Akdeniz için Birlik, Gazze’nin savaş sonrası geleceğiyle ilgili yol haritası gündemiyle toplandı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Bin Ferhan, askeri operasyonların derhal sona erdirilmesine öncelik verilmesinin önemini vurguladı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, AİB 8. Bölgesel Forumu toplantısı hatıra fotoğrafında yer aldı (AFP)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, AİB 8. Bölgesel Forumu toplantısı hatıra fotoğrafında yer aldı (AFP)
TT

Akdeniz için Birlik, Gazze’nin savaş sonrası geleceğiyle ilgili yol haritası gündemiyle toplandı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, AİB 8. Bölgesel Forumu toplantısı hatıra fotoğrafında yer aldı (AFP)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, AİB 8. Bölgesel Forumu toplantısı hatıra fotoğrafında yer aldı (AFP)

İsrail’in Gazze Şeridi’nde işlediği katliamın ve savaşın yarattığı daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani felaketin durdurulması için çeşitli cephelerden diplomatik çabaların yoğunlaştığı bir dönemde İspanya’nın Barselona şehri, Akdeniz için Birlik (AiB) örgütünün 8. Bölgesel Forumu’na ev sahipliği yaptı. İsrail ile Hamas arasında devam eden savaşın sona ermesinin ardından Gazze Şeridi'nin ve tüm Filistin'in geleceği için bir yol haritası çizilmesi gündemiyle düzenlenen olağanüstü foruma, Avrupa Birliği (AB) ve Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin dışişleri bakanları katıldı.

Forumun toplantıları, genellikle AB üyesi ülkeler ile Akdeniz’in güney kıyısında yer alan ülkeler arasındaki iş birliğini geliştirmeye ayrılsa da AiB, bu kez katılımcı sayısı açısından rekor kıran mükemmel bir siyasi forum olarak karşımıza çıktı. Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi (AL) Olağanüstü Ortak Zirvesi’nden çıkan bir kararla kurulan bakanlar komitesinin başkanı olan Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, foruma özel konuk olarak katıldı.

Şarku'l Avsat'ın forumdan sorumlu bir diplomatik kaynağa teyit ettirdiği bilgilere göre, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, forumun açılışı öncesinde Filistinli mevkidaşı Riyad el-Maliki ile uzun bir görüşme yaptı. Görüşmede, savaş bittikten sonra Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'nin yönetimini devralması için ihtiyaç duyduğu destek ele alındı.

İspanya Dışişleri Bakanı Albares, Hamas'ın İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve Belçika Başbakanı Alexander De Croo’nun İsrail'e yaptıkları son ziyaret sırasındaki tutumlarını ‘net ve cesurca’ olarak nitelendirdiği açıklamasıyla ilgili bir soruya, ‘terör örgütlerinin açıklamaları hakkında yorum yapmadığı’ yanıtını verdi. Albares, İspanya hükümetinin Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği eylemi ilk günden beri kınadığını da sözlerine ekledi.

İspanya hükümetinin bazı üyelerinin Gazze'de devam eden savaşa ilişkin tutumları, Madrid ile Tel Aviv arasında diplomatik bir krize neden olmuş ve bu tutumları protesto etmek üzere her iki tarafın büyükelçileri çağrılmıştı. İspanya Sosyal Haklar Bakanı görevini vekaleten yürüten Ione Belarra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin halkına karşı savaş suçları ve soykırım işlemekten Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) karşısına çıkarılması ve İsrail ile ilişkilerin kesilmesi çağrısında bulunmuştu. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisi'nde yapılan oylamayı kazanmıştı. Ardından yardımcısı ve baş müttefiki Sumar Partisi lideri Yolanda Diaz, Sanchez'i Gazze'deki son olaylar karşısında tıpkı Avrupa Birliği'nin (AB) Ukrayna'daki savaşa ilişkin tutumuna benzer şekilde net bir tutum sergilemekten çekinmemeye çağırmıştı. Sanchez, İsrail'e yaptığı son ziyaret sırasında Netanyahu'ya, “Gazze'de sivillerin öldürüldüğünü görmek kesinlikle dayanılmaz bir manzara” dedi. Bu sözler üzerine İsrail hükümeti, Sanchez'i ‘terörü desteklemekle’ suçladı. Açıklama, İspanya Dışişleri Bakanlığı tarafından İsrail’in Madrid Büyükelçisi’nin protesto amaçlı nota verilmek üzere bakanlığa çağrılmasına yol açtı.

