Umman’ın ekonomik hareketlilik ve finansal istikrar ile geçen 53 yılı

Gazze ile dayanışma amacıyla tüm kutlamalar iptal edildi.

Umman Sultanlığı’nın 53. Ulusal Günü’nde askerî geçit töreni düzenlenecek.
Umman Sultanlığı’nın 53. Ulusal Günü’nde askerî geçit töreni düzenlenecek.
TT

Umman’ın ekonomik hareketlilik ve finansal istikrar ile geçen 53 yılı

Umman Sultanlığı’nın 53. Ulusal Günü’nde askerî geçit töreni düzenlenecek.
Umman Sultanlığı’nın 53. Ulusal Günü’nde askerî geçit töreni düzenlenecek.

Umman Sultanlığı, 53. Ulusal Günü vesilesiyle yapılacak tüm kutlama etkinliklerini, Gazze Şeridi'ndeki trajedi nedeniyle iptal etti. Umman Ulusal Kutlamalar Genel Sekreterliği, 53. Ulusal Bayram programının, Sultan Heysem bin Tarık'ın yüksek himayesi altındaki askerî geçit töreni ve Umman bayraklarının çekilmesiyle sınırlı kalacağını duyurdu. Bu kararın, ‘kardeş Filistin halkı ile dayanışma’ anlamına geldiği vurgulandı.

Umman, her yıl 18 Kasım'daki 53. Ulusal Bayramı'nı bu yıl, büyük ekonomik gelişmeler ve devlet idari teşkilatını yeniden yapılandırmasının ortasında kutluyor. Bu gelişmeler, ‘Umman 2040 Vizyonu’ ile uyumlu olarak gerçekleştirildi. Bu vizyon, ekonomik büyümeyi desteklemeyi, gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi, mali sürdürülebilirliği sağlamayı, harcama verimliliğini artırmayı ve eğitim ve sağlık sistemini yüksek kalitede güçlendirmeyi hedefliyor.

csdfvegr
Umman Sultanlığı, ekonomik düzeyde büyük gelişmelere ve devletinin idari aygıtının yeniden yapılandırılmasına tanık oluyor. (Umman)

Umman Sultanlığı, geçen ekim ayında 10. Dönem Şura Meclisi üyelerinin seçimlerini gerçekleştirdi. Seçmenler, bu seçimlerde ilk kez modern teknolojileri kullanarak ‘İntihab’ adlı uygulama aracılığıyla oylarını kullandı. Bu uygulama, daha önce 3. Dönem Mahalli Meclisler seçimlerinde de kullanılmıştı. Seçimlerde katılım oranı yüzde 65,7 olarak gerçekleşti ve 90 üye seçildi.

Umman Sultanlığı, yakın zamanda sosyal koruma yasasını çıkardı. Bu yasa, Umman Sultanlığının farklı toplum kesimlerini kapsayan uygun ve yeterli sigorta kapsamını sağlama vizyonunu ve politikasını yerine getiriyor. Sultan Heysem bin Tarık açıklamasında "Attığımız sosyal koruma sisteminin kapsayıcı olmasını ve tüm toplum kesimlerini hedeflemesini umuyorum. Bu sayede herkes refah içinde yaşayabilecektir" dedi.

gt45yh6
Umman Sultanlığı yakın zamanda Sosyal Koruma Kanunu’nun çıkarılmasına tanık oldu. (Umman)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Sosyal Koruma Fonu, diğer görevlerinin yanı sıra, Ocak 2024'te başlayacak bir dizi programa da başkanlık edecek. Bu programların çoğunun sosyal araştırmaya dayanması gerekmiyor. Bu programlar, yaşlılara, çocuklara, engellilere, yetimlere, dul kadınlara, aile geliri desteğine, sosyal güvenlik programlarına (yaşlılık, engellilik, ölüm, iş kazaları, meslek hastalıkları, iş güvenliği, doğum izni, hastalık izni ve olağandışı hastalık izni) yönelik. Yasa, Umman Sultanlığı Anayasası ve Umman 2040 Vizyonu’nun sosyal yönleriyle bağlantılı hedeflerine uygun olarak Umman halkına refahı sağlamayı amaçlıyor.

