Moskova'nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan resmi olarak çekilmesi ne anlama geliyor?

Rusya'nın Nazi Almanya'sına karşı İkinci Dünya Savaşı'na girişinin yıldönümünde Kızıl Meydan'daki Rus askerleri. (AFP)
Rusya'nın Nazi Almanya'sına karşı İkinci Dünya Savaşı'na girişinin yıldönümünde Kızıl Meydan'daki Rus askerleri. (AFP)
TT

Moskova'nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan resmi olarak çekilmesi ne anlama geliyor?

Rusya'nın Nazi Almanya'sına karşı İkinci Dünya Savaşı'na girişinin yıldönümünde Kızıl Meydan'daki Rus askerleri. (AFP)
Rusya'nın Nazi Almanya'sına karşı İkinci Dünya Savaşı'na girişinin yıldönümünde Kızıl Meydan'daki Rus askerleri. (AFP)

Rusya'nın dün, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan resmi olarak çekilme duyurusu, silah kontrol operasyonlarını ve silahlı kuvvetlerin kıta çapındaki hareketlerini düzenleyen uluslararası anlaşmalar tabutuna son çiviyi çaktı. Her ne kadar bu adım bir süredir bekleniyor olsa da, resmi olarak duyurulması, özellikle tüm iletişim kanallarının çökmesine neden olabilir. Her iki tarafın sınırın iki yakasında silah ve askeri teçhizatı harekete geçirme konusunda özgür olması, Rusya ile Batı arasında giderek kötüleşen çatışmanın Avrupa ve küresel güvenlik üzerindeki yansımalarını hatırlattı.

XSCDFG
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Vatan Savunucuları Günü nedeniyle Moskova'nın merkezindeki Kremlin Duvarı Mezarlığı yanında bulunan Meçhul Asker Anıtı'na çelenk koyma törenine katıldı. (arşiv - Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Moskova'nın, Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bir yıl sonra 1990 yılında Soğuk Savaş sırasında imzalanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan salı gece yarısından itibaren resmen çekildiğini duyurdu. Anlaşmanın tarihin bir parçası haline geldiği belirtildi.

Anlaşma, NATO ve Rusya'nın (o zamanki Varşova Paktı) iki taraf arasındaki sınır bölgeleri boyunca askeri teçhizat konuşlandırmasına veya ordularını hareket ettirmesine kısıtlamalar getiriyordu. Soğuk Savaş'ın her iki tarafının da Avrupa'daki diğer tarafa hızlı bir saldırı başlatmasını sağlayacak güç toplamasını engellemeyi amaçlıyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2000 yılında iktidara gelmesinin ardından ilişkilerin kötüleşmesi ve Rusya sınırına yakın bölgelerde genişlemeye devam eden NATO faaliyetleriyle karşı karşıya gelmesiyle Moskova, anlaşmaya ilişkin pozisyonunu gözden geçireceğinin ipuçlarını vermeye başladı. Daha sonra, 2015 yılında hükümlerinin uygulanmasına etkin katılımını durdurmadan önce, 2007’de katılımını askıya aldı. Rusya Parlamentosu, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesinden bir yıl sonra anlaşmadan tamamen çekilmeyi öngören bir yasa tasarısını kabul etti. Putin, geçtiğimiz mayıs ayında anlaşmayı geçersiz kılan kararnameyi imzaladı.

DVFGT
Rusya'nın Nazi Almanya'sına karşı İkinci Dünya Savaşı'na girişinin yıldönümünde Kızıl Meydan'da kutlamalar düzenledi. (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması, Soğuk Savaş'ın sonunda, taraflar arasındaki işbirliğinin etkili ve mümkün olduğu temelinde küresel ve Avrupa güvenliğine yönelik yeni bir yapının oluşmaya başladığı dönemde imzalandı” ifadesi yer aldı. ABD’nin NATO'yu genişletme yönündeki çabalarının Avrupa'daki güvenliğin temellerini baltalamaya yol açtığı belirtilerek, anlaşmanın çöküşünden Washington sorumlu tutuldu. Finlandiya'nın NATO üyeliğini kabul etmesi ve İsveç'in ittifaka katılma talebini hatırlatan Bakanlık, bu adımlarla anlaşmanın pratikte ‘öldüğü’ anlamı taşıyacağını ifade etti.

Bakanlık ayrıca, ABD ve müttefiklerinin uyarlanmış 1999 tarihli Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması'nı onaylamadığını kaydederek, “Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'nın resmi olarak korunmasının bile Rusya'nın temel güvenlik çıkarları açısından kabul edilemez hale geldiğini” belirtti.

