Haredi Yahudilerinin İsrail’deki özgül ağırlığı artıyor

Haredilerin gücü, İsrail siyasi sahnesini kontrol etmek için demografik üstünlüğün ötesine geçiyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Haredi Yahudilerinin İsrail’deki özgül ağırlığı artıyor

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

Rağde Atma

İsrail’de dini kurumlara kayıtlı olanlar, askerlik hizmetine alternatif olarak üç yılı bulabilecek öğrenim süreleri boyunca aylık maaş alıyorlar. Bu durum, laik Yahudilerle aralarındaki nefreti güçlendiriyor.

Tahminlere göre 2048 yılında Haredilerin sayısı 2,86 milyon kişiye ulaşacak. Bu sayı ise İsrail’in toplam nüfusunun yüzde 21,2’sini oluşturacak.

Onlarca yıl boyunca ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), İsrail’de Yahudi hukukunun kesin ayrıntılarına göre, ilgi odağından ve moderniteden uzakta, sessizce hayatlarını yaşadılar. Yaşadıkları ve konuşlandırıldıkları her yerde kendi organizasyonları, hizmet kurumları, mağazaları ve okulları bulunuyor. O yıllarda İsrail toplumu arasında yüksek oranda çoğalmaları, Filistinlilere karşı demografik üstünlük açısından kaçınılmaz bir koz olarak görülüyordu. Öyle ki 1979’dan günümüze kadar Haredi topluluğu, yüzde 509 oranında büyüdü. O dönemde İsrail nüfusunun yüzde 5,6’sını aşmayan yüzdeleri bugün yüzde 13’ü oluşturuyor. Büyük sayısal ağırlıkları nedeniyle kamuoyunun geniş ilgisini çektiler ve geleneksel içe dönük, marjinal bir toplumdan İsrail siyaset sahnesinde karar almada en etkili gruba dönüştüler. Mevcut hükümet koalisyonunun temel taşı ve bazı partilerin vazgeçemeyeceği stratejik bir müttefik oldular. Tahminlere göre sayıları 2048 yılında 2,86 milyona ulaşacak ve toplam nüfusun yüzde 21,2’sini oluşturacaklar.

Genellikle ‘aşırı dindar’ olarak anılan Harideler, Yahudi öğretilerini koruyarak ve İsrail’e ilahi koruma sağlayarak devletin ilerlemesine katkıda bulunduklarını iddia ediyorlar. Öyle ki mümkün olduğunca istikrarlı bir yaşam tarzı sürdürmeye devam ediyorlar. Halaha’ya (Yahudi hukuku) mutlak bağlılıklarının yanı sıra Harediler, moderniteye, özellikle de teknolojiye mutlak bir düşmanlıkla yaklaşıyor. Bu da onları, genellikle hoşgörüyü ve etrafındaki dünyanın kültürel yönlerine açık olmayı reddeden aşırılıkçı bir hareket haline getiriyor. Öyle ki Tevrat’ta ve kutsal din kitaplarında yer alan tüm sistem ve kanunları titizlikle uygularlar ve bunların değiştirilmesine şiddetle karşı çıkarlar. Haredilerin yüzde 40’ından fazlası, Tel Aviv’in eteklerindeki Kudüs ve Bney Brak şehirlerinde yaşıyor. Bunların yüzde 7’si Beyt Şemeş’te yoğunlaşırken, geri kalanların çoğu Modi’in Ilit, Betar Illit ve El’ad gibi Haredi çoğunluğunun olduğu kasaba ve yerleşim yerlerinde ya da Aşdod, Petah Tikva, Rehovot ve Netanya gibi bölgedeki küçük ceplerde bulunuyor.

Zorunlu askerliği ret

1948’de İsrail Devleti’nin kuruluşundan bu yana Haredi liderler, dindar Haredi erkeğin misyonunun zorunlu askerlik değil, Tevrat’ı öğrenmek olduğuna inanarak, zorunlu askerliğe karşı çıktılar. Her ne kadar İsrail Yüksek Mahkemesi onları resmi olarak askerlik hizmetinden muaf tutmayı amaçlayan yasayı iki kez reddetmiş ve 2017 yılında yasa taslağının reddini, ‘vatandaşlara yönelik muamelede bir tür ayrımcılık’ olarak gerekçelendirmiş olsa da mahkeme, hükümet soruna radikal bir çözüm bulana kadar bazı geçici muafiyetlere izin verdi. Ancak bu muafiyetler, güvenlik servisleri ve ordu tarafından zorunlu askerlik hizmetinin, 18 yaşında askerlik hizmetine veya ulusal hizmete katılan tüm İsrailliler gibi Ortodoks cemaatine de uygulanmasını talep eden İsrail toplumu içinde büyük gerilim ve tartışmalara neden oluyor.

sdcfer
Haredi liderler, dindar Haredi erkeğin misyonunun zorunlu askerlik değil, Tevrat’ı öğrenmek olduğuna inanarak, zorunlu askerliğe karşı çıkıyor (Independent Arabia)

Bu çağrılar karşısında Haredi partilerin liderleri, üyelerini askerlikten muaf tutacak bir yasa çıkarılmaması halinde mevcut hükümeti devirecekleri tehdidinde bulundu. Şu anda Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile birlikte, ‘dokunulmaz olması ve mahkeme tarafından iptal edilememesi’ şartıyla Yüksek Mahkeme’nin otoritesini zayıflatacak yargı değişikliklerini yürürlüğe koymaya çalışıyorlar. Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün geçen Eylül ayında yayınladığı bir araştırmaya göre yüzde 68’lik bir kısım, Haredileri askerlikten muaf tutan yasaya karşı çıkarken, yaklaşık üçte birlik kesim ise yasa çıkarsa çocuklarını askerlikten uzak durmaya teşvik edeceklerini söyledi.

