Gazze’de bombardıman altında böyle yaşıyoruz: Ölümü işte böyle atlatıyoruz…

Füze sesini duyuyorsanız size isabet etmemiş demektir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Gazze’de bombardıman altında böyle yaşıyoruz: Ölümü işte böyle atlatıyoruz…

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına yönelik İsrail hava saldırılarının ardından yıkılmış binaların enkazlarını inceleyen Filistinliler (AP)

Hüsam Maruf

Açık ve her geçen gün genişleyen ağzıyla, çaresiz siviller arasından daha fazla kurban yutmaya devam eden Gazze savaşı başlayalı 20 gün geçti. Sivillere yönelik çılgınca bir hızla ve kitlesel olarak gerçekleşen cinayet devam ediyor. Savaşın, savaş kararı alan siyasetçilerin ve savaş liderlerinin ahlakına dair sorular gündeme gelirken, askerlerin sivilleri öldürme psikolojisine dair de önemli sorular ortaya atılıyor. Daha büyük sorular ise Batılı ülkelerin medeniyet ve teknolojik ilerleme teraneleri söylemesinin ardından modern çağda insanlığın akıbetine dair. Modern toplumda insanların dillendirdiği tüm ahlaki dizginleri ve ilkeleri görmezden gelerek uluslararası ve insani yasaları çiğneyen ve Filistin halkına karşı ölümcül suçlar işleyen işgalci devlet İsrail söz konusu olduğunda bu ilerleme, değersiz bir saçmalığa dönüşüyor.

Gelecekte insanlığı biraz olsun korumak istiyorsak, daha fazla cinayete susamış o liderlerin ve çocukların kafalarına füze düşüren o askerlerin psikolojisinin derinlerine dalmalıyız. Bu noktada hatırıma Rus yazar Lev Tolstoy’un şu sözü geliyor: “Savaş, her zaman ilgimi çekmiştir. Üst düzey generallerin tasarladığı manevraları kastetmiyorum; çünkü hayal gücüm bu kadar geniş çaplı hareketleri takip edemiyor; bunları anlamıyorum. Asıl ilgimi çeken, savaşın gerçekliği ve askerlerin işlediği bilfiil cinayetler.”

Çoğu zaman gelen darbenin gücünü uçağın sesinden anlıyoruz. Artık saldırıların yönlerini de biliyoruz. Ama savaştan savaşa, mermiden mermiye değişmeyen tek şey; acının tadı, kaybetmenin üzüntüsü, veda ve korku

Savaş güçlülere sadece ahmaklığı ve insanlığa karşı daha fazla şiddeti öğretir ve zulmü, toplu mezarları ve insanların zorunlu göçünü destekler. Zayıfların ise intikam ve öfke duygularını körükler ve su, elektrik ve gıda gibi insani yardımların kesintiye uğradığı, toplumca parçalanmışlığın ve kaybın yaşandığı, insanlar arasında iletişimin ve ulaşımın kesildiği, evlerin yıkıldığı, şehirlerin altyapısının yerle bir olduğu bir ortamda sebep olduğu korku, yara, endişe ve çaresizlikle hayal evinde savaş olmasa açılmayacak yeni pencereler açar.  

Tecrübe

Savaş bana hayata ve ölüme dair iki yönlü bir tecrübe sundu. Küçük çocuklarım gibi benim için de patlama sesleri bazı zamanlarda korkutucu olmaktan çıktı. Çoğu zaman gelen darbenin gücünü uçağın sesinden anlıyoruz. Artık saldırıların yönlerini de biliyoruz. Ama savaştan savaşa, mermiden mermiye değişmeyen tek şey; acının tadı, kaybetmenin üzüntüsü, veda ve korku, her şeyden korku. 13 yaşındaki oğlum kimliği tespit edilemeyen ölülerin akıbetini bana şu ifadelerle anlatıyor: “Böyle kişilerin sayıları çok olduğu için doktorlar onları topluca gömmeyi uygun gördüler.”

Savaş, çocuklar için işte böyle bir tecrübe üretiyor. Onların, hikâyeye tanık olmamak gibi bir lüksleri yok. Aksine bu hikâyeyi anlatabilme yeteneğine sahip benlikler taşıyorlar. Savaşın bilinçlerini zorla şekillendirdiği bu genç nesiller, gelecekte hikâyenin tam anlamıyla taşıyıcısı olacaklar. Geçmişte olduğu gibi davasından bihaber bir Filistinli nesil çıkmayacak.