Daha önce Moskova'nın anlaşmadan çekilme kararını Avrupa-Atlantik güvenliğine zarar verdiği gerekçesiyle kınayan NATO, dün Rusya'nın kararını tekrar kınadı ve gerekirse anlaşmayı askıya almayı planladığını bildirdi. Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Müttefikler, Rusya'nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan çekilme kararını ve Ukrayna'ya yönelik, anlaşmanın hedefleriyle çelişen saldırgan savaşını kınıyor. Rusya'nın çekilmesi, Avrupa-Atlantik güvenliğini sistematik olarak baltalayan bir dizi eylemin sonuncusudur. Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'na üye devletler, bu nedenle, uluslararası hukuktan doğan haklarına uygun olarak gerekirse anlaşmayı askıya almayı planlıyor. Bu, tüm NATO üyelerinin desteklediği bir karardır.

Diğer taraftan Alman hükümeti, Rusya'nın Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması'ndan çekilmesine yanıt olarak, anlaşmaya uymamaya karar verdi. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, dün yaptığı açıklamada, “Rusya'nın çekilmesinin ardından anlaşmayı uygulamaya devam etmenin güvenlik politikası ve silah kontrolü açısından faydalarının çoğunu kaybettiğini” söyledi. Sözcü, Almanya’nın anlaşmayı askıya alma kararının ittifaktaki müttefiklerle yakın koordinasyon çerçevesinde alındığını belirterek, bunun Almanya'nın açıkça anlaşmadan çekilmesi anlamına gelmediğini kaydetti. Rusya'nın davranışında köklü bir değişiklik olması durumunda anlaşmanın yeniden uygulanmasının hâlâ mümkün olabileceğini de sözlerine ekledi.

Söz konusu anlaşmadan çekilme, Avrupa kıtasında güvenliği garanti eden anlaşmalardan bir dizi benzer çekilmeyi tamamlayan ek bir adım olarak geldi. Zira birkaç hafta önce Rusya Parlamentosu, Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması'ndan (CTBT) çekilmeyi öngören bir yasa tasarısını onayladı. Putin de bir hafta önce bu konuyla ilgili kararnameyi imzaladı.

Aynı şekilde Moskova da bu anlaşmanın çökmesinden Washington'u sorumlu tuttu. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyacheslav Volodin, ABD'nin küresel güvenlik konusundaki sorumsuz tutumu ve çifte standartları nedeniyle Rusya'nın anlaşmanın onayını iptal ettiğini söyledi. Diğer yandan Moskova, bu anlaşmadan çekilmesinin otomatik olarak nükleer testlerin yeniden başlaması anlamına gelmediğini açıkladı.

Geçtiğimiz hafta Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, “Washington bunu yapmadıkça Moskova'nın nükleer denemelere devam etmeyeceğini” söylemişti. Bundan önce Rusya, iki ülke arasında nükleer silahlanma seviyelerinin korunmasını garanti eden ve nükleer savaşın tırmanmasını sınırlayan tek mekanizma olan ABD ile imzalanan Yeni START Anlaşması’nı askıya almıştı.

Rusya Parlamentosu, Putin'in anlaşmanın askıya alındığını duyurmasından bir gün sonra, ülkenin anlaşmayla ilgili çalışmalarını askıya alan yasayı onayladı. Putin kararını şu sözlerle gerekçelendirdi:

Batı bizi yenmek ve nükleer sahalarımızı yok etmek istiyor, bu yüzden Rusya Yeni START Anlaşması'na katılımını askıya almak zorunda kaldı.

ZXSCDFG
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Brüksel'deki NATO karargâhında basın toplantısı düzenledi. (AFP)

Silahların kontrolünü düzenleyen anlaşmalardan ve mekanizmalardan art arda çekilmeler, Avrupa'da ve dünyada yeni bir durum yaratıyor. Çünkü tüm iletişim ve diyalog kanallarını ortadan kaldırıyor ve Rusya ile NATO'ya nükleer silahlar ve konvansiyonel yetenekler de dahil olmak üzere askeri faaliyetleri gözetimsiz olarak yürütme özgürlüğü veriyor.

