Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan- Afrika iş birliğinde yeni bir tarih yazıyor

Zirve sonuçlarını altı ay içerisinde takip edecek dört çalışma grubu oluşturuldu.

Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan-Afrika iş birliğinin haritası niteliğinde. (SPA)
Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan-Afrika iş birliğinin haritası niteliğinde. (SPA)
TT

Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan- Afrika iş birliğinde yeni bir tarih yazıyor

Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan-Afrika iş birliğinin haritası niteliğinde. (SPA)
Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan-Afrika iş birliğinin haritası niteliğinde. (SPA)

İlk Suudi Arabistan- Afrika Zirvesi dün, Afrika ülkelerinin liderlerinin geniş katılımıyla Riyad’daki çalışmalarını tamamladı. Afrikalı liderler, zirve sırasında Afrika ülkelerinin Suudi Arabistan ile ilişkilerinde tarihi dönüm olduğunu ve aralarındaki ilişkilerin geleceği ve her alanda gelişmesi için daha geniş ufuklar açacağını vurguladı.

Zirve, Suudi Arabistan- Afrika iş birliğine yönelik yol haritasını da içeren Riyad Deklarasyonu’nun kabul edilmesiyle sona erdi. Proje çerçevesinde liderler, Afrika Kıtası’nın Suudi Arabistan ile paylaştığı stratejik ortaklık, ortak çıkarlar ve coğrafi, tarihi ve kültürel bağlar temelinde Afrika ülkeleri ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğini güçlendirme konusundaki kararlılıklarını yinelediler.

Buna karşılık Suudi Arabistan, Afrika Kıtası’yla tarihi bağlarına ve tüm ülkeleriyle siyasi, ekonomik, yatırım, ticaret, kalkınma, kültürel ve sosyal alanlardaki ilişkilerini geliştirmeye olan ilgisine dikkati çekti.

Afrika ülkelerinin liderleri, Suudi Arabistan’ın, geçtiğimiz günlerde Güney Afrika’da düzenlenen G20 zirvesi sırasında, Afrika Birliği’nin G20’ye daimî üye olarak katılımına verdiği erken desteğe övgüde bulundu.

Liderler, zirvenin dört çalışma grubunun oluşturulmasına ilişkin tavsiyelerini onaylarken, sonuçlarının takip edilebilmesi için zirvenin bitiminden itibaren altı ay boyunca çalışmalarını sürdürmesi gerektiğini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre söz konusu çalışma grupları ‘Siyasi, Güvenlik ve Askeri İşler ile Aşırıcılık ve Terörle Mücadele Grubu’, ‘Ekonomik, Kalkınma, Ticari ve Yatırım İşleri Grubu’, ‘Kültür, Eğitim ve Medeniyet İşleri ve İletişim Grubu’ ve ‘İnsani ve Sağlık İşleri Grubu’ olarak sıralandı.

Diğer yandan Riyad Deklarasyonu’nda, toplantı liderlerinin Filistin’deki durumla ilgili gelişmeleri ele aldığı ve Gazze’deki insani felaketle ilgili derin kaygılarını dile getirdikleri yer aldı. İşgal altındaki Filistin topraklarında gerçekleştirilen askeri operasyonların durdurulması ve sivillerin uluslararası hukuk uyarınca korunması gereğini vurgulayan liderler, uluslararası insan hakları hukukun ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olan İsrail saldırılarını ve Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden zorla yerinden edilmesini durdurmak için İsrail tarafına baskı yapma konusunda uluslararası toplumun oynaması gereken rolün önemli olduğunu kaydetti.

Aynı şekilde deklarasyona göre liderler, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) başta olmak üzere BM kuruluşları da dahil uluslararası insani kuruluşların Filistin halkına insani ve yardım sağlamadaki rollerini yerine getirebilmelerine izin verilmesi ve bu konudaki çabalarının desteklenmesi gerektiğini de vurguladı. Ayrıca İsrail işgalinin temsil ettiği çatışmanın gerçek nedeninin sona erdirilmesinin ve (Filistin halkının 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletlerini kurma hakkını garanti altına almak için iki devletli çözüm ilkesi, Arap Barış Girişimi ve ilgili uluslararası meşruiyet kararları uyarınca) Filistin-İsrail çatışmasına kapsamlı ve adil bir çözüme ulaşmaya yönelik çabaların yoğunlaştırılmasının önemli olduğu ifade edildi.

Fotoğraf Altı: Riyad Deklarasyonu, çatışmanın gerçek nedeni olan İsrail işgaline son verilmesi gerektiğini vurguladı (SPA)
 Riyad Deklarasyonu, çatışmanın gerçek nedeni olan İsrail işgaline son verilmesi gerektiğini vurguladı (SPA)

Açıklamada, Suudi Arabistan liderliğinin ve Afrikalı liderlerin devletlerin egemenliğine saygıyı, iç işlerine karışmamayı ve uluslararası hukuka uygun olarak devletler arasında eşitlik, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar ilkesine dayalı iyi komşuluk ilkesini vurguladıkları, savunma alanlarında iş birliği ve koordinasyonu geliştirme konusundaki kararlılıklarını dile getirdikleri ve terörizm ve her türlü aşırıcılıkla mücadelede birleştirici çabaların altını çizdikleri belirtildi.

Katılımcılar ayrıca, ortak çıkarlara hizmet edecek ve bunları gerçekleştirecek, dünyada güvenlik ve barışın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde iş birliğini geliştirmenin, çabaları koordine etmenin, deneyim alışverişinde bulunmanın ve ülkeleri arasında yakın iş birliği içerisinde terör suçlarının oluşmasını önlemek için gerekli her türlü tedbirin alınmasının önemine dikkat çekti. Ilımlılık ve hoşgörü kültürünün yaygınlaştırılması, güvenlik ve barışın sağlanması, aşırıcılık, fanatizm ve terörizmle mücadele alanındaki çalışmaların arttırılmasının yollarını ele aldı.

