İsrail’in kara harekatını bekletmesine neden olan üç risk ne?

İsrail'in kara harekâtı konusunda fikir birliği oluşsa da maliyeti konusunda anlaşmazlık var

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi sınırında bulunan İsrail askerlerini ziyaret etti. (Netanyahu’nun X platformundaki hesabı)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi sınırında bulunan İsrail askerlerini ziyaret etti. (Netanyahu’nun X platformundaki hesabı)
TT

İsrail’in kara harekatını bekletmesine neden olan üç risk ne?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi sınırında bulunan İsrail askerlerini ziyaret etti. (Netanyahu’nun X platformundaki hesabı)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi sınırında bulunan İsrail askerlerini ziyaret etti. (Netanyahu’nun X platformundaki hesabı)

İsrail'de ‘Gazze Şeridi'ne kara harekâtı düzenlenmesinin gerekliliği’ konusunda siyasi, askeri ve halk düzeyinde bir görüş birliği olmasına rağmen, bunun maliyeti ve doğuracağı sonuçlar konusunda bariz anlaşmazlıklar var.

İsrail, ABD yönetimi rehineler meselesini çözene kadar harekâtı ertelemeyi tercih etti. Bu süreçte ayrıca Avrupa hükümetlerinin çoğunun İsrail’in kara işgalinden geri adım atmasını tercih ettikleri netlik kazandı. İsrailliler, bu işgalin kendisi ve arzulanan sonuçlarını tahmin edilen sonuçlarla karşılaştırarak konu hakkında geniş tartışmalara girdiler.

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordu karargahındaki güvenlik değerlendirme oturumuna katıldı. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordu karargahındaki güvenlik değerlendirme oturumuna katıldı. (DPA)

Şarku’l Avsat’ın gözlemlerine göre İsrail kamuoyunun çoğunluğu, şu ana kadar ABD’nin kara harekâtını engelleyen tutumunu destekliyor. Washington ve Tel Aviv'deki çok sayıda kaynağa göre İsrail, ABD'ye kara harekâtını durdurma talebini onayladığını ve kara saldırısını ‘Hamas'ı tasfiye etme hedefinden vazgeçmeden’ başka bir tarihe kadar dondurduğunu bildirdi.

Bu kararın alınmasının birkaç nedeni var:

1.Ağır bedel ödeme riski

Birincisi, İsrail böyle bir operasyona gerçekten hazır mı? Bu bir macera mı yoksa kumar mı? Hamas ve diğer grupların ciddi bir direniş göstermesi durumunda İsrail bu işgalin bedelini ödeyebilecek mi? ABD Başkanı Joe Biden tarafından gönderilen generalin, Ortadoğu'da savaş deneyimi olanlardan oluşan bir ekiple birlikte Tel Aviv'deki askeri komuta merkezinde oturduğu esnada askeri planları incelerken Hamas tarafından yapılan hazırlıkları incelediği ve zor sorular sorduğu söyleniyor. Tabi ki de ekip olarak kararın onaylanması halinde bu saldırının başarılı olmasını istiyorlar.

(foto altı) Hamas'ın serbest bıraktığı rehineler Yocheved Lifshitz (solda) ve Nurit Cooper. (AP)
Hamas'ın serbest bıraktığı rehineler Yocheved Lifshitz (solda) ve Nurit Cooper. (AP)

2. Takas anlaşmasını engelleme riski

İkinci olarak İsrail’in kara harekâtı; ABD, Mısır, Katar, diğer bazı Arap ve yabancı ülkeler tarafından İsrail'in mümkün olan en az kayıpla bir rehine/mahkum takası anlaşmasına varmak için sarf ettiği önemli çabaları sabote etmemeli. Bu, İsraillilerin çoğunluğunun geçerli gördüğü bir sebep. İsrailli rehinelerin ailelerinin çoğunluğu böyle bir anlaşmayı kabul ediyor. Bu görüş, İsrail, bedelini ödeyip binlerce mahkûmu serbest bıraktığında beklenen Hamas kutlamalarının görmezden gelinmesi çağrısında bulunarak başyazılar yayınlayan gazetelerin çoğunluğu tarafından da benimseniyor.

İsrail eski Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, İsrail hapishanelerindeki tüm Filistinli mahkumların serbest bırakılması karşılığında İsrailli rehinelerin özgürlüğüne kavuşacağı bir takas anlaşmasını desteklemeye hazır olduğunu söyledi. Halutz, “Netanyahu, Gilad Şalit karşılığında 1027 Filistinli mahkûmu serbest bırakmayı kabul etmişti. Bu durumda ise matematiksel oran olarak 20 bin Filistinliyi serbest bırakmamız gerekecek. Şu anda İsrail hapishanelerinde bulunan 9 bin mahkûmu serbest bırakırsak ne problem olur?” ifadelerini kullandı.

