Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
TT

Sam Altman'ın OpenAI'dan kovulmasıyla ilgili tüm bilinenler

Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)
Altman yönetiminde şirketin değeri yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı (OpenAI)

Sohbet botu ChatGPT ve görsel üretim aracı Dall-E'yi geliştiren ABD'li yapay zeka firması OpenAI'ın kurucu ortağı ve CEO'su Sam Altman'ın dün gece aniden kovulması teknoloji camiasını çalkaladı.

Altman'ın "yönetim kuruluyla iletişim kurarken samimi davranmadığı" gerekçesiyle görevden alındığı bildirildi.

Şirketten cuma günü yapılan açıklamada, yönetim kurulunun Altman'a güvenini kaybettiği ifade edilirken, görevi baş teknoloji sorumlusu Mira Murati'nin geçici olarak üstlenmesi bekleniyor.

Açıklamada, Altman'ın davranışlarının yönetim kurulunun sorumluluklarını yerine getirmesini engellediği savunuluyor:

Yönetim kurulunun, onun OpenAI'a liderlik etmeyi sürdürme becerisine güveni kalmadı.

Altman ise haberin ardından X'te paylaştığı mesajında, "OpenAI'da geçirdiğim her anı çok sevdim. Kişisel olarak benim için ve umarım biraz da dünya için dönüştürücü bir güç oldu. En önemlisi de böylesine yetenekli insanlarla çalışmak beni mutlu etti" diye yazdı.

Altman yapay zekanın "küresel yüzü" olarak görülüyordu. Kısa süre içinde birçok devlet başkanıyla da bir araya gelen iş insanı, geçen hafta ABD'nin San Francisco kentindeki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği konferansına da OpenAI CEO'su olarak katılmıştı.

Altman'ın ardından şirkette yaprak dökümü

The Verge'ün edindiği bilgilere göre OpenAI çalışanları da haberi kamuoyuyla beraber öğrendi.

Şirketin bir diğer patronu ve kurucu ortağı Greg Brockman'ın da haberin ardından istifa ettiği haberi geldi. Brockman'ın yönetim kurulu başkanlığından ayrılacağı ama şirkette kalacağı belirtildi. İş insanı, "Sam ve ben, yönetim kurulunun bugün yaptıkları karşısında şoke olduk ve üzüldük" ifadelerini kullandı.

Bunun yanı sıra şirketin üç kıdemli araştırmacısının da istifa ettiği öğrenildi. Bu isimlerden Jakub Pachocki şirketin araştırma direktörü olarak görev yapıyor, Aleksander Madry yapay zekadan kaynaklanan potansiyel riskleri değerlendiren ekibi yönetiyor, Szymon Sidor da şirkette 7 yıldır araştırma yürütüyordu.

Altman ve Brockman'ın ayrılmasının ardından kalan yönetim kurulu üyeleri şu şekilde:

Şirketin baş bilim insanı Ilya Sutskever, Quora CEO'su Adam D'Angelo, GeoSim Systems'in eski CEO'su Tasha McCauley ve Georgetown Güvenlik ve Güvenlik Merkezi'nde strateji direktörü Helen Toner.

Microsoft'un bile haberi yokmuş

2020'de CEO'luk görevine getirilen Altman'ın kovulmasının ardındaki gerçek sebebin Microsoft'la yapılan milyarlarca dolarlık yatırım anlaşmasını yönetim kuruluyla müzakere etmeden yapması olduğu da iddialar arasında.

Nitekim Altman'ın, Microsoft CEO'su Satya Nadella'yı şirkete 10 milyar dolar taahhüt etmeye tek başına ikna ettiği konuşuluyordu. Bu hamleyle şirketin değeri neredeyse üç kat artarak 29 milyar dolardan 80 milyar doların üzerine çıkmıştı.

Öte yandan Microsoft söz konusu gelişmenin ardından şirketle ipleri koparmayı tercih etmedi.

xsrt5hy6
Microsoft, OpenAI'la ortaklık kurarken binlerce çalışanını da işten çıkarmıştı (AA)

The Verge'e konuşan Microsoft sözcüsü Frank Shaw, şirkete ortak olmaya devam edeceklerini bildirdi.

