Gazze savaşının sonuçları, Suriye'de DEAŞ'ın geri dönmesine zemin mi hazırlıyor?

Rusafa'daki son saldırılar, örgütün savaş taktiklerinde, ülkenin doğusunda yaşanan gerginlikten yararlanarak büyüyen bir gelişmeye işaret ediyor

Suriye sokaklarında DEAŞ'ın bugüne kadar neden bitirilmediği soruları dolaşıyor (Independent Arabia)
Suriye sokaklarında DEAŞ'ın bugüne kadar neden bitirilmediği soruları dolaşıyor (Independent Arabia)
TT

Gazze savaşının sonuçları, Suriye'de DEAŞ'ın geri dönmesine zemin mi hazırlıyor?

Suriye sokaklarında DEAŞ'ın bugüne kadar neden bitirilmediği soruları dolaşıyor (Independent Arabia)
Suriye sokaklarında DEAŞ'ın bugüne kadar neden bitirilmediği soruları dolaşıyor (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem 

Bölgede hâkim olan sıcak atmosfer ve Amerikan üsleri ile İran'a bağlı gruplara ait savaş noktaları arasındaki askeri gerilimin artmasıyla DEAŞ, Suriye çölünde etkinliğini artırdı.

Stratejik alan

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, makineli tüfeklerle donanmış örgüt mensuplarının Rakka-Humus üçgenindeki Rusafa çölünde yayılmış askeri mevzilere düzenlediği saldırı sonrasında Milli Savunma'ya bağlı düzenli ve yardımcı kuvvetlerden 34 askeri mensubun öldürüldüğünü bildirdi. 

Doğuda Deyrizor, kuzeyde Rakka ve Humus ili ile komşu olan Rusafa, düzenli güçler ile aşırılık yanlıları arasındaki çatışmalara sahne oluyor.

Dikkatler, örgütün stratejik çöl konumunu, Suriye çatışmasının tüm taraflarınca kontrol edilen bölgelere doğru ilerlemek için hayati bir alan haline getirerek nelerden yararlanabileceğine çevriliyor.

Bir yanda düzenli kuvvetler, onları destekleyen güçler, Rusya ve İran müttefikleri, diğer yanda ABD önderliğindeki DEAŞ ile mücadeleye yönelik uluslararası koalisyonun güçleri ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yer alıyor.

Gözlemciler bu son saldırıyı bugüne kadarki en şiddetli saldırı olarak değerlendirdi.

Bu, Mart 2019'un ortasında Deyrizor'un doğu kırsalındaki El-Bağuz bölgesinin çökmesinden bu yana DEAŞ'ın savaş taktiklerinde giderek artan bir gelişmeye işaret ediyor.

Bu saldırı, tüm tarafların ve uluslararası toplumun, 7 Ekim 2022'de Gazze savaşının patlak vermesinden dolayı meşgul olduğu bir dönemde gerçekleşti.

Bu süre zarfında, Hamas'ın Aksa Tufanı operasyonunu başlatmasıyla, güney Lübnan'dan doğu Suriye'ye kadar birçok alanda çatışmalar genişledi, özellikle Amerikan kuvvetleri ile Tahran yanlısı gruplar arasındaki çatışmaların merkezi olarak görev yaptığı bir dönemde tüm bunlar gerçekleşti.

DEAŞ saldırısı

Bu arada Kudüs Tugayı'na bağlı özel kaynaklar, El Tayba, Rasm El Kum ve Vadi El Latum'a doğru uzanan bölgelerdeki askeri noktalara 8 Kasım günü DEAŞ militanları tarafından saldırı düzenlendiğini bildirdi.

El-Kuds Tugayı adlı askeri birliğin, DEAŞ üyeleri tarafından gerçekleştirilen saldırıya karşı roketler, ağır ve orta silahlarla verdiği karşılık ve saldırının ardından militanların büyük kayıplarla geri çekilmesi dikkat çekiyor.

Saldırının, örgüt üyelerinden ikisinin bir gün önce Fethetu Manşar bölgesindeki bir aracın karadan yerleştirilen mayına çarpması sonucunda hayatını kaybetmesinin ardından gerçekleştiği bildirildi.

El-Kuds Tugayı, çoğunluğu Suriyeli Filistinlilerden oluşan bir askeri birliktir ve rejim güçlerinin bir parçası olarak hareket eder.

Suriye'deki savaşın başlamasıyla birlikte, özellikle başkent Şam ve Halep'teki Filistin kamplarını koruma ve geri alma rolü üstlendi.

Son zamanlarda, faaliyetlerini çoğunlukla çöl bölgelerine yoğunlaştırdı ve radikal örgütlerle mücadelede aktif hale geldi.

Saha kaynakları, DEAŞ'ın yeni askeri teçhizat tedarikine sahip olduğunu ve çatışan tarafların askeri yeteneklerini geliştirmek için çölde yaşanan çatışmalarla meşgul olmalarından yararlandığını öne sürüyor.

Örgütün yeni lideri Ebu Hüseyin el-Kureyş'in gelişiyle birlikte yayınlarını durdurmadığına, uluslararası toplumun inandığı gibi hâlâ çatışmanın kalbinde yer aldığına ve geri çekilmediğine dair siyasi mesajlar var.

DEAŞ neden hala orada?

Gözlemcilerin örgütü genişlemeye ittiğine inandıkları ek faktörler var.

Bu faktörler arasında, örgütün bölgenin doğasını bilmesi ve kendi düşüncelerinin bölgedeki geniş kaotik ortamda destek bulması yer almıyor.

Ayrıca, örgüt yol kenarlarına mali haraçlar koyuyor, silah altında hakimiyetini kuruyor.

Ayrıca askeri ve sivil araçlara yönelik sürekli saldırılar gerçekleştirmekte, yerini gizlemek için suç örgütlerinin savaş taktiklerini kullanıyor.

Bu çerçevede, 10 Ağustos'taki toplu taşıma araçlarına yönelik en şiddetli saldırılardan birini gerçekleştirirken onlarca kişi hayatını kaybetti.

Uluslararası koalisyonun DEAŞ ile mücadelesinin ağırlıklı olarak Suriye'nin doğusundaki direniş eksenine yoğunlaştığı bir dönemde, Rus güçleri, Suriye'deki muhalif bölgeleri hedef alarak 8 Ekim'den bu yana kuzeybatıdaki çatışma bölgelerine odaklandı.

Rusya'nın Suriye'deki Uzlaşma Merkezi başkanı Vadim Collet, "Rus ve Suriye kuvvetlerinin, 34 saha komutanı dahil olmak üzere 200 militanı hedef aldığını" doğruladı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ise ABD Hava Kuvvetlerinin, Amerikan personelini hedef alan saldırılara tepki olarak Suriye'nin doğusunda İran'la bağlantılı bir silah deposuna baskın düzenlediğini duyurdu.

Bu sırada, Suriye'nin sokaklarında, neden DEAŞ örgütünden hala kurtulamadıklarına dair sorular soruluyor.

Örgütün çöküşünden önce Suriye ve Irak'ta 240 bin kilometrekarelik bir alanı kontrol ettiği düşünüldüğünde, örgüt mensuplarının çoğunun bataklıklarda, mağaralarda ve çeşitli yeraltı sığınaklarında saklandığına dair bilgiler var.

Bu durum, 12 yıl önce Suriye'deki savaşın başlamasından bu yana ülkede görülen en tehlikeli aşırı gruplardan biri olarak tehdidin gün geçtikçe artmasına neden oluyor, bölgedeki her gerilimle birlikte tehlike seviyesi yükseliyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.