İsrail'in Gazze'ye planladığı kara harekatının 5 ekseni

Lübnan'da Hizbullah'a yönelik kara harekâtı düzenlenmesi planı yok

Aşkelon'daki İsrailli birlikler, Gazze Şeridi'ne kara harekâtına hazırlanırken, 14 Ekim (AFP)
Aşkelon'daki İsrailli birlikler, Gazze Şeridi'ne kara harekâtına hazırlanırken, 14 Ekim (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'ye planladığı kara harekatının 5 ekseni

Aşkelon'daki İsrailli birlikler, Gazze Şeridi'ne kara harekâtına hazırlanırken, 14 Ekim (AFP)
Aşkelon'daki İsrailli birlikler, Gazze Şeridi'ne kara harekâtına hazırlanırken, 14 Ekim (AFP)

Düşman taraflar, birbirleriyle ne kadar çok savaşırsa ve aralarındaki savaş ne kadar uzarsa o kadar birbirlerine benzer ve özdeşleşirler. Genellikle aralarında bir savaş başlar ve tarafların her birinin diğerinden farklı olarak kendine ait bir stratejisi ve yaklaşımı olur. Savaşın başında taraflar hedeflerini genellikle yüksek tutarlar. Ancak iş savaş arenasına geldiğinde buradaki tecrübe, eylem ve tepki gibi faktörler nedeniyle taktik düzeyden stratejik düzeye geçmek gerekir.

Bu süreç ve tarafların her birinin diğerinin planlarına uyum sağlama çabası sonucunda biyoloji kökenli bir kavram olan ‘simbiyoz’ (doğada farklı türler arasında, her iki tarafın da karşılıklı fayda sağladığı ilişki, simbiyotik ilişki) adı verilen süreç ortaya çıkar. Savaş, yakınlaşmama noktasından başlar ve ‘stalemate (çıkmaz) olarak adlandırılan temas hattına varıncaya kadar ilerler. Bu aşamada artık herkes zaferin imkansız hale geldiğini ve savaşın maliyetinin beklenenin çok ötesine geçtiğini anladıktan sonra karşılıklı yıpratma süreci başlar ve ardından savaş durur.

Ortak yaşam, birlikte yaşama anlamına gelen simbiyoz, Yunanca kökenli bir kelimedir. Öyleyse savaşlar ‘birlikte yaşamak’ demek midir? Bu mümkün olsa da ancak kanlı bir şekilde ve değişen şartlara, değişen nesillere göre farklılaşan angajman kuralları çerçevesinde mümkündür. Bu yüzden çoğu savaşın genellikle coğrafi olarak komşu güçler arasında gerçekleştiği söylenebilir.  Mesafeler kısaldıkça sürtüşmenin derecesi ve şiddeti artıyor mu? Savaş ve savaş nedenlerinin mesafeyle doğrudan bir ilişkisi var mı? Peki, ya sanal dijital mesafeler ne olacak?

xsscdv
Gazze'nin güney sınırına doğru ilerleyen İsrail tankları, 13 Ekim (AP)

Bugün coğrafya, tarih, kültür ve medeniyet bakımından birbirine yakın olan Rusya ile Ukrayna arasında bir savaş yaşanıyor.​ Aynı şekilde Filistin'de de coğrafi ve demografik yakınlıktan ve aynı coğrafyadaki düşmanlık ve sürtüşmeden dolayı bir savaş yaşanıyor.

Dünyadaki büyük güçler ile sıradan güçler arasındaki coğrafi uzaklık bilinci taraflara göre farklılık gösteriyor. Bu farklılığın nedeni büyük güçlerin her coğrafyada bulunabilme yetenek ve imkanlara sahip olmasından kaynaklanıyor. Büyük güçlerin, dünyanın dört bir yanında çıkarları var ve olaylar onun yüce çıkarlarını tehdit ettiği yerde siyasi, ekonomik ve askeri olarak orada olmasının nedeni de bu çıkarlar.

Gazze olayları

İsrail’in Gazze’deki El-Ehli Baptist Hastanesi’nde katliam yapması ABD Başkanı Joe Biden’ın Tel Aviv ziyaretine mani olmadı. İsrail'i sonuna kadar desteklemekte kararlı görünen Biden, hastane faciasıyla ilgili İsrail söylemini benimsedi. Biden, olayın İslami Cihad Hareketi tarafından hastane yakınlarındaki bir bölgeden ateşlenen füzenin başarısız olmasından kaynaklandığını söyledi. Biden, ABD Donanması’na ait iki uçak gemisinin de Doğu Akdeniz'e konuşlandırılması talimatı vermişti. Bunu 2 bin deniz piyadesinin takviye edilmesi ile rehineleri kurtarma operasyonlarında uzman olan DELTA ya da SEAL Team 6 adlı özel kuvvet birimlerinin hazırlanması talimatları takip etti. Bunun yanında ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Corella, İsrailli komutanlarla askeri durumun nasıl kontrol altında tutulacağını, caydırıcılığın nasıl sağlanacağını ve hatta tüm cepheler açılırsa nasıl davranılacağını belirlemek amacıyla koordinasyon halinde çalışıyor.