Shaw "OpenAIla uzun vadeli bir ortaklığımız var ve Microsoft, yapay zekanın bir sonraki çağını müşterilerimize sunarken Mira ve ekibine bağlı kalmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.

Axios'un haberine göreyse Microsoft, şirketin Altman'ı görevden aldığını haberin kamuoyuyla paylaşılmasından sadece bir dakika önce öğrendi.

Spekülasyona açık bir zamanlama

Altman'ın OpenAI'den kovulmasının hemen öncesinde şirketle ilgili bir dizi dikkat çekici gelişme basına yansımıştı.

İlk olarak 6 Kasım'da OpenAI, müşterilerine kendi ChatGPT'lerine oluşturmalarına olanak tanıyan özellikleri duyurmuştu.

9 Kasım'da Microsoft, "güvenlik kaygılarını" gerekçe göstererek çalışanlarının ChatGPT'ye erişimini aniden kesmişti.

15 Kasım'da OpenAI, yeni ChatGPT üyeliklerini dondurmuştu. Sistemin çok yoğun olduğu gerekçe gösterilse de ChatGPT kullanımının aslında azaldığı biliniyor. Similarweb'e göre ChatGPT internet sitesine (chat.openai.com) masaüstü ve mobilden girenlerin sayısı mayıs ve haziran arasında yüzde 9,7 azalmıştı.

Altman güvenlik açığını önemsemedi mi?

İş insanının kovulmasına yönelik teorilerden biri, ChatGPT'nin hızla piyasaya sürülen yeni versiyonlarının ciddi bir güvenlik açığı barındırdığı ve veri sızıntısına yol açabileceği yönünde.

OpenAI'ın bu sorunu kimseye açıklamadığı ama Microsoft'un durumdan haberdar olduğu öne sürülüyor.

Mart ayında, ChatGPT kullanıcıları, birdenbire diğer kullanıcıların özel sohbetlerini görüntüleyebilmeye başlamıştı. Sohbet botuyla ilgili güvenlik açıkları bu olayın ardından daha çok konuşulur hale gelmişti.

Ayrıca bir dizi dev teknoloji firması, çalışanlarının şirket telefonlarından ChatGPT'ye girmesini de yasaklamıştı.

Bu spekülasyona göre Altman'ın sürekli yeni tanıtım ve geliştirmelere öncelik vermesi, önemli güvenlik ve gizlilik testlerinin geri planda kalmasına neden oldu.

Ancak Murati'nin Altman'ın yerine CEO olarak atanması bu teoriyi de sorguya açıyor. Nitekim güvenlikle ilgili herhangi bir sorun nedeniyle CEO'dan önce CTO'nun, yani Murati'nin hesap vermesi beklenir. Kurulun açıklamasında belirtildiği gibi, ürün ve güvenlikten Murati sorumluydu.

Altman OpenAI'a para mı kaybettirdi?

Altman'ın ve onun ardından istifa eden Brockman'ın, yönetim kurulunun hoşlanmayacağını bildiği cesur bir hamle yapmak istemiş olabileceği de iddialar arasında. İkilinin yönetim kurulundan gizli bir yatırım anlaşması yapmış olabileceği konuşuluyor.

Bunun yanı sıra ChatGPT'yi halka açmanın da şirkete ciddi para kaybettirdiği biliniyor. Yönetim kurulunun diğer üyeleri bu durumdan hoşlanmamış olabilir. Daha önce ChatGPT'yle yapılan her sohbetin OpenAI'a ortalama 1-9 cente mâl olduğu bildirilmişti. İleri vadede şirketin bu stratejiyi sürdürmesinin mümkün olmayacağı yorumları yapılıyordu.

Yine de OpenAI'ın aldığı milyarlarca dolarlık yatırım bu kaybı telafi etmeye yetebilir.

Bu noktada akşa şu soru geliyor: Altman kurulun tavsiyesine aykırı davranıp ciddi bir maliyete neden olacak şirket içi gizli proje mi yürüttü?

Yapay zeka felsefesinde anlaşamadılar mı?

San Francisco merkezli OpenAI'ın kurucuları arasında Elon Musk da yer alıyor. Ancak Musk, kuruluştan kısa süre sonra şirketten ayrılmıştı.