ASDWFE
Josep Borrell Barselona'da düzenlenen foruma katıldı (EPA)

Forumun oturum aralarında bir grup gazeteciye açıklamalarda bulunan İspanya Dışişleri Bakanı Albares, İsrail’in açıklamasını İspanya'nın ‘kabul edilemez ve asılsız’ olarak nitelediğini söyledi. Bu açıklamanın yapılmasının nedenleriyle ilgili olarak İsrail büyükelçisinden net açıklamalar beklendiğini ve kendisinden bu açıklamaların gelecekte tekrarlanmayacağına dair garanti istendiğini belirtti. Albares, “İsrail'in Hamas'a yönelik, savaşta sivilleri canlı kalkan olarak kullandığı yönündeki suçlamaları, sivilleri öldürmesi için bir mazeret oluşturmaz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, forum öncesi yaptığı açıklamada, Riyad'da düzenlenen İİT-AL Olağanüstü Ortak Zirvesi’nin sonuçlarına dikkati çekti. Bin Ferhan, zirve sonucunda kurulan Arap ve Müslüman ülkelerin ortak tutumunu aktarmak ve Gazze Şeridi'ndeki krize bir çözüm yolu bulmak amacıyla dünya genelinde birçok önemli ortağı ziyaret eden bakanlar heyetinin başına atandığını kaydetti.

Bin Ferhan, uluslararası toplumun Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonların derhal sona erdirilmesine, yeterli ve güvenli insani yardımların geçişinin sağlanmasına ve tüm sivil rehinelerin serbest bırakılmasına öncelik vermesinin önemini vurguladı. Bin Ferhan, geçici ateşkes anlaşmasına varılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bunun olumlu bir gelişme olduğunu ve acil insani yardımın güvenli geçişine olanak sağladığını dile getiren Suudi Bakan, geçici ateşkesin ardından askeri operasyonlar kapsamlı ve tamamen durdurulmadığı sürece sadece insani yardımların Gazze'ye girmesinin yeterli olmadığının altını çizdi. Suudi Arabistan’ın krizin başlamasından bu yana her türlü şiddeti ve sivillerin hedef alınmasını kınadığını aktaran Bin Ferhan, “Gazze Şeridi'nde devam eden gerilim, daha fazla yıkıma, aşırılığa ve daha fazla masum insanın öldürülmesine yol açıyor. Aynı zamanda bölgenin güvenliğini tehdit ediyor” şeklinde konuştu. İsrail güçlerinin sivillerin hayatlarını hiçe sayarak yürüttüğü askeri operasyonların hız kazanmasına ve uluslararası kuruluşların başarısız olmasına rağmen, Gazze Şeridi'ndeki mevcut krizin aşılması için ciddi çaba gösterilmesine dikkat çekti. Bin Ferhan ayrıca, kardeş Filistin halkının onurunu koruyacak ve refahını sağlayacak bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açacak barış sürecinin canlandırılması için ciddi ve inandırıcı bir plan ortaya konulmasının önemini vurguladı.

VDFGRT
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri de Barselona'daki foruma katıldı (Reuters)

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile bir araya gelen Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, sivillerin korunması, Gazze Şeridi'nde güvenliğin ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için tam ve sürdürülebilir bir ateşkesle insani ateşkese bağlı kalmanın önemine değindi. Bin Ferhan, görüşmede savaşın sona ermesi için iki devletli çözümden başka bir yol olmadığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Bin Ferhan, AiB örgütünün 8. Bölgesel Forumu kapsamında Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna ile de bir araya geldi. Suudi Arabistan resmi ajansı SPA’nın aktardığına göre, görüşmede, Gazze Şeridi ve çevresindeki durumun yanı sıra sivillerin korunması amacıyla sürdürülebilir bir ateşkes için gösterilen çabalar, ateşkesin kalıcılaştırılması ve sürdürülmesinin önemi ele alındı. Görüşmede, Ortadoğu'nun ve dünyanın güvenlik ve istikrarını artıracak şekilde ortak ilgi alanına giren pek çok konuya da değinildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Bin Ferhan, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk kurallarının uygulanmasına yönelik uluslararası çabaları yoğunlaştırmanın gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, ilgili uluslararası anlaşmalara uygun olarak bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulmasını sağlamak için barış yoluna dönmenin öneminin altını çizdi.

İİT-AL Olağanüstü Ortak Zirvesi’nden çıkan bakanlar heyetine başkanlık yapan Bin Ferhan, forumun oturum aralarında İspanya Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede Gazze Şeridi'ndeki mevcut krizin üstesinden gelinmesi ve bu felakete son verecek inandırıcı bir barış planı üzerinde çalışılması gerektiğini vurguladı. Suudi Bakan, krizin çözümü için iki devletli çözümden ve bağımsız, egemen bir Filistin devletinin tanınmasından başka alternatif bir yol olmadığını kaydetti.

