Riyad Zirvesi Çin'in uluslararası pozisyonunu harekete geçirmeyi hedefliyor

 Dışişleri bakanlarının ziyareti, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen " İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi" bildirgesinin uygulanması kapsamında gerçekleşti (SPA)
Dışişleri bakanlarının ziyareti, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen " İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi" bildirgesinin uygulanması kapsamında gerçekleşti (SPA)
TT

Riyad Zirvesi Çin'in uluslararası pozisyonunu harekete geçirmeyi hedefliyor

 Dışişleri bakanlarının ziyareti, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen " İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi" bildirgesinin uygulanması kapsamında gerçekleşti (SPA)
Dışişleri bakanlarının ziyareti, 11 Kasım'da Riyad'da düzenlenen " İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi" bildirgesinin uygulanması kapsamında gerçekleşti (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, geçtiğimiz Cumartesi Gazze'deki savaşı durdurmak için uluslararası eylem formüle etmekle görevli "İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi" tarafından atanan bakanlar komitesinin çalışmalarının başladığını duyurdu. Komite, bugün (Pazartesi) Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Katar, Türkiye, Endonezya, Nijerya ve Filistin dışişleri bakanlarının katılımıyla Çin ziyareti yaparak göreve başlayacak. Bu ziyarete Arap Birliği Genel Sekreteri ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri de katılacak.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Cumartesi günü, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, “ateşkesin derhal durdurulması, Gazze halkının acılarının sona erdirilmesi, sivillerin öldürülmesine son verilmesi, bunun yarından önce bugün gerçekleşmesi ve bu konuya gerekli önemin verilmesi ihtiyacını” vurguladı. Gözlemcilere göre, Suudi Bakanın konuşması, bakanlar komitesinin görevlerinin temel olarak ateşkesin sağlanması üzerine odaklanacağını gösteriyor.

Aynı çerçevede, Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Süfyan el-Kudat, Cumartesi günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bakanlar Komitesi üyeleri, ziyaret edilecek ülkelerin üst düzey yetkilileri ve dışişleri bakanları ile buluşacaklar. Bu ziyaretlerin amacı, uluslararası destek toplamak, Gazze üzerindeki bu alevlenmiş savaşı durdurmak için acil ve etkili bir uluslararası hareketi başlatmak, savaşın ortaya çıkardığı acı ve insani felaketin gerçek fotoğrafını aktarmak, İsrail'in Filistinli sivillere yönelik canice suçlarını ortaya çıkarmak ve özellikle ibadet yerleri ve hastaneler gibi sivil hedeflere sürekli ve tekrarlayan saldırılarını ifşa etmektir."

Geniş temsil

Yazar ve siyasi analist Munif el-Harbi, “57 Arap ve İslam ülkesinin adını taşıyan bu komitenin hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak bazı etkenler var. Bunlar; bölgesel ve uluslararası birçok güçle çok yönlü ilişkilere sahip üye ülkelerin komitede olması ve komitenin Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Filistin gibi dış politikalarında Filistin meselesine doğrudan odaklanmış ve Filistin sorununa çözüm bulma konusunda taahhütte bulunmuş 5 Arap ülkesinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası düzeyde öneme sahip Türkiye, Endonezya ve Nijerya gibi İslam ülkelerinin de içinde bulunduğu 3 İslam ülkesini içermesidir" dedi.

Komitenin hedeflerine odaklanmanın önemini vurgulayan Harbi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Komitenin hedefi ateşkes için uluslararası bir hareket yaratmak ve ciddi bir barış sürecini başlatmaktır. Komite sadece ateşkesi elde edip Filistin sorununu çözümsüz bırakma amacında değildir. Çünkü bu, bizi yeniden şiddet ve karşı şiddete götürecektir. Özellikle 2012, 2014, 2018 ve 2021'de, önceki savaşlarda olduğu gibi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nin kapanışında yaptığı konuşmada uluslararası sistemin temellerinin hayata geçirilmesine dikkat çekti. Ben birçok ülkenin bu konuya ilgi duyduğuna inanıyorum.”