ChatGPT'nin piyasaya sürülmesinin ardından şirketi sıklıkla eleştiren Musk, OpenAI'ın kar amacı gütmeme hedefinden saptığını savunuyor. Milyarder, şirketin ürettiği GPT dil modeli serisinin risklerinin de yeterince değerlendirilmediği görüşünde.

Öte yandan Semafor'un konuştuğu kaynaklar, Musk'ın şirketin başına geçmek için Altman'a 2018'de teklif götürdüğünü öne sürmüştü. Altman'ın teklifi kabul etmemesi üzerine Musk'ın şirketten ayrıldığı iddia edilmişti.

Yine de şirketin yönetim kurulu içinde Musk gibi düşünen birilerinin olabileceği öne sürülüyor. Altman'ın şirketi kökenlerinden çok daha kurumsal bir yöne götürdüğü, yasal statüsünü değiştirdiği ve hızla ürün geliştirmeye odaklandığı açık.

Bu durum, Türkçede "açık yapay zeka" anlamına gelen OpenAI'ın açıklığını kaybettiği yorumlarını da beraberinde getirmişti.

Altman, Zuckerberg'den farklı: Hiçbir hisse senedi almamış

11 Mart 2019'da OpenAI, en iddialı yapay zeka modellerini geliştirmek için gereken bilgi işlem gücünü karşılama amacıyla yeterli parayı toplayabilmek için kâr amaçlı bir kuruluş haline geldiklerini duyurmuştu.

Öte yandan Altman o dönemde bir teknoloji patronu için alışılmadık bir karar da vermişti.

Semafor'un haberine göre iş insanı, kâr amacı güden bu yeni kuruluşun hisse senetlerinden hiç almamıştı. Nitekim Altman zaten son derece zengindi, epey başarılı birkaç teknoloji girişimine yatırım yapıyordu ve paraya ihtiyacı yoktu.

Bu durumun da Altman'ın kovulmasını kolaylaştırdığı düşünülüyor.

Fikri mülkiyet ve yasal sorumluluklar ne olacak?

Altman, bu ayın başlarında TechCrunch'a verdiği bir röportajda şirketin yapay zeka araçlarını geliştirirken kullandığı devasa veri kümesinin herhangi bir telif sorununa yol açmasını istemediğini söylemişti.

ChatGPT veya Dall-E gibi yapay zeka sistemleri, internette yer alan milyonlarca görsel ve metinle eğitiliyor. Bu da söz konusu görsel ve metinlerin esas sahiplerinin haklarının ne olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu durumun da Altman ve yönetim kurulu arasında bir tartışma başlığı haline gelmiş olması mümkün.

Kripto paraya mı, politikaya mı yoğunlaşacak?

Altman aynı zamanda Worldcoin adlı bir kripto para projesi de geliştiriyor. Projenin 115 milyon dolar yatırım aldığı biliniyor.

Altman temmuz sonunda Worldcoin'i piyasaya sürmüştü.

Kullanıcılar, burada World App uygulamasını indirerek payını rezerve edebiliyor. Ardından bir World ID almaları gerekiyor.

Kimlik anlamına gelen bu ID'yle kullanıcıların, çevrimiçi ortamda gerçek ve benzersiz bir kişi olduğunu kanıtlaması sağlanıyor. Girişim, iris tarama odaklı global blok zinciri tabanlı kimlik tanıma sistemi geliştirmeye odaklanıyor. Diğer bir deyişle kullanıcıların bu kimliği alabilmesi için sisteme gözünü taratması gerekiyor.

Worldcoin, gözü aracılığıyla bir kullanıcının bot mu yoksa insan mı olduğunu tespit eden Orb adlı bir biyometrik görüntüleme/doğrulama cihazı kullanıyor. 

Sistemin göz tanıma üzerine kurulu olması ise veri gizliliğine dair endişeleri gündeme getiriyor.

Diğer yandan Altman'ın, 2024 başkanlık yarışında desteklemeyi planladığı Dean Phillips'in kampanyası için de zaman ayırmak istediği söyleniyor.

Demokrat Partili siyasetçi, 2019'dan bu yana Minnesota'nın 3. kongre bölgesinde ABD temsilcisi olarak görev yapıyor.