Güvenli çalışma ortamı

Umman Haber Ajansı, Ulusal Gün vesilesiyle hazırladığı bir raporda, Umman Sultanlığının ulusal kadroların istihdamını, çalıştırılmasını, eğitilmesini ve geliştirilmesini sağlamak için çalıştığını belirtti. Ajans, bu çabaların, iş ve çalışma ortamının iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu vurguladı. Ajans, iş kanunu gibi yasaların ve yönetmeliklerin, haklar ve yükümlülükler belirleyerek ve üretim tarafları arasındaki ilişkiyi istikrara getirerek güvenli bir çalışma ortamı sağladığını kaydetti. Ajans ayrıca, Umman Sultanlığının kamu ve özel sektörlerden ulusal liderleri ve yönetimsel yetenekleri geliştirmek ve eğitmek için çalıştığını kaydetti. Ajans, Sultan Heysem bin Tarık'ın Sultanlık Yönetim Akademisi'ni açtığına işaret etti.

Umman Sultanlığı, Ulusal Kentsel Gelişim Stratejisi aracılığıyla sosyal ve ekonomik refahı artırmayı, kalkınma sektörlerinin ana itici gücü olmayı hedefliyor. Bu doğrultuda, şu ana hedeflere ulaşmak için çalışıyor:

-Yaşam için uygun, esnek şehirler ve topluluklar oluşturmak.

-Umman kimliğini korumak.

-İklim değişikliğine yanıt vermek, uyum sağlamak ve etkilerini azaltmak

-Her ilin potansiyeline dayalı ekonomik büyüme ve çeşitlilik sağlamak.

-Kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve yenilenebilir enerji kaynakları üretmek.

- Su ve atık yönetiminin verimliliğini artırmak, ekolojik açıdan hassas bölgelerdeki etkileri yönetmek ve izlemek yoluyla çevreyi korumak ve geliştirmek.

xscd
Umman Sultanlığı, ulusal kadroları işe almak, işletmek, eğitmek ve nitelendirmek ve bir iş ve iş ortamı yaratmak için çalışmaktadır (Umman)

Ekonomik büyüme

Umman ekonomisi, cari yılın ilk yarısında sabit fiyatlarla yüzde 2,1 büyüme kaydetti. Yılın ortasına kadar, kamu borcunu 16,3 milyar Umman riyaline düşürmeyi başardı. Bu başarının arkasında harcamalarda rasyonalizasyon ve verimliliğin artırılması, petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan kamu gelirlerinde artış, petrol dışı gelirleri artırmak için mali önlemlerin alınması ve borç portföyünün yönetilmesi var. Ayrıca bazı devlet tahvillerin ihraç değerinden daha düşük bir fiyata geri satın alınması, yüksek maliyetli kredilerin ödenmesi, daha düşük maliyetli kredilerle değiştirilmesi ve nispeten düşük bir maliyetle Maskat Borsasında işlem görecek yerel tahvillerin ihraç edilmesi gibi faktörler de söz konusu başarının nedenleri arasında.

Umman'da turizm sektörünün gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) katkısı, 2022 yılında 1,7 milyar Umman riyali olarak gerçekleşti. Önümüzdeki iki yıl içinde, geçen yılın sonundaki yüzde2,4'lük orandan yüzde2,75'e yükselmesi bekleniyor.

Doğrudan yabancı yatırımlar bu yılın ilk çeyreği sonunda yüzde 23,3 artış göstererek 21 milyar 270 milyon Umman riyaline ulaştı.

Umman Sultanlığı, enerji, yenilenebilir enerji ve yeşil hidrojen gibi farklı alanlarda yatırım çekmeye odaklanıyor. Bu amaçla, bu alanlarda yatırım yapılması için araziler tahsis edildi. Geçtiğimiz haziran ayında, Orta Vilayet'te 10 milyar ABD dolarına yakın yatırım değeriyle iki yeni yeşil hidrojen üretim projesi için iki anlaşma imzalandı. Bu projelerin toplam üretim kapasitesi 250 bin ton olacak ve bu da 6,5 gigawatt yenilenebilir enerji kapasitesine eşdeğer olacak.

