede yaşanan da budur. Bu çatışmalar, Güneydoğu Asya bölgesindeki savaşlar ve İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra patlak veren pek çok çatışma gibi bir süre devam etse bile, şu anda dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, uzun bir süre boyunca anlaşmazlıklarla birlikte tekrarlanacaktır.

Çatışmaların kaynakları

Çatışmalar, sona ermediklerinin, devam ettiklerinin bir göstergesi olarak, farklı zamanlarda varlıklarını ifade ederler. Çatışmanın taraflarından biri, aynı çatışma alanında kalabilir. Taraflardan biri yeni bir stratejik veya askeri gerçekliği empoze etmeye çalışmak için oldubitti stratejisini değiştirmek isterse, bu da çatışmada tek bir model olmadığını doğrular. Kullanılabilecek çeşitli çatışma türleri vardır. Bu durum, üzerinde çalışılabilecek çeşitli sahnelerde çatışmaya göre farklı yorumlanabilir. Ayrıca çeşitli yaklaşımlar aracılığıyla açık hesaplamaların varlığını teyit eder.

Dünyadaki bazı çatışma ve anlaşmazlıkların ciddiyeti, sistematik bir çatışmanın, yani devletler arasında bir çatışmanın olup olmamasıyla bağlantılıdır. Bu çatışma, askeri bir çatışma olmadan da gerçekleşebilir. İran ve İsrail arasında olan güvenlik ve istihbarat çatışması, gölge savaşına dayanan bir çatışmadır. Açık askeri çatışmaya alternatif olarak uzaktan çalışmak, en önemlisi ucuz çözüme odaklanmak açık çatışmadaki birçok sorunun varlığını doğrulamaktadır. Bu, büyük ve küçük ülkelerin birlikte başvurabileceği bir yöntemdir. Ayrıca farklı türde bir çatışma olan büyük istihbarat savaşları, bu bağlamda yaşananların çoğunu açıklamaktadır. Bu tür çatışmalar belli bir sınırda kalamayan uzun süreli çatışmalarla bağlantılıdır.

Aslında, Gazze Şeridi'nde olduğu gibi savaşın uzaması, çeşitli tarafların pozisyonlarındaki farklılıklar ve İsrail'in önceki yıllarda olduğu gibi çatışmayı yönetme çabalarıyla bağlantılıdır. Aynı zamanda İsrail devletinin kuruluşundan bugüne kadar olduğu gibi, Filistinli örgütlerin yayılması, Filistin meselesinin karmaşıklığı, kararsızlık ve çözümsüzlük politikasının izlenmesi savaşın uzamasında etkili olan çeşitli faktörlerdendir. Zira iki taraf da bir çözüme ulaşamadan müzakereler, iletişimler, seçenekler ve senaryolarla karşı karşıya kaldı.

Açık çatışmalar

İsrail nihayet yeni bir aşamaya girdi. İdeolojik karakter, siyasi karaktere üstün geldi. Diğerini inkâr etme ve çatışmanın ana konularındaki anlaşmazlık çözmeye çalışıldığında, çatışma yenilendi. Bu durum, çatışmaların genişlemesi ve tüm bölgenin çatışmaya girmesi olasılığı nedeniyle gerçek gelişmelerle karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Çin ve Rusya gibi büyük güçler olup bitenleri izlemekle yetinse de ABD, çıkarlarını savunmak ve İsrail'in prestijini değil kendi prestijini geri kazanmaya çalışmak için gücünü seferber etti. İşte gerçek bir dünya savaşına yol açabilecek yüzleşmeler yaşandığını buradan görebiliriz.

Dolayısıyla çatışmalar kısa sürede çözülemeyecektir. Bölgede Arap-İsrail çatışması ve diğer çatışmalar da tıpkı Libya, Suriye, Yemen ve diğer karmaşık çatışmalarda olduğu gibi, çözümsüzlük yüzünden devam edecektir. Bu çatışmalar başka birçok alanda da devam edecek.