Harbi, ilk ziyaretin Çin'e yapılmasını destekleyen faktörlere şöyle işaret ediyor: “Çin, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nin kararlarını ve Filistin meselesinde Arap ve İslam pozisyonunu destekleyen ilk ülke oldu. Ayrıca, Ortadoğu'nun istikrarıyla ilgili konulara dahil olma niyetindedir. Özellikle Çin'in arabuluculuğunda Suudi Arabistan-İran anlaşması imzalanmasının arından Pekin’in dış politikasının önceki durumdan farklı olduğu görülüyor. Çin, Ortadoğu'daki karmaşık meselelere müdahil olmama eğiliminde."

Harbi, bölgesel ve uluslararası kamuoyunda Gazze'deki gelişmelere yönelik önemli bir değişiklik olduğunu şu sözlerle belirtiyor: “7 Ekim'de, uluslararası kamuoyunun büyük bir kısmı, özellikle Batı ülkeleri, İsrail'i eşi benzeri görülmemiş bir şekilde destekliyordu. Ancak İsrail'in Gazze'deki operasyonundan sonra resmi ve halk düzeyinde batı pozisyonlarında belirgin bir değişiklik var. Örneğin Fransa'nın tutumunda bir değişim gördük. Fransız Cumhurbaşkanı Macron bugün, 7 Ekim'deki Macron değil, söylemlerinde bir değişiklik oldu. Ayrıca, ABD yönetiminde görüş ayrılıkları var, bunu ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanlarından bazılarına gönderilen ve Başkan Biden'ın Gazze olaylarına yaklaşımına yönelik görüş ayrılıklarını ortaya koyan e-posta mesajında gördük. Tüm bunlar, ziyaretin zamanlamasını önemli kılıyor. Komite ateşkese son verme konusunda öncü bir rol oynayacak ve ardından Filistin sorununa çözüm bulma çalışmalarına devam edecek. Bu çabalar, Suudi Arabistan'ın son zamanlarda Arap Barış İnisiyatifi'ni Avrupa Birliği, Arap Birliği, Mısır ve Ürdün ile yeniden canlandırma çabalarına dayanmaktadır.”

Bu bağlamda, Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, 11 Kasım'da gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nin kapanışında yaptığı konuşmada, "Gazze'deki kanlı ve şiddet dolu savaşa rağmen, iki devletli çözüm fikrine ciddiyetle yaklaşıldığını görüyorum" ifadelerini kullandı.

İlk Adımlar

Bakanlar Komitesi’nin Çin ziyareti, geçtiğimiz hafta Riyad'da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Ortak Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin uygulanmasındaki ilk adımlardan biridir. Bu çerçevede, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve bir dizi diğer ülkenin dışişleri bakanları, iki örgütün genel sekreterleri, tüm örgüt ve birlik üyesi ülkeler adına uluslararası bir girişim başlatmak, Gazze'deki savaşı durdurmak ve uluslararası standartlara uygun kalıcı ve kapsamlı bir barışı gerçekleştirmek için derhal harekete geçme görevini üstlendiler. Bildirgede, "Filistin halkını öldürmek, varlıklarını yok etmek ve altyapılarını tahrip etmek için kullanılan silah ve mühimmatın işgal güçlerine ihracatının durdurulması" gerektiği ifade edildi. Bildirge, stratejik bir seçenek olarak barışa bağlılığı teyit ederken aynı zamanda Arap birliğinin ortak tutumu ve Ortadoğu'da barışı canlandırma çabalarının temeli olarak Arap barış girişiminin tüm unsurlarına ve önceliklerine “bağlı kalınması” çağrısı yaptı. Sonuç bildirgesinde ayrıca İsrail'in işgalini sonlandırma ve uluslararası hukuk ve ilgili yasal kararlar çerçevesinde Arap-İsrail çatışmasını çözme çağrısı yapıldı.

Siyasi yazar İbrahim Reyhan, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "On yıllardır ilk kez Arap ve İslami diplomatik eylemlere bu şekilde tanık oluyoruz. Gazze Şeridi'nde savaşın başladığı ilk günden bu yana Suudi Arabistan liderliğinde yürütülen bu eylemler yangını durdurmak için çeşitli diplomatik yolları deneyecek. Herhangi bir şey hakkında konuşmadan önce ilk adım olarak öncelik, İsrail cinayetlerini ve Filistin halkını topraklarından Mısır, Ürdün ya da başka bir yere doğru sürmeye yönelik her türlü girişimi durdurmaktır. Komite savaşın ilk günlerinden bu yana İsrail'e mutlak destek veren bazı Batılı ülkelerin pozisyonlarını değiştirmek için çalışacak ve Suudi Arabistan’ın sonuç bildirgesinin maddeleri konusunda Riyad Zirvesi'ne katılan tüm ülkelerin desteğini almayı başarmasının ardından komite muhtemelen bu misyonda başarılı olacaktır. Savaşı durdurduktan sonra Arap-İsrail çatışmasını çözecek siyasi bir sürecin başlatılmasından bahsetmek için henüz çok erken. Savaşın durdurulması şu anda diğer konulardan önceliklidir."

