İran ABD’yi yeni cepheler konusunda uyardı

Abdullahiyan, Suriye ve Irak’a kuvvet gönderdiklerini yalanlarken, Zarif, Washington’la doğrudan çatışmaya girilmesine karşı uyarıda bulundu

 İran ordusunun dün ülkenin merkezindeki İsfahan’da yıllık askeri tatbikatları sırasında fırlattığı füzeleri gösteren bir fotoğraf (AFP)
İran ordusunun dün ülkenin merkezindeki İsfahan’da yıllık askeri tatbikatları sırasında fırlattığı füzeleri gösteren bir fotoğraf (AFP)
TT

İran ABD’yi yeni cepheler konusunda uyardı

 İran ordusunun dün ülkenin merkezindeki İsfahan’da yıllık askeri tatbikatları sırasında fırlattığı füzeleri gösteren bir fotoğraf (AFP)
İran ordusunun dün ülkenin merkezindeki İsfahan’da yıllık askeri tatbikatları sırasında fırlattığı füzeleri gösteren bir fotoğraf (AFP)

Gazze’deki savaş kızışırken İran ABD’ye daha fazla ikazda bulundu. Tahran’ın Washington’la doğrudan çatışmaya girmesi ve ona askeri olarak saldırması hususunda uyarılar var.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ABD’nin “İsrail’e açık desteğini sürdürmesi halinde” Washington’a karşı yeni cepheler açılacağı uyarısında bulunarak Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonunun İsrail için vahim sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Abdullahiyan, İran’ı bekleyen sonuçlar hakkında ayrıntıya girmeyi reddetti. Bakan İran’ın son günlerde Suriye ve Irak’taki gruplara ABD güçlerini hedef alma talimatı verdiği yönündeki iddiaları yalanlayarak onların “bağımsız hareket ettiğini ve Tahran’dan emir veya direktif almadığını” belirtti.

AXSDE
Abdullahiyan, geçen perşembe günü New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun olağanüstü oturumunda konuşmayı beklerken (Reuters)

Abdullahiyan cuma günü Bloomberg TV’ye verdiği röportajda Aksa Tufanı operasyonunu izleyen günlerde şiddeti tırmandıranın Tahran değil Washington olduğunu söyleyerek “ABD başkalarına itidal çağrısında bulunuyor ama kendisi tamamen İsrail’in yanında oldu” dedi. Bakan “ABD şu ana kadar yaptıklarını yapmaya devam ederse kendisine karşı başka cephelerin açılacağı” uyarısında bulundu. Abdullahiyan “Yeni cephelerin açılması kaçınılmaz ve bu durum İsrail’i yaptıklarından pişmanlık duyacak yeni bir noktaya getirecektir. Bu artık patlama noktasına ulaştı. Her şey mümkün ve her cephe açılabilir” dedi.

Bununla birlikte Abdullahiyan “Ne Suriye’ye, ne de bölgenin başka bölgelerine yeni kuvvet gönderdik ama olup bitenlere seyirci de kalmadık (...) Ulusal çıkarlarımız doğrultusunda İslam Cumhuriyeti gerekli tedbirleri alacaktır” dedi.

Hamas’a tavsiye

Öte yandan Abdullahiyan, Hamas’a şu ana kadar dört rehineyi serbest bırakan silahlı grubun elinde bulunan sivil tutukluları da serbest bırakması tavsiyesinde bulunduklarını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığı habere göre Abdullahiyan, New York’ta basın mensuplarına “Yakın gelecekte alternatif siyasi bir çözüm bulunamazsa öngörülemeyen olayların yaşanma ihtimali var” dedi.

Abdullahiyan, BM Genel Kurulu’nun Gazze Şeridi’ne ilişkin kararının yayınlanmasına saatler kala Hamas Hareketi’nin ‘terörist’ olarak tanımlanmasının kaldırılmasına yönelik ‘çabalar’dan bahsetti. Kararın kabul edilmesi ve ‘Batılı önerge’de Hamas’ın ‘terörist bir grup’ olarak tanımlanmasına yer verilmemesinin “Hamas’ın Filistin’de işgalle mücadele çerçevesinde çalışan bir kurtuluş hareketi olduğunu gösteren önemli bir mesaj olduğunu” ifade etti.

Abdullahiyan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştüğünü ve “çabaların siyasi çözümlere nasıl ulaşılacağı üzerinde yoğunlaştığını” söyledi.

Abdullahiyan, cuma günü ABD Ulusal Halk Radyosu’na (NPR) verdiği röportajda, İsrail’in Gazze’deki savaşının devam etmesi halinde Tahran’a bağlı silahlı grupların harekete geçmeye hazır olduğunu söyledi. Abdullahiyan Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah liderlerinin kendisine “şimdiye kadar görülenden daha güçlü ve çok daha derin” planlarından bahsettiklerine işaret etti ve “parmaklarının tetikte” olduğunu belirtti. Abdullahiyan “Eğer durum böyle devam ederse her şey mümkün olacak” dedi. Abdullahiyan “Ellerinde yeterince roket, mermi ve insansız hava aracı (İHA) var ve bunları her yerden kolaylıkla temin edebilirler” dedi.

Abdullahiyan “Bu çatışmanın yayılmasını istemiyoruz. Ancak durum karmaşık. İsrail rejiminin devam eden suçları nedeniyle tüm bölge barut fıçısına dönüştü” dedi.

