Basil, Genelkurmay Başkanı’nın görevinin sonlanmasında ısrarcı

Şii İkili, Avn’ın görev süresinin uzatılması için hükümetin ‘çıkışı güvence altına almasını’ tercih ediyor.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Ordu Komutanı Joseph Avn ile bir araya geldiği bir görüşmenin arşiv fotoğrafı (Lübnan Parlamentosu)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Ordu Komutanı Joseph Avn ile bir araya geldiği bir görüşmenin arşiv fotoğrafı (Lübnan Parlamentosu)
TT

Basil, Genelkurmay Başkanı’nın görevinin sonlanmasında ısrarcı

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Ordu Komutanı Joseph Avn ile bir araya geldiği bir görüşmenin arşiv fotoğrafı (Lübnan Parlamentosu)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Ordu Komutanı Joseph Avn ile bir araya geldiği bir görüşmenin arşiv fotoğrafı (Lübnan Parlamentosu)

Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın 10 Ocak’ta emekliye ayrılmasıyla ordu liderliğinde oluşacak boşluğun doldurulması, zaman alıcı bir döngüyü beraberinde getiriyor. Durum, geçici Başbakan Necib Mikati’nin Avn’ın görevden ayrılmasının ertelenmesi meselesini gündem dışından çıkartarak, Bakanlar Kurulu’na sunmasına bağlı. Ancak şu ana kadar neredeyse tek başına tweet atan ve muhalefetinde kendisini destekleyecek kimseyi bulamayan Özgür Yurtsever Hareketi lideri Milletvekili Cibran Basil’in güçlü muhalefetiyle karşı karşıya.

Hizbullah, Basil’in bu yöndeki talebindeki ısrarına yanıt vermedi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Şii İkili’de üst düzey bir kaynak, Basil’in, Hizbullah’ın sürekli iletişim halinde olduğu irtibat ve koordinasyon sorumlusu Vefik Safa aracılığıyla Genel Sekreter Hasan Nasrallah’a bu konuda mesaj gönderdiğini söyledi.

Kaynak, Basil’in Nasrallah’a mesajını eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın kendisiyle yaptığı telefon görüşmesiyle hazırladığı söylentilerini yalanladı. Kaynağa göre Şii İkili, istikrarın sağlanması ve toplumsal barışın korunmasındaki ulusal rolleri nedeniyle, büyük askeri ve güvenlik kurumlarındaki liderlik konumunu korumak için ordu liderliğindeki boşluğun doldurulmasından yanaydı ve hala da öyle. Ayrıca Güney Lübnan’da İsrail sınırında devam eden çatışmalar nedeniyle ülkenin içinde bulunduğu istisnai ve acil koşullar ışığında tutumu her zamankinden daha sert.

Aynı kaynak, “Hizbullah, General Avn’ın görev süresinin uzatılmasını kabul etmeyen Basil’e uymak zorunda mı? Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye’nin seçilmesine karşı durduğu süre zarfında karşılığında kendisine ne teklif edildi? Ordu komutanının görev süresinin uzatılmasını destekleyen ve cumhurbaşkanının yokluğunda yeni bir komutan atamayı reddeden Maruni Patriği Beşara er-Rai ile yaşadığı anlaşmazlığa dahil olduğu için kendisine bedava ödül teklif etmek mümkün mü?” ifadelerini kullandı.

Kaynak, Hizbullah’ın cumhurbaşkanlığı yokluğunda devletteki liderlik pozisyonlarında oluşan boşlukları doldurmak için geçici hükümete yeşil ışık yakılmasına ilk itiraz eden Basil’i yatıştırmak üzere fazla güç kullanmaya niyeti olmadığını ifade etti. Nasrallah’ın buna dikkat etmek için inisiyatif aldığını söyleyen kaynak, Basil’in bu konuda dayanışmasını ilan ettiğini belirterek, bugün yeni bir ordu komutanı atamak konusunda ısrar ederek pozisyonunu değiştirmesine şaşırdıklarını dile getirdi.

Aynı kaynak, Şii İkili’nin ordu liderliğinde bir kadronun boşalmasını engellemek için önerilen seçenekleri Mikati ile ilk görüşen taraf olduğunu ve kendisiyle aynı fikirde olan Hristiyan çoğunluk ile bir çatışmaya girmek zorunda olmadığını belirtti. Kaynak, bir taraftan cumhurbaşkanının yetkilerini ihlal ederek yeni bir ordu komutanı atamak yerine General Avn’un görev süresinin uzatılmaması, diğer yandan yokluğunda bazı şeylerin kötüye gittiği bahanesiyle cumhurbaşkanlığındaki boşluğun uzatılması karşısında da uyarıda bulundu. 