Şubat 2002'de Ukrayna'da savaşın patlak vermesinin ardından Rusya, stratejik nükleer caydırıcı güçlerinin konuşlandırıldığını duyurdu. Batı'nın Ukrayna kuvvetlerine herhangi bir desteğini önlemek için onları özel savaş alarmına geçirdi. Rusya Savunma Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde o dönemde şöyle yazıyordu:

Stratejik caydırıcılık kuvvetleri, nükleer silahların kullanıldığı bir savaş durumu da dahil olmak üzere, Rusya ve müttefiklerine yönelik saldırıları caydırmak için tasarlandı.

CSDFVGRT
İsveç Savunma Bakanı Pal Jonson, Stockholm'de ülkesinin NATO'ya katılımı hakkında konuştu. (AP)

Rus stratejik kuvvetleri arasında stratejik füzeler, uçaklar ve kıtalararası füzelerle donatılmış uzun menzilli bombardıman uçakları ve nükleer savaş başlıkları taşıyabilen uzun menzilli güdümlü hassas silahlar yer alıyor.

Aynı zamanda, konvansiyonel silahlar veya nükleer savaş başlığı taşıyan füzeleri fırlatmak için kullanılabilecek uzun menzilli bombardıman uçakları, denizaltılar ve gemiler de bu kapsama dahil. 21 Eylül'de Putin, askeri planlarında taktik nükleer silah kullanımının masada olduğunu bir kez daha doğruladı. Ancak bunu, ülkesinin varoluşsal bir tehdide maruz kalmasına bağladı. Daha sonra Moskova, nükleer silahların Belarus'a devredildiğini duyurdu. Bu, Belarus'u NATO üyesi Avrupa ülkeleriyle sınırlara en yakın nokta haline getirdi. Bu gelişmeler, Avrupa'daki durumun, nükleer silahların veya muazzam yıkıcı kapasiteye sahip bileşenlerin kullanılabileceği bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki korkuların artmasına neden oldu. Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması'ndan çekilme yönündeki son adım, Batı sınırı boyunca konvansiyonel güçlerin ve silahların seferberliğini genişletmek için Moskova'nın ellerini serbest bırakması yönünde yeni bir risk yaratıyor. Bu, Moskova'nın bir süre önce başlattığı bir şey. Ancak, anlaşmanın getirdiği kısıtlamaların sona ermesi nedeniyle artık doğrudan kamusal bir nitelik kazanabilir. Daha önce ülkesinin batı bölgelerinde yeni askeri birlikler kurduğunu söyleyen Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, son gelişmelere göre bu birliklerin genişlemesinin ve önemli askeri yeteneklerle donatılmasının beklendiğini açıklamıştı.



Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
TT

Trump, Katar tarafından sağlanan uçakla yapacağı ilk seyahatine hazırlanıyor

Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)
Florida'daki Palm Beach Uluslararası Havalimanı pistinde bulunan bir Qatar Airways Boeing 747 (Arşiv- AFP)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta Katar'ın hediye ettiği yeni Air Force One uçağıyla ilk resmi seyahatini gerçekleştireceğini açıkladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Beyaz Saray'dan bir yetkili yaptığı açıklamada, Trump'ın yarın ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü kapsamında düzenlenecek etkinliğe katılmak üzere Kuzey Dakota eyaletine giderken yeni uçağı kullanacağını belirtti.

Trump, ayın başında kamuoyuna tanıttığı yeni uçağı için Katar'a teşekkür etmiş ve daha önce Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından kullanılan, özel olarak modifiye edilmiş Boeing 747 uçağını "nazik bir jest" olarak nitelendirmişti.

İlk başkanlık döneminden bu yana mevcut Air Force One filosunun yenilenmesini isteyen Trump, yeni başkanlık uçaklarının kırmızı, beyaz ve mavi renklerden oluşan dış tasarımını da bizzat seçmişti.

Ancak Katar'ın yüz milyonlarca dolar değerindeki bir uçağı hediye etmesi hem etik hem de anayasal açıdan tartışmalara yol açtı. Eleştiriler, yabancı bir devletten bu büyüklükte bir hediyenin kabul edilmesinin güvenlik riskleri doğurabileceğine dikkat çekti.

ABD Anayasası, Kongre'nin onayı olmaksızın başkan ve diğer kamu görevlilerinin "herhangi bir kral, prens veya yabancı devletten hediye, ayrıcalık, makam ya da unvan" kabul etmesini yasaklıyor.