Umman Gelecek Fonu, geçtiğimiz mayıs ayında Sultan’ın talimatıyla iki milyar Umman riyali sermayeyle kuruldu. Fon, turizm, sanayi, dönüştürücü sanayiler, lojistik, gıda, balıkçılık, madencilik, telekomünikasyon ve bilişim teknolojileri, hizmetler ve limanlar gibi sektörleri hedefleyerek ekonomik aktiviteyi güçlendirmek ve özel sektörün bu sektörlerde ‘Umman 2040 Vizyonu’ doğrultusundaki yatırım projelerine ortak olmasını veya finanse etmesini teşvik etmek için çalışacak.

sdrgfe
Umman, Arap Körfezi ülkeleri, Avrupa, Asya ve Afrika'daki pazarları birbirine bağlamak için deniz taşımacılığı koridorlarından yararlanmayı hedefliyor. (Umman)

Umman Sultanlığı, coğrafi konumundan en iyi şekilde yararlanmak için özel ekonomik bölgeler ve serbest bölgeler yoluyla ve Körfez ülkeleri, Avrupa, Asya ve Afrika'daki pazarları birbirine bağlamak için deniz taşımacılık yollarından yararlanmaya çalışıyor. Bu yönde, bu yıl Güney Batina Vilayeti'nde Haza'in Ekonomik Şehri adında bir ekonomik şehir kuruldu ve iki serbest bölge oluşturuldu. Şehir, yerel ve yabancı yatırımları çekmeyi başardı ve değeri 300 milyon Umman riyaline ulaştı. Bu yatırımlar, Sahar Serbest Bölgesi, Madinat Sultan Qaboos Endüstriyel Bölgeleri, Duqm Özel Ekonomik Bölgesi, Salalah Serbest Bölgesi ve Mazyona Serbest Bölgesi'ne katıldı. Bu bölgeler, yatırımı teşvik eden mevzuatlar, düşük vergiler, nitelikli işgücü, gelişmiş altyapı ve sağlam siyasi ve ekonomik istikrar ile destekleniyor.

Söz konusu ekonomik hareketlilik ve ardından gelen finansal ve ekonomik göstergelerin iyileştirilmesi ve devlet genel borcunun düşürülmesi gibi olumlu sonuçlar, kredi derecelendirme kuruluşlarının Umman Sultanlığının kredi derecelendirmesini artırmasına ve gözden geçirmesine neden oldu. Standard & Poor's, Umman Sultanlığının kredi derecelendirmesini ‘BB+’ olarak yükseltti ve geleceğe dönük görünümü ‘istikrarlı’ olarak niteledi. Fitch Ratings, Umman Sultanlığının kredi derecelendirmesini ‘BB+’ olarak yükseltti ve geleceğe dönük görünümü ‘istikrarlı’ olarak değerlendirdi. Moody's, Umman Sultanlığının kredi derecelendirmesini ‘Ba2’ seviyesine yükseltti ve geleceğe dönük görünümü ‘pozitif’ olarak değerlendirdi.

Umman Sultanlığı, Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Örgütü tarafından yayınlanan bu yılki endüstriyel rekabetçilik performans raporunda dünya çapında 56’ıncı ve Arap ülkeleri arasında 5’inci sırada yer alarak, çeşitli küresel göstergelerde ilerleme kaydetti. Ayrıca, 2023 yılı Küresel İnovasyon Endeksi'nde 10 sıra ilerleyerek 132 ülke arasında 69’uncu sıraya yükseldi.



Trump, İran’a karşı “tam zafer” sözü verdi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, İran’a karşı “tam zafer” sözü verdi

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü İran’a karşı “tam bir zafer” elde edeceklerini söyledi ve Tahran’ın son yanıtını “aptalca bir öneri” olarak nitelendirdi.

Trump, Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, İran’ın gönderdiği mesajda nükleer silah edinme arayışında olmadığını belirtmediğini ifade etti.

Trump ayrıca, “İranlılar, Amerika’nın nükleer materyallere erişebileceğini söylediler ancak bunların ülke dışına çıkarılması gerekecek” dedi.