Hükümet hibeleri

İsrail toplumu ile Haredi toplumu arasında yıllardır süren anlaşmazlık askerlik hizmeti meselesiyle sınırlı değil. Pek çok İsrailli, Haredi yaşam tarzını İsrail’in laik, demokratik bir devlet olarak kalkınmasına ve sürdürülebilirliğine doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Harediler arasında kadın başına yaklaşık 6,5 çocuğa tekabül eden yüksek doğum oranına ek olarak beklentiler, 2065 yılına kadar İsrail nüfusunun yaklaşık üçte birine ulaşacaklarını gösteriyor. Haredi erkeklerin neredeyse yarısı, iş piyasasına katılmıyor, bunun yerine dini çalışmalarına odaklanıyor ve devlet yardımları, hayırsever bağışları, sübvansiyonlar ve eşlerinin maaşlarıyla yaşıyor. Matematik, felsefe, dil ve bilim eğitimi almıyorlar. Akıllı hücresel cihazların kullanımını ve satışını yasaklıyorlar. Kulüpleri, sinemaları, tiyatroları yok. Haredi kadınları, uzun, sade kıyafetler giyerken, Haredi erkekleri uzun sakalları ve kulaklarının üzerine sarkan uzun saç telleriyle öne çıkıyor. Yediot Ahronot’a bağlı ekonomi gazetesi Calcalist tarafından incelenen veriler, İsrail hükümetinin 2022’de Harediler dışındayken Haredilere bağlı dini kurumlara 1,2 milyar şekel (315 milyon dolar) tutarında bir bütçe ayırdığını gösteriyor. Bu yılın bütçesi 1,7 milyar şekele (447 milyon dolar) yükselirken, gelecek yıl da 2 milyar şekele (526 milyon dolar) ulaşacak. Bu durum, onlara ayrılan bütçelerdeki artışın 2022’ye göre yüzde 67 arttığı anlamına geliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre dinî kurumlara katılan her genç, askerlik hizmetine alternatif olarak, üç yıla kadar çıkabilen eğitim süresi boyunca aylık 4 bin şekel (1.140 dolar) maaş alıyor. Bu da kendilerine büyük bütçeler verildiği ve bunun karşılığında çalışıp orduda görev yapmadıkları için onları devlete yük olarak gören laik Yahudilerle aralarındaki nefreti daha da artırdı.

Yoksulluk ve işsizlik

İsrail Demokrasi Enstitüsü, yaklaşık 140 bin Haredi erkeğinin Yahudi dini okullarında tam zamanlı eğitim almak için maaş ve burs aldığını ve hükümete ödedikleri vergilerin diğer İsrailli ailelerin ödediğinden üçte bir daha az olduğunu belirtti. İsrail Sosyal Güvenlik Kurumu’nun son raporunda, Haredilerin yaklaşık yüzde 40’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı, Haredi çocukların yüzde 47’sinin yoksulluk içinde yaşadığı ve Haredi erkekler arasındaki işsizlik oranının Yahudi meslektaşlarının üç katına ulaştığı belirtildi. Geçen Mayıs ayında 200’den fazla İsrailli ekonomist, Haredi dini okullarına yönelik finansmanı artırmaya yönelik önerilen hükümet planının yansımaları konusunda uyardı. Ayrıca bu okullarda laik derslerin öğretilmemesi ve maaşlarının yükseltilmemesinin İsrail’i bir Üçüncü Dünya ülkesine dönüştüreceğini iddia etti. Çünkü özellikle de hem erkek hem de kız olmak üzere 300 bin Haredi öğrencinin dini okullarda eğitim görmesi nedeniyle Haredi çocuklar, gelecekte İsrail işgücü piyasasına katılamayacaklar. Bu öğrenciler, genel olarak Yahudi öğrenci sayısının yüzde 18’ini oluşturuyorlar. İsrail İstatistik Ajansı, mevcut eğilimlere göre 2065 yılına kadar İsrailli çocukların yarısının Haredi olacağına inanıyor.

