Generallerden Netanyahu’ya Brik ile görüşmesi sonrası işgali erteleme suçlaması

İsrail ordusunun Gazze’ye girişi, büyük bir tuzak ve bölgesel bir savaşın başlangıcıdır.

Gazze’de yaralananların tedavisi sürüyor. (AFP)
Gazze’de yaralananların tedavisi sürüyor. (AFP)
TT

Generallerden Netanyahu’ya Brik ile görüşmesi sonrası işgali erteleme suçlaması

Gazze’de yaralananların tedavisi sürüyor. (AFP)
Gazze’de yaralananların tedavisi sürüyor. (AFP)

İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanı devam ediyor. Uzmanlar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik kara saldırısının başlamasını geciktirme yönündeki açıklamaların eksik olan sürpriz unsuru yeniden yaratmaya yönelik askeri bir aldatmaca olduğunu belirtiyor. Buna rağmen ordu komutanlığına yakın bazı emekli generaller, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya dikkati çekerek onun kara operasyonuna yeşil ışık yakma kararından vazgeçtiğini ve bu aşamada işgalin fizibilitesi konusunda yeniden tereddüt etmeye başladığını söyledi.

Netanyahu’ya yakın İsrail Hayom gazetesi, Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Galant arasında kara operasyonunun tarihi ve şekli konusunda anlaşmazlıklar olduğunu belirtti. İsrail medyasına göre kara harekatının bölgesel bir savaşı ateşleyeceğine ve Hamas hareketi tarafından tutulan İsrailli ve yabancı mahkumların hayatlarını tehdit edeceğine inanan ABD yönetiminin, Başkan Joe Biden’ın ve danışmanlarının talebine yanıt olarak, Netanyahu önderliğindeki siyasi liderlik, orduyu bu konuda geri çekti.

Fotoğraf Altı: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (Reuters)
 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (Reuters)

‘Büyük bir tuzak’

İsrail ordusunun liderliğini sürekli eleştirmesiyle tanınan General Itzhak Brik, bu konuda Netanyahu’ya destek verirken, işgali ağır kayıplara yol açacak ve yıkıcı bir bölgesel savaşı tetikleyecek büyük bir tuzak olarak değerlendirdi ve İsrail’in buna hazır olmadığını ifade etti. Brik ayrıca, işgali destekleyenleri ‘kibirli, savaşlardan anlamayan ve nasıl galip çıkacağını bilmeyen’ olarak nitelendirdi.

General Itzhak Brik (75 yaşında), 34 yıllık hizmetinin ardından 1999 yılında tümgeneral rütbesiyle askerliğini tamamladı. Son görevinde Genelkurmay Başkanlığı üyesi ve İsrail ordusunda Şikâyet Komitesi’nin eski başkanıydı. Terhis olduktan sonra ordunun durumunu araştırmaya başladı ve birçok yönden kusurları, israfları ve yolsuzlukları konusunda uyarıda bulundu.

​Bunu önce kapalı kapılar ardında yaptı. Ancak Netanyahu’nun İran’a saldırı konusunda orduyla anlaşmazlığa düştüğü 2011 yılından bu yana sağcı gazetelerde yazmaya başladı ve ordu liderliğini savaş doktrinini terk etmekle ve orduyu gerçekten savaşa hazırlamakta başarısız olmakla suçladı. Aşırı sağ, Brik’i ‘Öfke Peygamberi’ olarak adlandırıyor. Zira Hamas’ın Gazze Şeridi’ni çevreleyen İsrail kasabalarına saldırı düzenleyeceğini öngördü ve bugün on binlerce Filistinli militanın Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerine benzer bir saldırı düzenleyeceğini öngörüyor.

Fotoğraf Altı: İsrail’in bombardımanları Gazze Şeridi’nde ağır tahribata yol açtı. (AP)
İsrail’in bombardımanları Gazze Şeridi’nde ağır tahribata yol açtı. (AP)

Hamas saldırısı öncesi uyarı

General Brik, birkaç gün önce Netanyahu’yla görüşerek onu Gazze’yi işgal etme planı ve bunun büyük bir maliyetle felakete dönüşebileceği konusunda bizzat uyarmıştı. Brik, Hamas’ın saldırısına olanak sağlayan büyük başarısızlığın sorumluluğu nedeniyle İsrail ordusundaki Güney Tugayı komutanının derhal görevden alınması ve onun ve ayrıca Askeri İstihbarat Bölümü başkanının savaşta orduya liderlik etmesinin engellenmesi çağrısında bulundu.

General Itzhak Brik, sağ kanada bağlı ve Netanyahu’yu destekleyen Kanal 14 editörleriyle düzenlenen uzun bir toplantıda Hamas saldırısından en az bir gün önce ve tam da saldırının olduğu gece yani saatler önce, Hamas’ın savaşa hazırlandığı yönünde iki uyarı aldıklarını söyledi. Ama genelkurmay başkanına herhangi bir uyarı yapılmadığını ve istihbarat şefinin Eylat’ta dinlenmeye devam ettiğini dile getirdi.