İran’ın önce ABD ile uzlaştığını, ardından ise geri adım attığını savunan Trump, Tahran yönetiminin tutumunu eleştirdi.


Şeybani: Suriye, Avrupa Birliği ile ortaklığa “en üst düzey ciddiyetle” giriyor

Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen Suriye Ortaklık Forumu toplantısının ardından ortak basın toplantısına katıldı. (Reuters)
Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen Suriye Ortaklık Forumu toplantısının ardından ortak basın toplantısına katıldı. (Reuters)
TT

Şeybani: Suriye, Avrupa Birliği ile ortaklığa “en üst düzey ciddiyetle” giriyor

Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen Suriye Ortaklık Forumu toplantısının ardından ortak basın toplantısına katıldı. (Reuters)
Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen Suriye Ortaklık Forumu toplantısının ardından ortak basın toplantısına katıldı. (Reuters)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani, pazartesi günü Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği-Suriye Ortaklık Forumu kapsamında yaptığı basın açıklamasında, Suriye’nin bugün yalnızca yardım ve insani destek anlayışını aşan; karşılıklı çıkara dayalı iş birliği ve ortaklık temelinde kurumsal ve sürdürülebilir bir süreç başlatmak amacıyla hareket ettiğini vurguladı.

Şeybani, “Suriye bu görüşmelere en üst düzey ciddiyetle giriyor. Bu toplantıdan sağlam bir ortak anlayış zeminiyle çıkmayı bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Suriye devlet televizyonu El-İhbariye’nin muhabirine konuşan Şeybani, mevcut jeopolitik dönemin hem bölge hem de Avrupa kıtası açısından istisnai fırsatlar sunduğunu belirterek, bu aşamaya yatırım yapmanın hızlı hareket etmeyi gerektirdiğini söyledi. Şeybani, “Tarihi fırsat pencereleri zamanında değerlendirilmezse kapanır” dedi.

Öte yandan Avrupa Birliği dışişleri bakanları, pazartesi günü Suriye ile ticari ilişkilerin yeniden başlatılması ve 2011 yılında askıya alınan iş birliği anlaşmasının yeniden yürürlüğe konulması konusunda anlaşmaya vardı. Söz konusu anlaşma, dönemin Devlet Başkanı Beşşar Esad’a karşı başlayan halk ayaklanmasının 14 yıl süren iç savaşa dönüşmesi üzerine askıya alınmıştı.

Brüksel’de toplanan AB üyesi ülkelerin temsil edildiği Avrupa Birliği Konseyi, kararın AB ile Suriye arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu açıkladı.

Batılı ülkelerin Suriye’ye yönelik yaptırımlarının büyük bölümü geçtiğimiz yıl kaldırılmıştı. Ülke, 2024 yılının sonunda Esad yönetimini deviren silahlı gruplar koalisyonunun lideri olan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminde uluslararası topluma yeniden ve daha kapsamlı şekilde entegre olmaya çalışıyor.

bfgrb
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, 11 Mayıs’ta Brüksel’de gerçekleştirilen Dış İlişkiler Konseyi toplantısı sırasında. (EPA)

İş birliği anlaşmasının yeniden yürürlüğe girmesiyle birlikte, bazı Suriye ürünlerinin ithalatına yönelik kısıtlamaların kaldırılması bekleniyor. Bu kapsamda petrol ve petrol ürünlerinin yanı sıra altın, değerli metaller ve elmas da yer alıyor.

Avrupa Konseyi açıklamasında, kararın “Avrupa Birliği’nin Suriye ile yeniden angajman kurma ve ülkenin ekonomik toparlanmasını destekleme konusundaki kararlılığına dair açık bir siyasi mesaj” taşıdığı ifade edildi.

Şeybani ise Suriye’nin Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Körfez ülkelerini “istikrar ve yeniden inşa sürecinin ortakları” olarak gördüğünü belirtti. Suriye’nin stratejik konumunun, onu bölgesel ve uluslararası tedarik zincirleri için güvenli ve istikrarlı bir geçiş noktası haline getirebileceğini söyledi.