Kaynak ayrıca, cumhurbaşkanlığı boşluğunun uzatılmasında bir sakınca olmadığını öne sürenlerin yolunu kesmek için General Avn’ın görevden alınmasının bir yıl yerine 6 ay ertelenmesinde bir sakınca olmadığını dile getirdi. Şii İkili’nin (Hizbullah ve Emel’in) hükümetin Avn’ın görevden alınmasını ertelemek için çıkışı güvence altına almayı tercih ettiğini ve hala öyle olduğunu söyleyen kaynak, bu nedenle Meclis Başkanı ordu liderliğinde bir boşluk oluşmasını önlemek için önerilen çözümlere açıklık gösterse de durumun Meclis’e devredilmesinin arzu edilen bir şey olmadığını ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri’nin Genelkurmay Başkanı’na yönelik kampanyayı desteklemediğini ve sadece muhalifleri tarafından değil, aynı zamanda Maruni Patriği ve ordu komutanının görev süresinin uzatılması konusunda aynı fikirde olan uluslararası ve Arap kurumlar tarafından kendisine uygulanan kuşatma nedeniyle Basil’in önerilerine katılmadığını vurguladı.

Öte yandan siyasi kaynakların Şarku’l Avsat’a belirttiğine göre General Avn’ın görevden alınmasını ertelemek için Bakanlar Kurulu’nda bir çıkış yolu bulmak zorsa, ordu liderliğindeki boşluğu parlamentonun doldurması için kapı aralık bırakılacak. Ancak kaynaklara göre çözüm, yalnızca askeri personel için emeklilik yaşını daha yükseğe çıkarmak, bu yaş sınırının hem kendisi hem de diğer güvenlik liderleri için uzatılmasına izin vermek, böylece meclis mevzuatının kişinin rütbesine dayalı olmasını önlemek olacaktır.

Kaynaklar, Mikati’nin görevlendirmesiyle Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Hakim Mahmud Makkeyye’nin hazırladığı fetva ışığında Şii İkili’nin ‘görevden almanın hükümet tarafından ertelenmesine’ bel bağladığına dikkati çekti.

Kaynaklar, görev süresinin ertelenmesinin hükümetle sınırlı tutulmasının, bir yasama oturumunda emekliliğe sevk edilen ve yerine vekaleten Tümgeneral Elias el-Bisari’nin görevlendirildiği Kamu Güvenliği Genel Müdürü Tümgeneral Abbas İbrahim’in görev süresinin uzatılması yönünde inisiyatif almaması dolayısıyla Şii İkili için bir utanç teşkil etmediğini söyledi. Her ne kadar askeri kurumdaki komuta, diğer güvenlik kurumlarında uygulanan komuta ile aynı olmasa da bu durum, ordu komutanlığının devrini engelliyor. Aynı şekilde Basil, ordudaki en üst rütbeye sahip olan, Askeri Konseyin tam zamanlı üyesi Tümgeneral Pierre Saab’ın vekaleten görevlendirilmesini istiyor.

Bu bağlamda Şii İkili içerisinden bir kaynağa göre Hizbullah, Basil adına bir savaşa girmek zorunda kalmayacak. Bu, sadece Meclis Başkanı Berri’nin seçim kampanyasına taraf olmayacağından değil, aynı zamanda onun yanında yer almanın da bir anlamı olmayacağından kaynaklanıyor.

Öte yandan görevden alınmanın ertelenmesi, General Avn’ın yerine yeni bir ismin atanmasından öncelikli olsa da Hizbullah, pozisyonunu yeniden gözden geçirmek için inisiyatif almazsa ayın ilk haftaları, kaçınılmaz olarak nihai pozisyonların netleşmesine yol açacak. Mevcut siyasi atmosfer de Basil’in General Avn’a karşı siyasi mücadelesinde işine yarayacak göstergeler taşımıyor. Çünkü Basil’in reddedici tavrını haklı çıkarmaya yönelik argümanı, ‘General Avn’ın ordu komutanlığından alınmasının cumhurbaşkanlığı mücadelesindeki şansını azaltacağı düşüncesi nedeniyle’ kişisel olarak nitelendiriliyor.



Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

Kaynaklar, İran Devrim Muhafızları'ndaki subayların Irak'taki silahlı grupların operasyonlarını yönetmeye devam ettiğini ve saldırıları durdurma yönündeki siyasi talepleri reddettiğini, müzakerelerin başarısız olma ihtimaline karşı Washington üzerinde baskı kurmak amacıyla "gölge askeri gözetmen" gibi hareket ettiklerini ortaya koydu.