Deniz güvenliği

Liderler, mülteci durumu, yasa dışı göç, insan ticareti ve gemi korsanlığıyla mücadele etmek için deniz güvenliğinin iyileştirilmesi, ortak çalışmaya katkıda bulunacak şekilde ülkelerin istikrar ve kalkınma faktörlerinden biri olan deniz emniyeti alanında iş birliğinin güçlendirilmesi başlığını da görüştü. Ayrıca söz konusu iş birliğiyle Afrika ülkelerinin kalkınmasına ve istikrarına katkıda bulunmasını sağlamak, her türlü sınır ötesi suçla mücadele etmek ve bunu bu ülkeler ve halkları için güvenlik ve istikrarı sağlayacak şekilde geliştirmek de dahil, organize suçlarla, uyuşturucu ve psikotrop madde kaçakçılığıyla, kara para aklamayla ve uluslararası kaçakçılık ağlarıyla mücadeleyi amaçladıklarını vurguladı. Aynı şekilde Suudi Arabistan’ın ABD, Fas, İtalya ve Nijer ile birlikte terör örgütü DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyona bağlı Afrika İşleri Odak Grubu’na katılarak başkanlığını yaptığını ve bu gruba iki milyon ABD doları ile destek verdiğini kaydeden katılımcılar, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne bakan Arap ve Afrika Devletleri Konseyi’ni kurma çabalarını da takdirle karşıladı.

Kalkınma alanında 50 yıllık ilişki

Riyad Deklarasyonu’nda liderler, ekonomik, kalkınma, ticari ve yatırım düzeylerinde Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasındaki tarihi ilişkilerin derinliğine vurgu yaptı. Ayrıca Suudi Arabistan’ın, elli yılı aşkın bir süredir birçok hayati sektörde 45 milyar dolardan fazla değerde kalkınma desteği sağlayarak 46 Afrika ülkesine fayda sağladığı kaydedildi.

Afrika ülkelerinin liderleri, Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 45 milyar ABD dolarına ulaşmasından dolayı övgüde bulunurken ikili ticareti çeşitlendirerek ve her iki taraftaki ekonomik kurumlar arasında var olan ilişkileri güçlendirerek ticari ve ekonomik iş birliğini geliştirmeye ve ortak yatırımları teşvik etmeye yönelik çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Liderler, Suudi Arabistan ve Afrika Kıtası’nın çeşitli ekonomik bileşenlerine ve Suudi Vizyon 2030 ile Afrika Gündemi 2063’ün çeşitli alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik sağladığı fırsatlara işaret etti. Bu fırsatlar, ortak çıkarlara ulaşmak amacıyla, başta hava bağlantısı, deniz taşımacılığı ve limanlar olmak üzere ulaştırma ve lojistik hizmetleri alanlarında ortak iş birliğini etkinleştirme ve geliştirme yollarının tartışılmasının öneminin yanı sıra Krallık ile Afrika kıtasındaki ülkeler arasında karşılıklı bir ekonomik fayda anlamına geliyor.

Fotoğraf Altı: Afrika ülkelerinin liderleri, Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasındaki ticari ilişkilerin seviyesine övgüde bulundu. (SPA)
Afrika ülkelerinin liderleri, Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasındaki ticari ilişkilerin seviyesine övgüde bulundu. (SPA)

Suudi Arabistan ve Afrika, son beş yılda aralarındaki ticaret alışverişinde yaşanan kayda değer büyümeyi memnuniyetle karşılayarak, sanayi ve madencilik sektörlerinde iki taraf arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma konusunda mutabakata vardı. İki taraf ayrıca, Suudi Arabistan’ın Afrika’ya petrol dışı ihracatının 2018’den 2022’ye kadar olan dönemde yıllık yüzde 5,96 oranında artarak geçen yılın sonunda 31,94 milyar riyale ulaştığını kaydetti.

Liderler ayrıca, Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde her yıl düzenlenen ve Afrika Kıtası, Ortadoğu ve Orta Asya'daki madencilik faaliyetleriyle ilgili çalışmalar yürüten Uluslararası Madencilik Konferansı’na katılımı da memnuniyetle karşıladı. Ayrıca bu zirvenin oturum aralarında düzenlenen üst düzey ekonomik konferansın sonuçlarını da memnuniyetle karşılayan liderler arasında, turizm, yatırım, finans, enerji, yenilenebilir enerji, madencilik, ulaştırma ve lojistik hizmetleri, tarım, su, iletişim ve bilgi teknolojisi gibi birçok ekonomik alanda 50’den fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı. Aynı zamanda kültür, insan kaynakları, toplumsal kalkınma, spor gibi sosyal alanda da çok sayıda anlaşmaya imza atıldı.

İki taraf, enerji, madencilik, tarım ve gıda güvenliği alanlarında Suudi-Afrika ortaklıklarının güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınmanın finansmanı, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, imalat endüstrilerinin geliştirilmesi, teşvik yoluyla iç ticaretin geliştirilmesi, her iki tarafta ihracatçı ve ithalatçılar arasında periyodik toplantılar düzenlenmesi ve Suudi 2030 Vizyonu ışığında mevcut yatırım alanları ve fırsatları araştırılarak Afrika ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme yollarının görüşülmesi çağrısında bulundu. Vizyon 2030 uyarınca Afrika’daki Suudi yatırımlarının hacmi, yaklaşık 96 milyar Suudi riyaline ulaşacak ve Suudi Kalkınma Fonu, 2030 yılına kadar Kıta’da yaklaşık 18,75 milyar Suudi riyali tutarındaki kalkınma projelerini finanse edecek. Suudi Arabistan’dan Afrika kıtasına yapılan ihracat da 2030 yılına kadar 37,5 milyar Suudi riyali tutarında finanse edilecek ve sigortalanacak.