İç politikaya ilişkin değerlendirmesinde Şeybani, “Suriye’de tek bir Suriye halkı vardır; azınlık ya da çoğunluk yoktur” dedi. Tüm kesimlerin anayasa ve Suriye yasaları çerçevesinde korunduğunu ve toplum içinde rollerini yerine getirdiğini ifade etti.

Şeybani ayrıca, son 14 yıl boyunca Suriyelilere ev sahipliği yaptıkları için Avrupa Birliği ülkelerine teşekkür ederek, hükümetin şu anda Suriye’nin tüm sektör ve alanlarda yeniden inşası için çalıştığını kaydetti.

vfbfrbg
Suriye’den mülteci olarak Almanya’ya gelen Esma Huveyce, bugün çalıştığı Fluechtlingspaten Syrien (Suriyeli Mülteci Sponsorları) derneğinin ofisinde görüntülendi. Berlin, 10 Temmuz 2025. (AFP)

Avrupa Komisyonu’nun Akdeniz’den sorumlu üyesi Dubravka Šuica ise basın toplantısında, “Bugün krizden toparlanmaya geçiş sürecinde Suriye’nin yanındayız. Suriye, Doğu Akdeniz’in en önemli ülkelerinden biri ve yeniden inşası için birlikte çalışmamız gerekiyor; çünkü ihtiyaçlar çok büyük” dedi.

Šuica, sağlık kurumları ve altyapının desteklenmesinin yanı sıra ekonomik ve sosyal toparlanmanın hızlandırılması ile kurumsal yapılanmanın güçlendirilmesine katkı sunduklarını belirterek, “Bu, herkes için müreffeh bir Suriye’nin temelidir” ifadelerini kullandı.

Suriye’de toparlanmanın, geleceğin inşası ve toplumun dayanıklılığının artırılmasıyla mümkün olacağını kaydeden Šuica, bunun Suriyelilere yeniden umut vereceğini söyledi. Ayrıca Suriye’nin doğru yönde ilerlediğini, ancak toparlanma sürecinin zaman gerektirdiğini vurguladı.


Arafat’tan Sinvar’a kadar... İran’ın Filistinlileri kuşatma çabaları hiç durmadı

Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
TT

Arafat’tan Sinvar’a kadar... İran’ın Filistinlileri kuşatma çabaları hiç durmadı

Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)
Tahran’da, hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafının yer aldığı bir afiş (EPA)

Yaser Arafat, 1979’daki Humeyni Devrimi’nin ardından İran’a ulaşan ilk isim olmuştu. İran’ın İsrail Büyükelçiliği’ni kapatıp Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) devretmesiyle, Filistin devriminin yeni İran’da genişlediğini düşündü. Ancak kısa süre içinde, İran’ın açık ve doğrudan desteğinin “Allah rızası için” olmadığını; karmaşık, zor ve şartlara bağlı olduğunu fark etti. Böylece ilişkiler, kısa süren bir “balayı” döneminin ardından hızla kopma noktasına geldi.

Arafat’a yakın isimlerin anlattığına göre, hızlı zekâsı ve nüktedanlığıyla bilinen Filistin lideri, Humeyni’nin görüşme sırasında Farsça tercüman istemesine şaşırmıştı. Oysa Humeyni Arapçayı gayet iyi biliyordu. Ardından Humeyni’nin Filistin devriminin “İslami bir devrim” olduğunu ilan etmesini istemesi, Arafat’ın şüphelerini daha da artırdı. Arafat ise devrimin yalnızca Müslümanların değil, Hristiyanların da içinde bulunduğu tüm Filistin halkının devrimi olduğunu söylemekle yetindi.

fb
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979’da Tahran ziyareti sırasında. Arafat, “İslam Devrimi”nden sonra İran’ı ziyaret eden ilk resmî isim olmuştu (Getty)

Daha sonra kendi çevresinde alaycı bir şekilde, “Kur’an’ın dili olan Arapçayı konuşmayan bir İslam devrimi lideri” görüntüsünün ironisinden söz ettiği aktarılır. Oysa Humeyni, devrim başarıya ulaşmadan önce Arapçayı akıcı biçimde konuşabiliyordu.