En kötüsünü beklemek

Savaş bana her zaman en kötüsüne hazırlıklı olmayı öğretti. Zira neşe ya da iyimser bir ton için bir kalkan yok. Hayat, barıştan yana olan yazarın güzellik üretmek için yönettiği bir tiyatro sahnesi ya da roman değil. Burada, Gazze’deki hayatta insanlığın ve İsrail ile ABD’nin yıkıcı savaş aletlerinin ürettiği en büyük dram var. Tam olarak bu savaş bize bu modern dünyada insanlığın olmadığını öğretti.

sdfe
İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir hava saldırısından sonra yükselen duman ve ateş (AP)

Hayatının aşkına evlenme teklifi eden ve düğünlerine hazırlanan Gazzeli genç Halid el-Mısri, kendi deyimiyle ‘ruhuna’ veda etti ve onu beyaz gelinlik içinde değil de beyaz kefene bürünmüş halde gördü. İşgal güçleri, evini ve ailesini bombaladı. Nişanlısı, bu savaşta şehit düşen çok sayıda kişi arasında bir rakama dönüştü. Facebook hesabında Halid, yaşanabilecek tüm acılarla nişanlısı için duyduğu yasını şöyle dile getirdi: “Canım nişanlım, beyaz gelinlik giyecekken beyaz kefene büründü. Beni yaşam sevincinden mahrum bıraktılar. Elveda Ruhum.”

Yüzleri ezberliyoruz

Savaş bana ayrıca sevdiklerimin özelliklerine iyice bakmayı öğretti. Zira içten ve rahat anlar, acımasız bombalamalarla yok edilebilir. İsrail’in son savaşta kullandığı gelişmiş Amerikan silahları nedeniyle yüz derisi yandığı için özellikler kaybolabilir ve eski görünümüne kavuşamayabilir. Silahlar, sadece can almakla kalmıyor; yüzü, sırtı ve karnı da yakıyor. Böylece insanın özellikleri kayboluyor ve sanki pürüzsüz bir yüzeye kumla çizilmiş gibi siliniyor.

Tüm bunlar ölümle içsel bir diyaloğu somutlaştırıyor. Sanki ona, ‘İstersen gel. Senin varlığına dair ürkütücü düşünceden biraz olsun sıyrılacağız. Çünkü sen gelirsen biz bu maddi acının dışında, dünyanın sınırlarının dışında olacağız’ diyoruz

Gazze’de, evlatlarının isimlerini bacaklarına ve ayaklarına yazan aileler var. Bunu yapıyorlar, çünkü kendilerinden önce binden fazla kişinin başına geldiği gibi, bir bombardıman turundan sonra çocukların kimliği belirsiz hale gelmesinden korkuyorlar. Belki de aile, bazıları henüz ayaklarını kullanamayan çocukları için yalnızlıktan ve kaybolmuşluktan korkarak, daha sonra defnedeceklere aile üyelerinin birbirine yakın gömülmesine dair bir talimat verecek.

Ölümden sonra evsizlik

Öğrenilmesi mümkün bir diğer şey de insanın öldükten sonra bile evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğidir. Biz insanın evsiz kalabilmesine ve kalacak, geceleyecek bir yer ya da para bulamamasına alışığız. Ama bu ölümden sonra olursa işte o zaman feci bir durum olur. Bu savaşta Gazze’deki ilgili yetkililer, kabir ve kefen sıkıntısı çekti. Gazze’de sakinlerinin başları üzerinde bombalanan evlerin sayısına kıyasla sivil savunma ekipleri yetersiz kaldığı için ölülerin çoğu enkaz altında bırakıldı. Gazze Şeridi’ndeki sivil savunma raporlarına göre imkânsızlıklar nedeniyle ve kurtarma ekiplerinin yıkılmış evlerin enkazı altından ölüleri değil de önce yaralıları çıkarmasının önünü açmak amacıyla enkaz altından çıkarılamayan binden fazla şehit bulunuyor.

ghrj
26 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda Filistinliler, İsrail’in hava saldırısının ardından bir binanın enkazı üzerinde kurbanları ve kurtulanları arıyor (EPA)