“Koordinasyon Çerçevesi” ve Irak hükümetinden iki kaynak Şarku’l Avsat’a, dört Şii partinin liderlerinin son haftalarda Irak içindeki İranlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve saldırıların durdurulması gerektiğine ikna etmeye çalıştıklarını, ancak İranlılardan yanıt alamadıklarını söyledi.

Kaynaklar, Bağdat'ta önemli nüfuza sahip bir Kudüs Gücü subayının "koordinasyon çerçevesi içindeki müttefiklerden gelen çağrılara yanıt vermediğini, iletişimini silahlı grupların operasyon yetkilileriyle sınırladığını" söyledi. Kaynaklar, özel bir güvenlik toplantısında konuşan üst düzey bir Iraklı yetkilinin, "Bu adamı (Devrim Muhafızları subayını) nasıl durduramıyoruz?" diyerek, "Neden onu tutuklayamıyoruz?" diye sorguladığını belirtti.


Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
TT

Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Washington ile Tahran arasında imzalanan geçici ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Bağdat'ta diplomatların maruz kaldığı “pusunun” niteliğini açıkladı.

ABD'li yetkili, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “8 Nisan 2026'da Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği çalışanları, kendi ifadesine göre Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında bir Irak milis grubu tarafından gerçekleştirilen çok sayıda insansız hava aracı (İHA) saldırısına maruz kaldı” dedi.

ABD ile İran arasında iki haftalık geçici ateşkes anlaşması, 8 Nisan sabahı erken saatlerde Pakistan'ın arabuluculuğunda ilan edildi ve derhal yürürlüğe girdi. Bu adım, bölgesel gerginliği yatıştırmak ve müzakereler için bir fırsat penceresi açmak amacıyla atılmış, ancak kırılgan bir adım olarak değerlendirildi.

Irak'ın başkenti Bağdat'ın batısında bulunan hedef bölgenin, lojistik destek üssü “Victory” veya diplomatik ve askeri konvoyların kullandığı ve Irak güvenlik güçlerinin kontrolü altındaki yollar olduğu belirtiliyor.

ABD'li yetkili, “Tüm diplomatik personel iyi durumda ve sağlık durumları teyit edildi” dedi; ancak, Bağdat'ın merkezindeki “Yeşil Bölge”de elçilik binasından nispeten uzak olan ve İHA saldırısına uğrayan bölgede yürüttükleri görevin niteliği hakkında bilgi vermedi.

8 Nisan günü eşzamanlı olaylar yaşandı; yerel kaynaklar, havaalanı içindeki ABD diplomatik destek merkezine iki füze düştüğünü ve bunun bir yangına yol açtığını bildirdi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bağdat yakınlarında İran ile ittifak halindeki “Irak Hizbullah Tugayları” tarafından kaçırılan ABD'li gazeteci Shelly Kittleson'un serbest bırakıldığını duyurdu.

ABD yetkilileri, kaçıranlardan nasıl teslim alındığını açıklamadı; ayrıca, 2025 yılının Eylül ayında İsrailli araştırmacı Elizabeth Tsurkov'un kurtarılması sırasında olduğu gibi, ülke dışına nakledilip nakledilmediğine dair de bir açıklama yapmadı.

ABD'li yetkili, ABD'nin Irak hükümetine “şiddetle kınama” mesajı ilettiğini ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesi için kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini istediğini vurguladı. Irak hükümetinden konuyla ilgiili herhangi bir açıklama gelmedi.

 Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Askeri denetçiler

Iraklı kaynaklar dün, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları” subaylarının, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıları durdurmaya ikna etme girişimlerini reddettiklerini ortaya çıkardı.

Kaynaklar,Şarku’l Avsat'a, bu subayların ABD-İran savaşının patlak vermesinden beri Bağdat'ta “gölge askeri denetçi” olarak hareket ettiklerini; bunun amacının Washington üzerinde “baskı cephesi” oluşturmak ve ABD ile müzakerelerin başarısızlık senaryosuna hazırlıklı olmak olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler daha geniş çaplı bir gerginliğin parçası olarak ortaya çıkıyor; zira ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce, Irak topraklarından hareket eden İran yanlısı milis gruplarının ABD’nin çıkarlarına ve diplomatlarına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamıştı.

