Çin’in Gazze savaşına dair tutumunun arka planı

Çin’in Ortadoğu’daki jeopolitik stratejisi nasıl şekilleniyor?

Majalla
Majalla
TT

Çin’in Gazze savaşına dair tutumunun arka planı

Majalla
Majalla

Shirley Ze Yu

Çin Halk Cumhuriyeti daima ülkesi dışındaki bir bölgeye siyasi ya da askeri müdahalede bulunmamayı temel bir ilke olarak benimsemesiyle öne çıktı. Ancak 7 Ekim’de patlak veren geniş çaplı çatışmanın ardından İsrail-Gazze savaşında Gazze halkına mutlak desteğini açıklamak suretiyle Çin, dış politikasına hâkim olan bu ilkeyi ihlal etti.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Gazze’de derhal bir ateşkes çağrısında bulunarak, barış için tek yolun iki devletli çözüm olduğunu yineledi. Wang Yi ayrıca, yarım asrı aşkın bir süredir Filistinlilere uyguladığı zulüm sebebiyle İsrail’i eleştirerek İsrail’de şu an yaşanan savaşı, meşru müdafaa sınırlarını aşan bir savaş olarak niteledi.

Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi, yoğun diplomatik görüşmeler gerçekleştirirken Çin sosyal medyası da Yahudi ve ABD karşıtı açıklamalarla doldu.

Çin’in Gazze’deki savaşa karşı tepkisi ile Ukrayna’daki savaşa karşı tepkisi iki temel açıdan bariz bir farklılık gösteriyor. Ukrayna’da 600 günden fazla süren savaş boyunca Çin, savaşan iki tarafa karşı siyasi tarafsızlığını sürdürdü. Ancak Gazze’de savaş patlak verir vermez doğrudan Gazze’nin savunulması için çağrıda bulundu. Ayrıca Çin ve ABD, Ukrayna savaşına doğrudan katılmasa da farklı düzeylerde mali destek sağlanması üzerinden Ukrayna’daki savaş, bir nevi vekalet savaşına dönüştü. Gazze’deki savaş ise ABD’yi ve Çin’i Pasifik Okyanusu bölgesi dışındaki bir bölgesel çatışmaya doğrudan çekebilir.

“Tek bir egemen bölgesel gücün yönettiği Ortadoğu, bölgede bir tür istikrarsızlığa yol açabilir”

ABD, İsrail’e yönelik füzelere karşı koymak amacıyla Gazze’yi kuşatan denize iki uçak gemisi konuşlandırdı. Öte yandan Umman sularındaki askerî bir tatbikatın ardından altı Çin savaş gemisi, halihazırda Ortadoğu’da açıklanmayan bir bölgede konuşlanmış durumda. Çin ayrıca Cibuti kıyısı açıklarında çift amaçlı bir liman da inşa etti. Gazze’deki çatışma bölgesel bir düzeyde yayılırsa ABD doğrudan müdahale edebilir. Çin de gelişen dinamikler ve durumun bölgesel etkileri nedeniyle tarafsızlığından vazgeçerek, çatışmaya aktif olarak katılmak zorunda kalabilir.  

Ukrayna ve Gazze savaşlarının ortak bir noktası da var. Nitekim her ikisi de ‘değişim yüzyılını’ yeniden şekillendirme çabasıyla birlikte küresel bir jeopolitik rekabetin de habercisi. Çin’i, Ortadoğu’daki askerî güçlerini harekete geçirmek de dahil olmak üzere siyasi müdahale konusundaki kadim tutumundan geri adım atmaya sevk eden şey ne?

Çin’in tarafsızlık politikasındaki değişiklik

Çin neden Ukrayna’daki savaşı Ortadoğu’daki savaştan farklı görüyor?

Çin’in bakış açısından bu çabanın üç yönü var. Çin’in hedefleri; Körfez’deki kalıcı çıkarları, yeni oluşturduğu bölgesel ortaklıkları ve küresel jeopolitik ve jeoekonomik ihtiyaçları tarafından yönlendiriliyor.

Körfez

Çin’in Filistin’in davasını mı İsrail’i mi desteklediği sorusunda her iki seçenek de gerçekliği tam olarak yansıtmıyor. Zira Çin bir yandan İsrail’le güçlü askerî ve teknolojik ilişkiler geliştirirken diğer yandan Filistin devletinin kurulmasını da destekliyor.

Çin’in stratejik hedefi, Ortadoğu’da barışın ve istikrarın temin edilmesidir. Tek bir egemen bölgesel gücün yönettiği Ortadoğu, bölgede bir tür istikrarsızlığa yol açabilir. Bu yüzden çeşitli bölgesel güçler arasındaki hassas güç dengesinin korunması, bölgede istikrar ihtimalini artıracaktır.