İsrail’e roket atan Hizbullah unsurlarını gösteren videodan bir kare
İsrail’e roket atan Hizbullah unsurlarını gösteren videodan bir kare

3. Savaşın bölgeselleşme riski

İsrail’in Gazze'ye yapmayı düşündüğü kara harekâtını ertelemeyi kabul etmesinin üçüncü nedeni; savaşın kuzeye, Hizbullah'a ve belki de Suriye’ye kadar genişlemesi ihtimaline karşı yapılan uyarı. Ayrıca böyle bir durumda Irak'taki İranlı milislere ve İran'a doğru bir genişleme de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür tehditler daha önce de dillendirildi. Ancak bu kez ciddi olabilir. ABD kuvvetleri böyle bir savaşa hazırlıklı olmak istiyor. ABD bu harekata doğrudan katılabilir ama bugün henüz hazır değil.

(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2011 yılında takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Gilad Şalit'i İsrail'in güneyinde karşıladı. (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2011 yılında takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Gilad Şalit'i İsrail'in güneyinde karşıladı. (AP)

Haaretz gazetesi yazarlarından Dr. Zvi Bar’el, “Ne pahasına olursa olsun esirlerin serbest bırakılması yönündeki kamuoyu talebi, Hamas'ın sonsuza kadar yok edilmesi çağrısına eşlik etmesi koşuluyla değerli bir taleptir. Bu değerli istek, hayal kırıklığı yaratan bir irade çatışmasına neden olmaktadır. Kaçırılan tüm insanları serbest bırakmanın bedelinin ne olduğunu biliyoruz. Hamas, henüz tüm taleplerini sunmadı. Hamas belki de esirler karşılığında tüm güvenlik tutuklularının, son savaşta tutuklananlar da dahil olmak üzere diğer grupların serbest bırakılmasını da isteyebilir. Hamas, kara saldırılarının durdurulmasını, uzun bir ateşkesin kabul edilmesini, Gazze'nin eski ve yeni yıkımlardan sonra yeniden inşa edilmesi için para pompalanmasını ve anlaşmaların uygulanması için uluslararası garantiler verilmesini de talep edecektir. Çünkü ‘ne pahasına olursa olsun’ ifadesi aynı zamanda Hamas'ı yok etme ve yeryüzünden silme talebinden vazgeçmek anlamına da gelmektedir” ifadelerini kullandı.

(foto altı) İsrail'in güneyindeki Sderot'tan çekilen fotoğraf, İsrail saldırısının ardından Gazze Şeridi'nin kuzeyinden yükselen duman bulutlarını gösteriyor. (AFP)
 İsrail'in güneyindeki Sderot'tan çekilen fotoğraf, İsrail saldırısının ardından Gazze Şeridi'nin kuzeyinden yükselen duman bulutlarını gösteriyor. (AFP)

Bar’el, Hamas'ı yok etmenin; Gazze Şeridi'ne girecek on binlerce asker, dar sokaklardan hızla ilerleyen tanklar, evleri ve bodrumları teker teker temizleyen savaşçılar ve her dakika insanların üzerine boşaltılan silah şarjörlerinin değiştirilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Bar’el, “bir hafta, belki bir ay, belki daha fazla zaman geçecek ve hiçbir baskı kalmayacak. Kaç asker ölecek ve yaralanacak? Kaç tanesi sakat kalacak? Kaç acılı aile 7 Ekim'de kanla kazınmış acılı listeye katılacak? Peki, ya kaçırılan insanlar ne olacak? Onlardan kaçı saldırıdan sağ kurtulacak?” sorularını yöneltti..

Bar’el, İsrail'in, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) karşı kazanılan zafer ve örgütün altyapısının yok edilmesinden sonra 15 yıl süren Lübnan iç savaşı senaryosu gibi bir senaryoya hazırlanması gerektiğine inanıyor. Aksi halde sadece ertesi gün için değil, önümüzdeki yıllar için bile gerçekçi bir planın olmadığını düşünüyor. Barel'e göre verilen söz yerine getirilip intikam alınsa, Gazze yeniden işgal edilse ve Hamas Gazze'den silinse bile, Lübnan ve Suriye'de olduğu gibi örgütün liderleri, yöneticileri, altyapısı birçok silah ve kabiliyeti örgütte kalacaktır.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.