sfdgre
Gazze Şeridi sınırı yakınlarındaki İsrail askeri araçları, 19 Ekim (Reuters)

Öte yandan İran, önleyici müdahalede bulunmakla tehdit ediyor. İran, savaşın tüm bölgeyi kapsayacak şekilde genişleyebileceği konusunda uyarıyor. Lübnan cephesi 2006 yılından bu yana ilk kez bu kadar ısındıysa da en azından şimdilik bir savaşın patlak vereceği noktaya ulaşmadı. İran'la bağlantılı grupların, Gazze savaşında İsrail'i desteklemeye devam etmemesi konusunda yaptıkları uyarılar çerçevesinde ABD’nin Irak ve Suriye'deki tesislerine saldırılar düzenledikleri görülüyor. Böylece savaşın yönetimi yerel aktörlerin eline geçti. Yani stratejik düzeyden, üst düzey jeopolitik düzeye taşındı.

Güney Lübnan

Gazze cephesinin ısınmasıyla birlikte Hizbullah, Lübnan cephesini de kızıştırıyor. Bu yüzden angajman kuralları değişken ve akışkan hale geldi. Hatta şu an yürürlükte bir angajman kuralı olmadığı söylenebilir. Peki, şu an kuzey cephesinin durumu nasıl?

*İki taraf da birbirlerini bombalıyor. İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarının 2 kilometre derinliğindeki vatandaşlarını tahliye ediyor. Bu da Hizbullah'ın kara operasyonu başlatabileceğinin öngörüldüğünü gösteriyor.

*İsrail, Lübnan topraklarının yaklaşık 5 kilometre derinliğinde, ancak ateş gücüne sahip bir tampon bölge oluşturmayı hedefliyor. Bunun yanında Lübnan cephesinin derinliklerinde Lübnanlılar arasında büyük çaplı bir tahliye durumu söz konusu değil.

Eğer İsrail, Gazze'ye kara harekatı başlatırsa Lübnan cephesi açılır mı? Cephe açılırsa, Başkan Biden sözünü nasıl tutacak? İsrail ile Lübnan arasında 2006 yılındaki savaşa kıyasla cephenin görünümü nasıl olacak?

dcfegrt
Cumartesi günü Lübnan sınırı yakınlarında Merkava model bir tankın yanındaki İsrail askerleri (AFP)

Sahadaki gerçekler

İsrail'in iki cephede savaştığını söylemek artık doğru olmaz. Aslında İsrail, sadece 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda Golan Tepeleri ve Sina’da aynı anda iki cephede savaştı. İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı'nda da Golan Tepeleri’ni bir cephe olarak açmak, ancak asıl çabayı diğer bir cephe olan Sina'da yoğunlaştırmak prensibini benimsedi. Sina cephesini tamamladıktan sonra Golan Tepeleri cephesinde savaşmak için harekete geçti.

Şu an sahadaki gerçekler şunlara işaret ediyor:

* İsrail, yedek güçlerin çoğunu Lübnan cephesine konuşlandırdı. Bu güçler zırhlı birlikler tarafından desteklense de üçüncü kuşaktan olmaları dikkati çekiyor.

* İsrail buna karşın manevra ve vuruş kabiliyetine sahip en önemli (en son model tanklarla birlikte) zırhlı birlikleri, kuzey ve doğudaki Gazze cephelerine konuşlandırdı.

* İsrail, 2009 yılındaki Dökme Kurşun Harekatı’na benzer bir kara harekatı için uygun zemin hazırlığında. Dökme Kurşun Harekatı, kuzeyden, Beyt Lahya ve Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı üzerinden beş eksene ağır bombardımanlar yapılarak gerçekleştirildi.

Güney Lübnan cephesinin görünümü ise şöyle olacak:

* 2006 yılındaki Lübnan-İsrail Savaşı’na benzer bir kara harekatı planlanmıyor. Bu da Hizbullah'ın toprak avantajını ve farkındalığını kaybetmesine neden oluyor.

*İsrail, Hizbullah'ın bombardımanlarına sadece ona ait mevzileri vurarak değil Lübnan topraklarının tamamını hedef alarak karşılık verecektir.

*İsrail, Hizbullah'ın insansız hava aracı (İHA) kullanamaması için operasyon bölgesindeki her noktayı taciz edecektir.

* İsrail, özellikle sürpriz faktörünün Lübnan cephesinde değil de Gazze'de olması nedeniyle, bölge sakinlerini tahliye edip en kötü senaryoya önceden hazırlandı. Hizbullah’ın tercih edeceği üzere kara operasyonu yapılmasını engellemeye çalışacaktır.

* Fakat Lübnan cephesinin açılması halinde ABD güçlerinin (uçak gemilerinin) nasıl davranacağı konusundaki o büyük belirsizlik halen sürüyor. ABD güçlerinin görevi yalnızca istihbarat desteği, elektronik harp ve mühimmat temini ile mi sınırlı kalacak, yoksa doğrudan müdahale edecek mi? ABD'nin doğrudan müdahale etmesi durumunda İran buna nasıl karşılık verecek?

*Bu analiz, Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından yapıldı



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.