Fotoğraf Altı: İki taraf enerji, madencilik, tarım ve gıda güvenliği alanlarında Suudi- Afrika ortaklıklarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı. (SPA)
İki taraf enerji, madencilik, tarım ve gıda güvenliği alanlarında Suudi- Afrika ortaklıklarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı. (SPA)

Enerji ve iklim

Enerji alanıyla ilgili olarak ise Afrika ülkeleri, Suudi Arabistan’ın öncü rolünü, OPEC+ ülkeler grubunun küresel petrol piyasalarının güvenilirliğini ve istikrarını artırmadaki rolünü ve küresel piyasalardaki tüm enerji kaynaklarının arz güvenliğinin sağlanması gerekliliğini vurguladı.

Enerji verimliliği, elektrik enerjisi ve yenilenebilir enerji konularında güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi gibi ortak iş birliği alanlarını görüşmek, bu kaynaklardan projeler geliştirmek ve enerji sektörü ürünlerinin yerlileştirilmesi için çalışmalar yapmak istediklerini ifade ettiler.

Riyad Deklarasyonu’na göre Afrika ülkeleri liderleri, Suudi Arabistan’ın Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimlerini başlatmasını memnuniyetle karşılarken, Suudi Arabistan tarafından başlatılan ve G20 ülkelerinin liderleri tarafından onaylanan döngüsel karbon ekonomisi yaklaşımını uygulayarak Krallığın iklim değişikliği alanındaki çabalarına desteklerini bildirdi.  Söz konusu iki girişimi hayata geçirmek istediklerini ifade ederek, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine bağlılığın önemli olduğunu da vurguladılar. Liderler ayrıca, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve insan kaynaklarından ve küresel tedarik zincirlerinden yararlanmak için Suudi Arabistan ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik iş birliğinin ve ortak yatırımın önemli olduğunu kaydetti. Suudi Arabistan da Suudi şirketlerini ve yatırımcılarını Afrika Kıtası’nda çeşitli alanlarda nitelikli yatırımları artırmaya teşvik ettiğini belirtirken, Afrikalı yatırımcıları ve şirketleri de Suudi Arabistan Vizyon 2030’unun sağladığı dev yatırım fırsatlarından, büyük program ve projelerinden yararlanmaya çağırdı.

Fotoğraf Altı: Suudi Arabistan, Suudi şirketlerini ve yatırımcılarını Afrika Kıtası’ndaki nitelikli yatırımları artırmaya teşvik ettiğini bildirdi. (SPA)
Suudi Arabistan, Suudi şirketlerini ve yatırımcılarını Afrika Kıtası’ndaki nitelikli yatırımları artırmaya teşvik ettiğini bildirdi. (SPA)

IMPACT girişimi

Suudi Arabistan’ın dijital ekonomiyi geliştirmeye ve dijital çözümlere erişimi kolaylaştırmaya yönelik Afrika ülkeleriyle ortak çabalarının güçlendirilmesi ve Suudi Arabistan’ın dijital devlet alanında özel sektörün en belirgin başarılarının paylaşılmasındaki öncü rolünün teyit edilmesi çerçevesinde Krallık, Dijital Hükümet Otoritesi ve Dijital İşbirliği Örgütü işbirliğiyle, ülkelerin dijital hükümet alanındaki başarılarını paylaşmasına odaklanan Dijital Pazar Girişimi’ni (IMPACT) başlattı. Bu da dijital hizmetlere erişimin artırılmasına, yaşam kalitesinin yükseltilmesine ve dijital ekonominin geliştirilmesine katkıda bulundu. Söz konusu girişim, dijital gelişimi teşvik etmek, deneyim ve bilgi alışverişinde bulunmak, bölgesel iş birliğini geliştirmek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak amacıyla Krallığın Afrika ülkeleriyle ortaklığa olan bağlılığını yansıtıyor.

Kültürel iş birliğinin artırılması

Diğer yandan Riyad Deklarasyonu, Suudi Arabistan ile Afrika kıtasındaki ülkeler arasında kültürel bir arada yaşamayı ve insani hoşgörüyü teşvik etmenin önemini vurguladı. Liderler, deneyim alışverişine ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunacak şekilde tüm kültürel alanlarda aralarındaki kültürel işbirliğinin güçlendirilmesi, spor ve gençlik alanlarında ortak etkinliklerin düzenlenmesi ve ortak girişimler oluşturulması için çalışmalar yapılması, haber alışverişi, radyo ve televizyon ve medya sektörünün örgütlenmesi alanlarında Suudi- Afrika medya işbirliğine yönelik ortak bir stratejik vizyonun geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi. Ayrıca kadınların ailenin ve toplumun aktif üyeleri olmalarını sağlamanın önemini teşvik etme, aile üyeleri ve toplumda istismar ve aile içi şiddet kavramı ve sonuçları konusunda farkındalığın geliştirilmesi, aile bütünlüğünü ve sivil toplumu güçlendiren ve istikrarını artıran toplumsal değer ve ilkelerin yaygınlaştırılması, Afrika Kıtası’nın tarihini, içerdiği antik eserleri ve kültürleri ve iki taraf arasındaki ortaklıkları tanıtma çağrısında bulunuldu.