Akımlar ve partiler

Dini ve siyasi olarak Harediler, iki gruba ayrılmıştır: Haredi mezhebi adı verilen küçük bir azınlık ve Agudat Yisrael partisine ve onların destekçilerine bağlı ezici, daha ılımlı bir çoğunluk. Neturei Karta (Şehrin Muhafızları) grubu, 20. yüzyılın başında Siyonizm’e karşı koymak amacıyla kurulan Agudat Yisrael partisinin bir parçası olan en önde gelen Haredi gruplarından biri. Ancak 1935’te Siyonist harekete olan yakınlığının bir sonucu olarak üyelerinin bir kısmı ondan ayrıldı ve daha sonra Neturei Karta hareketini kurdu. Hareketin üyeleri, Agudat Yisrael’den ayrılarak anti-Siyonist yaklaşımı sürdürmeye, Yahudi dininin inanç ve hükümlerine aykırı olduğundan Siyonist düşüncedeki her türlü parçalanma ve asimilasyonu reddetmeye çalıştı. Siyonizm karşıtlıkları, Filistin halkına destekleri ve 1948’de İsrail Devleti’nin kurulmasını kınamaları nedeniyle İsrail yetkililerinin sürekli zulmüne maruz kalıyorlar. Neturei Karta grubu, Kudüs’ün merkezindeki Mea Shearim mahallesinde, Londra’da ve New York’ta dağılmış durumda. Bugün sayıları 5 bin Yahudi'ye ulaşıyor. İsrail’e dini açıdan önem vermese de İsrail’e ve onun kaderine fiilen sempati duyan ılımlı Haredi hareketi, Çabad hareketini ve Şaş partisini içeriyor. Bazı araştırmaların sınıflandırmasına göre İsrail halkının çoğunluğuyla bir arada yaşamayı sürdürme bakış açısından siyasi konularda pragmatik pozisyonlar benimsiyor, eğitim ve dini kurumlarını güçlendirerek, çoğunlukla kültürel ve eğitimsel çabalara odaklanıyor. Bu hareket esas olarak şu anda Birleşik Tevrat Yahudiliği koalisyonunun bir parçası olan Agudat Yisrael hareketini ve partisini içeriyor.

Siyasi güç

Neturei Karta hareketi dışında tüm Haredi mezhepleri, Knesset seçimlerine koalisyon partileri içerisinde katılıyor. Haredilerin fakir olduğunu ve hızla büyüdüğünü ve resmi laik eğitime sınırlı erişime sahip olduklarını gösteren araştırmalara rağmen gerçek, onların artık büyük ve etkili bir siyasi ağırlığa sahip olduklarını doğruluyor. Evlilik, boşanma ve Yahudi kimliğinin verilmesine ilişkin prosedürleri denetlemekle görevlendirilen hükümet organı olan ‘hahamlık’ üzerindeki kontrollerinin yanı sıra, en önde gelen Yahudi kutsal mekanları üzerinde idari kontrole sahipler. Ayrıca Şaş ve Tevrat Yahudiliği gibi başlıca Haredi partileri, Knesset’te 18 sandalye elde etmeyi başardı. Bu da Haredilerin, siyasi gücünü bir bütün olarak İsrail’in kimliğini etkilemek için kullanmasına olanak sağladı, zira koalisyonun devrilmesini veya hayatta kalmasını kontrol edenler onlardır. Zaman zaman Tevrat’ın kanunlarını İsrail’deki yaşam sahnesine dayatmaya çalışıyorlar. Geçen yıl hükümet koalisyonunun kurulmasından kısa bir süre sonra, devlet hastanelerinin Yahudi Pesah (Fısıh) Bayramı sırasında ekmek ürünlerini yasaklamasına izin veren bir yasa çıkardılar. Otobüslerde, ibadethanelerde ve halka açık yerlerde kadın ve erkeğin ayrı tutulmasına imkân verecek mevzuat hazırladıklarını belirttiler.

İsrail medyası, yakın zamanda 3 bin ultra-Ortodoks dindar Yahudinin (Haredi) Gazze’deki savaşa katılmak üzere orduya katılma arzusuna dikkati çekti. Yediot Aharonot gazetesine göre İsrail Ordusu Personel İdaresi’nin yayınladığı veriler, savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana yaklaşık 3 bin ultra Ortodoks Yahudi erkeğinin askerlik hizmetine gönüllü olmak istediğini ve bunlardan 2 bin 100’ünün askerlik görevini yerine getirdiğini gösterdi. Söz konusu verilere göre bu dindar kişiler, idari pozisyonları doldurmak, ölü ve yaralılar için cenaze törenlerine yardımcı olmak, mağdur ailelerine eşlik etmek ve lojistik departmanındaki görevleri yerine getirmek üzere askere alınacak.

Pek çok kişi, bu adımı ordu veya güvenlik hizmetleri çerçevelerine entegre etmek için tarihi bir fırsat olarak değerlendirirken, İsrail’in Bney Brak şehrinin baş hahamı Dov Lando, ultra-Ortodoks liderliğin askerlere yardım etme ve İsrail ordusuna asker alma girişimlerine karşı olduğunu açıkladı. Lando, “Sanrılarınızı, düşüncelerinizi ve hayallerinizi evde bırakın ve öğrenmek, var olmak, tövbe etmek ve dua etmek için Tevrat’ta Tanrı’ya dönün” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.