Bakanlığın önceki bir açıklamasında bu saldırıların, ABD vatandaşlarını, diplomatik tesisleri ve ticari çıkarları hedefleyen “son haftalarda gerçekleşen yüzlerce saldırı”nın yanı sıra, komşu ülkeleri, kurumları ve Iraklı sivilleri, özellikle de Kürdistan Bölgesi'ni hedef alan saldırıların ardından geldiği belirtilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Irak hükümetiyle bağlantılı bazı çevreleri bu milis gruplarına “siyasi, mali ve operasyonel destek” sağlamakla suçlayarak, bunun Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilere olumsuz yansıyacağı uyarısında bulundu.

Washington, çıkarlarını hedef alan herhangi bir saldırıya “tolerans göstermeyeceğini” vurgulayarak, Irak hükümetinden ülke içindeki İran bağlantılı silahlı grupları dağıtmak için acil önlemler almasını talep etti.


Mladenov ile Hamas heyeti, ‘silahsızlanma’ konusunda ‘kararlı’ mutabakatlar sağlamak üzere Kahire’de bir araya geldi

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
TT

Mladenov ile Hamas heyeti, ‘silahsızlanma’ konusunda ‘kararlı’ mutabakatlar sağlamak üzere Kahire’de bir araya geldi

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un Nehr el-Barid bölgesinde, yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan geçici bir kampta yaşayan iki Filistinli çocuk (AFP)

Filistinli ve Mısırlı kaynaklar, Hamas heyetinin dün Kahire’ye ulaştığını bildirdi. Kaynaklara göre heyet, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Filistinli gruplar ve Mısırlı yetkililerle görüşmeler gerçekleştirecek.

Yaklaşık bir hafta içinde yapılacak ikinci tur toplantıların, kaynakların ifadesine göre ‘kritik mutabakatları’ ele alması bekleniyor. Görüşmelerde özellikle silahsızlanma dosyasının gündemde olacağı belirtiliyor. Bu gelişme, İsrail basınında yer alan ve Mladenov’un Gazze Şeridi’nde silahsızlanmaya ilişkin Hamas’tan yanıt almak için verdiği sürenin cuma günü dolacağı yönündeki haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, hareketin olumlu yanıt vermemesi halinde İsrail’in yeni bir askeri operasyon başlatabileceği ifade edildi.

Silahsızlanma, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Uluslararası ve bölgesel medyada yer alan bilgilere göre plan, Hamas’ın tünel ağını imha etmesini ve 8 ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan kapsamında, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındırıldığının nihai olarak doğrulanmasının’ ardından İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi hedefleniyor. İsrail ise Hamas silahsızlandırılmadan Gazze Şeridi’nden çekilmeyeceğini vurguluyor.

Hareketler ve tehditler

Yedioth Ahronoth ve Israel Hayom gazetelerinin perşembe günü yayımladığı haberlere göre, İsrail, Mladenov tarafından tanınan sürenin dolmasının ardından Hamas’ın vereceği yanıtı bekliyor.

The Times of Israel gazetesi ise salı günü üç kaynağa dayandırdığı haberinde, “Gazze Barış Kurulu’nun Hamas’a silahsızlanma teklifini kabul etmesi için cuma gününe kadar süre tanıdığını” aktarmıştı.

Sürenin dolmasına saatler kala Mladenov, perşembe akşamı X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Uzun süredir bekleyen aileler için temel ihtiyaç malzemeleri taşıyan 602 tır Gazze’ye giriş yaptı” ifadesini kullandı.

Gazze’deki hükümet medya ofisi ise dün yayımladığı açıklamada bu bilgiyi yalanladı. Açıklamada, 9 Nisan tarihine ait verilerin yalnızca 207 tırın bölgeye giriş yaptığını gösterdiği belirtilerek, bunların 79’unun insani yardım taşıdığı, kalan tırların ise genellikle özel şirketlere ait ticari ürünler içerdiği ifade edildi.

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında kurulan bir çadır kampı (AFP)Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında kurulan bir çadır kampı (AFP)

Mısırlı bir kaynak Şarku'l Avsat'a, görüşmelerin cuma akşamı başlayacağını ve ardından devam edeceğini belirtti. Kaynağa göre, Hamas’ın olumlu bir yanıt verme ihtimali yüksek. Bu beklentinin, Mladenov tarafından iyi niyet göstergesi olarak değerlendirilen yardım tırı sayısındaki artışla da bağlantılı olduğu ifade edildi. Tarafların açıkladığı rakamlar arasında farklılık bulunsa da bunun görüşmeler açısından ‘üzerine inşa edilebilecek olumlu bir gelişme’ olduğu vurgulandı.