Fotoğraf Altı: Liderler, Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasında kültürel kapsamda bir arada yaşamayı ve insani hoşgörüyü teşvik etmenin önemine dikkat çekti. (SPA)
Liderler, Suudi Arabistan ile Afrika Kıtası ülkeleri arasında kültürel kapsamda bir arada yaşamayı ve insani hoşgörüyü teşvik etmenin önemine dikkat çekti. (SPA)

EXPO ve Dünya Kupası

Afrika ülkelerinin liderleri, Suudi Arabistan’ın EXPO 2030’un Riyad şehrinde düzenlenmesi adaylığına desteklerini dile getirirken, bu adaylığın desteklenmesi için her türlü çabayı sarf edeceklerini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ayrıca Suudi Arabistan’ın 2034 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için aday olması da memnuniyetle karşılandı.

Suudi Arabistan da BM Dünya Turizm Örgütü ve Afrika Birliği ile koordineli olarak Afrika Birliği ülkelerinde turizm sektörünü geliştirecek politika, plan ve yönlendirmelerin desteklenmesine, Afrika Birliği ülkelerinde insani yeteneklerin ve eğitim kurumlarının geliştirilmesi için gerekli teknik desteğin sağlanmasına ve Afrika ülkelerinde kapsamlı ekonomik kalkınmayı desteklemek için turizm sektöründen istenen faydayı elde etmek üzere gelişmelerine katkıda bulunulmasına yönelik duyduğu memnuniyeti vurguladı.



Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu işletme kârını ikiye katladı; varlıkları 2025’te 1,21 trilyon dolara yükseldi

Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
TT

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu işletme kârını ikiye katladı; varlıkları 2025’te 1,21 trilyon dolara yükseldi

Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)
Kral Abdullah Finans Merkezi’ndeki Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu Kulesi (PIF)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), ekonomik dönüşümün öncüsü ve kıtalararası küresel bir yatırımcı olarak konumunu pekiştiren bir adımla, 2025 yılına ait mali performans detaylarını uluslararası piyasaların takibine sundu. Londra Borsası’nda konsolide ve denetlenmiş mali tablolarını yayımlayan PIF, yıllık net kârını yüzde 152 gibi rekor bir oranda artırarak 17,36 milyar dolara (65,1 milyar riyal) yükselttiğini ve toplam varlıklarını yüzde 5 artışla 1,21 trilyon dolar (4,54 trilyon riyal) sınırına ulaştırdığını açıkladı.

Rakamlardaki bu yükselişin sadece piyasa dalgalanmalarının bir sonucu olmadığı, aksine oldukça esnek bir genişleme stratejisinin yansıması olduğu belirtildi. PIF’ın bu süreçte, HUMAIN şirketi aracılığıyla yapay zekâ gibi geleceğin sektörlerine yönelirken, diğer yandan Riyad Expo 2030 gibi büyük egemen projelerle yerel kalkınmaya öncülük ettiği ifade edildi. Ayrıca, yenilikçi yeşil finansman araçlarının devreye alınmasıyla birlikte, yabancı yatırımcıların fonun likiditesine ve sürdürülebilirliğine olan güveninin arttığı kaydedildi.

Operasyonel verimlilik ve kârlılıkta rekor artış

Konsolide mali tablolar, temel olarak iştirak ortaklıklarındaki kâr artışı ve fonun idari giderlerindeki yüzde 9’luk düşüşün etkisiyle, yıllık bazda kârlılıkta büyük bir geri dönüşe işaret etti. Bu durum, işletme verimliliğinin artırıldığının ve harcamaların sıkı bir şekilde kontrol altında tutulduğunun net bir göstergesi olarak değerlendirildi. Faaliyet kârı, 2024 yılındaki 9,2 milyar dolarlık (34,6 milyar riyal) seviyesinden yüzde 120’yi aşan bir sıçramayla 20,8 milyar dolara (77,9 milyar riyal) ulaştı.

Bu yükseliş, toplam gelirlerin bir önceki yıla kıyasla (413 milyar riyal) yüzde 9 oranında artarak 119,73 milyar dolara (449 milyar riyal) ulaşmasıyla desteklendi. Bu durum, fon portföyünün sürekli büyüdüğünü ve getirilerinin arttığını ortaya koydu.

Söz konusu güçlü faaliyet performansı doğrudan 2025 yılı net kârına da yansıdı. Net kâr, 2024 yılındaki 25,8 milyar riyal seviyesine kıyasla yüzde 152’lik rekor bir artışla 17,36 milyar dolara (65,1 milyar riyal) yükselerek bir önceki yılki seviyesini ikiye katladı.

Bu büyüme süreci, fonun 93,33 milyar doları (350 milyar riyalden fazla) aşan yüksek nakit ve nakit benzeri varlık seviyesini korumasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu veri, PIF’ın yatırım stratejisini başarıyla sürdürme konusundaki yüksek mali kabiliyetini tescilledi.