Foto: Suudi Devlet Bakanı Müsaid bin Muhammed el-Ayban, Çin Dışişleri Komisyonu Ofisi Müdürü Wang Yi ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani (Reuters)
Suudi Devlet Bakanı Müsaid bin Muhammed el-Ayban, Çin Dışişleri Komisyonu Ofisi Müdürü Wang Yi ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani (Reuters)

Bu açıdan bakıldığında Çin’in kurmaya çalıştığı çok kutuplu güvenlik sistemi, aslında ABD’nin, Ortadoğu’daki güç dengesini alt üst eden Irak Savaşı’na kadar uzun bir süre peşinden koştuğu şeyden pek farklı değil.

Bugün dünyada Körfez’de barışın ve istikrarın sağlanmasında Çin’den daha fazla çıkarı (ve stratejik zaafı) olan büyük bir dış güç yok. Petrol tedarikini aksatacak bölgesel savaş da Çin’de ekonomi tekerinin durmasına sebep olabilir.

Çin’in Ortadoğu’daki temel çıkarları meselesine gelince bu da ne Filistin davası ne de İsrail’dir. Hiç kuşkusuz Çin’in bölgedeki temel çıkar alanı Körfez’dir. Bu, Çin’in iç zayıflığını yansıtıyor.

Çin, dünyanın en büyük enerji ithalatçısı sayılıyor. 2022 yılında 365,5 milyar dolar değerindeki toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 53,6’sını Körfez’den yaptı. Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının dörtte biri de Çin’e gidiyor ki bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yüzde 16’sından fazlasını oluşturuyor.

“Çin 365,5 milyar dolar değerindeki toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 53,6’sını Körfez’den yaptı.”

Körfez’le yapılan karşılıklı büyük mal ve hizmet alışverişiyle karşılaştırıldığında Çin ile İran arasındaki ekonomik etkileşim çok daha küçük ve denklikten uzak görünüyor. Nitekim 2022 yılında Çin, İran’ın petrol ihracatının yüzde 58’ini satın aldı ki bu, Çin’in toplam petrol ithalatının sadece yüzde 6’sını oluşturuyor.

Çin’in Ortadoğu’dan enerji tedarikini güvence altına alması; askerî sanayi kompleksini inşa etmesi ve ekonomik büyümesini gerçekleştirmesi açısından oldukça önemli. Körfez bölgesinin istikrarının temin edilmesi ve Körfez’den Çin’e petrol taşınan deniz geçitlerinin ve boğazların açık kalması da Çin’in çıkarına.

Foto: ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Çin Komünist Partisi Siyasi Ofisi Dış Politika Başkanı Wang Yi, 13 Temmuz’da Cakarta’da düzenlenen ASEAN zirvesi münasebetiyle bir araya geldi (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Çin Komünist Partisi Siyasi Ofisi Dış Politika Başkanı Wang Yi, 13 Temmuz’da Cakarta’da düzenlenen ASEAN zirvesi münasebetiyle bir araya geldi (AFP)

Çin’in bölgede yeni ortaya çıkan ortakları

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, geçtiğimiz eylül ayında Pekin’e yaptığı resmi ziyarette Çin ile Suriye arasında stratejik bir ortaklığa imza atmayı başardı. Bu ortaklık, Suriye’nin küresel sahneye geri dönüşünde bir dönüm noktasını temsil ediyor. İki ülke lideri arasındaki ikili toplantıda Çin yeni stratejik ortaklığı, küresel jeopolitik dönüşümlere karşı dayanışma çerçevesinde formüle etti. Kendisine yönelik Batı yaptırımları karşısında Suriye, savaştan sonraki aşamada ülkenin yeniden inşası için büyük oranda Çin’in yatırımlarına dayanacak.

Şu ana kadar Çin, Suriye’nin altyapısına 3 milyar dolar yatırım yaptı. Petrol ticaretinin yanı sıra, bir yandan büyük bir petrol üreticisi ve Çin’in ana ticaret ortağı olan Irak’ın, diğer yandan ise büyük bir Avrasya gücü ve Güney Avrupa’ya açılan kapı olan Türkiye’nin komşusu Suriye’deki ekonomik boşluğu doldurmaya tamamen hazır. Altyapının Irak’tan başlayıp Suriye üzerinden Türkiye’ye bağlanması, Avrasya ekonomik manzarasının dönüşümünde önemli olacak.