Trump yönetimi ise uçağın doğrudan ABD Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) hibe edildiğini savundu. Buna karşın Pentagon'un, görev süresi sona erdikten sonra uçağın Trump Başkanlık Kütüphanesi'ne devredileceğini açıklaması tartışmaları daha da artırdı. Katar'ın hediye ettiği uçak, Boeing'in üretimini sürdürdüğü iki yeni 747-8 başkanlık uçağı teslim edilene kadar geçici olarak kullanılacak. Söz konusu program ise uzun süredir yaşanan gecikmeler ve artan maliyetler nedeniyle eleştirilerin odağında bulunuyor.


CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
TT

CENTCOM Komutanı, İsrail ile çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasını görüşmek üzere Beyrut'ta

Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)
Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. (Lübnan Ordusu)

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı, geçen cuma günü Lübnan ile İsrail arasında varılan çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmayı hayata geçirmek amacıyla Lübnan'da somut bir adım attı. Bu kapsamda söz konusu mekanizma Lübnan ordusuyla ele alındı. Görüşmeler, ülkede anlaşmaya ilişkin siyasi görüş ayrılıklarının sürdüğü, güvenlik ekinin içeriğine dair belirsizliklerin devam ettiği ve güneyde ateşkes ihlallerinin yaşandığı bir dönemde gerçekleştirildi.

İsrail ile Lübnan, ABD arabuluculuğunda, Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına kadar İsrail askerlerinin işgal altındaki Güney Lübnan'da kalmasını ve bölgenin kontrolünün aşamalı olarak Lübnan ordusuna devredilmesini öngören bir barış çerçevesi üzerinde anlaşmaya vardı.

Çerçeve anlaşmasına göre Lübnan ordusu, ülke topraklarının tamamında kademeli olarak kontrolü yeniden sağlayacak ve Hizbullah ile diğer tüm silahlı grupları silahsızlandıracak. İlk aşamanın iki pilot bölgede uygulanması öngörülürken, halen hazırlık aşamasında olan güvenlik eki, güvenlik düzenlemeleri ve denetim mekanizmaları dahil olmak üzere tüm ayrıntıları belirleyecek. Anlaşmanın uygulanmasını ise ABD'nin de yer alacağı bir koordinasyon grubu denetleyecek.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, pazartesi günü Baabda Sarayı'nda CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ı kabul etti. Görüşmede, Washington'da Lübnan, ABD ve İsrail arasında yürütülen müzakereler sonucunda kabul edilen çerçeve anlaşmasının uygulanmasına yönelik hazırlıklar ele alındı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Avn, ABD Başkanı Donald Trump'ın Lübnan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına gösterdiği ilgiden dolayı Cooper'a teşekkür ederek, "Lübnan devletinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla uluslararası güney sınırına kadar ülke genelinde egemenliğini tesis etme konusundaki kararlılığını" vurguladı.

Cooper ile ordu komutanı heykel görüştü

Cooper, Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel ile de Genelkurmay Karargâhı'nda bir araya geldi. Lübnan ordusunun açıklamasına göre görüşmede Lübnan ve bölgedeki son gelişmeler, çerçeve anlaşmasının güvenlik ekinin uygulanmasına yönelik mekanizmanın başarıya ulaştırılması ve iki ülke orduları arasındaki iş birliğinin gelecekte daha da güçlendirilmesi ele alındı.

Heykel, ABD'nin Lübnan ordusuna verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının korunması için iki ordu arasındaki iş birliğinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

Güvenlik ekine ilişkin belirsizlik sürüyor

Çerçeve anlaşmasının güvenlik eki henüz kamuoyuna açıklanmadı. Ancak İsrail basınında yer alan haberlere göre ekte, İsrail ordusunun güvenlik bölgesinde tehdit olarak gördüğü unsurlara karşı tam hareket serbestisini koruyacağı ve İsrail birliklerinin otomatik olarak geri çekilmeyeceği belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre  askeri kaynaklar, anlaşmaya eklenen askeri belgenin "oldukça genel" ifadeler içerdiğini, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ya da İsrail birliklerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmediğini, ayrıca ilk uygulama bölgelerinin de ayrıntılı şekilde tanımlanmadığını belirtti.

Kaynak, "Şu ana kadar ordu hiçbir bölgeden çekilmedi. Mutabakata rağmen çekilmenin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği hâlâ net değil. Bu süreç, siyasi makamdan alacağımız güvencelere bağlı" ifadelerini kullandı.

vfdbfrb
Güney Lübnan sınırı yakınındaki Yukarı Celile bölgesinde bir kamyon üzerinde taşınan İsrail tankı. (EPA)

İsrail'in Kanal 12 televizyonu ise İsrail birliklerinin geri çekilmesinin belirli bir takvime değil, sahadaki güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacağını aktardı. Haberde ayrıca, Lübnan ordusunun pilot bölgelerin dışındaki alanlara konuşlandırılmasının Tel Aviv'in onayına bağlı olacağı belirtildi.