Varlıkların yükseliş süreci ve 2030 hedefleri

Bu güçlü mali sonuçlar, fonun varlık tabanını ve yatırımlarını hızla genişletmeye devam ettiği bir dönemde geldi. Vizyon 2030’un yıllık raporuna göre, 2017 yılında yaklaşık 720 milyar riyal olan varlıklar, geçtiğimiz yılın sonu itibarıyla 4,54 trilyon riyale (1,21 trilyon dolar) yükselirken, 2030 yılına kadar 10 trilyon riyale ulaşılması hedefleniyor.

fvbthynj6m
Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) Başkanı Yasir er-Rumeyyan, Geleceğe Yatırım Girişimi Vakfı’nın düzenlediği bir zirvede katılımcılara hitap etti. (Şarku’l Avsat)

Bu ivme, PIF’ın bu yılın başında açıkladığı ve stratejik sektörleri inşa etme aşamasından, ekonomik ekosistemlerde entegrasyonu sağlama ve büyümeyi hızlandırma aşamasına geçmeyi amaçlayan yeni dönem (2026-2030) stratejisiyle de uyumluluk gösteriyor. Söz konusu strateji, Vizyon 2030’un üçüncü aşaması doğrultusunda özel sektörü sadece projeleri uygulayan bir aktör olmaktan çıkarıp değer yaratmada bir ortak konumuna getirmeyi ve uzun vadeli yatırımlarda daha derin ortaklıklara zemin hazırlamayı hedefliyor.

Bu bağlamda PIF Başkanı Yasir er-Rumeyyan, yeni stratejinin ‘büyüme ve genişleme aşamasından; sürdürülebilir değer yaratma, etkiyi en üst düzeye çıkarma ve yatırım verimliliğini artırma odaklı yeni bir aşamaya geçişi temsil eden doğal bir ilerleme’ olduğunu vurguladı. Er-Rumeyyan, bu hedefe, önceki planlarda yer alan 13 stratejik sektörün, belirli hedefleri olan şirketlere dayalı 6 entegre ekonomik ekosisteme dönüştürülmesiyle ulaşılacağını belirtti. Ayrıca mali getirileri artırmaya ve yatırım verimliliğine bağlı kalmaya odaklanılacağını, yatırım ve projelerin performansının sürekli olarak değerlendirileceğini ifade etti.

Geleceğin sektörlerine öncülük etmek

Geleceğin sektörleri kapsamında PIF, 2025 yılı boyunca altyapı, veri merkezleri, bulut teknolojileri, gelişmiş model ve uygulamaları içeren yapay zekâ değer zincirinin tüm aşamalarında yatırım yapma konusunda uzmanlaşan HUMAIN şirketini kurarak yapay zekâ ve ileri teknolojilerin geliştirilmesini hızlandırmaya odaklandı.

Bu doğrultuda atılan stratejik bir adımla PIF, ana varlıkları entegre etmek ve şirketin teknolojik kapasitesini genişletmek amacıyla Saudi Aramco ile ön protokol imzaladı. Anlaşma uyarınca çoğunluk hissesi fonda kalırken, Aramco HUMAIN şirketinde önemli bir azınlık hissesi devralacak.

dfbytnm
Riyad’da düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı sırasında ziyaretçiler, Suudi yapay zekâ şirketi HUMAIN’in standını inceliyorlar. (AFP)

Geleceğin mobilitesi ve sürdürülebilirlik sektöründe ise çoğunluk hissesi fona ait olan Lucid Group, araç teslimatlarının yıllık bazda yüzde 55 oranında büyük bir artış göstererek 2025 yılında 15 bin 841 araca ulaştığını duyurdu. Bu gelişme, Formula E ortaklığıyla başlatılan ve 2025 yılı sonuna kadar Suudi Arabistan, ABD ile Birleşik Krallık’ta 50 binden fazla öğrenciye ulaşmayı hedefleyen, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) eğitimini yaygınlaştırmaya yönelik Driving Force programının hayata geçirilmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Turizm ve eğlence sektörü

Yerel kalkınma alanında ise PIF, öncü yerel kalkınma ve turizm projelerini desteklemek ve ekonomik ekosistemi güçlendirmek amacıyla adımlarını hızlandırdı. Bu kapsamda, Suudi Arabistan’ın ev sahipliği yapacağı Expo 2030’un tesislerini geliştirmek, işletmek ve bu tesislerden uzun vadeli yatırım fonu sağlamak üzere Expo 2030 Riyad şirketi kuruldu. Projenin sürdürülebilir turizmi desteklemeye, özel sektör için yeni fırsatlar yaratmaya; inşaat, işletme ve sonraki aşamalarda gayri safi yurt içi hasılaya olan katkıyı artırmaya güçlü bir destek sunması bekleniyor.

Eğlence ve lüks turizm sektöründe de 2025 yılında önemli gelişmeler kaydedildi. Kıddiye şehri, Kuzey Amerika dışındaki ilk Six Flags eğlence parkının açılışını duyurarak krallıkta benzersiz bir destinasyon oluşturdu. Bunun yanı sıra Red Sea Global şirketi, lüks kıyı destinasyonu Amaala’nın resmi açılışını gerçekleştirdiğini ilan etti.

Bu büyük inşaat ve kalkınma projelerine paralel olarak mali tablolar, PIF’ın yatırım amaçlı gayrimenkuller kaleminde de bir yükseliş ortaya koydu. Buna göre yatırım amaçlı gayrimenkullerin değeri, 2024 yılındaki 17,46 milyar dolarlık seviyesinden 21,46 milyar dolara ulaştı.