“Ortadoğu’da belirli düzeyde bir kargaşa ABD’nin dikkatini Pasifik Okyanusu’ndaki durumdan uzaklaştırabilir”

Sadece üç ay önce Çin ile Filistin Yönetimi arasında benzer bir stratejik ortaklık anlaşması yapıldı. Çin, 2022’de Batı Şeria’ya yönelik ihracatında yüzde 23’lük bir artışa ve Çincenin yerel eğitim sistemine dahil edilişine tanık oldu. Çin, Filistin topraklarına yardım, sosyal destek ve sağlık hizmeti sağlamaya da devam ederek yerel halkın kalbini fethediyor.

Irak’taki savaştan yirmi yıl sonra bugün Çin, Irak’ın en büyük ticaret ortağı haline geldi. Irak da Çin’in Arap dünyasındaki en büyük üçüncü ticari ortağı oldu. Çin, ülkedeki petrol altyapısını geliştirmeye çalışmakla kalmadı, aynı zamanda su, elektrik ve diğer kamu hizmetleri alanındaki altyapıyı da geliştirmek için faaliyet yürüttü.

Geçtiğimiz mayıs ayında Çin şaşırtıcı bir şekilde Suudi Arabistan ile İran’ı yakınlaştırmak için arabuluculuk yaptı ve bunun sonucunda Arap dünyasındaki ekonomik ve stratejik nüfuzu arttı.

Çin’in bölgede yeni ortaya çıkan ortaklarının (eski ortağı İran’ın yanı sıra Suriye, Irak ve Filistin Yönetimi) özelliği sadece Gazze civarında yer alıyor olmaları değil. Savaşın kızışması halinde bu ortakların ikincil mağdurlara dönüşme tehlikesi de söz konusu. Çin’in bölgedeki geniş çaplı altyapı projelerine artan yatırımları taşınabilir ya da likit olmadığından Çin öyle bir aşamaya gelecek ki, bu aşamada ticari çıkarları onu barış için aracılık etmeye varana kadar savaşı kontrol altına almak için elinden gelen çabayı gösterecek.

Çin’in küresel jeopolitik ihtiyaçları

Çin’in stratejik niyetlerinin üçüncü yönü, jeopolitik mahiyette. Ortadoğu’da Doğu Akdeniz’le sınırlı belirli düzeyde bir kargaşa ABD’nin dikkatini Pasifik’teki durumdan uzaklaştırabilir. Bu, ABD’nin askerî güç harcamalarını da önemli ölçüde artırabilir ve artan mali açık ve inatçı enflasyonla birlikte ABD ekonomisine zarar verebilir. Ayrıca ABD’de yerel anlaşmazlıkları da körükleyerek birliği bozabilir.

Foto: ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Ortadoğu’ya gelmeden önce, 4 Ekim 2023 (AP)
ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Ortadoğu’ya gelmeden önce, 4 Ekim 2023 (AP)

Batı’yı, Çin’i birincil küresel tehdit olarak görmekten alıkoyacak her türlü hareketlilik, Çin’in çıkarlarına hizmet eder. Ortadoğu’da bir savaş ayrıca, ABD’nin dikkatini Ukrayna’dan uzaklaştırarak, Rusya’ya ihtiyaç duyduğu rahatlığı biraz olsun verebilir. ABD’nin askerî çatışmaya doğrudan müdahil olması, Arap dünyasının ve yerel Arap sakinlerin siyasi olarak yalnızlaşması anlamına gelecektir ki bu da kırılgan Amerikan sivil uyumunu daha da parçalayacak ve ABD’nin küresel liderliğini baltalayacaktır. 2024 ABD başkanlık seçimlerinin yaklaştığını göz önünde bulundurursak, Trump’ın izolasyon politikasını Beyaz Saray’a geri getirmeye dönük herhangi eğilim de Çin’in çıkarlarına hizmet edecektir.

Son olarak Ortadoğu ve Avrupa’da çatışmaların patlak vermesi, nihayetinde Devlet Başkanı Şi’nin ‘Batı’nın gerilemesi’ dediği duruma işaret ediyor. Mısır’da, Ürdün’de ve Arap dünyasının başka yerlerinde patlak veren bölgesel gösteriler, sadece İsrail’e değil, aynı zamanda ABD’ye yönelik protestolara da sahne oluyor. Bu, ABD liderliğindeki küresel güvenlik sisteminin ayıbını gözler önüne seren herhangi bir muhalefete de Çin tarafından yönetilen, Çin’in Ortadoğu’daki ortakları tarafından geniş çaplı destek gören ve Çin Küresel Güvenlik Girişimi olarak adlandırılan alternatif bir küresel güvenlik sistemine giriş imkânı sağlayacaktır.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.