"Ölmek istemiyoruz" diyen Filistinli şair ailesinin gözü önünde İsrail güçlerince kaçırıldı

Gazze Savaşı'nda evi yok edilen binlerce kişiden biri olan Filistinli şair Musab Ebu Toha'nın Mısır'a geçeceği sırada İsrail askerleri tarafından alıkonulduğu belirtiliyor

Filistinli şair Musab Ebu Toha'ya Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans programına dönebilmek için ABD vizesi görüşmesi için İsrail'e giriş izni verilmemişti (X)
Filistinli şair Musab Ebu Toha'ya Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans programına dönebilmek için ABD vizesi görüşmesi için İsrail'e giriş izni verilmemişti (X)
TT

"Ölmek istemiyoruz" diyen Filistinli şair ailesinin gözü önünde İsrail güçlerince kaçırıldı

Filistinli şair Musab Ebu Toha'ya Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans programına dönebilmek için ABD vizesi görüşmesi için İsrail'e giriş izni verilmemişti (X)
Filistinli şair Musab Ebu Toha'ya Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans programına dönebilmek için ABD vizesi görüşmesi için İsrail'e giriş izni verilmemişti (X)

Dora Mengüç 

Gazze Savaşı beraberinde binlerce ölümü getirdi, İsrail'in saldırıları sürüyor.

Hamas'ın 7 Ekim'deki Aksa Tufanı Operasyonu adını verdiği saldırıyla başlayan, 240 kişinin kaçırılıp rehin alındığı olayların ardından İsrail'in abluka altına aldığı kentte durum vahim.

Yerel yetkililer can kaybının 11 bin aştığını, ölümlerden 5 binden fazlasını çocukların oluşturduğunu söylüyor.

Hayatını kaybedenlerin yanı sıra İsrail güçleri tarafından kaçırılanlar da var.

Onlardan birinin de Filistinli şair Musab Ebu Toha olduğu belirtiliyor. 

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, savaş öncesi 90 bin kişinin yaşadığı El-Şati mülteci kampında doğan edebiyatçı aynı zamanda Gazze'de ismi Edward Said'e adanan ilk İngilizce kütüphanenin kurucusuydu. 

The Atlantic ve The New Yorker gibi Amerikan yayınlarında şiir ve denemeleri yayımlanan şair, önceki yıllardaki çatışmalarda iki erkek kardeşi ile kız kardeşini kaybetmişti.

Şiirlerinde ünlü Filistinli şair Mahmud Derviş'in etkileri gözlenen Musab Ebu Toha geçen ay eşi ve çocuklarıyla birlikte Beyt Lahya'nın bombalanacağı haberleri üzerine evini terk edip Cebaliye mülteci kampına taşındı. 

İsrail güçleri Ebu Toha ve ailesinin de bulunduğu yerden yalnızca yetmiş metre mesafedeki kampı da bombaladı.

Twitter

Ebu Toha'nın 19 Kasım'da İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından kaçırıldığı belirtiliyor. 

İlk raporlar, söz konusu olayı şairin son dönemde İsrail karşıtı kaleme aldığı yazı ve şiirlerle ilişkilendiriyor. 

ABD yetkilileri tarafından kendisi ve ailesine Mısır'a geçiş izni verileceği söylenen edebiyatçının küçük oğlu ABD vatandaşı.

İsrail askerlerinin kuzey Gazze'den güneye gitmeye çalışırken Ebu Toha'yı bir kontrol noktasında gözaltına aldığı öne sürülüyor.

Edebiyat ve insan hakları üzerine çalışmalar yürüten PEN America da Ebu Toha'nın gözaltındayken güvenliği ve bir an önce serbest bırakılması için çağrı yaptı.

Ebu Toha, savaşın haberlere ve sosyal medyaya yansımayan anlarını kısaca tanımlayıp şiir ve yazılarına yansıtıyordu. 

Son olarak 9 Kasım'da Atlantic'de savaşın izleriyle ile ilgili bir şiiri yayımlanmış, yaşadıklarını ise şu sözlerle anlatmıştı:

Geçen yıl yazdım bu şiiri, İsrail askeri işgali altındaki çocukluğumu yansıtarak... Şu anda eşim ve üç çocuğumla Birleşmiş Milletler mülteci kampı olan Cebaliye'de kalıyorum. Bu şiiri kendime okuyorum ve çocuklarımın da gördükleri bomba ve patlamalar hakkında şiir yazabileceklerini düşünüyorum. İlk kez bir roketi gördüğümde 8 yaşındaydım. Amerika'da 2021 Mayıs'ında doğan en küçük çocuğum şimdi burada İsrail bombardımanının üçüncü dalgasını yaşıyor. Sadece etraflarında ölümü koklamıyorlar; aynı zamanda 10 gün önce Beyte Lahya'daki evlerini de kaybettiler. Neyse ki evde kimse yoktu. 8 yaşındaki oğlum Yazzan bana soruyor, "Oyuncaklarım hala yaşıyor mu?"