İbrahim Reyhân, "Çin'in bu diplomatik adım için ilk tercih edilen ülke olması, Filistin sorununun çözümünün artık tek bir kutbun elinde olmadığını benimseyen politika açısından anlam taşıyor. Arap ve İslam ülkeleri, Filistinlilere yönelik katliamların durdurulması için Netanyahu hükümetine baskı uygulayabilecek her ülkeye başvuracaktır. Zira Çin, 2022'de 19.4 milyar dolar değerindeki ticaret hacmiyle İsrail'in en büyük ticaret ortağıdır. Çin’i 10 milyar dolar ile ABD, 6.78 milyar dolar ile Türkiye takip ediyor. Bu durum, Çin'e bakanlar komitesi ile işbirliği içinde Gazze'de ateşkese yönelik çalışmalara destek vermek konusunda baskı kartı veriyor” dedi.

 Çin devlet televizyonu, Pazar gününün ilerleyen saatlerinde Çin Dışişleri Bakanlığı'nın "Arap ve İslam ülkelerinden bakanların bu ayın 20'si ve 21'inde Çin'i ziyaret edeceğini" bildirdiğini aktardı. Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin'in bu ülkelerin dışişleri bakanlarıyla şu anda İsrail ve Filistinliler arasında devam eden çatışmayı sakinleştirme, sivilleri koruma ve Filistin sorununa adil bir çözüm bulma konularında görüşeceğini belirtti.



Hürmüz'de iki BAE tankerine yönelik saldırıya Arap dünyasından geniş kınama

Hürmüz Boğazı yakınlarında bir gemi (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarında bir gemi (Reuters)
TT

Hürmüz'de iki BAE tankerine yönelik saldırıya Arap dünyasından geniş kınama

Hürmüz Boğazı yakınlarında bir gemi (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarında bir gemi (Reuters)

Körfez ülkeleri, Arap ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar, cuma günü, Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait ADNOC şirketinin iki tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında İran tarafından hedef alınmasını en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'ın bu saldırıların devam etmesinin sonuçlarından tamamen sorumlu tutulduğu belirtildi. Riyad, Tahran'a söz konusu ihlallere derhal son verme ve ilgili uluslararası hukuk kurallarına uyma çağrısında bulundu.

Açıklamada, bölgenin güvenliği ile uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğinin ortak sorumluluk olduğu vurgulanırken, saldırıların sürdürülmesinin kabul edilemez ve göz yumulamaz olduğu ifade edildi.

Suudi Arabistan, saldırıların tekrarlanmasının deniz ulaşımının güvenliği açısından tehlikeli bir tırmanış ve doğrudan tehdit oluşturduğunu, küresel enerji arzının güvenliğini riske attığını ve uluslararası hukuk ile teamüllerin ağır biçimde ihlal edildiğini belirtti.

Riyad ayrıca bu saldırıların, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş hakkı ve özgürlüğüne saygı gösterilmesini öngören ve bunu engelleyecek eylem veya tehditleri kınayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına açık bir meydan okuma olduğunu kaydetti.

Suudi Arabistan, BAE ile tam dayanışma içinde olduğunu ve Abu Dabi'nin egemenliğini, güvenliğini ve varlıklarını korumak amacıyla attığı adımları desteklediğini yineledi. Riyad, iki tankerin hedef alınmasını, İran'ın ticari gemi ve tankerleri hedef alan saldırılarının tekrarlanması olarak değerlendirerek en sert biçimde kınadı.

Katar: Hürmüz Boğazı baskı aracı olarak kullanılamaz

Katar, iki tankere yönelik İran saldırısını uluslararası hukuk kurallarının ve deniz seyrüsefer özgürlüğünün açıkça ihlali olarak nitelendirdi ve bunun BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına aykırı olduğunu belirtti.