İran Dışişleri Bakanı’nın açıklamaları, ABD’nin perşembe günü İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve ona bağlı grupların Suriye’nin doğusunda kullandığı iki tesise saldırı düzenlemesinin ardından geldi.

Bu sırada Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’e, ABD kuvvetlerine yönelik herhangi bir saldırının İsrail ile Hamas arasında devam eden savaşın kapsamını genişletme tehdidi taşıdığına dair bir uyarı mektubu gönderdiğini açıkladı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) cuma günü ABD’nin Deyrizor’un doğu kırsalında düzenlediği saldırılar sonucunda İran yanlısı gruplar arasında ölü ve yaralıların olduğunu bildirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) cuma günü yaptığı açıklamada, Savunma Bakanı Lloyd Austin’in, ABD kuvvetlerinin Suriye’nin doğusunda DMO ve ona bağlı gruplar tarafından kullanılan iki tesise saldırı düzenlediğini bildirdiğini aktardı.

Austin, saldırıların, İran’ın desteklediği silahlı gruplar tarafından Suriye ve Irak’ta ABD personeline yönelik devam eden bir dizi saldırıya misilleme olarak gerçekleştirildiğini kaydetti.

DMO tehdit ediyor

İran devlet ajansı IRNA’ya göre DMO Komutanı Hüseyin Selami, Aksa Tufanı operasyonunun “istisnai ve benzersiz” olduğunu söyleyerek “Gazze, binlerce masum çocuğu ve savunmasız insanı katletmek için ittifak kuran büyük güçlerin mezarlığı olacaktır” dedi.

Selami “Bugün tüm bu gürültü ve ateş, beklemedikleri bir anda kendi unsurlarının çok kırılgan olduğunu, korkunç ve geniş istihbarat servislerinin direniş güçleri karşısında aciz olduğunu ve ABD’ye güvenmelerinin de onları korumadığını fark etmelerinden kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.

DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı isminin açıklanmasını istemeyen ‘güvenilir kaynaklara’ dayandırdığı bir haberinde “cuma gecesi yapılan sınırlı kara saldırısındaki operasyonlara 5 bin ABD askerinin katıldığını” belirtti.

Aynı bağlamda DMO Sözcüsü Ramazan Şerif, “İsrail destekçileri şunu anlamalıdır ki, bu Siyonist oluşuma ulaşamayan bazı eller, savaşı kontrol eden ABD kuvvetlerine ulaşabilir” dedi.

İran medyası, Şerif’in DMO’nun öncülüğündeki bir medya programına katıldığı sırada kuvvetlerinin “ABD bombalarının İsrail’e gönderilme faaliyetleri” de dahil olmak üzere tüm ABD kuvvetlerini ve hava trafiklerini izlediğini söylediğini bildirdi.

Şerif, “içerideki düşmanın arkadaşları” olarak adlandırdığı kişileri eleştirerek “Sen kimsin? Kimi hedef alıyorsunuz? Düşmana karşı pozisyonumuz açık ama içeridekiler konusunda bizi rahatsız eden onların düşman topraklarında oynamaları” dedi.

Şerif, DMO’nun Besic güçlerine Gazze çevresindeki medya savaşına dahil olmaları çağrısında bulundu.

Milletvekili Selman Zekir, Dide Ban sitesine yaptığı açıklamada, ülkesinin İran, Irak ve Lübnan’daki “direniş güçlerini harekete geçirerek” İsrail’e karşı duracağını vurguladı ve “Gazze’ye gitmeye hazır olduğumuzu parlamentoda duyurduk” dedi.

Bununla birlikte milletvekili “İlk çözüm silahlı ve askeri müdahale değil, Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’den İsrail’in varlığını zayıflatacak çözümlerin benimsenmesini talep etmektir” dedi.

“Siyonistlerin arzusu”

İran ile ABD arasında doğrudan bir savaşın patlak vermesine karşı uyarıda bulunanlar listesine eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de katılarak, “ABD’nin İran ile savaşması Siyonistlerin arzusudur” dedi.

Zarif “Gazze savaşından çıkar sağlamak isteyenlerin arzusu İran’ı ABD ile savaşa sokmak (...) ABD (2003’te) Irak’a saldırdı ama İran halkının direnişiyle karşılaşacağını bildiği için İran’a saldırmadı” dedi.

Şark gazetesinin aktardığına göre Zarif “2002 yılında Irak’ın askeri gücü ondan üstündü ancak Irak meselesi uluslararası toplumda bir güvenlik aşamasına girmiş ve İran (reformist Cumhurbaşkanı Muhammed) Hatemi döneminde medeniyetler diyaloğu isteyen rasyonel bir ülke olarak biliniyordu” ifadelerini kullandı.

Eski İranlı diplomat Feridun Meclisi, Dide Ban İran internet sitesine yaptığı açıklamada, “ABD’nin tehditleri İran’ı da etkileyecek. İslam Cumhuriyeti ve yetkilileri zaman zaman sloganlar atıyor veya duygu ve hislerini dile getiriyor. Ancak mesele ciddileştiğinde İran’ı yok etmektense rasyonelliğe ve ılımlılığa yönelmenin daha iyi olduğunu anlayacaklar” dedi.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.