Arafat-Tahran hattında açık düşmanlık

Arafat, tüm çekincelerine rağmen İranlılarla ilişkisini bir süre sürdürdü. Ancak İran-Irak Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Tahran yönetimi tavrını netleştirdi. İran, Arafat’tan Saddam Hüseyin’e karşı açık destek vermesini istedi. Arafat bunu reddetmekle kalmadı, tam tersine Irak’a yakın bir çizgi izledi.

dfrft
1982 yılında Beyrut’tan çekilişi sırasında Yaser Arafat’ın konvoyuna eşlik eden Fransız güvenlik görevlisi (çift gözlük takan) (Getty)

Bunun ardından umut vadeden ilişkiler büyük bir çatışmaya dönüştü. İran, FKÖ’yü ve Arafat’ı zayıflatmak için muhalif Filistinli grupları desteklemeye başladı.

Filistinliler hâlâ, 1982’de İsrail Beyrut’u kuşatırken İran’ın Arafat için hiçbir adım atmamasını hatırlıyor. İran o sırada Irak’la savaş halindeydi. Dahası, İran’ın müttefiki Suriye; Ebu Musa liderliğinde Fetih içerisindeki en büyük ayrılığı destekledi, finanse etti ve barındırdı. Daha sonra “Fetih İntifadası” adını alan bu hareket Suriye’ye yerleşti.

gtrtgrt
1989’da Lübnan İç Savaşı sırasında Beyrut’taki Burc el-Baracne Mülteci Kampı’nda Filistinli kadınlar ve kız çocukları (Getty)

Tahran ayrıca FKÖ çatısı altındaki başka ayrılıkları da destekledi. Filistinliler, Humeyni’ye bağlılığını ilan eden Lübnan’daki Şii Emel Hareketi milislerinin Filistin kamplarında gerçekleştirdiği katliamları da unutmadı.

Bu dönemden sonra Arafat’ın, FKÖ’nün ve daha sonra kurulan Filistin Yönetimi’nin İran’la ilişkileri hiçbir zaman iyi olmadı. Karşılıklı suçlamalar zamanla açık düşmanlığa dönüştü.

“Hamas” ve “İslami Cihad” üzerinden nüfuz

İran, uzun süreli çabalar ve birçok başarısız girişimin ardından, Filistin Yönetimi’nin kuruluş sürecinde “Hamas” ve “İslami Cihad” hareketleri üzerinden kendisine alan açtı. Önce siyasi destek verdi, ardından mali ve askeri yardımları artırdı. Sonunda bölgesel bir eksen oluşturdu.

grfgrf
Lübnan İç Savaşı sırasında, 8 Ağustos 1986’da Emel Hareketi’nin askerî geçidinde görülen Nebih Berri. Fotoğrafta Musa Sadr’ın büyük bir portresi de yer alıyor (AFP - Getty)

Bu eksen, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırısıyla büyük bir sarsıntı yaşadı ve etkileri İran’a kadar uzandı.

Hamas ile İslami Cihad’ın İran’la ilişkileri 1980’lerin sonlarında başladı ve 1990’larda güçlendi. 2000’deki İkinci İntifada ile birlikte İran’ın desteği daha da arttı. Hamas’ın Gazze’yi kontrol altına alması ise ilişkilerde yeni bir dönüm noktası oldu.

Bu süreçte Hamas ve İslami Cihad mensupları İran’da ve Lübnan’daki Hizbullah kamplarında, İran Devrim Muhafızları gözetiminde eğitim almaya başladı.

İran, her iki harekete büyük miktarda mali destek sağladı; silah, roket üretimi ve füze teknolojisi konusunda eğitim verdi. Filistin Yönetimi ve Fetih ise Tahran’ı, bu desteklerle Filistin iç bölünmesini derinleştirmekle suçladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları, Gazze’nin kontrol altına alınmasının İran’la ilişkileri “eşi görülmemiş düzeye” taşıdığını söyledi.

Gazze dışındaki bir Hamas kaynağı, “Hareket büyük mali ve askeri destek aldı, savaşçıların deneyimi geliştirildi” dedi.