Yusuf el-Halo

Gazze’de daha önceki savaşlarda her zaman aile üyelerinin aynı odada uyuması yaygındı. Böylece bombalama yoluyla ölüm gelse bile bütün aileyi bulur. Aslında Filistinli ailelerin çoğu, günün büyük bölümünde birbirine yakın duruyor. O kadar ki kişi, onlardan uzakta ihtiyacını gidermesi gerektiğinde korku ve yalnızlık hissediyor. Ancak Yusuf’un annesi, annesinin tarifiyle ‘beyaz, tatlı, kıvırcık yaşlı 7 yaşında’ çocuğunu birkaç dakikalığına evde bırakmıştı. Gelgelelim hava saldırısı, o dönmeden önce geldi. Yusuf’un babası da o esnada hastanede yaralılarla ilgileniyordu. Trajik bir an yaşandı ve Yusuf, karnı aç bir halde şehit oldu. Ay gibi yüzü tanınmaz hale geldiği için annesinin bile ona veda etmesi engellendi. Böylece bir şey daha öğrendim: Savaş sırasında evde çocukları ihmal etmek yok. Savaş boyunca annelerin, çocuklarını kendi bedenlerine yakın tutması gerekiyor adeta.

Füzeyle diyalog

Gazze’de siviller için bir sığınak ve kaçacak yer olmadığı için beklenmedik bombalamalar yüzünden kaçınılmaz olan ölüme teslim olmak, kitlelerin ve bireylerin benimsediği bir durum. Zira şiddetli bombalama esnasında güvenli bir sığınak yok. İnsanlar kaçsa bile, tehdit altındaki bir mekândan belki de biraz sonra bombalanacak başka bir mekâna kaçıyorlar. Yerinden edilmiş pek çok insanın başına gelen de bu; başkalarının evlerinde öldüler, halbuki orada güvende olduklarını düşünüyorlardı.

Daha önce bir kişinin ayağının veya elinin uyuşturulmadan kesilebileceğini hiç düşünemezdim. Ama bu durum, Gazze’deki hastanelerde büyük oranda gerçekleşti. Bu noktada olan biteni tarif edebilecek bir duygu yok. Sadece mümkün olan en üst düzeyde insani acı var

Bu savaşta aile üyeleri, gazeteciler, doktorlar ve sağlık ekipleri, korkuyu biraz olsun yenmek için askerî bir düşünceyi ödünç alarak, birbirlerine şöyle teselli veriyorlar: Önce füze sesini, sonra da patlama sesini duyuyorsan bu sefer kurtuldun demektir. Füze sana yönelmişse de hiçbir şey hissetmeyeceksin; çünkü sen öleceksin ve patlama sesini başkaları duyacak.

Tüm bunlar ölümle içsel bir diyaloğu somutlaştırıyor. Sanki ona, ‘İstersen gel. Senin varlığına dair ürpertici düşünceden biraz olsun sıyrılacağız; çünkü sen gelirsen biz bu maddi acının dışında, dünyanın sınırlarının dışında olacağız’ diyoruz.  

sfghe
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah şehrine yönelik bir İsrail hava saldırısından sonra yükselen dumanlar (DPA)

Acıya dair yeni bir hayal

Bu savaş, zihnime acıya dair yeni bir hayal ekledi. Daha önce bir kişinin ayağının veya elinin uyuşturulmadan kesilebileceğini hiç düşünemezdim. Ama bu durum, Gazze’deki hastanelerde büyük oranda yaşandı. Zira İsrail’in her şeye uyguladığı abluka yüzünden hastanelerdeki tıbbi malzemeler ve aletler tükendi. Bu yüzden de doktorlar, birçok ameliyatı uyuşturucu kullanmadan gerçekleştirmek zorunda kaldı. Bu noktada olan biteni tarif edebilecek hiçbir duygu yok. Sadece mümkün olan en üst düzeyde insani acı var.

Üstelik bu ameliyatlar, ameliyata tahsis edilen odalar yetersiz olduğu için hastane yollarında ve koridorlarında yapılıyor. Böylece acı, bizzat açığa çıkıyor ve acının cehennemi, onu yaşayıp görenlerin, onu hafifletmek için boşuna çabalayanların yüzlerine yansıyor.  

* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.