Putin’in ölmesi halinde yerine kim gelebilir?

Rusya Devlet Başkanı Putin’in yaşamını yitirmesi halinde yerine kimin geleceği merak konusu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. (AP)
TT

Putin’in ölmesi halinde yerine kim gelebilir?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. (AP)

Tiroid kanseri, parkinson, cüzzam ve felç… Bunlar, son yıllarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in maruz kaldığı iddia edilen ancak kanıtlanamayan hastalıklardan sadece birkaçı.

Şarku’l Avsat’ın The Independent’tan aktardığı habere göre Kremlin bu hafta, Putin’in yatak odasında kalp krizi geçirdiği yönündeki söylentileri yalanlamak zorunda kaldı.

Putin, 1999’da iktidarın dizginlerini eline aldığından bu yana, kendisinin modern tarihin ‘en popüler’ politikacılarından biri olduğunu kanıtladı.

Mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan Putin, 2020’de anayasada yapılan kapsamlı değişikliklere göre Rusya’yı 2036’ya kadar yönetebilecek.

Ancak Ukrayna’yı işgal etmesi ve on binlerce askerini kaybetmesinden bu yana kalkıştığı bu ‘askeri macerasının’ sonuçları, 20 yıllık liderliğinde ilk kez çatlakların ortaya çıkmasına neden oldu.

Ayrıca yaşı ilerledikçe sağlığının bozulduğu ve ölümü üzerine ‘Rusya’nın geleceğinin belirsiz olduğu’ yönündeki spekülasyonlar da peşini bırakmadı.

Putin haziran ayında, eski müttefiki olan Wagner lideri Yevgeniy Prigojin’in silahlı isyan başlatması ve güçlerine Rus askeri liderliğini devirmek için Moskova’ya ilerleme çağrısı yapmasıyla, iktidardaki hakimiyetine yönelik en büyük tehditle karşı karşıya kaldı.

Bir zamanlar ‘Putin’in şefi’ olarak bilinen Prigojin, özel askeri şirket Wagner’in sahibi olarak Ukrayna’nın işgalinden sonra büyük nüfuz sahibi oldu.

Rus askeri liderliğe yönelik giderek artan eleştirisi, ‘ihaneti’ nedeniyle bedel ödeyeceğine söz veren Putin rejimi için gerçek bir tehdit haline getirdi.

Fotoğraf Altı: Ağustos ayında ölen Wagner lideri Yevgeniy Prigojin. (DPA)
Ağustos ayında ölen Wagner lideri Yevgeniy Prigojin. (DPA)

Prigojin, kısa süren isyanından sadece iki ay sonra, Moskova’dan St. Petersburg’a giden özel uçağın düşmesiyle gizemli bir şekilde öldü.

Rus liderliğine yönelik bu dramatik muhalefet hızla bastırılırken, ülke liderliğinin geleceği ve Putin’in yerini kimin alacağı konusunda sorular ortaya çıktı.

Putin ailesi

Tarihteki diğer tek adamların aksine, Putin’in ailesi onun yerini almak için birbiriyle yarışmıyor ve Rus liderle ilişkileri hakkında da çok az ayrıntı biliniyor.

Putin özel hayatını gizli tutuyor

Rus lider, 30 yıldır evli olduğu uçuş görevlisi Lyudmila Shkrebneva’dan, eski jimnastikçi Alina Kabaeva ile evlilik dışı ilişkisi hakkındaki spekülasyonların ortaya çıkmasının ardından, 2013 yılında boşandı.

Putin’in Shkrebneva’dan Maria Vorontsova (36) ve Katerina Tikhonova (35) adlarında iki kızı var.

Kızlarının ikisinin de siyasetle ilgisi yok.

Kamuoyuna torunlarının isimlerini açıklamayan Putin, bir muhabire verdiği demeçte şunları söyledi;

“Olay şu ki onların kraliyet prensleri gibi büyümelerini istemiyorum. Normal insanlar olarak büyümelerini istiyorum.”

Rus lider, 2015 yılında verdiği bir röportajda da kızları hakkında, “Kızlarım Rusya’da yaşıyor ve okuyor, onlarla gurur duyuyorum. Üç yabancı dili akıcı bir şekilde konuşuyorlar. Ailem konusunu asla kimseyle konuşmam” dedi.

Mihail Mişustin

Putin’in ölmesi ya da aniden istifa etmesi halinde, Rusya Federasyonu Konseyi’nin erken başkanlık seçimi çağrısı yapmak için önünde 14 günü bulunuyor.

Konseyin harekete geçememesi halinde Merkezi Seçim Komisyonu bunu talep edecek ve Başbakan Mihail Mişustin geçici olarak Devlet Başkanı Vekili olarak görev yapacak.

Ancak bazıları tarafından, Putin’in yakın çevresi nezdinde pek popüler olmadığı göz önüne alındığında, Mişustin’in bu pozisyon için kalıcı bir seçim olmadığı düşünülüyor.

BBC’ye göre, ‘ekonomiyi kurtarmak’ gibi zor bir görevi olan Mişustin, Rusya-Ukrayna savaşı üzerinde çok az söz hakkına sahip oldu.