Kız kardeşinin iddiaları yeniden gündemde

Altman'ın görevinden uzaklaştırılması, kız kardeşinin daha önce çok konuşulan iddialarını da yeniden gündeme getirdi.

Annie Altman, ağabeyinin duyarsız ve hırslı bir insan olduğu için ailesiyle arasının açıldığını söylemişti. Annie ayrıca "çoğunlukla Sam Altman olmak üzere" biyolojik kardeşleri tarafından cinsel, fiziksel, duygusal, sözlü, mali ve teknolojik tacize uğradığını iddia ediyor.

Sam Altman kimdir?

22 Nisan 1985'te Chicago'da doğan Altman, 2015'te OpenAI'ın kurucuları arasında yer almıştı.

38 yaşındaki girişimci, 19 yaşındayken konum tabanlı bir sosyal ağ mobil uygulaması olan Loopt'un kurucularından olmuştu. Bu uygulamayı daha sonra 43 milyon dolara satmıştı.

Ayrıca 2014'te CEO Yishan Wong'un istifasının ardından 8 gün boyunca ünlü internet forumu Reddit'in de CEO'su olarak görev yapmıştı.

Yararlanılan kaynaklar: The Verge, Hindustan Times, Axios, Reuters, Business Today, Semafor, TechCrunch, Slate, Guardian,Independent Türkçe



Uzmanlar açıkladı: Portakaldan daha çok C vitamini içeren gıdalar

Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
TT

Uzmanlar açıkladı: Portakaldan daha çok C vitamini içeren gıdalar

Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)
Küçük bir portakal (120 g) yaklaşık 62 mg C vitamini içeriyor (Unsplash)

Öksürük ve hapşırık mevsiminin başlamasıyla doktorlar, halka grip ve Kovid aşılarını yaptırma çağrısında bulunuyor.

Birçok kişi, burun akıntısının ilk belirtisinde soğuk algınlığını önleme umuduyla portakal suyu, C vitamini tabletleri ve hatta zencefilli bağışıklık içeceğine başvuruyor.

Soğuk algınlığı veya gribe yakalanmayı önleyebilecek tek bir vitamin veya gıda olmasa da C vitamini, bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı oluyor.

Ancak beslenme uzmanları, portakaldan çok daha fazla C vitamini içeren başka gıdalar olduğunu söylüyor.

Hangi besinler en fazla C vitamini içeriyor?

120 gramlık küçük bir portakal yaklaşık 62 miligram (mg) C vitamini içeriyor. Bu miktar, çiğ tüketilen yarım kırmızı dolmalık biberde bulunan yaklaşık 100 mg C vitamininin yalnızca bir bölümüne karşılık geliyor. 

Lisanslı beslenme uzmanı ve Low Appetite Cookbook'un yazarı Rob Hobson, The Independent'a yaptığı açıklamada, "En zengin kaynaklar arasında kırmızı biber, siyah frenk üzümü, kivi, çilek, brokoli ve Brüksel lahanasının yanı sıra turunçgiller yer alıyor" diyor.

Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) göre 19 ila 64 yaşlarındaki yetişkinler günde 40 mg C vitamine ihtiyaç duyuyor ve bu miktarın sağlıklı, dengeli bir beslenmeyle karşılanması gerekiyor.

C vitamini açısından zengin diğer meyve ve sebzelerin 80 gramlık porsiyonlarında bulunan miktarlar şöyle: Çilekte 46 mg, siyah frenk üzümünde 160 mg, brokolide 63 mg, Brüksel lahanasında 48 mg ve kivide 47 mg.

NHS'ye göre patates de C vitamini açısından zengin bir kaynak. Patatesin 100 gramında genellikle yalnızca 7-9 mg C vitamini bulunsa da çoğu kişi bir öğünde bundan daha fazla patates tüketiyor.

xscfgthy

C vitamini bağışıklık sistemi için neden faydalı?

Askorbik asit diye de bilinen C vitamini, suda çözünen ve vücutta depolanmayan bir vitamin.

Bu da gıdalardan her gün yeterli miktarda alınmasının hayati önem taşıdığı anlamına geliyor.

C vitamini, vücuttaki dokuların onarımına yardımcı olur ve hücreleri serbest radikallerin hasarından koruyup vücudun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler.