Katar Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın bir baskı aracı olarak kullanılmasını kesin biçimde reddetti. Bakanlık, bu kapsamda boğazın koşulsuz şekilde yeniden açılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, bu kritik geçiş güzergâhında seyrüsefer özgürlüğünün pazarlık konusu yapılamayacak yerleşik bir ilke olduğu vurgulandı. Boğazın kapalı tutulmasının bölge ülkelerinin hayati çıkarlarını ve küresel ekonomiyi tehlikeye attığı belirtildi.

Katar ayrıca İran'ın kardeş ülkelerin mallarına yönelik gerekçesiz saldırılarını durdurması gerektiğini ifade etti. Doha, BAE ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin varlıklarını korumak için alacağı tüm önlemleri desteklediğini bildirdi.

Mısır'dan uluslararası seyrüsefer vurgusu

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yayımladığı açıklamada BAE ile tam dayanışma içinde olduğunu belirtti.

Kahire, uluslararası deniz ulaşımının güvenliğini tehdit eden veya gemiler ile sivil tesisleri tehlikeye atan tüm eylemlerin durdurulması gerektiğini vurguladı. Mısır ayrıca uluslararası hukuk kurallarına uyulması çağrısında bulunarak bunun gerilimin düşürülmesine ve bölgenin güvenlik ve istikrarının korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Körfez İşbirliği Konseyi: Tehlikeli ve kabul edilemez tırmanış

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) de iki tankerin hedef alınmasını kınadı. KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, saldırıların tehlikeli ve kabul edilemez bir tırmanış olduğunu belirtti.

Budeyvi, saldırıların dünyanın en önemli stratejik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımı ve uluslararası ticaretin güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu söyledi.

KİK Genel Sekreteri, bu değerlendirmelerin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ve ilgili Güvenlik Konseyi kararları, özellikle de 2817 sayılı karar çerçevesinde yapıldığını belirtti.

Budeyvi, İran'ın bu kritik uluslararası geçiş güzergâhını bir baskı ve tehdit aracına dönüştürme girişimlerini kesin biçimde reddetti. Uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirerek tekrarlanan saldırıların durdurulması için kararlı bir tutum alma ve uluslararası hukuk, deniz hukuku ve ilgili uluslararası kararlar doğrultusunda deniz ulaşımının güvenliği ile özgürlüğünü garanti altına alma çağrısında bulundu.

KİK Genel Sekreteri ayrıca Konseyin BAE ile tam ve kararlı dayanışma içinde olduğunu, Abu Dabi'nin güvenliğini, egemenliğini, varlıklarını ve çıkarlarını korumak için aldığı tüm önlemleri desteklediğini yineledi.

Arap Birliği: Deniz ulaşımına doğrudan tehdit

Arap Birliği de İran'ın iki tankeri hedef almasını kınayarak saldırının uluslararası hukukun ve BM Güvenlik Konseyi kararının açık bir ihlali olduğunu belirtti.

Birlik, "İran'ın bu ihlallerini tekrarlaması, deniz ulaşımının özgürlüğüne doğrudan tehdit oluşturuyor" değerlendirmesinde bulundu. Saldırıların uluslararası ticaretin seyri ve küresel enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.

Arap Birliği, uluslararası hukuk ve deniz hukuku kurallarına uyulması gerektiğini vurgulayarak İran'a tırmandırıcı eylemlerine son verme ve deniz ulaşımının güvenliği ile emniyetini tehdit edecek uygulamalardan kaçınma çağrısında bulundu.

Kuveyt: Hürmüz tamamen ve koşulsuz açılmalı

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, ticari gemilerin ve uluslararası deniz yollarının hedef alınmasının uluslararası hukuka ve 2817 sayılı karara aykırı olduğunu belirtti.

Açıklamada, bu tür saldırıların deniz ulaşımının güvenliğini, enerji arzının istikrarını ve uluslararası ticareti tehlikeye attığı vurgulandı.

Kuveyt, bölgede gerilimi daha da artıracak tüm eylemlerin durdurulması, uluslararası geçiş güzergâhlarında seyrüsefer özgürlüğüne ve güvenli geçiş hakkına saygı gösterilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın tamamen ve koşulsuz şekilde yeniden açılması çağrısında bulundu.