Kremlin’e yakın kaynaklara göre Mişustin’in Putin’in geniş çaplı bir işgal niyetinden haberi yoktu.

Fotoğraf Altı: Rusya Başbakanı Mihail Mişustin. (AP)
Rusya Başbakanı Mihail Mişustin. (AP)

The Independent’a konuşan, Rusya ve güvenlik konularında uzman olan Dr. Mark Galeotti konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

“Anayasal olarak, devlet başkanı ölünce veya görevden alınınca görevi başbakan devralır, ve görevi yürütür. Bu klasik bir teknokrat seçimidir. Bunun olduğunu görebiliyordum ama aynı boşluğu dolduracak başka adaylar da var.”

Dimitri Medvedev

Putin’in en yakın müttefiklerinden biri olarak bilinen Dmitri Medvedev’in Rusya Devlet Başkanı’nın potansiyel haleflerinden biri olduğu düşünülüyor.

Medvedev, 2008’den 2012’ye kadar devlet başkanlığı görevini üstlenmişti.

Bir zamanlar, Batı tarafından Kremlin içinde ‘ılımlı bir ses’ olarak görülen Medvedev, Ukraynalıları ‘hamamböceği’ olarak nitelendirerek ve nükleer silahlarla ilgili giderek daha sert tehditlerde bulunarak, Putin’in ‘kötü polisi’ olarak ün kazandı.

Fotoğraf Altı: Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev. (Reuters)
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev. (Reuters)

Eski bir hukuk profesörü olan Medvedev, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı olmadan önce, 2012’den 2020’ye kadar başbakanlık görevini üstlendi.

Ancak yıllar geçtikçe Putin yönetimindeki ‘itaatkar’ rolünün, Rusya’nın elitleri arasında imajını sağlamlaştırma yeteneğini zayıflattığına inanılıyor.

Sergey Kiriyenko

Liderlik koltuğuna oturacağına dair spekülasyon yapılan diğer isimler arasında, 2016’dan bu yana Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve Putin’in en yakın çevresinde yer aldığı bilinen Sergey Kiriyenko da yer alıyor.

Yeni ilhak edilen Ukrayna toprakları üzerindeki müdahalesi nedeniyle Putin ile her gün temas kurma imkanı olduğu ve Rusya’nın siyasi seçkinleri arasındaki tüm önemli kilit oyuncularla iyi ilişkiler sürdürdüğü anlaşılıyor.

Ancak Dr. Galeotti, Kiriyenko’nun ‘arka oda’ operatörü (perde arkasında işleri yürüten) olarak daha iyi çalıştığına dikkat çekerek Rus siyasetinde en zirveye çıkma şansının pek olmadığını dile getirdi.

Sergey Şoygu

Ukrayna savaşının ‘pek de başarılı olmayan’ gidişatı göz önüne alındığında, Rusya’nın en etkili kişilerinden biri olmasına rağmen, Şoygu’nun artık Putin’in halefi olarak ilan edilmesi pek olası değil.

Savunma Bakanı Şoygu, bir zamanlar ‘Putin’den sonra en popüler politikacı’ olarak adlandırılıyordu.

Şoygu’nun Putin ile yakın olduğu ve yaz tatillerini sıklıkla birlikte geçirdikleri biliniyor.

Fotoğraf Altı: Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu. (AP)
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu. (AP)

Dr. Galeotti, Şoygu’nun iktidara geçme olasılığına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı;

“İşgalden önce kesinlikle Şoygu derdim ama artık işgalle birlikte itibarı zedelendi. Halen nispeten yüksek düzeyde halk desteği ve güvenine sahip. Kendisi perde arkasında olağanüstü çalışan bir kişi. Devlet başkanı olabileceği günler geride kalmış olabilir, ama karar verici olarak gerçekten hala etkili olabilir.”

Nikolay Patruşev

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Patruşev, Putin’i KGB’de birlikte çalıştıkları zamandan bu yana tanıyor.

Patruşev, hem 2014, hem de 2022’de Ukrayna’nın işgalinde önemli bir stratejistti.

71 yaşındaki Patruşev’in ‘Putin’in dinlediği az sayıdaki isimden biri’ olduğu bilinirken, Tarım Bakanı olan oğlu Dmitri’nin de Putin’in potansiyel halefi olacağı söyleniyor.

Putin’in ardından yerine önerilen isimler arasında Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, eski koruması Alexei Dyumin ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Dmitry Kozak da yer alıyor.

Fotoğraf Altı: Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev. (Reuters)
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Independent’tan aktardığına Dr. Galeotti açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Koalisyon oluşturabilecek, hem teknokratlar hem de güvenlik seçkinleri tarafından kabul edilebilecek biri olması gerek. Tam olarak bir koalisyon kurma ihtiyacı nedeniyle büyük ihtimalle bu önemli isimlerden biri olmayacak. Aslında Rus sisteminin krizle oldukça hızlı bir şekilde başa çıkacağını düşünüyorum ve bir sonraki siyasi elitlerin Ukrayna’daki savaşı ve Batı ile çatışmayı sona erdirmeye çalıştığını göreceğiz. Putin muhtemelen tüm bu yanlışların günah keçisi olacak.”



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.