Hobson, "Normal bağışıklık fonksiyonunda önemli bir rol oynayan C vitamini, ilk savunma hattımızı oluşturan cildi ve öteki bariyerleri korumaya katkı sağlar ve makrofajlarla B ve T lenfositleri gibi bağışıklık hücrelerini destekler" diye ekliyor.

NHS, C vitamininin tek başına soğuk algınlığını önlediğine veya iyileşmeyi hızlandırdığına dair kesin kanıtların çok az olduğunu belirtse de vitamin deposu besinler tüketerek sağlıklı bir bağışıklık sistemini korumak, en başta hastalanmanızı önleyebilir.

Birleşik Krallık Bağımsız Eczaneler Birliği CEO'su Dr. Leyla Hanbeck, "D, C vitaminleri ve çinkoyu düzenli tüketmek veya beslenmenizi takviyelerle desteklemek bağışıklık sistemini güçlendirir" ifadelerini kullanıyor.

Dengeli beslenmenin yanı sıra bu vitaminleri düzenli ve yeterli seviyede almak önemli çünkü bunlar, bağışıklık sistemini güçlendirmede rol oynayarak vücudun virüslere karşı daha hazırlıklı olmasını sağlar.

Independent Türkçe


OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
TT

OpenAI krizini anlatan film görücüye çıktı: Son 10 yıldaki en iyi işi

Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)
Yapay, OpenAI'ın kuruluş sürecini, yükselişini ve şirketin kurucuları arasındaki güç mücadelesiyle yönetim krizlerini anlatıyor (Neon)

Luca Guadagnino'nun merakla beklenen filmi Yapay (Artificial), pazartesi akşamı (5 Ekim) New York Film Festivali'nde prömiyerini yaptı.
 
OpenAI'ın kurucu ortaklarından Sam Altman'a odaklanan film, sosyal medyadaki ilk yorumlarda övgüyle karşılandı. Eleştirmenler yapımı "kışkırtıcı", "insanı sarsan bir şirket draması" ve yönetmenin "son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendiriyor.

Biyografik komedi-dram diye tanıtılan Yapay, Kasım 2023'te OpenAI yönetiminde yaşanan krizi anlatıyor. Altman, bu süreçte yapay zeka devindeki görevinden alınmış, ardından yeniden işinin başına dönmüştü.

Filmde Altman'ı Andrew Garfield canlandırıyor. Oscar ödüllü Anora'yla dikkat çeken Yura Borisov, OpenAI'ın kurucu ortaklarından ve dönemin baş bilim insanı Ilya Sutskever'ı canlandırıyor. Sutskever, Altman'ın görevden alınmasında rol oynayan isimlerden biri.

Monica Barbaro, şirketin o dönemki teknoloji direktörü Mira Murati'yi, Cooper Hoffman ise yönetim kurulu başkanı Greg Brockman'ı oynuyor. Ike Barinholtz, kurucu ortaklardan Elon Musk'ı, Mark Rylance da Nobel ödüllü Geoffrey Hinton'ı canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda ayrıca Jason Schwartzman, Chris O'Dowd, Zosia Mamet, Billie Lourd ve Angus Imrie yer alıyor. 

Yapay, Garfield'ı 2025 yapımı Avın Ardından'da (After the Hunt) birlikte çalıştığı Guadagnino'yla yeniden buluşturuyor.

Senaryoyu, Saturday Night Live'ın eski kalemlerinden mizah yazarı Simon Rich yazdı. 

Filmin hazırlıkları, Guadagnino projeye katılmadan önce Amazon MGM Stüdyoları'nda başlamıştı. Ancak beyazperdeye uzanan yolculuğu sancılı geçti.

Amazon MGM, ana şirketi Amazon'un OpenAI'la 50 milyar dolarlık yatırım içeren bir anlaşma imzalamasından birkaç gün sonra projeden çekildi. Neon ise haziranda, 40 milyon dolar bütçeli filmin tamamlanması için anlaşmaya vardı. Şirket, alışılmışın dışındaki bu anlaşmada peşin ödeme yapmadı ancak pazarlamaya 15 milyon dolar harcamayı taahhüt etti.

"Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film"

Yapay'a ilişkin ilk değerlendirmeler arasında, Next Best Picture'ın genel yayın yönetmeni ve eleştirmen Matt Neglia'nın yorumu öne çıkıyor. Filmi "korkutucu olduğu kadar eğlenceli" bulan Neglia, şunları yazdı:

Güç, kontrol, hırs ve açgözlülük üzerine, senaryosu ustalıkla yazılmış bir insan hikayesi. Çağımızın acil meseleleriyle en yakından ilgili film bu olabilir. Andrew Garfield, Sam Altman rolünde kariyerinin en huzursuz edici performanslarından birini sergiliyor ve bambaşka birine dönüşüyor. Karakterin insanın savunmasını düşüren cazibesini de tedirgin edici kötücüllüğünü de aynı başarıyla yansıtıyor.

Neglia, Borisov'un performansını ve Damon Albarn'ın müziklerini de övdü:

Yura Borisov, OpenAI'ın arkasındaki parlak zeka rolünde muhteşem. Ortaya çıkmasına ve dünyaya yayılmasına katkıda bulunduğu teknolojinin ahlaki sonuçlarıyla boğuşan karakterini zeka ve empatiyle canlandırıyor. Damon Albarn'ın elektronik, atmosferik müzikleri, bu teknoloji odaklı hikayenin ruhunu kusursuz biçimde yansıtıyor. Guadagnino'nun sinemasal dokunuşları da bolca hissediliyor. Ortaya yönetmenin bugüne kadarki en komik ve en korkutucu filmi çıkmış olabilir. Kışkırtıcı, sürükleyici ve düpedüz dehşet verici. Tam da bugünü anlatan bir film. Sunduğu gelecek tasavvuru gerçekleşirse dönüp ona bakma fırsatımız bile olmayabilir.

"Eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk"

Editör Eric Kohn ise filmi "tonunu kusursuz biçimde tutturan bir kara komedi" diye tanımladı:

Andrew Garfield, bir sinema canavarı, soytarı bir iş dünyası patronu ve şeytani bir dahi arasındaki ince çizgide yürüyor. Merkezindeki paradoksu somutlaştıran, eğlenceli ve korkutucu bir yolculuk.

Sinema eleştirmeni Jairo Jiménez de şu değerlendirmeyi yaptı:

Guadagnino, takıntılı enerjisi ve Andrew Garfield'ın parladığı güçlü bir farsla Silikon Vadisi'nin içyüzünü ortaya seriyor. Hararetli, insanı sarsan bir şirket draması. Asıl yapaylığın hiçbir zaman makinelerde değil, yönetim kurulu odasında olduğunu gösteriyor. Mutlaka görülmesi gereken bir film.

Variety'den Clayton Davis, Yapay'ı "Guadagnino'nun son 10 yıldaki en iyi filmi" diye nitelendirirken, "Andrew Garfield ve Yura Borisov kendilerini aşıyor. Bayıldım" ifadelerini kullandı.

"Bana o kadar benziyordu ki..."

Filmin konusu tartışma yaratabilecek olsa da Guadagnino, Vulture'a verdiği röportajda Altman'ın ya da filmde canlandırılan diğer kişilerin tepkilerinden "korkmadığını" söylemişti:

Bence büyük güç sahibi insanlar, topluma karşı sorumlu olmaları gerektiğinin çok iyi farkında olmalı.

Altman ise Garfield'la hiç tanışmadığını ancak evinin yakınındaki çekimlere rastladığında oyuncunun kendisi gibi yürüdüğünü fark ettiğini anlattı. Vanity Fair'ın kapak röportajında o anı şöyle aktardı:

Bir sabah kahve almak için sokakta yürüyordum. Her yerde kameralar vardı ve tıpkı benim gibi giyinmiş, benimkiyle aynı sırt çantasını takmış bir adam yürüyordu. Bana o kadar benziyordu ki simülasyonda tuhaf bir hata olmuş gibi hissettim. Çok garipti.

Öte yandan Variety, dün prömiyer sona ermeden yayımladığı özel haberinde Neon'un ödül kampanyasının ayrıntılarını duyurdu. Şirket, Oscar yarışında Garfield ve Rylance'ı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Borisov'u En İyi Erkek Oyuncu, Barbaro'yu ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu kategorilerinde destekleyecek.