Musab Ebu Toha'nın aynı dergide yayımlanan şiirlerinden biri ise savaşın kendisinde bıraktığı izi şöyle anlatıyor:

tanklar toz içinde ilerler, patlıcan tarlalarından geçer
yapılmamış yataklar, gökyüzünde şimşek ve kardeş...
savaş uçaklarını izlemek için pencereye atlarlar
hava saldırılarından sonra duman bulutları içinde uçan...
kartallara benzeyen savaş uçakları
sanki bir ağaç dalı arar gibi,
nefes almak için
ama bu metal kartallar
kan/kemik çorba kasesinde yakalıyor ruhları!
radyoya gerek var mı?
zaten biz, kendimiz haberiz.
her mermiyle karıncaların kulakları acıyor,
öfkeli makineli tüfeklerden atılan...
askerler ilerler, kitapları yakar... 
kimileri  sigara içer, dünkü gazetenin sarılı sayfalarıyla 
tıpkı çocukken yaptıkları gibi...
bizim çocuklarımız ise bodruma saklanır, sırtları beton direklere dayalı...
başları dizlerinin arasında, ana babalar sessiz...
orası nemli ve bombaların yanan sıcaklığıyla dolu
hayatta kalmanın yavaş ölümüne eklenir.
eylül 2000'de akşam yemeği için ekmek aldıktan sonra,
bir helikopterin roket attığını gördüm
benden uzak bir kuleye,
beton ve camın düşeceği zaman diliminde, o korkunç çığlıklarıma dek ekmekler bayatlamıştı
o vakit hâlâ 7 yaşındaydım.
savaştan onlarca yaş daha genç,
bombalardan birkaç yıl daha yaşlı...

Musab Ebu Toha'nın arkadaşlarından Filistin Kurtuluş Örgütü eski sözcülerinden avukat Diana Buttu Twitter (X) hesabından Ebu Toha'nın kaçırıldığını doğruladı: 

Deneme yazarı ve şair Musab Ebu Toha, ailesiyle birlikte kaçarken Gazze'de İsrail ordusu tarafından kaçırıldı. Amerika'da doğan oğlu birkaç hafta önce tahliye edilmeye uygun bulundu, ancak Musab'ın adı listede yoktu. Sonunda, adını, eşinin adını ve diğer çocukların adını listeye eklediler ve güvenli olduğunda çıkmayı bekliyorlardı" 

Ebu Toha'nın kuzeyden güneye giderken bir kontrol noktasında diğer birçok kişiyle birlikte durdurulduğu, ellerini kaldırmaları söylendiği, Musab'a kucağındaki oğlunu bırakması emredildiği ve o sırada İsrail Savunma Kuvvetleri'nce kaçırıldığı ifade ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı veya İsrail Savunma Kuvvetleri konuyla ilgili bir açıklama yapmıyor.

Musab Ebu Toha (X)
Musab Ebu Toha (X)

Ebu Toha, New Yorker dergisinde Kuzey Gazze'deki Cebaliye mülteci kampındaki bombardıman ile ilgili gözlemlerini de aktarıyordu.

6 Kasım'da "Ateşkese Gelmemiş Bir Ateşkesi Beklemenin Acısı" başlıklı yazısında başından geçenleri özetle şöyle aktarmıştı:

31 Ekim'de evdeyken üç büyük patlama sarsıyor bizi. Pencereler kırılıyor. Enkaz ve toz oturma odasına uçuşuyor. Hepimiz iki yatak odasına koşuyoruz, tavana bakıyoruz. Bomba yetmiş metre uzaklığa düşmüş. Bir mahalleyi tamamen yok ediyor. Kitaplarımı kurtarmak için enkazın arasına geri dönmeyi planlıyorum. Elimden geldiğince, kurtaracağım her şeyi alacağım. Bu sefer onları kitap raflarına koymayacağım. Sadece sayfaların sağlam olduğundan emin olmak istiyorum. Kardeşim Hamza, on yılını harcadığı Arap dilbilgisi ve edebiyat kitapları için aynı şeyi yapacak. İkimiz de dua ediyoruz ki önümüzdeki günlerde yağmur yağmaz ve sayfalarını sırılsıklam etmez. Bu makalenin bir bölümünü telefonuma yazarken çok yakın başka bir patlama hissediyorum. Yaklaşık iki yüz metre kadar koşuyorum, bu da Birleşmiş Milletler tarafından işletilen bir okula çok uzak olmayan bir yer... Yaralı kadınlar ve çocukları yüzlerinden ve göğüslerinden kanlar içinde görüyorum. Büyük bir yangın var. Bir eczane buluyorum, vücudumu yaralanmalar için kontrol ediyorum ve etrafımdakilere yardımcı olmaya çalışıyorum. Yeniden hayatta kalıyoruz. Son zamanlarda eşim, donmuş et topladığını düşündüğü bir rüya gördü. Rüyasında, "Bu benim oğlumun kolu. Bu benim kızımın bacağı," diyordu. Savaş olmasaydı, haftada iki kez arkadaşlarımla futbol oynuyor olurdum. Eşimle film izliyor olurdum. Kitaplarımı okuyor olurdum. Çocuklarımı oyun parkına ve sahile götürüyor olurdum. Bisikletimle oğlum Yazzan'la sahil yolunda geziyor olurdum. Ama şimdi ne kitaplar var, ne raflar ne de sahil yolunda bir yol"

Ebu Toha'nın ABD'de İngilizce olarak yayımlanan şiir koleksiyonu Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi ödülünde finalist olmuş ve bu yıl Amerikan Kitap ödülünü kazanmıştı.

Filistinli genç şair, 2019-2020 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde konuk öğretim üyeliği görevinde bulunmuş, 2016'dan 2019'a kadar ise Gazze'deki Birleşmiş Milletler Yardım ve İşler Ajansı (UNRWA) okullarında İngilizce eğitmenliği yapmıştı.

Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.