Brik açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Biz orduda her şafakta sabah antrenmanı için kalkmaya alışkınız. Bir nevi güç gösterisi. Ama askerlerimiz uyudu ve bu eğitimi yapmadı. Givati ​​Tugayı’ndan en az 70 asker kamplarda yataklarda uyurken katledildi. Bu kötü bir davranıştır ve birçok kişinin hayatına mal olan ciddi bir ihlali içermektedir. Bu başarısızlığın sorumlusu olan bir lider, bir sonraki savaşı nasıl yönetebilir? Bu ağır yükü vicdanı nasıl taşıyabilir? Bu yükü omuzlarında taşırken nasıl mücadele edebilir? Eğer yapabilseydi ordu böyle bir lideri bu yükle görevde tutmayı nasıl kabul eder?”

Fotoğraf Altı: İsrail’in güneyinde, 7 Ekim 2023’te düzenlenen saldırı sırasında Hamas savaşçıları tarafından yıkılan bir evin yanındaki askerler. (AP)
İsrail’in güneyinde, 7 Ekim 2023’te düzenlenen saldırı sırasında Hamas savaşçıları tarafından yıkılan bir evin yanındaki askerler. (AP)

Hamas’ın ortadan kaldırılması büyük bir zorluk

Brik, kara işgaline ilişkin teorisi hakkında ise şunları söyledi:

“Hamas’ı tasfiye etme kararımız, tarihimizde benzeri görülmemiş büyük bir zorluktur. Çevrelerinde acı çeken, bize karşı çığlık atan iki milyon insan var ve onların çığlıkları Hamas’a karşı olmalı. Yeraltı tünellerinde yaklaşık 40 bin silahlı adam ve onların liderleri var. İsrail işgaline çok iyi hazırlandılar, çok sayıda patlayıcı, mayın ve pusu hazırladılar. İsrail piyade kuvvetleri girerse Hamas militanlarının bizden daha iyi bildiği koşullara karışmaları için kendilerini bekleyen sürprizlerle karşılaşacak ve mevzilerine dönüp yeniden karşımıza çıkacaklar. Aramızda ağır kayıplar olacak. Tünellerle uğraşmaktan vazgeçelim demiyorum, onları ele almak istiyorum. Ancak bu, zaman alır, haftalar veya bir iki ay değil, aylarca… Bu sebeple orduya, başbakana, herkese şunu söylüyorum: Durun. Şu an bu operasyonu gerçekleştirmemelisiniz ve biz de intikam aşkı, nefret ve intikam duygusuyla bu operasyona sürüklenmemeliyiz. Akıllıca, bilinçli ve dengeli hareket etmeliyiz. Hamas liderlerini tünellerdeki sığınaklarda boğun. Onları ilaçsız, susuz ve havasız aylarca yeraltında tutsak tutun. Acele edilmemelidir. Yorgun bir halde nefes alabilmek için başlarını eğmek zorunda kalacaklar. Sonra onları yeneriz ve teslim olurlar. Onları kuşattığımız aylar onları yoracak, zayıflatacak ve sonra gireceğiz. Şu an bir işgal, bizim için tuzak olacaktır.”

Fotoğraf Altı: Filistinli sağlık görevlileri, Ramallah’ın kuzey girişinde İsrail güçleriyle yaşanan çatışmada yaralanan bir göstericiyi tahliye etti.  (EPA)
Filistinli sağlık görevlileri, Ramallah’ın kuzey girişinde İsrail güçleriyle yaşanan çatışmada yaralanan bir göstericiyi tahliye etti. (EPA)

Batı Şeria

General, Hizbullah’la kuzey cephesinin açılıp açılmadığı sorusuna şu cevabı verdi:

“Şimdi Gazze’ye girersek, sadece Hizbullah’la ve sadece kuzeyde değil, bölgesel bir savaşa girmiş oluruz. Batı Şeria’da cephe patlayacak. Batı Şeria’daki on binlerce silahlı Filistinli, buradaki Yahudi yerleşimlerine saldıracak. İsrail içinde de İsrailli Arapların komşu Yahudi kasabalarına benzer saldırılar yapma ihtimali var, ya da en azından gösteri düzenlerler.

Bu iki cepheye askerî açıdan hazır değiliz. Bu arada Hizbullah kuzeydeki savaşı başlattı ve yalnız değil. Aksine Yemen’de Husiler, Irak’ta Hizbullah ve Suriye’de İranlı milisler var. Binlerce füzeyi kafamıza ateşleyecekler. İsrail’de yüzlerce bina yıkılacak. Elektrik şebekesini, tuzdan arındırma tesislerini ve diğer altyapıyı vuracaklar. Buna hazır mıyız? Hayır. Dolayısıyla Gazze’yi işgal etmenin artık aceleci bir adım olduğunu, büyük bir tuzağa düşmek olduğunu ve hedefe ulaşamadan bizi geri çekilmeye zorlayacak uluslararası baskıya yakalanacağımızı söylüyorum. Bu nedenle önce hazırlanmalıyız, sonra bu savaşa güçlü bir şekilde karşı koymalıyız.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.