Suudi Arabistan ve Irak, güvenlik koordinasyonunun devam edeceğini vurguladı

Prens Halid bin Salman, dün Riyad'da Korgeneral Abdülamire el-Şemmari ile yaptığı görüşmede, (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Prens Halid bin Salman, dün Riyad'da Korgeneral Abdülamire el-Şemmari ile yaptığı görüşmede, (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Irak, güvenlik koordinasyonunun devam edeceğini vurguladı

Prens Halid bin Salman, dün Riyad'da Korgeneral Abdülamire el-Şemmari ile yaptığı görüşmede, (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Prens Halid bin Salman, dün Riyad'da Korgeneral Abdülamire el-Şemmari ile yaptığı görüşmede, (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlık Ofisi Başkanı Orgeneral Abdül Emir eş-Şemmari ile dün Riyad’da bir araya geldi. Görüşmede iki ülke arasındaki askeri ve savunma alanlarındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmeler ele alındı.

Suudi Savunma Bakanı dün X hesabından yaptığı paylaşımda, “Ortak çıkarlarımıza hizmet etmek, bölgenin güvenliğini ve istikrarını sağlamak amacıyla iki ülke arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin sürdürülmesinin önemini teyit ettik” ifadelerini kullandı.

Prens Halid bin Selman, “Irak, bizim için her zaman değerli bir komşu olmaya devam edecek. Hükümeti ve kardeş Irak halkıyla aramızda kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma bağları bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan’ın Irak’ın güvenliği, istikrarı, kalkınması ve refahını desteklemek amacıyla her zaman ülkenin yanında duracağını belirten Bakan, bunun Irak’ın ve halkının çıkarlarına hizmet ettiğini vurguladı.

Görüşmeye Suudi Arabistan tarafından Genel İstihbarat Başkanı Halid el-Humeydan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Feyyad er-Ruveyli, Müşterek Kuvvetler Komutanı Korgeneral Fehd es-Selman ve Savunma Bakanı İstihbarat İşlerinden Sorumlu Danışmanı Hişam bin Seyf katıldı.

Irak heyetinde ise İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri, Terörle Mücadele Teşkilatı Başkanı Korgeneral Zeyd el-Musevi ve Hava Savunma Komutanı Korgeneral Mühenned el-Esedi yer aldı.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Şemmari başkanlığındaki üst düzey Irak güvenlik heyeti dün Suudi Arabistan’a ulaştı. Heyetin ziyaretinde, insansız hava araçları (İHA) dosyası da dahil olmak üzere çeşitli güvenlik konuları ve ortak meselelerin ele alınması, ayrıca iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonu ve iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının görüşülmesi planlandı.


Suudi Arabistan: Kraliyet kararıyla Bakanlar Kurulu yeniden yapılandırıldı, Muhammed bin Selman başkanlığını sürdürecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Kraliyet kararıyla Bakanlar Kurulu yeniden yapılandırıldı, Muhammed bin Selman başkanlığını sürdürecek

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, dün üç kraliyet kararnamesi yayımladı. Kararnameler kapsamında Bakanlar Kurulu, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında ve mevcut üyeleriyle yeniden oluşturuldu.

Karar, Bakanlar Kurulu’nun oluşumuna ilişkin daha önce yayımlanan iki kraliyet kararnamesi ile ilgili diğer kararlar ve Bakanlar Kurulu Kanunu’nun 9. maddesi dikkate alınarak alındı. Söz konusu madde, Bakanlar Kurulu’nun görev süresinin dört yılı aşamayacağını ve bu süre içinde kraliyet kararıyla yeniden oluşturulması gerektiğini öngörüyor.

Yeni kraliyet kararları kapsamında Bender el-Hureyf, Yerel İçerik ve Kamu Alımları Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden alındı. Yerine Prens Abdülaziz bin Selman atandı.

Kral Selman bin Abdulaziz ve Suudi Arabistan Başbakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Suudi Arabistan Başbakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)

Ayrıca Muhammed el-Kuveyz, Sermaye Piyasası Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden alındı. Kuveyz’in yerine Mazen bin Türki bin Abdullah es-Sudeyri atandı ve kendisine bakanlık rütbesi verildi.