Yeşil finans dönemi

PIF’ın 576,4 milyar dolar değerindeki yatırım amaçlı menkul kıymetlerinin detayları, sürdürülebilir getiriler sağlamak amacıyla risklerin coğrafi ve parasal olarak çeşitlendirilmesine dayalı sıkı bir felsefeyi ortaya koydu. Buna göre, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi 344,2 milyar dolarla en büyük paya sahip olmayı sürdürürken, bu bölgeyi 145,9 milyar dolarla Kuzey Amerika, 44,7 milyar dolarla Avrupa ve 41,6 milyar dolarla Asya piyasaları takip etti.

bhnj6y7j
Suudi Arabistan’ın başkentinin havadan çekilmiş bir fotoğrafında Kamu Yatırım Fonu Kulesi görülüyor. (SPA)

Sermaye piyasalarını desteklemek amacıyla PIF, bölgeye odaklanan yenilikçi yatırım stratejileri geliştirmek üzere Goldman Sachs Asset Management ve Franklin Templeton gibi küresel finans kuruluşlarıyla mutabakat zaptı imzaladı. Finansman mimarisi alanında ise PIF, euro cinsinden ihraç ettiği 1,65 milyar euro değerindeki ilk yeşil tahvil ihracıyla yeni bir finansal başarıya imza attı. Söz konusu ihraç, arz edilen miktarın 6 katından fazla talep görerek rekor bir katılım kaydetti. Bunun yanı sıra, kısa vadeli bir finansman kanalı olarak ilk finansman bonosu programı da hayata geçirildi.

Özel sektörün güçlendirilmesi

Yerel ekonomik ekosistemi destekleme taahhüdü kapsamında PIF, büyük projelerdeki mevcut fırsatları değerlendirmek amacıyla portföy şirketleri ve kamu kurumlarının geniş katılımıyla Kamu Yatırım Fonu ve Özel Sektör Forumu’nun üçüncüsünü düzenledi. PIF’ın girişimleri; yerlileştirmeyi güçlendirme, yerel tedarikçileri geliştirme ve yeni başlayan projelerde özel sektörün payını artırma yönündeki çalışmalarını sürdürdü. Bu adımların, kaydedilen tarihi mali büyümenin önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan ekonomisinin kapsamlı ve sürdürülebilir yapısına doğrudan yansımasını güvence altına aldığı belirtildi.


Yeni Hicaz Demiryolu, Körfezi Avrupa'ya bağlayacak bir strateji olarak geri dönüyor

Hicaz Demiryolu, kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak bir kez daha gündemde (AFP)
Hicaz Demiryolu, kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak bir kez daha gündemde (AFP)
TT

Yeni Hicaz Demiryolu, Körfezi Avrupa'ya bağlayacak bir strateji olarak geri dönüyor

Hicaz Demiryolu, kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak bir kez daha gündemde (AFP)
Hicaz Demiryolu, kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak bir kez daha gündemde (AFP)

Muhammed Ali el-Arimi

Uluslararası sahnede jeopolitik ve ekonomik dönüşümlerin hızlandığı bir dönemde, tedarik zincirleri ve ticaret koridorları hakkındaki tartışmalar artık sadece analitik lüks olmaktan çıkıp, küreselleşmenin yeni haritasında yer almayı hedefleyen ülkeler için ulusal stratejilerin omurgası haline geldi. Özellikle de 2024 ve 2026 yılları arasında denizlerde seyrüseferi etkileyen, Babu’l Mendeb Boğazı ile Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları nedeniyle Süveyş Kanalı'ndan geçen trafiğin yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalmasına neden olan ardı ardına gelen krizlerden sonra.

Bu tamamen jeo-ekonomik perspektiften bakıldığında, Hicaz Demiryolu, nostalji uyandıran tarihi bir iş olarak değil, Arap Körfezi limanlarını Avrupa'nın kalbine birleşik bir ağ üzerinden bağlamanın ekonomik avantajlarına sahip kıtalararası bir kara lojistik koridoru olarak, çağdaş stratejik düşüncede yeniden ön saflara yerleşti.

Dikkatler şimdi, Umman Sultanlığı'ndan başlayıp Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye'den geçerek Avrupa kıtasının doğal kapısı olan, onunla doğrudan demiryolu bağlantısı bulunan Türkiye'ye ulaşan entegre bir güzergâh boyunca bu hattı canlandırmayı ve geliştirmeyi amaçlayan fizibilite çalışmalarına ve lojistik planlara yönelmiş durumda. Bu güzergâh, en modern teknik standartlara göre yılda milyonlarca ton mal taşıyabilecek modern bir ulaşım sisteminin önünü açacaktır.

Tarihsel ve teknik bağlamla ilgili olarak, Osmanlı Padişahı İkinci Abdülhamit döneminde 1 Mayıs 1900'de resmi kararnameyle inşa edilmeye başlanan ve 1 Eylül 1908'de resmi olarak açılan orijinal Hicaz Demiryolu'nun, Şam'ı Medine'ye bağlayan bin 308 kilometre uzunluğunda olduğunu hatırlatmakta fayda var. O dönemde, bin 050 milimetre genişliğinde dar hatlı bir ray sistemi kullanılıyordu.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki siyasi dağılma sebebiyle bu hat uzun yıllar kapalı kalmış ve büyük bir bölümü yıkılmış olsa da bugün önerilen ekonomik vizyon, mühendislik ve finansal temelleri ile eskisinden tamamen farklı. Nitekim modern ağlarla tam uyumluluk sağlamak için bin 435 milimetrelik küresel standart hat genişliğini kullanarak hatlar inşa etmeyi veya mevcut hatları buna uygun olacak şekilde yenilemeyi amaçlıyor.

Bu teknolojik dönüşüm, projenin Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ortak demiryolu ağını entegre etmeyi amaçlaması nedeniyle ekonomik blokları birbirine bağlamanın temel taşını temsil ediyor. Proje, Körfez ülkeleri arasındaki yüksek düzeyde koordinasyonla aşamaları tamamlanmaya çalışılan ve toplam uzunluğu yaklaşık 2 bin 177 kilometre olan bu ortak demiryolu ağını, Arap Maşrık (Levant) bölgesi ve Güney Avrupa'daki kara ulaşım sistemleri ile entegre etmeyi hedefliyor.