Sahada kontrol ve ateşkes ihlalleri

İsrail, pilot uygulama kapsamına alınan bazı bölgelerde fiilen tam kontrol sağlayabilmiş değil. Bunların başında Litani Nehri'nin güneyindeki Frun beldesi geliyor. İsrail ordusu burada zaman zaman operasyonlar düzenlemeyi sürdürüyor.

Pilot bölgelerin çevresinde de çatışmalar yaşandı. Pazar günü Hizbullah mensubu olduğu belirtilen bir kişi, sınır hattındaki Deyr Seryan beldesinde İsrail askerlerine ateş açtı. Olayda bir İsrail subayı hayatını kaybederken bir asker yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi ise İsrail tankının açtığı ateş sonucu öldürüldü. İsrail ordusu olaya ilişkin görüntüleri yayımladı.

İsrail basını pazartesi günü ayrıca Hizbullah'ın Güney Lübnan'da üst düzey İsrail subaylarının bulunduğu bir karargâhı hedef aldığını öne sürdü. Haberlere göre, Komando Tugayı Komutan Yardımcısı'nın sahra karargâhına yerleştirilen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu biri ağır, diğeri orta yaralı iki yedek asker helikopterle tahliye edildi.

Lübnan medyası ise patlamanın sınır hattındaki Ayta eş-Şaab bölgesinde meydana geldiğini bildirdi.

Bu gelişmelerin ardından İsrail topçusu Deyr Seryan ve Yahmur eş-Şakif beldelerinin çevresini bombaladı. Ayrıca İbl es-Saki beldesindeki bir eve ses bombası atıldı. İsrail'e ait bir insansız hava aracı da Zahrani ve çevre köylerin hava sahasını ihlal etti.

fergrtht
Güney Lübnan'da Hizbullah'ın açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden İsrailli subayın cenazesini taşıyan yas tutanlar. (Reuters)

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada ise, "güvenlik bölgesindeki birliklere yönelik saldırılar ve ateşkes anlaşmasının ihlaline karşılık" Güney Lübnan'daki Nebatiye ve Meyfdun'da Hizbullah'a ait üç karargâhı vurduğunu duyurdu.

İsrail güçleri gece saatlerinde Taybe ve Hadatha beldelerinde çok sayıda konutu havaya uçururken, Burc Kalaviye ve Braşit çevresinde sivillerin yakınına ses bombaları attı. Ayrıca Mecdal Zun beldesinde Hizbullah'a ait olduğu belirtilen büyük bir tünelin imha edildiğini açıkladı. İsrail ordusuna göre 26 metre derinlikte ve 200 metre uzunluğundaki tünelde insansız hava araçları, topçu mühimmatı, çeşitli silahlar ve militanlara ait yaşam alanları bulunuyordu.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail'in hava saldırıları, patlamalar ve sivil bölgeleri hedef alan operasyonlarla Güney Lübnan'daki ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Örgüt, bu ihlalleri takip ettiğini ve Lübnan ile halkını savunma hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.


Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabaları

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
TT

Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud- Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed görüşmesi: İç ve bölgesel gerilimi yatıştırma çabaları

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u kabul etti (SONNA)

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, yeni görüşmeler kapsamında Addis Ababa'da bir araya gelerek ekonomik bağların güçlendirilmesi, barış ve güvenlik ile bölgesel istikrar konularını ele aldı.

Somali Haber Ajansı SONNA’nın aktardığına göre Somali Cumhurbaşkanı, pazar günü bir çalışma ziyareti kapsamında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gitti. Burada çeşitli Etiyopyalı yetkililer tarafından karşılandı. SONNA, Hasan Şeyh Mahmud’u önceki ziyaretlerde karşılayan Abiy Ahmed'in adını bu kez anmadı.