Gazze içindeki başka bir kaynak ise İran’ın Gazze’de eğitim projeleri kurmayı önerdiğini ancak Hamas’ın bunu reddettiğini belirtti. Bunun yerine belirli isimlerin yurt dışında eğitim aldığı ifade edildi.

İslami Cihad’ın İran’la ilişkisi ise daha eski ve daha güçlüydü. Hareketten bir kaynak, İran’ın kendilerine Grad ve Fecr tipi füzeler sağladığını, daha sonra bunların İran uzmanlığıyla yerel olarak geliştirildiğini anlattı.

İran’ın Gazze’deki etkisi

İran’ın etkisi zamanla Gazze’de çok belirgin hale geldi. Küçük gruplar da İran’dan destek almaya başladı. Açık şekilde Şiileşen yapılar ortaya çıktı, hatta kendisini “Filistin Hizbullahı” olarak adlandıran oluşumlar görüldü.

Hamas ve İslami Cihad kararlarının bağımsız olduğunu savunsa da İran’ın müdahalesini gizlemek mümkün olmadı.

defrgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın, Hamas’ın kuruluşunun 28’inci yıl dönümü kutlamaları kapsamında 11 Aralık 2015’te Han Yunus’ta düzenlediği askerî geçit töreni (AFP - Getty)

Kaynaklar, İran’ın Filistin bölünmesini teşvik edip etmediği sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Bunun yerine Tahran’ın temel hedefinin “direnişi geliştirmek ve Gazze cephesini güçlendirmek” olduğunu söylediler.

Suriye devrimiyle kırılma

2011’de Suriye’de başlayan halk ayaklanması, İran-Hamas ilişkilerindeki gerçeği daha görünür hale getirdi. Hamas, Beşşar Esed karşıtı bir çizgi alarak 2012’de Şam’dan ayrıldı. Bu durum İran’ı öfkelendirdi. Tahran, Hamas’a sağladığı desteği büyük ölçüde azalttı.

fev
Filistinli bir çocuk, 10 Haziran 2017’de Refah’ta Komutan Ebu Necca’nın cenaze töreni sırasında İzzeddin el-Kassam Tugayları mensuplarının arasından etrafa bakarken.

Hamas lideri Halid Meşal daha sonra, Suriye krizinin İran’la ilişkileri ciddi şekilde etkilediğini ve Tahran’ın mali desteği önemli ölçüde kestiğini kabul etti.

İran ise bu süreçte Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nı siyasi büroya karşı güçlendirmeye çalıştı. Böylece Hamas içinde eksenler konusunda tartışmalar ve görüş ayrılıkları oluştu.

Ebu Merzuk’un İran çıkışı

2012’de sızdırılan bir telefon kaydı, Hamas içindeki İran rahatsızlığını açık biçimde ortaya koydu.

Dönemin Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Merzuk, İran’ı sert sözlerle eleştiriyor ve Tahran’ın Filistin direnişine destek verdiği yönündeki açıklamalarını “yalan” olarak nitelendiriyordu.

vdfv
Filistinli bir çocuk, 18 Eylül 2003’te Gazze’nin Zuveyde beldesinde İsrail kurşunlarının deldiği evinin camından dışarı bakarken (Getty)

Kayıtta Ebu Merzuk şu ifadeleri kullanıyordu:

“2009’dan beri onlardan ciddi bir şey gelmedi. Söylediklerinin çoğu yalan.”

Ayrıca İran’ın destek karşılığında Hamas’tan Sudan gibi ülkelerle ilişkilerini düzeltmek için arabuluculuk istediğini de belirtiyordu.

dcfr
İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, 16 Aralık 2016’da Hamas’ın 29. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen askerî geçit töreni sırasında (AFP - Getty)

İran’ın her ele geçirilen silah sevkiyatını “Gazze’ye gidiyordu” diye sunduğunu söyleyen Ebu Merzuk, “Nijerya’da ele geçirilen gemi için bile bize gidiyordu dediler” ifadelerini kullandı.

Bir Hamas kaynağı, bu kaydın İran’ı çok öfkelendirdiğini ve Hamas’ın Tahran’a açıklama yapmak zorunda kaldığını söyledi.