Yapay, ABD'de 25 Aralık'ta, Türkiye'deyse 29 Ocak 2027'de vizyona girecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Vanity Fair, Vulture


Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Phil Collins, Paul McCartney'yle 24 yıl süren küslüğünü anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Phil Collins, Paul McCartney'yle ilişkisinin son durumu hakkında açıklama yaptı.

75 yaşındaki Collins ve 84 yaşındaki McCartney arasındaki gerginlik, McCartney'nin 2002'de İngiltere Kraliçesi'nin Jübile Konseri sırasında In the Air Tonight'la tanınan şarkıcı hakkında yaptığı yorumdan bu yana sürüyor.

Piers Morgan Uncensored adlı podcast'in yakın tarihli bir bölümünde konuşan Collins, aralarındaki o ilk diyaloğu şöyle anlattı:

Buckingham Sarayı'nda prova alacaktık ve yanımda Hunter Davies'in [The Beatles hakkındaki] kitabının epey nadir bulunan ilk baskısı vardı. Paul'ün imzalaması için onu provaya götürmüştüm... Paul, o dönemde evli olduğu Heather Mills'le birlikte arkamdan yaklaştı ve ben de 'Paul, bunu imzalayabilir misin?' dedim.

Collins sözlerine şöyle devam etti:

Muhtemelen öyle demek istemedi ama 'Bizim küçük Phil de sıkı bir Beatles hayranıymış' dedi. Ben de içimden 'Seni pislik herif' diye geçirdim. Kendime engel olamadım, aklımdan geçen tam olarak buydu.

Collins, bu sözlerin kendisini incitmesiyle ilgili şunları ekledi:

Paul'u tanıyordum. Onunla daha önce de bir araya gelmiştim. Albümlerinden birinde çalmıştım. Prince's Trust etkinliğinde onunla birlikte sahneye çıkmıştım. Londra'daki bir ödül töreninde ona ödül vermiştim, yani onu bir nebze olsun tanıyordum. Bu yüzden verdiği cevaptaki o üslup beni biraz şaşırtmıştı.

Sussudio şarkısıyla tanınan isim, bu olayı 2016'da yayımlanan Not Dead Yet (Henüz Ölmedim) adlı anı kitabında da kaleme almış ve McCartney'nin kendisine e-posta gönderdiğini ancak bu mesaja yanıt vermediğini belirtmişti.

Collins, o yıl ekimde Billboard'a şöyle konuşmuştu:

Bu konuyla ilgili benimle iletişime geçti çünkü üzgündü. Ondan herhangi bir çiçek falan almadım, daha ziyade 'Hadi hayatımıza bakalım' minvalinde bir yaklaşım gördüm. Hakkında biraz nahoş bir şeyler söylediğim için üzülmesine üzüldüm, gerçi söylediğim şey aslında o kadar da nahoş değildi. İnsanlar bazen diğerlerine tavırlarının biraz daha iyi olabileceğini söylemezse, o zaman kimse kendini düzeltemez, anlıyor musun?

Morgan'a konuşan Genesis grubu üyesi Collins, King’s Trust yardım müzayedesi için hatıra eşyaları topladığını öğrenen McCartney'nin kendisiyle iletişime geçmesinin ardından yaşanan gelişmeleri paylaştı.

Collins, Morgan'a o anları şöyle anlattı:

Bana 'Hazır telefondayken...' dedi. İçimden 'Eyvah, başlıyoruz' diye geçirdim. Sonra 'Tüm bunlar da neyin nesi?' diye sordu. Ben de 'Keşke hiç söylemeseydim Paul, keşke hiç söylemeseydim' dedim. O ise 'Biliyor musun, aramızın iyi olduğunu sanıyordum' karşılığını verdi.

Collins, "Üzgün ​​olduğumu söyledim çünkü gerçekten onun..." diyerek cümlesini yarım bıraktı ve şöyle devam etti:

Yani belli ki bu durum onu ​​rahatsız etmişti çünkü o da tıpkı hepimiz gibi sevilmeyi seviyor! Belki de başkalarına kıyasla biraz daha fazla. Ama hepimiz sevilmek isteriz. Bunu anlıyorum.

Independent Türkçe