SONNA, ziyaretin Somali ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkileri ve stratejik iş birliğini güvenlik, bölgesel istikrar ve iki ülke arasındaki ortak çıkarların güçlendirilmesi başlıkları odağında pekiştirmeyi hedeflediğini belirtti.

fevfr
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed arasındaki görüşmelerden bir kare (SONNA)

Ziyaret, Somali'nin iç krizleri arasında gerçekleşiyor. Muhalif kanattaki Kurtuluş Konseyi, geçtiğimiz mayıs ayında anayasal görev süresinin dolmasının ardından Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek doğrudan oylama yoluyla onlarca yılın ardından ilk kez yapılacak seçimlere ilişkin siyasi bir uzlaşıya varılana kadar 4 Haziran'dan itibaren her Perşembe Mogadişu'da haftalık protesto gösterisi düzenlenmesi çağrısında bulunmuştu. Muhalefet, Abiy Ahmed'le ilişkileri olan Gobaland ve Puntland eyaletlerinin desteğiyle bu seçim sürecine dair çekincelerini ortaya koydu.

Reuters'ın aktardığına göre Mogadişu bu ay siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle hükümet kuvvetleri ile muhalefete bağlı silahlı gruplar arasında ateş alışverişine de sahne oldu.

Afrika ve Somali konularında uzman siyasi analist Ali Mahmud Kelni, Somali Cumhurbaşkanı'nın Etiyopya ziyaretinin ‘iç siyasi zorlukların bölgesel ilişkileri yeniden düzenleme ihtiyacıyla kesiştiği son derece hassas bir döneme denk geldiğini’ değerlendirdi. Bu durumun özellikle federal hükümet ile muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimler arasındaki anlaşmazlıkların tırmanmasıyla daha da belirginleştiğini vurguluyor.

Güvenlik tehditlerinin sürmesi ve ayrılıkçı Somaliland bölgesi dosyasıyla bağlantılı gerginliğin artmasının yanı sıra Mogadişu, Addis Ababa ile dış cepheyi sakinleştirmeye özen gösteriyor görünüyor; özellikle Addis Ababa'nın 2024 yılı başında bu bölgeyle imzaladığı mutabakat muhtırasının ardından yaşanan gerginlik sonrasında bu tutum daha da öne çıkıyor. Bu sayede Mogadişu, siyasi anlaşmazlıklar, seçimler ve federal sistemin geleceği başta olmak üzere çok daha karmaşık iç krizlerinin yönetimine dikkatini daha fazla verebilecek.

Buna karşın Addis Ababa ile yakınlaşmanın başarısının iç açılım anlamına gelmediğini vurgulayan Kelni, Somali'deki siyasi krizin köklerinin güç paylaşımı, anayasal değişiklikler ve seçim mekanizmalarına ilişkin derin görüş ayrılıklarıyla bağlantılı olduğunu, bu meselelerin herhangi bir dış mutabakatla çözülemeyeceğini belirtti.

Ziyaretin iç siyasi tabloda doğrudan bir dönüşüm yaratma ihtimalini düşük bulan Kelni, ancak bunun Somali hükümetine muhalefet ve bölgesel yönetimlerle kapsamlı bir ulusal diyalog başlatmak için daha geniş bir manevra alanı sağlayabileceğini, böylece siyasi istikrarı pekiştirip kutuplaşmayı sınırlandırabileceğini söyledi.

Abiy Ahmed ile Hasan Şeyh Mahmud, Etiyopya'ya bir yıl süren gerginlik ve kopukluğun ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında Addis Ababa'da bir araya gelmişti. Gerginlik, Etiyopya'ya Aden Körfezi'nde Berbera Limanı'nı kullanma imkânı ve bir deniz çıkışı tanıyan, karşılığında bölgenin bağımsız bir devlet olarak tanınmasını öngören Somaliland muhtırasından kaynaklanmıştı.

Bunu karşılıklı ziyaretler izledi. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed geçtiğimiz yılın şubat ayında Mogadişu'yu ziyaret etti, ardından Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, ekim ve aralık aylarında, sonra da bu yılın ocak ayında Etiyopya'yı ziyaret etti.

Kelni’ye göre iki ülkenin liderleri arasındaki karşılıklı görüşmeler, gerginliğin azaltılmasına ve siyasi iletişim kanallarının yeniden açılmasına katkı sağlasa da anlaşmazlığın nedenlerini tam olarak ortadan kaldırmıyor.

Bununla birlikte bu kazanımların, başta Etiyopya'nın denize çıkış hedefleri ve Somaliland ile imzalanan mutabakat muhtırasının geleceği olmak üzere temel meseleler askıda kaldığı sürece sınırlı kalacağı görüşünde; özellikle bu muhtıranın fiilen dondurulmuş görünmesine karşın resmi olarak iptal edilmemiş olması bu sınırlılığı pekiştiriyor.