Aynı kaynak, şu ana kadar Hamas’ın olumlu yanıtın ardından uygulama sürecinin nasıl işleyeceğini tartışmaya hazır olduğuna işaret eden göstergeler bulunduğunu belirtti. Bu sürecin, sahada somut adımlar atılmasını gerektiren kritik mutabakatlara ihtiyaç duyduğunu ifade eden kaynak, “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin fiilen devreye girmesini görebiliriz” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan İsrail’in tutumunun değişken olduğuna dikkat çekilerek, Tel Aviv yönetiminin Hamas’ı oyalama taktiği izlemekle suçlayarak askeri operasyonlara yönelebileceği uyarısı yapıldı.

Filistinli ikinci bir kaynak ise Filistinli heyetlerin en geç cuma ya da cumartesi günü tamamlanacağını söyledi. Kaynak, Hamas’ın vereceği yanıtın ne tamamen ret ne de tamamen kabul anlamına gelmeyebileceğini dile getirdi.

Aynı kaynak, hareketin ve diğer Filistinli grupların, önerilen çerçevenin uygulanmasına ilişkin sorularına Mladenov’dan gelecek yanıtı beklediğini belirtti. Bu kapsamda İsrail’in anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağı ve Gazze Şeridi’nden çekilip çekilmeyeceği, uluslararası güçlerin ve Filistin polisinin konuşlandırılması ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin işleyişi gibi başlıkların öncelikli olduğu ifade edildi.

Hamas’a yakın üçüncü bir Filistinli kaynak ise Kahire’deki görüşmelerin tüm taraflar açısından kolay geçmeyeceğini söyledi. Kaynak, özellikle Mladenov’un yardım konusundaki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı yönündeki rahatsızlığa dikkat çekti. Buna karşın hareketin, Filistinlilerin yaşadığı sıkıntıları hafifletmeye ve İsrail tarafının da yükümlülüklerini yerine getirmesiyle anlaşmanın tam olarak uygulanmasına odaklandığı ifade edildi.

Kaynaklar olumlu sinyaller bekliyor

Yedioth Ahronoth ve Israel Hayom gazetelerine göre, Hamas’ın olumsuz yanıt vermesi durumunda karar İsrail’e kalacak. Bu durumda Tel Aviv yönetiminin, hareketi cezalandırmak için güç kullanma seçeneğini değerlendirebileceği ifade edildi. Her iki gazete de ‘tüm seçeneklerin masada olduğu’ ve siyasi talimatların beklendiğini aktarırken, dikkatin Lübnan üzerindeki gelişmelere yoğunlaşması nedeniyle önümüzdeki günlerde Gazze’de çatışmaların yeniden başlamasının zor göründüğünü vurguladı.

Bu değerlendirme, The New York Times gazetesinin pazartesi günü yayımladığı haberle de örtüşüyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, arabulucu tarafların Hamas’ı söz konusu girişimi kabul etmeye yönlendirmek için yoğun bölgesel baskı uyguladığını belirtti. Bu çabanın, kapsamlı bir askeri operasyon dalgasının önüne geçmeyi hedeflediği ifade edilirken, ABD yönetiminin de barış sürecinin reddedilmesi halinde sert askeri seçeneklere başvurabileceği yönünde mesajlar verdiği kaydedildi.

Yaşanan gelişmeleri değerlendiren siyaset bilimi uzmanı Tarık Fehmi, bir hafta içinde düzenlenen ikinci Kahire görüşmesinin, tarafların uzlaşıya bağlı kalması halinde olumlu bir tabloya işaret ettiğini söyledi.

Fehmi, Hamas’tan gelmesi beklenen ‘olumlu ancak şartlı’ yanıt, Mladenov’un yardım girişimleri ve Kahire’nin arabuluculuk çabaları ışığında, Gazze anlaşmasına ilişkin dosyalarda uygulanabilir mutabakatlara varılma ihtimalinin bulunduğunu belirtti. Fehmi, sürecin başarısız olması halinde ise İsrail’in halihazırda planladığı şekilde Gazze Şeridi’nin geri kalanını işgal etme ihtimaline dikkat çekti.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise hafta boyunca art arda gelen tehditlerin ve Mladenov ile Hamas arasındaki görüşme öncesindeki söylemlerin, hareket üzerinde baskı kurma amacı taşıdığını ifade etti.

Er-Rakab, Kahire görüşmelerinin en iyi senaryosunun, Filistin polisinin oluşturulması ve uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının ardından silahların devrine yönelik ilkesel bir uzlaşı sağlanması olduğunu belirtti. Ancak bunun, Hamas’ın hesaplarına bağlı olduğuna işaret eden er-Rakab, hareketin süreçten ‘en az kayıpla çıkmayı’ hedeflediğini vurguladı.