Diğer taraftan İsrail, AİB forumuna katılmadı. İsrail, hafta ortasında, gündemin kendisine danışılmadan Gazze'deki savaşla sınırlandırılması yönünde değiştirildiğini bahane etti ve toplantılara katılmayacağını açıkladı.

İspanyol diplomatlardan birinin söylediğine göre, İspanya diplomasisi, önümüzdeki ayın sonlarında sona erecek AB dönem başkanlığı çerçevesinde Batı ve İslam dünyası arasındaki bu savaşın yol açtığı uçurumun genişlemesini önlemek için haftalardır çalışıyor. Aynı diplomat, söz konusu çabaları çeşitli cephelerde yönetmekten ve koordine etmekten sorumlu.

Öte yandan forum, sonuç bildirisinde 7 Ekim saldırılarından sonra İsrail'in kendisini savunma hakkına atıfta bulunulmasını kabul etmeyen Arap ülkelerinin heyetleri arasında hararetli ve seslerin yükseldiği tartışmalara sahne oldu. Diğer yandan ateşkes isteme konusundaki çekincelerini dile getiren Almanya, yardımların ulaştırılması için insani ateşkes çağrısını destekledi.

Bunun yanında anlaşmazlığın iki devletli çözüm ve İsrailliler ile Filistinliler arasında karşılıklı tanınma temelinde çözülmesi için uluslararası bir konferans çağrısı yapılması amacıyla diplomatik çabalar sarf edildi. AB tarafından benimsenen bu eğilim, forumda hazır bulunan Arap Birliği ve İİT temsilcileri tarafından desteklendiyse de İsrail tarafından reddedildi.

En büyük zorluğun yalnızca temel altyapıyı yok eden büyük yıkım olmadığını dile getiren AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, aynı zamanda Gazze halkının sivil idaresinden sorumlu olan Hamas'ın dağıtılmasından dolayı da savaş bittikten sonra Gazze Şeridi'nin içinde bulunacağı durum olduğunu söyledi. Borrell, AB’nin, Filistin Yönetimi’nin Gazze’nin sorumluluğunu üstleninceye kadar bu görevi Birleşmiş Milletler'e (BM) devretme eğiliminde olduğunu da sözlerine ekledi.

Borrell, AiB 8. Bölgesel Forumu toplantılarının ‘İsrail'e karşı bir komplo’ olduğu yönündeki iddiaları kategorik olarak reddetmişti.



Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.


Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
TT

Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)

İsrail medyası dün, Güvenlik Kabinesi'nin şu açıklamayı yaptığını bildirdi: "İran'ın İsrail'e zarar verme girişimlerine kararlı bir güçle karşılık vereceğiz."

Jerusalem Post gazetesinin bilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi İran'a, iki taraf arasında yapılacak görüşmede İran heyetinin "somut öneriler" sunmasını beklediğini bildirdi.

İsrail gazetesi, iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Amerikalıların İran'dan nükleer mesele ve diğer konularda "tavizler" vermesini beklediğini ifade etti.

Gazete, İsrail Güvenlik Kabinesinin İran rejiminin verdiği sözleri tutacağına güvenilemeyeceğine inandığını belirtti.

Jerusalem Post, askeri bir kaynağa atıfta bulunarak, “İran rejimi, verdiği sözlere güvenilemeyeceğini defalarca kanıtladı… Eğer İran egemenliğimize tecavüz etmeye veya vatandaşlarımıza zarar vermeye kalkışırsa, sonuçları ağır olacaktır… Kararlı bir güçle karşılık vereceğiz” ifadelerini aktardı.

Kaynak ayrıca, İsrail'in ABD ve İran arasındaki görüşmelerin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve balistik füze programına kısıtlamalar getirmesi konusunda ısrar ettiğini de belirtti.

Jerusalem Post, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail askeri yetkililerinin yakın zamanda ABD'ye İran'ın balistik füze programının varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu, gerekirse İsrail'in Tahran'a karşı tek taraflı olarak harekete geçmeye hazır olduğunu bildirdiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Jerusalem Post’tan aktardığına göre bir güvenlik kaynağı, “İran'ın balistik füzeler konusunda belirlediğimiz kırmızı çizgiyi aşması durumunda tek taraflı olarak karşılık vereceğimizi Amerikalılara bildirdik” dedi. Kaynak, İsrail'in henüz bu noktaya ulaşmadığını ancak İran içindeki gelişmeleri yakından izlediğini belirtti.

Cuma sabahı Maskat, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında dolaylı müzakerelerin bir turuna ev sahipliği yaptı ve iki taraf görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer daha sonra belirlenecek.