Fotoğraf Altı: Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya'nın askeri güç kullanarak çözme kararlılığının bir sonucu olarak ancak uzun vadede sona erecektir. (AP)
Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya'nın askeri güç kullanarak çözme kararlılığının bir sonucu olarak ancak uzun vadede sona erecektir. (AP)

BM bu konuda rol oynamıştır ve oynamaya da devam etmektedir. Ukrayna-Rusya savaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından açıklanan ve bağlı kalınan Rus ulusal güvenlik teorisine uygun bir şekilde Rusya'nın askeri güçle çözme kararlılığının bir sonucu olarak uzun vadede sona erecektir. Bu da Rus alanının güvence altına alınması için önemli ve gereklidir. Bu sağlanana kadar kriz ve savaş uzayacaktır. Ukrayna direnişi ise Batı'nın desteğine ve bu desteğin mümkün olan en uzun süre devam etmesine bağımlıdır. Ancak çatışmalar kolaylıkla çözülecek boyutta değildir.

Gerçek komplikasyonlar

Gazze'deki mevcut savaş, iki taraf arasındaki angajman kurallarının değişmesi ve her bir tarafın diğerinin nabzını hissetme eğiliminde olması durumunda her an alevlenebilecek bir çatışmadır. Bu durum, uzun süreli ve tarihi savaşların bir süre durağan kalsa bile çözülemeyeceğinin ve her an patlak verebileceğinin kanıtıdır. Çünkü taraflar arasındaki angajman kuralları değişse bile, siyasi, stratejik ve hatta istihbarî inceleme ve değerlendirmeler gereklidir. Bu ise zaman zaman sıfır toplamlı gibi görünebilecek zor seçimler ve senaryolarla bağlantılı olduğu için çözümün en azından orta vadede mevcut olmayacağını teyit etmektedir.

Dolayısıyla süregelen savaş bir süreliğine sakinleşmiş olsa da devam etmektedir. Bu savaş, bazılarının beklediği gibi disiplinli bir denkleme göre bitmeyecek ve uzayacak bir savaş olarak nitelendirilebilir. İsrail tarafı diğerini sürgün etmeye ve topraklarından atmaya kararlı, Filistin direnişi ise yeni çatışma kurallarını yürürlüğe koymaya ve savaşları başka topraklara taşımaya çalışmaktadır. Bu da çatışmanın devam edeceği, çatışmaların iki tarafın da lehine çözülmeyeceği ve arabulucuların da çatışmayı yatıştırmada rol oynayacağı anlamına gelmektedir. Savaş, iki tarafın da üzerinde çalıştığı yeni bir strateji ışığında olup bitenlerden kazananlar ve kaybedenlerin varlığıyla devam edecek olursa her iki tarafın da hesaplarına göre bu savaş gittiği yere kadar gidecektir.

Sonuç:

Gazze-İsrail savaşının, geleneksel çözümlerle çözülemeyecek uzun süreli savaşların çarpıcı bir tercümesi olduğu açıktır. Rusya-Ukrayna savaşı ise iki ana tarafın, büyük ve bölgesel ülkelerin, siyasi ve askeri ittifakların, izleyen ve takip eden tarafların çakıştığı çeşitli ölçeklerde gerçekleşmektedir. Bu da çıkarların ön planda olduğunu doğrulamaktadır. Tüm bunlar savaşın devamına zorluyor ve hatta mevcut durumu silah, stratejik ve lojistik destekle besleyerek savaşın uzamasına katkı sağlıyor. Çatışmaların bazı tarafları çözümden kaçınmaya, savaşlara köklü ve gerçek bir çözüm getirecek gerçek fırsatları kaçırmaya zorlanıyor.

Her halükârda dünya, Filistin direnişinin arzuladığı gibi bazı devletleri devirmeyi amaçlayan uzun süreli çatışmalara geri dönüyor. Ukrayna direnişinin art arda yok edilen devletin sınırlarını savunmak için varlığını ortaya koyması, meselenin devam edeceğini doğruluyor. Gazze ve Rusya-Ukrayna gibi dünyanın en uzun çatışmalarını ve savaşlarını uzatan şey çözümün onaylanmasındaki rasyonalite yoksunluğudur. Dünyanın pek çok yerinde uzayıp giden, bitmeyen ve bitmeyecek olan unutulmuş savaşlar da dahil olmak üzere onlarca çatışma var.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.