Yukarıdakilere ilave olarak, Umman Sultanlığı'nın “Vizyon 2040” projesinin temsil ettiği lojistik stratejilerin yakından incelenmesi, Duqm ve Sohar limanları gibi bu koridorun deniz-kara başlangıç ​​noktasını oluşturan limanların ve özel ekonomik bölgelerin geliştirilmesine yönelik yatırımların boyutunu ortaya koyuyor.

Bu yönelim, Umman ve BAE arasında stratejik bir ortaklık olan ve Sohar Limanı’nı BAE'nin ulusal ağına bağlayan 303 kilometrelik bir demiryolu hattının inşası için yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım ile “Hafeet Rail” Şirketinin kuruluşuyla pratik olarak somutlaşmıştır.

Bu perspektiften bakıldığında, bir sonraki adımın, bu ağın Suudi Arabistan’ın derinliklerine bağlanması olması, bilhassa Krallığın kuzey sınırına kadar uzanan gelişmiş bir demiryolu altyapısına sahip olması nedeniyle mantıklı bir adımdır. Suudi Arabistan Demiryolu Şirketi, Riyad'dan Ürdün sınırındaki el-Hadisa ve el-Kurayyat'a kadar bin 242 kilometre uzunluğundaki Kuzey Tren Hattı'nı işletmektedir. Bu, pratikte Suriye sınırına ulaşmak için gereken altyapının büyük bir kısmının artık faaliyette olduğu ve saatte yaklaşık 120 kilometre hızla gidebilen yük trenlerinin ve saatte yaklaşık 200 kilometre hızla gidebilen yolcu trenlerinin bu ağı kullanabileceği anlamına geliyor.

Öte yandan, Suudi Arabistan'ın ulaşım ve lojistik sektörünü Vizyon 2030'un en önemli sütunlarından biri olarak belirlemesi ve bu sektörün GSYİH'ye katkısını bu on yılın sonuna kadar yüzde 6’dan yüzde 10’a çıkarmayı hedeflemesi nedeniyle, finansal ve jeoekonomik analizler Suudi Arabistan'ın kilit rolünü de dikkate almalıdır.

Riyad, bölgenin en büyük projesi olan ve tahmini maliyeti 7 ila 10 milyar dolar arasında değişen “Suudi Arabistan Kara Köprüsü” projesiyle bu yönelimi destekliyor. Bu proje, ülkenin doğusunu ve batısını demiryolu hattıyla birbirine bağlayacak. Bin 300 kilometrelik hat, Dammam'daki Kral Abdulaziz Limanı'ndan Cidde’deki İslam Limanı'na kadar uzanıyor.

Bu kara köprüsünün, kuzeye doğru giden modernize edilmiş Hicaz Demiryolu ile kesişmesi, Hint Okyanusu ve Arap Körfezi'nden Avrupa'ya kara yoluyla mal taşımacılığını, kritik deniz koridorlarından geçmeye gerek kalmadan mümkün kılan eşsiz bir lojistik merkezi oluşturacaktır. Bu ise normal şartlarda Ümit Burnu üzerinden ortalama 22 gün veya Süveyş Kanalı üzerinden 14 gün süren lojistik yolculuk süresini, birleşik kara ağı üzerinden sadece beş ila yedi güne indirmektedir.

Marmaray Tüneli

Ancak, planlamadan fiili uygulamaya geçiş, demiryolunun Ürdün ve Suriye topraklarına ulaştığı noktada en büyük zorlukla karşılaşıyor ki bu bölge, bahsedilen uluslararası lojistik zincirinin merkezi bağlantısını oluşturuyor.

Ürdün, yaklaşık 900 kilometre uzunluğunda ve tahmini maliyeti 2,5 ila 3 milyar dolar olan ulusal bir demiryolu ağı projesini yıllardır hayata geçirmeye çalışıyor. Bu ağ, güneydeki Akabe Limanı’nı başkent Amman'a ve ardından Suudi Arabistan ve Suriye sınırlarına bağlamayı hedefliyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre finansman, bu hedefin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

İşler Suriye topraklarına girildiğinde daha da karmaşıklaşıyor. 2011 yılından önce 2 bin 450 kilometre uzunluğunda olan ve yılda yaklaşık 10 milyon ton mal taşıyan demiryolu altyapısı, raylarının, istasyonlarının ve depolarının yüzde 70'inden fazlasına uzanan büyük bir hasara maruz kaldı.

Dünya Bankası analistleri, Suriye'deki bu hayati sektörün uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi ve yeniden inşası için en az 4 ila 5 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulacağını tahmin ediyor ve ayrıca sınır ötesi sevkiyatların güvenliğini garanti altına almak için sürdürülebilir bir siyasi ve güvenlik istikrarın da şart olduğunu belirtiyor.

Bu rakamlara dayanarak, bu güzergahın kuzey ucundaki Türkiye'nin bu projeye en hazır lojistik ortak olduğu açığa çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), 13 bin kilometreyi aşan geniş bir ağa sahip ve Ankara 2053 stratejisi kapsamında toplamda 190 milyar doları aşan yatırımlar ile bu ağı 28 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyor; bu yatırımlar içinde demiryolu sektörü en büyük paya (yüzde 60) sahip.

Türkiye'nin bu projedeki stratejik önemi, 29 Ekim 2013'te açılan, Boğaz’ın altından geçen ve tarihte ilk kez Asya ile Avrupa kıtalarını karadan birbirine bağlayan ünlü Marmaray demiryolu tüneline sahip olmasında yatıyor. Şu anda kıtaları aşan uluslararası yük trenleri bu tüneli kullanıyor.