“Direniş ekseni” ve 7 Ekim kırılması

2017’de İsmail Heniyye’nin Hamas liderliğine, Yahya Sinvar’ın ise Gazze liderliğine gelmesiyle İran’la ilişkiler yeniden güçlendi. Özellikle askeri kanadın etkisinin artması ilişkileri daha da derinleştirdi.

İran, Hamas’ı bölgesel “direniş ekseninin” temel unsurlarından biri haline getirdi ve “cephelerin birliği” söylemini öne çıkardı.

fvbngt
Sana’da, İran ve Lübnan’daki Hizbullah ile dayanışma göstermek amacıyla Husi grubunun düzenlediği bir kitlesel gösteri (AFP)

Bu durum Sinvar’da, 7 Ekim saldırısından sonra İran’ın doğrudan müdahil olacağı yönünde beklenti oluşturdu. Ancak bu gerçekleşmedi.

İran, saldırıdan önceden haberdar olduğunu reddetti. Bu durum “direniş ekseni”, “cephelerin birliği” ve koordinasyon düzeyi hakkında ciddi soru işaretleri doğurdu.

İslami Cihad’ın da saldırıdan önceden haberdar olmadığı belirtildi.

Yemen krizi ve yeni ayrılıklar

İslami Cihad da İran’ın siyasi taleplerinden kaçamadı. 2015’te İran, hareketten Yemen’de Husilere destek açıklaması yapmasını istedi. Hareket bunu reddedince Tahran desteği azalttı.

dsfbgtr
Bir İranlı kadın, 24 Ekim 2024’te Tahran şehir merkezinde düzenlenen bir toplanmada, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybettiği bildirilen Hamas lideri Yahya Sinvar’ın fotoğrafını taşırken (AFP - Getty)

İran daha sonra, İslami Cihad’dan kopan isimlerin kurduğu “Sabirin Hareketi”ni desteklemeye başladı.

İslami Cihad’dan bir kaynak, o dönemin hareket açısından en zor dönemlerden biri olduğunu söyledi.

Savaşın sonuçları

7 Ekim sonrasında başlayan savaşlar zinciri, yalnızca Hamas ve Hizbullah’ı değil İran’ı da doğrudan hedef haline getirdi.

İran hâlâ Hamas ve İslami Cihad’a desteğin süreceğini söylüyor. Ancak savaş, güvenlik baskıları ve mali kanallara yönelik Amerikan-İsrail operasyonları nedeniyle desteğin son aylarda ciddi şekilde aksadığı belirtiliyor.

İsrail, Filistin dosyasından sorumlu birçok İranlı yetkiliyi öldürdü. ABD ise İran’dan vekil güçlere desteği kesmesini talep ediyor.

Filistin Yönetimi “Şam hattını” koparıyor

Gazze savaşı sırasında Hamas ve İslami Cihad İran’a siyasi destek verirken, Filistin Yönetimi İran karşıtı çizgisini daha da netleştirdi.

Filistin Yönetimi yalnızca İran lideri Ali Hamaney’i sert şekilde eleştirmekle kalmadı; Hamas’ı da “ulusal değil İran ajandasına hizmet etmekle” suçladı.

sdvfdv
Filistin Yönetimi Başkanı, ABD’nin vize vermeyi reddetmesi üzerine “iki devletli çözüm” konulu Birleşmiş Milletler zirvesine uzaktan katılarak konuşma yaparken (AFP)

Ayrıca ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınamaktan kaçındı, buna karşılık İran’ın Arap ülkelerine yönelik saldırılarını eleştirdi.

Böylece Filistin Yönetimi, kendisini daha açık şekilde “ılımlı Arap ekseni” içinde konumlandırdı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bilgili bir kaynak, “Filistin Yönetimi aslında yeni bir pozisyon almadı, sadece tavrını daha açık hale getirdi” dedi.

Filistin Yönetimi, 7 Ekim’den sonra her şeyin değiştiğini düşünüyor ancak başlayan savaşların sonunda İran’ın bölgesel ajandasının zayıflayacağına inanıyor.