Buna ilave olarak, Hicaz Demiryolu'nun tarihi Meydan-ı Ekbez Sınır Kapısı veya yeni güzergahlar üzerinden Türk ağına bağlanması, KİK ülkeleri ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki son resmi istatistiklere göre 170 milyar avroyu aşan muazzam ticaret hacminden faydalanarak, Körfez ülkelerinin mallarının doğrudan Macaristan, Avusturya ve Almanya'ya sorunsuz bir şekilde akmasını sağlayacaktır.

Gümrük ve idari haritayı inceleyen herkes, demiryolları ve köprülerin inşasının temsil ettiği mühendislik zorluklarının ve sorunlarının hikâyenin sadece yarısını oluşturduğunu anlayacaktır. Diğer yarısı ise transit taşımacılığı düzenleyen yasal çerçeveler ve uluslararası anlaşmalarla temsil edilen yumuşak altyapıda yatmaktadır.

Rutin gümrük işlemleri ve belge kontrolleri nedeniyle sınır geçişlerinde yaşanan gecikmelerin, Ortadoğu'daki kara taşımacılığına toplam yüzde 40'a kadar varan ek bir maliyet ekleyebileceği bilinen bir ekonomik gerçektir.

Birleşik gümrük anlaşması

Yeni Hicaz Demiryolu projesinin deniz taşımacılığına gerçek bir rakip olabilmesi için, beş katılımcı ülkenin, dijital ön gümrükleme sistemini benimseyen, her sınır geçişinde tekrarlanan denetimler olmadan mühürlü konteynerlerin geçişini sağlamak için “TIR Sistemi” olarak bilinen uluslararası karayolu taşımacılığı anlaşmasını uygulayan birleşik bir gümrük anlaşması imzalaması gerekiyor. Ayrıca, koridoru yönetmek, istikrar ve finansal şeffaflık arayan uluslararası nakliye şirketleri açısından ticari cazibesini korumak amacıyla ton ve kilometre başına navlun oranını standartlaştırmak için ortak bir üst düzey demiryolu otoritesi kurulması da şart.

Diğer bölgesel projeleri bu proje ile karşılaştıran bir analizde, Hicaz Demiryolu'nun yeniden canlandırılması, Irak'ın 17 milyar dolarlık “Kalkınma Yolu” projesinden (Fav Limanı’nı Türkiye'ye bağlayan ve 2029'da tamamlanması hedeflenen 1200 kilometrelik yol) veya Eylül 2023'te duyurulan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (EIEC) projesinden ayrı olarak değerlendirilemez. Bununla birlikte, daha derinlemesine bir coğrafi analiz, Hicaz Demiryolu'nun bu tür karşılaştırmalarda benzersiz bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Zira bu proje Arap Yarımadası ile Maşrık’ın kalbindeki büyük tüketim ve sanayi bloklarını düz ve sürdürülebilir bir kara yoluyla birbirine bağlıyor. Böylece konteynerlerin gemilerden trenlere boşaltılmasını ve ardından yeniden yüklenmesini gerektiren çok modlu nakliye operasyonlarına olan ihtiyacı azaltıyor ki, bu operasyonlar hasar olasılığını yüzde 15 artırıyor ve genel lojistik maliyetlerini yükseltiyor.

Hicaz Demiryolu hattı ile beş ülkenin birbirine bağlanmasının, hattın modernizasyonunun ve uluslararası standartlara uygun hale getirilmesinin toplam maliyeti tahmini olarak 35 milyar dolardır. Bu rakam, büyüklüğüne rağmen, uzun vadeli stratejik getirileri ile karşılaştırıldığında ve bölge ekonomilerini deniz boğazlarında yaşanan dalgalanmalardan koruyan güvenli ve sürdürülebilir bir alternatif sunduğu, jeo-ekonomik entegrasyonda Arap Maşrık bölgesinde 21. yüzyılın zorlukları ve emelleriyle uyumlu yeni bir sayfa açacağı göz önüne alındığında, ticari olarak faydalı olmayı sürdürmektedir.

* “Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.”


Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)

Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Göstergeleri Veri Tabanı'ndaki ülke verileri ile Genel İstatistik Kurumu'nun (GASTAT) pazartesi günü yayımladığı 2025 Güvenlik Endeksi sonuçlarına göre G20 ülkeleri arasında güvenlik açısından ilk sırada yer aldı.

Açıklanan sonuçlara göre, gece saatlerinde yaşadıkları bölgelerde tek başına yürürken kendilerini güvende hissettiğini belirtenlerin oranı, toplam nüfusun yüzde 97,7'sine ulaştı.

Genel İstatistik Kurumu, elde edilen sonuçların Suudi Arabistan'ın tüm bölgeleri ve vilayetlerinde sağlanan güvenlik ortamının, ilgili kamu kurumlarının koordineli çalışmaları sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Açıklamada, bu başarının ülkede ekonomik, gıda, çevre, sağlık, sosyal, siyasi, fikrî, teknolojik ve siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda güvenliğin ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik sürdürülen çalışmalarla uyumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesinin de bu sonuca katkı sağladığı, bunun da Suudi Arabistan Vizyonu 2030 hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.

Genel İstatistik Kurumu'nun tüm istatistik çalışmalarını, her istatistiksel ürünün niteliğine uygun, uluslararası istatistik kuruluşlarının benimsediği iş süreçleriyle uyumlu standart bir metodoloji çerçevesinde yürüttüğü belirtildi. Kişisel Yaşam Kalitesi Araştırması'nın da kurumun istatistiksel ürünlerinden biri olduğu ifade edildi.